<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Taka &#187; Dua</title>
	<atom:link href="http://www.yoremizden.com/tag/dua/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yoremizden.com</link>
	<description>Karadeniz ve Trabzon kültürünü yaşatma ve sevdirme sitesi...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 10:21:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>Dua</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/dua/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/dua/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jul 2011 08:05:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=6337</guid>
		<description><![CDATA[Ezel ve Ebedin, Doğu ile batının, varlığın ve yokluğun maliki Yüce Rabbimiz, En isyankar ve iteatsiz kullarına dahi merhamet eden, azabını birden indirmeyen mühlet veren af ve mağfireti bol Padişah, Vekilimiz Sensin, sen ne güzel Vekilsin bizleri şaşırtma, iman nuruyla nurlandır. Kur&#8217;ansız, zikirsiz bırakma, bizleri aşk ve muhabbet denizinde yüzdür. Rızanı kazananlardan eyle, dostlarınla dost]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_6338" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/07/dua.jpg"><img class="size-medium wp-image-6338" title="Dua" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/07/dua-300x225.jpg" alt="dua 300x225 Dua" width="300" height="225" /></a><p class="wp-caption-text">Dua</p></div>
<p>Ezel ve Ebedin, Doğu ile batının, varlığın ve yokluğun maliki Yüce Rabbimiz,<br />
En isyankar ve iteatsiz kullarına dahi merhamet eden, azabını birden indirmeyen mühlet veren af ve mağfireti bol Padişah,<br />
Vekilimiz Sensin, sen ne güzel Vekilsin bizleri şaşırtma, iman nuruyla nurlandır.<br />
Kur&#8217;ansız, zikirsiz bırakma, bizleri aşk ve muhabbet denizinde yüzdür.<br />
Rızanı kazananlardan eyle, dostlarınla dost olmayı nasip eyle.<br />
Bizleri zalim ve asi olan nefsimizle yalnız bırakma.<br />
Şeytanın, fitnesinden, hasetten muhafaza eyle, bağışlamayacağın günahı bize işletme Ya Rabbi,<br />
Rabbimiz bizi Kuran&#8217;la yoldaş eyle, Kuran&#8217;la güldür, Kuran&#8217;la sevindir, Kuran&#8217;la konuştur, Kuran&#8217;sız bırakma bizi Ya Rabbi,<br />
Rabbim Rahmet ve merhamet denizinden, nurunda yüzmeye geldik bizi ahiretinde ve dünyada sevdiğin, bağışladığın, ödüllendirdiğin kullarından eyle.<br />
Cennetin e Yüce Resulünün yanında O&#8217;nun ve Senin Nur Cemalini görmeyi nasip eyle</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/dua/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ya Vedud Nöbeti</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/ya-vedud-nobeti/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/ya-vedud-nobeti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 09:19:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nurahasret</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ünlem]]></category>
		<category><![CDATA[Adem]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[bağışlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Buruc suresi]]></category>
		<category><![CDATA[cennetten]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Hud suresi]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi isimler]]></category>
		<category><![CDATA[kullar]]></category>
		<category><![CDATA[merhamet]]></category>
		<category><![CDATA[Rab]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe etmek]]></category>
		<category><![CDATA[ya Vedud]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradan]]></category>
		<category><![CDATA[yasaklı meyve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.net/?p=219</guid>
		<description><![CDATA[Üflendiği yerden dirilen Adem&#8217;in öğrendiği kelimelere dönüp baktığımızda kelimelerin birbiri ardına sıralandığına şahit oluyoruz. Özüne indiğimiz yerde Adem&#8217;i daha iyi anlıyoruz. Adem kolay olmayan kelimeleri öğrenirken rüzgarın ardına kapılıp gidiyor zikirleri ve her isimde bir kat daha inandığının boyasına boyanıveriyor. Zor olsa gerek, bu boyanın altında Adem olabilmek. Adem seviyor ademliğini, anlamını seviyor. Her kelimenin]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<div id="attachment_4320" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2009/08/yavedud.jpg"></a></p>
<div class="mceTemp">
<dl id="attachment_4323" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px;">
<dt class="wp-caption-dt"><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2009/08/yavedud.jpg"><img class="size-medium wp-image-4323 " title="Yâ Vedud" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2009/08/yavedud-300x278.jpg" alt="yavedud 300x278 Ya Vedud Nöbeti" width="300" height="278" /></a><p class="wp-caption-text">Yâ Vedud</p></div>
</dt>
</dl>
</div>
<p>Üflendiği yerden dirilen Adem&#8217;in öğrendiği kelimelere dönüp baktığımızda kelimelerin birbiri ardına sıralandığına şahit oluyoruz. Özüne indiğimiz yerde Adem&#8217;i daha iyi anlıyoruz. Adem kolay olmayan kelimeleri öğrenirken rüzgarın ardına kapılıp gidiyor zikirleri ve her isimde bir kat daha inandığının boyasına boyanıveriyor. Zor olsa gerek, bu boyanın altında Adem olabilmek. Adem seviyor ademliğini, anlamını seviyor.<br />
Her kelimenin altından yeni bir Adem diriliyor.Kendi isimlerini, idrakinden aciz<br />
olduğumuz  mukaddes bir muhabbetle seven Allah, onların tecellisine hizmet eden mahlukatını sever.Sever,sevdirir,sevindirir&#8230;</p>
<p>(11:90) Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O&#8217;na tevbe edin. Muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir, (müminleri) çok sever. (Hud 90)</p>
<p>Adem, cennetten çıkarıldığı günden itibaren iniler. İnlediği yerde dilini duaya<br />
bulaştırır. Öğrendiği isimlerle, Öğretene anlatır öğrendiklerini. Her inileme onu<br />
bir adım daha yakınlaştırır Baki olana&#8230; Yalnız Biri ister, Biri çağırır,  Biri talep<br />
eder, Biri görür, Biri bilir, Biri söyler&#8230;</p>
<p>Adem oluyorum bir an da&#8230; Yasaklı meyve dokunuyor dilime, mahcupluğum   yüzüme yansıyor, al al oluyor yanaklarım ve utanıyorum O&#8217;ndan. Korkuyorum,beni yakıp parça parça etmesinden değil bu korkum,şimdi anlıyorum Vedud olan Vedud luğunu alırsa kalbimden ne yaparım ben Sevmezse beni,sevindirmezse, sevdiğini bildirmezse, sevdirmezse bir et yığınından ne farkım kalır? Dua oluyor iç seslerim. Hud suresi 90.cı ayet dolaşıyor kalbime diri tutuyor beni, biliyorum ki yine O sevindiriyor beni&#8230;</p>
<p>İşte bu sevgi, bu merhamet Vedud isminden gelmektedir. Allah her bir eserini<br />
sevmekle birlikte, bu sevgi ve merhametin odak noktası, en mükemmel eser olan insandır. Çünkü, bütün ilahi isimlerin aynası, tecelligahı odur. Bir kulun kalbi isimlerle ne kadar ters düz olursa,kalp inkilap eder  (boyutuna bakıp aldanmayalım)  o  kalp ki Alemlerin Rabbine açılmış bir penceredir.O pencereden bakan göz puslu bir kareyle muhatap olmaz.Her şeyi kulları için yaratan,sadece kulunu kendi için yaradandır bu Yaradan&#8230;</p>
<p>Bazen düşünürüm kendi küçüklüğümü ve O&#8217;nun büyüklüğü arasındaki dengesizliği&#8230; Bu kadar küçük bir noktaya ihtiyacı olmadı halde, peşimde koştuğunu hayal ederim.<br />
Şımarıklıklarıma tahammül eden, avucumun arasındakileri O vermemiş gibi,hiç<br />
tükenmeyecekmiş gibi, sahiplendiğim dünyalıklarımın arasında unutuşlarımı hiçbir zaman yüzüme vurmayan, küsmeyen, kırılmayan yanlışa bir yanlış yazıp kulunun doğrusuna sayısız artılar koyan, usanmadan herkesin gittiği yerde sadece benimle kalan&#8230;<br />
Seviyor ve seviniyorum,  dil ile dillendiriyorum Buruc suresi 14 ayeti&#8230;</p>
<p>(85:14) O, çok bağışlayan ve çok sevendir.</p>
