Logo Background RSS

» din

  • Paslı Anahtarlar
    By nurahasret on Haziran 30th, 2009 | No Comments Comments

    anahtarHer meseleye Batı normlarıyla bakmak, kendi dünyasına yabancılaşmış insanların ortak tavrıdır.Batı ”din” derken, toplumuna hakim inançlar sistemini, özellikle Hristiyanlığı kastederken, başka iklimlerdeki uydular, kendi gerçekleri üzerinde düşünmek ”külfetini” göze almak yerine, aynı kişileri kullanma ”kolayını” seçerler! Efendilerinden devşirdikleri paslı anahtarların her kapıyı açabileceklerini sanırlar! Çok yönlü şuursuzluklarının temelinde ekseriyetle bunu görebilirsiniz.

    Din diye anılageldikleri için, batıl dinlere yöneltilen bir kısım haklı tenkidleri; sanki İslam Dini onlarla aynı kefeye konulabilirmiş, onlardaki zaaflara malulmüş gibi, onun içinde geçerli zannederler!

    Öyle ya: ”Karga uçtuğuna göre, her uçan şey niye karga olmasın?”

    Düşünmemenin, kuklalığın ”rahat” bir meslek olup olmadığı tartışma götürürse de , ”şerefli” olmadığı hususunda zerrece şüphemiz yoktur.

    Mehmet Selahattin Şimşek

  • İslâm Dininin ilme verdiği önem
    By Emrehan on Nisan 26th, 2009 | 4 Comments4 Yorum Comments
    Yaşar AYAZOĞLU

    Yaşar AYAZOĞLU

    Yüce dinimiz İslam, sevgili peygamberimize vahyin gelişinden beri ilme büyük önem vermiştir. İlk ayet peygamberimize insanı yaratan ve bilmediklerini kalemle yazmayı öğreten Rabbinin adıyla okumaya davet ederek indi. Hem Kuran’ı Kerim de Hz. Muhammed (s.a.v.) Müslümanları doğrudan doğruya düşünmeye ve ilim öğrenmeye teşvik ediyor. “Oku!”, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?1”, “Bilhem mediğiniz bir konuda bir bilene sorun2” mealindeki ayetler ilim ve düşünceye teşvik eden yüzlerce ayetten sadece bir kaçıdır. (daha fazla…)

  • Yanlışa Müdahale ve Çoğulculuk
    By Emrehan on Şubat 21st, 2009 | No Comments Comments

    kilitİçinde yaşadığımız zaman dilimi, birarada yaşama, hoşgörü, çoğulculuk gibi kavramların hüküm sürdüğü farklıbir dünya fotoğrafı çıkarıyor karşımıza. Bu kavramların aslında neanlama geldiği, neyi hedeflediği ve muazzez dinimiz tarafından neölçüde tasdik edildiği konusunda ciddi bir zihniyet krizi yaşadığımızortada.

    Kur’an ve Sünnet bizden, yaşadığımız ortama veşartlara bukalemun gibi ayak uydurmamızı değil, içinde bulunduğumuzortam ve şartları mümkün olduğunca Allah Tealâ’nın rızasına uygun halegetirerek yaşamamızı istiyor. Nasıl ki din değişmek ve dönüşmek içindeğil, değiştirmek ve dönüştürmek için gönderilmişse; aynı şekildemüslüman da bu anlayış içinde hareket etmek durumundadır.

    İçinde yaşadığımız zaman dilimi, bilhassa Batı’dan esen rüzgârların etkisiylebir arada yaşama, hoşgörü, çoğulculuk… gibi kavramların hüküm sürdüğüfarklı bir dünya fotoğrafı çıkarıyor karşımıza. Toplum olarak hiçbirmuhakemeye tabi tutmadan kabul edip kullandığımız bu kavramlarınaslında ne anlama geldiği, neyi hedeflediği ve muazzez dinimiztarafından ne ölçüde tasdik edildiği konusunda ciddi bir zihniyet kriziyaşadığımız ortada. (daha fazla…)

  • Prof. Dr. Mehmet Emin Ay – Ailede ideal din egitimi
    By Emrehan on Eylül 10th, 2008 | 1 Comment1 Yorum Comments

    Prof. Dr. Mehmet Emin Ay – Ailede ideal din egitimi
    Rotterdam İslam Üniversitesi

  • Şeytan ve Çağdaş Takipçileri
    By Emrehan on Ağustos 12th, 2008 | No Comments Comments

