Logo Background RSS

» Dua

  • Ya Vedud Nöbeti
    By nurahasret on Ağustos 12th, 2009 | No Comments Comments

    yavedud

    Üflendiği yerden dirilen Adem’in öğrendiği kelimelere dönüp baktığımızda kelimelerin birbiri ardına sıralandığına şahit oluyoruz. Özüne indiğimiz yerde Adem’i daha iyi anlıyoruz. Adem kolay olmayan kelimeleri öğrenirken rüzgarın ardına kapılıp gidiyor zikirleri ve her isimde bir kat daha inandığının boyasına boyanıveriyor. Zor olsa gerek, bu boyanın altında Adem olabilmek. Adem seviyor ademliğini, anlamını seviyor.
    Her kelimenin altından yeni bir Adem diriliyor.Kendi isimlerini, idrakinden aciz
    olduğumuz mukaddes bir muhabbetle seven Allah, onların tecellisine hizmet eden mahlukatını sever.Sever,sevdirir,sevindirir…

    (11:90) Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O’na tevbe edin. Muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir, (müminleri) çok sever. (Hud 90)

    Adem, cennetten çıkarıldığı günden itibaren iniler. İnlediği yerde dilini duaya
    bulaştırır. Öğrendiği isimlerle, Öğretene anlatır öğrendiklerini. Her inileme onu
    bir adım daha yakınlaştırır Baki olana… Yalnız Biri ister, Biri çağırır, Biri talep
    eder, Biri görür, Biri bilir, Biri söyler…

    Adem oluyorum bir an da… Yasaklı meyve dokunuyor dilime, mahcupluğum yüzüme yansıyor, al al oluyor yanaklarım ve utanıyorum O’ndan. Korkuyorum,beni yakıp parça parça etmesinden değil bu korkum,şimdi anlıyorum Vedud olan Vedud luğunu alırsa kalbimden ne yaparım ben Sevmezse beni,sevindirmezse, sevdiğini bildirmezse, sevdirmezse bir et yığınından ne farkım kalır? Dua oluyor iç seslerim. Hud suresi 90.cı ayet dolaşıyor kalbime diri tutuyor beni, biliyorum ki yine O sevindiriyor beni…

    İşte bu sevgi, bu merhamet Vedud isminden gelmektedir. Allah her bir eserini
    sevmekle birlikte, bu sevgi ve merhametin odak noktası, en mükemmel eser olan insandır. Çünkü, bütün ilahi isimlerin aynası, tecelligahı odur. Bir kulun kalbi isimlerle ne kadar ters düz olursa,kalp inkilap eder (boyutuna bakıp aldanmayalım)  o kalp ki Alemlerin Rabbine açılmış bir penceredir.O pencereden bakan göz puslu bir kareyle muhatap olmaz.Her şeyi kulları için yaratan,sadece kulunu kendi için yaradandır bu Yaradan…

    Bazen düşünürüm kendi küçüklüğümü ve O’nun büyüklüğü arasındaki dengesizliği… Bu kadar küçük bir noktaya ihtiyacı olmadı halde, peşimde koştuğunu hayal ederim.
    Şımarıklıklarıma tahammül eden, avucumun arasındakileri O vermemiş gibi,hiç
    tükenmeyecekmiş gibi, sahiplendiğim dünyalıklarımın arasında unutuşlarımı hiçbir zaman yüzüme vurmayan, küsmeyen, kırılmayan yanlışa bir yanlış yazıp kulunun doğrusuna sayısız artılar koyan, usanmadan herkesin gittiği yerde sadece benimle kalan…
    Seviyor ve seviniyorum, dil ile dillendiriyorum Buruc suresi 14 ayeti…

    (85:14) O, çok bağışlayan ve çok sevendir.

    Gözümü kapatınca güzelliklere kör olmuyorum, duyuyorum hissediyorum.        O nun varlığını bilmek için O na O nun bak dediği pencereden bakmam gerektiğini anlıyorum.
    Sevmek razı olmak demek.Ki Efendimiz tutar ellerimden burada ve gidebileceğim tek yol onun ayak izleri… Sevmek Habibullah gibi… Seveni sevdiği ölçüde sevmek
    gerekirse, buna en güzel örnektir kendisi..Vedud isminin ete kemiğe bürünmüş hali…

    Sevmek, sevinmek, sevdirmek… Sevmeyi vermeseydi, vermeyi de sevmezdi ki… Bütün mesele burada sevmeseydi neden yaratırdı ki bizi?

