<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Taka &#187; fıkıh</title>
	<atom:link href="http://www.yoremizden.com/tag/fikih/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yoremizden.com</link>
	<description>Karadeniz ve Trabzon kültürünü yaşatma ve sevdirme sitesi...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 22 Jul 2010 08:50:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Efendimiz’in (SAV) Kullandiği 40 öğretme metodu</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/efendimizin-sav-kullandigi-40-ogretme-metodu/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/efendimizin-sav-kullandigi-40-ogretme-metodu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 11:26:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Dergâh]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[Dua Ufku]]></category>
		<category><![CDATA[edep]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>
		<category><![CDATA[müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=330</guid>
		<description><![CDATA[Efendimiz (sas) hayatinin her karesinde anlatacagi bir hususu en uygun ve en güzel bir üslupla anlatmis ve ögretmede de ayni metodu kullanmistir. Efendimiz (sas) hayatinin her karesinde anlatacagi bir hususu en uygun ve en güzel bir üslupla anlatmis ve ögretmede de ayni metodu kullanmistir. Bütün insanliga rehber olan Efendimiz (sas)’in hayatina bakildiginda O’nun ögretim adina [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="title1">
<div class="largertext"><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/testi2.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-37" title="kırık testi" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/testi2.jpg" alt="" width="91" height="150" /></a>Efendimiz (sas) hayatinin her karesinde anlatacagi bir hususu en uygun ve en güzel bir üslupla anlatmis ve ögretmede de ayni metodu kullanmistir.<span id="more-330"></span></div>
<div id="contentText">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"> Efendimiz (sas) hayatinin her karesinde anlatacagi bir hususu en uygun ve en güzel bir üslupla anlatmis ve ögretmede de ayni metodu kullanmistir. Bütün insanliga rehber olan Efendimiz (sas)’in hayatina bakildiginda O’nun ögretim adina kullandigi bazi metotlari ögrenmek, bütün insanlar için iyi bir örnek olusturacaktir. Burada Efendimiz’in kullandigi her bir metoda, onun hangi söz veya davranisinin dayanak oldugunu anlatmak yerine sadece metodu söyleyip geçmek istiyoruz:</span></span></p>
<p>1.  Efendimiz, söyledigi hakikatleri bizzat yasayarak hayatiyla göstermistir.</p>
<p>2. Dinî yükümlülükleri tedrîcî (yavas yavas, basamak basamak) bir  sistemle ögretmistir.</p>
<p>3. Ögretmede orta yolda durmaya ve insanlari  biktirmaktan uzak durmaya riayet etmistir.</p>
<p>4. Ögrenenler arasindaki  kisisel farkliliklari göz önünde bulundurmustur.</p>
<p>5. Karsilikli konusma  ve soru-cevap seklini kullanmistir.</p>
<p>6. Yanlis düsünceyi söküp atmak ve gerçek dogru bilgiyi net bir sekilde muhatabin kafasina yerlestirmek için aklî ölçüleri kullanmistir.</p>
<p>7. Muhataplarina soru yöneltmis, böylece  onlarin zeka ve bilgi seviyelerini ölçmüstür.</p>
<p>8. Mukayese ve  örneklendirme metodunu kullanmistir.</p>
<p>9. Benzetme ve halk arasinda yaygin  olarak kullanilan örnekleri kullanmistir.</p>
<p>10. Anlattigi hususu,  elinde herhangi bir sey ile yere ve topraga çizerek bizzat göstermistir.</p>
<p>11. Sözle beraber jest ve mimiklerini kullanmis ve el ile isaretlerde  bulunmustur.</p>
<p>12. Önemine binaen, halin mümkün kildigi bir nesneyi bizzat eline almis, eliyle kaldirmis ve arkasindan söyleyecegi hususu söylemistir.</p>
<p>13. Muhataplarindan bir soru gelmeden söze önce kendileri baslamistir.</p>
<p>14. Muhatabinin sorusuna eksik ve fazla olmadan cevap vermistir.</p>
