Sirke Nasıl Yapılır?
Sirke

Sirke

Yıllardır İstanbul’da sirke yapmaya çalışırım, Neden satın almıyorsunuz derseniz anlatayım, Günümüzde gıda sektöründe inanılmaz yanlış işler yapılmaktadır. zaman zaman Tv haber bültenlerinde mevcut durum gözlerimizin önüne serilmektedir.
Nerede ise her şeyde Yapay,sentetik,zehirli,İslam dinine göre HARAM, gıda nizamnamesine muhalif unsurlar gıda üretiminde veya üretim sonrası ürünün raf ömrünü uzatmak için denetimsiz , bilinçsiz şekilde kullanılmaktadır.
Sirke Asetik asit veya etanoik asit CH3COOH formüllü bir organik asittir, günümüzde çok amaçlı kullanım alanı vardır,sentetik olarak kimyasal yöntemlerle üretilmesi daha yaygındır. Marketten “sirke ruhu” olarak alıp turşularınıza kattığınız sentetik asittir, sindirim için çok zararlıdır.
Gıdaların ve katkı maddelerinin zararları konusunda Sağlıklı beslenme sayfalarımızdan faydalanabilirsiniz.
Bu nedenlerden dolayı üretiminde ve satışa sunulmasında sağlıksız tedbirlerin içerdiği hiçbir gıda maddesini kullanmamaya gayret ediyorum, Piyasada doğal sirke bulamadığım için yıllardır kendi sirkemi kendim yapmak için çok uğraştım, Pazardan aldığım üzümlerle başarısız oldum, bunu üzümlerin haşereden korunması için tarlada çokça zehirli madde sıkılmasına bağladım, Birkaç kez mahallemizdeki asmalardan topladığım üzümlerden denedim %50 gene başarısız oldum, fakat bu ürünlerden yaptığım sirkeyi kullanıyorum, tadı keskin değildi, 2007 Eylül ayında Hayrat’a gittim, üzümler toplandı pekmezler yapıldı, üzümün kabuklarının atıldığını gördüm, Bunları alarak bir fıçıya koydum , fıçıyı su ile doldurdum, bir avuç kaya tuzunu eriterek ilave ettim, 2 gün sonra Fıçıda beklettiğim üzüm kabuklarından elde ettiğim şırayı tülbentle süzerek temiz bidonlara aktardım.
Bidonlardan büyük olanı tavan arasına çıkaramadım, birkaç yıldır kullanılmayan ahırımızın bir köşesine yerleştirdim, fıçının kapağı yoktu, naylon torba geçirerek dışarıdan toz girmesini engelledim,
Birkaç tane 5-10 kiloluk naylon kaba koyduğum şıraları tavan arasına çıkardım. Ve kısa zaman sonra evi kapatarak İstanbul’a döndük, uzun yıllar başarısız olmamın verdiği umutsuzlukla pek başarılı olacağımı sanmıyordum
2008 Mayıs ayında TDF ve Beylikdüzü belediyesinin Trabzon ziyaretine katılarak geldiğimde Hayrata çıktım Kardeşim bir hafta önce gelmişti ama merak edip şıraların akıbetini araştırmamıştı, oda bu üzüm kabuğu sularının sirke olacağına inanmıyordu. Eve gelince Bismillah ilk işim ahıra inerek şıra bidonu bakmak oldu.
Bidondaki şıranın üstü 2cm kalınlıkta kabuk oluşmuştu, Bir kepçe yardımı ile kabuk kısmını aralayarak sıvı kısımdan aldım, heyecanla ve merakla sıvının tadına baktım, Hayretler içindeyim, inanamadım tekrar bir kepçe daha aldım bir yudumda içtim, pırıl pırıl bir renk, keskin mi keskin bir ekşilik, mükemmel bir tad , gerçekten mükemmel bir sirke meydana gelmişti.
Bu konularda köyümüzün bilirkişisi konumunda olan Ali Çelebi abiye durumu anlatmak için bir kavanoz numune ile yola çıktım, önce Ömer Çelebiye rastladım, sirkeyi tadınca aynen benim duygularımı seslendirdi.Ali abide tasdik etti.
uçakla İstanbul’a döneceğim için yanıma fazla alamadım, gazoz şişeleri ile Bir miktar İstanbul’a getirdim , Burada ikram ettiğim arkadaşlarım “şimdi anladık bu güne kadar içtiğimiz aslında sirke değilmiş demek zorunda kaldılar.

