<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Taka &#187; Yazar</title>
	<atom:link href="http://www.yoremizden.com/tag/yazar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yoremizden.com</link>
	<description>Karadeniz ve Trabzon kültürünü yaşatma ve sevdirme sitesi...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 10:21:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>Çanakkale Şehitlerine &#8211; Mehmet Akif Ersoy</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/canakkale-sehitlerine-mehmet-akif-ersoy/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/canakkale-sehitlerine-mehmet-akif-ersoy/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Mar 2011 21:11:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale Şehitlerine]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale Şehitlerine - Mehmet Akif Ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Akif Ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/canakkale-mehmet-akif-ersoy/</guid>
		<description><![CDATA[Şu boğaz harbi nedir, varmıki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi, şüheda gölgesi bir baksana dağlar taşlar O rüku olmasa dünyada eğilmez başlar.. Yaralanmış tertemiz alnından uzanmış yatıyor Bir Hilal uğruna yarab ne güneşler batıyor Ey bu Topraklar için toprağa düşmüş ASKER Gökten ecdaad inerek öpse o pak alnınız eğer Ne büyüksünki kanın]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_5297" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/canakkale.jpg"><img class="size-medium wp-image-5297" title="Çanakkale Şehitliği" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/canakkale-300x224.jpg" alt="canakkale 300x224 Çanakkale Şehitlerine   Mehmet Akif Ersoy" width="300" height="224" /></a><p class="wp-caption-text">Çanakkale Şehitliği</p></div>
<p>Şu boğaz harbi nedir, varmıki dünyada eşi?<br />
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,<br />
şüheda gölgesi bir baksana dağlar taşlar<br />
O rüku olmasa dünyada eğilmez başlar..<br />
Yaralanmış tertemiz alnından uzanmış yatıyor<br />
Bir Hilal uğruna yarab ne güneşler batıyor<span id="more-91"></span><br />
Ey bu Topraklar için toprağa düşmüş ASKER<br />
Gökten ecdaad inerek öpse o pak alnınız eğer<br />
Ne büyüksünki kanın kurtarıyor Tevhid-i,<br />
Bedrin Arslanları ancak bukadar şanlı idi&#8230;</p>
<p>Öteden sahikalar parçalıyor afakı,<br />
beriden zelzeleler kaldırıyor amakı<br />
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin<br />
Sönüyor göğsünün üstünde o ARSLAN neferin<br />
Yerin altında cehennem gibi binlerce laam<br />
Atılan her laamın yaktığı yüzlerce adam<br />
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer<br />
O ne müthiş tipidir yarab savrulur enkazı beşer,<br />
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak,<br />
Boşanır sırtlara vadilere sağanak sağanak&#8230;</p>
<p>Kılıçarslan gibi iclalini ettin hayran,<br />
Senki islamı kuşatmış doğuyorken hüsran,<br />
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın,<br />
Senki ruhunla beraber gezerek amadın<br />
Senki aşara gömülsen taşacaksın heyhat<br />
Sana gelmez bu ufuklar seni almaz bu cihan<br />
Sana dar gelmeyecek Makberi kimler kazsın?<br />
Gömelim gel seni tarihe desem..sığmassın&#8230;<br />
Ey şehitoğlu şehid isteme benden Makber,<br />
Bak sana avucunu açmış duruyor Peygamber&#8230;</p>
<p>Öteden sahikalar parçalıyor afakı,<br />
beriden zelzeleler kaldırıyor amakı<br />
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin<br />
Sönüyor göğsünün üstünde o ARSLAN neferin<br />
Yerin altında cehennem gibi binlerce laam<br />
Atılan her laamın yaktığı yüzlerce adam<br />
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer<br />
O ne müthiş tipidir yarab savrulur enkazı beşer,<br />
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak,<br />
Boşanır sırtlara vadilere sağanak sağanak&#8230;</p>
<p><strong>Mehmet Akif Ersoy</strong></p>
<p><strong>Çanakkale </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/canakkale-sehitlerine-mehmet-akif-ersoy/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nazan Bekiroğlu Kimdir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/nazan-bekiroglu-kimdir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/nazan-bekiroglu-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2009 14:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Cam Irmağı Taş Gemi]]></category>
		<category><![CDATA[Cümle Kapısı]]></category>
		<category><![CDATA[Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Nazan Bekiroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Nazan Bekiroğlu biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Nazan Bekiroğlu biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Nazan Bekiroğlu özgeçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[Nun Masalları]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon]]></category>
		<category><![CDATA[trabzonlu yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf ile züleyha]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=26</guid>
		<description><![CDATA[3 Mayıs 1957 tarihinde Trabzon’da doğdu. İlk ve orta tahsilini aynı kentte yaptıktan sonra Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1979). Dört yıl lise öğretmenliği yaptı. KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü’ne öğretim görevlisi olarak girdi. (1985). Orhan Okay yönetiminde sürdürdüğü Halide Edib Adıvar’ın Romanlarının Teknik Açıdan]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2233" title="nazanbekiroglu" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/nazanbekiroglu-135x100.jpg" alt="nazanbekiroglu 135x100 Nazan Bekiroğlu Kimdir?" width="135" height="100" />3 Mayıs 1957 tarihinde Trabzon’da doğdu. İlk ve orta tahsilini aynı kentte yaptıktan sonra Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1979). Dört yıl lise öğretmenliği yaptı. KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü’ne öğretim görevlisi olarak girdi. <span id="more-26"></span>(1985). Orhan Okay yönetiminde sürdürdüğü Halide Edib Adıvar’ın Romanlarının Teknik Açıdan Tahlili konulu doktorasını tamamladı (1987). Aynı bölümde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Şair Nigâr Hanım konulu çalışmasıyla doçent oldu (1995). 1998′den itibaren aynı fakültede açılan Türkçe eğitimi bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan Nazan BEKİROĞLU 4 mayıs 2001′de profesör olmuştur</p>
<p>Şehirli bir ailenin üç çocuğundan en küçüğü olan Nazan Bekiroğlu; kendi ifadesiyle “ehl-i kalem ve kelam” bir baba ile titiz ve oldukça eğitimli bir annenin,iki de ağabeyin ikliminde epey nazlanarak,korunarak,esirgenerek büyümüştür. Çocukluğunda Türkçesi bozulur diye sokak yasaklanmış ve arkadaşları seçilmiştir,bunun için konuşurken Karadenizliliği hiç hissedilmez. Bekiroğlu, Türk Edebiyatı dergisi röportaj yazarı Belkıs İbrahimhakkıoğlu’na verdiği bilgilerle,kendini ve (birbirini andıran) hikayeleriyle şiirlerini şöyle anlatmıştır.<br />
Doğduğu ay (3 Mayıs), ruh dünyası ve ardından şiir ve hikayelerinde hep yer almıştır. Altı yaşına kadar oturdukları, konak yavrusu denilebilecek büyük evde yaşadıkları, hikayelerinin şuur altı malzemesini hazırlamıştır; “Çini dolap tutamakları, billur kapı kolları, vitraylardan süzülen efsunlu hava, kapı yanında açan filbahri çiçekleri, taş duvarlardan fışkıran yabani incir dalı, kocaman halının göbeğine düşen sarı ikindi güneşi, geceleri yatağa uzanan dalga sesleri ve bu seslerle karışan martı çığlıkları.” Bütün bunların izdüşümleri daha çocukluk yıllarında sanatkar ruhunu yoğuran dünyanın temelini teşkil etmişlerdir.</p>
<p>On dört yaşında babasının vefatıyla beraber ailenin ekonomik ve sosyal rengi değişir. Konaktan apartman dairesine geçiş yazarın içe dönük ruh yapısının teşekkülünde ve duyarlılığının şekillenmesinde etkili olmuştur. Daha sonra yüksek tahsil için aileden uzaklaşması bakışlarını dış dünyaya çevirmesini Anadolu’yu ve insanını tanıtmasını sağladı. Öğrencilik yıllarında halk edebiyatı ve Orta Asya estetiğinin peşinde idi. Bunu bir ölçüde ilk hikâyelerine de yansıttı. (Hava Hanım Öldü) . Gerek sanatkâr, gerekse akademik kişiliğinin gelişmesinde hocası Orhan Okay’dan teşvik ve destek gördü.<br />
Kendi ifadesiyle, kendini asıl buluşu mezuniyet sonrası yıllara rastlar. 1979 yılında apartmandan tekrar eski, müstakil ve bahçeli bir eve taşınırlar. Böylece sanatkârımız, ruhunu harekete geçiren atmosfere yeniden kavuşur. Daha sonra bir İstanbul seyahatinde hayatına Osmanlı ve Topkapı girer ve bu saray giderek, adeta bir tutkuya dönüşür. Ama onu çeken Osmanlı’nın zaferleri ya da yenilikleri değildir. “Saray”ı özellikle insanî yanı ile yakalamaya çalışır.</p>
<p>Bekiroğlu, edebiyata ve özellikle şiire meraklı bir aileden geliyor. Baba ve anne şiiri duyan ve duyuran insanlar. Babası “Hedef” adlı bir mahallî bir gazetenin sahibiydi. Basılmamış roman denemeleri ve pek çok şiirleri bulunan, tarihe ve bilhassa Osmanlı tarihine meraklı bir zattı. Bekiroğlu “güzele ilgi duymayı” babasından öğrenmiştir. Okumayı, kendisine sevdiren babasıdır. “İçinde Bir Sızı Var” hikayesinde kahraman da babasıdır.<br />
Bir zamanlar Tanpınar’ın etkisinde kaldığını şu anda bu etki üzerinden attığını söyler. Hayran olduğu Dostoyevski’den insan ruhunun labirentlerini vermesi bakımından etkilenir. Oscar Wilde’ın insan ruhunun evrensel prensipler doğrultusunda ve çok sade çizgilerle hikayeler yazmasından etkilenir. Nun Masalları döneminde Oscar Wilde gibi hikayeler yazmak ister. Nun Masalları’nın sade görünümünde onun etkisinin olduğunu söyler. Mustafa Kutlu’dan teknik anlamda geleneğe yaslanması yönünden etkilenir. Sezai Karakoç’tan geleneğin dönüştürülerek bugün nasıl kullanılabileceğini öğrendiğini söyler.</p>
<p>Şiir, hikâye, deneme ve incelemeleri Dolunay, Türk Edebiyatı, Milli Kültür, Kayıtlar, Yedi İklim, Dergâh mecbuaları ve Zaman Gazetesi’nde yayınlanan Bekiroğlu’nun eserleri:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.nazanbekiroglu.org/nun-masallari"><strong>Nun Masalları</strong></a> (Öykü; Dergâh Yayınları, 1997)</li>
<li><a href="http://www.nazanbekiroglu.org/sair-nigar-hanim"><strong>Şair Nigâr Hanım</strong></a> (İnceleme; İletişim Yayınları, 1998)</li>
<li><a href="http://www.nazanbekiroglu.org/halide-edib-adivar"><strong>Halide Edib Adıvar</strong></a> (İnceleme; Şule Yayınları, 1999)</li>
<li><a href="http://www.nazanbekiroglu.org/mor-murekkep"><strong>Mor Mürekkep</strong></a> (Deneme; İyiadam Yayınları, 1999)</li>
<li><a href="http://www.nazanbekiroglu.org/yusuf-ile-zuleyha"><strong>Yusuf İle Züleyha</strong></a> / Kalbin Üzerine Titreyen Hüzün (Şark Mesnevîsi, Timaş Yayınları, 2000)</li>
<li><a href="http://www.nazanbekiroglu.org/mavi-lale"><strong>Mavi Lâle</strong></a> (Deneme, İyiadam Yayınları, 2001)</li>
<li><a href="http://www.nazanbekiroglu.org/isimle-ates-arasinda"><strong>İsimle Ateş Arasında</strong></a> (Roman, Timaş Yayınları, 2002)</li>
<li><a href="http://www.nazanbekiroglu.org/cumle-kapisi"><strong>Cümle Kapısı</strong></a> (Deneme, Timaş Yayınları, 2004)(TYB 2003 Yılı Deneme Ödülü)</li>
<li><a href="http://www.nazanbekiroglu.org/cam-irmagi-tas-gemi"><strong>Cam Irmağı Taş Gemi</strong></a> (Hikaye, Timaş Yayınları, 2006) (TYB 2006 Yılı Hikaye Ödülü)</li>
<li><a href="http://www.nazanbekiroglu.org/la-sonsuzluk-hecesi"><strong>Lâ: Sonsuzluk Hecesi</strong></a> (Roman-Mesnevi, Timaş Yayınları, 2008)
<p><strong>KAYNAK : </strong><a href="http://www.nazanbekiroglu.org">http://www.nazanbekiroglu.org</a><br />

<a href='http://www.yoremizden.com/nazan-bekiroglu-kimdir/nazan-bekiroglu/' title='Nazan Bekiroğlu'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/nbekiroglu2.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="nbekiroglu2 Nazan Bekiroğlu Kimdir?" title="Nazan Bekiroğlu" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/nazan-bekiroglu-kimdir/nazanbekiroglu/' title='nazanbekiroglu'><img width="150" height="150" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2009/01/nazanbekiroglu1-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="nazanbekiroglu1 150x150 Nazan Bekiroğlu Kimdir?" title="nazanbekiroglu" /></a>