<p>15. Muhatabinin sorusuna, onun ihtiyacina binaen sordugundan daha  fazlasiyla cevap vermistir.</p>
<p>16. Muhatabini, güzel bir hikmete binaen,  sordugu sorudan daha önemli bir hususa yönlendirdigi de olmustur.</p>
<p>17.  Soru soranin sordugu soruyu tekrarlamasini istemistir.</p>
<p>18. Muhatabin  aldigi cevabi tekrar etmesini istemistir. Böylece cevap unutulmayacaktir.</p>
<p>19. Bildigi bir husustan dolayi kisiyi imtihan etmistir ki bununla dogru cevap verecegi için kisiyi sena etmek, övmek istemistir.</p>
<p>20. Önünde  olan bir olaya karsi susma yolunu tercih etmistir.</p>
<p>21. Ögretme esnasinda  meydana gelebilecek imkan ve firsatlari degerlendirmistir.</p>
<p>22. Latife ve  saka yoluyla ögretmeyi tercih etmistir.</p>
<p>23. Ögrettigi hususu yeminle  tekit etmis perçinlemistir.</p>
<p>24. Ögretilen hususun önemine binaen sözü üç  kere tekrar etmistir.</p>
<p>25. Konunun önemini oturusunu ve durusunu  degistirerek ve sözü tekrar ederek göstermistir.</p>
<p>26. Cevabi geciktirerek  muhatabin sorusunu tekrar etmesini saglayarak onu uyarmistir.</p>
<p>27.  Muhatabi intibaha sevk etmek için, onu omuzundan veya elinden tutmustur.</p>
<p>28. Muhatabi tesvik için veya onu sikintiya sokacak bir durumdan dolayi,  bazi hususlarin gizli kalmasini yeglemistir.</p>
<p>29. Söyleyecegi hususun hafizalarda daha iyi yer etmesi veya ezberlenmesi için, sözü kisa ve öz bir sekilde ifade etmis, daha sonra ise ayrintilarina geçmistir.</p>
<p>30. Cevabin birkaç madde ile verilecegi durumlarda önce cevabin kaç maddeden olustugunu bildirmek için sayiyi söylemis daha sonra saymistir.</p>
<p>31. Va’z  etme, nasihat etme ve ögüt verme metodunu kullanmistir.</p>
<p>32. Insanlarin sevklerini kamçilama veya neticesi elem verici hususlardan siddetle uzaklastirma (Tergib ve terhib) metodunu kullanmistir.</p>
<p>33. Kissa ve geçmis ümmetlere  ve insanlara dair haberlerle ögretme metodunu uygulamistir.</p>
<p>34. Sorunun cevabinin muhatabi utandirma ihtimali olan hususlarda önce nazik bir hazirlik süreci hazirlamis ve soruyu öyle cevaplandirmistir.</p>
<p>35. Sorunun cevabinin muhatabi utandirma ihtimali olan hususlarda üstü kapali olarak kinaye yoluyla ve isaret ederek yetinmistir.</p>
<p>36. Kadinlara ögretmeyi ve  nasihat etmeyi de asla ihmal etmemistir.</p>
<p>37. Halin gerektirdigi durumlarda ögretme hususunda azarlayip paylamayi (ta’nif) ve kizmayi (gadab) da ihmal etmemistir. Ne var ki onun paylamasi ve kizmasi da merhamet yörüngesinde ve ümmetinin selameti için olmustur.</p>
<p>38. Talim ve tebligde, kitabeti  (yazma metodunu) da kullanmistir.</p>
<p>39. Yabanci dilleri (mesela Süryaniceyi) ögrenmesi için bazi sahabileri görevlendirmistir ki bu husus da günümüzde dünyanin dört bir tarafinda Islam’in güzelliklerini ögrenmek isteyenlere karsi yapilacak vazifenin çok önemli bir basamagini teskil etmektedir.</p>
<p>40. Bizzat kendi mübarek zatiyla talimde bulunmustur.</p>
<p>Evet, Efendimiz (sas) evrensel bir egitim-ögretim sistemi getirmis ve bütün kalbleri, bütün ruhlari, bütün akillari, bütün nefisleri ideal ufka yükseltecek bir mesaj sunmustur. Sadece O’nun getirdigi sistemdir ki hem ruhu, hem akli hem de nefsi, yükselebilecek en son noktaya ulastirmistir.<br />
Sayi:  168<br />
Bölüm: Efendimiz (sas)<br />
Muhabir: YUSUF ÖMEROGLU</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/efendimizin-sav-kullandigi-40-ogretme-metodu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gayret nedir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/gayret-nedir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/gayret-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 15:15:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=173</guid>
