<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Taka &#187; Prof Dr Osman TURAN</title>
	<atom:link href="http://www.yoremizden.com/tag/prof-dr-osman-turan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yoremizden.com</link>
	<description>Karadeniz ve Trabzon kültürünü yaşatma ve sevdirme sitesi...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 10:21:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>Vefatının 30. yıldönümünde Osman Turan</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/vefatinin-30-yildonumunde-osman-turan/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/vefatinin-30-yildonumunde-osman-turan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 10:32:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aktüel]]></category>
		<category><![CDATA[osman turan]]></category>
		<category><![CDATA[Prof Dr Osman TURAN]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolog]]></category>
		<category><![CDATA[vefat]]></category>
		<category><![CDATA[yıl dönümü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=608</guid>
		<description><![CDATA[Rahmetli H. Cengiz Alpay&#8217;ın Cağaloğlu&#8217;ndaki Nakışlar Yayınevi&#8217;nde fikirler nakış nakış dokunuyor, şiirler şakır şakır okunuyor, kültür ve edebiyat dünyası karış karış geziliyordu. Bu küçük mekanda büyük laflar ediliyor, bu ülkenin insanları, bu insanların eserleri anlatılıyordu. İşte o büyük insanlardan biri de Osman Turan Bey&#8217;di. Bu büyük alimi, bu karakter abidesini, zalimler karşısında eğilmeyen bu haysiyet]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/osmanturan4-250x3002.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-611" title="osmanturan4-250x300" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/osmanturan4-250x300-150x150.jpg" alt="osmanturan4 250x300 150x150 Vefatının 30. yıldönümünde Osman Turan" width="150" height="150" /></a>Rahmetli H. Cengiz Alpay&#8217;ın Cağaloğlu&#8217;ndaki Nakışlar Yayınevi&#8217;nde fikirler nakış nakış dokunuyor, şiirler şakır şakır okunuyor, kültür ve edebiyat dünyası karış karış geziliyordu. Bu küçük mekanda büyük laflar ediliyor, bu ülkenin insanları, bu insanların eserleri anlatılıyordu. İşte o büyük insanlardan biri de Osman Turan Bey&#8217;di.<br />
Bu büyük alimi, bu karakter abidesini, zalimler karşısında eğilmeyen bu haysiyet numunesini Nakışlar Yayınevi&#8217;nde daha yakından tanıdım. Bir gün bu küçük akademiye yine yolum düşmüştü. İçeri girdiğim zaman, başta yayınevinin sahibi olan ve merhumun eserlerini arka arkaya yayınlayan şair Cengiz Alpay ile birlikte birkaç zatın hararetli hararetli konuştuklarını, karşılıklı heyecanlandıklarını gördüm. <span id="more-608"></span>Sözlerine biraz dikkat edince, Osman Turan Bey&#8217;in Yassıada komutanını nasıl tokatladığından bahsettiklerini anladım. Evet, o netameli günlerde Osman Turan&#8217;ın sergilediği bu kahramanlık kulaktan kulağa yayılıyor, dilden dile dolaşıyordu. Anadolu&#8217;nun en ücra bölgelerinde bile bu tokat meselesi konuşuluyordu.<br />
Haksızlık karşısında susmayan, sıkıyı görünce pusmayan Osman Turan Bey, kendisini yetiştiren asil Türk milletine karşı şükran hisleriyle dolu olan gerçek bir ilim adamıydı, dört başı mamur bir tarihçiydi. Bu özelliğinden dolayı &#8220;Selçuklular Zamanında Türkiye&#8221;den başlayarak, bugüne kadar &#8220;Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi&#8221;ni anlatmak için elinden gelen bütün gayreti gösterdi. Muhteşem bir mazi ile gelecek zamanı oluşturan ati arasında köprü kurmak amacıyla cilt cilt eserler kaleme aldı, sütun sütun makaleler yazdı, kulaç kulaç tarih denizinde yüzdü, dünkü medeniyetimizden canlı ve heyecanlı tablolar sundu.<br />
Peki bu haysiyetli ilim adamı, kelimenin gerçek anlamıyla bu &#8220;büyük tarihçi&#8221; kimdi? Kısaca bu soruyu cevaplandırmaya çalışalım ve merhumun büyük çalkantılar içinde geçen hayat hikayesinden birkaç tablo sunmaya gayret edelim:</p>
<p>Prof. Dr. Osman Turan 1914 yılında Trabzon&#8217;un Çaykara ilçesine bağlı Soğanlı köyünde doğdu. Kendisi hayli küçük bir yaştayken babası Erzurum&#8217;da şehit oldu. Annesinin ve ağabeyisinin sayesinde ilk ve ortaokulu okuyabildi. Tabii ki bu yıllarda çok sıkıntı çekti. Liseye Trabzon&#8217;da başladı, ancak Ankara&#8217;da bitirdi. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesini kazandı. Prof. Fuat Köprülü&#8217;nün başında bulunduğu Ortaçağ Tarihi Kürsüsü&#8217;ne girdi. Burada hemen belirtelim ki, Prof. Fuat Köprülü gibi dünyaca ünlü bir ilim adamı, onun sıradan bir öğrenci olmadığını, istikbal vaad eden bir ilim meraklısı, bir tarih aşığı olduğunu keşfetti, dolayısıyla gerekli ilgiyi ve ihtimamı göstermekte gecikmedi. Doğrusunu söylemek gerekirse, Osman Turan da hocasının teveccühünü kazanmayı, itimadını elde etmeyi başardı. Ortaçağ Tarihi Seminer Kütüphanesi&#8217;ni idare etmeye başladı.</p>