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/nazan-bekiroglu-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dile Gül Koymak</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/dile-gul-koymak/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/dile-gul-koymak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2008 13:07:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nurahasret</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[edep]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=358</guid>
		<description><![CDATA[Konuşmasından anlaşılır insan -Güzel konuşmasından Kalpten kalbe yol vardır derler.Bunu biraz daha değiştirerek söylersek: Dilden kalbe yol vardır Gönlü yumuşak insanların konuşmaları da yumuşak ve ılımlıdır. Onlar asla kalp kırmaz. Çünkü bir mihenk vardır gönülde; sözünü önce ölçer biçer sonra muhatabına sunar. Katı kalpli insanlar ise, bu mihengi yitirmiştir. Gönül kayalıklarında paramparça olmuştur mihenkleri. Olur]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/07/gul2.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-371" title="gul" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/07/gul-150x150.jpg" alt="gul 150x150 Dile Gül Koymak" width="150" height="150" /></a>Konuşmasından anlaşılır insan -Güzel konuşmasından<br />
Kalpten kalbe yol vardır derler.Bunu biraz daha değiştirerek söylersek:<br />
Dilden kalbe yol vardır<br />
Gönlü yumuşak insanların konuşmaları da yumuşak ve ılımlıdır. Onlar asla kalp kırmaz. Çünkü bir mihenk vardır gönülde; sözünü önce ölçer biçer sonra muhatabına sunar.<span id="more-358"></span><br />
Katı kalpli insanlar ise, bu mihengi yitirmiştir. Gönül kayalıklarında paramparça olmuştur mihenkleri. Olur olmaz yerde kelâm eder, ya baş kırar, ya da göz çıkarır.<br />
Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır denmiş, derler. Ne kadar doğru. En öfkeli olduğumuz anlarda bile yüreğimizdeki karanlığı gündüz aydınlığına çevirir güzel bir söz.</p>
<p>Söz ola kese savaşı, Söz ola kestire başı</p>
<p>Söz ola ahulu aşı, Yağ ile bal ede bir söz.</p>
<p>diyor Yunus.<br />
Elbette öyledir. En karamsar anları bile cennet iklimine çevirir, alımlı ve iç açıcı bir söz. Bu sebepten, güzel ve nazik konuşan insanların pek düşmanları olmaz çevrelerinde. Bazen bilmeden açtıkları yaralar olur elbet gönüllerde.Lâkin o yarayı dudaklarından akan bal gibi kelimelerle bir anda iyileştirirler. Asla başka bir zamana bırakmazlar açtıkları yaraları, oluşturdukları çizikleri. Acı konuşan insan böyle mi? Dil yayından karşıdakine fırlattıkları kırıcı söz oku, paramparça eder muhatabın yüreğini. Onlar dönüp bakmazlar bile. Kırdıkları kalbin çırpınışları ve yanaklardan sızan damlaları görmezlikten gelip, dönüp giderler..<br />
Bak bu hususta Hz. Ömer ne diyor:Ey Kâbe seni bin sefer yıksam yine yapabilirim. Ama kırık bir kalbi asla! İşte bu derece zor durumda olan bir kırık kalp eğer onarılırsa sen artık Halkın sevgili kullarından olduğuna inanabilirsin. Çünkü bir hadis-i şerifte şöyle diyor, Nebiler Nebisi: Gerçek mümin, elinden ve dilinden başkalarının zarar görmediği kişidir. .</p>
<p>İşte dost! Tatlı dil ve acı dil arasındaki fark, cennet ile cehennem arasındaki fark gibidir.<br />
Sen diline ister gül koy, istersen bal ve gönüllere cennet asa bir iklim ör. İstersen kor koy, başkalarını alev alev yak. Tercih senin&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/dile-gul-koymak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vehbi Vakkasoğlu Kimdir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/vehbi-vakkasoglu-kimdir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/vehbi-vakkasoglu-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2008 20:44:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[vehbi vakkasoğlu biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[vehbi vakkasoğlu kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[vehbi vakkasoğlu kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[vehbi vakkasoğlu özgeçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/vehbi-vakkasoglu-kimdir/</guid>
		<description><![CDATA[Kahramanmaraş’da doğan yazar,İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nden mezun oldu. Öğretmenlik mesleğine Milli Eğitim’in değişik kademelerinde 35 yıl emek verdi.Türk çocuklarının eğitimine katkıda bulunması için Berlin’e tayin edildi.6 yıl Almanya’da çalıştı. İlk kitabı olan “Mehmet Akif” 1968 yılında yayınlandı.O günden bugüne 40 esere imza attı.Bunlar tarih,edebiyat, din ve psikoloji konularındadır. Eğitimciliği ve eserleriyle yepyeni bir gençlik yetişmesinde]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Vehbi Vakkasoğlu" href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/vehbi2.jpg"><img class="alignleft" style="float: left;" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/vehbi2.jpg" alt="vehbi2 Vehbi Vakkasoğlu Kimdir?" align="left" title="Vehbi Vakkasoğlu Kimdir?" /></a>Kahramanmaraş’da doğan yazar,İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nden mezun oldu.<br />
Öğretmenlik mesleğine  Milli Eğitim’in değişik kademelerinde 35 yıl emek verdi.Türk çocuklarının eğitimine katkıda bulunması için Berlin’e tayin edildi.6 yıl Almanya’da çalıştı.          <span id="more-93"></span><br />
İlk kitabı olan “Mehmet Akif” 1968 yılında yayınlandı.O günden bugüne 40 esere imza attı.Bunlar tarih,edebiyat, din ve psikoloji konularındadır.              Eğitimciliği ve eserleriyle yepyeni bir gençlik yetişmesinde hizmeti büyük oldu. İlk gençlik yıllarından itibaren, toplumu eğitici binlerce konferans ve seminerler gerçekleştirdi. Hayatın manası, muhtevası ve özü sevgidir gerçeğini yaşayarak yaydı ve kitaplarıyla gönüllere yerleştirdi. “Sevgi Merkezli Eğitim” projesiyle hem eğitimcilere, hem anne-babalara hem de gençlere etkili rehberlik yaptı.            Sadece “Bir Destandır Çanakkale” başlığıyla yurtiçi ve yurtdışında verdiği konferanslar 1200’ü buldu.&#8221;Ailede Sevgi İletişimi&#8221;  konusunu da binlerce defa değişik açılardan topluma yansıttı.            Yeni bir Çanakkale ruhuyla dirilmenin ve sevginin özünü yakalayarak kendine gelmenin önemli temsilcilerinden biri oldu.              Bu çerçevede sevenlerinden oluşan “Sevgi Ailesi” bütün dünyada hızla gelişmekte ve sevgi bayrağını her gün biraz daha yükseltmektedir. Mutluluğu, gönüllerden  gönüllere  sevgi  iletişimi  kurmaktır.<br />
Ona  göre, eğitim hizmetlerinden emekli olmak imkansızdır zira “Hocanın rahmetlisi olur, emeklisi olamaz” Bu  sebeble, bütün  yeryüzünü bir okul haline getirmeye, seminer  ve konferanslar halkasını genişletmeye çalışıyor. ”Gidemediğin yer ne kadar senin değilse, giremediğin  gönül de o kadar senin değildir”,der&#8230;Gençleri çok sever.Gençlerle gönül saflarını sık tutmanın, geleceğimizin garantisi olduğuna inanır.</p>
<blockquote><p><strong>Eserlerinden Başlıcaları Şunlardır ;</strong></p></blockquote>
<ol>
<li>-  Ailede Sevgi İletişimi</li>
<li>-  Çanakkale&#8217;de Şahlananlar</li>
<li>-  Bir Destandır Çanakkale</li>
<li>-  Nikah Şekeri</li>
<li>-  Allah’ı Nasıl Anlamalı Çocuklarımıza Nasıl Anlatmalı</li>
<li>-  Öğretmenin Not Defteri, 1-2-3</li>
<li>-  Aşk Çağlayanı Mevlana</li>
<li>-  Başkasının Günahına Ağlayan Adam</li>
<li>-  Kalp Sevmekten Yorulmaz</li>
<li>-  Üzüntüsüz Yaşamak</li>
<li>-  Osmanlı İnsanı</li>
<li>-  Doğru Düşünme ve Başarma Sanatı</li>
<li>-  İçinizdeki Dostu Keşfedin</li>
<li>-  İz Bırakanlar</li>
<li>-  Mehmet Akif</li>
<li>-  Tagebuch Einens Lehrers-1 (Almanca )</li>
<li>-  Our Teacher&#8217;s Notebook- 1  (İngilizce)</li>
<li>-  Önce Alkışladılar Sonra Öldürdüler</li>
<li>-  Bu Vatanı Terkedenler</li>
<li>-  Yunus Emre</li>
<li>-  İslam Alimleri</li>
<li>-  Bilinmeyen Kadın</li>
<li>-  Farkınız İslam Olsun</li>
<li>-  Yeniden Doğanlar</li>
<li>-  Dünyada İslam’a Koşanlar</li>
<li>-  Öğrencime Mektuplar 1-2-3</li>
<li>-  Avrupanın Gerçek Yüzü</li>
<li>-  Son Bozgun</li>
</ol>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/vehbi-vakkasoglu-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yavuz Bahadıroğlu Kimdir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/yavuz-bahadiroglu-kimdir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/yavuz-bahadiroglu-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Apr 2008 14:05:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Rize]]></category>
		<category><![CDATA[rizeli yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz bahadıroğlu biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz bahadıroğlu kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz bahadıroğlu kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz bahadıroğlu özgeçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/yavuz-bahadiroglu-kimdir/</guid>
		<description><![CDATA[Yavuz Bahadıroğlu yavuzbahadiroglu@moralfm.com Yavuz Bahadıroğlu 1945 yılı başında Pazar (Rize) kazasına bağlı Hisarlı köyünde dünyaya geldi. 1971&#8242;de İstanbul&#8217;da gazeteciliğe başladı. Muhabirlik, araştırma-inceleme, röportaj ve fıkra yazarlığı yaptı. Gazete, dergi ve şirket yöneticisi olarak çalıştı. Gazeteciliği muhabir ve röportajcı olacak sürdürürken, Niyazi Birinci adıyla çocuklara yönelik eserler üretti. Yüzlerce çocuk romanı, hikâye yayınladı. Aynı dönemde bir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Yavuz Bahadıroğlu" href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/yavuzbahadiroglu2.jpg"></a></p>
<p style="text-align: center"><a title="Yavuz Bahadıroğlu" href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/yavuzbahadiroglu2.jpg"><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/yavuzbahadiroglu2.jpg" alt="yavuzbahadiroglu2 Yavuz Bahadıroğlu Kimdir?"  title="Yavuz Bahadıroğlu Kimdir?" /><br />
<strong>Yavuz Bahadıroğlu<br />
</strong></a><a href="mailto:yavuzbahadiroglu@moralfm.com"><strong>yavuzbahadiroglu@moralfm.com</strong></a></p>
<p>Yavuz Bahadıroğlu 1945 yılı başında Pazar (Rize) kazasına bağlı Hisarlı köyünde dünyaya geldi. 1971&#8242;de İstanbul&#8217;da gazeteciliğe başladı. Muhabirlik, araştırma-inceleme, röportaj ve fıkra yazarlığı yaptı. Gazete, dergi ve şirket yöneticisi olarak çalıştı.<span id="more-69"></span></p>
<p>Gazeteciliği muhabir ve röportajcı olacak sürdürürken, Niyazi Birinci adıyla çocuklara yönelik eserler üretti. Yüzlerce çocuk romanı, hikâye yayınladı. Aynı dönemde bir günlük gazetede Şeref Baysal ve Veysel Akpınar isimleriyle iki köşe yazısı yazdı.</p>
<p>Asıl çıkışını tarihi romanlarıyla yaptı. İlk romanı Sunguroğlu ve ardından yazdığı Buhara Yanıyor romanı ülkenin en çok satan romanlarından oldu. Genelde Osmanlı&#8217;nın çeşitli dönemlerini ele alan otuzu aşkın roman yazdı.</p>
<p>Yavuz Bahadıroğlu, roman, çocuk kitapları, hikâye, araştırmalar, oyunları, film yapılmış senaryolar ve fikri eserler olmak üzere yüzlerce çalışmaya imza attı. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konularda binlerce konferans verdi, çeşitli kurum ve kuruluşlardan ödüller aldı, iki kitabı Kültür Bakanlığı tarafından yayınlandı.<br />
Halen ulusal Moral FM radyosunda günlük yorumlar yapıyor ve bir günlük gazetede köşe yazarlığını sürdürüyor.<br />
Yazar evli ve üç çocuk babasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/yavuz-bahadiroglu-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nihat Genç Kimdir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/nihat-genc-kimdir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/nihat-genc-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Apr 2008 13:18:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[nihat genç biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[nihat genç kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[nihat genç özgeçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzonlu]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/nihat-genc-kimdir/</guid>