    MİHRİCAN KESKİN

  • Allah’a Duayla Yönelmek
    By Emrehan on Şubat 21st, 2009 | No Comments Comments
    DuaAklımıza çok dua etmemize rağmen dualarımızın gerçekleşmediği fikri düşebilir. Ancak unutmamak gerekir ki, duanın yanında müslümanların üzerine düşen bir sorumluluk vardır. O da yükümlülüklerini yerine getirmeleri.

    Bazen öyle daralır, öyle sıkışırız ki sığınacak, derdimizi dökecek ve gözyaşlarımızı yanında rahatça akıtacağımız birini ararız. Böylesi durumlarda en rahat sığınacağımız, sıkıntımızı rahatça arz edebileceğimiz, gözyaşlarımızı bir kayda tabi tutmadan akıtabileceğimiz yegane zat Allah’tır. O, bizden öncekilerde olduğu gibi, bizleri de merhamet ve şefkatiyle huzuruna kabul eder ve duamızla birlikte bizlere yönelir. O’nun huzurunda derdimizi açtığımızda, içimizi döktüğümüzde rahatlarız; sırımız onunla aramızda kalacağı için bir endişeye de kapılmayız. (daha fazla…)

  • Duada Sınır Yoktur
    By Emrehan on Aralık 5th, 2008 | No Comments Comments

    DEĞERLİ bir okuyucumuz, dua ederken, açgözlü ve hırslı olmaktan korktuğunu dile getirmiş ve öğrendiği bir hikâyenin zihnini karıştırdığını yazmıştı.

    Hikâyeye göre, büyük bir zâtın huzuruna iki adam çıkıyor. Çok şey isteyen ve gözü yükseklerde olan biri yüksek koltuğa oturmak istiyor. Mekânın sahibi büyük zât buna çok sinirleniyor. Çünkü O’nun huzuruna çıkmak bile lütufken fazlasını istiyor.

    Diğer adam, mütevazi olduğu için kenarda bir köşe bulup oturuyor. O mekâna kabul edilmeyi bile en büyük lütuf olarak değerlendiriyor. Bu tutum o zâtın çok hoşuna gidiyor ve mütevazi adamı en yüksek koltuğa alıyor.

    Şöyle soruyor okuyucumuz: Acaba biz duada çok isterken hikâyedeki yüksek koltuğa oturmak isteyen hırslı adamın konumuna düşmeyecek miyiz? (daha fazla…)

  • Stres ve Manevi Yaşam
    By nurahasret on Aralık 3rd, 2008 | No Comments Comments

    Gurur zayıf adamın güçlü taklidi yapmasıdır. ERIC HOFFER:”

    Tevhit inancında “Doktor ve ilaç sebeptir şifayı Allah verir” düşüncesinin ve İncil’de “Allah sizin yanınızdadır” inancının insana kazandırdığı faydaların ilginç örnekleri vardır.

    KONTROL DUYGUSU

    Bir insanın en büyük korkusu kontrol duygusunu kaybetme kaygısıdır. Kendisi ile, yakınları ile, beden ve akıl sağlığı ile kontrolü kaybedeceği düşüncesi bile o insanı çaresiz, güçsüz yapar. Kendini kötü hissetmeni netice verir.  İnsanoğlu doğaya hakim olma çabasında iken midesine, kalbine, iç organlarına sahip olamadığı ve kontrol edemediğini fark etmesi onun kendisini köyü hissetmesine neden olur.

    Bir çocuk düşününüz. Korkulu anın nedir denirse kendini güvende hissetmediği, kendini yönetemediği anı söyleyecektir. En mutlu anın nedir denildiğinde korktuğu anda annesinin kucağına sığında dakikaları söyleyecektir. (daha fazla…)

  • Sevaplar biriktirilebilir mi?
    By nurahasret on Ekim 15th, 2008 | No Comments Comments

