Kur’an, Siddet ve Fitne Üzerine Bazi Tesbitler

0
722 kez

* Islam hosgörü dinidir
* Savas Hukuku ve Baris Hukuku Hükümlerinin Kasten Birbirine Karistirilmasi Asla Kabul Edilemez; Wilders bunu yapmaktadir.
* Savas Zamaninda Siddete Karsi Çikan Islam, Baris Zamaninda siddete müsaade eder mi?
* Fitne ne demektir?
* Bütün Dinler Ahiretin Oldugunu ve Ahirette Allahin Ebedi bir Azabi Bulundugunu Kabul etmektedirler

1. Islam hosgörü dinidir

Dünyada ve Hollanda’da bazi siyasiler ve çevreler tarafindan Kur’an’in siddeti ve terörü tesvik eden bir din olduguna dair ithamlar yapilmasindan dolayi bütün dünyada bu konu tartisilir hale geldi. Bu sebeple hakli olarak bazi Müslümanlar da bu konuyu sorar hale geldiler. Bize düsen meseleyi bazi yönleriyle öncelikle de Müslümanlara hitaben anlatmaktir. Elbette ki akli olan her insan bu sözlerimizin muhatabidir.

Islam hosgörü dinidir; insani en kiymetli varlik olarak kabul eder; ma’sum insanlara karsi yapilan tecavüz ve hücumlari büyük günahlar arasinda sayar. Nitekim bahsini ettigimiz Kur’an ayeti bunu haykirmaktadir: ‘Kim bir baska cani öldürmek veya yeryüzünde anarsi çikarmak gibi bir suçu bulunmadan haksiz yere bir cana kiyarsa, bütün insanligi öldürmüs gibi olur. Kim bir caninin kurtulusuna vesile olursa, bütün insanligi ihya etmis gibi olur. Bizim peygamberlerimiz, onlara çok açik deliller getirdiler. Ancak bütün bunlardan sonra insanlardan çogu yine yeryüzünde asiriya gitmis ve zulm etmislerdir.’ (5: 32). Gerçek su ki, müslüman ölüme degil, sadece hayata hizmet eder. Bu hadise sebebiyle Islamin koydugu iki temel hukuk prensibini asla unutmamaliyiz: Birincisi: Kur’an’in ‘Bir suçlu bir baska suçlunun yükünü yüklenemez’ (6: 164). Yani bir cani yüzünden bir baska insan asla cezalandirilamaz. Hukukta cezalar ve suçlar sahsîdir. Ikincisi ise, berâat-i zimmat esastir. Yani suçlulugu isbat edilinceye kadar kimse suçlanamaz. Delil olmadan kimseyi cezalandirmak adalet degildir. Aksi isbat edilmedikçe insanlar masum kabul edilirler.

Islamin temel anlayisi sudur: Nasil ki sen bir gemide veya bir evde bulunsan, seninle beraber dokuz masum ile bir câni var. O gemiyi batirmak ve o evi yakmaya çalisan bir adamin, ne derece zulm ettigini bilirsin. Ve zalimligini, yerlere ve göklere isittirecek derecede bagiracaksin. Hattâ bir tek masum, dokuz câni olsa; yine o gemi hiç bir kanun-u adâletle batirilamaz.

2. Savas Hukuku ve Baris Hukuku Hükümlerinin Kasten Birbirine Karistirilmasi Asla Kabul Edilemez

Bundan birkaç sene önce Twente Üniversitesinde bir konferansa katildim. 600 kisiyi bulan dinleyiciler arasindan birisi, Kur’an’in siddet içerdigini ve insanlari siddete tesvik ettigini iddia etti ve bana Kur’an’dan bir ayet okudu. Meali söyleydi: ‘küfrün önderlerine karsi savasin. Çünkü onlar yeminleri olmayan adamlardir. (Onlara karsi savasirsaniz) umulur ki küfre son verirler.’ Ben ise ayetin bas tarafini okumasini söyledim Okumak istemedi. Ben tamamladim. ‘Eger antlasmalarindan sonra yeminlerini bozarlar, ve dininize saldirirlarsa,….’ (Kur’an, Tevbe, Ayet 12). Su anda bazi siyasetçilerin ve Islam’a bu yönüyle saldiranlarin tamami bu sekilde davranmaktadir ve ayetleri sadece islerine gelen yönlerini alarak çarpitmaktadirlar.

