Fevzi Çakmak ve Kazım Karabekir nasıl unutturuldu ?
İsmet Paşa hiç savaş kazandı mı?
Hatta bir seferinde Refet Bele ve diğer İstiklal Savaşı komutanları kendi aralarında konuşurlarken bir gazeteci gelmiş, onlara “İnönü zaferi”ni sormuş, paşalar hep birlikte gülüşmüşler.
Gazeteci bir pot mu kırdım acaba deyip gülüşmelerinin sebebini sorunca “Canım” demişler, “onu bize anlatma, İnönü kaçarken adamları gelip Yunanlıların da geri çekildiklerini haber veriyorlar, bunun üzerine düşmanın üzerine hücum ediliyor, Yunanlılar zaten kaçıyor, hepsi bu!” Bunun üzerine gazeteci merakla sormuş: “Peki Atatürk’ün İnönü’yü tebrik ettiği, “Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz” dediği telgraf neyin nesi o zaman?”
Refet Bele gülerek cevap vermiş:
“Mustafa Kemal Paşa İsmet’in morali bozulmasın diye ‘Söyleyin Hamdullah Suphi Beye, benim ağzımdan şuna bir telgraf döşensin’ demiş. İşte bu telgraf o telgraftır.” İkinci İnönü Muharebesi ise Fevzi Çakmak’ın son andaki müdahalesi sayesinde hezimete dönüşmekten kurtulmuştur. Meclis zabıtlarını okuduğunuz zaman görürsünüz ki, istisnasız herkes bu zaferin Fevzi Çakmak’a ait olduğuna inanmaktadır. Aksini düşünen dahi yoktur. (İyi ama kimse Fevzi Çakmak’ın bir zafer kazandığını okuyamaz kitaplarımızda.) Nitekim İsmet Paşa da telgrafında İnönü savaşını gerçek kazanan komutanın Genelkurmay Başkanı Çakmak olduğunu beyan etmiştir:
Fetih 1453 17 Şubat’ta Sinemalarda
”Fatih Olmasaydım Ulubatlı Hasan Olmak İsterdim” Fatih Sultan Mehmet Han
17 Şubat’ta sinemalar da..
Cumhuriyet bir ‘Redd-i miras’ üzerine kurulmuştur
Resmi ideoloji” nereye kadar? Demiştik ki, “cumhuriyet bir ‘redd-i miras’ üzerine kurulmuştur”. Alfabemizi reddettik… Kılık kıyafetimizi reddettik… Hukuk sistemimizi reddettik… Müziğimizi reddettik… Mimarimizi reddettik… Tarihimizi reddettik… Ecdadımızı reddettik… İlhamını dinimizden alan köklü kurumlarımızı (medrese, tekke, zaviye) reddettik… Dilimizi reddettik… Hatta ve hatta dinimizi bile (âdeta) reddettik (en azından buna zorlandık)… Bunlar bir medeniyetin temel taşları sayıldığına göre de, medeniyetimizi reddettik. Tabii bir kimlik bunalımına sürüklenip arabeskleştik… Biraz Batılı, biraz Doğulu… Biraz Amerika, biraz Avrupa… Biraz Roma, biraz Mekke… Biraz Müslüman, biraz Hıristiyan (yaşam biçimi olarak)… Biraz muhafazakâr, biraz devrimci… Biraz mafya, biraz kanun! Bu yüzden hemen her sahada bitmez tükenmez tereddütler, hemen her alanda şaşkınlıklar, hemen her şey yaz-boz tahtası… İstikrar kırmızı mumla aranıyor! Ayrıca, yaşanan “redd-i miras”, işte bu türden “kültür ihtilâli”nin eseridir! Hatırlayalım ki, “kültür ihtilâli” dünyada yalnız üç milletin başına geldi: Çinlilerin, Arnavutların ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının… Mao’nun ölümüyle Çin bu yoldan döndü. Hatta aralarında Mao’nun karısının da bulunduğu “kültür ihtilâli” mimarlarını cezalandırdı, kadîm kültürüne sarılıp bunun moral etkisi sayesinde adeta “yeniden diriliş”i gerçekleştirdi (Türkiye yeni anayasa sürecinde böyle bir yola girer mi dersiniz?). Çin’in