Tag Archives: Cennet

Cennet ve Nimetleri

cennet 300x225 Cennet ve NimetleriCENNET VE NİMETLERİ

Cennet nimet yurdudur. Allah burayı kulları içinden iman edenlerle Allah’ın emri ve yasakları doğrultusunda ha­reket eden takva sahibi olanlar için hazırlamıştır. Bu, onların dünyada iken samimi iman etmiş olmaları ve salih ameller işlemeleri sebebiyledir. Kendi nefislerini kötü isteklerine di­renmeleri, masiyet ve haram olan şeyleri terk etmeleri bakı­mındandır. Nitekim yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur.” (Zuhruf, 43/72)

Kullarımızdan takva sahibi kimselere verdiğimiz cennet işte budur.” (Meryem, 19/63)

İyiler kesinkes cennettedir.” (Mutaffifin, 83/22)

Sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve cennetteki ipekleri lütfeder.” (İnsan, 76/12)

Yüce Allah müminleri buna özendiriyor. Bunun için iyi amel işlemelerini teşvikte bulunuyor. Nitekim şanı yüce olan Allah buyuruyor:

Rabbinizden bir mağfiret; Allah’a ve peygamberine inanalar için hazırlanmış olup genişliği gökle yerin geniş­liği kadar olan cennete koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur ki onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.” (Hadid, 57/21)

Rabbinizin bağışına ve takva sahipleri için hazırlan­mış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete ko­şun.” (Ali İmran, 3/133)

İman edip yararlı iş yapanlara gelince onlar da cen­netliktirler. Onlar orada devamlı kalırlar.” (Bakara, 2/82)

Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimselere iki cennet vardır.” (Rahman, 55/46)

Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzu­lardan uzaklaştıran için ise şüphesiz cennet yegâne barı­naktır.” (Naziat, 79/40–41)

Canla Ba(ğı)şla Çıktı

orphan1 150x150 Canla Ba(ğı)şla ÇıktıTimaş Yayınları tarafından basıldı. Bir kaç gün içinde kitapçılardan sorabilirsiniz.. Arka kapak yazısı aşağıda:
Her birimizi sessizce kül eden Söz Yangını’nı haber veren Senai Demirci, şimdi de bu yangını söndürmek için Canla Bağışlamaya çağırıyor bizi. Her birimizi gül edecek bir fırsat olarak anlatıyor “verme”yi. “İnsan insanın kurdudur” diyerek krizler üreten küresel vurdumduymazlığa inat, ?İnsan insanın yurdudur? gerçeğini hatırlatıyor. Zekat, en yapışkan kirimiz bencillikten aklıyor bizi. Sadaka, en büyük belâmız kibirlenmekten kurtarıyor bizi. Seve seve vererek, ebedî sevinçler kazanıyoruz. Canla Bağışlayıp kendimizden eksilterek, canımızı sonsuzluğa taşıyoruz, başımıza ‘ebed kuşu’ konduruyoruz. Canla Bağışla, tebessümümüze muhtaç, tesellimize aç çaresizleri; yardımımızı bekleyen, ikramımızı uman yetim, öksüz ve yoksulları ‘cennet’imiz olarak yeniden tanıştırıyor.

Senai Demirci

Cennet'te Dört Mevsim

cennet 150x150 Cennet'te Dört Mevsim

Ve şimdi o ülkenin kapısı önündeyim…

Omuzlarım, kaybedilmiş yılların ağırlığıyla çökmüş…

Hayallerim yorgun…Soru işaretlerinin çengellerine asılmış beynimden şüpheler damlamakta…Sevgilerim yarım…

En kuytu köşelere gizlenmiş,aransa da bulunamaz geçmiş…Hatıralar, azabın ayak sesleri…

Gelecek, korkunun soğuk duvarlarına prangalanmış…‘’Belki de gelmeyecek!’’Ölümün kesin soluğudur saatler…

Bedenim ayakta,ruhum yıkılmış..

Ve şimdi o ülkenin kapısı önündeyim…

Gözlerimde bir ümit kıvılcımı… Yüreğim, delirtici fırtınalarla çalkalanan bir okyanus… Ki göğü kapkara bulutlarla kaplı…

‘’Güneş nerede?..’’

Yıllarca sorduğum soru, geceler boyu cevabını aradığım bilmece:

‘’Güneş nerede,ben neredeyim?..’’

Kaç kapı yumrukladım,kaç adım harcadım çıkmaz sokaklarda!… Kaç nefes tükettim,kaç kez tükendim!..