    Ayağımızı kaydıran tuhaf bir bahanedir. Sanki çok büyüktür sermayemiz. Harcansa bitmeyecek gibidir kazandıklarımız. Ucundan kıyısından tırtıklanmasına razı olur gibiyiz. Ben sizin adınıza itiraf ediyorum. Nasılsa çokça sevabım var, azıcık eksilse de, kenarından yense de çok şey kaybetmem herhalde Böylece birikmiş (mi?) sevaba güvenip günahın avuçlarına bırakırız kendimizi. Sormadığımız soru ise uzaktan dudak büküp seyreder bizi: İyi de sevap biriktirilebilir mi?  Üste üste konulabilir mi iyilikler?
    Bir şeyi biriktirmemiz için harcadığımızın kazandığımızdan az olması gerekir değil mi? Bir şeyleri üst üste koyabilmek için elimizde kalanın elimizden çıkanlardan çok olması beklenir değil mi?

    (daha fazla…)

  • Günün Duası 29.07.2008
    By Emrehan on Temmuz 29th, 2008 | No Comments Comments

    “İhlâs ile kulluk edenler, nimetlerle dolu Cennet içindedir.
    Günaha dalan kâfirler ise Cehennem ateşindedir. İnfitar Sûresi, 13-14.”

    Ey Rabbimiz !
    Bize hep birlikte Senin ipine sımsıkı tutunmayı,
    Ve birbirimizden kopmamayı bağışla
    Verdiğin nimetleri hatırlamayı nasip et.
    Birbirimize düşmanken kalplerimizi uzlaştırdın.
    Senin bağışınla kardeş olduk.
    Ve ateşli bir uçurumun kenarındayken bizi ondan korudun.
    Sen yarattıklarının haksızlığa uğramasını dilemezsin.
    Bizi doğruluktan ayırma.
    Ey Rabbimiz!
    Bizi doğruluktan ayırma.
    Bizi doğruluktan ayırma.
    Bizi doğruluktan ayırma.

  • Sınırsız Şartlara Bağlı Mutluluklar
    By nurahasret on Temmuz 22nd, 2008 | No Comments Comments

    Mutsuzluk ve hayatından memnuniyetsizlik, insanın temel sorunu. Bu temel sorun ona dışarıdan dayatılmıyor. İnsanlar bu gezegen üzerindeki varlıklarını, gezegenle birlikte yaptıkları yolculuğun anlamsızlığını bir takım sınırsız şartlara bağlıyorlar. Kendi yaşamları için olmazsa olmaz kurallar koyuyorlar. Olmazsa olmaz şeklinde getirilen beklentiler, istekler, arzular, hedefler kişilerde düş kırıklıkları yaşanmasına yol açıyor. Bu da hayatın yaşanmaya değmez olduğu fikrini uyandırıyor. (daha fazla…)

  • Günün Duası 23.06.2008
    By Emrehan on Haziran 23rd, 2008 | No Comments Comments

    “Şimdi bak, Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir, O, her şeye hakkıyla kâdirdir. Rum Sûresi, 50.”

    “Ey Rabbimiz! Sana inanıyoruz, bizi affet.
    Ey Rabbimiz! Sana güveniyoruz, bizi bağışla.
    Ey Rabbimiz! Sensin bizim sahibimiz, bizi esirge.
    Ey Rabbimiz! Sen her şeyi görür, duyar ve bilirsin, bizim ayıplarımızı ört.
    Ey Settar! Setredici, örtücü ismin hürmetine, bizim kusurlarımızı bağışla.
    Ey Rabbimiz! Bizi ışıklı yolundan ayırma.
    Daima Sana kulluk eden, Senden korkusu ve umudu kesilmeyen kullarından eyle.
    Bizi bu zamanın şerlerinden koru.
    Nefsimizi emrimize ver.
    Şeydanın şerrinden bizi emin eyle.”

  • Günün Duası 22.06.2008
    By Emrehan on Haziran 22nd, 2008 | No Comments Comments

    “Her şey helâk olup gidicidir, O’na bakan yüzü müstesna. Hüküm ve hükümranlık O’nundur; siz de O’na döndürüleceksiniz. Kasas Sûresi,88.”