    Şeytan, Allah’ın rahmetinden uzak düşmüş, işi azgınlık ve azdırma; varlığını fitne, fesat, nifak ve şikak ekseninde sürdüren lanetlik bir tali’sizdir. Şeytânettir onun her işi ve şer peşinde koşar sürekli; koşar ve insanlarda kötülük duygularını tetikleyerek, onları iyilikten, güzellikten ve faziletten uzaklaştırarak âdeta kendine benzetip aveneleri hâline getirir. (daha fazla…)

  • Tasavvufda 4 Kapı Vardır
    By Emrehan on Ağustos 1st, 2008 | No Comments Comments

    1- Şeriat Kapısı
    2- Tarikat Kapısı
    3- Marifet Kapısı
    4- Hakikat Kapısı
    Öğreti olarak bu kapılar birer birer geçilerek Hakikate ulaşılır.
    Öğrencilerinden biri Mevlana’ya sormuş;
    “Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum.
    Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?” (daha fazla…)

  • Rabbim Görün Bana Bakayım Sana
    By nurahasret on Temmuz 25th, 2008 | No Comments Comments

    A’raf Sûresi’nin 143. ayeti, Hz. Musa’nın (aleyhisselam), farklı bir buudda buluşma yerine gelip Rabb’inin kelamına muhatap olduktan sonra, Cenab-ı Hakk’tan taleb-i rüyetini (Cenab-ı Hakk’ı görmek istemesini) anlatmaktadır. (daha fazla…)

  • Ağaçların Duası
    By nurahasret on Temmuz 25th, 2008 | No Comments Comments

    Ağaçlar konuşur mu? sorusuna ne cevap verirdiniz?
    Sizi bilemeyiz ama Amerikan Tarım Bakanlığı yaptığı araştırmalara dayanarak ağaçların da konuştuğunu ileri sürüyor. Ve bu konuşma, her hayat sahibinin sonu gelmeyen ihtiyaçları karşısında sonsuz bir kudrete yönelmesi ve ona kendi lisanıyla yalvarmasından farksız görünüyor… (daha fazla…)

  • Ruh ve Beyin
    By nurahasret on Temmuz 24th, 2008 | No Comments Comments

    Ruhun bedenden ayrılması son noktadır. Ruh bedenden ayrılınca organların bütünü yerindedir. Yani organlarda bir noksanlık ve değişim yok. Fakat göz görmez, ağız konuşmaz. Kulak işitmez. Niçin? Çünkü ruh bedenden ayrılmıştır.
    Anlıyoruz ki, ruh aynı manada candır, hayattır. Ruh ayrıldı, nereye gitti? Canlı organizma yaratmak Allah’a ait olduğuna göre. Hayat Allah’ın sıfatıdır.
    Hayatı veren O’dur.
    (daha fazla…)

  • Efendimiz’in (SAV) Kullandiği 40 öğretme metodu
    By Emrehan on Temmuz 24th, 2008 | No Comments Comments

    Efendimiz (sas) hayatinin her karesinde anlatacagi bir hususu en uygun ve en güzel bir üslupla anlatmis ve ögretmede de ayni metodu kullanmistir. (daha fazla…)
  • Genler ve Tesadüf
    By nurahasret on Temmuz 22nd, 2008 | No Comments Comments

    İNSAN yaklaşık 100 trilyon hücreden yaratılan muazzam bir varlık. Her hücremizde dört farklı nükleotidin (dAMP, dGMP, dCMP ve dTMP) farklı şekilde sıralanmasından meydana gelen ucuca sıralandığında yaklaşık 2 metre uzunluk oluşturan ve gözle görünmeyen, hücreye özenle yerleştirilmiş DNA (Deoksiribo Nükleik Asit) denilen moleküller var. Buna göre bir insandaki toplam DNA moleküllerinin uzunluğu 200 trilyon metre veya 200 milyar kilometredir. Dünyanın çevresinin 40 bin kilometre olduğunu düşünürsek, dünyanın çevresini 5 milyon defa dönecek kadar DNA moleküllerinin bir insanda mevcut olduğunu görürüz. (daha fazla…)

  • Niçin oruç tutuyoruz?
    By Emrehan on Haziran 14th, 2008 | No Comments Comments

    Layıkıyla tutulan bir oruç, mü’minde tarifsiz güzelliklere vesile olur. Sadece beden değil nefse de rahmani hava hakim olur. Ancak, sıhhat ve afiyete vesile olsa da biz bu faydalar için değil orucu Rabbimiz emrettiği için tutarız.
    Biz, herhangi bir menfaat düşüncesi ile değil yalnız Allah’ın emri olduğu için ve onun rızasını kazanmak maksadıyla oruç tutarız. Hz. Ali (Allah ondan razı olsun) diyor ki: (daha fazla…)