<p>Osman Turan, hocası Köprülü&#8217;den doktor unvanını aldı. Ünlü tarihçilerimizden Mehmet Altay Köymen de Köprülü&#8217;nün doktorluk payesini verdiği birkaç ilim adamından biridir. Köymen&#8217;in &#8220;Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi&#8221;nin önsözüne yazdığı biyoğrafi, Osman Turan Bey&#8217;i çeşitli yönleriyle ve olanca ayrıntılarıyla anlatmaktadır. Biz de ondan yer yer faydalandık.</p>
<p>Osman Turan &#8220;On İki Hayvanlık Türk Takvimi&#8221; adlı eseriyle doktora tezini tamamladı. 1944 yılında doçent oldu. Bundan sonra onun ilmi hayatının iyice canlandığını, kalıcı eserler vermeye başladığını görüyoruz. Araştırmalarına Selçuklular&#8217;dan başlayan Osman Turan Bey, o devir ile ilgili arşiv belgelerini, yazmaları neşrederek bu sahadaki vukufiyetini ortaya koydu. Anadolu Selçuklular&#8217;ının sosyal ve ekonomik tarihine dikkat çekti, yeni yorumlarda bulundu 1951 yılında profesör olduktan sonra, sahasında daha da derinleşti. Hiç şüphesiz onun eserlerinden hemen hemen hepsi değerlidir, fakat &#8220;Selçuklular Zamanında Türkiye&#8221; ile &#8220;Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi&#8221; birer şaheserdir ve Osman Turan&#8217;a ilmi şöhretini kazandıran asıl unsurlar da bunlardır.</p>
<p>Haysiyetli bir ilim adamının karşı karşıya gelmesi mukadder olan bir takım entrikalarla Osman Turan da karşılaştı. Bu entrikacılar Osman Turan&#8217;ın siyasete atılması üzerine derin bir nefes aldılar. Başka bir ifadeyle, kendi cahilliklerini ve milli meseleler karşısındaki vurdumduymazlıklarını, bundan da öte esersizliklerini yüzlerine karşı tenkit eden, ilmi ve fikri gücünü her vesileyle ortaya koyan böyle bir ilim adamından kurtuldukları için adeta sevinçten bayram ettiler. Daha da acısı, Yassıada dönüşü onu fakülteye almayarak intikam duygularını tatmin ettiler. Ne yazık ki bu zavallıların arasında Osman Turan&#8217;ın yetiştirmesi olan vefasızlar da vardı.<br />
Yakın tarihimizde isim yapmış ilim adamlarının hayatını incelerken garip bir manzarayla karşılaşıyoruz. Siyasete atılanlardan büyük bir bölümünün bir ilim adamına yakışmayacak tavırlara büründüğünü, bir zamanlar melek iken, daha sonraları şeytan göründüğünü üzülerek müşahede ediyoruz. Oysa Osman Turan siyaset meydanında da ilim adamı olma özelliğini hiçbir zaman yitirmedi. Aksine eğilip bükülmez adamlardan olmadığını ispat etti, haksızlık karşısında susmadı. Bilindiği gibi 27 Mayıs İhtilali&#8217;nden sonra diğer bütün Demokrat Parti milletvekilleriyle beraber Osman Turan da meşhur Yassıada&#8217;ya sevkedildi. Onatlı aydan fazla süren bu sıkıntılı dönemde bir haysiyet abidesi olarak kendini gösterdi. Celal Bayar&#8217;a ve Adnan Menderes&#8217;e olan şahsi kırgınlıklarını bir tarafa bırakarak, onların haksız yere tevkif edildiklerini, büyük bir zulme maruz bırakıldıklarını her zaman söyledi. Kendisi de bu zulümden payını aldı. Yazımızın başında belirttiğimiz tokat olayı gerçekleşti. Yassıada Kumandanı Tarık Güryay&#8217;a attığı bu tokadı bizzat kendisi şöyle anlatmaktadır:</p>
<p>&#8220;Yassıada komutanı, göründüğü zaman herkes ayağa kalkıp hazırola geçiyordu. Ben ayağa kalkmadım. Bana niye ayağa kalkmadığımı ve hazırol durumuna geçmediğimi sordu. Ben, onun için ayağa kalkmaya, hele hazırol vaziyetine geçmeye hiç mecbur olmadığımı söyledim. Bana çıkıştı ve üzerime yürüdü. Ben de kendisine tokat attım. Maiyetindeki askerler süngüleriyle üzerime hücum ettiler. Kumandan, onların beni öldürmelerine müsaade etmedi. Fakat beni son derece rutubetli ve tabanı ayak bileklerine kadar çıkan çamurla dolu bir hücreye attı. Yassıada&#8217;ya getirilmeden önce ağır bir ameliyat geçirdiğim içir zaten hastaydım. Hücrede günlerce kaldım, sonra çıkarıldım.&#8221; (Mehmet Altay Köymen: Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi&#8217;nin Önsözü)<br />
İşte kahramanlık budur. Ve Osman Turan&#8217;ın bu isyanından sonra diğer bütün tutukluların yüreğine su serpildi. Ada komutanı daha insani davranmaya başladı.<br />