BAZI TESPİTLERİM:
Köye geldiğimde hava birden soğumuştu, Trabzon’da terledik ,Hayratta üşüdüğümüzden olacak midemde acı bir yanma vardı, canım çok acıyordu, bir çay bardağı kadar sirke içtiğimde 5-10 dakika sonra midemdeki ağrıların kesildiğini gördüm, ayrıca şuurumda canlanma olduğunu, bütün yorgunluğumun geçtiğini fark ettim.
Bölgemizin önemli nimetlerinden olan kara üzümü ziyan ediyoruz, çayla kafayı bozduk, 2006 yılından çay fabrikalarından alacağı olanlar var, gelin bu kara üzümü ticari anlamda yetiştirin, bundan elde edeceğiniz gelir çaydan çok fazla olacaktır,
Piyasada 20-50 ytl ye satılan kara üzüm pekmezi , Bana bu sirkeyi yeterli üret perakende litresi 10 ytl den satarım diyen esnaflar var, Baharatçılarda Kanser ilacı olarak kilosu 30 ytl ye satılan kara üzüm çekirdeği bütün bunları düşünerek ziyan olan imkanları değerlendirecek insanlarımızın bana dua edeceğine inanıyorum,
Kahvede oturarak bölge maalesef kalkınmayacaktır. Biz çalışırsak maddi sorunlarımız bitecek huzurumuz çoğalacaktır, Çayımızı,Fındığımızı Gürcistan dan, doğudan gelen işçilere kestiriyoruz, inşaatımızda iç Anadolu ve Gürcistan lı çalıştırıyoruz, sonra biz Trabzon dernekleri , federasyonları olarak ,kalkınma tedbirleri araştırıyoruz, Çalışmayan bir topluma hangi formülü icat edeceğiz bilmiyorum, bilen varsa lütfen yazsında bizde bilgi sahibi olalım
kalın sağlıcakla benim güzel hemşerilerim.
Alıntı: www.hayrat.net

Sihirli İksir: Sirke
SİRKE, yemek ve salatalarımıza çeşni veren, ayrıca turşu yapımında kullanılan ekşi (asitli) bir maddedir.
Ekşimiş üzüm ve elma suyu demek olan sirkede bol miktarda C vitaminiyle bazı madeni tuzlar bulunur. Bu yüzden sirkenin besin değeri yüksektir ve vücudumuza çok faydası vardır.
Sirkede yüzde 6-7 oranında asetikasit (sirke ruhu) mevcuttur. Bilhassa bu sirke asidi; iştah açar, sindirim salgıların artırıp hazmı kolaylaştıran ve sirkeye ferahlatıcı hoş kokusunu veren maddedir.
Yapılışı:
Tabii sirke, elma veya üzüm suyunun 15 gün kadar bir kapta üstüne tülbent örtülerek bekletilmesi ve süzülmesiyle elde edilir. Böylece meyve kalıntılarından arındırılır. Hava almasına imkân vermeyen şişelere tam dolacak şekilde aktarıldıktan sonra serin, loş ve güneş ışığı almayan bir mekânda saklanır.
Kullanıldığı yerler
Sirkenin tam bir şifa kaynağı olduğu günümüzde anlaşılmıştır ve hayatımız için önem arz eden çok sayıda mineral ve vitaminleri ihtiva ettiği bilinmektedir.
Şifa amacıyla kullanmak için; bir bardak suya 2 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 1-2 tatlı kaşığı bal katarak, günde 3 defa, mümkünse yemeklerden önce (fazla kilo problemi için de etkili olan elma sirkesi bu amaçla kullanılacaktır mutlaka) alınmalıdır.
Yine her sabah aç karına bir defa alırsak sağlığımızı korumada faydalıdır.
Sirkeyi salatalarda, çorbalarda vs aroma vermek ve iştah açmak için de kullanabiliriz.