  • Oruç nedir? Niçin oruç tutuyoruz?
    By Emrehan on Haziran 14th, 2008 | No Comments Comments

    Orucun Arap dilindeki karşılığı “savm” kelimesi olup, bu kelime “bir şeyden uzak durmak, kişinin kendini tutması ve engellemesi” manalarına gelmektedir. Terim olarak ise, “tan yerinin ağarmasından güneşin batma vaktine kadar, bir gaye uğruna bilinçli bir şekilde yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durup nefsi dizginlemek” demektir. (daha fazla…)

  • Kur’an öğretiminden ücret alınması caiz mi?
    By Emrehan on Haziran 14th, 2008 | No Comments Comments

    Kuran ÖğretmekBüyük bir günaha maruz kalmış insan üzüntüsüyle söyleniyordu telefondaki hanım:
    -Ne olacak şimdi benim hâlim? Nihayet bunu da yaptılar bana!..
    Telaşlanarak sordum:

    -Hayırdır inşallah hanım kızım, nedir hâlin, ne yaptılar sana?.. (daha fazla…)

  • Gelin, kayınvalideye nasıl davranmalı?
    By Emrehan on Haziran 14th, 2008 | No Comments Comments

    Gelin KayınvalideHayat çizelgesi üstlenilen rollerle ve ibret levhalarıyla doludur. Gelinken çektirirseniz, kayınvalide iken bu kez kendiniz çekebilirsiniz. O yüzden mantıklı olup ne çekmek, ne de çektirmek gerekiyor.
    “Kapı mı çaldı? Kim geldi?”

    “Kim olacak tabii ki, annen.” (daha fazla…)

  • Meleklerin seyrettiği namaz: Sabah namazı
    By Emrehan on Haziran 14th, 2008 | No Comments Comments

    Meleklerin seyrettiği bir namaz kılmak ister misiniz? O halde sabah namazını kaçırmayın. Düşünün, tekbir alıyorsunuz, melekler şahit, rûkua gidiyorsunuz melekler şahit, secde anındasınız yine melekler şahit.
    Sabah namazını ne sıklıkla kılarsınız? (daha fazla…)

  • Efendimiz’in tembellere uyarısı
    By Emrehan on Haziran 14th, 2008 | No Comments Comments

    namazYa cemaate gelirler ya da…
    O (sas), Kainatın Rahmet Peygamberi. O, güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen en merhametli peygamber. O, herkese karşı hep tatlı sözlerle hitap eden en güzel hatip… Peygamber Efendimiz (sas), hayatı boyunca hep güzellikleri anlattı insanlara. Hep müjdelemeyi yeğledi, nefret ettirme yerine. Herkese karşı çok nazik davrandı. Kendisine inanmayanlar dahi O’nun (sas) tatlı diline, yumuşak sözlerine hayran oluyorlardı. Fakat O Rahmet Peygamberi (sas), hep yumuşak konuşan güzel peygamber, bir konuda çok şiddetle uyarıyordu ümmetini: Namaz ve cemaate karşı aman tembellik yapmayın. Şöyle buyuruyorlardı Efendiler Efendisi (sas), “Bir kısım tembel adamlar, ya cemaati terk etmekten vazgeçerler yahut da onların evlerini başlarına yıkacağım.” (Hadis Ans. İbrahim Canan, 16/612) Böyle sert ifadeleri başka zamanlarda müşriklere karşı dahi kullanmaktan kaçınan Yüce Peygamber’in namaza ve cemaate karşı gösterilen tembelliğe gönlü katiyyen razı olmuyordu. Çünkü bugün tembellik yapıp cemaate gitmeyen yarın (Allah korusun) namazı da ihmal edebilecektir.
    Bu uyarı kulağımıza küpe olurken Efendimiz’in bir de müjdesiyle devam edelim. Şöyle buyuruyorlar Kâinatın Sultanı (sas), “Kim cemaatla yatsının ilk rekatını kaçırmadan kırk gece bu şekilde yatsı namazı kılarsa, Allah (cc) bu sebeple onun için ateşten bir azadlık yazar.”