		<description><![CDATA[Nihat Genç 20 yaşında Ankara’ya yerleşti. Sağlık Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı’nda 9 yıl memuriyet yaptı. Gençlik yıllarında gazete ve dergilerde teknik eleman olarak çalıştı. Gençlik yıllarından bugüne, siyasi dergiler ve edebi dergilerde, son olarak Leman Dergisi&#8217;nde yazılar yazdı. Sky Turk isimli televizyon kanalında Serdar Akinan ile program yapmıştır. Öykülerinden örnekler Narlıbahçe Sokağı (Modern Çağın Canileri)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><a title="Nihat Genç" href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/nihatgenc2.jpg"><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/nihatgenc2.jpg" alt="nihatgenc2 Nihat Genç Kimdir?"  title="Nihat Genç Kimdir?" /></a><br />
<strong>Nihat Genç</strong></p>
<p>20 yaşında Ankara’ya yerleşti. Sağlık Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı’nda 9 yıl memuriyet yaptı. Gençlik yıllarında gazete ve dergilerde teknik eleman olarak çalıştı. Gençlik yıllarından bugüne, siyasi dergiler ve edebi dergilerde, son olarak Leman Dergisi&#8217;nde yazılar yazdı. <span id="more-66"></span>Sky Turk isimli televizyon kanalında Serdar Akinan ile program yapmıştır.</p>
<p>Öykülerinden örnekler</p>
<ul>
<li>Narlıbahçe Sokağı (Modern Çağın Canileri)</li>
<li>Şeriatta Ayıp Yoktur (Ofli Hoca)</li>
<li>Bu İşin Tövbesi Var midur? (Ofli Hoca)</li>
<li>İhtişam ve Sefalet (Köpekleşmenin Tarihi)</li>
<li>Türkan (Arkası Karanlık Ağaçlar)</li>
<li>Hero Marka Mızıka (Kompile Hikayeler)</li>
<li>İhtiyar Kemancı (İhtiyar Kemancı)</li>
</ul>
<p>Kitapları</p>
<ul>
<li>Dün Korkusu (1989)</li>
<li>Bu Çağın Soylusu (1991)</li>
<li>Ofli Hoca / Şeriatta Ayıp Yoktur</li>
<li>Kompile Hikayeler</li>
<li>Soğuk Sabun(1994)</li>
<li>Köpekleşmenin Tarihi (1998)</li>
<li>Modern Çağın Canileri (2000)</li>
<li>Memleket Hikayeleri</li>
<li>Arkası Karanlık Ağaçlar (2001)</li>
<li>İhtiyar Kemancı (2002)</li>
<li>Amerikan Köpekleri (2004)</li>
<li>Edebiyat Dersleri (2004)</li>
<li>Nöbetçi Yazılar (2004)</li>
<li>Hattı Müdaafa (2005)</li>
<li>Karanlığa Okunan Ezanlar (2006)</li>
<li>Aşk Coğrafyasında Konuşmalar (2007)</li>
<li>Kavga Günleri (2007)</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/nihat-genc-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sunay Akın Kimdir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/sunay-akin-kimdir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/sunay-akin-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Apr 2008 13:09:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncak evi]]></category>
		<category><![CDATA[sunay akın biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[sunay akın kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[sunay akın oyuncak evi]]></category>
		<category><![CDATA[sunay akın özgeçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/sunay-akin-kimdir/</guid>
		<description><![CDATA[Sunay Akın Sunay Akın, 1962 doğumlu şair. Şiir kitaplarının yanında romanları da bulunan şairin 11 ülkeden topladığı oyuncaklardan oluşan bir “Oyuncak Müzesi” var. Sunay Akın, 1962 yılında Trabzon’da doğdu. Akın’ın daha iyi bir eğitim alabilmesi için ailesi şair 10 yaşındayken İstanbul’a taşındı. Koşuyolu Lisesi’ni bitirdi ve lisans derecesini 1985 yılında İstanbul Üniversitesi Coğrafya Fakültesi’nden aldı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Sunay AKIN" href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/sunayakin2.jpg"></a></p>
<p style="text-align: center"><a title="Sunay AKIN" href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/sunayakin2.jpg"><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/sunayakin2.jpg" alt="sunayakin2 Sunay Akın Kimdir?"  title="Sunay Akın Kimdir?" /><br />
<strong>Sunay Akın </strong></a></p>
<p>Sunay Akın, 1962 doğumlu şair. Şiir kitaplarının yanında romanları da bulunan şairin 11 ülkeden topladığı oyuncaklardan oluşan bir “Oyuncak Müzesi” var.</p>
<p>Sunay Akın, 1962 yılında Trabzon’da doğdu. Akın’ın daha iyi bir eğitim alabilmesi için ailesi şair 10 yaşındayken İstanbul’a taşındı. Koşuyolu Lisesi’ni bitirdi ve lisans derecesini 1985 yılında İstanbul Üniversitesi Coğrafya Fakültesi’nden aldı.<span id="more-64"></span></p>
<p>Akın ilk şiirini 9 yaşındayken bir metoroloji çalışanının kızına yazmıştı. Şiiri kızın evindeki balkon kapısının üstüne kazıdı. Ancak soğuk geçen kış mevsiminde aile o kapıyı yakmıştı ve Akın’ın şiiri hiçbir zaman yerine ulaşmadı.</p>
<p>Şairin ilk şiirleri 1984’te bir dergide yayınlandı. 1987’de “Noktalı Virgül” dosyasıyla Halil Kocagöz Şiir Ödülü’nü aldı. İlk kitabını 1989’da “Makiler” adı altında çıkardı. Aynı yıl arkadaşlarıyla birlikte “Yeni Yaprak” ve bir yıl sonra “Olmaz” adlı şiir dergilerini çıkardı. 1990’da “Makiler” şiiri, şaire Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü’nü kazandırdı.</p>
<p>“Makiler”in ardından Akın 3 şiir kitabı daha çıkardı; “Antik Acılar” (1991), “Kaza Süsü” (1993) ve “62 Tavşanı” (1998). Bunlar dışında 8 tane de roman yazdı; “İstanbul’un Nazım Planı” (1999), “Ay Çöreği ve Deniz Yıldızı” (2000), “Kız Kulesin’deki Kızılderili” (2000), “Önce Çocuklar ve Kadınlar” (2000), “İstanbul’da Bir Zürafa” (2001), “Onlar Hep Oradaydı” (2002), “Kırdığımız Oyuncaklar” (2003), “Kule Canbazı” (2004). Şairin derlemeleri de; “Şairler Matinesi” (1994), “Küçük Asker… Küçük Asker” (1996), “Şiir Cumhuriyeti” (1994), “Ve Şaire… Ve şaire” (1995), “Kırılan Canlar” (1997) idi. Tüm bunların yanında birçok radyo ve televizyon programı yaptı.</p>
<p>Sunay Akın’ın en büyük düşü bir oyuncak müzesi kurmaktı ve bu düşünü 23 Nisan 2005’te gerçeğe dönüştürdü. Türkiye’de türünün ilk örneği olma özelliğini taşıyan bu müzede Akın’ın 11 yıl boyunca dünyanın birçok yerinden topladığı oyuncaklar yer alıyor. Müze, İstanbul Göztepe’de bulunuyor. Akın şu anda Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde ders vermektedir. Tek kişilik bir gösterisi bulunmaktadır. Şiirlerinde Orhan Veli’nin ve Cemal Süreya’nın etkileri görülür. Kelime oyunlarını ve alaycılığı sık kullanır.
</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt">ESERLERİ <span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: 'Verdana','sans-serif'"><br />
Makiler (1989) Antikacılar (1991) Kaza Süsü (1993)</span></p>
<p>TOPLU ŞİİRLERİ</p>
<table class="MsoNormalTable" style="border: medium none; width: 100%; border-collapse: collapse;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr style="height: 12.75pt;">
<td style="border-color: #d4d0c8; padding: 0cm; width: 53%; height: 12.75pt; background-color: transparent;" width="53%">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt">Alacak</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/sunay-akin-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mehmet Akif Ersoy Kimdir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/mehmet-akif-ersoy-kimdir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/mehmet-akif-ersoy-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Apr 2008 15:16:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy özgeçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/mehmet-akif-ersoy-kimdir/</guid>
		<description><![CDATA[(1873 &#8211; 1936) Mehmet Akif Ersoy Mehmed Akif, 1873 yılında İstanbul’da, sade ve geleneksel bir hayatın yaşandığı Fatih’in Sarıgüzel semtinin Nasuh mahallesinde 12 numaralı evde (Büyük bir yangında harap olan bu semtin ortasından bugün Vatan Caddesi geçmektedir) dünyaya geldi. Asıl adı Mehmet Ragif’tir. Ragif, ebced hesabıyla hicri 1290 rakamına karşılık gelmektedir ve bu rakam Akif’in]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><a title="Dosyaya direk ba&amp;gbreve;lant&amp;imath;" onclick="return false;" href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/163322.jpg"><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/163322.jpg" alt="163322 Mehmet Akif Ersoy Kimdir?" width="102" height="128" title="Mehmet Akif Ersoy Kimdir?" /></a></p>
<p align="center"><strong>(1873 &#8211; 1936)<br />
</strong><strong>Mehmet Akif Ersoy</strong></p>
<p>Mehmed Akif, 1873 yılında İstanbul’da, sade ve geleneksel bir hayatın yaşandığı Fatih’in Sarıgüzel semtinin Nasuh mahallesinde 12 numaralı evde (Büyük bir yangında harap olan bu semtin ortasından bugün Vatan Caddesi geçmektedir) dünyaya geldi. Asıl adı Mehmet Ragif’tir. Ragif, ebced hesabıyla hicri 1290 rakamına karşılık gelmektedir ve bu rakam Akif’in doğum tarihidir.<span id="more-49"></span><br />
Akif, Osmanlı devletinin hasta adam ilan edildiği ve bu görüşün dönemin devlet adamlarına ve aydınlarına uğursuz bir hastalık gibi bulaştığı, çöküş şartlarının hemen herkeste çözülme, umutsuzluk, panik yarattığı, buna rağmen hemen herkesin bir şeyler yapma çabasında olduğu bir dönemdir.<br />
2. Mahmut’un, 3. Selim’in başlattığı yenileşme hareketleri, Tanzimat doruk noktasına varıyor ve bugüne kadar devam eden aydın- halk yabancılaşmasını, milletle devlet arasındaki problemli doğuruyor, toplumsal yarılmalara yol açıyordu. Yenileşme ile başkalaşma arasındaki farklar sık sık belirsizleşiyor atılan her adım ciddi sosyal ve siyasi maliyetler getiriyor, kendinden ve kendi köklerinden beslenen bir yenilenme gerçekleştirilemiyordu.<br />
Korkuyla umut, ataletle hamle çabası, teslimiyetle yiğitçe direniş, çözülüşle yeniden toparlanış aynı anda ve çok zaman kolkola denecek kadar birbirine yakın duruyordu.<br />
Avrupa ülkelerinin Osmanlıyı tasfiyesi politikası bütün hızıyla ve kararlılığı ile devam ediyordu.<br />
Daha Akif 6 yaşında iken Ruslar İstanbul’a kadar ilerliyor Ayestefanos Abidesini dikiyordu. Yine 5 yaşında iken Abdulhamid, Meclis-i Mebusan’ı kapatıyor, devletin ve milletin varlığını korumak için politik dehasına ve çoküş endişesinin yarattığı bir haleti ruhiyeyle baskıcı bir politikaya yöneliyordu.<br />
Babası Fatih Medresesi müderris ve mücizlerinden (icazet veren) İpek’li Temiz lakabıyla anılan Tahir Efendi’dir. Annesi ise Buharalı Mehmed Efendi’nin kızı H. Emine Şerife hanımdır. Babası Rumelili (Arnavut) annesi ise Buhara’dan hacca giderken Amasya’da vefat eden Buharalı Şirvani Rüştü Efendi’nin kızıdır. Tahir efendi, ilk kocası vefat eden Emine Şerife Hanım’ın ikinci eşidir.</p>
<p>Akif’in ailesi sade ve orta halli ama bir inanç ikliminin bütün olgunluğu ve güzelliği ile yaşadığı bir aile idi.</p>
<p>Akif babasını,<br />
“Beyaz sarıklı, temiz, yaşça ellibeş ancak<br />
Vücudu zinde fakat saç sakal ziyadece ak.”<br />
diye tasvir eder.</p>
<p>Hoca Tahir Efendi erkenden kalkar, çocuklarını (Akif ve kızkardeşi Nuriye) kendi eliyle yıkar, kızının saçlarını tarar, pişirdiği salepleri içirerek onları mekteplerine gönderirdi&#8230; Çocuklarını bir kere bile dövmemişti. (Kuntay, s.157)<br />
Akif, Annesini ise şöyle anlatır:<br />
“Annem çok âbid (ibadetine düşkün) bir hanımdı. Babam da öyle. Her ikisinin de dinî selabetleri vardı. İbadetin verdiği zevkleri heyecanla tadmışlardı.”<br />
Ünlü düşünür ve şair Sezai Karakoç, Akif’in ailesi ve kökeni ile ilgili şu nefis yorumu ile yapar:<br />
“Baba soyu Rumelili, ana soyu Buharalı, doğuş yeri Fatih:<br />
Yani tam bir Doğu İslâmlığının, Batı İslâmlığının ve Merkez İslamlığının bir sentezi bir çocuk”<br />
Anne çizgisi, duyarlığı, sağduyuyu, kendini bir ülküye adayışı, şairliği getirecek; baba çizgisi, ataklığı, savaşkanlığı, yılmaz ve her vuruşmada daha da çelikleşen bir savaş adamını, gözüpekliği, korkmazlığı, ürkmezliği, umutsuzluğa sürekli olarak düşülmemeyi getirecektir. Doğuş yeri ise, ümüslü ve verimli bir topraktır ki, tabiatta nice saçılıp da kaybolan iyi tohumların bir gramını bile ihmal etmez, değerlendirir, yemişlendirir.”<br />
Akif’in doğduğu Fatih semtini Sezai Karakoç şöyle tasvir ediyor”<br />
“Fatih semti, İstanbul’un içinde ikinci bir İstanbul’dur. Yüzdeyüz Fatih şehridir. Fatih camii, İslâm-Türk kültürünün bu ölmez abidesinin çevresinde halka halka fatih medreseleri ve semti, en saf müslüman Türk heyacanının ördüğü bir toplumdur.”<br />
Akif, İstanbul’un bu en Türk, en yerli ve en yoksul mahallelerinden birin de doğdu ve yaşadı. Hayatı burada tanıdı ve keşfetti, toplumsal dokuyu burada ve onun bir parçası olarak tanıdı. Bir inanç ikliminin güzelliği ile birlikte toplumun yazılı olmayan mutabakatlarını, modern hayatın yerli ve geleneksel olana nasıl nüfuz ettiğini, hangi çelişkilere, trajedilere yol açtığını, neleri çürüttüğünü, nelerin eskidiğini ve nelerin yenilenmesi gerektiğini bu mahalle hayatında gözlemledi. Yenilenmekle, yerli kalmak, kendi olmak arasındaki tercihlerinin ilk çizgilerini burada idrak etti.</p>