Kaç defa döndüm çılgınlığın yıkıcı hududundan,kimin kollarında!… Kimlerle haykırdım tedirgin ve gayesiz…

Nice zevklerin zehrini yudumladım, çare diye…

‘’Lakin,çare nerede ben neredeyim?..’’

Ve bir dönüm noktasında verdim hükmümü:’’Yaşam,bir arayış melodramıdır!…’’

Aramadan yaşanmaz,bulamamak sonu olur her şeyin!…

Ve şimdi, o ülkenin kapısı önündeyim…

İçimde taşıyamayacağım kadar büyümüş bir boşluk…Tanıyamayacağım kadar değişmiş bir yeryüzü, dışımda…

Dağlar bakışsız,sahralar kızgın!… Kuşlar konuşmasız denizler bezgin!…

Tohumdan başka şeylerde yutuyor toprak!…

Her yön gökyüzünce kuşatılmış… Ölümün işgaline uğramış hayatları insanların…

İnsanlar, ölüme mahkum!…

Ölüme mahkumum!…

Ve şimdi, o ülkenin kapısı önündeyim…

Gözlerimde bir ümit kıvılcımı… Yüreğim, seraplara bile hasret kum yangını bir çöl… Ki ne bir rüzgâr eser, ne bir damla düşer…

‘’Yağmur nerede?…’’

Seneler eskiten soru, gündüzler boyu cevabını aradığım bilmece:

‘’Yağmur nerede ben neredeyim?…’’

Kaç kibrit ışığına koştum,şimşek diye!…

‘’Gökgürültüsüdür’’diyerek kaç kısık ses kolladım…

Kaç defa bulutlandı gözlerim, bomboş gökyüzüne bakarken…

Nice kristal hayal kırdım kupkuru çeşmelerde!…

Kendimi kumlara gömmekte aradım çareyi…

‘’ Lakin,çare nerede ben neredeyim?…’’

Ve şimdi o ülkenin kapısı önündeyim…

Dudaklarımda bir yıldız ıssızlığı… Yürüdüğüm yolların tozu üzerimde… Ve durmadan, kat kat artan bir heyecanla kıpırtılı…

Başımda,bir dünya dönüşü sarhoşluğu…Yitirdiğim fırsatların pişmanlığı,kalbimde..Ve durmadan,kat kat artan bir hasretle sarsıntılı…

Bedenim genç, ruhum yaşlı…

Ve şimdi, o ülkenin kapısı önündeyim…

Gözlerimde bir ümit kıvılcımı… Yüreğim, bilmediği bir beldenin tutkunu… Ki döneceği bir yurdu yoktur zaten…

‘’ O ülke nerede?…’’

Yıllardır yıldıran soru, ömür boyu cevabını aradığım bilmece:

‘’ O ülke nerede,ben neredeyim?…’’

Kaç diyar dolaştım,’’ burasıdır’’ümidiyle…Kaç şehirden çıktım kolum kanadım kırık!..

Kaç kentten kovuldum!..

Nice mamureler yaktım kızgınlığımla!

‘’ O ülke yok’’:Kendimi kandırmakta aradım çareyi…

‘’Lakin,çare nerede ben neredeyim?…’’

Ve şimdi o ülkenin kapısı önündeyim…

Fakat sormayın nasıl vardığımı!…Çünkü bilmiyorum…Bildiğim sadece yürüdüğümdür…

Ben şimdi o ülkenin kapısı önündeyim!…

O ülkenin her mevsimi bahardır!…Her bahar bir cennet hayatıdır,yaşanır…

Bütün mevsim çiçekler açar, Kuşlar öter her dem…

Güneş batmaz,nehirler kurumaz o beldede…Yapraklarsa sararmaz!..