birden bire ekonomik bir dev olma yoluna girmesi ve bu açıdan dünyayı tehdit etmeye başlaması tesadüflerle izah edilemez. Kanaatimce bu hızlı atılımlar, Çin’in yıllar sonra kendi kültürüyle nihayet buluşmasından gelen moral gücün sonucudur. Arnavutluk da, keza, Enver Hoca’nın ölümünden hemen sonra kültür ihtilâli yolunda kendini inkârdan vazgeçti. Dinini ve kültür kaynaklarını yeniden keşfetmeye çıktı. Kapatılan camileri, medreseleri, tekkeleri açtı. Kılık kıyafet tercihini serbest bıraktı. Kısaca “resmi ideoloji” denilen devlet dayatmacılığından döndü. Şimdi, komünizmin çürüttüğü toplumsal dinamiklerini kurmaya ve dirilmeye çalışıyor. Kültür ihtilâline muhatap olan dünyanın üçüncü ülkesi Türkiye ise benzer adımlar atıyor. Ama büyük bir handikabı var: Kemalizm! Kemalistler Türkiye’nin yeni başlangıçlar yapmasına izin vermiyorlar. Etkili makamlarda (vaktiyle ele geçirdikleri) oldukları için de, direnip siyasetin işini zorlaştırıyorlar. Sayın Başbakan’ın sık sık bürokrasiden yakınması boşuna değil. Engellendiğini düşünüyor. Engelleniyor da… Ama direniş aşılamaz değil. Bizim gibi son derece netameli bir coğrafyada yaşamak için her gün yenilenmek zorunda olan dinamik ülkelerde eski dogmaları ilânihaye sürdürmeye zaten imkân yok. 30’lu, 40’lı yılların ihtiyaçlarına göre oluşturulan sistemlerin yeni gelişen ihtiyaçlara hem cevap veremediği, hem de bu yüzden ülkeleri tıkadığı biliniyor. Kim bundan daha fazla tıknefes olmak ister ki? Tıkanmışlıktan nemalananlar hariç… Kısacası, Türkiye, bu çağı da ıskalamamak için, hızla değişmek zorunda… Yavuz Bahadiroğlu – Yeni Akit (2011-10-16)
Avrupa Keriman Halis’in Güzelliğine mi vurulmuştu ?
Türkiye’nin ilk “Dünya Güzeli” Keriman Halis Ece Tamer (99), İstanbul’da kızının evinde hayatını kaybetti..
PEKİ AVRUPA (HRİSTİYAN) TOPLUMU KERİMAN HALİSİN GÜZELLİGİNE Mİ VURULMUŞTU!..
1932 senesinde Cumhûriyet Gazetesinin tertiplediği güzellik yarışmasını Keriman Hâlis kazanmıştı.
Aynı yıl Belçika’nın Spa şehrinde 28 ülkenin katılmasıyla dünyâ güzellik yarışması düzenlenmişti.
Keriman Hâlis bu yarışmaya Türkiye’yi temsilen katıldı. Günlerce Spa şehrinde kalan güzeller, çeşitli kimselerle görüştü ve konuştular.
Yarışma gününde jürinin önünden kızlar birer birer geçip giyimleriyle, bakışlarıyla, tebessümleriyle puan toplamaya çalıştılar. Jüri salona geçip puan değerlendirmesi yapmak istedi.
Başkan kürsüye geçerek şöyle konuştu: “Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa’nın, Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz. 1400 senedir dünyâ üzerinde hâkimiyetini sürdüren İslâmiyet artık bitmiştir. Onu Avrupa Hıristiyanları bitirmiştir.
Elbette Amerika’nın ve Rusya’nın hakkını inkar edemeyiz. Neticede bu, Hıristiyanlığın zaferidir.
Müslüman kadınların temsilcisi, Türk güzeli Keriman, mayo ile aramızdadır. Bu kızı zaferimizin tacı kabul edeceğiz, onu kraliçe seçeceğiz. Ondan daha güzeli varmış, yokmuş bu önemli değil. Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. Bu sene Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz.
Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Bir zamanlar Fransa’da oynanan dansa müdâhale eden Kanûnî Sultan Süleyman’ın torunu işte mayo ve sütyen ile önümüzdedir. Kendini bizlere beğendirmek istemektedir.
Biz de bize uyan bu kızı beğendik, Müslümanların geleceği böyle olması temennisiyle, Türk güzelini dünyâ güzeli olarak seçiyoruz. Fakat kadehlerimizi Avrupa’nın zaferi için kaldıracağız.”
KAYNAK : YALAN SÖYLİYEN TARİH UTANSIN MUSTAFA MÜFTÜOĞLU 269 ’170 – YENİ REHBER ANSİKLOPEDİSİ 357
Cpanel’de Döküman (Sayfa) Önceliği Nasıl Ayarlanır?
Merhaba arkadaşlar, bu bölümde kafanıza takılan index.htm başta olsun eğer ftp de index.htm varsa öncelik olarak onu açsın. index.htm yoksa ardında ki dosyaya geçsin o da index.html. Böyle birşey yapılabilir mi eminde değilim diye düşündüğünüz bir soruya çözüm bulmaya çalışacağız.
Yönetimi size ait olan WHM Linux Cpanel bir serverde aşağıdaki resimlerde yer alan bölümlerden sayfa önceliğinizi yukarı – aşağı taşıyarak dilediğiniz index.php, index.htm, index.html, default.htm, default.html vs. gibi anasayfa varyasyonlarının önceliğini değiştirebilirsiniz.
Windows 7 Kurulu Bir Sabit Diski Başka Bir Bilgisayarda Kullanmak
Senaryo 1: Yeni bir Notebook aldınız ve eski bilgisayarınızdaki sabit diski buna takarak hiç işletim sistemiydi, programdı kurmakla uğraşmadan kullanmaya devam etmek istiyorsunuz. Ama 2 bilgisayarın donanımı birbirinden tamamen farklı?
Senaryo 2: Yeni bir sistem topladınız ama sabit diskinizi değiştirmeyi düşünmüyorsunuz ve işletim sistemiydi, programdı kurmakla uğraşmadan kullanmaya devam etmek istiyorsunuz. Ancak eski bilgisayarınız ile yeni topladığınız sistemin donanımı birbirinden tamamen farklı?
Senaryo 3: Masaüstü bilgisayarınızda majör donanım değişiklikleri yapacaksınız amaWindows’un açılmamasından korkuyorsunuz yada açılmıyor…
Osmanlı Mirasına İhanet
Cumhuriyet döneminin başlarında ve 1950 öncesine rastlayan zamanlarda, gayr-ı müslim lere ait vakıflar ve mektepler büyük bir itina ile himâye görürken, müslümanlara ait vakıflar çarçur edilmiştir. Ali Himmet Berki ‘nin tesbitine göre 200 ile 300 bin arasındaki vakıf malı İstanbul’da,çoğunlukla da gayrımüslimlere olmak üzere, yok pahasına satılmıştır. İki caminin arası ölçülmüş ve eğer 500 metreyi geçiyorsa, küçük olanı yıkılmıştır. Hamdolsun öz yurdumuzda azınlık statüsünden kurtulmaya başladığımızdan beri, bu konulara da sahip çıkmaya başlamışızdır.
1923 tarihli Lozan Muâhedenamesi ise, ekalliyetlerin himâyesi için 9 madde sevkederken, öz vatanında ekalliyet durumuna düşen müslüman Türk halkı için, ciddi bir şey ortaya koyamamıştır. Bu arada fethin ve İslâm’ın sembolü olan Ayasofya’da, Fâtih ‘in cami halini değiştirenlere lanet etmesine rağmen, yâd eller tarafından, eski haline çevrilememişse de, asıl maksadı da ortadan kaldırılarak müzeye çevrilmiştir. Kanaatimize göre, Ayasofya, Lozan’ın “Türk hükümeti, mezkûr ekalliyetlere ait kiliselere, havralara, mezarlıklara ve sair müessesât-ı diniyeye her türlü himâyeyi bahş eylemeyi taahhüd eder” şeklindeki 42. maddesinin III. fıkrasına dayanılarak kapatılmıştır. Ancak kapatılma kararı, hem eski vakıf hukuku açısından ve hem de kararın şekli açısından hukuka aykırıdır. Zaten bakanların bir çoğu da imzalamamıştır.