<p>Ve Akif burada bir şey daha öğrendi. Her türlü kirlenmeye açık bir yoksulluğun, sade ve onurlu bir hayata nasıl dönüştürülebileceğini. Erdemli yoksulluk helal kazanç ve emek demektir, fedekarlık demektir, dayanışma demektir, karşılıksız sevmek demektir, hırs ve rekabeti ayaklar altına almak demektir. Erdemli yoksulluuğun tek sigortası vardır. Çalışmak, ölene kadar çalışmak, onurunu kaybetmeden çalışmak.<br />
Akif kendi mahallesinin yoksulluğunu, kendi haline terkedilmişliğini şöyle anlatır.</p>
<p>Bizim mahalleye poyraz kışın da uğrayamaz<br />
Erir erir akarız semtimize geldi mi yaz!<br />
Bahârı görmeyiz ala lâtif olur, derler&#8230;<br />
Çiçeklenirmiş ağaçlar, yeşillenirmiş yer.<br />
Demek şu arsada ot bitse nevbahâr olacak?<br />
Ne var gidip Yakacık’larda demgüzâr olacak<br />
Fusulü dörde çıkarmaz bizim sokaklarımız;<br />
Kurak, çamur.. İki mevsim tanır ayaklarımız!</p>
<p>Akif bu mahallede bu inaç ve gelenek ikliminin ortasında mahalle hayatını bütün renk ve çizgileriyle yaşadı.</p>
<p>Babası O’nu sekiz yaşından itibaren Fatih camiine götürdü. Bunu bir şiirinde şöyle anlatır.</p>
<p>Sekiz yaşında kadardım. Babam gelir: “Bu gece,<br />
Sizinle camîe gitsek çocuklar erkence.<br />
Giderseniz gelin amma namazda uslu durun;<br />
Merâmınız yaramazlıksa işte ev, oturun!”<br />
Deyip alırdı beraber benimle kardeşimi<br />
Namaza durdu mu, naliyle koyverir peşimi<br />
Dalar giderdi, ben atık kalınca âzade<br />
Ne âşıkane koşardım hasırlar üstünde.”</p>
<p>Cami, masal, oyun ve yaramazlık. Cami içinde baba ve çocuklar. Camii içinde inanç ve coşku. Camii içinde ciddiyet ve oyun. Cami içinde inanç ve çocuksuluğun sınırsızlığı. Cami içinde yetişkin ve çocuk samimiliği.<br />
Ve cami ile içiçe bir ev. Camii ile içiçe bir mahalle hayatı. Camii ile içiçe düşünce, duyarlık ve yaşama iklimi.<br />
İşte yetişkin Akif’in portresinin temel çizgilerini belirginleştiren çocuk Akif’in dünyası ya da Âkif’in içinde kendini bulduğu dünya&#8230;</p>
<p>Ve Akif’in mizacı.. ele avuca sığmayan bir çocuk. Çalışkan ama haşarı. Okuldan döner dönmez sokağa fırlayan, ağaçlara tırmanan, kabına sımayan bir mizaç. Masal dinlemeden uyumayan bir ruh. Uyuması için kendisine masal anlatırken anlatırken uyuyakalan Saime Hanım’ın eline mangalda kızdırdığı cevizi bırakarak yakan bir yarım kalmışlığı kabullenememezlik.<br />
Akif böyle bir ortam içinde o günün geleneğine uyularak 4.5 yaşlarında iken Emir Buhari Mahalle Mektebine başladı. Yaklaşık iki sene sonra Fatih İptidaisi’ne (ilkokul) girdi. Üç yıllık bu okulu bitirdikten sonra girdiği Fatih Merkez Rüştiyesi’ni (ortaokulunu) 1895 yılında bitirdi.<br />
Bu mezunuyet aile içinde görüş ayrılığına yol açtı. Emine Şerife Hanım, Hocazade’sinin (Annesi Âkif’e Hocazadem diye hitabederdi) sarıklı olmasını, medresede tahsiline devam etmesini istiyordu. Babası Tahir Efendi ise medresede okuyacağı şeyleri, oğluna kendisinin de öğretebileceğini ileri sürüyor, yeni açılan ve revaçta olan mekteplerden birine gitmesini istiyordu. Akif’in anne ve babası arasındaki bu görüş ayrılığı Dönemin toplumsal tercihlerindeki farklılaşmayı da ortaya koyuyordu. Bir tarafta geleneğin bütün çizgileriyle yaşadığı Fatih’te, evladını bir inanç ve ilim adamının saygınlığı içinde görmek isteyen anne diğer yanda değişen dünyanın gereklerini farkeden kendisi de bir inanç ve ilim adamı olan baba. Ne inanç ihmal edilebilirdi ne yeni gelen ve kendi şartlarını dayatan dünya. Bu açıdan bakıldığında Akif annesiyle babasının özlemini kendi şahsında bütünlemiş ve uygun bir senteze kavuşturmuş gibidir.<br />
Sonunda Tahir Efendi’nin dediği olur. Ancak Tahir Efendi mektep ve meslek tercihini oğluna bırakır. Akif dönemin en gözde okullarından biri olan Mülkiye’yi tercih ettiği için ve babasıyla birlikte kaydını yaptırır. Kayıt tamamlandıktan sonra kâtip kayıt harcı ister, Tahir efendi, Âkif’i bir köşeye çeker, kesesini çıkarır ama istenen miktarda para yoktur. Tahir efendi rehin bırakmak üzere gümüş saatini çıkarınca kâtip almaz ve kayıt harcını ertesi gün getirebileceklerini söyler.<br />
İlk gençlik yılları da çocukluğu gibi. Taşkın, ele avuca sığmaz, güçlü, sıhhatli ve enerjik. Pehlivanlarla güreşen, boğazda karşıdan karşıyla yüzen, taş yarıştıran bir ilk gençlik. Ama hep çalışkan, hep erdemli.<br />
Mülkiye’nin İ’dâdî bölümünde üç sene okuduktan sonra şehadet-nâme (diploma) aldı ve yüksek kısmına kaydoldu. Bir sene süre sonra (H.1305/1887-88) babası vefat etti. Aynı yıl evleri yanınca Mülkiye’ye nehari (gündüzlü öğrenci) olarak devam etmesi imkansız hale geldi. Mezunlarına hemen iş verileceği için o yıl açılan ve ilk sivil veteriner yüksek okulu olan Mülkiye’nin Baytar Mektebi’ne (Halkalı Baytar ve Ziraat Mektebi) leyl-i (yatılı) öğrenci olarak geçti.</p>
<p>Âkif bu okulda kendisini derinden etkileyecek bir öğretmenle karşılaştı. İnançlı bir Türk Hekimi olan, Türkiye’ye mikrop bilimini getiren Rifat Hüsamettin Hoca. Pasteur’un öğrencisi olan bu öğretmeninden Pasteur sevgisini aldı. Mithat Cemal, Akif’in Pasteur’ün fotoğrafına bakıp hayranlıkla “Bu ne ilâhi yüzdür” dediğini, fotoğrafı öptüğünü ve ardından “Mu’tekid de! (İnançlı) eklediğini kaydeder.<br />
Çoğu kendisi gibi babasız ve yoksul öğrencilerden oluşan bu okul Âkif’e sağlam ve bir ömür boyu sürecek dostluklar kazandırdı.<br />
Yine bu okul, Akif’in sağlam bir dini bilgi ve sarsılmaz bir imanla, müspet bilimin harika bir uyumunu sağlayan zihini yapısını oluşturdu.<br />
Akif bu dönemde de Kıyıcı Osman Pehlivandan güreş öğreniyor, Çatalca köylerinde yağlı güreş tutuyor, taş yarıştırıyor, yüzüyor ve çok sevdiği mektebin “Doru” isimli atına biniyor, uzun yürüyüşlere çıkıyor<br />
Şiire ilgisi de bu yıllarda başlıyor ve okulun son iki senesinde başladı. Bunlar dönemin yaygın kanaatlerinin izlerini yansıtır ve divan şiirlerine nazireler şeklindedir.<br />
22 Aralık 1893’te okuldan birincilikle mezun olur ve 26 Aralık’ta “Orman ve NMa’adin ve Ziraat Nezare’Baytar Müfettiş Muavini” olarak tayin edilir.</p>
<p>Görev yeri İstanbul olmasına rağmen Akif, 4 yıl Rumeli, Anadolu ve Arabistan’ın çeşitli bölgelerinde görev yapmıştır.<br />
Bu seyahatler Akif’in gözlem gücünü, toplumu daha yakından tanımasını sağlamış olmalıdır. Akif bu dönemdeki gözlemlerini şiirlerinde son derece gerçekçi bir şekilde kullanır. Yine bu ve bundan sonraki seyahatler Akif’in hem düşünce tarzını hem de şiir anlayışını temellendirir.</p>
<p>Mezuniyetinden 6 gün sonra 28 Aralık 1893’te İlk eseri olan 7 beyitlik gazeli “Servet-i Fünun’da yayınlanır.<br />
Buarada çocuk yaşlarda başladığı Kur’an’ı Hıfzetme (Ezberleme) çabalarını yoğunlaştırır ve Hafız olur.<br />
1 Eylül 1898’de 25 yaşında iken Tophane-i Amire veznedarı Mehmed Emin Bey’in kızı İsmet Hanım ile evlendi.<br />
Akif’in bu yıllarda da Maarif mecmuasında, Resimli Gazete’de şiir yazıları ile Arapça, Farsça ve Fransızca’dan yaptığı çevrilerini yayınlamaya devam eder.<br />
17 Ekim 1906’da mevcut görevine ilâveten “Halkalı Ziraat Mektebi Mektebi’ne “Kitabet-i Resmiye Muallimi ve 25 Ağustos 1907’de Çiftlik Makinist Mektebi’ne Türkçe Muallimi olarak atanır.<br />
23 Temmuz 1908’de İkinci Meşrutiyet ilan edilir. Akif, bu sırada İstanbul’da Umur-i Baytariye Dairesi Müdür Muavin’dir.<br />
Akif’in hemen hiçbir dönemde siyasetle doğrudan ilişkisi olmamakla beraber toplumsal sorunlarla ciddi ve yoğun bir ilgisi olmuştur. Dönemin bütün aydınları gibi çöküş şartlarının yol açtığı acıları derin bir şekilde yüreğinde hissediyor ve bir çıkış yolu arıyordu.<br />
Meşrutiyetin ilanından 10 gün sonra daha önceleri gizli bir cemiyet olarak faaliyet gösteren ve daha sonra partileşecek olan İttihat ve Terakki Cemiyetine üye olur. Ancak Akif, cemiyete üyeliğe girişin gereklerinden biri olan “Cemiyetin bütün emirlerine, bilâ kayd ü şart (kayıtsız şartsız) ittaat edeceğim” şeklindeki yemindeki “kayıtsız şartsız itaat “itiraz eder ve sadece iyi ve doğru olanlarına şeklinde düzeltilmesi şartıyla yemin edebileceğini söyler. Ve cemiyetin yemini Akif’le değişir.<br />
Akif’in karekterinin tipik bir yansıması olan bu tutum hayatı boyunca ve herkese karşı korunan bir ilkeli anlayışın tezahürüdür.<br />
OKUDUĞU KİTAPLAR<br />
Mesnevi<br />
Hafız Divanı<br />
Gülistan<br />
Leyla ve Mecnun (Fuzuli)<br />
Victor Hugd, Lamartine, Zola, Daudet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/mehmet-akif-ersoy-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/necip-fazil-kisakurek-kimdir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/necip-fazil-kisakurek-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Apr 2008 12:11:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/necip-fazil-kisakurek-kimdir/</guid>
		<description><![CDATA[1904 &#8211; 1983 Necip Fazıl KISAKÜREK 26 Mayıs 1904&#8242;te, Perşembe günü sabaha karşı, İstanbul&#8217;da büyük bir konakta doğdu. Kayıtlı bir şecereyle, Alâüddevle devrinin Şeyhülislâmı Mevlâna Bektût Hazretlerine dayanan ve Osmanoğullarından daha eski bir familya olan Dülkadiroğullarına bağlı &#8220;Kısakürekler&#8221; soyuna mensuptur. Babası, Mekteb-i Hukuk mezunu, Bursa&#8217;da âzâ mülazımlığı, Gebze savcılığı ve kısa ömrünün son senelerinde Kadıköy]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><img src="http://www.necipfazil.com/images/portre.jpg" height="194" width="174" title="Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" alt="portre Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" /></p>
<p align="center"><strong><font face="Times New Roman, Times, serif" size="3">1904          &#8211; 1983<br />
Necip Fazıl KISAKÜREK</font></strong></p>
<p><font face="Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><span class="block"><font face="Times New Roman, Times, serif" size="4"><em><font size="6">26 </font></em></font><font face="Times New Roman, Times, serif">Mayıs 1904&#8242;te, Perşembe günü sabaha          karşı, İstanbul&#8217;da büyük bir konakta doğdu.</font></span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Kayıtlı bir şecereyle,          Alâüddevle devrinin Şeyhülislâmı Mevlâna Bektût Hazretlerine dayanan ve          Osmanoğullarından daha eski bir familya olan Dülkadiroğullarına bağlı          &#8220;Kısakürekler&#8221; soyuna mensuptur.</span></font><span id="more-47"></span></p>
<p><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Babası,          Mekteb-i Hukuk mezunu, Bursa&#8217;da âzâ mülazımlığı, Gebze savcılığı ve kısa          ömrünün son senelerinde Kadıköy hakimliği görevlerinde bulunmuş, gayet          enteresan ve alakaya değer bir insan olan Abdülbâki Fazıl Bey<font size="1"><em>          (öl. 29 Kasım 1920)</em></font>; annesi, Girit muhacirlerinden bir ailenin          kızı, kayıtsız şartsız teslimiyet örneği, derin ve fedakâr bir müslüman-Türk          kadını Mediha hanımdır.<em><font size="1"> (öl. 10 Haziran 1977)</font></em></span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2">Büyükbabası, İstanbul          Cinayet Mahkemesi ve İstin</font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2">f          Reisliğinden emekli, İkinci Abdülhamîd Han&#8217;a Ermenilerce girişilen suikastin          tarihî muhakemesini yapan ve Mecelleyi kaleme alan heyet içinde imzası          bulunduğu için, 6 Ekim 1902&#8242;de &#8220;Legion d&#8217;honneur&#8221; nişaniyle ödüllendirilen          vek</font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2">r          ve ciddiyet timsali Mehmet Hilmi Efendi&#8217;dir. <em><font size="1">(öl. 19          Mayıs 1916)</font></em></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Necip Fazıl, ilk dinî telkin ve terbiyesini, tek oğlunun          tek oğlu olarak Mehmet Hilmi Efendi&#8217;den aldı; okuyup yazmayı henüz 5-6          yaşlarındayken ondan öğrendi. Birçok şiirinin ana imajını ve ruhî kaynağını          teşkil eden &#8220;<em>yakıcı bir hayal kuvveti, marazi bir hassasiyet,          dehşetli bir korku</em>&#8221; şeklinde özetlediği ve hastalıktan hastalığa          geçtiği ilk çocukluk yıllarını, çocukluk h</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">tıralarının kaynaştığı bir &#8220;<em>tütsü çanağı</em>&#8221;          olan, büyükbabasına ait<br />
Çemberlitaş&#8217;taki Konak&#8217;ta geçirdi.</span></font>
</p>