    Sevgili dostlar, madem Peygamberimiz (sas), tembellikleri sebebiyle cemaate gitmeyenleri bu kadar sert bir ifade ile uyarıyor ve hem de yatsı namazını cemaatle kılmaya da muazzam bir müjde sunuyor, gelin bu mübarek günlerde namazlarımızı cemaatsiz kılmayalım. İki kişi bile olsak cemaati ihmal etmeyelim. Bunun yanı sıra özellikle yatsı ve sabah namazlarını da mahallemizdeki camide eda edelim. Ümit ve dua edelim ki, hem Efendimiz’in huzuruna tembel sıfatıyla çıkmayalım hem de Rabbimiz bizlere cehennemden kurtuluş yolları açsın. Haydi bırakın tembelliği ve koşun cemaate…

    Zaman/Ailem
    SALİH YUSUFOĞLU
    Sayı: 196
    Bölüm: Bir Teklif

  • Söz vermeden önce inşallah demeyi unutmayın
    By Emrehan on Haziran 14th, 2008 | No Comments Comments

    “Hiçbir konuda, Allah’ın dilemesine bağlamaksızın, ‘Ben yarın mutlaka şöyle şöyle yapacağım.’ deme! Ancak Allah dilerse (yapacağım de)” ayeti gereğince Müslüman yapacağı her işten önce ‘inşallah’ demeyi düstur edinmeli. (daha fazla…)

  • Methedilmeyi bekleme ve makam-mevki zararlı bir istek mi?
    By Emrehan on Haziran 14th, 2008 | No Comments Comments

    Çok tehlikeli olan şeytanî tuzaklardan biri “hubbu câh”tır. Hubb; sevgi, bağlılık, tutku demektir; câh ise, makam, mansıb, pâye, şöhret ve itibar manalarına gelmektedir. Dolayısıyla, “hubbu câh”; makam sevgisi, pâye tutkusu, şöhret düşkünlüğü, rütbe hırsı ve itibar arzusu gibi manaları çağrıştıran bir terkip olarak dilimize girmiştir ve yaygınca kullanılmaktadır. İnsanlara görünme, (daha fazla…)

  • İslam’da bekâr kalmak var mı?
    By Emrehan on Haziran 14th, 2008 | No Comments Comments

    Güzel dinimiz İslam’da bekârlığa yer yoktur. Eğer bir insan sosyal ve ekonomik şartlarını yerine getirmişse, dinen kabul edilecek sağlık vb. gibi meşru bir mazereti de yoksa evlenmemezlik yapamaz. Kişi eğer fakirse, onun evlenmesine yardım etmek de zengin olan Müslümanların üzerine görevdir. (daha fazla…)

  • Edep Yâ Hû!
    By Emrehan on Haziran 14th, 2008 | No Comments Comments

    edep ya huEdep tâbiri değişik vesilelerle günlük hayatımızda varlığını gösterir. Hatırımıza gelen bazı tabirleri zikredersek, mesela, bizde ahlâkî duruşuyla saygı uyandıran kişilere müeddep, İlâhî kudretin ve içtimâi (sosyal) âdetlerin farkına varmadan yaşayan kişilere edepsiz, güzel davranışa sevk etme hâline te’dip, ince ve zarif sözlü kimseye edip ve bu lisanî güzelliklerin ilmi sahadaki adına edebiyat denilmesi, bizdeki edebe verilen ehemmiyetin hemencecik aklımıza gelen numunelerindendir. Ayrıca edep kaidelerinin geneline adap, cemiyet hayatımızda dikkat edilmesi gereken görgü kurallarının adab-ı muaşeret şeklinde isimlendirilmesi, edep kelimesinin hayatımızdaki yerini gösteren örneklerdendir. (daha fazla…)

  • Dua Karşılıksız Kalır mı?
    By Emrehan on Mayıs 15th, 2008 | No Comments Comments

    Şartlarına uygun olarak yapılan dua asla karşılıksız kalmaz. Çünkü Rabbimiz dua edenin duasına icabet edeceğini vaat etmiştir. Akıllara, “O halde neden şartlarına uygun dua yaptığımız halde kabul olmuyor?” sorusu gelebilir. (daha fazla…)

  • Nasıl Dua Edilmeli?
    By Emrehan on Mayıs 15th, 2008 | No Comments Comments

    Duanın önemi ne kadar anlatılsa eksik kalır. Ama duanın kabulüne vesile olması için duanın adabını bilmemizde de yarar var. (daha fazla…)

