Müşteri Memnuniyeti

1
1.210 kez

icon-lokanta‘Şikayetinizi bizimle,memnuniyetinizi dostlarınızla paylaşın.’
Lokantadan hesabı ödeyip çıkmak üzereyken duvardaki yazı dikkatini çekti. Özenle kaleme alınıp çerçevelenmiş bir sözdü bu. “Şikayetinizi bizimle, memnuniyetinizi dostlarınızla paylaşın.”

Kasada parayı öderken etrafa şöyle bir göz gezdirdi. Salon gayet güzel dekore edilmişti. Masalar hazır ve muntazamdı.Temizlik, düzen, hizmet yerinde diye düşündü. Karnını bir güzel doyuran müşteriler bu hizmetin bedelini ödemek durumundaydılar haliyle. Ancak bu maddi bedelin yanısıra dikkate alınması gereken önemli bir husus daha vardı: “Müşteri memnuniyeti.”

Bir hizmetten memnun olmak o hizmeti görene teşekkürü gerekli kılar.Bir tebessüm veya birkaç kelimeyle ifade edilen teşekkür hissi muhatabın tüm yorgunluğunu aldığı gibi, sonraki hizmetler için güçlü bir motivasyon sağlar. Bir de bu memnuniyetin başkalarına duyurulduğunu ve memnuniyet halkasının genişlediğini düşünelim.Meydana gelen olumlu atmosferin etki alanı da genişlemiş olacaktır.

Hizmetlerde eksik veya kusur olması da muhtemeldir.Ancak bunun dile dolanması bir fayda sağlamadığı gibi bizzat çözümsüzlüğün kendisi haline gelebilir. Bir sorunun çözüm makamında olmayanların eline veya diline düşmesi, onu büyütmekten başka bir işe yaramayacaktır.Önemli olan çözüm merciini bulup sorunu ona iletmektir. Yoksa havanda su dövülmüş olunur. Bir arpa boyu yol alınamaz. Moral ve motivasyon eksikliği de yüreğe yük olur kalır. Yüreğin yorgun düştüğü, bittiği noktada ise gayret hissi biter.

Tüm bunlar lokanta sahibinin dikkate sunduğu söz üzerinden akın etmişti düşünce dünyasına.İşverenin bu hassasiyetine hak vermemek elde değildi.

Lokantadan çıktı. Düşünce dünyasındaki hareketlilik henüz sona ermemişti. Sözün burada kalmaması gerekiyordu sanki. Her an farklı boyutlarıyla tecrübe edilen hayat süreci içinde bu sözden payımıza düşen bir husus olabilir miydi?

İnsan çevresiyle olan ilişkisinde hem etkileyen hem de etkilenen bir varlık. Kimi zaman memnuniyet hissiyle coşarken, şikayetlere takılıp kaldığı da oluyor.Kişinin ruh hali günlük yaşantısında muhatap olduğu onlarca insana yansıyıp bir iz bırakıyor.

Peki hayat sadece biz faniler arasındaki ilişkilerden mi ibaret?

Hayatın Sahibi ile olan bağlantımız ne durumda?

Bize ikram ettiği sayısız nimet karşısında teşekkür hissiyle çarpıyor mu yüreğimiz? Yoksa hazır bulmanın getirdiği gafletle onları sıradanlığa mı mahkum ediyoruz? Alemlerin Rabbi şükretmenin nimetin artmasına sebep olacağını haber veriyor. Hayatın teknolojik imkanlarla kolaylaştığı ve hızlandığı bir zamanda yorgunluk ve bereketsizlikten yana ne kadar da dertliyiz. Hayatın tadını suni tatlandırıcılarla hazırlanmış içeceklere havale edeli beri tadımız tuzumuz kalmadı. Oysa iman nazarıyla insana, olaylara, kainata çevirebilsek gözümüzü, hayata farklı bir pencereden bakabilmenin lezzetini yakalayacağımız muhakkak. Çünkü o nazarla ancak bizi şükre sevk eden bir anlayış geliştirebiliriz. Bir de bu coşkunun halka halka başka insanlara ulaştırıldığını düşünelim. Böyle bir takviye hayata karşı ne güzel bir direnç olur.

Diğer yandan hayatın gerçeklerine de göz yummamak gerek. İmtihan dünyasında sıkıntı, darlık, hastalık gibi farklı suallerle denendiğimiz de doğru. Nefsin zorlandığı ve şikayet kapısını aralamak için fırsat kolladığı zamanlarda da imdadımıza yetişen iman nazarı oluyor yine. Acziyetimizi daha bir şiddetli hissettiğimiz bu demler, Rahman’a daha bir sığınma vesilesi haline gelebiliyor. Oysa modern zamanlarda sıkıntıların çözümü noktasında gösterilen ilk adres psikologlar, danışmanlar, koçlar oluyor. Terapiler, ilaç tedavileri her yaştan ve meslekten insanın gündemini oluşturuyor. Oysa bizler “hüzün yoldaşımdır” diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Mutluluk da hüzün de bu hayatın bir parçası. Bizi büyüten, insan eden her yanıyla hayat büyük bir nimet.Kur’an kıssalarında nice yaşanmış örnek gözümüzün önüne seriliyor payımıza düşeni alalım diye. Bir Hz. Yakup gelmiş geçmiş şu yaşlı dünyamızdan. En sevdiği, kıyamadığı Yusuf’undan ayrılıkla sınanmış. O ki etrafta vaveyla koparıp ahlanmamış. Dediği şu: “Ben derdimi ve hüznümü sadece Allah’a arz ediyorum.”(Yusuf Suresi, 86) Her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, kuluna herkesten daha sevgili, şefkatli ve merhametli olan Alemlerin Rabbinden başka adres niye arasın ki?

Hayata dair memnuniyetimizi dostlarımızla, hüznümüzü ve derdimizi Hayatın Sahibi’yle paylaşmak gerek.

Ayten Yadigar

Zafer Dergisi

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.