    “Ey Rabbimiz!
    Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama.
    Ey Rabbimiz!
    Güç yetiştiremeyeceğmiz yükleri bize taşıtma.
    Günahlarımızı affet, bizi bağışla ve rahmetini yağdır üstümüze.
    Sen Ulu Mevlamızsın, gerçeği inkâr edenlere karşı bize yardım et.
    Kuşkusuz ölümden sonra diriliş haktır, gerçektir.
    Cennet gerçektir, cehennem ateşi gerçektir.
    Sonsuz mutluluk gerçektir.
    Kuşkusuz Sen çok merhametli ve çok hikmetlisin”

  • Günün Duası 21.06.2008
    By Emrehan on Haziran 21st, 2008 | No Comments Comments

    “Allah” her şeyin yaratıcısıdır. O, her şey üzerinden hakkıyla görüp gözeticidir. Göklerin ve yerin tedbir ve tasarrufu O’na aittir. “Zümer Sûresi, 62-63″

    “Ey Rabbimiz!
    Bize bu dünyada da iyilik ver, ahirette de.
    Ve bizi ateşin azabından koru.
    Ey Rabbimiz!
    Ateşten bizi koru.
    O ateş ki, yakıtını insanlar ve taşlar oluşturur.
    Bizi inkâr ateşinden koru. Bizi gaflet ateşinden koru.
    Bize sabrı öğret, sabretmeyi bağışla bize.
    Ey Rabbimiz!
    Bize, güçlüklere karşı dayanma gücü bağışla, adımlarımızı sağlam kıl ve gerçeği inkâr edenlere karşı bize yardım et.”

  • Günün Duası 20.06.2008
    By Emrehan on Haziran 20th, 2008 | No Comments Comments

    ‘Hiçbir şey yoktur ki hazineleri Biz’im yanımızda olmasın. Her şeyi Biz belirli bir miktarla indiririz. Rüzgarları da Biz aşılayıcı olarak gönderdik, sonra gökten bir su indirip onunla sizi suladık. Yoksa o suyu hazinesinde saklayan siz değilsiniz.’ Hicr Sûresi, 21-22.

    “Ey doğuların ve batıların Rabbi!
    Ey yönlerin ve yönsüzlüğün Rabbi!
    Ey, zamanların ve mekânların Rabbi!
    Ey zamansızlığın ve mekânsızlığın Rabbi!
    Ey bağışlayıcılığı sonsuz Rabbim!
    Ey keremi sınırsız Allah’ım!
    Ey gücüne son olmayan Allah’ım!
    Bizi, Sana teslim olanlardan kıl.
    Bizi Yolunda yürüyenlerden eyle.
    Ve bağışlanma dileğimizi kabul et.
    Kuşkusuz Sensin tövbeleri kabul eden
    Sensin alemlere rahmeti dağıtan”

  • Günün Duası 19.06.2008
    By Emrehan on Haziran 19th, 2008 | No Comments Comments

    “Bütün Kutsal Kitap Fatiha’da, Fatiha Besmele’de, Besmele Be harfinde, Be harfi ise ayırt edici bir noktada bulunur. İşte ben, o ayırt edici noktayım” Hazret-i Ali

    “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
    Her Türlü övgü, yalnızca Allah’a özgüdür.
    Bütün alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim
    Hesap gününün hakimi
    Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz
    Bizi, dosdoğru yola, nimet bağışladıklarının yoluna ilet,
    gazabına uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.”

  • Günün Duası 18.06.2008
    By Emrehan on Haziran 18th, 2008 | No Comments Comments

    “Allah buyurdu ki:
    ‘Ben, Beni düşünen kulumun yanı başındayım.
    Ve Beni zikrettiğinde onunla birlikteyim.
    O Beni kendi nefsinde anarsa
    Ben de onu o topluluktan daha hayırlı bir topluluk içinde anarım.’”
    Her şeyi parlatmanın ve pası gidermenin bir çaresi vardır.
    Kalbin parlatılmasının çaresi ise Allah’ı zikirdir.
    Zikir kadar Allah’ın azabından uzaklaştıran bir amel yoktur.
    “Haberiniz olsun ki, kalpler ancak Allah’ı anarak huzur bulurlar.”
    O’nu anmak duadır.
    Dua zikirdir.
    Dua yoldur.
    İzdir, işarettir, yolu aydınlatan nurdur.