		<description><![CDATA[Çalışıp çabalama, ırz, namus, şeref ve itibarın korunması konusunda hassas olmak demek olan gayret; İlahi yasaklara karşı duyarlı olmayı ve kötülüklerden kaçınmayı da ifade eder. Gayretli insan bayrağı yere bırakmayan insandır. * Gayret, Allah’ın sevip-hoş gördüğü şeyleri, fevkalâde bir iştiyakla yerine getirip, hoşlanmadığı hususlara karşı da olabildiğince kararlı davranmak ve Zât-ı Vacibü’l-Vücûd’un, esmâ, sıfât ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çalışıp çabalama, ırz, namus, şeref ve itibarın korunması konusunda hassas olmak demek olan gayret; İlahi yasaklara karşı duyarlı olmayı ve kötülüklerden kaçınmayı da ifade eder. Gayretli insan bayrağı yere bırakmayan insandır.<span id="more-173"></span></p>
<p>* Gayret, Allah’ın sevip-hoş gördüğü şeyleri, fevkalâde bir iştiyakla yerine getirip, hoşlanmadığı hususlara karşı da olabildiğince kararlı davranmak ve Zât-ı Vacibü’l-Vücûd’un, esmâ, sıfât ve zâtını gönülden sevmek, sevmekle de kalmayıp O’nun herkes tarafından sevilmesi gayreti içinde bulunmak ve Rabb’iyle olan münasebetlerini dünya ve ukbâda her şeye tercih etmek şeklinde özetleyebiliriz.</p>
<p>* Gayret, açık-kapalı yasaklara karşı bir tavır ve İlâhî gayretin bir uzantısı ise, ona “hulukullah” dediğimiz “Allah’ın ahlâkıyla ahlaklanmanın” yansıması nazarıyla da bakılabilir. Efendimiz (sas) “Allah’tan daha gayyûru yoktur; bu gayretindendir ki O, açık-kapalı fuhşiyâtı haram kılmıştır” (Buharî, Nikâh 107; Müslim, Tevbe 32-34) diyerek, lâhûtî kaynağına dikkati çekmiş, sonra da: “Allah gayret tecellisinde bulunur, mü’min de gayyûr davranır; Allah’ın gayreti kulun işleyeceği haramlara karşıdır” (Buharî, Nikâh 107; Müslim, Tevbe 36) fermanıyla, gayretteki mütekâbiliyeti ihtar etmiştir.</p>
<p>***</p>
<p>HAKİKAT ERBABINA GÖRE GAYRET</p>
<p>Hakikat ehli, gayreti iki şekilde anlamışlardır:</p>
<p>1. Sevgiliye asla rakip ve alternatif kabul etmeme.</p>
<p>2. Sevgiliye tahsis-i nazar, sadece O’na nazar edip O’nu sevmede herkesin önünde bulunmaya çalışmaktır.</p>
<p>Her iki şık itibarıyla da, cismâniyete karşı tavır alıp, kalb ve ruh ufkuna yönelmek, kötü huylara karşı savaş ilân edip ahlâk-ı haseneyi hayat haline getirmek ve kendi içimizde kıskançlık ölçüsünde O’na âidiyetimizi duymak, bizi hakikî insanlığa taşıyan esasların başında gelir. Allah’ın kuluna karşı gayreti, onu başkalarına bırakmaması, sadece kendine kullukla şereflendirmesi ve onu mevhum ilahların fasid vehimleri arasında perişan etmemesi şeklinde anlaşılacaksa, kulun gayreti de, Mevlânâ Câmi’nin: “Yalnız Bir’i iste, Bir’i çağır, Bir’i talep et, Bir’i gör, Bir’i bil, Bir’i söyle!” mülâhazasıyla, düşünce ve davranışlarında sadece ve sadece O’nu görüp O’nu bilmesi, O’nu arayıp O’na müteveccih olması şeklinde gerçekleşmelidir.</p>
<p>Ailem / Zaman<br />
Sayı: 238<br />
Bölüm: Kavramlar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/gayret-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;an öğretiminden ücret alınması caiz mi?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/kuran-ogretiminden-ucret-alinmasi-caiz-mi/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/kuran-ogretiminden-ucret-alinmasi-caiz-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 14:24:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=156</guid>
		<description><![CDATA[Büyük bir günaha maruz kalmış insan üzüntüsüyle söyleniyordu telefondaki hanım: -Ne olacak şimdi benim hâlim? Nihayet bunu da yaptılar bana!.. Telaşlanarak sordum: -Hayırdır inşallah hanım kızım, nedir hâlin, ne yaptılar sana?.. Derin bir teessürle anlatmaya başladı hâlini: - Çocuklara Kur’an öğretiyordum&#8230; Hemen hepsi de kısa zamanda okumayı bitirip ezbere geçtiler. Bundan çok memnun olan çocuk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/06/kuran3.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-157" style="float: left;" title="kuran" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/06/kuran3.jpg" alt="Kuran Öğretmek" width="148" height="175" /></a>Büyük bir günaha maruz kalmış insan üzüntüsüyle söyleniyordu telefondaki hanım:<br />
