Karadeniz Sanatçıları
Karadeniz Sanatçıları

Karadeniz Sanatçıları

1 Abdurrahman Yazıcı
2 Adem Kodanak
3 Adnan Yılmaz
4 Ağasarlı Fevzi
5 Ağasarlı Gülveren
6 Ağasarlı Zehra
7 Ahmet Aydın
8 Ahmet Aydınoğlu
9 Ahmet Çakır
10 Ahmet Çamkerten
11 Ahmet Güngör
12 Ahmet Kurkut
13 Ahmet Özyanık
14 Ahmet Pehlivan
15 Ahmet Yanık
16 Ali Bakanay
17 Ali Çamkerten
18 Ali Çamkerten
19 Ali Çinkaya
20 Ali Ferah
21 Ali Genç
22 Ali Köroğlu
23 Ali Osman Arıcı


24 Ali Rıza Gündoğdu
25 Ali Rıza Temelli
26 Ali Yıldırımhan
27 Alican Akay
28 Aydın Balcı
29 Ayhan Alptekin
30 Ayşenur Kolivar
31 Bahattin Çamurali
32 Bahri Turan
33 Bayar Şahin
34 Bayram Dinçer
35 Behçet Gülaş
36 Bilal Şişman
37 Birol Topaloğlu
38 Bizim Gönül
39 Bülent Bekar
40 Bünyamin Kartal
41 Cem Tarım
42 Cemal Berber
43 Cemile Cevherçiçek
44 Cengiz Kurtoğlu
45 Cengiz Selimoğlu
46 Cevahir Aşçı
47 Cevdet Öztopal
48 Ceyhun Şişmanoğlu
49 Cimilli İbo
50 Davut Güloğlu
51 Durkaya Kemal
52 Dursun Dereli
53 Dündar Güner
54 Ebral Aydın
55 Efkan Şeşen
56 Elifce
57 Emin Yağcı
58 Emine Genç
59 Emrah Dursun
60 Emre Aksoy
61 Ender Mataracı
62 Engin Alptekin
63 Enver Muslu
64 Erdal Bayrakoğlu
65 Erdoğan Erol
66 Erkan Ocaklı
67 Erol Alkan
68 Erol Kılıçaslan
69 Erol Şahin
70 Fahrettin Dilaver
71 Faruk Şahin
72 Fatih Reyhan
73 Fehmi Alan
74 Feluka
75 Ferhat Özyakupoğlu
76 Fikret Bekar
77 Fikret Ferah
78 Filiz İlkay Balta
79 Fuat Saka
80 Gökçen Mahmutoğlu
81 Gökhan Birben
82 Gökhan Şenoğlu
83 Gül Harmani
84 Gülseren Gül
85 Gürkan Gülbahar
86 Hacı Kahvecioğlu
87 Hakan Yıldırım
88 Hakkı Çamlı
89 Halil Kodalak
90 Hasan Aydil
91 Hasan Duman
92 Hasan Öksüz
93 Hasan Sözeri
94 Hasan Tezcan
95 Hasan Tunç
96 Hayri Yaşar Karagülle
97 Helesa
98 Herem
99 Hızıl Dinçer
100 Hisnat Ziya
101 Hülya Polat
102 Hüseyin Altay
103 Hüseyin Asan
104 Hüseyin Aydın
105 Hüseyin Bıçak
106 Hüseyin Dilaver
107 Hüseyin Erbaş
108 Hüseyin Kesici
109 Hüseyin Köse
110 Hüseyin Kul
111 Hüseyin Reyhan
112 İbrahim Can
113 İbrahim Gülpınar
114 İdris Budak
115 İhsan Eş
116 İlknur Yakupoğlu
117 İlyas Parlak
118 İslam Yıldız
119 İsmail Hakkı Demircioğlu
120 İsmail Turan
121 İsmail Türüt
122 İsmet Gölbaş
123 Kamil Ferah
124 Kamil Sönmez
125 Kara Haydar Eyüboğlu
126 Karataş
127 Karmate
128 Kasım Yazar
129 Katip Şadi
130 Kazım Koyuncu
131 Kemal Kasapoğlu
132 Kerim Aydın
133 Laz Taylor
134 M.Yaşar Yazıcı
135 Maçkalı Hasan Tunç
