Cennet'te Dört Mevsim

0
654 kez

cennet

Ve şimdi o ülkenin kapısı önündeyim…

Omuzlarım, kaybedilmiş yılların ağırlığıyla çökmüş…

Hayallerim yorgun…Soru işaretlerinin çengellerine asılmış beynimden şüpheler damlamakta…Sevgilerim yarım…

En kuytu köşelere gizlenmiş,aransa da bulunamaz geçmiş…Hatıralar, azabın ayak sesleri…

Gelecek, korkunun soğuk duvarlarına prangalanmış…‘’Belki de gelmeyecek!’’Ölümün kesin soluğudur saatler…

Bedenim ayakta,ruhum yıkılmış..

Ve şimdi o ülkenin kapısı önündeyim…

Gözlerimde bir ümit kıvılcımı… Yüreğim, delirtici fırtınalarla çalkalanan bir okyanus… Ki göğü kapkara bulutlarla kaplı…

‘’Güneş nerede?..’’

Yıllarca sorduğum soru, geceler boyu cevabını aradığım bilmece:

‘’Güneş nerede,ben neredeyim?..’’

Kaç kapı yumrukladım,kaç adım harcadım çıkmaz sokaklarda!… Kaç nefes tükettim,kaç kez tükendim!..

Kaç defa döndüm çılgınlığın yıkıcı hududundan,kimin kollarında!… Kimlerle haykırdım tedirgin ve gayesiz…

Nice zevklerin zehrini yudumladım, çare diye…

‘’Lakin,çare nerede ben neredeyim?..’’

Ve bir dönüm noktasında verdim hükmümü:’’Yaşam,bir arayış melodramıdır!…’’

Aramadan yaşanmaz,bulamamak sonu olur her şeyin!…

Ve şimdi, o ülkenin kapısı önündeyim…

İçimde taşıyamayacağım kadar büyümüş bir boşluk…Tanıyamayacağım kadar değişmiş bir yeryüzü, dışımda…

Dağlar bakışsız,sahralar kızgın!… Kuşlar konuşmasız denizler bezgin!…

Tohumdan başka şeylerde yutuyor toprak!…

Her yön gökyüzünce kuşatılmış… Ölümün işgaline uğramış hayatları insanların…

İnsanlar, ölüme mahkum!…

Ölüme mahkumum!…

Ve şimdi, o ülkenin kapısı önündeyim…

Gözlerimde bir ümit kıvılcımı… Yüreğim, seraplara bile hasret kum yangını bir çöl… Ki ne bir rüzgâr eser, ne bir damla düşer…

‘’Yağmur nerede?…’’

Seneler eskiten soru, gündüzler boyu cevabını aradığım bilmece:

‘’Yağmur nerede ben neredeyim?…’’

Kaç kibrit ışığına koştum,şimşek diye!…

‘’Gökgürültüsüdür’’diyerek kaç kısık ses kolladım…

Kaç defa bulutlandı gözlerim, bomboş gökyüzüne bakarken…

Nice kristal hayal kırdım kupkuru çeşmelerde!…

Kendimi kumlara gömmekte aradım çareyi…

‘’ Lakin,çare nerede ben neredeyim?…’’

Ve şimdi o ülkenin kapısı önündeyim…

Dudaklarımda bir yıldız ıssızlığı… Yürüdüğüm yolların tozu üzerimde… Ve durmadan, kat kat artan bir heyecanla kıpırtılı…

Başımda,bir dünya dönüşü sarhoşluğu…Yitirdiğim fırsatların pişmanlığı,kalbimde..Ve durmadan,kat kat artan bir hasretle sarsıntılı…

Bedenim genç, ruhum yaşlı…

Ve şimdi, o ülkenin kapısı önündeyim…

Gözlerimde bir ümit kıvılcımı… Yüreğim, bilmediği bir beldenin tutkunu… Ki döneceği bir yurdu yoktur zaten…

‘’ O ülke nerede?…’’

Yıllardır yıldıran soru, ömür boyu cevabını aradığım bilmece:

‘’ O ülke nerede,ben neredeyim?…’’

Kaç diyar dolaştım,’’ burasıdır’’ümidiyle…Kaç şehirden çıktım kolum kanadım kırık!..

Kaç kentten kovuldum!..

Nice mamureler yaktım kızgınlığımla!

‘’ O ülke yok’’:Kendimi kandırmakta aradım çareyi…

‘’Lakin,çare nerede ben neredeyim?…’’

Ve şimdi o ülkenin kapısı önündeyim…

Fakat sormayın nasıl vardığımı!…Çünkü bilmiyorum…Bildiğim sadece yürüdüğümdür…

Ben şimdi o ülkenin kapısı önündeyim!…

O ülkenin her mevsimi bahardır!…Her bahar bir cennet hayatıdır,yaşanır…

Bütün mevsim çiçekler açar, Kuşlar öter her dem…

Güneş batmaz,nehirler kurumaz o beldede…Yapraklarsa sararmaz!..

Ruh ölmez o ülkede!…

Dört mevsim,cennettir!…

O ülke ki kapısı ‘’ Fatiha’’dır…

O ülke ki Kur’an’dır!…

Sedat Turan

Zafer Dergisi 1991 Ağustos

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here