-Ne olacak şimdi benim hâlim? Nihayet bunu da yaptılar bana!..<br />
Telaşlanarak sordum:</p>
<p>-Hayırdır inşallah hanım kızım, nedir hâlin, ne yaptılar sana?.. <span id="more-156"></span></p>
<p>Derin bir teessürle anlatmaya başladı hâlini:</p>
<p>- Çocuklara Kur’an öğretiyordum&#8230; Hemen hepsi de kısa zamanda okumayı bitirip ezbere geçtiler. Bundan çok memnun olan çocuk velileri de bana hediyelerini kabul ettirmek için ısrarda bulundular, ben de almadım. Şimdi eve gelip de çantamı açıp bakınca gördüm ki, haberim olmadan çantama işlemeli bir başörtüsüyle birkaç tane de küçük altın koymuşlar. Şimdi ne yapacağım ben? Ne olacak hâlim?</p>
<p>-Hanım kızım şaşıracak, üzülecek ne var bunda?</p>
<p>-Olur mu hocam? Ben sadece Allah rızası için öğretiyordum Kur’an’ı. Şimdi parayla Kur’an öğreten biri durumuna düştüm. Buna Allah razı olur mu?</p>
<p>-Neden olmasın? Hizmetinden memnun olan çocuk velileri, bence çok yerinde bir kararla iyiliğine iyilikle mukabele etmek istemiş, verdikleri hediye ile bir sünneti yerine getirmişler. İyiliğe iyilikle karşılık vermek sünnettir!..</p>
<p>-Ben, Kur’an öğretimi karşılığında verilen bu hediyeyi ücret gibi görüyor, geri vermek istiyorum!..</p>
<p>-Sakın öyle bir şey yapma. Hediyelerini geri verirsen hem onları kırmış, hem de Kur’an okutarak hediye alan başkalarını zor durumda bırakmış olursun. Nasıl imamlık, müezzinlik için maaş almanın caiz olduğuna fetva verilmiş, ezan okuyana, namaz kıldırana ücret takdir edilmişse, Kur’an öğretene de öyle ücret takdirine fetva verilmiştir. Nitekim İmam-ı Azam Hazretleri’nin oğlu Hammad’ın Kur’an hocasına hem de avuç dolusu altın verirken söylediği sözler çok manidardır:</p>
<p>-Yavruma öğrettiğin şey öylesine değerli ki, bir avuç altın bile onun karşılığı olamaz&#8230; Ancak benim gücüm buna yetmektedir, hakkını helal et hocam&#8230;</p>
<p>Bundan da anlaşılıyor ki, Kur’an öğretmenliğini herkesin talip olacağı cazip halde tutmak gerekir. Halbuki, “verileni alamaz” diyecek olursak, bu hizmet ilgisizliğe maruz kalır. Çocuklarımız da Kur’an öğrenmekten mahrum olur. Bunun vebali de; “Verilen alınamaz” diyerek Kur’an öğretmenliğini cazip olmaktan çıkaranlara ait olabilir&#8230;</p>
<p>Telefonda şunu da hatırlattım öğretmen kızımıza:</p>
<p>-Kaldı ki, sen baştan bir şart da koşmamış, bir beklenti içine de girmemişsin. Bundan çok memnun olan çocuk velileri de memnuniyetlerini çantana koydukları hediyeleriyle ifade etmek istemişler. Ben burada, “istemeyiz de, verileni reddetmeyiz de” anlayışında olmayı dahi büyük bir fazilet olarak görmekteyim bu zamanda. Seninki hiç olmazsa böyle olmalıdır&#8230;</p>
<p>-İstemeyiz, ama verileni de reddetmeyiz!</p>
<p>Bunca izah ve ikazların arkasından son bir soru daha geldi&#8230; Ama nasıl soru? Siz de dinleyin bu soruyu lütfen:</p>
<p>-Yani şimdi bu parayı borcumuza verebilir miyiz?</p>
<p>-Borcunuz da mı var sizin?</p>
<p>-Aslında benim değil de ağabeyimin? Çocuklarının ilaçlarını alamamıştı. Öyle ise buna en çok ağabeyim sevinecek, ona vereyim!..</p>
<p>Telefonu kapatıp düşünmeye başlıyorum:</p>
<p>-Bu memlekette sadece hortumcular yaşamıyor. Yaptığı hizmetin karşılığını almak şöyle dursun, verilen hediyeyi dahi kabul etmeyecek kadar saf dindarlar da yaşıyor!..</p>
<p>Demek başımıza hâlâ taş yağmıyorsa böyle halis insanlar hürmetine yağmıyor.</p>
<p>Bilmem siz ne dersiniz bu telefon değerlendirmesine?..</p>
<p><strong>Zaman / Ailem<br />
AHMED ŞAHİN<br />
Sayı: 244<br />