Daha önemli bir nokta da sudur: Bildiginiz gibi, her devletin Savas Hukuku kurallari ayridir ve baris hukuku kurallari ayridir. Eger siz baris hukuku kurallari ile savas hukuku kurallarini birbirine karistirirsaniz, o zaman Hollanda’nin Afganistanda ve Türkiyenin Kuzey Irakta yaptigina da siddet dersiniz. Aynen öyle de Islam Hukukunun birinci kaynagi Kur’an-i Kerimdir. Kur’an-i Kerimde hem baris dönemine ve hem de savas dönemine ait ayetler vardir. Iste Wilders ve benzerleri, Kur’an’in savas dönemine ait bazi ayetlerini alarak sanki genelmis gibi göstermektedirler. Dogrudur; Kur’an’da 109 tane Savas Hukuku ile alakali hükümler vardir. Mesela Hz. Peygamberin Medine’yi müdafaa ederken inen bazi savas hükümleri bunlara misaldir.
‘190. Size karsi savas açanlara, siz de Allah yolunda savas açin. Sakin asiri gitmeyin, çünkü Allah asirilari sevmez.
191. Onlari (size karsi savasanlari) yakaladiginiz yerde öldürün. Sizi çikardiklari yerden siz de onlari çikarin. Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram’da onlar sizinle savasmadikça, siz de onlarla savasmayin. Eger onlar size karsi savas açarlarsa siz de onlari öldürün. Iste kâfirlerin cezasi böyledir.
192. Eger onlar (savastan) vazgeçerlerse, (sunu iyi bilin ki) Allah gafûr ve rahîmdir.
193. Fitne tamamen yok edilinceye ve din (kulluk) de yalniz Allah için oluncaya kadar onlarla savasin. Sayet vazgeçerlerse zalimlerden baskasina düsmanlik ve saldiri yoktur.’ (Bakara Suresi).

Simdi siz bu ayetleri okur da baris zamanina uygularsaniz, o zaman hata yapmis olursunuz. Maalesef mesela Washington Times’in yazarlarindan Cal Thomas tipki Wilders gibi davranmis ve bu ayetin sadece ‘Onlari yakaladiginiz yerde öldürün’ ayetini alarak Islami ve Kur’ani suçlamistir. Dogrudur; Kur’an-i Kerimde 109 adet savas ayeti bulunmaktadir. Ancak bunlar tamamen savas dönemin e ait hükümlerdir. Eger süz bu ayetlerin niçin nazil oldugunu veya hangi münasebetle Peygambere indirildigini bilmezseniz, manayi anlayamazsiniz. Biraz önce Bakara suresinden naklettigimiz ve tamamen savunma savasiyla alakali ayetleri siddet ayetleri olarak vasiflandirirsiniz. Ben bu ayetlerden bazilarinin numaralarini verebilirim: 2: 244, 216; 3: 56, 151; 4: 74, 76, 89, 95, 104; 5: 53 gibi).

Maalesef dünyadaki bazi politikacilar, Kur’an ve Islam Hukuku konusunda cahildirler. Bunlar Kur’anin Savas Hukuku ile alakali ayetlerini tahrif ederek sanki Kur’anda siddeti tesvik eden ayetler oldugunu iddia etmektedirler. Ayrica her konuda oldugu gibi bu konularda genellemelere gitmektedirler. Bu sebeple bazi yanlis tefsir edilmeye çalisilan ayetleri zikretmek istiyoruz.

A) Ayet 47:4 “(Savasta) inkâr edenlerle karsilastiginiz zaman boyunlarini vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bagi sikica baglayin (esir alin). Savas sona erince de artik ya karsiliksiz veya fidye karsiligi saliverin. Durum su ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alirdi. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onlarin yaptiklarini bosa çikarmaz..” Bu ayet tümüyle savas hukukunu düzenlemektedir. Eger bu kurallari modern savas hukuku ile kiyaslayacak olursaniz, Kur’anin koydugu hükümlerin daha mükemmel ve insanligin yararina oldugunu görürsünüz. Baska türlü izahlar tamamen çarpitmadir.