<p>Gözümü kapatınca  güzelliklere kör olmuyorum, duyuyorum hissediyorum.        O nun varlığını bilmek için O na O nun bak dediği pencereden bakmam gerektiğini anlıyorum.<br />
Sevmek razı olmak demek.Ki Efendimiz tutar ellerimden burada ve gidebileceğim tek yol onun ayak izleri&#8230; Sevmek Habibullah gibi&#8230; Seveni sevdiği ölçüde sevmek<br />
gerekirse, buna en güzel örnektir kendisi..Vedud isminin ete kemiğe bürünmüş hali&#8230;</p>
<p>Sevmek, sevinmek, sevdirmek&#8230; Sevmeyi vermeseydi, vermeyi de sevmezdi ki&#8230; Bütün mesele burada sevmeseydi neden yaratırdı ki bizi?</p>
<p>MİHRİCAN KESKİN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/ya-vedud-nobeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah’a Duayla Yönelmek</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/allah%e2%80%99a-duayla-yonelmek/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/allah%e2%80%99a-duayla-yonelmek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2009 12:16:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[ana baba duası]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiya YILDIRIM]]></category>
		<category><![CDATA[Makbul dua]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlumun duası]]></category>
		<category><![CDATA[Misafirin duası]]></category>
		<category><![CDATA[Semerkand]]></category>
		<category><![CDATA[Semerkand Dergisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=2575</guid>
		<description><![CDATA[Aklımıza çok dua etmemize rağmen dualarımızın gerçekleşmediği fikri düşebilir. Ancak unutmamak gerekir ki, duanın yanında müslümanların üzerine düşen bir sorumluluk vardır. O da yükümlülüklerini yerine getirmeleri. Bazen öyle daralır, öyle sıkışırız ki sığınacak, derdimizi dökecek ve gözyaşlarımızı yanında rahatça akıtacağımız birini ararız. Böylesi durumlarda en rahat sığınacağımız, sıkıntımızı rahatça arz edebileceğimiz, gözyaşlarımızı bir kayda tabi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="entry"><span id="ctl00_ContentPlaceHolder1_icerikLb"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-2576" title="Dua" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2009/02/39a0e1bc8e6a324a609.jpg" alt="39a0e1bc8e6a324a609 Allah’a Duayla Yönelmek" width="255" height="88" />Aklımıza çok dua etmemize rağmen dualarımızın gerçekleşmediği fikri düşebilir. Ancak unutmamak gerekir ki, duanın yanında müslümanların üzerine düşen bir sorumluluk vardır. O da yükümlülüklerini yerine getirmeleri. </strong></p>
<p>Bazen öyle daralır, öyle sıkışırız ki sığınacak, derdimizi dökecek ve gözyaşlarımızı yanında rahatça akıtacağımız birini ararız. Böylesi durumlarda en rahat sığınacağımız, sıkıntımızı rahatça arz edebileceğimiz, gözyaşlarımızı bir kayda tabi tutmadan akıtabileceğimiz yegane zat Allah’tır. O, bizden öncekilerde olduğu gibi, bizleri de merhamet ve şefkatiyle huzuruna kabul eder ve duamızla birlikte bizlere yönelir. O’nun huzurunda derdimizi açtığımızda, içimizi döktüğümüzde rahatlarız; sırımız onunla aramızda kalacağı için bir endişeye de kapılmayız.<span id="more-2575"></span></p>
<p><strong>En yakın anlar</strong></p>
<p>Şüphesiz dua kulun Allah’a en yakın olduğu zamanlardandır. Çünkü kul duada Allah ile doğrudan iletişime geçer. Arada herhangi birini bulundurmadan gönlünden geldiğince içini döker ve O’ndan yardım diler. Duada bir başkasını kandırma, gösteriş gibi hususlar yer almadığından, yalvarmanın ardından insanda oluşan iç huzur kişiyi mutlu eder, Rabbine münacat etmenin verdiği haz tarifi imkansız bir rahatlama sağlar.</p>
<p>Kullarının kendisine yönelmesine ne kadar ihtiyaçları olduğunu bilen Allah Tealâ O’na yönelerek dua etmemizi, derdimizi ve sorunlarımızı açmamızı ve O’ndan yardım dilememizi ister. Bir ayette şöyle buyurur: “Bana dua edin, duanızı kabul edeyim.” (Mü’min, 60). Peygamber s.a.v. Efendimiz de bir hadislerinde şöyle buyururlar: “Allah’ın geniş hazinesinden isteyin. Zira Allah kendisinden istenmesini sever.”</p>
<p>Peygamberimiz duayı tavsiye ettiği gibi, hayatının hemen hemen her diliminde O’na dua ederdi. Evine girip çıkarken, yemek yiyince, yeni bir elbise giyince, turfanda bir meyve tadınca, yolculuğa çıkarken velhasıl hayatının her karesinde Allah’a münacatta bulunurdu. O böyle yaparak her vakit O’na olan ihtiyacını ve kulluğunu arz ederdi.</p>
<p>Bu nedenle, sıkıntılı anlarımızda Allah Tealâ’nın dualarımıza yönelmesini istiyorsak, derdimiz olmadığı zamanlarda da O’nu unutmamalıyız. Her halükârda O’na şükran ve hamdimizi arz etmeliyiz. Bunu yaparsak, başımız sıkıştığında O’na yönelmeye yüzümüz olur. Bu hususa değinen Efendimiz s.a.v. şöyle buyurmaktadır: “Kim, üzüntüler ve güçlüklerde duasının kabul olunmasını isterse, bolluk ve mutluluk zamanlarında çok, çok dua etsin.”</p>
<p><strong>İki anahtar</strong></p>
<p>Duanın kabul edilmesi için önemli iki hususun yerine getirilmesi gerekmektedir:</p>
<p>Birincisi, duanın içten yapılmasıdır: Allah’a yönelerek yapılan her şey bir ibadet olduğundan dua da ibadettir. Bu nedenle samimi yapılması gerekir. İnsan Allah’ın huzurunda olduğunu bilmeli ve yaratanına bütün kalbiyle yönelmelidir. Hz. Peygamber s.a.v. “Kabul olunmayan duadan Allah’a sığınırım..” buyurmaktadır. Bununla herhalde, kişinin kendisini vermeden, gelişigüzel yaptığı duayı kastetmektedir.</p>
<p>Ebeveynler çocuklarından yapmalarını istedikleri işleri çocukları isteksiz ve gelişigüzel yaptığında nasıl rahatsız oluyorlarsa, Allah da gönülden yapılmayan dualardan elbette memnun olmayacaktır. Dolayısıyla kul gerçekten Allah’tan bir şey istiyorsa, bunun gereğini yerine getirmelidir. Yaptığı duadan habersiz olmamalıdır. Ağzından dökülen ifadeleri gönlü dinlemelidir. Ezberlediği birkaç cümleyi öylesine tekrar etmekten kaçınmalı, Allah’tan gerçekten istemelidir.</p>
<p>Duanın kabul edilmesi için gerekli olan ikinci önemli şart ise, insanın haram lokmadan kaçınmasıdır. Başkalarının mallarını haksız yere zimmetine geçirmekten, kamu hakkını sahiplenmekten uzak durmak gerekir. Hayatını haram yollardan kazanmakla geçiren, çoluk çocuğunu helal olmayan gıdayla besleyen insanların yapacakları dua elbette kabul olunmaz. Zaten böyle bir insan içten dua da edemez. Duasının kabul edilmeyeceğini de bilir. Nitekim Efendimiz s.a.v. bir hadislerinde şöyle buyurmaktadırlar:</p>
<p>“Bir kimse uzun bir sefere çıkar. Saçları dağılmış, toza toprağa bulanmış bir halde, ellerini semaya kaldırarak ‘ya rabbi, ya rabbi’ diyerek dua eder. Halbuki yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, beslendiği şeyler haramdır. Böyle bir kimsenin duası nasıl kabul edilir?”</p>
<p><strong>Aslolan duanın kendisi</strong></p>
<p>Allah’a gerçekten gönülden yaptığımız bazı dualarımızın kabul edildiğini ve arzumuzun gerçekleştiğini gördüğümüz çok olmuştur. Bunun yanında, bazı dualarımızın gerçekleşmediğine de şahit olmuşuzdur. Böyle durumlarda acaba dualarımız kabul olmadı mı gibi bir şüphe aklımıza takılabilir.</p>
<p>Bu hususta her şeyden önce duanın bir ibadet olduğunu ve sevabının ahirette verileceğini bilmemiz gerekir. Asıl olan bu ibadeti yerine getirmektir. Ayrıca istediğimiz şey bizim için hayırlı olmayabilir. Çünkü biz yerine getirilmesini istediğimiz ihtiyacımızın ileriki hayatımızda hayırlı olup olmadığını bilemeyiz. Hayırlı zannettiğimiz şey tam tersi bir duruma dönebilir. Dolayısıyla Allah Tealâ bizlerin duasını yine bizlerin iyiliği için kabul etmeyebilir.</p>
<p>Bize gerekli olan, duaya devam etmektir. İhtiyaç sahibi bizler, ihtiyacın arz edileceği kapı da Allah’ın huzuru olduğuna göre, bizlere düşen devamlı niyaz etmektir. Nitekim Hz. Ömer r.a. şöyle demiştir: “Ben duamın kabul edilip edilmemesinin ıstırabını çekmiyorum. Duaya devam edememenin ıstırabını taşıyorum.”</p>