  • Yusuf’un Üç Gömleği
    By Emrehan on Nisan 28th, 2008 | No Comments Comments

    sonsuzmektup_serdtsa_18.jpgYûsufun Birinci Gömleği (*)
    Bizzat kıssayı anlatanının ifadesiyle “kıssaların en güzeli” Yûsuf Sûresi, sükûneti içinde heyecan verici olayları vermesiyle, pürüzsüz anlatımının ardında şaşırtıcı kırılmaları aktarmasıyla sayısız ibreti içinde saklayan bir kuyu gibi duruyor basiretimizin önünde.
    Kuyu dibinde kıskançlık belasını, kadın karşısında şehvet fırtınasını, (daha fazla…)

  • Dr. Muhammed Bozdağ Kimdir?
    By Emrehan on Nisan 18th, 2008 | 2 Comments2 Yorum Comments

    Muhammed Bozdağ
    Dr. Muhammed BOZDAĞ

    Trabzon-Akçaabat’ta 1967 yılında doğdu. Kastamonu-İnebolu Lisesini birincilikle bitirdi. Şeref Öğrencilerinden olduğu ODTÜ Kamu Yönetimi Bölümü’nden 1990 yılında mezun oldu. Yüksek Lisans Tezini “TBMM’nin Verimliliği” üzerine tamamladı. Halen doktora çalışmalarını sürdürüyor. 1992 yılından bu yana TBMM’de Yasama Uzmanı olarak çalışıyor. Kendisi muhtelif zamanlarda ABD, Almanya, Bosna Hersek ve Hırvatistan’da çeşitli incelemelere katılmıştır. (daha fazla…)

  • Özgürlük ve Allah’ın Çizdiği Sınırlar
    By Emrehan on Nisan 17th, 2008 | No Comments Comments

    Özgürlük ve Allah’ın Çizdiği Sınırlar
    Ebubekir SİFİL • Mart 2008

    Bizi insan olarak var eden kudret sahibi, insanlığımızı koruyarak yaşamanın yollarını da göstermiştir. İslâm’ın insanı “sorumlu varlık” olarak görmesi, bu çerçevede temel bir öneme (daha fazla…)

  • Sevgiyle İbadet Edebilmek
    By Emrehan on Nisan 17th, 2008 | No Comments Comments

    Sevgiyle İbadet Edebilmek
    Kürşat Salih YAMAN • Mart 2008

    Sevmek, insanın en önemli özelliklerinden biridir. Öyle ki, insan sevdiği için her şeyi yapar, dağı bile delmek ona zor gelmez. İbadetlerimize de birazcık sevgi katabilsek Rabbimize daha yakın olacağız. Peki acaba bunun yolu ne? (daha fazla…)

  • Şeytanla kabristanda karşılaşan adam
    By Emrehan on Nisan 4th, 2008 | No Comments Comments

    Seytanla kabristanda karsilasan adam, seytani cok neseli bir halde gorunce seytana sordu:

    -Bu ne hal?

    -Altin devrimi yasiyorum diye cevap verdi seytan. Adam anlamazliktan geldi ve (daha fazla…)

  • Hızır (A.S) ile Hz. Musa
    By Emrehan on Nisan 4th, 2008 | No Comments Comments

    Hz. Mûsâ döneminde yasamis ve peygamber olmasi kuvvetle muhtemel, hikmet ve ilim sahibi bir sahsiyet.Kur’ân-i Kerîm’de, Hizir (a.s.)’in isminden açikça bahsedilmez. Ancak Kehf Sûresi’nin 60-82. âyetlerinde yer alan Hz. Mûsâ ile ilgili kissadan “Katimizdan kendisine bir rahmet verdigimiz ve kendisine ilim ögrettigimiz kullarimizdan bir kul…” (18/65) diye sözü edilen sahsin Hizir (a.s.) oldugu anlasilmaktadir. Çünkü bizzat Peygamber Efendimizden gelen sahîh hadislerde bu sahsin Hizir oldugu açikça belirtilmistir (bk. Buhârî, ilm 16, 44, Tefsîru’l-Kur’ân, Tefsîru Sûrati’l-Kehf 2-4; Müslim, Fedâil 170-174). (daha fazla…)

  • En Büyük Musibet
    By Emrehan on Nisan 4th, 2008 | No Comments Comments

    En Büyük Musibet

    Soru: Risalelerde, “Asıl ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiyeye iltica etmek gerektir.” deniliyor. Bir musibetin dine dair olup olmadığı nasıl anlaşılır; bunun ölçüleri var mıdır? Musibet-i diniyeden Allah’a sığınmak ne suretle olur? (daha fazla…)

Advertisement