B) Ayet 8: 39: “Fitne ortadan kalkincaya ve din tamamen Allah’in oluncaya kadar onlarla savasin! (Inkâra) son verirlerse süphesiz ki Allah onlarin yaptiklarini çok iyi görür.” Bu surenin adi savas ganimetleri manasini ifade etmektedir. Hatta Ku’an ayet 8: 1’de söyle demektedir: “Sana savas ganimetlerini soruyorlar …” Bir çocuk bile Kur’anin bu ayetlerle savas hukukunu düzenledigini anlar; zira bu ayetten sonar yine Ku2anin ganimetlerin taksimini düzenleyen ayeti gelmektedir.

C) Ayet 8: 60: “Onlara (düsmanlara) karsi gücünüz yettigi kadar kuvvet ve cihad için baglanip beslenen atlar hazirlayin, onunla Allah’in düsmanini, sizin düsmaninizi ve onlardan baska sizin bilmediginiz, Allah’in bildigi (düsman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsaniz size eksiksiz ödenir, siz asla haksizliga ugratilmazsiniz..” Eger bütün silah teknolojilerini ve harp taktiklerini fitnenin ve siddetin belirtisi Kabul ederseniz, o Zaman dünyadaki en büyük fitne ve siddet Amerika Birlesik Devletleri ve Batili Devletlerdir; zira bütün dünyaya silah teknolojisini veren ve hazirlana bunlardir. Kur’an Müslümanlara kendilerini harbe hazirlanmalari için talimat vermektedir. Bundan normal daha ne olabilir? Bu ayet de Savas Hukukuna dâhildir. Keske bütün Islam ülkeleri bu talimatlara uysalardi da b atili devletler gibi kuvvetli olsalardi.

D) Ayet 4: 89: “Sizin de kendileri gibi inkâr etmenizi istediler ki onlarla esit olasiniz. O halde Allah yolunda göç edinceye kadar onlardan hiçbirini dost edinmeyin. Eger yüz çevirirlerse onlari yakalayin, buldugunuz yerde öldürün ve hiçbirini dost ve yardimci edinmeyin”. Bu ayet de Savas Hukuku ile alakalidir. Eger herhangi bir akilli insan, savas hukukunda uzman olsun olmasin, diyecekler ki, bu ayet savasi ilgilendirmektedir baris zamanini degil. Zaten bir sonraki ayeti okuyan da hemen bunu anlayacaktir: “Ancak kendileriyle aranizda antlasma bulunan bir topluma siginanlar yahut ne sizinle ne de kendi toplumlariyla savasmak (istemediklerin) den yürekleri sikilarak size gelenler müstesna…..”
Böylesine bir çarpitma ne ahlakidir, ne insanidir; ayni zamanda bütün mukaddes kitaplara da hakarettir, cahillik ve ahlaksizliktir.

3. Savas Zamaninda Siddete Karsi Çikan Islam Baris Zamaninda siddete müsaade eder mi?

Islam’da soykirim olup olmayacagini veya insana karsi siddet uygulanip uygulanamayacagini harp halinde bile yasak ve serbest fiilleri ayri ayri özetleyerek izah edebiliriz:
A) Yasak fiiller: Zulüm ve iskence ile öldürmek; muhârip sinifina girmeyen kadinlari, küçükleri sahiplerine hizmet için gelmis köleleri, sakat ve müzminleri, yaslilari, hastalari, akil hastalarini ve dünyadan el etek çekmis din adamlarini öldürmek yasaktir. Ancak bunlardan biri bedeni, fikri ve mali ile savasa katilirsa, öldürülebilirler.

Insan ve hayvanlarin uzuvlarinin kesilmesi (müsle) de yasaktir. Verilen söze veya muâhedeye aykiri hareket yasaktir. Savas zarureti bulunmadan ziraî mahsuller, orman ve agaçlar yakilamaz. Zina ve gayr-i mesrû münasebetler yasaktir. Rehineler öldürülemez; ölülerin basi ve uzuvlari kesilemez ve katliam yapilamaz. Basta baba olmak üzere yakin akraba, savasla ilgisi olmayan esnaf ve tüccarlar öldürülmez. Daha baska yasaklar da bulunmakla beraber, biz bu kadariyla iktifâ ediyoruz[1].

