<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Taka &#187; irfan</title>
	<atom:link href="http://www.yoremizden.com/tag/irfan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yoremizden.com</link>
	<description>Karadeniz ve Trabzon kültürünü yaşatma ve sevdirme sitesi...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 10:21:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>Terziliğe Övgü</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/terzilige-ovgu/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/terzilige-ovgu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 12:14:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nurahasret</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ünlem]]></category>
		<category><![CDATA[Adem]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak-ı Muhammedi]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[aşık]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[blgisizlik]]></category>
		<category><![CDATA[canlılar]]></category>
		<category><![CDATA[cehalet]]></category>
		<category><![CDATA[cemal]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[fıtrat]]></category>
		<category><![CDATA[giyinmek]]></category>
		<category><![CDATA[giysi]]></category>
		<category><![CDATA[İdris]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>
		<category><![CDATA[kemal]]></category>
		<category><![CDATA[kumaş]]></category>
		<category><![CDATA[kurtulmak]]></category>
		<category><![CDATA[menzil]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[nefsani]]></category>
		<category><![CDATA[rasyonel]]></category>
		<category><![CDATA[samimi]]></category>
		<category><![CDATA[sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[soyunmak]]></category>
		<category><![CDATA[terzi]]></category>
		<category><![CDATA[Terziliğe Övgü]]></category>
		<category><![CDATA[zafer dergisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.net/?p=105</guid>
		<description><![CDATA[Şairin aksine, rasyoneldir terzi. Ölçer. &#8220;Ben bu adamın ölçüsünü almıştım zaten!&#8221; demez, bir daha,bir daha ölçer. Aşık terzi Ali Osman Çoban, terzinin akılcılığını mistik bir temele oturtuyor: &#8220;Her müşteri Allah&#8217;ın ayrı birtecellisidir. &#8216;Bana özel davran&#8217; diyor, çünkü özel yaratılmış.Her insan sözüyle, davranışıyla kendini gösteriyor. Konuşurken, kişi hakikatten ne kadar haberdar, bu meydana çıkıyor.&#8221;Terzilik insan fıtratına]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-106" title="terzi" src="http://www.yoremizden.net/wp-content/uploads/2009/06/terzi-150x150.jpg" alt="terzi 150x150 Terziliğe Övgü" width="150" height="150" /></p>
<p>Şairin aksine, rasyoneldir terzi. Ölçer. &#8220;Ben bu adamın ölçüsünü almıştım zaten!&#8221; demez, bir daha,bir daha ölçer. Aşık terzi Ali Osman Çoban, terzinin akılcılığını mistik bir temele oturtuyor: &#8220;Her müşteri Allah&#8217;ın ayrı birtecellisidir. &#8216;Bana özel davran&#8217; diyor, çünkü özel yaratılmış.Her insan sözüyle, davranışıyla kendini gösteriyor. Konuşurken, kişi hakikatten ne kadar haberdar, bu meydana çıkıyor.&#8221;Terzilik insan fıtratına en çok uyan, insanı tamamlayan meslektir. Bütün canlılar giysileriyle doğar. Çıplak doğan, yalnızca insan. İşlediği suça karşı, elbisesi cennette rehin kalmış! Terzi Çoban doğru söylüyor: &#8220;İdris&#8217;in çırakları olmasaydı, Adem&#8217;in çocukları çıplak kalırdı! &#8220;İdris&#8217;in çırağı isen, kumaştan çalmayacaksın. Yaptığı işin &#8220;peygamber mesleği&#8221; olduğunu düşünmek ne büyük mutluluktur! Bu bilinçle çalışırsan, Çoban&#8217;ın erdiği sırra erersin: &#8220;Giyinmek, cehalet ayıplarından kurtulmak; soyunmak ise benlik mefhumundan, nefsanî duygulardan arınmaktır.</p>
<p>Giyinmek ve soyunmak diye birbirinin zıddı tercihler yok, birbirini tamamlayan unsurlar var. Yani biz cehalet, bilgisizlik ayıplarından kurtulmak için giyinmek zorundayız. Fazıllar ahlak-ı Muhammedi ile giyinirler. &#8220;Terzi Çoban&#8217;ın kalbi aklına kement atmış: &#8220;Akılla âşık olunmaz. Fakat aklı çalıştırmadan aşk kemale ermez. Akıl ile aşk iki ayak gibidir. İki ayak sonucu menzildir, menzil ise irfan. Hayatta en güzel şey samimi bildiğin bir dostu dinlemek, onunla konuşmak, sohbet etmektir. Hayat budur, Cennet budur, cemal budur, kemal budur.&#8221; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/terzilige-ovgu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dile Gül Koymak</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/dile-gul-koymak/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/dile-gul-koymak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2008 13:07:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nurahasret</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[edep]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=358</guid>