Bölüm: Kur&#8217;an iklimi </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/kuran-ogretiminden-ucret-alinmasi-caiz-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Söz vermeden önce inşallah demeyi unutmayın</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/soz-vermeden-once-insallah-demeyi-unutmayin/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/soz-vermeden-once-insallah-demeyi-unutmayin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 13:47:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[duasi]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=149</guid>
		<description><![CDATA[“Hiçbir konuda, Allah&#8217;ın dilemesine bağlamaksızın, ‘Ben yarın mutlaka şöyle şöyle yapacağım.’ deme! Ancak Allah dilerse (yapacağım de)” ayeti gereğince Müslüman yapacağı her işten önce ‘inşallah&#8217; demeyi düstur edinmeli. ‘Yarın mutlaka sana uğrarım.&#8217; ‘Bu hafta sonu Avrupa&#8217;ya gideceğim.&#8217; Müslümanlar açısından, istediğiniz kadar sıralayabileceğiniz bu cümlelerin bir eksiği var? Bu ifadeler, yapılacak işi Yaratıcı&#8217;nın dilemesine havale etmeden, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Hiçbir konuda, Allah&#8217;ın dilemesine bağlamaksızın, ‘Ben yarın mutlaka şöyle şöyle yapacağım.’ deme! Ancak Allah dilerse (yapacağım de)” ayeti gereğince Müslüman yapacağı her işten önce ‘inşallah&#8217; demeyi düstur edinmeli. <span id="more-149"></span><br />
‘Yarın mutlaka sana uğrarım.&#8217;<br />
‘Bu hafta sonu Avrupa&#8217;ya gideceğim.&#8217;<br />
Müslümanlar açısından, istediğiniz kadar sıralayabileceğiniz bu cümlelerin bir eksiği var? Bu ifadeler, yapılacak işi Yaratıcı&#8217;nın dilemesine havale etmeden, yani başlarına ‘inşallah&#8217; (Allah dilerse) ifadesi getirilmeden söylenmiş sözler. Halbuki Rabb’imiz, kullarından bu konuya öylesine ehemmiyet vermelerini istiyor ki, bu sözün unutulması halinde ise kendisini zikretmesini ve af dilemesini istiyor inananlardan.</p>
<p>Konuyla ilgili şöyle bir rivayet vardır. Müşrikler, Peygamber Efendimiz&#8217;e (sas) Zülkarneyn ve ruh gibi konularda sorular sorar. Peygamberimiz, “inşallah” ifadesini söylemeden, “Size yarın cevap vereceğim.” buyurur. Cenab-ı Hakk, Efendimiz&#8217;e vahyi on oniki gün geciktirir. Müşrikler bu sürede üzücü konuşmalarla Efendimiz&#8217;e yüklenmeye başlayınca, &#8220;Hiçbir konuda, Allah&#8217;ın dilemesine bağlamaksızın, ‘Ben yarın mutlaka şöyle şöyle yapacağım.’ deme! Ancak Allah dilerse (yapacağım de). Bunu unuttuğun takdirde Allah&#8217;ı zikret ve, “Umarım ki Rabb’im, doğru olma yönünden beni daha isabetli davranışa muvaffak kılar.” (Kehf Sûresi 23-24) ayetleri indirilir.</p>
<p>Acz ve fakr içinde olan insanın, azim ve iradesi istediği bir şeyin meydana gelmesi için yeterli değildir. Kul, cüz&#8217;i iradesiyle, olan bitenin hepsine vakıf olamayacağı için kendini küll&#8217;i iradeye teslim etmeli. Öylesine teslim etmeli ki, yapacağı her işten, davranıştan önce ‘inşallah&#8217; demeyi düstur edinmeli. Şayet mü&#8217;min, ‘inşallah&#8217; demeyi unutsa bile, Yüce Allah (cc), kulunun kendisini tesbih ve istiğfarla anmasını, zikretmesini, yaptığı hatayı telafi yoluna gitmesini emrediyor.</p>
<p>Gelin ey dostlar, madem Rabb’imiz bize, söz vermeden, yahut bir fiili yapmadan önce ‘inşallah&#8217; demeyi emrediyor, bizler de her sözümüzün başına bu sihirli kelimeyi getirmeyi unutmayalım. Hem kendimiz yapmaya gayret edelim bu güzel özelliği hem de ailemize, dostlarımıza, arkadaşlarımıza teklif edelim.</p>
<p><strong>Zaman Ailem<br />
</strong><strong>SALİH YUSUFOĞLU</strong><strong>Sayı: 207<br />
Bölüm: Bir Teklif </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/soz-vermeden-once-insallah-demeyi-unutmayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Methedilmeyi bekleme ve makam-mevki zararlı bir istek mi?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/methedilmeyi-bekleme-ve-makam-mevki-zararli-bir-istek-mi/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/methedilmeyi-bekleme-ve-makam-mevki-zararli-bir-istek-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 13:44:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Dergâh]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>