<p align="center"><img src="http://www.necipfazil.com/images/cocukluk.jpg" height="400" width="255" title="Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" alt="cocukluk Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" /></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2">Büyükbabası Mehmet          Hilmi Efendi&#8217;den sonra, haşarılığının önüne geçmek için onu 5-6 yaşlarında          bir sürü &#8220;abur cubur&#8221; romanla tanıştıran, eski Halep Valisi,          Zaptiye Nazırı Salim Paşa&#8217;nın kızı, büyükannesi Zafer Hanım, ruhi yapısını          başka hassasiyetler açısından etkilemekte büyük pay sahibi oldu. Bir yaş          küçüğü kız kardeşi Selma ile büyük babasının ölümü ise, onu dışarıdan          etkileyen çocukluk günlerine ait asla unutamayacağı iki hadiseyi teşkil          etti. </font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Bahriye Mektebi&#8217;ne          gireceği 1916 senesine kadar Büyükdere&#8217;de Emin Efendi isimli sarıklı bir          hocanın işlettiği mahalle mektebinden başlayarak </span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">çeşitli okullara          devam etti. Fransız Papaz ve Kumkapı&#8217;daki Amerikan kolejinin ardından          Serasker Rıza Paşa yalısındaki Rehber-i İttihad mektebine verildi. Yatılı          olan bu mektepte de fazla kalamayınca, bir süre için Büyük Reşit Paşa          Numûne mektebine ve seferberlik sebebiyle gidilen Gebze&#8217;nin Aydınlı köyünde,          köyün ilk mektebine yazıldı. İlk mektebi, Heybeliada Numûne Mektebi&#8217;nde          bitirdi.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1916&#8242;da,          &#8220;<em>Ne oldumsa bu mektepte oldum</em>&#8221; dediği ve şahsiyetinin          ana dokusunu örgüleştirdiği &#8220;Mekteb-i Fünûn-u Bahriye-i Şah</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">ne&#8221;ye          imtihanla ve en titiz muayeneler neticesinde alındı. </span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Hayatının          en nazik dönemini geçirdiği Bahriye Mektebi, içindeki bütün ışık cümbüşleriyle          ona, kendisini gösteren bir ayna, parlak bir zemin oldu. İlk metafizik          arayıcılıkları ve zabitlerin bile benimsedikleri &#8220;Şair&#8221; lakabı          ile ilk aruz talimleri orada başladı.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Namzet          sınıfından ayrı üç harp sınıfını bitirdikten ve mezuniyet durumuna geçtikten          sonra diplomasını beklerken, ilave edilen dördüncü sınıfı bitirmemeye          karar verdi ve mektepten ayrıldı. Bir müddet sonra da, o tarihte namzet          ve sadece üç harp sınıfından ibaret Bahriye Mektebini ikmal ettiğine dair          diplomasını aldı.<em><font size="1"> (1920) </font></em></span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">17 yaşında, o günkü adiyle &#8221; İstanbul Darülfünûnu Edebiyat          Medresesi Felsefe Şubesi &#8220;ne girdi.<em><font size="1"> (1921)</font></em></span></font></p>
<p align="center"><img src="http://www.necipfazil.com/images/genclik.jpg" height="350" width="288" title="Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" alt="genclik Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" /></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">O          günlerin (1928 Harf inkılabına kadar) edebiyat alemini, Ziya Gökalp&#8217;in          kurup Yakup Kadri ve arkadaşlarının çıkardığı Yeni Mecmua, Derg</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">h,          Anadolu Mecmuası, Milli Mecmua ve Hayat Mecmuası teşkil etmekteydi. Bu          </span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">lem          içinde ilk şiirlerini Yeni Mecmua&#8217;da yayınladı. <em><font size="1">(1922)</font></em></span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Cumhuriyetin          ilanından bir yıl sonra, 20 yaşında, Maarif Vekaletinin Avrupaya tahsile          gönderilecek ilk talebe grubu için açtığı imtihandaki başarısiyle üniversitedeki<br />
(sömestre)lerini resmen tamamlamış </span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">          sayıldı ve Paris&#8217;e gönderildi. Sorbon Üniversitesi Felsefe bölümüne girdi.          <em><font size="1">(1924)</font></em></span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Paris hayatı, kendini arayışının müthiş his helezonları,          korkunç girinti ve çıkıntıları arasında, nefs cesareti bakımından hayal          yakıcı bir tablo çizdi.</span></font></p>
<table border="0" cellpadding="5" cellspacing="0" width="100%">
<tr align="left" valign="top">
<td height="200" width="65%"><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1925&#8242;te ilk şiir kitabı &#8220;Örümcek Ağı&#8221;nı bastırdı.</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><span class="block">O yıllarda bankacılık yeni ve gözde bir meslekti. &#8220;Felemenk                Bahr-i Sefit Bankası&#8221;nda çalışmakta olan Salih Zeki&#8217;yi ziyarete                gittiği bir gün, arkadaşının teşvik ve tavassutu ile aynı bankada                işe başladı. Daha sonra gayet kısa sürelerle Osmanlı Bankasının                Ceyhan, İstanbul ve Giresun şubelerinde çalıştı.</span></span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><span class="block">1928 &#8211; 29 senelerinde &#8220;B</span></span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><span class="block">bı</span></span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><span class="block">li&#8221; adlı otobiyografik eserinde tafsilatlı şekilde                anlattığı, B</span></span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><span class="block">bı</span></span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><span class="block">li palamarına bağlı &#8220;Bohem Hayatı&#8221;nı son kertesine                çıkardı.</span></span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><span class="block">Henüz 24 yaşındayken, &#8220;Kaldırımlar&#8221; isimli ikinci                şiir kitabının yayınlandığı ve ortalığı takdirle <span class="block">karışık                hayret seslerinin bürüdüğü 1928 yılı, onun şiir diyapozonunun herkesce                beğenilmek noktasından en dik irtifaları kaydettiği basamak oldu.                Bütün eser mevcudu 64 yaprak ve 128 sahifeyi geçmezken, hakkında                yazılıp çizilenler bunu kat kat geçmişti.</span></span></span></font></td>
<td height="200" valign="middle" width="35%"><img src="http://www.necipfazil.com/images/orumcek.jpg" height="251" width="175" title="Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" alt="orumcek Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" /></td>
</tr>
</table>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1929          yazının sonlarına doğru gittiği Ankara&#8217;da, içinde 9 yıl müddetle çalışacağı          ve müfettişliğe kadar yükseleceği İş Bankasına Umum Muhasebe Şefi olarak          girdi.<em><font size="1"> (5 Ağustos 1929)</font></em></span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Taksim&#8217;deki meşhur tarihi bina Taşkışla&#8217;nın 5&#8242;inci Alayının          Z</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">bit kıtasında 6 ay neferlik; Harbiye&#8217;de İhtiyat Z</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">bit Mektebinde 6 ay talebelik, peşinden de 6 ay subaylık          yaptı. 18 aylık bu askerlik macerası, 1931 senesinin başlarından 1933          senesinin ilk aylarına kadar f</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">sılalarla devam etti.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Askerliği          bittikten sonra Ankara&#8217;ya döndü. Üçüncü şiir kitabı &#8220;Ben ve Ötesi&#8217;nin          çıkışından sonra artık renk renk konfeti yağmuru altında ve şöhretinin          zirvesindeydi.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><em><font size="6">F</font></em>ikirde,          daima ruhçu, tecritçi, sezişçi, keyfiyetçi, sır idrâkine bağlı ve İlâhî          vahdeti tasdikçiydi. Yani, çocukluk günlerindeki ilk ürpertilerinden 1934          yılına kadar, dur-durak bilmez taşkın ve başıboş ruhu, muazzam çalkalanmalarına          ve anaforlarına rağmen ana istikâmetini hiç kaybetmedi.</font></p>
<p align="center"><font face="Times New Roman, Times, serif" size="4">�</font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2">&#8220;O          ve Ben&#8221; adlı otobiyografik eserinde, hayatının en &#8220;kritik&#8221;          kesitlerinden biri olan &#8220;Bahriye Mektebi Yılları&#8221; itibariyle,          birkaç cümleyle özetlediği, 30 yaşına, yani 1934 yılına kadarki muhasebesi          şöyledir:<br />
&#8220;O güne kadar muhasebem, her unsuriyle hassasiyetimi gıcıklayan koca          bir konak, her ferdinin nereden gelip nereye gittiğini bilmediği uğultulu          bir cereyan içinde, her ân iniltilerle açılıp örülen mırıltılı kapılar          arasında ve bütün bir ses, renk ve şekil cümbüşü ortasında, beş hassemin          sınırı tırmalayıcı ve ilerisini araştırıcı derin bir (melankoli) duygusundan          ibaret&#8230;<br />
Bana çocukluğumdan kalan ve ilerdeki basamaklarda gittikçe kıvamlanan          bu hassasiyet, sonunda, Büyük Velî&#8217;nin eşiğine yüz süreceğim âna kadar          -otuzuna yaklaşıncaya denk- mücerret, müphem, formülleşmemiş ve sisteme          girmemiş, hayat üstü bir hayat, ideal hayat hasretinin, kulaklarıma devamlı          fısıltısını akıttı.<br />
Oniki yaşımdan yirmi küsur, hatta otuz yaşıma kadar süren, güya kendime          gelme, billûrlaşma ve şahsiyetlenme çığırımda, şu veya bu bahanenin çarkına          tutulmuş, döner, döner ve kendimi hep günübirlik bahanelerin hasis kadrosunda          belirtmeye çabalarken, bu fısıltıya; seslerin, renklerin, şekillerin ve          mesafelerin ötesindeki hakikatten çakıntılar bırakıp geçen bu fısıltıyı          hiç kaybetmedim. Madde içi hayatta parende üstüne parende atarken, madde          ötesi hayatın, ruhumda daima ihtarcısına, gözü uyku tutmaz nöbetçisine          rastlıyor; ve arada bir bu nöbetçinin selâmını alıp yine beni sürükleyen          çarklara takılıyor, ona:<br />
-Haydi, beni nereye götüreceksen götür, kime teslim edeceksen et!<br />
Diyemiyordum.<br />
Otuz yaşıma kadar da muhasebem budur.<br />
&#8230;Hayatım, başından beri muazzam birşeyi bulmanın cereyanı içinde akıyordu.          Şu veya bu miskin vesilenin hassasiyeti içinde birini arıyordum. Birini&#8230;&#8221;</font></p>
<p><img src="http://www.necipfazil.com/images/hazret.jpg" height="307" width="485" title="Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" alt="hazret Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" /></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2">1934&#8242;de bir akşam, nihayet bir akşam, çalıştığı bankadan Boğaziçindeki          evine dönmek için bindiği &#8220;Şirket-i Hayriye&#8221; vapurunda karşısına          oturan ve gözlerini ondan ayırmayan; o güne kadar hiç görmediği, bir daha          da göremiyeceği Hızır tavırlı bir adam, ona, kâinat çapında bir vaadin,          Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri&#8217;nin adresini verdi. </font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2">Sıcak bir ilkbahar          günü, yanına Abidin Dino&#8217;yu aldı ve Eyüb sırtlarına çıktı. Belki üç, belki          beş saat süren o günkü temastan aldığı kelimeler üstü bir tesirle çarpılıp          kaldı ve bir daha bırakmamacasına o Büyük Zat&#8217;ın eteklerine yapıştı. </font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2">Hikayesi &#8220;O          ve Ben&#8221;de yer alan, korkunç bir fikir buhranına (crise intellectuelle),          büyük ruh ıstırabına çattığı 34 yılı, bu yüzüyle ise, hayatının en belalı          senesi oldu. </font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2">Yaşadığı buhranlı          günlerden sonra Efendisinin manevi tesiriyle açılan kitaplık çapta eser          verme devrinin ilk eseri &#8220;Tohum&#8221;u yazdı. (1935)<br />
</font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1936&#8242;da          Celal Bayar&#8217;ın temin ettiği ilanlar yardımıyla çıkardığı ve 16 sayı sürdürdüğü<br />
