Çocuk Yapmak

0
1.074 kez

bebek76“Çocuk yapmayı düşünüyor musunuz?”

Sanki, düşünmediği halde bile, zaman zaman anne ve baba olmuyor mu insanlar?

Çok zaman düşünmemeyi sürdürerek, çocuklarını ziyan etmiyor mu aileler, toplumlar?

Sonra, düşünüyor ama çocuk sahibi olamıyorlar.

Sahi, onlar ne yapacak?

Çocuk…

Yapmak…

Düşünmek…

Hayatın her alanında, bu tür bir “parçalama” ve “ince (e) leme” ye tabi tutarak bakıldığında, bize garip ve çirkin görünmeyecek kaç kavram sahibiyiz diye de düşünüyorum…

Kavramlar konuşmaları, konuşmalar eylemleri, eylemler hayatı, hayat ya da hayatmış gibi yapmaktadırlar.

Bunları düşünmeyeceksek, diğer düşündüklerimizin gerekçesini bulabilir miyiz?

Ekonomi, eğitim, zaman, uygarlık, inanç… Aynı derecede anlamsızlaşmaz mı?

Acaba yan yana getiremediğimizi iddia ettiğimiz kavramları biz yan yana getirmiş olamaz mıyız? Şikayet ettiklerimizi hayatımıza sokan ve şimdi onları hayatımızdan nasıl çıkaracağımızı düşünen biz değil miyiz?

‘Bütün’ üzerindeki çaresizliğimizin sebebini, kaynakları ve kurucu öğeleri üzerindeki cahilliğimizden biliyorum ve bütün bir hayat ve dünya üzerine ‘bilmenin’ ve ‘anlamanın’ buradan başlayacağını bir kere daha anlıyorum…

Çocuk ve insan kavramı üzerinde ‘adam’ ve ‘akıllı’ bir fikri ve ahlâkı olmayan bir dünyada, savaştan ve işkenceden şikayet etmek anlamlı mı?

Hayatımızı her cümlemizde yok etmecesine sakatlamaya, yaralamaya evet, savaşa, işkenceye, fakirliğe hayır…Yok öyle şey. Olmuyor da zaten.

çocuk. /i./ 1. Doğumdan buluğ çağına kadar insan yavrusu. 2. Evlat. 3. Genç, delikanlı. 4. Davranışları olgun adama uymayan, çocukça olan. 5. Bir teşkilata, bir gruba mensup. (Bu ülkenin çocukları…) 6. Ana rahmindeki doğum öncesi varlık. 7. Bir şeyin sonucu, ürünü. (Devrimin çocuğu, anarşi.) 8. Aynı yaşlarda olanların birbirine hitabı. (Çocuklar bekliyor, gitmem lâzım.)

yapmak. /f./ 1. Ortaya koymak, meydana getirmek, imal etmek, gerçekleştirmek. 2. Kurmak, tesis etmek. 3. İnşa etmek. 4. Çıkarmak, salgılamak. 5. Uğraşmak. 6. Tamir etmek. (Radyo bozulmuştu, yaptım.) 7. Uygulamak. (Anket yapmak.) 8. Düzenlemek. (Düğün yapmak.) 9. Sonuçlandırmak, gerçekleştirmek. 10. Biriktirmek, toplamak, sahip olmak. (Para yapmak.) 11. Görmek. (Tahsil yapmak.) 12. Becermek, muvaffak olmak. (Ticareti de yaptı.) 13. Hareket etmek. (Öyle yapma.) 14. Hale sokmak. (Fena yapmak.) 15. Vermek. (Arsayı sana yaptı mı?) 16. Terslemek, işemek. 17. Etmek, eylemek. (Spor yapmak, sayı yapmak.)

düşünmek. /f./ 1. Bir konu üzerinde yapılan zihni ameliye, tefekkür etmek. 2. Zihninden geçirmek, hayalinde canlandırmak. 3. Bir sonuç elde etmek için, zihnen çeşitli karşılaştırmalar yapmak, muhakeme etmek. 4. Fazlasıyla üzerinde durmak, bir konuda titizlik göstermek. 5. Görüş sahibi olmak. 6. Aklından geçirmek. 7. Tasarlamak. 8. Değerlendirmek, incelemek.

