İslâm Hukukunda, Hz. Peygamberin “Bıyıkları kısaltınız, sakalları da bırakınız” manasını ifade eden hadisi sebebiyle, bıyıkların kısaltılması sünnettir. Ancak bunun tek istisnası, düşmana heybetli görünmek için, gazilerin bıyıklarını uzatmasının caiz görülmesidir. Nitekim Ebüssuud Efendi de bir fetvasında bu hakikati dile getirmiştir:
“Sûfiler bıyıkları dibinden kırkmak sünnetdir deyü i’tikad eyleseler, şer’an mezbûrlara nesne lâzım olur mı? El-Cevâb: İftiradan ictinâb etmek lâzımdır. Mesnûn olan kaş mikdârı kalınca almaktır. Ol dahi gazilerden gayrıyadır. Gâzîler uzatmak mendûbdur; adüvve (düşmana) heybetli görünmek içün”. İşte gerçek bir Gazi olan Yavuz’un pala bıyıklarının hikmeti ve şer’î dayanağı budur.
Prof.Dr. Ahmet Akgündüz - Bilinmeyen Osmanlı isimli eserinden alıntıdır.
Konuyu bir kaç açıdan ele almakta yarar vardır:
1- İslâm Hukukuna göre kulakların küpe takılmak üzere delinmesi ve küpe takılması, kadınlar için caiz görülmüş; ama erkekler için caiz görülmemiştir. Bazı hukukçular, erkek çocukların da kulaklarının delinebileceğini ve bu tür bir olayın Hz. Peygamber zamanında yapıldığı halde yasaklanmadığını ileri sürmektedirler. Her hal ü kârda ergen erkeklerin kulaklarını deldirmeleri ve küpe takmaları, çoğu hukukçulara göre haram ve bazılarına göre ise mekrûhdur; yani kısaca caiz değildir. Devamını okuyun »
Bu iddianın tam tersi doğrudur. Yani Yavuz olmasaydı, bugün Doğu Anadolu’daki ehl-i sünnet olan Kürtler, Şî’a'nın tasallutu altında olurlardı. Osmanlı Devleti’nin Doğu Anadolu ile alakası, XV. yüzyıla kadar uzanır. Ancak bölgenin Osmanlı Devleti’ne ilhakı veya daha doğru bir tabirle iltihakı, 1514′de kazanılan Çaldıran Zaferi’nden sonradır.
Bilindiği gibi. Şah İsmail, İran’da kısa bir zamanda Safevî Devletini kurmuş ve Doğuda hem Osmanlı Devleti için ve hem de âlem-i İslâm’ın birlik ve beraberliği için, hem siyasî ve hem de dinî açıdan tehlike arz eder hale gelmiştir. Şehzade Selim, bu iki yönlü tehlikeyi henüz Trabzon Sancakbeyi iken fark etmiş ve babasını İstanbul’da ikaz dahi eylemişti. Fakat, II. Bâyezid, tedbir alamamanın yanında, Şiilerin tahrikiyle çıkarılan Şah Kulı isyanını da önleyememişti. Anadolu’yu Şiîleştirme hedefini güden ve her geçen gün bu hedefine daha da yaklaşan Şah İsmail, bir türlü durdurulamıyordu.
Biz o devirlerde hayatta olmadığımız için, hep içimizde bir özlemdir Osmanlı Medeniyeti… İnsanlığın hâlâ hasretini çektiği, temelinde insan hak ve özgürlüklerine saygı, hoşgörü, adâlet barındıran yüksek erdemlerle dolu bir medeniyettir Osmanlı. Hangimiz hayalî de olsa şair Nedim’in “Bir sefa bahşedelim gel şu dil-i nâşada/ Gidelim serv-i revanım yürü sa’d abad’a/ İşte üç çifte kayık iskele amade/ Gidelim serv-i revanım yürü sa’d abad’a” dizelerinde kendini zamanın işlemeli kıyafetleri içerisinde bir kayıkta bulmadı ki. Devamını okuyun »
Osmanlıların Güvenilirliği: Osmanlılar fethettikleri tüm topraklarda güvenilir karakterleriyle tanınmışlardır. Bu özellik, onların Kuran ahlakını örnek alıp yaşamalarının bir sonucudur. Allah Kuran’da iman edenler için “(Bir de) Onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde (harfiyyen) riayet edenlerdir” (Mearic Suresi, 32) şeklinde bildirmektedir. Devamını okuyun »
Son Yorumlar