Ruh ölmez o ülkede!…

Dört mevsim,cennettir!…

O ülke ki kapısı ‘’ Fatiha’’dır…

O ülke ki Kur’an’dır!…

Sedat Turan

Zafer Dergisi 1991 Ağustos

Terziliğe Övgü

terzi 150x150 Terziliğe Övgü

Şairin aksine, rasyoneldir terzi. Ölçer. “Ben bu adamın ölçüsünü almıştım zaten!” demez, bir daha,bir daha ölçer. Aşık terzi Ali Osman Çoban, terzinin akılcılığını mistik bir temele oturtuyor: “Her müşteri Allah’ın ayrı birtecellisidir. ‘Bana özel davran’ diyor, çünkü özel yaratılmış.Her insan sözüyle, davranışıyla kendini gösteriyor. Konuşurken, kişi hakikatten ne kadar haberdar, bu meydana çıkıyor.”Terzilik insan fıtratına en çok uyan, insanı tamamlayan meslektir. Bütün canlılar giysileriyle doğar. Çıplak doğan, yalnızca insan. İşlediği suça karşı, elbisesi cennette rehin kalmış! Terzi Çoban doğru söylüyor: “İdris’in çırakları olmasaydı, Adem’in çocukları çıplak kalırdı! “İdris’in çırağı isen, kumaştan çalmayacaksın. Yaptığı işin “peygamber mesleği” olduğunu düşünmek ne büyük mutluluktur! Bu bilinçle çalışırsan, Çoban’ın erdiği sırra erersin: “Giyinmek, cehalet ayıplarından kurtulmak; soyunmak ise benlik mefhumundan, nefsanî duygulardan arınmaktır.

Giyinmek ve soyunmak diye birbirinin zıddı tercihler yok, birbirini tamamlayan unsurlar var. Yani biz cehalet, bilgisizlik ayıplarından kurtulmak için giyinmek zorundayız. Fazıllar ahlak-ı Muhammedi ile giyinirler. “Terzi Çoban’ın kalbi aklına kement atmış: “Akılla âşık olunmaz. Fakat aklı çalıştırmadan aşk kemale ermez. Akıl ile aşk iki ayak gibidir. İki ayak sonucu menzildir, menzil ise irfan. Hayatta en güzel şey samimi bildiğin bir dostu dinlemek, onunla konuşmak, sohbet etmektir. Hayat budur, Cennet budur, cemal budur, kemal budur.” 

Sıcak Gunlerin Serin Kaçamağı Ayder Yaylası

ayder1 300x220 Sıcak Gunlerin Serin Kaçamağı Ayder YaylasıAyder, Çamlıhemşin ilçesinin 19 km. güneydoğusunda 1350 m. yükseklikte çam ormanları ile kaplı daha ziyade yayla niteliğinde bir yerdir. Fırtına deresi boyunca eşsiz doğa güzelliklerini izleyerek varacağınız Çamlıhemşin ilçesi hudutları dahilinde yer alan Ayder gürgen dibiyle Aşağı ve Yukarı Ambarlık(Gelin Tülü) şelalesi, yayla evleri, çiçekli düzleri, türlü çiçeklerdin elde edilen balı ve şifalı kaplıcasıyla sırtını Kaçkarlar’a dayamış, çam örtülü yamaçlarla kaplı cennet görünümündedir. Bakanlar Kurulu Kararı ile 1987 yılında “Turizm Merkezi” ilan edilen Ayder’de İl Özel İdaresi ve özel kuruluşlar tarafından otel, kaplıca tesisleri yapılmaktadır. Yaz aylarında yerli ve yabancı turistler 55 derece sıcaklıktaki yeraltından gelen, şifalı kaplıca suyundan yararlanmaktadır. Kaplıca romatizmal hastalıklar, iç hastalıkları, kadın hastalıkları ve cilt hastalıklarına iyi gelmektedir.

Didim’de yaz…

didim1 300x151 Didim’de yaz…Aydın sınırları içinde yer alan Didim, Kusadası’ndan 70 Bodrum’dan 110 km. uzaklıkta önemli bir turizm merkezi. Güllük Körfezi’ni çevreleyen iki yarımadadan biri (digeri Bodrum yarimadası) üzerinde yer alan Didim, 53 kilometrelik sahil şeridinin üzerinde hemen hepsi kumsal olan onlarca koya sahip. Bu koylar içinde kuşkusuz en önemlisi, oteller bölgesinin hemen önünde uzanan, Ege’nin dünyaca ünlü plajlarından biri olan Altınkum.
Didim oldukça sıcak bir iklim kuşağında almasına karşın, düşük nem oranı yazın bunaltıcı sıcaklardan şikayet edenler için iyi bir seçenek oluşturuyor. Yöredeki 200′e yakın turistik tesis her zevke ve keseye hitap edebilecek çesitlilikte. Ev pansiyonlarından otellere, kamp yerlerinden tatil köylerine uzanan geniş bir yelpaze içinde pek çok konaklama seçeneği var.