		<category><![CDATA[Kabristan]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[Şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=148</guid>
		<description><![CDATA[Çok tehlikeli olan şeytanî tuzaklardan biri “hubbu câh”tır. Hubb; sevgi, bağlılık, tutku demektir; câh ise, makam, mansıb, pâye, şöhret ve itibar manalarına gelmektedir. Dolayısıyla, “hubbu câh”; makam sevgisi, pâye tutkusu, şöhret düşkünlüğü, rütbe hırsı ve itibar arzusu gibi manaları çağrıştıran bir terkip olarak dilimize girmiştir ve yaygınca kullanılmaktadır. İnsanlara görünme, methedilmeyi bekleme ve halk nazarında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok tehlikeli olan şeytanî tuzaklardan biri “hubbu câh”tır. Hubb; sevgi, bağlılık, tutku demektir; câh ise, makam, mansıb, pâye, şöhret ve itibar manalarına gelmektedir. Dolayısıyla, “hubbu câh”; makam sevgisi, pâye tutkusu, şöhret düşkünlüğü, rütbe hırsı ve itibar arzusu gibi manaları çağrıştıran bir terkip olarak dilimize girmiştir ve yaygınca kullanılmaktadır. İnsanlara görünme, <span id="more-148"></span>methedilmeyi bekleme ve halk nazarında saygın bir kişi olmayı istemek insanın en zayıf damarı olarak gösterilmiştir.<br />
Hubbu câh çok tehlikelidir; öyle ki, bazı zayıf karakterli kimseler ondan dolayı pek çok hileye başvurur, haksızlıklar irtikap eder ve zulme girerler. Önce makam-mansıp sahibi olmak, sonra da yerlerini ve itibarlarını korumak için olmadık sebeplere tutunur, bir sürü cürümlere bulaşır ve pek çok günah işlerler. Bundan dolayıdır ki, Allah Rasûlü bir hadis-i şerifte mealen şöyle buyurmuştur: “Şöhret ve makam sevgisinin insana verdiği zarar, koyun sürüsüne saldıran bir kurdun o sürüye verdiği zarardan daha çoktur!”<br />
<strong>Zaman / Ailem<br />
Sayı: 195<br />
Bölüm: Bir Teklif </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/methedilmeyi-bekleme-ve-makam-mevki-zararli-bir-istek-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslam&#8217;da bekâr kalmak var mı?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/islamda-bekar-kalmak-var-mi/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/islamda-bekar-kalmak-var-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 13:35:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[edep]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[irfan]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=147</guid>
		<description><![CDATA[Güzel dinimiz İslam’da bekârlığa yer yoktur. Eğer bir insan sosyal ve ekonomik şartlarını yerine getirmişse, dinen kabul edilecek sağlık vb. gibi meşru bir mazereti de yoksa evlenmemezlik yapamaz. Kişi eğer fakirse, onun evlenmesine yardım etmek de zengin olan Müslümanların üzerine görevdir. Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güzel  dinimiz İslam’da bekârlığa yer yoktur. Eğer bir insan sosyal ve ekonomik  şartlarını yerine getirmişse, dinen kabul edilecek sağlık vb. gibi meşru bir  mazereti de yoksa evlenmemezlik yapamaz. Kişi eğer fakirse, onun evlenmesine  yardım etmek de zengin olan Müslümanların üzerine görevdir. <span id="more-147"></span>Rabbimiz şöyle  buyuruyor: “Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli  olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları  zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.” (Nur Suresi:  32)</p>
<p>Bir kimse, mihir ödeme gücüne, ailesini geçindirecek kadar nafaka temin  imkanına sahipse ve “zinaya düşme ve haram işleme tehlikesi karşısında bulunuyor  da oruç da tutamıyorsa” dinen evlenmesi farzdır. Çünkü insanın iffetini koruması  ve nefsini haramdan sakınması gereklidir. Yani harama düşmemek için evlenmek  esastır ve haramla yüz yüze gelen birinin başvuracağı tek çare evlenmek  olmalıdır. Gayr-ı tabii yollarla evlilik müessesesiyle savaş, yaratılış hadisesi  ile savaştır ve böyle bir savaşa kalkışanın yenik düşmesi de kaçınılmazdır.</p>