		<description><![CDATA[Konuşmasından anlaşılır insan -Güzel konuşmasından Kalpten kalbe yol vardır derler.Bunu biraz daha değiştirerek söylersek: Dilden kalbe yol vardır Gönlü yumuşak insanların konuşmaları da yumuşak ve ılımlıdır. Onlar asla kalp kırmaz. Çünkü bir mihenk vardır gönülde; sözünü önce ölçer biçer sonra muhatabına sunar. Katı kalpli insanlar ise, bu mihengi yitirmiştir. Gönül kayalıklarında paramparça olmuştur mihenkleri. Olur]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/07/gul2.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-371" title="gul" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/07/gul-150x150.jpg" alt="gul 150x150 Dile Gül Koymak" width="150" height="150" /></a>Konuşmasından anlaşılır insan -Güzel konuşmasından<br />
Kalpten kalbe yol vardır derler.Bunu biraz daha değiştirerek söylersek:<br />
Dilden kalbe yol vardır<br />
Gönlü yumuşak insanların konuşmaları da yumuşak ve ılımlıdır. Onlar asla kalp kırmaz. Çünkü bir mihenk vardır gönülde; sözünü önce ölçer biçer sonra muhatabına sunar.<span id="more-358"></span><br />
Katı kalpli insanlar ise, bu mihengi yitirmiştir. Gönül kayalıklarında paramparça olmuştur mihenkleri. Olur olmaz yerde kelâm eder, ya baş kırar, ya da göz çıkarır.<br />
Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır denmiş, derler. Ne kadar doğru. En öfkeli olduğumuz anlarda bile yüreğimizdeki karanlığı gündüz aydınlığına çevirir güzel bir söz.</p>
<p>Söz ola kese savaşı, Söz ola kestire başı</p>
<p>Söz ola ahulu aşı, Yağ ile bal ede bir söz.</p>
<p>diyor Yunus.<br />
Elbette öyledir. En karamsar anları bile cennet iklimine çevirir, alımlı ve iç açıcı bir söz. Bu sebepten, güzel ve nazik konuşan insanların pek düşmanları olmaz çevrelerinde. Bazen bilmeden açtıkları yaralar olur elbet gönüllerde.Lâkin o yarayı dudaklarından akan bal gibi kelimelerle bir anda iyileştirirler. Asla başka bir zamana bırakmazlar açtıkları yaraları, oluşturdukları çizikleri. Acı konuşan insan böyle mi? Dil yayından karşıdakine fırlattıkları kırıcı söz oku, paramparça eder muhatabın yüreğini. Onlar dönüp bakmazlar bile. Kırdıkları kalbin çırpınışları ve yanaklardan sızan damlaları görmezlikten gelip, dönüp giderler..<br />
Bak bu hususta Hz. Ömer ne diyor:Ey Kâbe seni bin sefer yıksam yine yapabilirim. Ama kırık bir kalbi asla! İşte bu derece zor durumda olan bir kırık kalp eğer onarılırsa sen artık Halkın sevgili kullarından olduğuna inanabilirsin. Çünkü bir hadis-i şerifte şöyle diyor, Nebiler Nebisi: Gerçek mümin, elinden ve dilinden başkalarının zarar görmediği kişidir. .</p>
<p>İşte dost! Tatlı dil ve acı dil arasındaki fark, cennet ile cehennem arasındaki fark gibidir.<br />
Sen diline ister gül koy, istersen bal ve gönüllere cennet asa bir iklim ör. İstersen kor koy, başkalarını alev alev yak. Tercih senin&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/dile-gul-koymak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efendimiz’in (SAV) Kullandiği 40 öğretme metodu</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/efendimizin-sav-kullandigi-40-ogretme-metodu/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/efendimizin-sav-kullandigi-40-ogretme-metodu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 11:26:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Dergâh]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[Dua Ufku]]></category>
		<category><![CDATA[edep]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=330</guid>
		<description><![CDATA[Efendimiz (sas) hayatinin her karesinde anlatacagi bir hususu en uygun ve en güzel bir üslupla anlatmis ve ögretmede de ayni metodu kullanmistir. Efendimiz (sas) hayatinin her karesinde anlatacagi bir hususu en uygun ve en güzel bir üslupla anlatmis ve ögretmede de ayni metodu kullanmistir. Bütün insanliga rehber olan Efendimiz (sas)’in hayatina bakildiginda O’nun ögretim adina]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="title1">
<div class="largertext"><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/testi2.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-37" title="kırık testi" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/testi2.jpg" alt="testi2 Efendimiz’in (SAV) Kullandiği 40 öğretme metodu" width="91" height="150" /></a>Efendimiz (sas) hayatinin her karesinde anlatacagi bir hususu en uygun ve en güzel bir üslupla anlatmis ve ögretmede de ayni metodu kullanmistir.<span id="more-330"></span></div>