<p><strong>Amel duanın yoldaşıdır</strong></p>
<p>Gönülden Allah’a yakardığımızda O’nu çok yakınımızda bulacağız. Bizi dinlediğini, O’na ulaştığımızı hissedeceğiz. Allah’a bu derece yakın olmanın hazzını tattıktan sonra O’na yakarmak bizler için tarifi imkansız bir mutluluk olacaktır. Hz. Peygamber s.a.v. Efendimizin şu duası hem sözleri hem de nasıl bir ömür sürmemiz gerektiğini ortaya koyması açısından çok güzeldir:</p>
<p>“Allahım! Senden her işte sebat etmeyi, takvaya gayretli olmayı, nimetine şükretmeyi, güzel ibadet etmeyi, doğru bir lisana ve temiz bir kalbe sahip olmayı dilerim. Senin bildiğin bütün kötülüklerden sana sığınırım. Senin bildiğin bütün hayırları diler, senin bildiğin günahlardan sana sığınırım. Muhakkak ki sen bütün gizli şeyleri çok iyi bilensin.”<br />
Burada aklımıza, çok dua etmemize rağmen dünyanın pek çok yerinde ve özellikle Filistin’deki müslüman kardeşlerimizin durumlarında bir değişiklik olmadığı gelebilir. Bu son derece yerinde bir endişedir. Ancak unutmamak gerekir ki, müslümanların üzerine dua yanında düşen bir sorumluluk vardır. O da yükümlülüklerini yerine getirmeleri.</p>
<p>Her tarafı müslümanlarca kuşatılmış ve İslâm coğrafyasının tam göbeğine kondurulmuş küçücük bir devlet, cendere altına aldığı mazlumların hayatlarına kastediyor, onlara kan kusturuyor ve yaşadıkları bölgeyi açık hapishaneye çeviriyorsa, bu noktada müslüman olarak düşünmemiz gerekir. İslâm devletleri sorumluluklarının sadece cüz’i bir kısmını yerine getirebilselerdi acaba İsrail bu yaptıklarını yapmaya cesaret edebilir miydi? Peki bu devletçik sizce etrafını ve hatta dünyayı önemsiyor mu? Önemsemiyor elbette. Önemsemiyorsa, o zaman söz konusu ülkelerin idarecileri başta olmak üzere müslümanların ne kadar müslüman olduklarının sorgulanması gerekir.</p>
<p>Bu nedenle, kendi sorumluluğumuzdan kaçmamız ve sadece dua etmek suretiyle mesuliyeti yaratıcımıza havale etmemiz son derece yanlış olur. Oysa Efendimiz s.a.v. üzerine düşeni yerine getiriyor, bu arada Allah’a dua da ediyordu. Allah Tealâ da çalışmanın ve duanın bir araya gelmesinin ardından yardımıyla onu destekliyordu. Nitekim Hendek savaşında tüm hazırlığı yapıp düşmanla savaşırken, diğer yandan da Allah’a el açıp yardım talep ediyordu.<br />
Elbette bu sadece Hz. Peygamber s.a.v.’e özgü bir durum değildir. O’nun rabbi olan Allah Tealâ bizlerden bir gayret gördüğünde, peygamberine yardım ettiği gibi bizlere de edecektir. Zira o tüm zamanlardaki bütün müslümanların rabbidir.</p>
<blockquote><p><strong>Makbul duaların sırrı</strong></p>
<p>Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz makbul olan bazı duaları bizlere açıklamıştır. Bunların dördü şunlardır:</p>
<p><strong>Bir müslümanın başka bir müslümanın arkasından yaptığı dua.</strong></p>
<p>Böyle bir dua, kendisine dua edilen kişi orada bulunmadığından dolayı gerçekten samimiyetle yapılan bir duadır. Ayrıca başkasının onu Allah Tealâ’ya hayırla anması onun iyi bir insan olduğunu da gösterir.</p>
<p><strong>Ebeveynin çocukları için yaptığı dua.</strong></p>
<p>Bir insan için anne babasından daha samimi ve içten dua eden insan bulunamaz. Onların dualarında hiçbir gösteriş yoktur. Tamamen gönüllerinden gelerek dua ederler ve çocuklarının her zaman hayrını isterler. Allah da, anne babasını memnun etmiş, onlara elinden gelen hizmeti göstermiş, onları incitmemeye çalışmış, yaşlılıklarında hizmetlerine koşmuş, gerektiğinde sırtında bile taşımış evlat için yapılan duayı kabul eder.</p>
<p><strong>Misafirin ev sahibi için yaptığı dua.</strong></p>
<p>Misafir de evinde kendisine ikram edip ağırlayan, en iyi yemeklerle sofra kuran, malından fedakârlık eden, onu rahat ettirmeye çalışan, memnun ettirmek için elinden gelen hizmeti yapan ev sahibinden duyduğu memnuniyeti Allah’a arz eder, onun iyiliğini ister. Allah da bu duayı kabul eder.</p>
<p><strong>Mazlumun duası.</strong></p>
<p>Mazlumun gördüğü zulüm sebebiyle yaptığı dua kalbinin derinliklerinden gelir. Duası gözyaşlarına karışır çoğu kez. Duasıyla Allah Tealâ arasında bir perde olmaz. Âhı çoğu zaman kendisine zulmedeni dünyada yakalar. Atalarımızın dediği gibi, hiç kimsenin âhı yerde kalmaz. Etrafımızda güçsüz ve zayıfları ezen nice insan görürüz. Ama bir müddet sonra hiç ummadıkları bir yerden çok sert bir darbe yiyerek yere yıkılırlar. Zira su testisi su yolunda kırılır.</p></blockquote>
<p></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/allah%e2%80%99a-duayla-yonelmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duada Sınır Yoktur</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/duada-sinir-yoktur/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/duada-sinir-yoktur/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 12:35:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Muhammed Bozdağ]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed BOZDAĞ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=2015</guid>
		<description><![CDATA[DEĞERLİ bir okuyucumuz, dua ederken, açgözlü ve hırslı olmaktan korktuğunu dile getirmiş ve öğrendiği bir hikâyenin zihnini karıştırdığını yazmıştı. Hikâyeye göre, büyük bir zâtın huzuruna iki adam çıkıyor. Çok şey isteyen ve gözü yükseklerde olan biri yüksek koltuğa oturmak istiyor. Mekânın sahibi büyük zât buna çok sinirleniyor. Çünkü O’nun huzuruna çıkmak bile lütufken fazlasını istiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/dua-allah2.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-743" title="dua-allah" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/dua-allah-150x150.jpg" alt="dua allah 150x150 Duada Sınır Yoktur" width="150" height="150" /></a>DEĞERLİ bir okuyucumuz, dua ederken, açgözlü ve hırslı olmaktan korktuğunu dile getirmiş ve öğrendiği bir hikâyenin zihnini karıştırdığını yazmıştı.</p>
<p>Hikâyeye göre, büyük bir zâtın huzuruna iki adam çıkıyor. Çok şey isteyen ve gözü yükseklerde olan biri yüksek koltuğa oturmak istiyor. Mekânın sahibi büyük zât buna çok sinirleniyor. Çünkü O’nun huzuruna çıkmak bile lütufken fazlasını istiyor.</p>
<p>Diğer adam, mütevazi olduğu için kenarda bir köşe bulup oturuyor. O mekâna kabul edilmeyi bile en büyük lütuf olarak değerlendiriyor. Bu tutum o zâtın çok hoşuna gidiyor ve mütevazi adamı en yüksek koltuğa alıyor.</p>
<p>Şöyle soruyor okuyucumuz: Acaba biz duada çok isterken hikâyedeki yüksek koltuğa oturmak isteyen hırslı adamın konumuna düşmeyecek miyiz?<span id="more-2015"></span></p>
<p>Gerçekte, yüksek koltuğa göz diken adamın tutumunun duayla, istemekle hiç ilgisi yok. Aksine kıskançlıkla, bencillikle, tembellikle, gururla ve hırsla ilgisi var.</p>
<p>İki türlü istemek vardır: Birisinde yalnızca kendiniz için ister, başkasına verilmesini kıskanırsınız. Aldığınızda dağıtmayacaksınız ve kendi nefsinize mal edeceksiniz. Böylesi istekler ancak haris kalplerin eseri olabilir.</p>
<p>Diğer istemek ise şükürle, acziyetle, fedakârlıkla yoğrulmuştur. Verenin kim olduğunu bilir, herkesin de elde etmesini ister, istemesi sadece kendisi için değildir. İlmi öğrenmek kadar, öğretmek için ister. Zenginliği yaşamak kadar, dağıtmak için ister. Mutluluğu mutlu olmak kadar, mutlu etmek için ister. İşte dua budur ve böylesi duanın sınırsızca yapılması bir insanın şanına çok lâyıktır.</p>
<p>Yukarıdaki hikâyedeki birinci adam öyle bir evladın haline benzer ki, babasını koltuğundan kaldırıp yerine oturmak ister. Babasının küçük kardeşine sunduğu hediyeyi kıskanır. Kıskançlık duygusu içerisinde dua edenler, hırsızdırlar, nankördürler, saygısızdırlar. Onlar hak etmeye, lâyık olmaya çalışmazlar. Onlar vermek için isteyenlerden değildirler. Bencildirler, sadece kendi nefisleri için isterler.</p>