Osman Turan daha sonra Adalet Partisi ile siyasi hayatına devam etti. 1965 yılında Trabzon Milletvekili seçildi. Adı geçen partinin genel başkan yardımcılığına kadar yükseldi. Ancak Genel Başkan Süleyman Demirel ile anlaşamadı.<br />
Osman Turan kuru bir milliyetçi değildi. Bu özelliğini dini ve manevi unsurlarla takviye etmişti. İnandığı gibi yaşıyor, yaşadığı gibi inanıyordu. Zaten bu samimiyeti yazılarında ve sözlerinde en belirgin şekilde kendini gösteriyordu. İhtilalden iki ay önce geçirdiği safrakesesi ameliyatı esnasında bir gece rüya görmüş, &#8220;Allah&#8217;a inananlar çok sıkıntı çekerler, ama sonunda felaha kavuşurlar&#8221; mealindeki ayeti kerimeyi dinlemiş, nitekim bu mana tam anlamıyla gerçekleşmiş, Yassıada faciasından yara almadan kurtulmuştu.</p>
<p>Osman Turan Hoca&#8217;yı birkaç kere Aydınlar Ocağı&#8217;nda dinledim.<br />
Yeni İstanbul ve Babıali&#8217;de Sabah gazetelerinde yazdığı makaleleri büyük bir zevkle okudum. Kitaplarını kütüphanemin baş köşesine yerleştirdim. Eserlerini, kendisiyle yapılan röportajları bugün de büyük bir dikkatle okuyorum. Geçen gün kendisiyle yapılan bir mülakata göz gezdirirken aşağıdaki satırlar dikkatimi çekti. İslam medeniyetinin yıkılışını anlatan merhum şunları söylemektedir:</p>
<p>&#8220;İslam medeniyetinin yıkılış sebebi, Moğol istilasıdır. Nasıl ki Roma medeniyetini barbar istilası yıkmıştır. İslam medeniyetini de Moğol istilası mahvetmiştir. Çin Seddi&#8217;nden Anadolu içlerine kadar bütün İslam alemi bu istiladan felaketli nasibini almıştır. Moğol tarihçisi Cüveyni bile yapılan mezalimi teker teker anlatır. Buhara, Semerkant, Ürgenç, Merv, Tus, Serahs, Nişabur, Tebriz, Ahlat, Sivas, Kayseri gibi şehirlerin hepsi birer facia yaşamışlardır. Moğollar kadınları ve çocukları teslim alıp gerisini boğazlıyorlardı. Taş üstünde taş, gövde üstünde baş bırakmıyorlardı. Ürgenç&#8217;te her Moğol askerine öldürülmek üzere yirmi dört esir düşmüştü. Büyük Veli Necmeddin-i Kübra&#8217;ya Cengiz haber göndermiş, yanına gelmezse onu öldürteceğini bildirmişti. Büyük veli, ‘Yetmiş yıl beraber yaşadığım hemşehrilerimden ayrılamam, bela da müşterektir&#8217; demiştir. (Soruşturma: Ergun Göze. İstanbul: 1987)<br />
17 Ocak 1978&#8242;de, altmış üç yaşında Hakk&#8217;ın rahmetine kavuşan Osman Turan Bey&#8217;e, ölümünün otuzuncu yıldönümünde bir kere daha rahmetle anıyorum.<br />
Mekânı Cennet olsun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/vefatinin-30-yildonumunde-osman-turan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Osman Turan Kimdir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/prof-dr-osman-turan-kimdir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/prof-dr-osman-turan-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Apr 2008 12:27:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[çaykara]]></category>
		<category><![CDATA[caykarali]]></category>
		<category><![CDATA[çaykaralı bilimadamları]]></category>
		<category><![CDATA[dr]]></category>
		<category><![CDATA[hopsera]]></category>
		<category><![CDATA[koronogullari]]></category>
		<category><![CDATA[kuranogullari]]></category>
		<category><![CDATA[osman turan]]></category>
		<category><![CDATA[osman turan biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[osman turan kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[osman turan özgeçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof Dr Osman TURAN]]></category>
		<category><![CDATA[soganli]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon]]></category>
		<category><![CDATA[trabzonlu bilimadamları]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzonun Yetiştirdikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=3</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Turan, üniversite tahsiline, 1935’de yatılı imtihanlarını kazandığı DTCF’nin Tarih bölümünde başladı. Prof.Dr. Fuat Köprülü'nün ilk öğrencileri arasında yer aldı ve onun teveccühünü kazandı. Bölümünde öğrenci gibi değil, asistan gibi çalışıyor, Ortaçağ Kürsüsü Seminer Kütüphanesi ile meşgul oluyordu.1940 yılında DTCF'nden mezun olan Osman Turan, hocası Köprülü'nün yanında göreve başladı, Daha sonra aynı kürsüye asistan oldu ve “12 Hayvanlı Türk Takvimi” adlı teziyle doktor unvanını kazandı. Köprülü'nün yanında doktora yapan ilk öğrencisi olduğu gibi DTCF.’nin de ilk doktoruydu. 1943 yılında “Orta Zamanlar Türk Devletlerinde Türkçe Ünvanlar” isimli çalışmasıyla doçent oldu. 3 Mayıs 1944 Türkçülük olayları sebebiyle sorgulanarak takibata uğradı.

