T.D.F Çernobilin Peşini Bırakmıyor..

0
722 kez

cernobilTrabzon Dernekleri Federasyonu 2003 yılında başlatmış olduğu Çernobil in Karadeniz deki etkilerini araştırma ve Kansere etkileri konusundaki çalışmalarına devam ediyor.

Çernobil Faciasının 23 yıl dönümünde Federasyon Yöneticileri, Delegeler ve davetlilerden oluşan katılımcılarla İstanbul Boğazında Kabataş’tan yola çıkarak Karadeniz açıklarında yeni Çernobiller olmasın diyerek Karadeniz in serin sularına siyah çelenk atarak protesto ettiler.

Kanser hastalara şifa ölenlere rahmet duaları arasında;

Karadeniz’in Çığlığı Kanserden Ölüyoruz..

Çernobili Unutma Geleceğine Sahip Çık..

Karadeniz in Kara Kaderi Çernobil Kanseri..

Koca Erkan Ocaklıyı,

Tonton Yağmurdereliyi,

Sevgi Dolu Koyuncuyu,

Gencecik Sibel Kalaycıyı,

Yedin Hala Doymadın mı?

Pankartları açılarak meşaleler yakılarak ve maskeler takılarak, maytaplar atılarak protesto sürdürüldü.

ÇERNOBİL‘İ UNUTMA GELECEĞİNE SAHİP ÇIK

ÇERNOBİL SANTRAL KAZASININ 23. YILINDA TDF –

TRABZON DERNEKLERİ FEDERASYONU TARAFINDAN BASIN AÇIKLAMASI YAPILDI.

TDF – Trabzon Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık Komisyonu Başkanı Hüseyin AYAZ tarafından 26 Nisan 2009 Pazar günü Basın açıklaması yapıldı.

TDF – Trabzon Dernekleri Federasyonu’nun 300 kişilik Aktif Eylem Grubu İstanbul Boğazının Karadeniz açıklarında Rumelifeneri önlerinde, ÇERNOBİLİ UNUTMA, GELECEĞİNE SAHİP ÇIK sloganı ile Karadeniz’e siyah Çelenk bıraktılar..

“Çernobil Felaketinin 23. Yıl dönümünde ÇERNOBİL

KANSERİ, KARADENİZİN KARA KADERİ” konulu basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasının ardından Çernobil ve Kanser üzerine derlenen Karadeniz türküleri kemençe eşliğinde 300 kişilik Aktif Eylem grubu tarafından söylendi.

Felaketin 23. Yıldönümü;

Bugün; Çernobil Nükleer Santralı‘nda 26 Nisan 1986‘da meydana gelen kazanın 23. yıldönümü.

Çernobil Felaketi yaşamını yitiren insanlar, kullanılamayan binlerce kilometre tarım alanları, kirlenen yeraltı suları ile kara bir leke olarak tarihte yerini alırken, sonuçları uzun yıllara yayılmış bir karanlık miras bırakmıştır.

Çernobil faciasının ardından yayımlanan 5 bin civarındaki tıbbi araştırmada kazadan sonra bölgedeki kanser oranının 20 kat, sakat bebek doğumlarının 2,5 kat, tüberküloz hastalığına yakalananların sıklığının ise 10 kat arttığı belirtiliyor.

Kazanın ardından geçen 22 yıllık süre içinde bölgede yaşayan insanların vücutlarında hücre ölümü, bağışıklık sisteminde yetersizlikler ve genetik yapının bozulması ile orantılı olarak kanser oluşumunun hızlandığı araştırma sonuçları olarak dünya kamuoyuna yansıdı.

Ülkemizde ise ciddi bir araştırma yapılmaması nedeniyle Çernobil kazasından etkilenmenin boyutları tam olarak hala bilinememektedir.

Nükleer santralların yarattığı tehdit, yalnızca patlama gibi büyük bir kaza ile sınırlı değildir. Basına yansıyan-yansımayan, açıklanan-açıklanmayan, irili-ufaklı radyoaktif sızıntılar bugün dahi devam etmektedir. Sızıntı olmasa bile nükleer santral civarında radyasyon artışı yaşandığı, hava, su, toprak kirliliğine neden olarak canlı yaşamı üzerinde olumsuz etkiler yarattığı da bilinen bir gerçektir.

Ortaya çıkan yasa ve yönetmelikler, insanların nükleer santral kurulumuna ikna edilmek için “nükleer teknoloji ve istihdam hayali” ile kandırıldığını belgelemiştir. Yasaya göre dışarıdan personel alınacaktır. Nükleer teknoloji getirilmesi değil, ülkemizin nükleer çöplük yapılması söz konusudur.

26 Nisan 1986 ÇERNOBİL FACİASI

-26. Nisan. 2009 Cumartesi günü Ukrayna’daki ÇERNOBİL Nükleer Santralının Feci bir şekilde patlamasının ardından, 29 Nisan 2006 Tarihinde Dünya sağlık örgütü ve 1 Mayıs 2006 tarihinde SSCB Büyük elçisi Dışişlerimize Türkiye’nin Radyasyonlu bulutlarının etkisi altına girdiğini bildirdi.

-Maalesef yetkililerimizin konuyu halktan gizlediler ve halkımız olan biteni ve Radyasyon yüklü bulutlarının tehlikeli etkisi altında olduğumuzu dış basıdan öğrenmişti.