<p>Peygamber (a.s.m.) der ki, “Kalbiniz incelip duygulandığında dua etmeyi ganimet bilin.” “Biriniz dua ettiğinde bolca istesin. Çünkü, Rabbinden istemektedir.” “Kendisi için istediğini başkası için de istemeyen bizden değildir.”</p>
<p>Bedeni bir mikroba yenilecek kadar güçsüz insan; kalbi, ruhu küçücük bir saygısızlıkla parçalanacak kadar hassas yaratılan insan, Rabbine dayanmaktan başka hangi yolla teselli bulabilir?</p>
<p>Sözünü ettiğimiz çılgınca dua, hikâyedeki öyle bir evladın haline benzer ki, o evlat şöyle düşünür:</p>
<p>“Sevgili annemiz ve babamız bizim için inanılmaz fedakârlıklara katlanıyorlar. Gerekiyorsa yemiyorlar, bize yediriyorlar. Bizim eğitimimiz için her türlü fedakârlığı göğüslüyorlar. İçlerinden ve kalplerinden bizim iyiliğimiz için cömertçe dua ediyorlar ve bizim başarımızı kıskanmak söyle dursun, onur duyuyorlar.</p>
<p>Biz neden annemize ve babamıza daha lâyık birer evlat olmayalım? Neden zekamızı ve yeteneklerimizi geliştirmeye adanmayalım? Neden zenginleşip annemiz ve babamız hayrına muhtaç insanların yardımına koşmayalım? Neden onurumuzun yüksekliğiyle anne ve babamızın öldükten sonra da onurlarını ve namlarını yükseltmeye çırpınmayalım?”</p>
<p>Bu örnekteki benzetmelerin penceresinden bakalım:</p>
<p>Allah’ın en güzel ve en hassas yarattığı kulu için sunduğu ikram az mıdır? Herşey bir yana, tüm melekleri insanın atasına secdeye davet etmemiş miydi? En yakın huzuruna kabul ettiği tek varlık, insanların reisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.) değil miydi?</p>
<p>Allah kendi sanat eseri olan insanın iyiliğini anne babanın evladı için istemesinden az mı istiyor? Kul daha alim olsa, böylece Allah’ın sanatının parlaklığını ilan etmeyecek midir? Kul helal kazanıp fakirlerin yardımına koşsa, bu Allah’ın sevgisinin yayılmasına katkı sağlamayacak mıdır?</p>
<p>Sordum sorunun sahibi kardeşime: Sence Allah yürüyene neden koşar? Sence insanların arasında Allah’tan sevgiyle söz eden kulu hakkında Allah, Cebrail’e (a.s.) ve sema meleklerine neden övgüyle söz eder? Sence sabahlara kadar uyuyan kullarının semasında, rahmetiyle sürekli “Yok mu Benden af dileyen, yok mu Benden hayır dileyen?” mânâlarıyla dolu nurları neden gönderir? Neden Kur’ân’da, “Duanız ve istemeniz olmazsa ne öneminiz var?” buyurur; neden “İsteyin, icabet edeyim!” der!</p>
<p>Eğer Allah çok ve çeşitli vermek istemese, neden bu denli çok ve çeşitli yaratır? Neden yiyeceklerin binbirine bıktırmayacak ayrı renk, ayrı koku ve ayrı tat katar? Neden her birini mevsimlere bölüştürür?</p>
<p>Neden baharı da güzel, yazı da zevkli, kışı da sonbaharı da heyecan verici güzelliklerle donatır? Neden O’nun yarattığı yağmur da güzeldir, kar da heyecan vericidir, rüzgâr da coşturucudur? Neden O’nun bulutlarına bakmaktan, gökyüzünü seyretmekten, denizine dokunmaktan, yıldızlarına yönelmekten mutluluk duyarsınız? Neden uyumak da güzeldir, uyanmak da. Neden yorulmak da zevk verir, dinlenmek de; açlık da keyiflidir, tokluk da? Neden, gören kalpler için her detay ayrı bir güzellikle donatılmıştır?</p>
<p>Çünkü O vermek istiyor. Çünkü O isteyenler ve çalışanlar için beşyüz yıl genişliğinde birer cennet yaratmıştır. Çünkü O, cömertliğinin sınırsızlığını anlayabilecek kullar yaratmıştır. Çünkü O evreni, vermek için ve ne kadar bağışlayıcı olduğunu göstermek için yaratmıştır.</p>
<p>O zaman çılgınlar gibi dua et. Bunaldığında önce O’ndan istemek aklına gelsin. Sevincini paylaşman gerektiğinde önce O’na koş. Sana çamurdan çıkarıp paketleyerek sunduğu bir elmayı ısırırken, elindekinin kimin hediyesi olduğunu farket. Bir damla balı Allah’ın emriyle sana sunabilmek uğrunda ölümü göze alan kahraman arıları da hatırla.</p>
<p>Sonra da senin peygamberinin (a.s.m.) sabahlara kadar secdeye kapanıp, seccadesini ıslatan gözyaşları içerisinde hâlâ ve hâlâ isteyişini izle. Herşeyi kendisine feda eden ve kendisine “Habibim” diye hitap eden Rabbine dua etmekten bir türlü vazgeçemeyişini düşün.</p>
<p>O zaman, neden çok dua etmen gerektiğini hissedeceksin…</p>
<p><strong>Muhammed BOZDAĞ<br />
</strong>mbozdag@yetenek.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/duada-sinir-yoktur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stres ve Manevi Yaşam</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/stres-ve-manevi-yasam/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/stres-ve-manevi-yasam/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2008 12:30:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nurahasret</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[manevi yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[stress]]></category>
		<category><![CDATA[stress nedir]]></category>
		<category><![CDATA[stress ve vücut]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=2007</guid>
		<description><![CDATA[Gurur zayıf adamın güçlü taklidi yapmasıdır. ERIC HOFFER:&#8221; Tevhit inancında &#8220;Doktor ve ilaç sebeptir şifayı Allah verir&#8221; düşüncesinin ve İncil&#8217;de &#8220;Allah sizin yanınızdadır&#8221; inancının insana kazandırdığı faydaların ilginç örnekleri vardır. KONTROL DUYGUSU Bir insanın en büyük korkusu kontrol duygusunu kaybetme kaygısıdır. Kendisi ile, yakınları ile, beden ve akıl sağlığı ile kontrolü kaybedeceği düşüncesi bile o]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="6px;"><em><span style="Verdana;"><strong><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/12/stress-dua1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2008" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/stress-dua-300x230.jpg" alt="stress dua 300x230 Stres ve Manevi Yaşam" width="300" height="275" title="Stres ve Manevi Yaşam" /></a>Gurur zayıf adamın güçlü taklidi yapmasıdır. ERIC HOFFER:&#8221;</strong></span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Tevhit inancında &#8220;Doktor ve ilaç sebeptir şifayı Allah verir&#8221; düşüncesinin ve İncil&#8217;de &#8220;Allah sizin yanınızdadır&#8221; inancının insana kazandırdığı faydaların ilginç örnekleri vardır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="#1a4e9c;"><span style="Verdana;">KONTROL DUYGUSU</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Bir insanın en büyük korkusu kontrol duygusunu kaybetme kaygısıdır. Kendisi ile, yakınları ile, beden ve akıl sağlığı ile kontrolü kaybedeceği düşüncesi bile o insanı çaresiz, güçsüz yapar. Kendini kötü hissetmeni netice verir.  İnsanoğlu doğaya hakim olma çabasında iken midesine, kalbine, iç organlarına sahip olamadığı ve kontrol edemediğini fark etmesi onun kendisini köyü hissetmesine neden olur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Bir çocuk düşününüz. Korkulu anın nedir denirse kendini güvende hissetmediği, kendini yönetemediği anı söyleyecektir. En mutlu anın nedir denildiğinde korktuğu anda annesinin kucağına sığında dakikaları söyleyecektir.