&#8220;Ağaç&#8221; Mecmuası, dönemin önde gelen entellektüellerini çatısı          altında topladı.</span></font></p>
<table border="0" cellpadding="5" cellspacing="0" width="100%">
<tr align="left" valign="top">
<td height="372" width="48%"><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Uzun                süredir üzerinde çalıştığı, büyük ruh çilesinin sahne destanı &#8220;Bir                Adam Yaratmak&#8221; piyesini 63 numaralı ocak idaresinin teftişini                yapmak için gittiği Zonguldak&#8217;ta<br />
bitirdi. <em><font size="1">(8 Temmuz 1937)</font></em>.<br />
Eser ilk defa 1937-38<br />
kışında, İstanbul<br />
Şehir Tiyatrosu&#8217;nda<br />
Muhsin Ertuğrul tarafından temsil edildi ve muazzam<br />
bir alaka doğurdu.</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1938                senesinin başlarında<br />
Ulus Gazatesi yeni bir Milli<br />
Marş<font color="#ffffff">..</font>için<font color="#ffffff">..</font>müsabaka<font color="#ffffff">..</font>açtı.                Ayrıca kendisine özel olarak yapılan teklifi; öne sürdüğü işi umumileştirmekten<font color="#ffffff">..</font>yani                &#8220;müsabaka&#8221;dan vazgeçilmesi şartının hemen kabulü üzerine                benimsedi ve sonunda &#8220;Büyük Doğu Marşı&#8221; olarak kalan şiiri                yazdı.</span></font></td>
<td height="372" valign="middle" width="52%"><img src="http://www.necipfazil.com/images/03.jpg" height="350" width="297" title="Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" alt="03 Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" /></td>
</tr>
</table>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Sonbaharda,          artık kendini <em>&#8220;dolap beygirinden farksız&#8221;</em> hissetmeye          başladığı Bankadan istifa etti<em><font size="1"> (10.10.1938);</font></em>          ve vakit geçirmeden Haber gazetesine girdi. Kısa bir süre sonra da Son          </span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Telgraf          gazetesinde, B</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">bı</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">linin          önde gelen muharrirlerinin aksine, İkinci Dünya Savaşının kaçınılmaz olduğu          görüşünü savundu ve haklı çıktı. H</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">diseleri          önceden haber verir mahiyetteki teşhis ve tahlilleri karşısında muhalifleri          ancak şöyle diyebildi:<br />
</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">&#8220;-          Bu adam ne derse çıkıyor!..&#8221;</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Zamanın          Maarif Vekili Hasan Âli Yücel tarafından Ankara Devlet Yüksek Konservatuarına          Hoca olarak tayin edildi. Bu Profesörlük işinin trenlerde kondöktörlüğe          döndüğünü ileri sürerek Hasan Âli&#8217;den İstanbul&#8217;da bir görev istedi. Güzel          Sanatlar Akademisi&#8217;nin Yüksek Mimari kısmına atandı. Ayrıca Robert Kolej&#8217;in          son sınıflarında Edebiyat Hocalığı yaptı.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1939&#8242;da,          ileride baş köşeye oturtacağı en sevdiği şiirini, bu tarihten 5 yıl önce          yaşadığı anlatılmaz ve anlaşılmaz büyük ruh ıstırabının şiirini (Çile)          verdi.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1940          yılında Türk Dil Kurumu hesabına &#8220;Namık Kemal&#8221; isimli bir eser          kaleme aldı ve vaktiyle Abdülhakîm Arv</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">sî          Hazretleri&#8217;nin Ulu Hakan Abdülhamîd hakkında söylemiş olduğu hakikatleri,          bu eser z</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">viyesinden          tetkiklerini derinleştirdikçe bizzat gördü.<br />
</span></font><img src="file:///C:/DOCUME%7E1/Yavuz/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot.jpg" title="Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" alt="moz screenshot Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" /></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">2          Kasım 1945&#8242;de Büyük Doğu yeniden çıkmaya başlayınca, onu, birdenbire;          &#8220;eski İktisat Vekili Fuat Sirmen&#8217;e neşir yoluyle hakaret, Dini tezyif,          memleket dahilinde teşekkül etmiş İktisadî, hukukî, siyasî, idarî rejimleri          devirmek yolunda propaganda&#8221; gibi birçok adlî takibat ve muhakemeyle          yüzyüze bıraktı.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1946          senesinin sonlarına doğru, 13 Aralık tarihli sayısında; kapak yaptığı          mücerret bir kulak resminin altındaki &#8220;Başımızda kulak istiyoruz!&#8221;          yazısı İnönü&#8217;nün kulaklarının duymuyor olması hakikatiyle birleşince Örfi          İdarece tekrar kapatıldı.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Birkaç          gün sonra Başbakan Recep Peker tarafından Ankara&#8217;ya çağırıldı. Recep Peker&#8217;in          sadece &#8220;biraz ölçülü&#8221; davranması ve fazla aleyhte yazmaması          karşılığı 100.000 lira teklifi, kabul etmediği takdirde ise açık açık          zindana atılma tehtidiyle karşılaştı.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">O          günler için bir servet demek olan deste &#8220;söz&#8221; olmaktan çıkmış,          üstündeki &#8220;Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası&#8221; bandajiyle birlikte          önündeki masaya bırakılmıştı.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Çok          geçmeden; kapatılan dergide tefrika edilmeye başlamış olan &#8220;Sır&#8221;          isimli piyesinden dolayı &#8220;Milleti kanlı ihtilale teşvik&#8221; suçlamasiyle          mahkemeye çıkarıldı.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Artık          büyük mücadele yolundaydı. 1947 baharında<em><font size="1"> (18 nisan)</font></em>          Büyük Doğu&#8217;yu yeniden ve üçüncü defa çıkardı. Birkaç ay sonra<em><font size="1">          (6 haziran)</font></em> &#8220;Abdülhamîd&#8217;in Ruhaniyetinden İstimdat&#8221;          başlıklı Rıza Tevfik&#8217;e ait bir şiirin neşri sebebiyle Büyük Doğu mahkeme          karariyle tekrar kapatılırken kendisi de tutuklanarak hapse atıldı. &#8220;Türklüğe          Hakaret&#8221;den yargılandı, 1 ay 3 gün tutuklu kaldı ve sonunda beraat          etti.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1947          yılı içinde; bütün bunlar olup biterken ve arada bir sürü tutuksuz muhakeme,          üzerine saçma taneleri halinde gelirken, &#8220;Sabır Taşı&#8221; piyesiyle          &#8220;C.H.P. Sanat Mük</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">fatı&#8221;nı          kazandı. Ancak jürinin verdiği karar Parti Genel İdare Kurulu tarafından          iptal edildi.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Yine          aynı yıl, Büyük Doğu&#8217;nun çıkmadığı kısa bir arada 3 sayılık mizah dergisini;          &#8220;Borazan&#8221;ı çıkardı.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1948&#8242;de,          Temyiz Mahkemesi, hakkındaki ilk ve meşhur beraat kararını, dünya adalet          tarihinde görülmemiş tertiplerle bozdu. Bütün bir yıl geçimini, (ihtimal          ki, üzerine Puccini&#8217;nin bir operası takılı pikapla, büyükbabası, B</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">l</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">          rütbeli Maraşlı Hilmi Efendi&#8217;nin ceviz çerçeveli yağlı boya portresi hariç)          evinde ne varsa son iskemleye kadar satarak temin etti.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1949          senesini; zevcesi, üç çocuğu ve kayınvalidesiyle beraber küçük bir otel          odasında karşıladı. Ağır Ceza Mahkemesi hakkında verdiği beraat kararında          ısrar ederken, Büyük Doğu da kapana-çıka; fakat her defasında kaldığı          yerden yoluna devam ediyordu.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Bu          yılın Ramazan ayında<em><font size="1"> (28 Haziran) </font></em>Büyük Doğu          Cemiyeti&#8217;ni kurdu.</span></font></p>
<table border="0" cellpadding="3" cellspacing="0" width="100%">
<tr align="left" valign="top">
<td height="460" valign="top" width="38%"><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Şubat                1950&#8242;de Cemiyetin bir numaralı şubesi &#8220;Kayseri Büyük Doğu Cemiyeti&#8221;                açılır açılmaz Halk Partisinin duyduğu dehşet son haddine vardı.                Açılışı yaptıktan sonra İstanbul&#8217;a dönüşünde bir yazı bahanesiyle                tutuklandı, Türklüğe Hakaret Davasında verilmiş beraat kararı Temyize                &#8220;tekrar ve topyekün&#8221; bozdurulur bozdurulmaz da <em><font size="1">(21                Nisan)</font></em> hapse atıldı.</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">500                yıllık bir Türk ailesine mensup Necip Fazıl&#8217;ın hayatındaki, &#8220;Türklüğe                Hakaret Davası&#8221;nı da içine alan bu dönem; tesirinin, o günlerde                kendisine ne gözle ve nasıl bir dehşetle bakıldığının, ne tür bir                muameleye<font color="#ffffff">..</font>müstehak görüldüğünün ve                kapı kapı hangi korkunç berzahlardan geçtiğinin iyi bilinmesi için,                üzerinde dikkatle durulması gereken bir dönemdir.</span></font></td>
<td align="center" height="460" valign="bottom" width="62%"><img src="http://www.necipfazil.com/images/hapis.jpg" height="450" width="294" title="Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" alt="hapis Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" /></td>
</tr>
</table>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Kendi          ifadesiyle;</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">&#8220;<em>İnönü,          zamanın Adalet Bakanını çağırıp şu emri vermiş &#8220;Ne yaparsanız yapın          bu adamı bertaraf edin!..&#8221; Temyiz mahkemesince bozulan fakat yine          mahkemenin üzerinde </em></span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em>ısrar          ettiği Türklüğe Hakaret Davası&#8217;ndaki beraat hükmünü, Temyize bu sefer          nihai olarak bozdurmak için 1 yıldır sarfedilen gayreti birdenbire hızlandırdılar.          Vaziyet emindi. Doğrudan doğruya politikadan emir almak vaziyetinde kalan          o zamanki Temyiz Mahkemesi bu hükmü nasılsa bozacaktı. Fakat hemen bertaraf          edilmem için bir tevkif bahanesi bulmak lazımdı. Derhal buldular. Doğrudan          doğruya partiye yönelttiğim bir hücumu hükümetin manevi şahsiyetine yönelmiş          saydılar ve beni tevkif ettiler. Bu davadan hakimin huzuruna çıkar çıkmaz          beraat ettiğim ve salıverilmeyi beklediğim gün, o anda yetiştirdikleri          Temyiz&#8217;in bozma kararı üzerine beni bir mahkemeden diğer mahkemeye aktardılar.          Temyiz&#8217;in bozma ve mahkemenin uyma kararı üzerine, beraat eden adamı,          bu defa zevcesiyle birlikte tekrar hapse gönderdiler. Sırf taraflar teşekkül          etsin de Temyiz&#8217;e hemen uyulabilsin diye, hamile ve hasta zevcemi, vahşice          bir üslupla, yatağından kaldırıp öğleden evvelki mahkemeyi öğleden sonraya          kadar bekletmek;<br />
ve -ben zevcemi yatağından kaldıramazlar, beni de mecburen salıverirler          diye düşünürken- birdenbire hasta kadını mahkeme salonundan içeri itmek          suretiyle, cihanda emsalsiz bir hak ve adalet hıyaneti tertiplediler.          Halk Partisi idaresinin savcısına ve mahkemesine baskı derecesini gösteren          bu misali, içindeki hak ve adalet hıyanetiyle birlikte, bu ve öbür dünyanın          hesap günlerine havale ediyorum.</em>&#8221;<br />
