Ne Kadar Gurbet O Kadar Aşk

Herşey uzakta güzel. Herşey uzaktan güzel artık. Atalarımız ‘davulun sesi uzaktan hoş gelir’ dememiş boşuna. Gerçekten de davulun sesi uzaktan hoş geliyor.

Herşey uzakta, herşey uzaktan güzel artık. Kucak açmış bekleyen yeşillikler, ormanlar, bahçeler. Dereler, pınarlar, ırmaklar, göller ve masmavi denizler uzaktan güzel. Yaklaştığı mesafe kadar, ne kadar yaklaşırsa insan, o kadar farklı yüzünü gösteriyor artık herşey.

Minik kedicikler de, şirin köpek yavruları da, dünya tatlısı civcivler de uzaktan güzel. Onlar da yaklaştıkça binbir yüzüyle merhaba diyor ve binbir yüzüyle insanı hayrette bırakıyor.

Yani herşeyi uzaktan sevmek gerekiyor, herşeyin iç görünüşüyle (batını) ile dış görünüşünün (zahiri) farklı olduğu şu zamanda.

Dış görünüşler sürekli gülümsüyor, sürekli mütebessim çehresi ile arz-ı endam ediyor. Ve insan ne kadar uzakta olursa, ne kadar uzak durursa dış yüzünü gördüğü için herşey güzel olarak yansıyor göze.

Ama bu uzaktan görünen, uzaktan beliren şekliyle görünen şeye insan hata edip yakın olmak veya yakından görüp daha yakından müşahede etmek istediği vakit olan oluyor. Uzaktan (zahiri) dış yüzü ile arz-ı endam eden herşey,  bu bir mekân, bir bitki,bir hayvan veya cansız bir cisim ya da bir insan, bazen en sevdiğiniz dostunuz,bazen de iflah olmaz bir tutkuyla, laf anlamaz bir iştiyakla derinden alaka duyduğunuz sevgiliniz, âşık olduğunuz insan olabilir.

İçini gördüğünüzde, iç yüzüyle (batını) ile karşınıza bir heyula, bir gulyabani gibi bambaşka bir yüzle çıkıp, bütün hüsn-ü zannınızı yerle bir ederek, gerisinde koskoca bir enkaz bırakıyor.

Hiç bir şeyin dışyüzü (zahiri) ve içyüzünün (batınının) birbirini tutmadığı, herşeyin içi başka, dışı başka olduğu şu zamanda: herşeyi, dağı-taşı, kuşu-böceği, kedi-köpeği, gülü-çiçeği, dostu, sevgiliyi bile uzaktan uzaktan sevmek zorundayız maalesef.

Bir başka ifadeyle ‘Ne kadar gurbet, o kadar aşk’ Aşk kavuşamamaktır çünkü.

Gurbetin ateşi, kurbetin buzundan iyidir. Uzaktan uzaktan, yakınlaşmadan seveceğiz herşey olduğu gibi görünüp, göründüğü gibi olana dek.

Ne kadar gurbet, o kadar aşk.
Ne kadar kurbet, o kadar dehşet.
(şimdilik böyle)

About the Author

nurahasret

Leave a Reply