<span id="more-2007"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">İşte insanoğlu da kontrol duygusunu kaybetme korkusu, gelecek korkusu kendini tehlike ve tehdit altında hissettiği anda sığınacak bir liman arayacaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">İnsanoğlu yüksek bir akıl cihazına sahip, fakat bu cihaz isteklere cevap verecek güce sahip değil. En iyiyi, en güzeli istiyor. Hastalıklar, olaylar, belalar onu bunalıma itiyor. Korkular, kırgınlıklar, aşağılık ve suçluluk duyguları mutluluğu engelliyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Olaylar karşısında güçsüz, çaresiz ve yetersizlik duyguları ile kıvranırken intihar etmek ve ölmek daha anlamlı hale geliyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Bu ruh halindeki bir insan eğer depresyonda değilse bile girmek üzeredir. İşte içtenlikle dua etmek alışkanlığına sahipse büyük bir güce sahip olmaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">O çocuğun korktuğu anda annesine sığındığındaki mutlu ve güvenli hali güçsüz, zayıf ve çaresiz insanın Yüce Yaratıcıya sığındığı anda güven ve teselliye dönüşecektir. İslam inancında bunun karşılığı tevekküldür. Üzerindeki yanlışla yüklenmiş olduğu yükleri her şeyi bilen, her şeye gücü yeten ve her şeyin kontrolü onda olan Yüce Rabbe sığınarak teslim olmaktır. Büyük İslam alimi Bediüzzaman &#8220;iman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkülde iki dünya saadetini netice verir&#8221; derken insanlara büyük teselliyi ifade ediyordu.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Pozitif Bilim Ne Diyor?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Modern dünyamızda bir inanç vardı; tıp pozitif bilimdir, manevi inanç teokratik bir konudur. İkisi birbiri ile hiçbir zaman uyuşmaz. Bu inanç sarsıldı. Çünkü manevi yaşantıların insan beyninde bazı kimyasalları harekete geçirdiği, bu kimyasalların savunma sistemini harekete geçirerek hastalıkları yendiği bilinmektedir. Daha önemli bölümlerde ayrıntısı bahsettiğimiz bu gerçekler tıp bilimi ile manevi inancın birlikteliğinin insanın hem bedensel hemde ruhsal sağlığına büyük olumlu etki yaptığını doğrulamaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Nefret, kin, öfke, düşmanlık, suçluluk gibi olumsuz duygular, elem, keder gibi hisler insan beyninin frontal alanlarında limbik sistemde aşırı metabolizma artışı yapıyor. Beyni kemiren düşünceler beyni yoruyor. Beynimiz bize yardım etmemeye başlıyor. Yüksek beyin işlevleri otonom sinir sisteminin işlevlerini, bozuyor, birçok psikomatik hastalıklar ortaya çıkıyor. Astım, alerji, hipertansiyon, guatr, ülser, kolit&#8230; gibi hastalıklar hedef organlarımızın hastalanmasıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Kişinin ümit, sevgi, bağışlama, yaratıcının ona yardım edeceği, onun ellerine kendini bırakma, ona güvenme, yalnız ona inanma, yalnız ondan yardım isteme duyguları iyileşme beklentisini artırıyor. Artan iyileşme beklentisi beyinde serotonin, noradrenolin, noropeptid gibi ruh halini düzenleyen salgıları artırıyor. Bu salgılar limbik sistem, hipotalamus, hipofiz ve hormonal sistem ve kemik iliği yoluyla savunma sistemini kuvvetlendiriyor. Böylece organizmamız kendi kendine yardım ve tamir işlevini başlatıyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">İçimizdeki büyük doktoru ve geniş eczaneyi harekete geçirmek için sağlam manevi inancın somut etkilerini bilim gözüyle görebiliyoruz.        </span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Kültürel Özellikler</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">1960 yılında ABD&#8217;nin Pelsilvanya Eyaletinin Roseto kasabasında bir araştırma yapıldı. Bu kasaba İtalyan asıllı Katolik Amerikalıların oturduğu bir yerleşim bölgesiydi. Araştırmacıların dikkatlerini çeken özelliği ise, kroner kalp hastalıkları vakalarında, tüm ABD geneliyle kıyaslandığında en düşük orana sahip olmasıydı. ABD&#8217;de kalp krizinden ölüm oranı 1000 kişide 3,5 iken Roseto kasabasında bu oran 1000&#8242;de 1 idi. Ayrıca ülser başta olmak üzere pek çok hastalık, Roseto&#8217;da ülke ortalamalarının çok altında görülmekteydi. Bunun nedenini bulmak için geniş bir alan araştırması yapıldı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Neticede, beslenme alışkanlıklarından yaşam tarzına kadar pek çok değişken araştırıldı. Elde edilen başlıca farklılıklar ise şunlardı: cadillac arabalar, lüks düşkünlük, tüketim çılgınlığı, henüz bu kasabayı istila etmemişti. Muhafazakardılar ve geleneklerine sahip çıkılıyordular. Aile bağları çok güçlüydü. Yaşlılar, aile içinde çok büyük saygı ve sevgi görüyorlardı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">60&#8242;lı yılların sonunda değişkenler tekrar incelendi. 55 yaş grubunda kalp krizi ölüm oranının ABD geneline oldukça yaklaştığı görüldü. Bununla birlikte, kasaba halkının yaşam şartlarında bariz değişiklikler meydana gelmişti. Bireysellik artmış hatta bencillik derecesine ulaşmıştı. Aile bağları zayıflamış, tüketim çılgınlığından nasibini almışlardı. Roseto sakinleri artık hiçte sakin sayılmazlardı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Araştırmacılar bilimsel olarak olayı şöyle yorumlamışlardır: &#8220;Kültüre bağlı destekleyici özelliklerin değişmesi.&#8221;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Stres nedir?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Stres, insanın iç dengesini ve uyumunu bozan zorlama olarak tanımlanır. Fakat kedisi öldüğü için depresyona girecek derecede incinebilen bir kişi, kimsenin dayanamayacağı bir acıya dayanabilmektedir. Bu nedenle stres, kişiden kişiye değişebilen bir kavram olarak kabul edilmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Günümüzde midesi yanan, başı ağrıyan, çarpıntısı olan, göğsü sıkışan, endişe ve tedirginlik içindeki insanlar, rahatsızlıları ile stres arasındaki ilişkinin genellikle farkındadırlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Stresin kaynağı:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Bireyin herhangi bir uyarana verdiği anlam o uyaranın stresör olup olmadığını kararlaştıracaktır. Bir kişi düşününüz hayatı çok seviyor ve ölümden çok korkuyor. Bir gün kalbinde bir çarpıntı olur ve vücudunun bir tarafı uyuşur. Kalp krizi ihtimali veya felç geçirme korkusu içinde yaşamaya başlar. En büyük sermayesi olan hayatı tehdit altındadır. Doktor doktor dolaşarak ikna olmaya çalışmaktadır. Fakat pozitif bilim, ölüm konusunda çaresizdir. Yapılabilecek iki şey var:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">İçki ve eğlenceyi yoğunlaştırarak devekuşu rolüyle gerçeklerden kaçmak.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Gerçek inancın verdiği teslim ve tevekkülle kadere sığınmak. İnançtaki lezzet o kişi için manevi bir ilaç için gibi tedavi edici olacaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Strese vücudun cevabı:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Geçici kısa süreli stresle, uzun süreli tekrarlayan stresin bedendeki stresleri farklı olmaktadır.Bu durum beyin tarafından alınır ve tehlike olarak değerlendirilirse stres reaksiyonu başlar.Beyinde Kortizol ve Betaendorfin hormonları, böbreküstü bezinden Adrenalin maddesi salgılanır.Bu salgılar kısa ve geçici durumlarda dokuları koruyucu, uzun salgılamalarda ise hastalık yapıcıdırlar (hipertansiyon, ülser)&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Son yapılan araştırmalar tolere edilemeyen stresin vücut savunma sistemini zayıflattığı, savunma sisteminin zayıflaması ise gizli ve bastırılmış önemli hastalıkların ortaya çıkmasına sebebiyet verdiği görüşünü doğrular niteliktedir. İran Şahı&#8217;nın, İsmet İnönü&#8217;nün, Nixon ve Faruk Gürler&#8217;in siyasi kayıplarından kısa süre sonra ağır hastalılara yakalanmalarında, yaşadıkları yoğun stresin büyük rolleri olmuştur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Stresi tanımak onu kontrol edebilmenin ilk adımıdır. Aşağıdaki belirtilerin bir kısmını kendisinde gören onunla baş edebilmek için çalışmaya başlamalıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Saldırgan veya kayıtsızlık</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Sıkıntı, gerilim hali, sinirlilik</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Neşesizlik, durgunlaşma</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Dinlenmekle geçmeyen yorgunluk</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Unutkanlık, korkulu rüyalar</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Karamsarlık, yalnızlık hissi</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Yersiz suçluluk duyguları</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Organik bir açıklaması olmayan: ağız kuruluğu, üşüme, titreme, vücutta uyuşma, karıncalanma hissi, sebepsiz çarpıntı, soğukluk veya sıcaklık hisleri, baş ağrısı, baş dönmesi, idrar sıklaşması, mide bulantısı, kusma, ishal, uyku ve iştah bozuklukları, konuşma güçlükleri, uykuda diş gıcırdatma, gürültü ve sese karşı aşırı hassasiyet.