Mescid-i Nebevi ve Gelişim aşamaları

1
4.137 kez

 

Mescid-i Nebevi
Mescid-i Nebevi

Peygamber Efendimiz Medine’ye hicret ettiğinde devesi Kasvâ‘yı kendi haline bırakmış ve deve Ebû Eyyûb el-Ensari Hazretleri’nin evinin önüne çökmüştür.Daha sonra tekrar kalkarak az ilerideki boş araziye yerleşmiştir. Devenin ilk çöktüğü yerde Efendimiz tam yedi ay misafir olmuştur. İkinci çöktüğü araziyi ise Hz. Ebûbekir, yetim sahiplerinden satın almış ve oraya Mescid-i Nebevi ile Efendimiz’in eşlerine ait odacıklar yaptırılmıştır.
Mescid-i Nebevi’nin ilk şekli etrafı duvarlarla çevrili boş bir avlu halindeydi. Bu avlu üç bölümden oluşmaktaydı. Kıble duvarı boyunca iki sıra halinde hurma ağacı gövdelerinden sütunlar dikilmiş ve üzerleri hurma dalı ve yaprakları ile örtülmüştü.

Burası Efendimiz’in sahabelerle cemaat halinde namazlarını eda ettikleri yerdi.
Caminin tam arka köşesinde küçük bir gölgelim hazırlanmıştı ki burası da Ashâb-ı Suffa’nın kaldıkları gölgelikti.
Mescidin arka köşesine de iki adet küçük oda inşa edilmişti. Bu kısım da Hz. Sevde, ve Hz. Âişe‘ye ait odalardır.

Ravzai mutahhara
Ravzai mutahhara

Hz. Âişe bu odalardan bahsederken, ” Efendimiz benim odama ziyarete geldiğinde -ki o her gece teheccüt namazını kılardı- namaza duracağı zaman ben uzandığım yerden ayaklarımı kıvırmak zorundan kalırdım” der.
Çünkü bu oda, bir kişi uzandığında diğeri namaz kılamayacak kadar dar ve namaz kılan kişi doğrulduğunda başı neredeyse tavana değecek kadar alçak bir yapıdaymış.

Hicretin yedinci yılında mescit artık müslümanlara dar gelmeye başlar ve Efendimiz’in emri ile yana doğru birkaç metre daha genişletilir.
Efendimiz zamanında Mescid-i Nebevi’de en önemli değişiklik kıblenin değişmesi vesilesiyle olur.
Mescid-i Aksâ’dan Mescid-i Haram’a doğru yönelmeleri sırasında kıble tam 180 derece döndüğü için caminin arka duvarı kıble duvarı haline getirilir. Bu değişiklik sırasında Ashab-ı Suffa’nın gölgeliği önden arkaya alınır ama burada Efendimiz’in eşlerine ait odalara dokunulmaz. Onlar mescidin yeni kıble duvarına bitişik olarak kalır.

Efendimiz’den sonra mescit Hz. Ömer döneminde ön, yan ve arkaya doğru biraz daha genişletilecektir. Hz. Osman döneminde ise öne ve yana doğru geniştletme yapılır ve bir mihrap daha eklenir. Bundan sonra Mescid-i Nebevi bir daha kıble istikametinde genişletilmez, zamanla yanlara ve arkaya doğru devasa boyutlarda genişleyecek ve ileride eski Medine şehrinin kapladığı tüm alanı kaplar hale gelecektir. Bununla beraber kıble duvarı Hz. Osman dönemindeki gibi aynen kalacaktır. Bugün de yine bu sınır korunmaktadır.

Emevi halifesi Velid, Mescid-i Nebevi’yi esaslı bir şekilde tamir ettirir ve genişletir. Bu genişletme sırasında Efendimiz’in eşlerine ait hücre-i saadetler yıktırılır. Bu sırada hayatta olan sahabe ve tabiinden bazıları bir kısmı ağlayarak “Keşke, bu hücrelerden birkaçını bıraksaydınız da ileride gelecek insanlar, Kainatın Efendisi‘nin nasıl bir yerde yaşadığını görselerdi” diyeceklerdir.

Ravza
Ravza

Emeviler dönemindeki bu genişletme sırasında, ortadaki boş avlunun etrafı mermer sütunlarla taşınan kapalı bölümler haline getirilir.
En önde son kısımda kalan Efendimiz’e ait kısım hala hurma ağacı gövdeleri ile taşınmaktadır.
Bu kısımda bulunan dökülmeye tüz tutmuş hurma ağaçlarını kaldırma teklifi yapılır.
Sahabeden hayatta olanlar buna karşı çıkar ve “Efendimiz’in mescidine dokundurtmayız” derler.

bunun üzerine, her bir hurma ağacının yeri sabit bırakılarak her ağacın olduğu yere aynı kalınlıkta mermer sütunlar konulur. Bugün Efendimiz’in mescidinde görülecek her bir sütunun olduğu yerde aslında zamanında bir hurma ağacının gövdesi bulunmaktaydı. Sahabeler bu hurma gövdelerine dayanır ve birbirlerini ile hasbihal ederlerdi. Abbasi Halifesi Mehdi’nin Mescid-i Nebevi’yi arkaya doğru genişlettiği bilinmektedir.

Osmanlılar döneminde Mescid-i Nebevi’nin asıl çekirdek kısmı son halini almıştır.
Arkasına birtakım görevli odaları eklenmiş ve Mescid-i Nebevi’nin üzeri tamamen kubbelerle süslenmiştir. Bugün

Hz Peygamberin Mezarı
Hz Peygamberin Mezarı

Cennet Bahçesi” denilen mekanın üzerinde Osmanlı Kubbeleri, altlarındaki bin bir gül deseni ile hala durmaktadır. Mescid-i Nebevi’yi son kez ciddi anlamda restore eden kişi Sultan Abdülmecid Han‘dır. Onun hatırası olarak bügün ilk avluya girilen kapılardan birinin adı Bâb-ı Mecîd’tir. Bu kapı varlığıyla o hizmetleri yapan Osmanlı sultanını hatırlatmaya devam etmektedir.

İlk Suud Kralı Abdülaziz döneminde Mescid-i Nebevi’ye ikinci bir avlu eklenmiş, 2005 yılında vefat eden Kral Fahd döneminde ise Mescit devasa boyutlara genişletilerek bugünkü görünümünü kazanmıştır.

NOT: Talha UĞURLUEL’in Efendimiz’in İzinde Mekke – Medine isimli kitabından alıntıdır, Hac veya Ümre yapacak kardeşlerimizin gitmeden önce bu kitabı okumaları önemle rica olunur, selam ve dua ile …

1 YORUM

  1. Ademin Kalbi Hasta

    Ademin kalbi hasta şifası Kur’andadır.
    Ademin gönlü darda ferahı Kur’andadır.
    Adem ölmek istemez çaresi Kur’andadır.
    Adem yalnız edemez vekili Kur’andadır.

    Adem ilimi sever,ilimi Kur’andadır
    Adem övülmek ister değeri Kur’andadır.
    Adem bir kerre doğar,Kue’ana göre ölür
    Bu iki hal arası neleri yaşar,görür.

    Adem neslini sorar,nesili Kur’andadır
    Adem Yaradan arar,asılı Kur’andadır.
    Adem günlük işlerle geçşinmenin derdinde
    Ebedi saadeti yitirme gayretinde.

    Adem hiç,hiç unutma,sınav yeri burası
    Bu dünyadan gider adem gelince sırası.
    Ademin tek ümidi şefatı Muhammedin
    Orhan sende kendine bunu gaye edin.

    Orhan Afacan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here