Selim Bölükbaşı’yla bir gençlik Söyleşisi

0
1.556 kez

melek-selim-bolukbasi3İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarı mezunudur, neredeyse bütün enstrümanları çalabilme yeteneğine sahiptir (mesela kemençe ile Orhan Gencebay şarkısı çalmışlığı vardır)
Çok güzel horon oynar, mükemmel Orhan Gencebay taklidi yapar. Resmi sitesinde ( www.selimbolukbasi.com ) ‘gemi geliyi‘ isimli bir aranjesi vardır ki aklımı başımdan almıştır, tıpkı Kazım ağabey’i gibi içimizden biri Kazım ağabey’i bir konserinde orkestrasını tanıtırken ‘efendim lütfen beni anlayışla karşılayın, dünyanın en yakışıklı, en seksi ve güzel çalan Kemençecisi, ne kadar şanslıyım değil mi?’ sorusuna utangaç bir şekilde ‘bilmem öyledir herhalde’ diyerek cevap veren gerçekten çok yakışıklı, çok şeker, akıllara ‘bir insana göbek bu kadar mı yakışır’ sorusunu getiren gencecik yaşına rağmen çok büyük başarılara imza atmış güzel insan.
Gelin hep birlikte Sevgili Selim Bölükbaşı’nı dinleyelim..

Selim Bölükbaşı ismi artık birçok yerde tanınıyor, senin bugüne kadar yaptığın çalışmalar nelerdir? Karadeniz müziğine katkıların neler oldu?

Selim Bölükbaşı: Şöyle söyleyeyim, öncelikle müziğe bakarken işte “çalgımızı çalalım da gerisi önemli değil” gibi bir tarzda yaklaşım göstermedim. Asıl amacımız her ne olursa olsun müzik yapmak olduğu için kendi alanımızla ilgili birçok yerde bulundum. İddia edebileceğim şeylerin başında tulum ve kemençe için yaptıklarımı söyleyebilirim. Belki kemençe için çok şey yaptım diyemesem de tulum için çok şeyler yaptım. Ama kemençe için de yapacağım çok şeyler var. Tulumla ilgili olarak açıkça söyleyebilirim ki, bugüne kadar ciddi anlamda bir şeyler yapmaya çalışan tek insan ben oldum. Bu anlamda bu sazı geliştirmek adına hiç kimsenin bir katkısı, bir kaygısı olmadı. Hâttâ bana gelen öğrencilerime bile bakın şöyle yapın, böyle yapın dediğim halde bile maalesef kimse bir şeyler yapmaya niyetli değil. Benim kendi tulumumu yapan ustam Sabahattin Kangal’ın ismini vermeyi uygun buluyorum, kendisi bu işte önemli bir isimdir. Onunla tanışmam iyi oldu, özellikle tulum yapımındaki tecrübesinden de istifade etmiş oldum. Zaten onunla tanışma fırsatım olmasa bile kendi tulumlarımı kendim yapmaya niyetliydim. Konservatuar’da müzik aletleri yapımında okuduğum için bu anlamda bir sıkıntım yoktu. Sabahattin Kangal da yeniliklere açık bir usta olduğu için kendisi ile bazı şeyler yapmaya başladık.