<div id="contentText">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> Efendimiz (sas) hayatinin her karesinde anlatacagi bir hususu en uygun ve en güzel bir üslupla anlatmis ve ögretmede de ayni metodu kullanmistir. Bütün insanliga rehber olan Efendimiz (sas)’in hayatina bakildiginda O’nun ögretim adina kullandigi bazi metotlari ögrenmek, bütün insanlar için iyi bir örnek olusturacaktir. Burada Efendimiz’in kullandigi her bir metoda, onun hangi söz veya davranisinin dayanak oldugunu anlatmak yerine sadece metodu söyleyip geçmek istiyoruz:</span></span></p>
<p>1.  Efendimiz, söyledigi hakikatleri bizzat yasayarak hayatiyla göstermistir.</p>
<p>2. Dinî yükümlülükleri tedrîcî (yavas yavas, basamak basamak) bir  sistemle ögretmistir.</p>
<p>3. Ögretmede orta yolda durmaya ve insanlari  biktirmaktan uzak durmaya riayet etmistir.</p>
<p>4. Ögrenenler arasindaki  kisisel farkliliklari göz önünde bulundurmustur.</p>
<p>5. Karsilikli konusma  ve soru-cevap seklini kullanmistir.</p>
<p>6. Yanlis düsünceyi söküp atmak ve gerçek dogru bilgiyi net bir sekilde muhatabin kafasina yerlestirmek için aklî ölçüleri kullanmistir.</p>
<p>7. Muhataplarina soru yöneltmis, böylece  onlarin zeka ve bilgi seviyelerini ölçmüstür.</p>
<p>8. Mukayese ve  örneklendirme metodunu kullanmistir.</p>
<p>9. Benzetme ve halk arasinda yaygin  olarak kullanilan örnekleri kullanmistir.</p>
<p>10. Anlattigi hususu,  elinde herhangi bir sey ile yere ve topraga çizerek bizzat göstermistir.</p>
<p>11. Sözle beraber jest ve mimiklerini kullanmis ve el ile isaretlerde  bulunmustur.</p>
<p>12. Önemine binaen, halin mümkün kildigi bir nesneyi bizzat eline almis, eliyle kaldirmis ve arkasindan söyleyecegi hususu söylemistir.</p>
<p>13. Muhataplarindan bir soru gelmeden söze önce kendileri baslamistir.</p>
<p>14. Muhatabinin sorusuna eksik ve fazla olmadan cevap vermistir.</p>
<p>15. Muhatabinin sorusuna, onun ihtiyacina binaen sordugundan daha  fazlasiyla cevap vermistir.</p>
<p>16. Muhatabini, güzel bir hikmete binaen,  sordugu sorudan daha önemli bir hususa yönlendirdigi de olmustur.</p>
<p>17.  Soru soranin sordugu soruyu tekrarlamasini istemistir.</p>
<p>18. Muhatabin  aldigi cevabi tekrar etmesini istemistir. Böylece cevap unutulmayacaktir.</p>
<p>19. Bildigi bir husustan dolayi kisiyi imtihan etmistir ki bununla dogru cevap verecegi için kisiyi sena etmek, övmek istemistir.</p>
<p>20. Önünde  olan bir olaya karsi susma yolunu tercih etmistir.</p>
<p>21. Ögretme esnasinda  meydana gelebilecek imkan ve firsatlari degerlendirmistir.</p>
<p>22. Latife ve  saka yoluyla ögretmeyi tercih etmistir.</p>
<p>23. Ögrettigi hususu yeminle  tekit etmis perçinlemistir.</p>
<p>24. Ögretilen hususun önemine binaen sözü üç  kere tekrar etmistir.</p>
<p>25. Konunun önemini oturusunu ve durusunu  degistirerek ve sözü tekrar ederek göstermistir.</p>
<p>26. Cevabi geciktirerek  muhatabin sorusunu tekrar etmesini saglayarak onu uyarmistir.</p>
<p>27.  Muhatabi intibaha sevk etmek için, onu omuzundan veya elinden tutmustur.</p>
<p>28. Muhatabi tesvik için veya onu sikintiya sokacak bir durumdan dolayi,  bazi hususlarin gizli kalmasini yeglemistir.</p>
<p>29. Söyleyecegi hususun hafizalarda daha iyi yer etmesi veya ezberlenmesi için, sözü kisa ve öz bir sekilde ifade etmis, daha sonra ise ayrintilarina geçmistir.</p>
<p>30. Cevabin birkaç madde ile verilecegi durumlarda önce cevabin kaç maddeden olustugunu bildirmek için sayiyi söylemis daha sonra saymistir.</p>
<p>31. Va’z  etme, nasihat etme ve ögüt verme metodunu kullanmistir.</p>
<p>32. Insanlarin sevklerini kamçilama veya neticesi elem verici hususlardan siddetle uzaklastirma (Tergib ve terhib) metodunu kullanmistir.</p>
<p>33. Kissa ve geçmis ümmetlere  ve insanlara dair haberlerle ögretme metodunu uygulamistir.</p>
<p>34. Sorunun cevabinin muhatabi utandirma ihtimali olan hususlarda önce nazik bir hazirlik süreci hazirlamis ve soruyu öyle cevaplandirmistir.</p>
<p>35. Sorunun cevabinin muhatabi utandirma ihtimali olan hususlarda üstü kapali olarak kinaye yoluyla ve isaret ederek yetinmistir.</p>
<p>36. Kadinlara ögretmeyi ve  nasihat etmeyi de asla ihmal etmemistir.</p>
<p>37. Halin gerektirdigi durumlarda ögretme hususunda azarlayip paylamayi (ta’nif) ve kizmayi (gadab) da ihmal etmemistir. Ne var ki onun paylamasi ve kizmasi da merhamet yörüngesinde ve ümmetinin selameti için olmustur.</p>
<p>38. Talim ve tebligde, kitabeti  (yazma metodunu) da kullanmistir.</p>