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">&#8220;Bu belirtilen 3 günden fazla sürerse bir doktora gidilmelidir.&#8221;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Diğer insanlara yardım edebilmek için onlardaki stres belirtilerini bilmemizde  de fayda vardır:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Gittikçe artan içki, sigara, hap kullanımı, kolay heyecana kapılma, ani patlamalar, öfke hali, yetersiz yeme içme, çocuksu tepkiler, huzursuzluk, gereksiz riske girme, eleştiriye aşırı hassasiyet.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Değişen yüce değerler</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">İlk gençlik çağlarının başında bir genç düşünün. Kimlik duygusu gelişmek üzere ve idealleri  ile özdeşim kurmaya başlayacak. Yaşadığı toplumun önüne sunduğu yaşantı biçimine göre, zengin olmalı, meşhur olmalı, dünyaya bir defa geldiği için hayatın tadını çıkarmalı, bir evi, arabası ve kız arkadaş(lar)ı olmalı, kimse de hayatına karışmamalı&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Ego idealinde, hedef değer olarak bu öneriyi benimseyen gencin hayatını şu davranış ve düşünce kalıpları şekillendirecektir:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">&#8220;Amacıma ulaşmam için en önemli aracım paradır.&#8221;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">&#8220;Toplumda beğenilen, kabul gören kişiler para gücü olanlardır.&#8221;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">&#8220;Parasız rahat yaşamak mümkün değildir.&#8221;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">&#8220;Parası olan nasıl kazanırsa kazansın saygın duruma gelmektedir.&#8221;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Bunlar gibi kabul gören ve günümüzde ön plana çıkan değerlerin hem bireysel hem toplumsal sonuçları olacaktır. İnsanlar farkında olmadan kendilerini bir yarış içinde bulacaklardır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Bireyler daha bencil, çıkarcı ve tüketim çılgını haline gelmektedir. İnsanlar zengin olabilmekte ama mutlu olamamaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Batı tarzı yaşantı biçiminde yitirilen yüce değerler; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">&#8220;Emek, çalışmak, dürüst olmak, insanlara faydalı olmak, iyilikte yarışmak, yardım sever olmak, kavgacılığı değil acıma duygusunu ön plana çıkarmak, tüketim çılgınlığı değil yetinme duygusu, ahlaklı, vicdanlı, insaflı olmak&#8230;&#8221; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Bugün batı toplumlarında istatistik neticelere göre stres ve depresyon anlamlı biçimde artmaktadır. Burada yüce değerlerin geri plana itilmesinin rolü yok mudur? </span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">İnsanlardaki dizginlenemeyen hırs ve beklenti düzeyinin yükselmesi kişinin gücünü aşarsa, insan ne kadar varlıklı olursa olsun fakir konumuna düşer ve böylece önlenemez bir şekil de stres başlar. Yetinme duygusu ne büyük şans ve zenginliktir. Aza sahip olan değil, çoğu isteyen fakirdir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">İnancın rolü </span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Yirmi birinci yüzyıla giren dünyamızda. ozon tabakasının delinmesinden daha fazla, tahammül edilebilirliğin çok üstündeki stres atmosferleri gündemden düşmemektedir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">Batı bilim adamları insanları hem zengin, hem mutlu yapabilmek için büyük araştırma projeleri yürütmektedirler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">ABD Morrishtown Stres Tanı ve Tedavi Merkezi Müdürü Dr. William Rosenblatt, yapılan uzun araştırmaların sonuçlarını şöyle özetlemektedir: Evli insanlar bekarlardan, dengeli beslenenler beslenme bozukluğu olanlardan, içki ve sigara kullanmayanlar tiryaki ve alkoliklerden, spor yapanlar hantal insanlardan daha az strese maruz kalmaktadırlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">İnanan insanın en önemli sığınağı duadır. Duanın üç önemli psikolojik faydası vardır:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">1. Problemlerini kelimelerle ifade etmeye imkan verir. Problemin karışıklık ve belirsizlikten kurtulmasına yardım eder.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">2. Dua kişiye yükünün paylaşıldığı, yalnız olmadığı duygusunu verir. En</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">çaresiz  ve ümitsiz durumlarda her şeyi duyan, hey şeyi bilen ve gücü yeten bir kudrete inanmak, sığınmak ve güvenmek o kişiye sakinlik ve huzur verir. Güven duygusunun gelişmesine ve korkularını yenmesine yardımcı olur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">3. Çaresiz kişi pasiftir. Bir şey yapamamaktadır. Böylece &#8220;yapmak&#8221; konusunda bir adım atmış olur</span></p>
<p class="MsoNormal" style="6px;"><span style="Verdana;">                                                                                                 <em><strong>   Prof.Dr. Nevzat Tarhan</strong></em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/stres-ve-manevi-yasam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevaplar biriktirilebilir mi?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/sevaplar-biriktirilebilir-mi/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/sevaplar-biriktirilebilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2008 07:18:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nurahasret</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[elhamdülillah]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbimiz]]></category>
		<category><![CDATA[sermaye]]></category>
		<category><![CDATA[sevap]]></category>
		<category><![CDATA[Şükür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=1739</guid>
		<description><![CDATA[Ayağımızı kaydıran tuhaf bir bahanedir. Sanki çok büyüktür sermayemiz. Harcansa bitmeyecek gibidir kazandıklarımız. Ucundan kıyısından tırtıklanmasına razı olur gibiyiz. Ben sizin adınıza itiraf ediyorum. Nasılsa çokça sevabım var, azıcık eksilse de, kenarından yense de çok şey kaybetmem herhalde Böylece birikmiş (mi?) sevaba güvenip günahın avuçlarına bırakırız kendimizi. Sormadığımız soru ise uzaktan dudak büküp seyreder bizi:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/10/tesbih1.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1741" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/tesbih-135x100.jpg" alt="tesbih 135x100 Sevaplar biriktirilebilir mi?" width="135" height="100" title="Sevaplar biriktirilebilir mi?" /></a>Ayağımızı kaydıran tuhaf bir bahanedir. Sanki çok büyüktür sermayemiz. Harcansa bitmeyecek gibidir kazandıklarımız. Ucundan kıyısından tırtıklanmasına razı olur gibiyiz. Ben sizin adınıza itiraf ediyorum. Nasılsa çokça sevabım var, azıcık eksilse de, kenarından yense de çok şey kaybetmem herhalde Böylece birikmiş (mi?) sevaba güvenip günahın avuçlarına bırakırız kendimizi. Sormadığımız soru ise uzaktan dudak büküp seyreder bizi: İyi de sevap biriktirilebilir mi?  Üste üste konulabilir mi iyilikler?<br />