136 Mahmut Aksu
137 Mahmut Gündoğdu
138 Mahmut Turan
139 Marsis
140 Mehmet Akyıldız
141 Mehmet Demirci
142 Mehmet Gündoğdu
143 Mehmet Özkan
144 Mehmet Salih Çil
145 Mehmet Sırrı Öztürk
146 Mehmet Tak
147 Mehmet Yavuz
Mehmet Yılmaz
148 Memiş Yazıcı
149 Meryem Akyüz
150 Meryem Çolak
151 Mesut Okan
152 Muammer Ketencioğlu
153 Muhammet Ali Yılmaz
154 Muhittin Tezcan
155 Muhsin Şalihoğlu
156 Murat Atacan
157 Murat Show
158 Musa İbrahimoğlu
159 Musa Şükrü Güler
160 Mustafa Artan
161 Mustafa Babuz
162 Mustafa Çakır
163 Mustafa Çamkerten
164 Mustafa Ferah
165 Mustafa Korkut
166 Mustafa Küçük
167 Mustafa Okan
168 Mustafa Sırtlı
169 Mustafa Şafak
170 Mustafa Tezcan
171 Mustafa Topaloğlu
172 Naci Çorbacıoğlu
173 Nazım Çubuk
174 Neşat Aydın
175 Nuri Bahadır
176 Oflu Ali
177 Onay Şahin
178 Ordulu Yunus
179 Osman Genç
180 Osman Yazıcı
181 Ömer Kızmış
182 Ömer Şan
183 Özbay Demircil
184 Özgür Çakır
185 Özgür Selçuk
186 Özlem Devran
187 Özlem Üngör
188 Piçoğlu Osman
189 Recai Çakır
190 Recayi Çakır
191 Recebim
192 Recep Öztabak
193 Remzi Bekar
194 Rıdvan Yılmaz
195 Rizeli Sadık
196 Sabahattin Yanık
197 Saffet Genç
198 Sait Uçar
199 Sami Mataracı
200 Savaş Yakupoğlu
201 Selçuk Balcı
202 Selim Bölükbaşı
203 Selim Tarım
204 Servet Bakoğlu
205 Sevim Akın
206 Seyfettin Çakıral
207 Sıdıksalı Şevket
208 Sırrı Öztürk
209 Sinan Gürsoy
210 Sinan Kaya
211 Sinan Özen
212 Sinan Sami
213 Sinan Yılmaz
214 Süleyman Serin
215 Süleyman Yaşar
216 Süreyya Davulcuoğlu
217 Şenol Çakır
218 Şeref Kara
219 Şevket Köroğlu
220 Şevval Sam
221 Şükrü Güler
222 Şükrü Parlak
223 Tahir Taşer
224 Tahsin Terzi
225 Taner Eyüboğlu
226 Tarık Tüfekçi
227 Tarkan Tevetoğlu
228 Taşkın
229 Timur İşgüven
230 Tolga Kurdoğlu
231 Tuğrul Şan
232 Turan Şahin
233 Turan Topçuoğlu
234 Umut Ayvaz
235 Ümit Tokcan
236 Varol Çakır
237 Varol Taşer
238 Vira Cemal
239 Volkan Çelik
240 Volkan Konak
241 Yahya Birinci
242 Yakup Atalay
243 Yalçın Babuz
244 Yasemin Yıldız
245 Yaşar Çelik
246 Yaşar Çorbacıoğlu
247 Yaşar Turna
248 Yaşar Zafer Keskin
249 Yavuz Kesepara
250 Yavuz Tonyalı
251 Yıldıray Çınar
252 Yılmaz Kasapoğlu
253 Yılmaz Meriç
254 Yılmaz Turan
255 Yunus Yazıcı
256 Yusuf Cemal Keskin
257 Yusuf Çakır
258 Yusuf Çelik
259 Yusuf Saral
260 Zafer Keskin
261 Zafer Tekgümüş
262 Zeki Bilgi
263 Zeki Markoç
264 Zeki Uçkan
265 Zeynep Başkan
266 Zeynep Birinci