Madem ‘ince(e)lemek’ten söz ediyoruz, İngilizce sözlüğe de bakalım, çocuk yapmak ne demek?

Çocuk yapmak: ‘Have a child.’

Yani, çocuk sahibi olmak.

Nispeten daha az sakatlanmış bir yaklaşım. Peygamberine tanrıymış gibi davranan, asılmış bir tanrı fikrinden rahatsız olmayan, bunun putunu kolye yapıp boynunda gezdiren, hurafelerle dolu bir kültürün kelimelerini temel alacak değilim. Sadece bir örnek… Çocuk yapmaktan çok, çocuğa sahip çıkmayı çağrıştırdığını iyi niyetle var sayalım ve geçelim.

Çocuk… Yapmak… Düşünmek…

Bu kelimeleri kullanarak kurduğumuz cümlenin, çocukla, hayatla, anne ve baba olmakla, sorumlulukla, bilmekle ne ilgisi var?

Çocuğumuz hakkında bunca baştan savma bir cümleyi kurmak, en önce kendimizin, nasıl bir dünyaya razı olduğumuzu göstermiyor mu?

Bütün dünyanın, insana karşı kurulmuş bir tuzak hâline dönüşmesinde, işte bu türden ne kadar payımız olduğunu da…

Kaynağını, sınırlarını, anlamını ve sahibini tanımamayı, ihtimam göstermemeyi, saygı duymamayı, çocuklarımıza, onlar daha doğmadan öğreten biz değil miyiz?

Çocuk, bir başlangıç değildir, bir sonuç değildir…

Bir ürün değildir, var edilebilen, üretilebilen, yapılabilen bir varlık değildir…

Sahip olunabilen bir varlık da değildir…

Doğumdan önce biçimlendirilmesi mümkün olmayan, doğumdan sonra biçimlendirilmesi mümkün olmayan bir şeydir çocuk…

Çocuk sahibi olmaktan çok, çocuklara sahip çıkmayı öğrenmeli dünya.

Çocukların kalbinin nerede attığını öğrenmeli…

Çocuk, kimsenin değildir.

Çocuk, anne ve babanın değildir.

Çocuk, ülkenin, toplumun değildir.

Çocuk, zamanın değildir.

Çocuk, dünyanın değildir.

Çocuk, Allah’ındır.

“Allah’ın melekler olarak emanet ettiği çocukları, şeytanlar olarak iade ediyoruz!” diyordu, rahmetli Selahaddin Şimşek.

Daha doğmamış bir çocuğu, O’ndan, yapılan bir şey olarak söz ederek, incittiğimizi, kalbini kırdığımızı söylüyorum.

Çocuğun hakikatle bağını, daha baştan kopardığımızı söylüyorum.

Çocuk doğmadan, bu türden cümlelerle çocuğa yapılan haksızlığın, çocuk doğduktan sonra, eğitim, sağlık, çevre gibi temel haklarını vermemeye dek uzandığının, bu haksızlığın, üniversiteler, tıp fakülteleri ve göstermelik parklarla giderilemediğinin şahidi, içinde yaşadığımız dünyadır…

Çocuk, bütün arkadaşlarının gidemediği paralı okullara gitmeyi değil, bütün hayatını kaplayan ve kapsayan bir “yaşamak okulu” nu ister…

Büyüklerin bozduğu, sağlıksız bir dünyada, muayene edilmeyi değil, sağlığın tabii şartlarını ister…

Çevresindeki göstermelik bir parka götürülmeyi değil, yaratılışı gereği, çevresinin tamamen park olmasını, dünyanın yaratıldığı gibi bırakılmasını ister çocuk…

Bir kadın ve bir erkek, birleşip, bir “çocuk” yapamazlar…

Bütün dünya birleşse, bir “çocuk” yapamaz.

Allah, bir çocuk yaratırken, bir kadını anne ve bir erkeği baba yapar.

Sözlüklere daha çok bakalım.

Özellikle de hayatın, yaratmanın, yaratıcının sözlüğüne.

Cihat Zafer
Zafer Dergisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here