Netice olarak, Lozan Muâhedenâmesinden sonra, İngiliz Avam Kamarasında “Türklerin istiklalini ne için tanıdınız?” diye yükselen itirazlara, yahudi olan Lord Gürzon şu cevabı vermiştir: “İşte asıl bundan sonraki Türkler, bir daha eski satvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onları maneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz”. Yine kendisi gibi yahudi olan Nayim Hayun ise “Siz Türkiye’nin mülkî istiklalini kabul ediniz. Onlara ben İslâmiyeti ve İslâm’ın bayraktarlığı vasfını, ayaklar altında çiğnetmeyi taahhüd ediyorum” demiştir. Ve gerçekten de Nayim, Türk murahhaslar heyetinin müşaviri durumundadır. Ancak müslüman Türk milleti rahmet-i ilâhiyyeden ümit kesmemiştir ve Yüce Allah da, bin senedir dininin bayraktarı olan Türk milletini yine eski haşmet ve şevketine kavuşturacak günlere getirmiştir. Yani tekrar müslüman Türk milletinin hâkim sınıf ve azınlıkların da azınlık olacağı bir devreye girmiş bulunuyoruz. Bu silsilenin son halkası Ayasofya’dır ve bazı yahudi bozmaları istemese de, tekrar ulu ma’bed haline gelecektir.
Ahmet Akgündüz
Marifetli küreler, devekuşu yumurtaları
Devekuşları ortalama 18-24 aylık olunca yumurtlamaya başlar. İyi bir beslenme ile yılda 40-80 adet yumurta verebilirler. Devekuşu yumurtaları, 1-1,5 kg ağırlıkları ile en büyük yumurta türü olarak bilinmektedir. Bir devekuşu yumurtası 25-30 tavuk yumurtasına denktir. Öyle ki, zengin bir protein ve vitamin kaynağı olan 1 devekuşu yumurtasıyla, 20 kişiye sahanda yumurta ziyafeti çekilebilir, Protein zengini olmasından kan değerlerini yükselttiğinden doktor tavsiyesiyle satılan bir üründür. Uzun yıllardan beri devekuşu yumurtaları, Selatin camiilerde, Mimar Sinan’ın eserlerinde ve diğer tarihî camilerde ve binalarda, yazlıklarda, depolarda, ambarlarda, seralarda örümceklerden korunmak için içi boşaltılarak tavanlara asılıp kullanılmaktadır. Örümceklik devekuşu yumurtalarının Etki alanı tam olarak bilinmemekle birlikte tahminen 20-25 m2′dir.
Ömrü ise 20 yılın üzerinde olarak tahmin edilmektedir, Türklere özgü bir buluş olmasına rağmen maalesef ki üniversitelerimiz tarihimizde yaptığımız bu buluşu bilimsel olarak araştırmamış ve net bir bilgi sağlamamışlardır.
Örümcekler dışında kuşların depo, çatı arası benzeri yerlerde yuva yapmalarını engellemektedir.
Bir Devekuşu yumurtasının örümceğe etki edebilmesi için içinin dolu olarak bekletilmesi ve içinin bozulması gerekmektedir. Nedeni ise bozulan yumurtanın etrafa koku vermesidir, bu koku insanın alamayacağı bir ölçüde olup hiçbir şekilde insanı rahatsız etmemektedir.
Yumurtanın bozulma esnasında güneş ışığı, soba-kalorifer benzeri sıcaklardan korunması gerekmektedir aksi halde yumurta üzerinde sarı lekeler oluşarak yumurta akma yapabilir, bu yumurtanın hem kötü kokmasına hemde işlevini kaybetmesine neden olur.