Toplam 266 Karadeniz sanatçısının isimleri detaylı bir çalışma sonucu hazırlanmıştır, lütfen bu bilgileri kaynak göstererek paylaşalım.

Lütfen, Kültürümüzü yayarken kültürsüzlük yapmayın

Karadeniz Sanatçıları, karadeniz sanatçılarının isimleri, karadenizli sanatçılarının isimleri, karadeniz türküleri, karadeniz müziği sanatçıları, karadeniz sanatçılarının isimleri, karadeniz sohbet, karadenizli sanatçılar

Benzer yazılar

12 Yorum

  1. çok işime yaradı saolun

  2. Cemal KAYGUSUZ karadeniz sanatçısı değilmi?

    • bireysel araştırma ile ismi aklımıza gelen sanatçılar yazdık sizlerle bu sayıyı daha ileriye taşıyacağız inşallah, bilgi için teşekkürler

  3. hüseyin cendeoğlu gibi bi usta nasıl unutulur.

    • bilgi için teşekkürler

  4. emre pehlivanlar

  5. karadenız sanatcıları lıstenızde .(MEHMET YILMAZ)nasıl unuttunuz ..o ısmınde orda olması gerekıyotu.sanırın gozden kactı.eklenırse memnun olurum.ay alır yucelere-yabancı-şaşkun-silmedim silemedim gıbı klıplerı ve sevılen bı sanatcı ..eksık bılgı vardı soylıyeyım tetım.saygılar……..

  6. İbrahim Çolakoğlu – Solist
    Mesut Kurt – Enstrüman (Kemençe)
    Ömer Parlak – Enstrüman (Kaval)

  7. TOLGA GENÇ ‘ DE var onuda unutmuşsunuz!!

  8. Çayan Hüseyin ( Karadenizin İbrahim tatlıses’ini nasıl unutursunuz!)
    Muhammet Yamaç

  9. 188 Piçoğlu Osman asdA:SDA:SD:ASD:: :D:D: D:D: :D

  10. // sadi yaver ataman’ın “karadeniz kemençesinin usta sanatçılarından biri idi, hatta gelmiş geçmiş kemençecilerin en ustasıdır diyenler de vardır” diye söz ettiği picoğlu osman, 1901 yılında doğu karadeniz’in bir kıyı kasabası olan görele’nin daylı köyünde doğdu. daylı köyü, şair-yazar hasan âli yücel’in dedesi posta ve telgraf nazırı hasan âlî efendi’nin de köyüdür. babası gökçeoğulları’ndan ismail efendi, annesi cındıkoğulları’ndan esma hanım’dır. kaynak kişilerin ifadesine göre “etine dolgun, orta boylu, başından şapka eksik olmayan” birisiydi.

    daylı köyü türkistan horasanı’ndan yola çıkan “türkmen muhacereti” sırasında “yurt tutulan” yerleşim yerlerinin içindedir. buraları yurt tutanlar başta çepniler olmak üzere diğer türkmen boylarıdır. giresun, tirebolu, görele ve vakfıkebir’e yerleşen bu türkmenler beraberinde “kemençe”lerini ve ozanlık geleneğini de getirdiler. konar-göçer hayat tarzından yerleşik hayata geçtiklerinde de yanlarından ayırmadıkları kemençeleri, günlük hayatlarında, düğün-derneklerinde, horonlarında, 400 yıldan fazla bir sürede “otçu göçü” denilen ve bayram olarak nitelenen yaylaya çıkışlarında kendilerine eşlik etti.