B) Normal zamanlarda yasak oldugu halde savas sebebiyle serbest hale gelen fiiller iki gruba ayrilir:
Birinci grup; düsman sahislara karsi yapilmasi caiz olan fiillerdir. Savasa katilan düsman askerlerini öldürmek, yaralamak, takip etmek ve esir almak caizdir. Öldürülmemesi gerekenleri daha önce belirtmistik. Hz. Peygamber’in “Harp hiledir” hadisi geregi, düsmani sasirtmak, moralini bozmak ve yanlis taktik ve stratejilere sevk etmek amaciyla savasta hile yapilabilir. Bunun hazirlayicisi demek olan soguk harp yani propaganda da caiz görülmüstür. Düsmana her çesit silahla hücum edilebilir. Ancak zehirli silahlarin kullanilmasi, hukukçular tarafindan reddedilmistir. Kalelerin yakilmasi veya düsmanin suda bogulmasi da caiz görülmüstür. Gece baskini ve pusu da harbin sevk ve idaresinde caiz görülen harb vasitalari arasindadir. Bedir harbinde yapildigi gibi suyollari kesilebilir veya kullanilmaz hale getirilebilir. Düsmana haber sizdiran casuslar ölüm cezasina çarptirilirlar. Kisaca yasak fiillerin disinda bütün fiiller harp zamaninda serbest hale gelir. Bu arada hava ve deniz harbinin de caiz görüldügünü sadece belirtelim[2].

Ikinci grup ise; düsman mallarina karsi harp esnasinda yapilabilecek fiillerdir. Islâm hukuku, temelde sulh veya harp halinde her çesit mal telefini yasaklar. Ancak harp zarureti geregi bu kaidenin istisnalari ortaya çikmis ve düsmana ait binalarin yikilmasi, agaçlarin kesilmesi ve ziraî mahsullerin telef edilmesi caiz görülmüstür[3].

Harp halinde bile bu sinirlamalari getiren bir dinin siddete, insan öldürmeye, katliama ve soykirima müsaade etmesi mümkün degildir.

4. Fitne ne demektir?

Fitne, Arapça kelime manasi olarak “topraktan çikarilan altin ve gümüs gibi madenlerin hasini posasindan ayirmak üzere yüksek dereceli ateste yakmak ve eritmek” demektir. Inananlari inkârcilardan, salihleri sapiklardan, iyileri kötülerden seçmek, insanlari terbiye ve tecrübe etmek ve herkesin gerçek ayarini belirtmek isine de Kur’an, “fitne” tabir etmektedir. Yani, dünya hayatinin tamami, bir fitne ve imtihandir. “Her nefis ölümü tadacaktir. Biz sizi sinamak için hayra ve serre mübtela kiliyoruz. Sonunda bize döndürüleceksiniz.” [Enbiya: 35]; “Bilmem, belki de O (Allah) sizi denemek (üzere) bir süreye kadar yasamak için (mühlet) veriyor.”[Enbiya: 111]; “Insanlar sadece “iman ettik” demekle, bir fitneye ve imtihana tabi tutulmadan birakilacaklarini mi sandilar? Yemin olsun ki biz, daha öncekileri de sinadik. Elbette Allah (bu imtihanin sonunda) sadiklari da bilecek, yalanci sahtekârlari da bilecektir.” [Ankekubt: 2, 3]; “Mallariniz ve evlatlariniz sizin için bir fitne (imtihan) dir.”[Tegabün: 15]

Fitnenin, imtihan anlaminda kullanilan bu genel tanimi yaninda, biraz da “insanlar arasinda fesat çikarmak, dirlik ve düzeni bozmak, ortaligi karistirmak” gibi özel manalari üzerinde duracagiz. Bu nedenle Cenab-i Hak: “… Fitne çikarmak adam öldürmekten daha siddetli bir günahtir.”[Bakara: 191] “… Onlarla çarpisin (ve cihat edin ki) fitne ortadan kalksin, din yalniz Allah’in dini olsun.”[Bakara: 191]

Insanlarin kafasini karistiracak, saskinliga ve taskinliga sebep olacak ve ihtilaf çikaracak sekilde bazi yersiz ve yararsiz konulari gündeme getirmek de, manevi bir fesatçilik sayilmistir. “Kalplerinde egrilik olanlar, fitne çikarmak ve kendi keyiflerine göre yorumlamak için, mütesabih ayetlerin pesine düserler. Hâlbuki onun hakiki te’vilini Allah’tan baska kimse bilemez”[Al-i Imran: 7] ayeti bu duruma isaret etmektedir.