1948'de Paris'te toplanan Şakiyatçılar Kongresi’ne "Selçuklu Türkiye'sinde Toprak Hukuku" adlı tebliği ile katıldı. 1948-1950 yılları arasında Londra ve Paris'te incelemeler yaptı. 1951 yılında profesör oldu. 1954 yılına kadar DTCF'de Türk-İslam Tarihi dersleri okuttu. Daha sonra hocası Köprülü gibi Demokrat Parti saflarında siyasete atıldı ve 1954 yılında Trabzon'dan milletvekili seçildi.

1956’da Ankara Türk Ocakları başkanı oldu. Aynı yılın sonunda Nihal Atsız’ın yardımıyla tanıştığı Sultan II. Abdülhamid Hân’ın torunu olan Emine Satıa Hanım Sultan ile 20 Aralık 1956’da evlendi. Türk Ocakları Genel merkezinin Ankara'ya nakli üzerine de 1959'dan yapılan büyük kurultayda Türk Ocakları Genel Başkanı oldu. Türk Yurdu’nu yepyeni bir muhteva ve ruhla çıkardı ve Türkiye'nin en çok okunan fikir dergisi yaptı.

Demokrat Parti milletvekilliği 27 Mayıs 1960'a kadar sürdü. 27 Mayıs hareketiyle beraber tutuklandı ve Yassıada'ya kapatıldı. Onaltı ayı aşkın bir süre tutuklu kaldıysa da beraat etti. Yassıada’da kalırken bir gün koğuşları gezen Cezaevi Komutanı Başcellat Albay Tarık Güryay ona kendisini ayakta karşılamadığı için hakaret edince ayağa kalkıp hiç tereddüt etmeden tokadı suratına yapıştırdı.