<p>39. Yabanci dilleri (mesela Süryaniceyi) ögrenmesi için bazi sahabileri görevlendirmistir ki bu husus da günümüzde dünyanin dört bir tarafinda Islam’in güzelliklerini ögrenmek isteyenlere karsi yapilacak vazifenin çok önemli bir basamagini teskil etmektedir.</p>
<p>40. Bizzat kendi mübarek zatiyla talimde bulunmustur.</p>
<p>Evet, Efendimiz (sas) evrensel bir egitim-ögretim sistemi getirmis ve bütün kalbleri, bütün ruhlari, bütün akillari, bütün nefisleri ideal ufka yükseltecek bir mesaj sunmustur. Sadece O’nun getirdigi sistemdir ki hem ruhu, hem akli hem de nefsi, yükselebilecek en son noktaya ulastirmistir.<br />
Sayi:  168<br />
Bölüm: Efendimiz (sas)<br />
Muhabir: YUSUF ÖMEROGLU</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/efendimizin-sav-kullandigi-40-ogretme-metodu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalnızlık tehlikeli midir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/yalnizlik-tehlikeli-midir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/yalnizlik-tehlikeli-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 15:22:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=177</guid>
		<description><![CDATA[Yalnızı yalnız bırakmayan biri vardır. Yalnızlığın oluşturduğu bütün boşlukları o doldurur. Önce beyne hükmeder, zihni bulandırır, hayalleri kirletir. Sonra ayaklara sözünü geçirir, ele istediğini yaptırmaya başlar. Aklıyla, ayağıyla, eliyle ve kalbiyle ele geçirdiği insanı kirli ortamlara çeker. İnsana hiç yapmadığı şeyleri yaptırır. İnsan; sigara, içki, kadın, hırsızlık gibi şeylere böyle başlar. Böylece adım atılır şer]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/06/dua2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-176" style="float: left;" title="dua" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/06/dua2.jpg" alt="dua2 Yalnızlık tehlikeli midir?" width="148" height="175" /></a>Yalnızı yalnız bırakmayan biri vardır. Yalnızlığın oluşturduğu bütün boşlukları o doldurur. Önce beyne hükmeder, zihni bulandırır, hayalleri kirletir. Sonra ayaklara sözünü geçirir, ele istediğini yaptırmaya başlar. Aklıyla, ayağıyla, eliyle ve kalbiyle ele geçirdiği insanı kirli ortamlara çeker. İnsana hiç yapmadığı şeyleri yaptırır. İnsan; sigara, içki, kadın, hırsızlık gibi şeylere böyle başlar.<br />
Böylece adım atılır şer kapısına.<span id="more-177"></span></p>
<p>Böylece tanışılır şer ortamıyla ve “şer” peşinde koşup duranlarla.</p>
<p>“Yalnızın dostu şeytandır.” derler.</p>
<p>Evet öyledir, bir insan yalnız kalmaya görsün, şeytan birbiri ardına atar tokatlarını.</p>
<p>İnsan ardı ardına gelen saldırılarla bunalır ve şeytana teslim-i silah eder.</p>
<p>Çünkü karşısında güçlü bir düşman vardır. Beri yanda ise bu düşmanın yandaşı olan nefis&#8230;</p>
<p>Nefis ile şeytan arasında sıkışıp kalan insanın hâli çok zordur.</p>
<p>Böyle durumlarda insanın böyle bir vartayı atlatması çok zordur.</p>
<p>İki cihan serveri Peygamber Efendimiz (sas) bir hadis-i şerifte şöyle buruyor: “İnsanlar yalnızlıktaki mahzuru benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yola çıkmazdı.”</p>
<p>Yalnızlığın boğuculuğuna, tehlikesine böyle işaret ediyor iki cihan serveri Peygamberimiz.</p>
<p>Yalnız kalan bir insanın karşılaşacağı tehlikeye bir başka hadis-i şerifte Efendimiz (sas) şöyle işaret ediyor:</p>
<p>“Şeytan insana kanın nüfuz ettiği gibi nüfuz eder.”</p>
<p>Şeytanın bu şekilde nüfuz edeceği insan, öncelikle yalnız kalan insandır.</p>
<p>Nefsiyle baş başa kalmış olan insandır.</p>
<p>Şeytan insanın elini, dilini, belini kötüye yönlendirir.</p>
<p>Şeytan, insanı iyilikten, güzellikten uzaklaştırır.</p>
<p>“Size cemaati tavsiye ederim. Ayrılıktan sakının. Zira şeytan, tek kalanla birlikte olur. İki kişiden uzak durur.” sözleriyle şeytandan kurtulmanın yollarından birini işaret ediyor iki cihan serveri Peygamber Efendimiz (sas).</p>
<p>Evde, işyerinde, yolculukta, çarşıda yalnız kalmaktan kaçınmalı, bizi şeytandan ve nefisten koruyacak “emin” bir dost bulmalı, onunla “cemaat” olmalıyız.</p>
<p>Zaman / Ailem<br />
MUSTAFA OĞUZ<br />
Sayı: 238<br />
Bölüm: Kavramlar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/yalnizlik-tehlikeli-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efendimiz’in tembellere uyarısı</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/efendimizin-tembellere-uyarisi/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/efendimizin-tembellere-uyarisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 13:51:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>