Tulumdaki ses kapasitesini biraz arttırdık ve 6-7 sese kadar çıkarttık. Bir kere tonlar yoktu, La, Si ve Sol sesinden başka ton bulamıyordunuz. Tizde Do diyezden, Pes’te Mi’ye kadar yarım sesler ve tam sesler olarak her tonu yaptık. Artık ton sorunu kalmadı. Mesela bayan sanatçılar tulumu kullanamıyordu. Hülya Polat’a bu anlamda yardımcı olup ona kendi sesine uygun şekilde kullanabileceği Do diyez bir tulum yaparak kendisinin bu anlamda sıkıntısını gidermiş olduk. Tulum sadece uşşak makamı çalan bir sazdı; ama artık hicaz, kürdili hicâzkâr, sabâ, nihâvend ve bunun dışında akla gelebilecek her makamı çalabiliyorsunuz. Bu anlamda yaptığım yenilikleri mütevazi olmadan tek başıma kendim yaptım diyebilirim. Çünkü başta da söylediğim gibi kimse yanımda olmadı. Yeri gelmişken yine bireysel çabalarım sonucunda İ.T.Ü. Devlet Konservatuarında önümüzdeki 3-5 sene içerisinde kemençe ve tulum dersleri de verilmeye başlayacaktır, bu müjdeyi de buradan vermek istiyorum. Bu çalışmalarımın yanı sıra yine çalma tarzı üzerine de çok çalışmalarım oldu. Birçok insanın tuluma merak sarmasında öncülük yaptım. Kazım abi ile çalışırken tulum üzerinde farklı neler yapabiliriz diye çok düşünüp bazı şeyleri yapmışızdır. Kemençe üzerine de birçok çalışmam olacak ama şimdilik bunlardan bahsetmek istemiyorum. Bunların dışında Tekfen Flarmoni Orkestrasında kemençe çalıyorum ve bu anlamda ileride bir kemençe konçertosu düzenlemeyi düşünüyorum. Bunların haricinde daha önce de söylediğim üzere Birol Topaloğlu ile çalışmalarım oldu, yine İskoç “Hevia” grubu tarihte ilk gayda ve tulum düeti yaptık. “Sultan’s Of The Dance” isimli projede yer aldım. Kazım abi ile geçmişte “Gülbeyaz” dizi müziklerinde yer aldım. Cafer İşleyen’ le birlikte “Kuş Dili” dizisinin müziklerini yaptık. Karadeniz müziği olarak değilse de sinema filmi olarak “Sen Ne Dilersen ” isimli filmin müziklerini yaptık.

Televizyon filmi olarak da Digiturk kanalı için yapılan “Kilit” adlı filmin müziklerini yaptık. Yakında da proje olarak Zeki Öktem’in yönetmenliğini yapacağı “Çinliler Geliyor” adlı filmin müziklerini de yapmamız söz konusu. Son günlerde yine Bakü, Tiflis, Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın Resmi açılışında Türkiye’yi temsilen sahne aldık.Bunun yanında halen Volkan Konak’la da beraber çalışmaktayım. Aynı zamanda aranjörlük yapma gibi çalışmalarım da var. Acizane olarak elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz.

Kazım Koyuncu ile birlikte çok güzel çalışmalara imza attınız birlikte geçirdiğiniz zamanlar size neler kazandırdı, neler değişti hayatınızda?

Bu röportajı yapmanızda bugün burada olmamda bile katkısı çok büyük birlikte yaptığımız müzik tecrübesi ondan aldığım müziğe bakış açım Kazım Abiden bu anlamda çok şey öğrendim çok tecrübe kazandım. Bir örnek vermem gerekirse Müzikte bir yerlere gelebilmek için en az On yıl tecrübe almanız gerektiğini düşünürsek o on yıllık tecrübeyi ben iki üç senede Kazım Abiden aldım Hayata bakış Müziğe bakış ve İnsanlık adına çok şey öğrendim tabi vefat ettiğinde Hopa’da da bizi çıkarmışlardı mikrofon başına ben çok beceremem öyle konuşmaları benim söylediğim bir şey vardı, aynı şeyi söyleyeceğim yine ben tek çocuğum ne Ablam ne Kardeşim var o anlamda Kazım Abi benim O Abi eksikliğimi tamamlayan kişiydi ben Abi mi kaybettim yaptığı O Ağabeyliklerin eksikliğini hep hissediyorum kısaca böyle diyebilirim O da beni sağ olsun Kız arkadaşıyla (Gönül ) beraber çocukları gibi severdi Selim bizim çocuğumuz derdi. Bugün biraz da olsun tanınıyorsam bunu büyük bir kısmını Kazım Koyuncuya borçluyum.

