Namaz ve diğer ibadetler insanın ruhu için mükemmel gıdalardır. Ancak insan bunlara yönelik arzusunu ve kalbinin hazır oluşunu bir kez kaybettiğinde, artık söz konusu ibadetleri şeklen ifa etmenin ötesine geçmekte çok zorlanır. Kılar ama kendisi de ne kıldığından haberdar değildir.
Hemen hemen hepimizin şikayetidir, ibadetlerden lezzet alamamak. “Ben namazlarımı adabına uygun şekilde kılmaya gayret ediyorum ancak bir türlü dünyadan kendimi koparamıyorum.” diyenimiz çoktur. “Niyet ediyorum, ilk rekâtta olsun kendimi dünyadan tamamen koparacağım, aklıma dünyalık bir şey getirmeyeceğim.” diyoruz. Ancak daha rükûya gitmeden her türlü dünyevî meşgale üstümüze üstümüze geliyor. Bir de bakmışız ki, borçlarımız, çocuklarımızın okul durumu veya bir başka sorunumuz bizi namazdan koparmış. Şeklen namazdayızdır ancak ruhen şahsi işlerimizi halletmekle meşgulüzdür. Bazen öyle olur ki, birinci rekâtta okuduğumuzu ikinci rekâtta hatırlamayız. (daha fazla…)






olacaklar bilgisidir.Kaderi anlamadan bu soru sorulamaz. Kader, yani Allahın bilgisi değişmez. Allah sonradan düşünmemiş, sonradan algılamamış, sonradan öğrenmemiştir. Tüm sonradanlıklar eksiklikten doğar ki, Allahın bilgisi, kudreti, iradesi mutlaktır. Allahın zamansız-mekânsız zatı için öncelik, sonralık imkânsızdır. Allah sadece tecellisiyle önceden ve sonradandır, zatıyla değil. Zatının önceliği sonralığı imkânsız olanın bilgisinin önceliği sonralığı da imkânsızdır.
Son Yorumlar