		<category><![CDATA[Kader]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[Ya cemaate gelirler ya da&#8230; O (sas), Kainatın Rahmet Peygamberi. O, güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen en merhametli peygamber. O, herkese karşı hep tatlı sözlerle hitap eden en güzel hatip&#8230; Peygamber Efendimiz (sas), hayatı boyunca hep güzellikleri anlattı insanlara. Hep müjdelemeyi yeğledi, nefret ettirme yerine. Herkese karşı çok nazik davrandı. Kendisine inanmayanlar dahi O’nun (sas)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/06/namaz2.jpg" mce_href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/06/namaz2.jpg"><img class="alignleft alignnone size-medium wp-image-151" style="float: left;" mce_style="float: left;" title="namaz" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/06/namaz2.jpg" mce_src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/06/namaz2.jpg" alt="namaz2 Efendimiz’in tembellere uyarısı" width="148" height="175" /></a>Ya cemaate gelirler ya da&#8230;<br />
O (sas), Kainatın Rahmet Peygamberi. O, güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen en merhametli peygamber. O, herkese karşı hep tatlı sözlerle hitap eden en güzel hatip&#8230; Peygamber Efendimiz (sas), hayatı boyunca hep güzellikleri anlattı insanlara. <img src="http://www.yoremizden.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" mce_src="http://www.yoremizden.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="trans Efendimiz’in tembellere uyarısı" class="mceWPmore mceItemNoResize" title="Daha fazla..." />Hep müjdelemeyi yeğledi, nefret ettirme yerine. Herkese karşı çok nazik davrandı. Kendisine inanmayanlar dahi O’nun (sas) tatlı diline, yumuşak sözlerine hayran oluyorlardı. Fakat O Rahmet Peygamberi (sas), hep yumuşak konuşan güzel peygamber, bir konuda çok şiddetle uyarıyordu ümmetini: Namaz ve cemaate karşı aman tembellik yapmayın. Şöyle buyuruyorlardı Efendiler Efendisi (sas), “Bir kısım tembel adamlar, ya cemaati terk etmekten vazgeçerler yahut da onların evlerini başlarına yıkacağım.” (Hadis Ans. İbrahim Canan, 16/612) Böyle sert ifadeleri başka zamanlarda müşriklere karşı dahi kullanmaktan kaçınan Yüce Peygamber’in namaza ve cemaate karşı gösterilen tembelliğe gönlü katiyyen razı olmuyordu. Çünkü bugün tembellik yapıp cemaate gitmeyen yarın (Allah korusun) namazı da ihmal edebilecektir.<br />
Bu uyarı kulağımıza küpe olurken Efendimiz’in bir de müjdesiyle devam edelim. Şöyle buyuruyorlar Kâinatın Sultanı (sas), “Kim cemaatla yatsının ilk rekatını kaçırmadan kırk gece bu şekilde yatsı namazı kılarsa, Allah (cc) bu sebeple onun için ateşten bir azadlık yazar.”</p>
<p>Sevgili dostlar, madem Peygamberimiz (sas), tembellikleri sebebiyle cemaate gitmeyenleri bu kadar sert bir ifade ile uyarıyor ve hem de yatsı namazını cemaatle kılmaya da muazzam bir müjde sunuyor, gelin bu mübarek günlerde namazlarımızı cemaatsiz kılmayalım. İki kişi bile olsak cemaati ihmal etmeyelim. Bunun yanı sıra özellikle yatsı ve sabah namazlarını da mahallemizdeki camide eda edelim. Ümit ve dua edelim ki, hem Efendimiz’in huzuruna tembel sıfatıyla çıkmayalım hem de Rabbimiz bizlere cehennemden kurtuluş yolları açsın. Haydi bırakın tembelliği ve koşun cemaate&#8230;</p>
<p><b>Zaman/Ailem<br />
SALİH YUSUFOĞLU<br />
Sayı: 196<br />
Bölüm: Bir Teklif </b></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/efendimizin-tembellere-uyarisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Söz vermeden önce inşallah demeyi unutmayın</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/soz-vermeden-once-insallah-demeyi-unutmayin/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/soz-vermeden-once-insallah-demeyi-unutmayin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 13:47:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[duasi]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=149</guid>
		<description><![CDATA[“Hiçbir konuda, Allah&#8217;ın dilemesine bağlamaksızın, ‘Ben yarın mutlaka şöyle şöyle yapacağım.’ deme! Ancak Allah dilerse (yapacağım de)” ayeti gereğince Müslüman yapacağı her işten önce ‘inşallah&#8217; demeyi düstur edinmeli. ‘Yarın mutlaka sana uğrarım.&#8217; ‘Bu hafta sonu Avrupa&#8217;ya gideceğim.&#8217; Müslümanlar açısından, istediğiniz kadar sıralayabileceğiniz bu cümlelerin bir eksiği var? Bu ifadeler, yapılacak işi Yaratıcı&#8217;nın dilemesine havale etmeden,]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Hiçbir konuda, Allah&#8217;ın dilemesine bağlamaksızın, ‘Ben yarın mutlaka şöyle şöyle yapacağım.’ deme! Ancak Allah dilerse (yapacağım de)” ayeti gereğince Müslüman yapacağı her işten önce ‘inşallah&#8217; demeyi düstur edinmeli. <span id="more-149"></span><br />
‘Yarın mutlaka sana uğrarım.&#8217;<br />
‘Bu hafta sonu Avrupa&#8217;ya gideceğim.&#8217;<br />