Karadeniz müziği hakkında çok fazla bilgiye sahip olmadığınız için bayağı zorluklar yaşamışsınız daha sonra bu açığı nasıl kapattınız kimler yardımcı oldu size?

Ben araştırmacı biri değilim hani çok ciddi araştırmalar yaptım kendim öğrendim diyemem ama benim kendi sazlarımla ilgili genel araştırmalarım oldu Karadeniz müziği adına Laz müziği adına en Büyük katkıları Birol Topaloğlu’ndan aldım. Kazım Koyuncu’dan önce ilk müziğe Birol abiye vokal yaparak başladım ben sonra perküsyon (vurmalı çalgı) ve tulum çalmaya başladım. Ara tulumu yeni çalmaya başlamıştım sonra biraz geliştirdikten sonra tulumcu olarak Birol Abi ile devam ettim. Birol Abi Karadeniz müziğinin daha derinlerine iniyor. Kazım Abi ile asıl yapmak istediğim müzik tarzına yaklaştım. Modern müzik enstrümanlarını Karadeniz müziğine nasıl adapte edebileceğimi öğrendim. Bu anlamda ikisinden de çok şeyler öğrendim Karadeniz müziği ile ilgili. İkisine de çok şey borçluyum.

Genç nesil sanki Karadeniz müziğini Kazım Koyuncu ile sevmeye başladı sizce doğrumudur bu?

Kazım Abi Karadeniz müziğini herkesin sevebileceği bir hale getirdi. Çok iyi farklı bir anlayışı vardı hatta sadece Karadeniz’e değil bütün Dünyaya Sevdirdi, çünkü yapılan müzik çok güzeldi ama bunun dışında da Birol Topaloğlu, Volkan Konak, Fuat Saka’nın da çok fazla katkısı vardı ama dediğimiz gibi genç kitleye en fazla kendini gösteren Kazım Abi olmuştur çünkü Kazım Abinin farklı bir bakış açısı vardı.Ben Üniversite konserleri vermek istiyorum gerekirse hiç para almadan ücretsiz Üniversite konserlerine çıkmak istiyorum oradan bir kişinin aklında başka bir yol açabilirsem benim için en büyük kazanç budur derdi. Biz bunları gördük ondan. Ondan dolayı gençlerin Sevgisi çok büyüktür Kazım Abiye.

Müzik dinlemek istediğinizde özellikle aradığınız bir sanatçı var mıdır? Beğendiğiniz tulumcu ve kemençeciler kimlerdir?

Bu soru bana çok faza soruluyor kimleri dinleyerek geldiniz buralara bende hep bu cevabı verdim ben hiç kimseyi dinlemedim tam tersine dinlemekten sıkıldım aslında çünkü esas amacım var olan O Tulumu Kemençeyi o şekilde duyurmak değildi. O şekilde duyduğumda hoşuma gitmiyordu Kemençede hep gıy gıy tulumda var olan, hep o tek düzey sesler bunlar hep beni rahatsız etti ama sonradan tabii ki kendi içinde ayrılan insanlar var, bunları yok sayamazsınız tabii ki mesela şuan da ben çok diniyorum desem yalan olur ama beğendiğim kişi olarak sorarsanız; Kemençede Cemal Berberi, Fuat Abinin Kemençecisi Tahsin Terziyi oda Hülya ablanın kemençecisi bunları çok beğenirim önemli adamlar bence Tahsin Abi için herkes piyasa kemençecisi diyorlar ama hani var olan diğer kemençecilerle kıyaslıyorlar O bulunduğu ortamdan mecburen çalar yoksa o gerçekten çaldığı zaman istediği ortamı bulduğu zaman çok faklı İnsanlar. Bu yönünü gösteremiyor yoksa O da insanlar tarafından çok sevilecek. Ben bildiğim için çok severim Onlar gibi çalmayı çok isterim aslında ben onlar kadar iyi değilim tulumda da mesela Birol abiden duydum Kumlu Ahmet vardı Ahmet Aydın onu çok beğeniyorum yani çok tane tane çok düzgün çalan. Remzi Bekar’ı çok beğenirim birçok tulumcu beğenmez mesela onu ben çok beğenirim çok temiz ve kendine has çalan biridir Paşa Canca diye birisi vardır yine onu da çok fazla bilen yoktur ama Birol Abinin ilk albümünde heyamo albümünde kızakkaya diye bir parça vardır… Onda çaldığı yol havasını kimse çalamaz hakikaten çok iyi yol havası çalma tekniği vardır. Benim tüylerimi diken diken eden adamdır. Beni tulumuyla başka yerlere götürmeyi başaran ender insanların başında gelir.