Önemli bir detay ise yumurtanın asılacağı yer ve malzeme seçilirken çok dikkat edilmesi gerektiğidir. Nedeni ise ayak altında çocukların ulaşabileceği bir yerdeki yumurta her an kırılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Yumurta kırıldıgı takdirde kokusundan dolayı örümceklerle birlikte evin terkedilmesi gerekir ![]()
Yumurtanın asıldığı askı türevinin sağlıklı olmasına da dikkat edelim, sıcak soğuk genleşmesinden dolayı kopma olabilir ve üstte yazdığımız olay tekrarlanabilir Allah muhafaza ![]()
Devekuşu yumurtalarının bir diğer özelliği ise içi boşaltıldıktan sonra boyanarak ya da çeşitli şekillerde işlenerek dekoratif eşya, tablo ve biblo olarak değerlendirilmesidir.
www.ebay.com gibi sitelerde Ostrich Egg olarak bir arattırma yaptığınız takdirde Türkiye’de olmayan farklı uygulamalı görebilirsiniz, bu sanat eserlerinin fiyatları 1000 doları bulabiliyor.
İstanbul’da devekuşunu görebileceğiniz ve yumurtasını alabileceğiniz bir çiftlik de mevcut, web adresi www.devekusu.gen.tr
- Örümceklik Devekuşu Yumurtası
Pizza Tost
İstanbul’da bulunan büfe, kafeterya, kantin, çay bahçesinde tüketibilecek, pratik aparatif yiyecek çözümü olan Pitos – Pizza tost ürünümüzü Bahçelievler’de bulunan fabrikamızı arıyarak sipariş verebilirsiniz.
Tost pizza ürününün şehirler arası gönderimi de gerçekleştirilmektedir.
Bayilik ve Toptan satış için firmamızla irtibat kurabilirsiniz.
Ayrıntılı bilgi için
Nokta Gıda – Gülmera
Kocasinan Merkez mh. Kaya sk. No:5/B Bahçelievler / İstanbul
+90 212 515 60 60 Pbx
www.noktagida.com.tr - info@noktagida.com.tr
Tesla Elektrik
Tesla Elektrik Turizm SAN. ve TİC. LTD. ŞTİ
Misyon: Çağdaş standartlarda, kalite anlayışı içerisinde ve toplumun değerlerine saygılı bir hizmet yaklaşımını sınır tanımadan sunmayı amaç edinen firmamız; Hizmetlerinde müşteri odaklı bir yaklaşımı benimseyerek, kalite, memnuniyet, özverili çalışma, kısa süreli çözümler, güleryüz ve dürüstlük ilkelerinden ayrılmadan siz müşterilerimize güvenilir hizmet verebilmek ve bizim için özel olan tüm müşterilemizin şirketimizden memnun kalmasını sağlamak üzere ihtiyaç duyduğunuz heran yanınızdadır.
Faliyet Alanı: Şirketlerin elektrik bakım ihtiyaçlarının tamamı firmamız tarafından itinayla yapılır.
Kumanda Panosu, Motor Bobinaj, Kompose pano, Kompanzasyon panosu, Yeni tesis plan ve projeleri, elektrik taahhüt işleri, Elektrik tesisatı, elektrik malzeme satışı, Bina elektrik tesisatı, ev elektrik tesisatı, trafo sarımı, motor sarımı vs işlerle ilgili firmamızla irtibat kurabilirsiniz.
Ayrıntılı bilgi için İrtibat:
Tel: +90 212 535 00 51
Faks: +90 212 535 12 11
Web: http://www.teslaelektrik.net
E-posta: teslaelektrik@hotmail.com.tr
TDF Gençlik Kolları Geleneksel 4. Hamsi Günü
Trabzon Dernekleri Federasyonu Gençlik Kolları Geleneksel hale gelen 1 ocak hamsi gününün 4. sünü Güngören Haznedarda Balıkçı Kenan’da gerçekleştirdi. Hamsi şölenine TDF Gençlik Kolları üyeleri, TDF Yönetim kurulu üyelerinden, Nurettin TURAN, Hüseyin AYAZ, İrfan Zengin, Ahmet HOCAOĞLU , www.ofhayrat.com ve www.hayrat.net sahibi Abdullah GÖZAYDIN ile www.ofunnabzi.com muhabiri Sadullah Dervişoğlu, Marmara Üniversitesinin gelecekte yıldız sanatcıları olmaya aday öğrencileri; İsmet ŞENYER ve arkadaşları ile karadeniz sevdalıları,tarbzon sevdalıları, hamsi sevdalıları katıldı.
