Tutukluluğu kalkınca o sıralar kurulan Adalet Partisi'ne girdi ve 1964'te Adalet Partisi Genel başkan Yardımcısı oldu. 1965 seçimlerinde Trabzon milletvekili seçildi.

1966 da Hamdullah Suphi Tanrıöver'in ölümü üzerine yapılan kurultayda Prof. Dr. Osman Turan’ın yeniden Türk Ocakları Genel Başkanlığı’na seçildi. Bu dönemde Türk Ocakları, her bakımdan şahsiyetini kazanmış, itibarlı, fikir ve kanaatleri cemiyetin her kesiminde kabul gören bir kuruluş haline geldi.

Prof. Dr. Osman Turan, Adalet Partisi’nde Genel Başkan Yardımcılığı'na kadar yükselmesine rağmen parti yöneticileriyle fikri ayrılıklar içerisindeydi. Nihayet, Osman Yüksel Serdengeçti ile birlikte AP.’den ayrıldı ve 12 Ekim1969 tarihinde yapılan milletvekili genel seçimlerinde Trabzon’da MHP. listesinde ilk sıradan aday oldu. Seçimlerden sonra ise siyasetten kesin olarak çekildi.

Prof. Osman Turan’ın ağırlıklı bir şekilde kitap neşriyatına başlaması ikinci defa Türk Ocakları Genel Başkanı olmasından sonradır. Selçuklular tarihi ve Türk İslâm medeniyeti (1965), Türk cihan hakimiyeti mefkuresi tarihi (I, II. 1969, 1971), Selçuklular zamanında Türkiye (1971), Doğu Anadolu Türk devletleri tarihi (1973) gibi eserlerini bu dönemde verdi.

Bu eserleri dışında metin, vakfiye, vesika neşri yanında; İslâm ansiklopedisi'ne yazdığı geniş maddeler; yabancı dergilerde yayımlanan makaleleri de büyük bir yekûna ulaşmaktadır. Başta Yeni İstanbul Gazetesi olmak üzere bir çok dergi ve gazetede yayımladığı günlük makale ve fıkralar da hayli kabarıktır (Bu makale ve fıkraların bir kısmı vefatından sonra yayımlanmıştır). Merhum son yıllarında «Ortaçağda Türkiye iktisat tarihi» üzerinde çalışmaktaydı. Ne yazık ki ömrü vefa etmedi.