Bayan tulumcularımız ( Filiz İlkay Balta) kemençecilerimiz (İlknur Yakupoğlu ) var. Hiç dinleme fırsatınız oldu mu nasıl bakıyorsunuz bayanların tulum ve Kemençe çalmasına?

Esasında çok dinlemedim ama karşılaştım kendileriyle de tanıştım. Bunlar olmalı tabi Kültürümüze çok ayrı bir renk katıyorlar Giresun’dan ağasardan çok da var, hatta Karadeniz de hatta Türkiye de çok fazla ileri görüşlü bir toplum olmadığı için yavaş yavaş bu şekilde kendimizi değiştirmemiz gerekli bu isimlerinde çok katkısı olacak bu yolda.

Peki, siz karşılaştınız mı hiç böyle zorluklarla? Size de bir cephe alındı mı?

Maalesef Türkiye bu konuda baskıcı bir toplum bende çok fazla zorluklar yaşadım benim karşılaştığım zorluklar inanç adına Dini anlamda zorluklardı. Benim kendi Köyümle ilgili sorunlar var. Benim köyüm bu konuda sorunlu bir Köy Dindarlık ya da inanca hiç bir zaman saygısızlık edemeyiz hepimizde var ama bizimkilerde biraz fanatiklik derecesinde. Hep kızmışımdır aslında ama hiç bir zamanda saygıyı elden bırakmadım, saygısızlık etmeden ben orda da var oldum. Zamanında çok fazla karşı çıktılar Tulum çalmama da şarkı söylememe ya da Kemençe çalmama inançlarımıza aykırı olduğunu savundular. Hep çok mücadele ettim saygıyı elden bırakmadan, çünkü bir ilk yapıyorsunuz bu anlam da, Saygısızlık edemezsiniz bu O bayanlar içinde, senin içinde öyle ilkler her zaman zordur. O zorluğun mücadelesi aslında başka bir şey değil olacaktır, onu geçeceksiniz ama sizden sonrası öyle olmayacak bende bunu bildiğim için hep sabırlı saygılı bir şekilde devam ettim. Ben kendi köyümde de bir ilkim bu konuda ama gittiğim yolun doğru olduğuna inandığım için hep sonuna kadar gittim. Benden sonra çok şey değişti köyde ne oldu mesela içinde var olan o duygular çıktı artık. İnsanlar dile getirmeye başladı duygularını benim amcamın çocuklarının bile içlerinde olmasına rağmen benden sonra dile getirebildiler. Şimdilerde o kadar çok arttı ki bunu görmek çok fazla memnun ediyor, doğru yolda olduğumu bir kere daha gördüm.

Tulum ve Kemençe kurslarınız var, devam ediyor mu?

