Nasıl Dua Edilmeli?

2
2.258 kez

Duanın önemi ne kadar anlatılsa eksik kalır. Ama duanın kabulüne vesile olması için duanın adabını bilmemizde de yarar var.Öncelikle dua, yalvarış dolu bir edayla gizlice yapılmalı, haddi aşmaktan kaçınılmalıdır. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de, “Rabbinize yalvara yakara, gizlice dua edin. Muhakkak ki O haddi aşanları sevmez.” (A’raf, 55) buyrulmaktadır. Haddi aşmakla kastedilen, Allah Tealâ’dan gerçekleşmesi hikmet ve adetullaha aykırı şeyler istemektir. Peygamberlerin mertebesine ulaşmayı, hiç kimseye muhtaç olmamayı ve ölmemeyi istemek gibi.

Duaya, Allah Tealâ’ya hamd ve sena, Peygamber Efendimiz’e salavat getirdikten sonra başlanmalıdır. Efendimiz s.a.v. bunu ihmal eden biri için “Bu kimse acele etti” diye buyurmuş, sonra bu kişiyi yanına çağırarak şöyle demiştir: “Dua ederken, Allah’a hamd ve salât ile başlayın, sonra da dilediğinizi isteyin.” (Tirmizî, Ebu Davud)

Ebu Süleyman Dârânî rh.a. da şöyle buyuruyor: “Allah’tan bir şey isteyecek olan kimse önce salâvat-ı şerife getirsin, sonra ihtiyacını istesin, en sonunda da salâvat-ı şerife ile duasını bitirsin. Çünkü salâvat-ı şerife makbul bir duadır ve yüce Allah iki makbul dua arasındaki dileği de keremiyle gözetecektir, bu O’nun şanındandır.” (İhya)

Dua, korku ve ümitle yapılmalıdır. Kur’an-ı Kerim’de bu hususa, “Ona korkarak ve umarak dua edin.” (A’raf, 56) ifadesiyle dikkat çekilir. Korkmalıyız, çünkü amellerimizin kusurundan dolayı duamız reddedilebilir. Ümitlenmeliyiz, çünkü kendisine el açıp yalvardığımız Rabbimiz elleri boş çevirmez, kerem ve lütuf sahibidir. Nitekim bir hadis-i şerifte; “Rabbiniz hayâ sahibidir, kerimdir. Kulu dua ederek kendisine elini kaldırdığı zaman elleri boş çevirmekten hayâ eder.” (Tirmizî, Ebu Davud) denmektedir.

Duada dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de dua esnasında Esma-i Hüsna’dan istifade etmektir. Nitekim A’raf Suresi’nde Cenab-ı Hak, “En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na bunlarla dua edin.” (A’raf, 180) buyurmuştur.

Duada ısrarcı olmayı da unutmamak gerekir. Zira Peygamberimiz s.a.v., “Allah Tealâ ısrarla dua edenleri sever.” (Hakim, Beyhakî) diye haber vermiştir. Hadis kaynaklarında yer alan rivayetlere göre Efendimiz s.a.v. hem az kelime ile çok mana ifade eden duaları hem de yaptığı dua ve istiğfarı üç kere tekrarlamayı severdi. (Ebu Davud)

Duada ısrarcı olma hususunda nakledilen hadis-i şeriflerden birinde, bir kulun Allah Tealâ’ya dua ettiğini ancak Cenab-ı Hakk’ın ona kızgın olduğu için duasını kabul etmediğini, kulun tekrar dua ettiğini, Rabbimizin tekrar kabul etmediğini, kul duasında ısrar edince Rabbimizin bu defa meleklerine: “Kulum benden başkasına dua etmekten kaçındı. O bana dua ediyor, bense kabul etmiyorum. Sizi şahit tutuyorum ki, muhakkak ben onun duasını kabul ettim.” diye buyurduğu rivayet edilir. (Taberanî). Bu da, duasında ısrar eden kişiyi nasıl bir kazanç beklediğinin gösterir.

Dua için faziletli vakitleri kollamak da göz ardı edilmemesi gereken önemli hususiyetlerdendir. Mesela ezan ve kamet arası, Arefe ve Cuma günleri, İslâm ordusuyla küffar ordusu karşılaştığı vakit, yağmur yağdığı zaman, farz namazlarının kılındığı zamanlarda ve gecenin son üçte birlik diliminde dua etmek birer ganimet telakki edilmelidir.

Dikkat edilmesi gereken konulardan bir başkası da dua ederken kalbi uyanık tutmaya çalışmak ve yapılan duaya icabet edileceğinden emin olmaktır. Zira bir rivayette, “Allah’a dua edeceğiniz zaman, icabet edileceğine inanarak dua edin. Bilmiş olun ki Allah azze ve celle gafletle yapılan duaları kabul etmez.” (Tirmizî) diye buyrulmuştur.

Oruçlunun, hastanın, yaşlının, mazlumun, misafirin, secde halindeki kişinin duası, başkasının gıyabında yapılan dua, babanın oğluna duası da makbul dualardan sayılmıştır. Öyleyse bu kimselerden dua istemeyi de ihmal etmemelidir.

Kürşat Salih Yaman – ibadetin özü dua – Semerkand dergisi

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here