Sağlığımıza faydaları
• Sirke asidi normal dozlarda dahi mikrop öldürücü özelliğe sahiptir. Bu sebeple bazı salğın hastalıklara karşı tıbbi ve ciddi bir tedbir olarak hep tavsiye edilir.
• Yine bağışıklık sistemini güçlendirerek nezle, grip, boğaz ağrıları gibi enfeksiyonlara yakalanmayı engeller.
• Sirke sindirimi kolaylaştırır. Hazımsızlığa iyi gelir. İştahı açar. Bu sebeple birçok yemek ve salatalarda tat ve çeşni için kullanılır.
• Ayrıca barsak gazına ve kabızlığa iyi gelir.
• Sirke mide hararetini giderir. Safrayı keser. Safra rahatsızlıklarına iyi gelir ve safra akıntısını tanzim eder.
• Kalp ve sinirleri kuvvetlendirmede düzenli olarak elma sirkesi-bal karışımı alınması tavsiye edilir. Yine bu karışım muhtevasında olan A ve diğer vitaminlerle görmeyi keskinleştirir.
• Sirke kandaki kolesterolu düşürerek kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu rol oynar. İçerdiği doğal asitler ve enzimlerle kanın daha sağlıklı ve ince akmasını sağlar.
• Elma sirkesi yüksek miktarda kalsiyum, yani kemik ve dişler başta olmak üzere insan vücudunun en temel minerallerinden birini ihtiva etmektedir. Böylece kemikleri mineral bakımından zenginleştirerek osteoporozu (kemik erimesi) önler.
• Kadınlarda adet ağrılarına ve anormal akıntılara karşı tesirlidir.
• Sirkeyle soğuk su friksiyonları en zararsız ateş düşürücü, keza vücuda sükûnet ve ferahlık veren bir tatbikat olur.
• Egzama ve yaralara sürülürse büyük ölçüde şifa etkisi vardır.
• Başta damarlar, karaciğer, böbrekler olmak üzere vücudu toksinlerden (zehirli atık maddeler) arındırır, yağlı – mukus kalıntılarını parçalar.
• İdrar yolları enfeksiyonlarında, sindirim bozukluklarında, kramplarda, yaban arısı sokmalarında, saçta kepekte, uyku bozukluklarında, kulak çınlamasında da kullanılır.

“Ne güzel katık!”
PEYGAMBER EFENDİMİZ (asm), Mekke’nin fethinde, amcası Ebu Talib’in kızı Ümmehani’nin evini şereflendirmişti.
Ona:
“Yanınızda yiyecek bir şey var mı?” diye sordu.
Ümmühani, mahcup bir ses ile cevap verdi:
“Hayır, kurumuş ekmek kırıntıları, tuz ve biraz da sirke var. Ben de, bunları sana ikram etmekten utanırım…”
Mübarek ömrü boyunca, önüne konulan hiçbir yemeği küçümsemeyen ve beğenmemezlik etmeyen Allah’ın Resulü:
“Getir onları!” emretti. Sonra o kuru ekmekler suyun içine ufalandı. Bir miktar tuz ilave edildikten sonra da, üzerlerine sirke döküldü!
Bu mütevazi yemeği, afiyetle yiyen Peygamber Aleyhisselam, Rabbine hamd duaları ettikten sonra, şöyle buyurdu:
“Ey Ümmühani! Sirke ne güzel katıktır! Sirkesi bulunan bir ev, katıktan mahrum sayılmaz!”
Sefa Saygılı
(hanımlar.com)

Benzer yazılar

Yorum yapın