</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Demokrat          Parti&#8217;nin seçimleri kazanmasının arkasından çıkan Af Kanuniyle 15 Temmuz&#8217;da          serbest kaldı. Aynı yıl, üstüste, Cemiyet&#8217;in Tavşanlı, Kütahya, Afyon,          Soma, Malatya, Diyarbakır şubelerini açtı. Vaziyeti eski iktidarı ürküttüğü          kadar, yeni iktidara da hoş görünmemekteydi.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Demokrat          Parti&#8217;yi ilk kurulduğu andan itibaren bir muvazaa partisi, Adnan Menderes&#8217;i          de Cumhuriyet devrinin seri malı Başbakanları arasında ilk ve yeg</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">ne          ümit mevzuu olarak gördü. Partiyle Menderes&#8217;i ayıran bu görüşü kavrayamayanlar,          onu, Demokrat Parti&#8217;nin propagandasını yapmakla suçlayacaklardı. Halbuki          yeni iktidar Büyük Doğu Cemiyeti&#8217;ne duyduğu nefreti ve onu takip ve tarassut          altında tuttuğunu bizzat Başbakan Yardımcısı Samet Ağaoğlu tarafından          Meclis kürsüsünde dile getirmişti.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1949          yılının açtığı, gittikçe köpüren iftira ve lekeleme kampanyasının ve bu          takip ve tarassutun bir neticesi halinde çok geçmeden basına &#8220;Kumarhane          Baskını&#8221; diye akseden siyasi komplo tertiplendi<em><font size="1">          (24.3.1951)</font></em>. Bu komplo üzerine Büyük Doğu&#8217;nun derhal toplatılan          meşhur 54. SAYI&#8217;sını çıkardı. Bu sayıdaki bir yazısından dolayı tutuklanarak          cezaevine atıldı. Çıkışında Büyük Doğu Cemiyeti&#8217;ni tasfiye etti.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1952&#8242;de,          Vatan gazetesinin sahibi ve başyazarı Ahmet Emin Yalman&#8217;ın Malatya&#8217;da          bir suikast teşebbüsü ile yaralanması <em><font size="1">(22 Kasım)</font></em>          ile başlayan h</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">diseler,          malum basının yaygarasiyle büyütüldü, genişledi ve nihayet onu da azmettirici          sıfatıyla, o ünlü savunmalarını yapacağı sanık sandalyesine çekti.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Bu          günler, &#8220;şair &#8211; hapishâne ilişkisi&#8221;yle de başka örneklerden          farklı olarak; o keskin ve gözükara fikir mizacının altındaki çok hassas          ruhunu acıtan ve demir parmaklıklar arkasındaki 1 gününü 100 güne bedel          kılan &#8220;dış tesirler&#8221; bakımından hayatının en ıstıraplı dönemidir.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">11          Aralık 1952&#8242;de, bu hadise üzerine yayınladığı, şimdi &#8220;Müdafalarım&#8221;          adlı eserinde yer alan &#8220;Maskenizi Yırtıyorum&#8221; isimli ünlü broşürle,          1943&#8242;ten beri başına gelenlerin ve bütün bu olup bitenlerin geniş bir          muhasebesini yaptı.</span></font></p>
<p align="center"><img src="http://www.necipfazil.com/images/menderes.jpg" height="250" width="375" title="Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" alt="menderes Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" /></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">12          Aralık 1952&#8242;de, yani Malatya h</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">disesinden          hemen sonra, daha önceki bir mahkûmiyetin infazı bahanesiyle atıldığı          hapisten &#8220;taammüden katle teşvik ve azmettirmek, katle teşebbüs fiilini          medih ve istihsal eylemek&#8221; isnadlariyle yargılandıktan sonra, 16          Aralık 1953&#8242;te Malatya D</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">vasındaki          suçsuzluğu (!) anlaşılmış olarak çıktı.</span></font></p>
<table border="0" cellpadding="3" cellspacing="0" width="100%">
<tr align="left" valign="top">
<td height="340" width="51%"><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1951,                1952 ve 1956&#8242;da Büyük Doğu&#8217;yu günlük gazete olarak çıkardı. Büyük                Doğu&#8217;nun tesiri o kadar büyük oluyordu ki, 1954 seçimlerinden önce,                bir parti lideri yaptığı seçim konuşmalarında eline dergilerden                çeşitli nüshalar alarak; &#8220;İşte Menderes, bu yobazlık </span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">bidesine                yardım eden adamdır. Onu ve partisini seçmeyin!..&#8221; diye propaganda                yaptı.</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1957&#8242;de                de 8 ay 4 gün hapis yattı.</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Bu                arada; hiçbir zaman ve mekan şartı aramaksızın sürekli yazıyor,                değişik sahalarda zirve eserler vermeye devam ediyordu. Ata olan                sevgisi ve biniciliği meşhurdu. 1958&#8242;de, Türkiye Jokey Kulübü&#8217;nün                ısmarlamasiyle, belki de dünyada mevzuunun ilk örneği olarak, atı                bütün ruhu, estetiği, tarihi ve felsefesiyle, şairane bir üslupla                ele alan ve anlatan bir eser kaleme aldı.</span></font></td>
<td height="340" valign="middle" width="49%"><img src="http://www.necipfazil.com/images/muhabbet.jpg" height="334" width="290" title="Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" alt="muhabbet Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" /></td>
</tr>
</table>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Büyük          Doğu&#8217;ların muazzam hücum devresi 1959&#8242;da, aleyhine o kadar d</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">va          açılmıştı ki, bu d</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">vaların          yarısı mahkûmiyetle neticelense 101 sene hapis yatması gerekecekti.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Mahkûmiyet          kararlarının hızla kesinleşmeye başladığı ve Başbakan&#8217;ın emriyle Niğde          Cezaevinde kendisine tek kişilik konforlu (!) bir hücre hazırlandığı sırada          27 Mayıs 1960 İhtilali oldu. İhtilalin ilk radyo duyurularından birinde,          zaten çıkmayan Büyük Doğu&#8217;nun kapatıldığı ilan edildi.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">6          Haziran günü geceyarısı evinden alındı. 4.5 ay müddetle Balmumcu garnizonunda          &#8220;gerekçesiz&#8221; tutulduktan ve yüzbaşılara varıncaya dek en ağır          hakaretlere maruz bırakıldıktan sonra, Genel Affa rağmen, 5816 sayılı          kanun sadece kendisi aleyhinde istisna tutulduğu için, &#8220;toplu tahliye&#8221;          sebebiyle bayram yerine dönmüş Garnizon kapısına yanaşan; kaatilleri,          ırz düşmanlarını taşımaya mahsus camsız, kırmızı renkte bir cezaevi arabasıyla          Toptaşı Hapishanesine nakledildi.<em><font size="1"> (15.10.1960) </font></em><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">          Ve 1.5 yıl içerde kaldı.</span></font></span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><br />
18 Aralık 1961&#8242;de tahliye edildikten sonra önünde iki yol açıldığını gördü;        Ya her şeyden büsbütün el etek çekmek, yahut her şeye topyekün el uzatmak&#8230;        </span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Tercihi,        demir hapishane kapılarından daha önce de salıverildiği günlerden farklı        değildi.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">&#8220;<em>Bir          mısraı bir millete şeref vermeye yeter!.. Bu söz benim iman tarafım belli          değilken, o heng</em></span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em>â</em></span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em>mede,          bugünkü düşman cephesinin en kodaman kalemlerinden biri tarafından hakkımda          kondurulmuş teşhistir. Yarabbi; nezdinde, kendimi, en aşağı müminlik mertebesinin          ancak ayak tozlarını silmeye memur bir dereceye bile layık görmeyerek          böyle bir iddiadan kemiklerim ürpererek kaydediyorum: Sadece senin dininden,          hak olan yolundan, tek olan kapından nefret ettikleri için, nefret edilmek          bana ne muazzam payedir! Bu payeyi bana sen, hayatım ve bütün insanların          hayatı gibi, mecc</em></span></font><em><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font></em><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em>nen,          yoktan, tek liyakat ve istihk</em></span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em>â</em></span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em>kım          olmadan verdin; ve benim ağzımla değil, düşmanlarımın lisaniyle izhar          ettin. Artık ben nasıl susabilirim?</em>&#8221; </span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Yani,          yine ikinci yolu seçti. Kendini bulur gibi olunca Yeni İstiklal, bir müddet          sonra da Çetin Emeç&#8217;in sahibi bulunduğu Son Posta gazetesinde başmakalelerine          ve günlük fıkralarına başladı</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">.</span></font><br />
<img src="http://www.necipfazil.com/images/konf.jpg" height="249" width="372" title="Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" alt="konf Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" /></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1963          İlkbaharında bir davet üzerine açılan &#8220;konferans çığırı&#8221; üzerinde          evvela Salihli, İzmir; bir müddet sonra Erzurum, Van; daha sonra İzmit,          Bursa ve 1964 yılının ilkbaharında da Konya, Adana, Maraş ve Tarsus&#8217;ta          konferanslar verdi.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1964&#8242;te          Büyük Doğu&#8217;nun 11&#8242;inci devresini açtı. Adnan Menderesin aziz hatırası          için kaleme aldığı ve derginin 1&#8242;inci sayısında neşrettiği &#8220;Zeybeğin          Ölümü&#8221; şiirinden dolayı takibata uğradı.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">         1965&#8242;te &#8220;b.d. Fikir Kulübü&#8221;nü kurdu. Mart ayından başlayarak          sırasiyle Adıyaman, Maraş, Burdur, Gaziantep, Nizip, Kilis, Kayseri, Akhisar,          Ankara, Kırıkkale ve Eskişehir&#8217;de konferanslar serisini sürdürürken, günlük          çerçevelerine ve bazı eserlerinin tefrikasına da bir gazetede devam etti.          </span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2">&#8220;b.d. Fikir          Kulübü&#8221; adına Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi&#8217;nde verdiği bir          konferans üzerine açılan d</font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2">vada,          &#8220;Din esasına bağlı cemiyet kurmak&#8221; iddiasiyle yargılandı.</font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Büyük          Doğu&#8217;ların 1965 ve 1967 devrelerinde birçok defa &#8220;Hükümetin Manevi          Şahsiyetini Tahkir&#8221; suçlamasiyle takibata uğradı. Cumhuriyet Halk          Partisi, Demokrat Parti ve Milli Birlik Komitesi dönemlerinin ardından,          Adalet Partisi devr-i iktidarında da takip mevzuu olmaktan kurtulamadı.          </span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">27.12.1967          tarihli Büyük Doğu Dergisinde dönemin Başbakanı&#8217;nın (Demirel) kayıtlı          olduğu Mason kütüğünün fotokopisini ilk defa olarak yayınladı.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">&#8220;İdeolocya          Örgüsü&#8221; isimli eseri, &#8220;Mümin/Kafir&#8221; diyalogları ve siyasi          içerikli yazıları sebebiyle devamlı olarak suçlandı, sorgulandı, yargılandı.</span></font></p>
<table border="0" cellpadding="5" cellspacing="0" width="100%">
<tr align="left" valign="top">
<td height="151" valign="top" width="70%"><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1968&#8242;de                &#8220;Vahidüddin&#8221; adlı eserini Bugün gazetesinde tefrika edip                ilk baskısını yaptıktan sonra takibata uğradı ve kitap toplatıldı.                Eserde suç unsuru bulunmadığına dair bilirkişi raporu doğrultusunda                Mahkeme, beraat kararı verdi.</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">İleride,                kararın Temyiz&#8217;e bozdurulması ve daha önceki kararın aksine mahkemenin                bozma ilamına uymasiyle bu d</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">vadan                da mahkûm olacak <em><font size="1">(28.11.1973)</font></em> ve bir                müddet sonra Af Kanunu çıkacağı için karar infaz edilemeyecekti.                Ancak &#8220;Vahidüddin&#8221; eseri 2&#8242;nci baskısında hiçbir takibata                uğramayıp &#8220;zaman aşımı&#8221;na gireceği halde, 1976&#8242;daki 3&#8242;üncü                </span></font></td>