Müslümanlar açısından, istediğiniz kadar sıralayabileceğiniz bu cümlelerin bir eksiği var? Bu ifadeler, yapılacak işi Yaratıcı&#8217;nın dilemesine havale etmeden, yani başlarına ‘inşallah&#8217; (Allah dilerse) ifadesi getirilmeden söylenmiş sözler. Halbuki Rabb’imiz, kullarından bu konuya öylesine ehemmiyet vermelerini istiyor ki, bu sözün unutulması halinde ise kendisini zikretmesini ve af dilemesini istiyor inananlardan.</p>
<p>Konuyla ilgili şöyle bir rivayet vardır. Müşrikler, Peygamber Efendimiz&#8217;e (sas) Zülkarneyn ve ruh gibi konularda sorular sorar. Peygamberimiz, “inşallah” ifadesini söylemeden, “Size yarın cevap vereceğim.” buyurur. Cenab-ı Hakk, Efendimiz&#8217;e vahyi on oniki gün geciktirir. Müşrikler bu sürede üzücü konuşmalarla Efendimiz&#8217;e yüklenmeye başlayınca, &#8220;Hiçbir konuda, Allah&#8217;ın dilemesine bağlamaksızın, ‘Ben yarın mutlaka şöyle şöyle yapacağım.’ deme! Ancak Allah dilerse (yapacağım de). Bunu unuttuğun takdirde Allah&#8217;ı zikret ve, “Umarım ki Rabb’im, doğru olma yönünden beni daha isabetli davranışa muvaffak kılar.” (Kehf Sûresi 23-24) ayetleri indirilir.</p>
<p>Acz ve fakr içinde olan insanın, azim ve iradesi istediği bir şeyin meydana gelmesi için yeterli değildir. Kul, cüz&#8217;i iradesiyle, olan bitenin hepsine vakıf olamayacağı için kendini küll&#8217;i iradeye teslim etmeli. Öylesine teslim etmeli ki, yapacağı her işten, davranıştan önce ‘inşallah&#8217; demeyi düstur edinmeli. Şayet mü&#8217;min, ‘inşallah&#8217; demeyi unutsa bile, Yüce Allah (cc), kulunun kendisini tesbih ve istiğfarla anmasını, zikretmesini, yaptığı hatayı telafi yoluna gitmesini emrediyor.</p>
<p>Gelin ey dostlar, madem Rabb’imiz bize, söz vermeden, yahut bir fiili yapmadan önce ‘inşallah&#8217; demeyi emrediyor, bizler de her sözümüzün başına bu sihirli kelimeyi getirmeyi unutmayalım. Hem kendimiz yapmaya gayret edelim bu güzel özelliği hem de ailemize, dostlarımıza, arkadaşlarımıza teklif edelim.</p>
<p><strong>Zaman Ailem<br />
</strong><strong>SALİH YUSUFOĞLU</strong><strong>Sayı: 207<br />
Bölüm: Bir Teklif </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/soz-vermeden-once-insallah-demeyi-unutmayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Methedilmeyi bekleme ve makam-mevki zararlı bir istek mi?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/methedilmeyi-bekleme-ve-makam-mevki-zararli-bir-istek-mi/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/methedilmeyi-bekleme-ve-makam-mevki-zararli-bir-istek-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 13:44:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Dergâh]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>
		<category><![CDATA[Kabristan]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[Şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=148</guid>
		<description><![CDATA[Çok tehlikeli olan şeytanî tuzaklardan biri “hubbu câh”tır. Hubb; sevgi, bağlılık, tutku demektir; câh ise, makam, mansıb, pâye, şöhret ve itibar manalarına gelmektedir. Dolayısıyla, “hubbu câh”; makam sevgisi, pâye tutkusu, şöhret düşkünlüğü, rütbe hırsı ve itibar arzusu gibi manaları çağrıştıran bir terkip olarak dilimize girmiştir ve yaygınca kullanılmaktadır. İnsanlara görünme, methedilmeyi bekleme ve halk nazarında]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok tehlikeli olan şeytanî tuzaklardan biri “hubbu câh”tır. Hubb; sevgi, bağlılık, tutku demektir; câh ise, makam, mansıb, pâye, şöhret ve itibar manalarına gelmektedir. Dolayısıyla, “hubbu câh”; makam sevgisi, pâye tutkusu, şöhret düşkünlüğü, rütbe hırsı ve itibar arzusu gibi manaları çağrıştıran bir terkip olarak dilimize girmiştir ve yaygınca kullanılmaktadır. İnsanlara görünme, <span id="more-148"></span>methedilmeyi bekleme ve halk nazarında saygın bir kişi olmayı istemek insanın en zayıf damarı olarak gösterilmiştir.<br />
Hubbu câh çok tehlikelidir; öyle ki, bazı zayıf karakterli kimseler ondan dolayı pek çok hileye başvurur, haksızlıklar irtikap eder ve zulme girerler. Önce makam-mansıp sahibi olmak, sonra da yerlerini ve itibarlarını korumak için olmadık sebeplere tutunur, bir sürü cürümlere bulaşır ve pek çok günah işlerler. Bundan dolayıdır ki, Allah Rasûlü bir hadis-i şerifte mealen şöyle buyurmuştur: “Şöhret ve makam sevgisinin insana verdiği zarar, koyun sürüsüne saldıran bir kurdun o sürüye verdiği zarardan daha çoktur!”<br />
<strong>Zaman / Ailem<br />
Sayı: 195<br />