İngilizce, Fransızca, Arapça ve Farsça bilen Prof. Dr. Osman Turan, 17 Ocak 1978 tarihinde İstanbul’daki evinde ilmi çalışmalarına devam ederken geçirdiği bir beyin kanaması neticesi Hakk'ın rahmetine kavuştuğu zaman ilim dünyası bir yıldızını daha kaybetmiş oldu. Cenazesi, Silivri Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Prof. Dr. Osman Turan, meslektaşları "Ciddi ilim adamı formasyonu, sağlam karakteri, yüksek medeni cesareti, doğruluğu ve tok sözlülüğü, çok geniş fikri ihata kabiliyeti, Türklükle ilgili geniş ve sağlam bilgisi, muktedir kalemi ile tanınmış bir ilim adamı" olarak tarif ediyorlar.

Ülkücüler, ilim ve iman abidesi Osman Turan'ın talebeleri olmaktan her zaman gurur duyacak ve onu rahmet ve minnet ile anacaklardır.

Eserleri:

On İki Hayvanlı Türk Takvimi (1941),

Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti (1965),

Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi (iki cilt) (1969),

Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi (1973),

Selçuklular ve İslamiyet (1971)

Türkiye Selçukluları Hakkında Resmi Vesikalar (1958),

Selçuklular Zamanında Türkiye (1971),

Türkiye'de Manevi Buhran Din ve Laiklik (1964),

Türkiye'de Komünizmin Kaynakları (1965)

Vatanda Gurbet (1980),

Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları (1980)

Prof. Dr. Osman Turan’ın hayatı ve eserleri hakkında yazılmış kitaplar:

Ali Birinci, Osman Turan (Ankara: Alternatif Yayınları);

Nevzat Topal, Prof. Dr. Osman Turan, 1914-1978 : Hayatı ve eserleri (Türk Yurdu Yayınları);