Bir şeyi biriktirmemiz için harcadığımızın kazandığımızdan az olması gerekir değil mi? Bir şeyleri üst üste koyabilmek için elimizde kalanın elimizden çıkanlardan çok olması beklenir değil mi?</p>
<p><span id="more-1739"></span>Bir iyilik edebilmemiz için bedenimiz için yapılan harcamalar, dünyamızın ayakta durması için gerekli masraflar, bizim ürettiğimiz iyilikten çok çok fazladır. Mesela, bir an sadece bir defalık Elhamdülillah diyerek nefesimizle, sesimizle ürettiğimiz şükür için, yıllar öncesinden peygamberler gönderilmiş olması, onların sözünün ve sesinin yüzyıllar içinde milyonlarca güzel insanın akıl almaz çileleriyle bize ulaştırılmış olması gerekmiştir. Ayrıca, o andaki şükrü üretebilmemiz için bize doğduğumuz (hatta doğumumuzdan da önce) andan itibaren sayısız nimet verilmesi, sevdiklerimizle ve hatıralarımızla o ana taşınmış olmamız gerekir. O an şükrettiğimiz şeyi tadacak zevk, duygu, dil, damak, dudak, mide, göz, koklama gibi sayısız yeteneklerimizin hazır edilmiş olması gerekir. Hiçbirimiz az önce hiç olduğumuz, biraz sonra da yokluğa düşeceğimizi bildiğimiz bir sürpriz anın içinde lezzetleri tadamayız. Alışıklıktır lezzetleri büyüten. Tanıdıklıktır mutlulukları derinleştiren. Gafletle de olsa hiç bitmeyecek sanmakla mümkün olur sahici bir hazzın dudağına dokunmak. Yaşadığımız her sıradan an sıra dışı hazırlıkların zirvesinde sunulur bize.</p>
<p>Ayrıca, tek bir şükre yetecek nefesimiz verilirken, güneşin tepemizde duruyor, yıldızların üzerimizde bekliyor, dünyanın altımızda dönüyor olması da gerekir. Bize yapılan yatırımlar karşısında üretebildiklerimize bir bakabilseydik, hiç şüphesiz işten atılası bir işçi gibi yerin dibine girmek isterdik. Dil ucuyla olsun ürettiğimiz bir şükür için kâinat bir uçtan bir uca hazır ediliyor ayağımızın altında. Üretim hızımız tüketim hızımıza kıyasla öyle az ki Hadi bütün zamanlarımızı iyilik üretmeye harcıyoruz diyelim. Ne kadar kaliteli ürün ortaya çıkardığımız sorgulanmalı değil mi? Ne kadar sahici söyledik Elhamdülillah&#8217;ı meselâ?  Anlamına kendimizi ne kadar kattık?  Hem sonra, Elhamdülillah diyebilenler arasında olmak da bir nimet değil mi?  Elhamdülillah diyebilen azlardan olma nimetine,  Êlhamdüilllah&#8217;ına karşılık ebedî karşılıklar bekleme ayrıcalığına karşılık yeni Elhamdülillah&#8217;lar demeler borçlandığımız ortadayken, ürettiğimiz şükürleri stokladığımızı söyleyebilir miyiz?  Ürettikçe daha çok hamd borçlanmıyor muyuz bize hamd etmeyi öğreten ve hamd edilesi nimetler veren Tedarikçimize?</p>
<p>Üst üste koyabilmek için sevaplarımızı elimizden kalanın elimizden çıkandan fazla olması gerekiyor. Ya iğrenç bir gıybetin yangınında kül etmişsek elimizdekileri?  Ya amansız hasetlerin seline kaptırmışsak depoladıklarımızı?  Ya ürettiklerimizin hepsi de defolu diye pazara bile sürülmemişse?<br />
Nasıl olur da sevabımıza güveniriz şu halde?  Hele de ucundan kıyısından tüketilebilecek kadar garanti sanmakla yeni bir kötülük ürettiğimizi bile bilmeyecek kadar gafilsek, nerede sermayemiz, nerede biriktirdiklerimiz?</p>
<p>Her anın dizi dibinde sevap müflisi bir yoksul gibi, yüzümüz yerde, boynumuz bükük dua etmeliyiz, dua etmeliyiz, dua etmeliyiz. Rabbimizin katında bize saklanmış merhameti ve bağışı, kendi biriktirdiklerimizden daha çok, daha çok, daha çok bilmeliyiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/sevaplar-biriktirilebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günün Duası 29.07.2008</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/gunun-duasi-29072008/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/gunun-duasi-29072008/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2008 17:17:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua Ufku]]></category>
		<category><![CDATA[Günün Duası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=440</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;İhlâs ile kulluk edenler, nimetlerle dolu Cennet içindedir. Günaha dalan kâfirler ise Cehennem ateşindedir. İnfitar Sûresi, 13-14.&#8221; Ey Rabbimiz ! Bize hep birlikte Senin ipine sımsıkı tutunmayı, Ve birbirimizden kopmamayı bağışla Verdiğin nimetleri hatırlamayı nasip et. Birbirimize düşmanken kalplerimizi uzlaştırdın. Senin bağışınla kardeş olduk. Ve ateşli bir uçurumun kenarındayken bizi ondan korudun. Sen yarattıklarının haksızlığa]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/sonsuzmektup_serdtsa_18.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-90" title="Kitap" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/sonsuzmektup_serdtsa_18.jpg" alt="sonsuzmektup serdtsa 18 Günün Duası 29.07.2008" width="112" height="150" /></a><strong>&#8220;İhlâs ile kulluk edenler, nimetlerle dolu Cennet içindedir.<br />
Günaha dalan kâfirler ise Cehennem ateşindedir. İnfitar Sûresi, 13-14.&#8221;</strong></p>
<p>Ey Rabbimiz !<br />
Bize hep birlikte Senin ipine sımsıkı tutunmayı,<br />
Ve birbirimizden kopmamayı bağışla<br />
Verdiğin nimetleri hatırlamayı nasip et.<br />
Birbirimize düşmanken kalplerimizi uzlaştırdın.<br />
Senin bağışınla kardeş olduk.<br />
Ve ateşli bir uçurumun kenarındayken bizi ondan korudun.<br />
Sen yarattıklarının haksızlığa uğramasını dilemezsin.<br />
Bizi doğruluktan ayırma.<br />
Ey Rabbimiz!<br />
Bizi doğruluktan ayırma.<br />
Bizi doğruluktan ayırma.<br />
Bizi doğruluktan ayırma.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/gunun-duasi-29072008/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sınırsız Şartlara Bağlı Mutluluklar</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/sinirsiz-sartlara-bagli-mutluluklar/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/sinirsiz-sartlara-bagli-mutluluklar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 17:53:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nurahasret</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Ulusoy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=302</guid>
		<description><![CDATA[Mutsuzluk ve hayatından memnuniyetsizlik, insanın temel sorunu. Bu temel sorun ona dışarıdan dayatılmıyor. İnsanlar bu gezegen üzerindeki varlıklarını, gezegenle birlikte yaptıkları yolculuğun anlamsızlığını bir takım sınırsız şartlara bağlıyorlar. Kendi yaşamları için olmazsa olmaz kurallar koyuyorlar. Olmazsa olmaz şeklinde getirilen beklentiler, istekler, arzular, hedefler kişilerde düş kırıklıkları yaşanmasına yol açıyor. Bu da hayatın yaşanmaya değmez olduğu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.gencdergisi.com/core/utilities/resize.aspx?file=/assets/news/mayiskucuk.jpg&amp;width=380"></a></p>
<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/07/kalp2.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-321" title="kalp" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/07/kalp-150x150.jpg" alt="kalp 150x150 Sınırsız Şartlara Bağlı Mutluluklar" width="150" height="150" /></a>Mutsuzluk ve hayatından memnuniyetsizlik, insanın temel sorunu. Bu temel sorun ona dışarıdan dayatılmıyor. İnsanlar bu gezegen üzerindeki varlıklarını, gezegenle birlikte yaptıkları yolculuğun anlamsızlığını bir takım sınırsız şartlara bağlıyorlar. Kendi yaşamları için olmazsa olmaz kurallar koyuyorlar. Olmazsa olmaz şeklinde getirilen beklentiler, istekler, arzular, hedefler kişilerde düş kırıklıkları yaşanmasına yol açıyor. Bu da hayatın yaşanmaya değmez olduğu fikrini uyandırıyor.<span id="more-302"></span>Sabah yatağından kalkan bir insanın o günkü hava şartları ile ilgili “Mutlu olmak için ılık bir hava olmalı. Gökyüzü açık olmalı, hava ne soğuk ne sıcak olmamalı, yollar karlarla kaplı olmamalı”şeklinde bir kuralı varsa, yağmurlu bir günde bu kişinin yaşamını düşünün. Aklından geçireceği ilk düşünce “Ne berbat bir gün” olacaktır. Sabahtan akşama kadar bu yağmurlu ve kapalı hava için yüzlerce kez söyleyeceği ‘berbat’ sözcüğü onun o günkü hayatının psikolojisini belirleyecektir.</p>