<td align="center" height="151" valign="top" width="30%"><img src="http://www.necipfazil.com/images/vahid.jpg" height="162" width="123" title="Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" alt="vahid Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" /></td>
</tr>
</table>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1969          yılı içinde Erzincan, Antalya ve Alanya&#8217;da konferanslar verdi.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Çeşitli          tarihlerde muhtelif gazetelerde, başmakalelerine, fıkralarına ve bazı          eserlerinin tefrikasına devam etti; tam sahife Ramazan yazıları kaleme          aldı.</span></font></p>
<p align="center"><img src="http://www.necipfazil.com/images/yazi.jpg" border="1" height="320" width="295" title="Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" alt="yazi Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" /></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1973          seçimlerinden sonra beliren; neredeyse, 1943&#8242;lerde &#8220;Sanatına yazık          etti!&#8221; diyenlere, 30 sene sonra bambaşka bir açıdan hak verdirtecek          siyasi tablo ve bu tabloyla birlikte artık iyice ortaya çıkan dini manzara          karşısındaki üslûbunda, derin bir ıstırap ve inkis</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">r          saklıdır:</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">&#8220;<em>Bir          devirdi. O tarihlerde (40&#8242;lı yıllar) küfür, bütün müesseseleriyle bir          buzdağı gibiydi. Ortalıkta hiçbir hareket mevcut değildi. Müslümanlık          zindanı camilerden bir hıçkırık sesi bile gelmiyordu. Bu gafiller, adeta,          &#8220;camie girebiliyorum ya, ne devlet!&#8221; gibilerinden seviniyorlar          ve hadım olmanın oltasında mesut görünüyorlardı. Şimdi şucu bucu geçinen          bazı zümrelere adını vermiş isimlerden hiçbirini görmek mümkün değildi.          Derken, meydan açılır gibi olduktan sonra ortaya çıktılar ve kendilerine          evliyalık süsü vermekten de kaçınmadılar. Biz ise, mahut buzdağını, karda          avuçlarımızı hohlarcasına, ciğerlerimizden kopan sıcak nefeslerle eritmeye          çalıştık ve galiba bunda müessir olduk.</em></span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em>Fakat          bu defa&#8230; Bu defa ortalık çamur kesildi ve şu andaki perişan manzara          doğdu. Dahası ve en acısı, İsl</em></span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em>â</em></span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em>m          dava ve aksiyonunun bunlara izafe edilmesi, bunlarda göründüğü gibi zannedilmesi,          İsl</em></span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em>â</em></span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em>ma          aykırı cephenin bütün din hıncının bu beceriksizler üzerinde bir nevi          boks talimi yastığına benzer bir avantaj kazanması ve İsl</em></span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em>â</em></span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em>m          davasını temsil gibi bir şeref ve ehliyetin, bu ehliyetsiz ellerde bilinmesidir!..          Biz, tam 30 yıl, tırnaklarımıza kan ve ciğerimize kaynar su oturmuş; bu          netice için mi çalıştık, çabaladık, didindik, yırtındık, yıprandık, helak          olduk?.. <font size="1">(1973)</font></em>&#8220;</span></font></p>
<p align="center"><img src="http://www.necipfazil.com/images/yazi2.jpg" border="1" height="250" width="321" title="Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" alt="yazi2 Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" /></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Ve          o yıl Hacca gitti.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Aynı          yıl, Fas&#8217;tan, Saraya çok yakın çevreden evine kadar gelen, ömrünün kalan          kısmını bütün aile fertleriyle birlikte Fas&#8217;ta geçirmesi, yani bundan          böyle Fas&#8217;ta yaşaması teklifini; gözlerini pencereden dışarıya, alakasız          bir noktaya dikerek, küçük, çok küçük göz tikleri içinde sabırla dinledi.          İlgisiz bir mevzu açarak cevap verdi.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Yine          aynı yıl, oğlu Mehmed&#8217;e Büyük Doğu Yayınevi&#8217;ni kurdurdu. Sonuna vasiyetini          de eklediği &#8220;Essel</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">m&#8221;          isimli manzum eserinden başlayarak daha evvel çeşitli yayınevlerince basılmış          eserlerinin düzenli yayınına başladı.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2">1974&#8242;de, daha önce          &#8220;Örümcek Ağı/1925&#8243;, &#8220;Kaldırımlar / 1928&#8243;, &#8220;Ben          ve Ötesi / 1932&#8243;, &#8220;Sonsuzluk Kervanı / 1955&#8243;, &#8220;Çile          / 1962&#8243; ve &#8220;Şiirlerim / 1969&#8243; adlarıyle yayınlanan şiir          kitaplarını, <em>&#8220;mal sahibi olarak&#8221;</em> kendisini ifadelendirmeyen          küçük ve kifayetsiz davranışlar şeklinde değerlendirirken, onları <em>&#8220;özleştirerek,          süzerek, ayıklayarak, düzelterek&#8221;</em> yeni şiirleriyle birlikte tek          kitapta; &#8220;Çile&#8221;de (1974 / Bütün Şiirleri) topladı. Böylece bu          isim altında bütünleştirdiği şiirlerini, Türk Edebiyatına,<em> &#8220;Şairliğimin          tek ve eksiksiz kadrosu&#8221;</em> diyerek armağan ederken, kitabın takdiminde,          vasiyet niteliğindeki şu ifadeye yer verdi: </font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><em>&#8220;- İşte şiir          kitabım bu, hepsi bukadar; ve bu kitaba gelinceyedek başka hiçbir şiir          bana, adıma ve ruhuma maledilemez!&#8221;</em> </font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1975          Ağustosunda, kabri Van&#8217;ın Arvas köyünde bulunan, mürşidinin mürşidi Seyyid          Fehim Hazretlerini, bir yıl sonra da, onun da mürşidi Hakkari&#8217;nin Şemdinli          Kazasının Nehri mevkiindeki Seyyid T</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">h</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">          Hazretlerini ziyaret etti.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1975&#8242;de,          Demokrat Parti döneminde, meydanlarda Büyük Doğu aleyhinde mitingler tertip          ettirilen iki gençlik kuruluşundan biri olan Milli Türk Talebe Birliği          tarafından Mücadelesinin 40. Yılı münasebetiyle bir &#8220;Jübile&#8221;          tertiplendi.<em><font size="1"> (23 Kasım)</font></em></span></font><em><font face="Times New Roman, Times, serif" size="1"><span class="block">          </span></font></em></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1976&#8242;da,          dergi-kitap şeklinde, 1980 yılına kadar 13 sayı sürecek &#8220;Rapor&#8221;ları,          1978&#8242;de de SON DEVRE Büyük Doğu dergisini çıkardı.</span></font></p>
<p align="center"> <img src="http://www.necipfazil.com/images/yeni.jpg" border="1" height="286" width="226" title="Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" alt="yeni Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" /></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">26          Mayıs1980&#8242;de Türk Edebiyat Vakfı tarafından &#8220;Şairler Sultanı&#8221;          ve 1982 yılında yayınlanan &#8220;Batı Tefekkürü ve İsl</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">m          Tasavvufu&#8221; isimli eseri münasebetiyle de &#8220;Yılın Fikir ve Sanat          Adamı&#8221; seçildi.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">1981          yılının başlarında, görünen yüzüyle, &#8220;<em>içinde 20 yıl müddetle bir          protoplazma halinde yaşattığı İman ve İsl</em></span></font><em><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">m          Atlası isimli eserini kalıba dökebilmek için</span></font></em><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">&#8220;,          bir daha çıkmamak üzere evine, hatta küçücük odasına kapandı.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Yeni          bir Parti kurmak üzere bulunan ve ileride Devlet Başkanlığına kadar yükselecek          olan Özal&#8217;ı, arzusu üzerine sık sık odasına kabul ederek fikirler not          ettirdi, tavsiyelerde bulundu.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Ömrünün          son günleri, Erenköyündeki evinde aynı &#8220;küçük oda&#8221;da, yine kesinleşip          infaz safhasına gelmiş; ve hayli ilerlemiş yaşına ve adlî tıp raporlarına          rağmen devrin Devlet Başkanınca (Evren) af yetkisi kullanılmayarak bir          tür infaz emri verilmiş 1.5 yıllık mahkumiyeti yüzünden her an götürülme          tehditi altında; kitapları, yazıları, notları ve bir takım halis ve gerçek          dostlariyle mahzun sohbetler içinde geçti.</span></font></p>
<p align="center"><font face="Times New Roman, Times, serif" size="4">�</font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Ve          bir gece&#8230; Onun için daima sırlarla dolu Mayıs ayında bir gece,<em><font size="1">          (25 Mayıs 1983) </font></em>yatağında doğrulup, el</span></font><font class="block" face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">â</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">          gözlerini pencereden dışarıya, derin karanlığa dikti. </span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">Ne          gördü ki; pembeden daha kırmızı dudakları hafifçe kıpırdadı:</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em>&#8220;Demek          böyle ölünürmüş!..&#8221;</em></span></font></p>
<p align="left"><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em>&#8220;Hayatım,          başından beri muazzam birşeyi bulmanın cereyanı içinde akıyordu. Şu veya          bu miskin vesilenin hassasiyeti içinde birini arıyordum. BİRİNİ&#8230;<br />
O, kim mi?<br />
Allahın Sevgilisi&#8230;<br />
Sonsuzluk ikliminin batmayan güneşi ve ebedîlik sarayının paslanmaz tâcı&#8230;<br />
Tek dâva O&#8217;nu bulmakta, bulduracak olanı bulmaktaydı.<br />
Binbir istikamette seke seke, sağa sola büküle büküle, renkten renge bulana          bulana, hiçbir şeyden habersiz ve insandaki bedava emniyet ve bedahat          saadeti karşısında şaşkın, hep o BİR etrafında helezonlar çizen bir hayat&#8230;<br />
Benim hayatım budur!</em></span></font>
</p>
<p align="right"><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em>Necip          Fazıl Kısakürek</em></span></font></p>
<p align="center"><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block"><em><br />
</em></span></font><img src="http://www.necipfazil.com/images/sigara.jpg" height="400" width="368" title="Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" alt="sigara Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?" /></p>
<p><font face="Times New Roman, Times, serif"><span class="block"><font size="6"><em>B</em></font><font size="2">atı kültürünün içinden yetişti. Saf şiir, sanat, edebiyat ve          tefekkür yolundan geldi.</font></span></font></p>
<p align="left"><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">          14. İslâm asrında; İslâmın asırlar sonra topyekûn muhasebesini yerine          getirdi.</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="4"><br />
</font></p>
<p align="left"><font face="Times New Roman, Times, serif" size="2"><span class="block">79          yıllık hayatı ve eserleriyle her dem, &#8220;hayal kanatları kan içinde&#8221;          tek başına uçar gibi yaşadı.</span></font><font face="Times New Roman, Times, serif" size="4"><br />
</font>
</p>
<p align="center"><font face="Times New Roman, Times, serif" size="4">�</font></p>
<p align="center"><font face="Times New Roman, Times, serif"><span class="block"><font face="Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><span class="block"><font face="Times New Roman, Times, serif" size="4"><em><font size="6">26</font></em></font></span></font><font size="2"> Mayıs 1983&#8242;de, Perşembe günü, Eyüp sırtlarında toprağa verildi.</font></span></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/necip-fazil-kisakurek-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