Sapanca’da Romantik Bir Kaçamağa Ne Dersiniz?

sapanca1 300x225 Sapanca’da Romantik Bir Kaçamağa Ne Dersiniz?SAPANCA uzun, düzgün sahili ve temiz gölüyle, çevresinde gezebileceğiniz yerlerin fazlalığıyla, sakin bir haftasonu geçirmek için ideal bir belde.. Gezilecek yerlerin birbirine olan yakınlığı sebebiyle gününüzü dolu dolu geçirmeniz mümkün.
Gezilecek Yerler

İstanbul başta olmak üzere civar kentlerde yaşayanlar,yakınlığı ve bir göl ve yeşillikler beldesi olması sebebiyle son dönemde kısa süreli tatiller için Sapancayı tercih ediyorlar. Özellikle göl civarına kurulan turistik tesisler, Maşukiye, Kırkpınar gibi yerleşim birimlerindeki tatil köyleri ve yazlıklar bu yoğun talebi rahatlıkla karşılıyor.

Cennetten kopma bir köşe..Amazon’da bir tatile ne dersiniz? Muğla Bördübet…

bordubet1 300x150 Cennetten kopma bir köşe..Amazon’da bir tatile ne dersiniz? Muğla Bördübet… Amazon tadında bir tatil,Bördübet-Marmaris Muğla
Marmaris’in Reşadiye yarımadasında yer alan Bördübet Koyu, Hisarönü Köyüne bağlı küçük bir tatil yöresi. Bördübet; kuş, hayvan ve bitki çeşitleriyle küçük bir “Amazon”u gibi adeta.. Bu yüzden yıllar önce İngilizler koya “bird the bed” adını vermişler. İngilizler’in koyduğu bu ad zamanla değişime uğramış ve yöre halkı tarafında Bördübet olarak kullanılmaya başlanmış..
Bördübet çam ormanları arasında, huzur içinde tatil yapmak için ideal bir seçim. Bördübet’te dereden kano veya bota binip 500 metre yol alarak denize ulaşabilir, veya tekne turlarına katılarak koyu gezebilirsiniz. Bölge zengin tabiatı ve nefes kesen manzaralarıyla fotoğrafseverlere de bolca malzeme sunmakta.

Keşfedilmeye Değer, Çanakkale-Assos..

assos1 300x225 Keşfedilmeye Değer, Çanakkale Assos..Assos çevresindeki kasabalarda hala keşfedilmemiş cennetler bulabileceğiniz, insanı büyüleyen, mutlaka görülmesi gereken bir yer. Ayvacık ilçesinde yeralan Assos dört mevsim yerli ve yabancı turistleri konuk ediyor.

Gezilecek Yerler
Yüksek kayaların üzerine kurulmuş ihtişamlı Assos Antik Şehri Ören Yeri, Çeşitli dönemlere ait onlarca tarihi eser, Orijinal mimarisi bozulmadan restore edilen taş evlerle bezenmiş dar sokaklar, Ege’nin tertemiz mavisiyle kucaklaşan doyumsuz bir manzara, insanı içine çeken etkileyici bir doğa, huzur dolu gizemli bir atmosfer…

Gizli Cennet Çaykara

dscn0603 135x100 Gizli Cennet ÇaykaraÇaykara İlçesi İçinde Barındırdığı Doğal Güzellikleri Ve Yaylalarıyla  Trabzon’un Gün Yüzüne Çıkmamış  Gizli Cennetlerinden Biri Olarak Kalmıştır. Son Yıllarda Yayla Turizminin Artmasıyla Birlikte  Bu Doğal Güzelliklerde Kendisini Sergilemeye Başlamıştır. Farklı Bir Tatil Planı Yapmayı Düşünenler İçin İdeal Ve Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler Arasına Yer Almaktadır.

Yat nedir?

yat 299x300 Yat nedir?

Yat kelimesi (Yacht) sözcüğünün türkçe karşılığıdır. Yacht sözcüğünün geçmişi ise 17. yüzyıla kadar dayanır.

İnsanlar Neden Ümitsizliğe Kapılır?

umit 150x99 İnsanlar Neden Ümitsizliğe Kapılır?İnsanlar, istedikleri bir şeyi elde edemeyince sevdikleri bir şeyi yitirince veya
başlarına kötü bir olay geldiğinde ümitsizliğe kapılırlar. Bunun yanında, bu sıkıntılar vesilesiyle ahirette bağışlanmayı, cehennemden kurtulmayı, cennete gitmeyi ümit etmek akıllarına bile gelmez. Günlük hayatın telaş ve karmaşası içinde başlarına gelen her olumsuzluk onlar için bir üzüntü ve karamsarlık nedeni olur. Kur’an’dan gelen ilahi teselliden mahrum oldukları için şeytanın tüm vesveselerine kulak verir,sayısız endişe,kuruntu ve tasalarla gün ve gecelerini kendilerine zindan ederler.