  • Oruç nedir? Niçin oruç tutuyoruz?
    By Emrehan on Haziran 14th, 2008 | No Comments Comments

    Orucun Arap dilindeki karşılığı “savm” kelimesi olup, bu kelime “bir şeyden uzak durmak, kişinin kendini tutması ve engellemesi” manalarına gelmektedir. Terim olarak ise, “tan yerinin ağarmasından güneşin batma vaktine kadar, bir gaye uğruna bilinçli bir şekilde yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durup nefsi dizginlemek” demektir. (daha fazla…)

  • Efendimiz’in tembellere uyarısı
    By Emrehan on Haziran 14th, 2008 | No Comments Comments

    namazYa cemaate gelirler ya da…
    O (sas), Kainatın Rahmet Peygamberi. O, güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen en merhametli peygamber. O, herkese karşı hep tatlı sözlerle hitap eden en güzel hatip… Peygamber Efendimiz (sas), hayatı boyunca hep güzellikleri anlattı insanlara. Hep müjdelemeyi yeğledi, nefret ettirme yerine. Herkese karşı çok nazik davrandı. Kendisine inanmayanlar dahi O’nun (sas) tatlı diline, yumuşak sözlerine hayran oluyorlardı. Fakat O Rahmet Peygamberi (sas), hep yumuşak konuşan güzel peygamber, bir konuda çok şiddetle uyarıyordu ümmetini: Namaz ve cemaate karşı aman tembellik yapmayın. Şöyle buyuruyorlardı Efendiler Efendisi (sas), “Bir kısım tembel adamlar, ya cemaati terk etmekten vazgeçerler yahut da onların evlerini başlarına yıkacağım.” (Hadis Ans. İbrahim Canan, 16/612) Böyle sert ifadeleri başka zamanlarda müşriklere karşı dahi kullanmaktan kaçınan Yüce Peygamber’in namaza ve cemaate karşı gösterilen tembelliğe gönlü katiyyen razı olmuyordu. Çünkü bugün tembellik yapıp cemaate gitmeyen yarın (Allah korusun) namazı da ihmal edebilecektir.
    Bu uyarı kulağımıza küpe olurken Efendimiz’in bir de müjdesiyle devam edelim. Şöyle buyuruyorlar Kâinatın Sultanı (sas), “Kim cemaatla yatsının ilk rekatını kaçırmadan kırk gece bu şekilde yatsı namazı kılarsa, Allah (cc) bu sebeple onun için ateşten bir azadlık yazar.”

    Sevgili dostlar, madem Peygamberimiz (sas), tembellikleri sebebiyle cemaate gitmeyenleri bu kadar sert bir ifade ile uyarıyor ve hem de yatsı namazını cemaatle kılmaya da muazzam bir müjde sunuyor, gelin bu mübarek günlerde namazlarımızı cemaatsiz kılmayalım. İki kişi bile olsak cemaati ihmal etmeyelim. Bunun yanı sıra özellikle yatsı ve sabah namazlarını da mahallemizdeki camide eda edelim. Ümit ve dua edelim ki, hem Efendimiz’in huzuruna tembel sıfatıyla çıkmayalım hem de Rabbimiz bizlere cehennemden kurtuluş yolları açsın. Haydi bırakın tembelliği ve koşun cemaate…

    Zaman/Ailem
    SALİH YUSUFOĞLU
    Sayı: 196
    Bölüm: Bir Teklif

  • Söz vermeden önce inşallah demeyi unutmayın
    By Emrehan on Haziran 14th, 2008 | No Comments Comments

    “Hiçbir konuda, Allah’ın dilemesine bağlamaksızın, ‘Ben yarın mutlaka şöyle şöyle yapacağım.’ deme! Ancak Allah dilerse (yapacağım de)” ayeti gereğince Müslüman yapacağı her işten önce ‘inşallah’ demeyi düstur edinmeli. (daha fazla…)

  • Dua Karşılıksız Kalır mı?
    By Emrehan on Mayıs 15th, 2008 | No Comments Comments

    Şartlarına uygun olarak yapılan dua asla karşılıksız kalmaz. Çünkü Rabbimiz dua edenin duasına icabet edeceğini vaat etmiştir. Akıllara, “O halde neden şartlarına uygun dua yaptığımız halde kabul olmuyor?” sorusu gelebilir. (daha fazla…)

  • Nasıl Dua Edilmeli?
    By Emrehan on Mayıs 15th, 2008 | No Comments Comments

    Duanın önemi ne kadar anlatılsa eksik kalır. Ama duanın kabulüne vesile olması için duanın adabını bilmemizde de yarar var. (daha fazla…)

Advertisement