Fitne, bir diger manada, zalim yöneticilerin istismar araci olmak ve onlarin zulmüne ugramaktir. “Rabbimiz bizi zalimlerin fitnesi kilma. Rahmetinle bizi inkârci güruhun elinden kurtar”[Yunus: 85]

5. Bütün Dinler Ahiretin Oldugunu ve Ahirette Allahin Ebedi bir Azabi Bulundugunu Kabul etmektedirler

Pavlos Romalilara yazdigi bir mektupta demektedir ki, ‘Allah insanlari kendi itaatsizliklerinden dolayi ve bütün insanlara merhamet olsun diye ebedi hapse atacaktir.’ (Rom. 11: 32). Ebedi azap konusunda da (Matt. 25: 46) su hakikat Hiristiyanlikta vurgulanmaktadir ki, ebedi azap kesindir, nihaidir ve devamlidir.
Islamiyete göre de mükâfat veya mücazat bu dünyadaki hayat imtihanindan sonar insanlar beklemektedir. Iyi isler yapan ve Allaha inanan insanlar Allah’in rizasini kazanirlar ve ebedi Cennet ile mükâfatlandirilirlar. Sapitanlar, Allahi inkar edip O’nun hükümlerini çigneyenler ise, Cehenneme müstahak olurlar ve ebedi azap ile karsilasirlar.

Bazi cahil insanlar ebedi azap ile alakali Kur’anin bazi ayetlerini okuyarak sunu iddia etmektedir ki, Kur’an insanliga karsi siddet ihtiva etmektedir. Mesela 4:56 ayeti gibi ki buyruluyor: “Süphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir atese sokacagiz; onlarin derileri pisip aci duymaz hale geldikçe, derilerini baska derilerle degistiririz ki aciyi duysunlar! Allah daima üstün ve hakîmdir..” Böyle bir iddia bütün mukaddes kitaplari inkârdir ve onlara hakarettir. “Sizi sadece bos yere yarattigimizi ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceginizi mi sandiniz?” (23: 115).

Islama göre, Cehennemin vücudu ve siddetli azabi, hadsiz rahmete ve hakiki adalete ve israfsiz, mizanli hikmete ziddiyeti yoktur. Belki rahmet ve adalet ve hikmet, onun vücudunu isterler. Çünkü, nasil bin mâsumlarin hukukunu çigneyen bir zâlimi cezalandirmak ve yüz mazlum hayvanlari parçalayan bir canavari öldürmek, adalet içinde mazlumlara bin rahmettir. Ve o zâlimi affetmek ve canavari serbest birakmak, bir tek yolsuz merhamete mukabil, yüzer biçarelere yüzer merhametsizliktir.

Evet, nasil bir serseri âsi ve raiyete tecavüz eden bir adam, oranin izzetli hâkimine dese, “Beni hapse atamazsin ve yapamazsin” diye izzetine dokunsa, elbette o sehirde hapis olmasa da o edepsiz için bir hapis yapacak, onu içine atacak. Aynen öyle de, kâfir-i mutlak, küfrüyle izzet-i celâline siddetle dokunuyor. Ve azamet-i kudretine inkâr ile dokunduruyor. Ve kemâl-i rububiyetine tecavüzüyle ilisiyor. Elbette Cehennemin pek çok vazifeler için pek çok esbab-i mucibesi ve vücudunun hikmetleri olmasa da, öyle kâfirler için bir Cehennemi halk etmek ve onlari içine atmak, o izzet ve celâlin se’nidir.

Netice itibariyle Kur’an’i veya Islami siddet Kitabi veya siddet dini olarak vasiflandiranlar, ya Islam’a ve Kur’an’a düsmanliklarindan veya cehaletlerinden yahut akli dengesizliklerinden bunu yapmaktadirlar. Bize düsen bilimle ve akilla bunlara cevap vermektir. Bazan onlari muhatap almamak en iyi cevap teskil edebilir. Zira her üren köpege tas atacak olursaniz yeryüzünde tas kalmaz sözü meshur bir atasözüdür.

Prof. Dr. Ahmet Akgündüz
Rotterdam Islam Üniversitesi Rektörü

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here