Bölüm: Bir Teklif </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/methedilmeyi-bekleme-ve-makam-mevki-zararli-bir-istek-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslam&#8217;da bekâr kalmak var mı?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/islamda-bekar-kalmak-var-mi/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/islamda-bekar-kalmak-var-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 13:35:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[edep]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=147</guid>
		<description><![CDATA[Güzel dinimiz İslam’da bekârlığa yer yoktur. Eğer bir insan sosyal ve ekonomik şartlarını yerine getirmişse, dinen kabul edilecek sağlık vb. gibi meşru bir mazereti de yoksa evlenmemezlik yapamaz. Kişi eğer fakirse, onun evlenmesine yardım etmek de zengin olan Müslümanların üzerine görevdir. Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güzel  dinimiz İslam’da bekârlığa yer yoktur. Eğer bir insan sosyal ve ekonomik  şartlarını yerine getirmişse, dinen kabul edilecek sağlık vb. gibi meşru bir  mazereti de yoksa evlenmemezlik yapamaz. Kişi eğer fakirse, onun evlenmesine  yardım etmek de zengin olan Müslümanların üzerine görevdir. <span id="more-147"></span>Rabbimiz şöyle  buyuruyor: “Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli  olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları  zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.” (Nur Suresi:  32)</p>
<p>Bir kimse, mihir ödeme gücüne, ailesini geçindirecek kadar nafaka temin  imkanına sahipse ve “zinaya düşme ve haram işleme tehlikesi karşısında bulunuyor  da oruç da tutamıyorsa” dinen evlenmesi farzdır. Çünkü insanın iffetini koruması  ve nefsini haramdan sakınması gereklidir. Yani harama düşmemek için evlenmek  esastır ve haramla yüz yüze gelen birinin başvuracağı tek çare evlenmek  olmalıdır. Gayr-ı tabii yollarla evlilik müessesesiyle savaş, yaratılış hadisesi  ile savaştır ve böyle bir savaşa kalkışanın yenik düşmesi de kaçınılmazdır.</p>
<p><strong>Zaman / Ailem<br />
Kısa Kısa/250</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/islamda-bekar-kalmak-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dr. Muhammed Bozdağ Kimdir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/dr-muhammed-bozdag-kimdir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/dr-muhammed-bozdag-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Apr 2008 12:41:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[dr]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed bozdağ biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed bozdağ kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed bozdağ kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed bozdağ özgeçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/dr-muhammed-bozdag-kimdir/</guid>
		<description><![CDATA[Dr. Muhammed BOZDAĞ Trabzon-Akçaabat’ta 1967 yılında doğdu. Kastamonu-İnebolu Lisesini birincilikle bitirdi. Şeref Öğrencilerinden olduğu ODTÜ Kamu Yönetimi Bölümü’nden 1990 yılında mezun oldu. Yüksek Lisans Tezini “TBMM’nin Verimliliği” üzerine tamamladı. Halen doktora çalışmalarını sürdürüyor. 1992 yılından bu yana TBMM’de Yasama Uzmanı olarak çalışıyor. Kendisi muhtelif zamanlarda ABD, Almanya, Bosna Hersek ve Hırvatistan’da çeşitli incelemelere katılmıştır. Lise]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><a title="Muhammed Bozdağ" href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/muhammedbozdag2.jpg"><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/muhammedbozdag2.jpg" alt="muhammedbozdag2 Dr. Muhammed Bozdağ Kimdir?"  title="Dr. Muhammed Bozdağ Kimdir?" /></a><br />
<strong>Dr. Muhammed BOZDAĞ</strong></p>
<p>Trabzon-Akçaabat’ta 1967 yılında doğdu. Kastamonu-İnebolu Lisesini birincilikle bitirdi. Şeref Öğrencilerinden olduğu ODTÜ Kamu Yönetimi Bölümü’nden 1990 yılında mezun oldu. Yüksek Lisans Tezini “TBMM’nin Verimliliği” üzerine tamamladı. Halen doktora çalışmalarını sürdürüyor. 1992 yılından bu yana TBMM’de Yasama Uzmanı olarak çalışıyor. Kendisi muhtelif zamanlarda ABD, Almanya, Bosna Hersek ve Hırvatistan’da çeşitli incelemelere katılmıştır.<span id="more-61"></span></p>
<p>Lise döneminde Tercüman Çocuk dergisiyle başlattığı yazarlığını, değişik dergilerde yayınlanan çalışmalarıyla sürdürdü. Bir dönem, köşe yazarlığı yaptı. “Düşünce Mühendisliği, Yüksek Yetenek, Tele-terapi, Yüksek Ahlâk, Kişisel Değişim, İstemenin Esrarı” gibi isimler verdiği radyo konuşmaları hazırladı. Bu konuşmalardan bazıları halen bazı radyolarda seri olarak yayınlanıyor.</p>
<p>Kurucuları arasında yer aldığı Kültürlerarası Araştırma ve Dostluk Vakfı’nın, 1999-2001 yıllarında başkanlığını yaptı.<br />