<p><strong>Zaman / Ailem<br />
Kısa Kısa/250</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/islamda-bekar-kalmak-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dua Karşılıksız Kalır mı?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/dua-karsiliksiz-kalir-mi/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/dua-karsiliksiz-kalir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 May 2008 22:06:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/dua-karsiliksiz-kalir-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Şartlarına uygun olarak yapılan dua asla karşılıksız kalmaz. Çünkü Rabbimiz dua edenin duasına icabet edeceğini vaat etmiştir. Akıllara, “O halde neden şartlarına uygun dua yaptığımız halde kabul olmuyor?” sorusu gelebilir.Kul, duası kabul edilmediği zaman şu ihtimalleri düşünmelidir; ya günah işleme ve akrabayla ilişkiyi kesme gibi Rabbimizin yasak ettiği bir şey dilemiştir, ya istediği şey ahirete [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şartlarına uygun olarak yapılan dua asla karşılıksız kalmaz. Çünkü Rabbimiz dua edenin duasına icabet edeceğini vaat etmiştir. Akıllara, “O halde neden şartlarına uygun dua yaptığımız halde kabul olmuyor?” sorusu gelebilir.<span id="more-123"></span>Kul, duası kabul edilmediği zaman şu ihtimalleri düşünmelidir; ya günah işleme ve akrabayla ilişkiyi kesme gibi Rabbimizin yasak ettiği bir şey dilemiştir, ya istediği şey ahirete bırakılmıştır yahut da kendisinden duası oranında bir bela ve kötülük giderilecektir.</p>
<p>Bu durum hadis-i şerifte şöyle haber veriliyor: “Müslümanın duası, günah ve sıla-i rahmi koparma hususunda olmamak şartıyla şu üç şekilden biriyle kabul edilir: Ya dünyada onun istediği peşin verilir veya onun için (mükafatı) ahirete saklanır veyahut da yaptığı dua kadarı ile kendisinden bir bela ve kötülük giderilir.” (Müsned)</p>
<p>Yalnız bazen kabul olması için yalvarıp yakardığımız şey bizim hayrımıza olmadığı için geri çevrilmiş veya ertelenmiş de olabilir. Çünkü kul, kendi hakkında neyin hayır neyin şer getireceğini bilmekten çoğunlukla acizdir. Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Belki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için daha hayırlıdır. Belki hoşunuza giden bir şey de sizin için daha kötüdür. Allah bilir, siz bilemezsiniz” (Bakara, 216)</p>
<p><strong>Kürşat Salih YAMAN • Nisan 2008 • Semerkand Dergisi</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/dua-karsiliksiz-kalir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nasıl Dua Edilmeli?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/nasil-dua-edilmeli/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/nasil-dua-edilmeli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 May 2008 22:03:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/nasil-dua-edilmeli/</guid>
		<description><![CDATA[Duanın önemi ne kadar anlatılsa eksik kalır. Ama duanın kabulüne vesile olması için duanın adabını bilmemizde de yarar var.Öncelikle dua, yalvarış dolu bir edayla gizlice yapılmalı, haddi aşmaktan kaçınılmalıdır. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de, “Rabbinize yalvara yakara, gizlice dua edin. Muhakkak ki O haddi aşanları sevmez.” (A’raf, 55) buyrulmaktadır. Haddi aşmakla kastedilen, Allah Tealâ’dan gerçekleşmesi hikmet ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Duanın önemi ne kadar anlatılsa eksik kalır. Ama duanın kabulüne vesile olması için duanın adabını bilmemizde de yarar var.<span id="more-122"></span>Öncelikle dua, yalvarış dolu bir edayla gizlice yapılmalı, haddi aşmaktan kaçınılmalıdır. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de, “Rabbinize yalvara yakara, gizlice dua edin. Muhakkak ki O haddi aşanları sevmez.” (A’raf, 55) buyrulmaktadır. Haddi aşmakla kastedilen, Allah Tealâ’dan gerçekleşmesi hikmet ve adetullaha aykırı şeyler istemektir. Peygamberlerin mertebesine ulaşmayı, hiç kimseye muhtaç olmamayı ve ölmemeyi istemek gibi.</p>