Bir dönem yapmıştım ama şuanda yok bu kurslar. Öğrencilerim oldu hatta çok iyi çalanları vardır. Şuan da piyasa da bayağı ilerletti kendini geçen gün dinlemeye gittim. Ben tulumu kendi kendime öğrendiğim için bilimsel bir eğitim veremedim ama konservatuar okuyan biri olduğum için az çok konservatuarda okutulan ensturmanlardan yola çıkarak temninler hazırladım teorik düşünerek ne olur ne olmaz kendi kendime öğrendiğim için egzersizler ürettim. Zaten yakında benim İnternet Sitemde de olacak. İnternetten tulum dersi yapacağız çekimleri yaptık, orda da öyle mesela egzersizler var orda da en çok zorlandığım insanlar o temninleri bilmediği için alışmaları zor ve zaman alıyor, sabır gerekiyor konservatuarda da öyleydi sabır lazım onun dışında çok zorluk yaşamadım.

Albüm çıkarmayı düşünüyor musunuz? Gerek Sitenizde gerek facebook da sizin için kurulan gruplarda bu istek çok yoğun bir şekilde dile getiriliyor.

Tabii ki kafamda böyle bir proje var ama, şimdi askerliğim var benim internet sitemde de hep okuyorum çok seviniyorum tabii ki bu sözlere çok mutlu oluyorum. Beni motive eden bir durum. Bir yandan diyorum ki: Hani yerimiz ne, ben çok fazla önemli bir adam değilim, bir yandan zaten müzik yapan bir adamız tabii ki bir albüm istiyorum fakat askerlik gibi bir durum olduğu için hep ertelendi önce aralıkta askere gideceğim askerden sonra direk bir proje yapmak istiyorum ondan sonra bu proje benim çalışmama bağlı içime sinmesine bağlı. Ben biraz titizim bu konuda, mesela Hülya Ablanın albümünü yapıyoruz normalde piyasada albümler 1 ya da 2 ayda çıkar ama hülya ablanın albümü 6 ay sürdü. Benden dolayı ama çok uğraşıyorum bir mixini yapmak için. Normalde 15 Günde biter ama ben 2 aydır uğraşıyorum çünkü dinliyorum olmuyor içime sinmiyor, ama insanları da bıktırıyorsun fazla titizlikten dolayı da çünkü çıkması gerekiyor, ama olacak olanın en iyisi olsun istiyorum. Kendi albümümle daha çok ilgilenmek istiyorum ama terzi kendi söküğünü dikemez mantığı ile böyle şeyler yaşıyorum, kendime yaptığım sözleri çok beğenmiyorum projede neler yapacağım kendime bakalım…

Selimina’nın sözleri kime ait?

Kazım Abinin albümünde de yazdım o sözler esasında beklide anonimdir, ama ben Babamda duydum Babam da Amcasından duymuş ezberlemiş dolayısıyla, ben Harun Bölükbaşı’na aittir. Destanın kedisi melodisiyle beraber beni aslında oradan alıp başka bir yere getirmek istediğim için Destanını dinlediğimde benim çektiğim bir Fotoğraf vardı Anneannemin evinde pencereye baktığımda karşı tarafta Kaçkarları görüyorum ama böyle kızıl bir hal var O kızıllık sırayla bana doğru gelen bir yeşillikle devam ediyordu. Kafam da onu hatırlatmasını istedim hep o vardı. Düzenlemede de hep onu anlatmasını istedim benim içim yerine oturdu insanlardan da hep duyduğum yorumlarda aynı oldu. Dinleyenlerde benle aynı şeyleri paylaşıyorlar, bunları duymak beni çok memnun ediyor demek ki Selimina da istediğim mesajı verebilmişi.

Sultans of the Dance ‘Anatolia’ ‘Şaman ‘ ‘Anadolu Ateşi’ gibi halk oyunları projelerinde yer aldınız nasıl başladı nasıl gelişti bu projeler?