Nurdan Demirci, Prof. Dr. Osman Turan'ın Hayatı ve Eserleri, (Boğaziçi Yayınları);]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/osmanturan-a2.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-612" title="osmanturan-a" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/osmanturan-a-150x150.jpg" alt="osmanturan a 150x150 Prof. Dr. Osman Turan Kimdir?" width="150" height="150" /></a>Selçuklular tarihi ile ilgili çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Osman Turan, 1914 yılında Trabzon&#8217;un Çaykara ilçesine bağlı Soğanlı köyünde ailesinin 3. çocuğu olarak doğdu. Soyu, Kuranoğulları ailesinden gelmektedir. Dedesi Abdullah Ağa, babası ise Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesinde Erzurum Kandilli&#8217;de şehit olan Hasan Ağa’dır. Annesi Şahsenem Hanım’dır. İlkokulu dayısının himayesinde Çaykara&#8217;da, ortaokulu ailesinin taşındığı Bayburt&#8217;ta okudu. Liseyi ise Trabzon&#8217;da başlayıp 1935 yılında, Ankara Erkek Lisesi&#8217;nden mezun olarak bitirdi.<span id="more-4"></span></p>
<p>Prof. Dr. Turan, üniversite tahsiline, 1935’de yatılı imtihanlarını kazandığı DTCF’nin Tarih bölümünde başladı. Prof.Dr. Fuat Köprülü&#8217;nün ilk öğrencileri arasında yer aldı ve onun teveccühünü kazandı. Bölümünde öğrenci gibi değil, asistan gibi çalışıyor, Ortaçağ Kürsüsü Seminer Kütüphanesi ile meşgul oluyordu.1940 yılında DTCF&#8217;nden mezun olan Osman Turan, hocası Köprülü&#8217;nün yanında göreve başladı, Daha sonra aynı kürsüye asistan oldu ve “12 Hayvanlı Türk Takvimi” adlı teziyle doktor unvanını kazandı. Köprülü&#8217;nün yanında doktora yapan ilk öğrencisi olduğu gibi DTCF.’nin de ilk doktoruydu. 1943 yılında “Orta Zamanlar Türk Devletlerinde Türkçe Ünvanlar” isimli çalışmasıyla doçent oldu. 3 Mayıs 1944 Türkçülük olayları sebebiyle sorgulanarak takibata uğradı.</p>
<p>1948&#8242;de Paris&#8217;te toplanan Şakiyatçılar Kongresi’ne &#8220;Selçuklu Türkiye&#8217;sinde Toprak Hukuku&#8221; adlı tebliği ile katıldı. 1948-1950 yılları arasında Londra ve Paris&#8217;te incelemeler yaptı. 1951 yılında profesör oldu. 1954 yılına kadar DTCF&#8217;de Türk-İslam Tarihi dersleri okuttu. Daha sonra hocası Köprülü gibi Demokrat Parti saflarında siyasete atıldı ve 1954 yılında Trabzon&#8217;dan milletvekili seçildi.</p>
<p>1956’da Ankara Türk Ocakları başkanı oldu. Aynı yılın sonunda Nihal Atsız’ın yardımıyla tanıştığı Sultan II. Abdülhamid Hân’ın torunu olan Emine Satıa Hanım Sultan ile 20 Aralık 1956’da evlendi. Türk Ocakları Genel merkezinin Ankara&#8217;ya nakli üzerine de 1959&#8242;dan yapılan büyük kurultayda Türk Ocakları Genel Başkanı oldu. Türk Yurdu’nu yepyeni bir muhteva ve ruhla çıkardı ve Türkiye&#8217;nin en çok okunan fikir dergisi yaptı.</p>
<p>Demokrat Parti milletvekilliği 27 Mayıs 1960&#8242;a kadar sürdü. 27 Mayıs hareketiyle beraber tutuklandı ve Yassıada&#8217;ya kapatıldı. Onaltı ayı aşkın bir süre tutuklu kaldıysa da beraat etti. Yassıada’da kalırken bir gün koğuşları gezen Cezaevi Komutanı Başcellat Albay Tarık Güryay ona kendisini ayakta karşılamadığı için hakaret edince ayağa kalkıp hiç tereddüt etmeden tokadı suratına yapıştırdı.</p>
<p>Tutukluluğu kalkınca o sıralar kurulan Adalet Partisi&#8217;ne girdi ve 1964&#8242;te Adalet Partisi Genel başkan Yardımcısı oldu. 1965 seçimlerinde Trabzon milletvekili seçildi.</p>
<p>1966 da Hamdullah Suphi Tanrıöver&#8217;in ölümü üzerine yapılan kurultayda Prof. Dr. Osman Turan’ın yeniden Türk Ocakları Genel Başkanlığı’na seçildi. Bu dönemde Türk Ocakları, her bakımdan şahsiyetini kazanmış, itibarlı, fikir ve kanaatleri cemiyetin her kesiminde kabul gören bir kuruluş haline geldi.</p>
<p>Prof. Dr. Osman Turan, Adalet Partisi’nde Genel Başkan Yardımcılığı&#8217;na kadar yükselmesine rağmen parti yöneticileriyle fikri ayrılıklar içerisindeydi. Nihayet, Osman Yüksel Serdengeçti ile birlikte AP.’den ayrıldı ve 12 Ekim1969 tarihinde yapılan milletvekili genel seçimlerinde Trabzon’da MHP. listesinde ilk sıradan aday oldu. Seçimlerden sonra ise siyasetten kesin olarak çekildi.</p>