-AET – Avrupa Ekonomik Topluluğu 600 Bekerel ın üzerindeki radyasyon taşıyan gıda maddelerini kullanımını ve ticaretini yasaklamıştır. Buna rağmen, ülkemizin yetkilileri 09.Temmuz.1986 yılında bu uyarının dikkate alınacağı ve gereğinin yerine getirileceği güvencesini verdiği halde bu güvenceye uymamış radyasyonlu gıdaları içeride vatandaşımıza sattıkları gibi, dış ülkelere de satmışlar ve bu satılan gıda ürünleri, aşırı radyasyon içerdiği gerekçesiyle alan ülkeler tarafından iade edildi.

-İhmale devam eden yetkililer bu gıdaları masum halkına yedirerek anayasanın 59 maddesindeki vatandaşının beden ve ruh ve sağlığını geliştirecek tedbirleri alacağı maddesini alenen ihlal etmişlerdir. Bilineceği gibi bu tür uygunsuz işlerden ilgili Bakanların münferiden sorumlu olduğu anayasamızın 100 ve 102-2 maddelerinde kayıtlıdır.

-Dönemin YÖK Başkanı ise tüm üniversitelere 28. 08. 1886 gün ve 08-25-8372 nolu yazısı ile radyasyon komitesinin Türkiye deki radyasyon ölçümlerini ve sonuçlarıyla ilgili her türlü bilginin kamuoyuna verilmesini yasakladılar.

ÇERNOBİ FACİASINDAN sonra 3 Temmuz 1986 yılında radyasyon güvenlik toplantısında bugün hizmet veren RESAN in kurulması telaşına girildiği halde ve 4 Mayısta radyasyonun en üst düzeye çıkmasına rağmen 14 Mayısta Sayın Özemre Türkiye’de radyasyon tehlikesi yoktur demiştir.

Yıllar sonra Cahit Ayral 18. 12. 1992 tarihinde milliyet gazetesinde verdiği demecinde Türkiye’nin radyasyona maruz kaldığını bunu ancak 2.5 ay sonra öğrenebildiklerini 1000 bekerel’ın üstünde tonlarca gıdayı diş ülkelere sattıklarını açıkladı.

KARADENİZ BÖLGESİNDE PATLAYAN KANSER VOLKANI

-Özelliklerle Trakya’da bazı önlemler alınırken iken Doğu Karadeniz Bölgesinde halka hiçbir uyarı yapılmayarak ve önlem alınmayarak Karadeniz halkı kendi kaderiyle baş başa bırakılarak bugünkü yoğun kanser hastalıkları artışına ve kanserden ölümlerin çoğalmasına sebep oldular.

-Aynı tarihlerde Trakya da kriz masası kurarak Halkın mahsulünden hayvanların sütüne yumurtasına evlerdeki yiyecek içeceklere kadar müdahale eden zamanın garnizon komutanı valiler ve tüm görevlilere teşekkür ediyor. Ölenlere rahmet diliyoruz.

-Sağlık Bakanı bizlerle yaptığı çalışmalara hane taramaları ile başladı ve Trabzon kaşüstü ve Samsun Araştırma Hastanelerinin yapımına hız verdi.

-Sağlık Bakanlığın Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı 2006’da yayınladığı Karadeniz bölgesi kanser ve kanser Risk Faktörleri Araştırma Raporunda yapılan ankette halkın çok büyük bir kesimi ile muhtarların yüzde 97 si Karadeniz’deki kanser artışlarını Çernobil’e bağladılar. Çünkü onların ellerinde kendi yakınlarını ölüm raporu gibi bir belgeleri var. Yaşadıkları gerçekler var.

-Ayrıca yine aynı rapora ve ankete göre kanser hastalığına yakalananların yarısının hiç sigara kullanmadığı bunların bir çoğunun Çernobil faciası esnasında çitçilikle uğraşan kişi ve ev hanımlarının olmasına rağmen, Sağlık Bakanının aynı raporun değerlendirme bölümünde kanserin Karadeniz’deki artışlarını sadece sigaraya bağlaması oldukça ilginç ve düşündürücüdür.

ACİL ISTEKLERIMIZ

– Hastanelerin fiziki olarak yapılmasından ziyade modern donanım destekli uzman personelin yetiştirilmesi,

Kanser tanı ve tedavisinde akademik kariyeri yüksek öğretim elemanlarının istihdamının acilen sağlanması,

– Erken teşhis konusunda SEYYAR TARAMA ARACLARIYLA dağ köylerinden büyük yerleşim merkezlerine doğru detaylı taramalara ferdi olarak değil de hocasından hemşiresine kadar uzman ekipler halinde takibinin hassasiyetle yapılması,

– Kanser hastalığının oluşumundan sonraki kanser tedavisinin devletimize getirdiği ekonomik yükün son derece yüksek olması hem hastalığın tedavisinin yapılamaması, hem de ekonomik çok büyük israfa neden olduğu açıktır.

– O halde kanser hastası olmadan önünü çok önceden kesmenin yani erken teşhisin ekonomik acıdan maliyetleri azaltacaktır. Ayrıca insanımızın hastalığa yakalansa bile tedavi aşamasında konforlu bir yaşam ile hayatını idame ettirebilmesi insani gerekliliktir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here