Bunda okulun çok büyük katkısı oldu. Okuldan hocalarım çağırdılar dediler bu şekilde projeler var tabi bunda benim bir ilk olmam konservatuarlı ilk tulumcu olmamın da katkısı var ben bunu dile getirmiyorum fazla aslında ama dile getirmekte de fayda var. Notayı bilen notasıyla tulum çalan ilk tulumcuyum. Bu anlamda ilklere imza attığım için dolayısıyla hocalarımda bunu ilk bende gördükleri için konservatuarda gördüğümüz ilk tulumcu sensin dediler. Bu yapılan projelerde de teoriyi bilen insanlar lazımdı hep ünlü ve usta müzisyenler çalıştı. İnsanlarla müzikal dilde konuşabilecek kişiler lazımdı, haber yolladılar. Müzikal dille anlaşabilecek tulumcu da bendim hocalarımda beni önerdi yani ilk olmamın katkısıyla yer aldım. İlk önce kayıtlarında bulundum sonra bir canlı orkestra kuruldu orda yer aldım ama sonra bu orkestra dağıldı, sonra diğer gruplarda da yer aldım tabi bunlar hep o teorik bilgiye sahip olmamdan gelen projelerdi.

Karadeniz müziğinin dünü, bugünü ve yarını hakkında görüşleriniz nelerdir?

Bana göre Karadeniz müziğinin dünü çok kötüydü. Benim küçük yaşlarda kendi müziğimizi dinlemememin nedeni de buydu. Eğer bir müzik şehirlere açılmamış, evrenselleşmemiş ve mahalli kalmışsa o müzikten gelişme ve beğenilme bekleyemezsiniz. Belki benim için dünü olarak söyleyeceklerim bunlardır. Laz müziğinde zamanla mesela Kazım abi, Birol Topaloğlu gibi isimlerin çıkmasıyla insanlar bir şeyler yapabilmek adına cesaret kazandı. Hakeza Volkan Konak ve Fuat Saka da Karadeniz müziği ve kültürü üzerine katkılar sağlamıştır.

Yurtdışında ki konserlerde nasıl karşılandınız?

Kazım Abi ile bizim Türkiye’den çok yurt dışında konserlerimiz oldu. Birol Abiyle yine çok güzel çalışmalarım oldu çok önemli gruplarda söyledik ama yalnız verdiğim konser olarak dersem Hollanda da konserler verdim hatta çok beğenildi. 4 kere üst üste verdim ama maddi açıdan sınırlı konserler olduğu için oradaki müzisyenlerle çaldım. Kendi ekibimi götüremedim 3 gün prova yaptım ilk yalnız konserlerim olduğu için zorlandım ilk etapta, heyecanım çok yüksekti ama sırayla devam edince, beğenildiğimi gördükçe çok motive oldum.

Değerli Volkan Konak ile yaptığımız bir röportajda ‘Selim varken ben Kemençe çalmam usta o dur.’ sözlerini söylemişti Kemençe Sevginizin Kazım Koyuncu ile başladığını bilmekteyiz nasıl oldu bu gelişmeler?

Sağ olsun Volkan Abim bende çok ayrı bir yerdedir. Bana çok ayrı bir çizgi kattı onun sayesinde yıllarca adını duyduğum, beğenerek dinlediğim insanlarla tanıştım bana bu yönden de katkısı çok oldu. Yaptığım dizi müziklerini hep volkan Abi yönlendirdi, beni tavsiye etmişti bende hiç bir zaman yüzlerini kara çıkarmadım ki devam ettiler benle.

Karadeniz de kendinize özel, orada olmaktan çok keyif aldığınız bir yer var mı?

Çok fırsat bulamasam da var tabii ki, kendi Köyümde Anneannemin bahçesinde bir manzara vardır, bütün Karadeniz görünür Ardeşenden fındıklı ya kadar bütün Kaçkarlar görünür çok güzel bir düzlüktür. Önü açık, orda böyle boş boş oturmayı çok severim. Günlerce kalasım geliyor inanılmaz bir İlham veriyor bana. Onun dışında Kito yaylasına gitmiştim orayı da çok beğenmiştim hatta o zaman bir Otel yapılıyordu ondan sonra nasip olmadı o Otelde kalmayı çok istemiştim. Kala da çok istediğim bir yer yazın yoğun olduğumuz için fazla denk gelmiyor ama günü birlik gittiğimde de Ayder’e uğrarım, Ayder çok turistlik olduğu için bir balık yer inerim. Ama gerçekten oturup da kendi başıma daldığım yer Anneannemin bahçesidir.