<p>Yaşadığı gün için berbat yakıştırmasını kullanan bir kişinin, kendi içsel dünyasında berbat bir gün yaşaması da oldukça muhtemeldir. Peki ‘berbat’ yakıştırmasının arkasındaki temel yanılgı nedir?</p>
<p>Kanaatimce, bu yanılgı, insanın iradesine bırakılmamış olayları kendi iradesi ile oluyormuş gibi düşünmesidir.</p>
<p>Oysa insan aklı kainatın işleyişinde mühendis kılınmamıştır. Mutlu ve memnun bir gün yaşamayı yağmursuz bir hava şartına bağlayan kişi, farkında olmadan da yapsa, yağmurun yağıp yağmamasının onun istek ve arzularına göre ayarlanmasını talep etmektedir.</p>
<p>İnsanın buna hakkı yoktur. Çünkü her ferdin keyfine göre hareket edilirse dünyanın nizam ve intizamı fesada gider. Bir ferdin istek ve arzularının hilafına, kainatın idare edilmesi için, kainatta binlerce hikmetin gözetilmesi icap eder. Cenab-ı Hak her an bu hikmetlere göre kainatı idare eder; yoksa, bir ferdin istek ve arzusuna göre değil.</p>
<p>İnsan, yaşamını ‘olmazsa olmaz’lar üzerine kuramaz. Buna hakkı yoktur. Kendisine sunulan ve iradesine bağlanmamış olayları, durumları tenkit etmeden, mevcut nizam ve intizama uyabilir. Çünkü yaratılan her şey sonsuz hikmetle yaratılmaktadır; insanın cüz’i aklına göre değil.</p>
<p>İkinci yanılsama ise ‘olmazsa olmaz’ denilen her şeye bir mutlakiyet verilmesidir. Aşık olduğu insana “Sensiz yaşayamam” diyen bir insan, şu gezegendeki varlığını kendisi gibi aciz ve fani bir başka insana bağlamış olur. Bu, büyük riskler taşıyan çok ağır bir yatırımdır. Oysa olmazsa olmaz denilen her şey geçici ve fanidir. Her şeye hayat ve ölüm verilmektedir. Yani, her bir şey, belli bir noktadan sonra zaten bu dünyadan göçüp gitmektedir. Dünya içindeki hiçbir şey, bu yüzden, olmazsa olmaz demeye layık değildir. Onların dayanak noktaları da kendileri değildir. Olmazsa hiçbir şeyin olmayacağı, varlığı başka bir varlığa bağlı olmayan tek bir varlık vardır. O da, bütün kainatı yaratan bir Yaratıcıdır. Bizim ve tüm kainatın varlığı O’nun varlığına bağlıdır. Sonsuz ihtiyaçların giderilmesi O’nun irade, kudret ve hikmetine bağlıdır. O’nun kudreti olmaz ise, hiçbir şey olmaz.</p>
<p>‘Olmazsa olmaz ‘ın alternatifi hiçbir istek ve arzu duymamak, bir şeyler hedeflememek, çalışmamak değildir. Kişi havanın açık ve güneşli olmasını talep edebilir. Veya yağmura ihtiyacı vardır, yağmurun yağmasını ister. Mesele, bu talebi olmazsa olmaz sınırına getirip getirmeme noktasında düğümlenmektedir. İnsan Rabbinden her şeyi isteyebilir. O’na dua eder, hatta istekleri için yalvarır. Fiili olarak durmadan çalışır. Ama neticeyi Rabbinin bir iradesi ve hikmeti olarak görür. Her şeyi, her hali nimet olarak görür. Olmazsa olmaz olan O’dur. Onsuz yapamayacağımız şey, O’nun rahmetidir. O’nun rahmetide her an vardır ve ebedî olarak da var olacaktır. O zaman, insan için her şey vardır.<br />
Mustafa ULUSOY</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/sinirsiz-sartlara-bagli-mutluluklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günün Duası 23.06.2008</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/gunun-duasi-23062008/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/gunun-duasi-23062008/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2008 08:08:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua Ufku]]></category>
		<category><![CDATA[Günün Duası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=253</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Şimdi bak, Allah&#8217;ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir, O, her şeye hakkıyla kâdirdir. Rum Sûresi, 50.&#8221; &#8220;Ey Rabbimiz! Sana inanıyoruz, bizi affet. Ey Rabbimiz! Sana güveniyoruz, bizi bağışla. Ey Rabbimiz! Sensin bizim sahibimiz, bizi esirge. Ey Rabbimiz! Sen her şeyi görür, duyar ve bilirsin, bizim ayıplarımızı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/sonsuzmektup_serdtsa_18.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-90" title="Kitap" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/sonsuzmektup_serdtsa_18.jpg" alt="sonsuzmektup serdtsa 18 Günün Duası 23.06.2008" width="112" height="150" /></a><strong>&#8220;Şimdi bak, Allah&#8217;ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir, O, her şeye hakkıyla kâdirdir. Rum Sûresi, 50.&#8221;</strong></p>
<p>&#8220;Ey Rabbimiz! Sana inanıyoruz, bizi affet.<br />
Ey Rabbimiz! Sana güveniyoruz, bizi bağışla.<br />
Ey Rabbimiz! Sensin bizim sahibimiz, bizi esirge.<br />
Ey Rabbimiz! Sen her şeyi görür, duyar ve bilirsin, bizim ayıplarımızı ört.<br />
Ey Settar! Setredici, örtücü ismin hürmetine, bizim kusurlarımızı bağışla.<br />
Ey Rabbimiz! Bizi ışıklı yolundan ayırma.<br />
Daima Sana kulluk eden, Senden korkusu ve umudu kesilmeyen kullarından eyle.<br />
Bizi bu zamanın şerlerinden koru.<br />
Nefsimizi emrimize ver.<br />
Şeydanın şerrinden bizi emin eyle.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/gunun-duasi-23062008/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günün Duası 22.06.2008</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/gunun-duasi-18062008-2/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/gunun-duasi-18062008-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jun 2008 07:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua Ufku]]></category>
		<category><![CDATA[Günün Duası]]></category>
		<category><![CDATA[Zikir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=235</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Her şey helâk olup gidicidir, O&#8217;na bakan yüzü müstesna. Hüküm ve hükümranlık O&#8217;nundur; siz de O&#8217;na döndürüleceksiniz. Kasas Sûresi,88.&#8221; &#8220;Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama. Ey Rabbimiz! Güç yetiştiremeyeceğmiz yükleri bize taşıtma. Günahlarımızı affet, bizi bağışla ve rahmetini yağdır üstümüze. Sen Ulu Mevlamızsın, gerçeği inkâr edenlere karşı bize yardım et. Kuşkusuz ölümden]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--noadsense--><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/sonsuzmektup_serdtsa_18.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-90" title="Kitap" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/04/sonsuzmektup_serdtsa_18.jpg" alt="sonsuzmektup serdtsa 18 Günün Duası 22.06.2008" width="112" height="150" /></a><strong>&#8220;Her şey helâk olup gidicidir, O&#8217;na bakan yüzü müstesna. Hüküm ve hükümranlık O&#8217;nundur; siz de O&#8217;na döndürüleceksiniz. Kasas Sûresi,88.&#8221;</strong></p>
<p>&#8220;Ey Rabbimiz!<br />
Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama.<br />
Ey Rabbimiz!<br />
Güç yetiştiremeyeceğmiz yükleri bize taşıtma.<br />
Günahlarımızı affet, bizi bağışla ve rahmetini yağdır üstümüze.<br />
Sen Ulu Mevlamızsın, gerçeği inkâr edenlere karşı bize yardım et.<br />
Kuşkusuz ölümden sonra diriliş haktır, gerçektir.<br />
Cennet gerçektir, cehennem ateşi gerçektir.<br />
Sonsuz mutluluk gerçektir.<br />
Kuşkusuz Sen çok merhametli ve çok hikmetlisin&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/gunun-duasi-18062008-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