<p>Duaya, Allah Tealâ’ya hamd ve sena, Peygamber Efendimiz’e salavat getirdikten sonra başlanmalıdır. Efendimiz s.a.v. bunu ihmal eden biri için “Bu kimse acele etti” diye buyurmuş, sonra bu kişiyi yanına çağırarak şöyle demiştir: “Dua ederken, Allah’a hamd ve salât ile başlayın, sonra da dilediğinizi isteyin.” (Tirmizî, Ebu Davud)</p>
<p>Ebu Süleyman Dârânî rh.a. da şöyle buyuruyor: “Allah’tan bir şey isteyecek olan kimse önce salâvat-ı şerife getirsin, sonra ihtiyacını istesin, en sonunda da salâvat-ı şerife ile duasını bitirsin. Çünkü salâvat-ı şerife makbul bir duadır ve yüce Allah iki makbul dua arasındaki dileği de keremiyle gözetecektir, bu O’nun şanındandır.” (İhya)</p>
<p>Dua, korku ve ümitle yapılmalıdır. Kur’an-ı Kerim’de bu hususa, “Ona korkarak ve umarak dua edin.” (A’raf, 56) ifadesiyle dikkat çekilir. Korkmalıyız, çünkü amellerimizin kusurundan dolayı duamız reddedilebilir. Ümitlenmeliyiz, çünkü kendisine el açıp yalvardığımız Rabbimiz elleri boş çevirmez, kerem ve lütuf sahibidir. Nitekim bir hadis-i şerifte; “Rabbiniz hayâ sahibidir, kerimdir. Kulu dua ederek kendisine elini kaldırdığı zaman elleri boş çevirmekten hayâ eder.” (Tirmizî, Ebu Davud) denmektedir.</p>
<p>Duada dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de dua esnasında Esma-i Hüsna’dan istifade etmektir. Nitekim A’raf Suresi’nde Cenab-ı Hak, “En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na bunlarla dua edin.” (A’raf, 180) buyurmuştur.</p>
<p>Duada ısrarcı olmayı da unutmamak gerekir. Zira Peygamberimiz s.a.v., “Allah Tealâ ısrarla dua edenleri sever.” (Hakim, Beyhakî) diye haber vermiştir. Hadis kaynaklarında yer alan rivayetlere göre Efendimiz s.a.v. hem az kelime ile çok mana ifade eden duaları hem de yaptığı dua ve istiğfarı üç kere tekrarlamayı severdi. (Ebu Davud)</p>
<p>Duada ısrarcı olma hususunda nakledilen hadis-i şeriflerden birinde, bir kulun Allah Tealâ’ya dua ettiğini ancak Cenab-ı Hakk’ın ona kızgın olduğu için duasını kabul etmediğini, kulun tekrar dua ettiğini, Rabbimizin tekrar kabul etmediğini, kul duasında ısrar edince Rabbimizin bu defa meleklerine: “Kulum benden başkasına dua etmekten kaçındı. O bana dua ediyor, bense kabul etmiyorum. Sizi şahit tutuyorum ki, muhakkak ben onun duasını kabul ettim.” diye buyurduğu rivayet edilir. (Taberanî). Bu da, duasında ısrar eden kişiyi nasıl bir kazanç beklediğinin gösterir.</p>
<p>Dua için faziletli vakitleri kollamak da göz ardı edilmemesi gereken önemli hususiyetlerdendir. Mesela ezan ve kamet arası, Arefe ve Cuma günleri, İslâm ordusuyla küffar ordusu karşılaştığı vakit, yağmur yağdığı zaman, farz namazlarının kılındığı zamanlarda ve gecenin son üçte birlik diliminde dua etmek birer ganimet telakki edilmelidir.</p>
<p>Dikkat edilmesi gereken konulardan bir başkası da dua ederken kalbi uyanık tutmaya çalışmak ve yapılan duaya icabet edileceğinden emin olmaktır. Zira bir rivayette, “Allah’a dua edeceğiniz zaman, icabet edileceğine inanarak dua edin. Bilmiş olun ki Allah azze ve celle gafletle yapılan duaları kabul etmez.” (Tirmizî) diye buyrulmuştur.</p>
<p>Oruçlunun, hastanın, yaşlının, mazlumun, misafirin, secde halindeki kişinin duası, başkasının gıyabında yapılan dua, babanın oğluna duası da makbul dualardan sayılmıştır. Öyleyse bu kimselerden dua istemeyi de ihmal etmemelidir.</p>
<p>Kürşat Salih Yaman &#8211; ibadetin özü dua &#8211; Semerkand dergisi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/nasil-dua-edilmeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