Yemeklerimizle aranız nasıl peki?

Kilomdan da anlaşıldığı gibi çok iyi (burada koptuk hep birlikte) aslında çok seçici biriyimdir. Vejetaryenimdir ama bu ciddi sorunlar yapıyor unutkanlık yapmaya başladı. Şimdilerde yavaş yavaş Et yemeye başladım yöremizden derseniz Lahananın her türlü yemeğini yerim, muhlamayı çok severim, özellikle Mısır ekmeği ile Yoğurt yemek de vazgeçilmezlerim arasındadır.

Facebook da sizin adınıza açılan gruplar var haberiniz var mı? Bunlardan üye sayısı da azımsanmayacak durumda.

Ben sadece bir tanesinden haberdarım bu kadar çok grup açıldığını bilmiyordum. Ama bunları duymak beni gerçekten çok gururlandırıyor. Ben bu kadar popüler olduğumu düşünmüyordum açan kişilere ve bu gruplara üye olan arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Bunlar çok takdir edilmesi gereken şeyler hiç bir çıkar beklemeksizin benim için bir şeyler yapıyorlar.

Trabzonlu bir arkadaşım var onla tanıştığımda benim hayranım olduğunu ve her konuda yardımcı olmak istediğini söylemişti. Şimdi çok iyi iki arkadaş olduk. İlgileniyor sağ olsun ben ilgilenemiyorum ama onların gücü beni çok mutlu ediyor.

Sizlere de ayrıca teşekkür ediyorum hiçbir çıkar beklemeden üstelik bu güzel sürprizinizle geldiniz.

Röportajımızı okuyan Karadenize.Com üyelerine neler söylemek istersiniz?

Öncelikle böylesine güzel bir Siteyi oluşturduğunuz için size ve bu Güzel Kültürümüzü unutmayıp her an Karadeniz kültürünü yaşayan ve gelecek nesillere aktaran bütün üyelerinize teşekkür ederim. Hayat boyunca felsefem eğer bir şeyleri değiştirmek istiyorsan önce genç nesilleri etkilemen ve onları buna inandırman gerektiği üzerineydi. Sizin sitede genç bir üye potansiyeline sahip.
Ben inanılmaz mutlu oldum, bu akşam çok keyif aldım, kendimi özel hissettim, güzel hediyeniz için düşünmüş olmanız bile yetti. Beni seven herkese çok teşekkür ediyorum. Aranızda olmayı çok isterim en yakın organizasyonunuzda sizinle olacağım bunun sözünü veriyorum buradan da. Askere gitmeden önce hep birlikte bir Kahvaltı organizasyonunda buluşmayı umuyorum. Ayrıca bahsettiğiniz güzel çalışmalarınızda da çok etkilendim sadece sanalda kalmayıp ciddi anlamda güzel çalışmalarınız var. Ben bütün kalbimle inanıyorum ki O ışık sizde var ben gördüm bu akşam. Çok daha güzel yerlere geleceksiniz bende hep yanınızda olacağım.

Röportaj: Melek Bakırtaş & Zeliha Yüksel
Fotoğraf: Ali Biber
Yer: Beyoğlu / İstanbul (Natura& Peace) www.natureandpeace.com
Tarih: 15/11/2008

Her hakkı saklıdır. Bu röportajın metni ve fotoğrafları karadenize.com’a aittir. İzinsiz kullanılamaz.
Bilgi için; webmaster@karadenize.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here