<p>Prof. Osman Turan’ın ağırlıklı bir şekilde kitap neşriyatına başlaması ikinci defa Türk Ocakları Genel Başkanı olmasından sonradır. Selçuklular tarihi ve Türk İslâm medeniyeti (1965), Türk cihan hakimiyeti mefkuresi tarihi (I, II. 1969, 1971), Selçuklular zamanında Türkiye (1971), Doğu Anadolu Türk devletleri tarihi (1973) gibi eserlerini bu dönemde verdi.</p>
<p>Bu eserleri dışında metin, vakfiye, vesika neşri yanında; İslâm ansiklopedisi&#8217;ne yazdığı geniş maddeler; yabancı dergilerde yayımlanan makaleleri de büyük bir yekûna ulaşmaktadır. Başta Yeni İstanbul Gazetesi olmak üzere bir çok dergi ve gazetede yayımladığı günlük makale ve fıkralar da hayli kabarıktır (Bu makale ve fıkraların bir kısmı vefatından sonra yayımlanmıştır). Merhum son yıllarında «Ortaçağda Türkiye iktisat tarihi» üzerinde çalışmaktaydı. Ne yazık ki ömrü vefa etmedi.</p>
<p>İngilizce, Fransızca, Arapça ve Farsça bilen Prof. Dr. Osman Turan, 17 Ocak 1978 tarihinde İstanbul’daki evinde ilmi çalışmalarına devam ederken geçirdiği bir beyin kanaması neticesi Hakk&#8217;ın rahmetine kavuştuğu zaman ilim dünyası bir yıldızını daha kaybetmiş oldu. Cenazesi, Silivri Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p>
<p>Prof. Dr. Osman Turan, meslektaşları &#8220;Ciddi ilim adamı formasyonu, sağlam karakteri, yüksek medeni cesareti, doğruluğu ve tok sözlülüğü, çok geniş fikri ihata kabiliyeti, Türklükle ilgili geniş ve sağlam bilgisi, muktedir kalemi ile tanınmış bir ilim adamı&#8221; olarak tarif ediyorlar.</p>
<p>Ülkücüler, ilim ve iman abidesi Osman Turan&#8217;ın talebeleri olmaktan her zaman gurur duyacak ve onu rahmet ve minnet ile anacaklardır.</p>
<p>Eserleri:</p>
<p>On İki Hayvanlı Türk Takvimi (1941),</p>
<p>Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti (1965),</p>
<p>Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi (iki cilt) (1969),</p>
<p>Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi (1973),</p>
<p>Selçuklular ve İslamiyet (1971)</p>
<p>Türkiye Selçukluları Hakkında Resmi Vesikalar (1958),</p>
<p>Selçuklular Zamanında Türkiye (1971),</p>
<p>Türkiye&#8217;de Manevi Buhran Din ve Laiklik (1964),</p>
<p>Türkiye&#8217;de Komünizmin Kaynakları (1965)</p>
<p>Vatanda Gurbet (1980),</p>
<p>Türkiye&#8217;de Siyasi Buhranın Kaynakları (1980)</p>
<p>Prof. Dr. Osman Turan’ın hayatı ve eserleri hakkında yazılmış kitaplar:</p>
<p>Ali Birinci, Osman Turan (Ankara: Alternatif Yayınları);</p>
<p>Nevzat Topal, Prof. Dr. Osman Turan, 1914-1978 : Hayatı ve eserleri (Türk Yurdu Yayınları);</p>
<p>Nurdan Demirci, Prof. Dr. Osman Turan&#8217;ın Hayatı ve Eserleri, (Boğaziçi Yayınları);<br />

<a href='http://www.yoremizden.com/prof-dr-osman-turan-kimdir/osmanturan1/' title='osmanturan1'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/osmanturan12.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="osmanturan12 Prof. Dr. Osman Turan Kimdir?" title="osmanturan1" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/prof-dr-osman-turan-kimdir/osmanturan4-250x300/' title='osmanturan4-250x300'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/osmanturan4-250x3002.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="osmanturan4 250x3002 Prof. Dr. Osman Turan Kimdir?" title="osmanturan4-250x300" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/prof-dr-osman-turan-kimdir/osmanturan-a/' title='osmanturan-a'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/osmanturan-a2.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="osmanturan a2 Prof. Dr. Osman Turan Kimdir?" title="osmanturan-a" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/prof-dr-osman-turan-kimdir/osmanturan-001/' title='osmanturan-001'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/osmanturan-0012.gif" class="attachment-thumbnail" alt="osmanturan 0012 Prof. Dr. Osman Turan Kimdir?" title="osmanturan-001" /></a>
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/prof-dr-osman-turan-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