1995-2002 yılları arasında “Hızlı ve Etkin Öğrenme,” “Güzel ve Etkili İletişim” seminerleri verdi. “Düşün ve Başar” ve “Ruhsal Zekâ” isimli diğer iki kitabı çok satanlar listesinde yer almaktadır.</p>
<p>Dr. Nilgün Hanım’la evli ve iki çocuk babası olan Bozdağ, özgün üslûbuyla yeni yazılar ve konuşmalar üretmeye devam etmektedir. Ayrıca “yetenek.com” isimli web sitesi aracılığıyla da okuyucularıyla buluşmaktadır.</p>
<p>Yazarla İletişim:
</p>
<p style="margin: 0px 20px; text-indent: 30px">Web : <a href="http://www.yetenek.com/">http://www.yetenek.com</a></p>
<p style="margin: 0px 20px; text-indent: 30px">E-Posta :<script type="text/javascript"></script> <a href="mailto:mbozdag@yetenek.com">mbozdag@yetenek.com</a><script type="text/javascript"><!--
  document.write( \\'<span style="\\\" mce_style="\\\"'display: none;\\\'>\\' );
// --></script></p>
<p>Mektup : Muhammed Bozdağ, PK 892 Ulus/ANKARA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/dr-muhammed-bozdag-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Ahmet Akgüzdüz Kimdir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/prof-dr-ahmet-akguzduz-kimdir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/prof-dr-ahmet-akguzduz-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Apr 2008 12:17:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet akgündüz biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet akgündüz kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet akgündüz özgeçmiş]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[dr]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/prof-dr-ahmet-akguzduz-kimdir/</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Ahmed Akgündüz akgunduz@osmanli.org.tr 1955 yılında Diyarbakır’ın Çüngüş kazasına bağlı Malkaya köyü’nde doğdu. İlkokulu köyde tamamlayan Akgündüz, Gaziantep İmam-Hatip Lisesi’ni ve Gaziantep Lisesi fen bölümünü bitirdi. 1980 yılında Erzurum Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nden; 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne Hukuk Tarihi Araştırma Görevlisi olarak giren Akgündüz, 1983 senesinde]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><a title="Prof. Dr. Ahmet Akgündüz" href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/p_1250_o2.jpg"><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/p_1250_o2.jpg" alt="p 1250 o2 Prof. Dr. Ahmet Akgüzdüz Kimdir?"  title="Prof. Dr. Ahmet Akgüzdüz Kimdir?" /></a><br />
<strong>Prof. Dr. Ahmed Akgündüz<br />
</strong><a href="mailto:akgunduz@osmanli.org.tr"><strong>akgunduz@osmanli.org.tr</strong></a></p>
<p>1955 yılında Diyarbakır’ın Çüngüş kazasına bağlı Malkaya köyü’nde doğdu. İlkokulu köyde tamamlayan Akgündüz, Gaziantep İmam-Hatip Lisesi’ni ve Gaziantep Lisesi fen bölümünü bitirdi. <span id="more-56"></span>1980 yılında Erzurum Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nden; 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne Hukuk Tarihi Araştırma Görevlisi olarak giren Akgündüz, 1983 senesinde Mastırını ve 1986 senesinde de “İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi” adlı teziyle doktorasını tamamladı. 1987 senesinin Kasım ayında Hukuk doçenti olan Akgündüz, aynı yıl Konya selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne “Hukuk Tarihi ve İslam Hukuku Doçenti” olarak tayin edildi. 1986-1991 yılları arasında Başbakanlık Osmanlı Arşivinde Uzman Müşavir ve Devlet Arşivleri Danışma Kurulu üyeliği sıfatlarıyla araştırmalarda bulunan Akgündüz, 1993 Eylül’ünde Dumlupınar Üniversitesi’ne Hukuk Profesörü olarak atandı. Ekim 1993’ de aynı üniversiteye bağlı Bilecik İktisadi ve İdari bilimler Fakültesi’ne Dekan olarak tayin olunan Akgündüz, aynı zamanda Osmanlı Araştırmaları Vakfı Mütevelli Heyet Başkanıdır. 1997-1998 ders yılında Princeton Üniversitesi’nde misafir Profesör olarak araştırmalarda bulundu. Arapça, İngilizce ve Farsça bilmektedir. Evli ve iki çocukludur. Eserlerinden Bazıları Şunlardır: Osmalı Kanunnameleri ve Hukuki Tahlilleri / 12 cilt. Mukayeseli İslam ve Osmanlı Hukuku Külliyatı. İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi Şer’iyye Sicilleri / 2 cilt Heyet ile birlikte Belgeler Gerçekleri Konuşuyor / 5 cilt Eski Anayasa hukukumuz ve İslam Anayasası İslam’da İnsan Hakları Beyannamesi Arşiv Belgeleri Işığında Sayıştay Tarihi Arşiv Belgeleri Işığında Somuncu Baba Arşiv Belgeleri Işığında eshab-ı Kehf ve Tarsus Tarihi Arşiv Belgeleri Işığında Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri Osmanlı’da Harem Tabular Yıkılıyor / 2 cilt</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/prof-dr-ahmet-akguzduz-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