    işte, picoğlu osman, yöre kültürünü özellikle kemençe ile ifade eden böyle bir ortamda doğdu. bulunduğu ortam nedeniyle küçük yaşlardan itibaren kemençe ile tanıştı. babası da kemençe çalardı. sonrasında “karaman” lâkabı ile tanınan halil kodalak’ı usta belledi. karaman, askerliği sırasında istanbul’da sarayda, radyoda sanatını icra eden, burada öğrendiği “cezayir havası”nı görele’ye taşıyan usta bir sanatçıdır. hatta kendisine bir kızgınlığın ifadesi olarak lâkap takan ustadır.

    çok abartılı da olsa sözel kaynaklara göre gökçeoğlu osman’a ustası karaman halil ağa bütün gaydeleri/havaları öğretmiştir. ama kimilerine göre “tuzcuoğlu havası”nı, kimilerine göre de “kıtırık havası”nı öğretmemiştir. bir gün, osman bir köprünün altında saklanır, yanındakiler karaman’a tuzcuoğlu’nu çaldırırlar, “gaydeyi kapan” osman köprünün altından kendisinden esirgediği havayı çalarak çıkar. buna kızan karaman, osman’ı kovar ve peşinden silah atmaya kalkar ve bir taraftan da “ulan ben sana her gaydeyi öğrettim. bunu da mı çalacaktın, piçoğlu piç” diye bağırır. ama, aynı karaman, picoğlu osman öldükten sonra daylı’da bir düğün sırasında picoğlu’nun evinin önünden geçerken çalgıları susturacak ve hıçkıra hıçkıra ağlayacaktır… geçmişte kızgınlığını dile getiren karaman, onu ne kadar sevdiğini de göstermiş oluyordu…

    bir diğer söylentiye göre de osman’ın babasına “senin uşak kemençe çalıyor” dediklerinde babası ismail efendi gülerek “o benden değil” diye espri yapar. işte, osman’ın picoğlu lâkabı almasının hikâyesi… bundan sonra osman’ın lâkabı “picoğlu” olarak kalır ve bu lâkap gökçeoğlu osman tarafından da benimsenir.

    bu “picoğlu” lâkabını okuduğu plakta türküleri takdim ederken ve bazı türkülerinde kendisi de dile getirir.

    karşıda komar foli
    doli yağıyor doli
    sarılsın boğazına
    kemençeci picoğli

    “picoğlu” lâkabı ile ünlenen gökçeoğlu osman, kemençe çalmadaki ustalığı, yöre tavrına olan hâkimiyeti onun doğu karadeniz’de, yurdun hemen her köşesinde tanınmasına vesile olur. yöredeki hemen bütün düğünlerde, “otçu göçü”nde, yaylalarda, derneklerde aranılan bir kemençeci olur. komşu kazalardaki eşraf düğünlerine özellikle davet edilir, burada kendisine çok hürmet gösterilirdi…

    atatürk’ün 1924 yılındaki ilk trabzon gezisinde orada askerlik görevini yapmakta olan picoğlu, atatürk’ün huzurunda kemençe çalar. atatürk tarafından “bu delikanlıyı iyi saklayın, büyük bir sanat dehası” sözleri ile övülür.

    1937′de derleme için giresun’a gelen muzaffer sarısözen’le tanışır ve ankara’ya gelmesi için davet alır. ankara’ya giden picoğlu osman, orada üç ay kadar kalır ve programa katılır. kendisinden türkü tespit edilir. kısa süre de olsa radyoda çalması çok önemlidir. diğer usta kemençecilerin on yıl kadar sonra radyoya girmesi picoğlu osman’ın ustalığına bir işarettir.

    picoğlu osman’ın repertuarı önemli ölçüde anonim türkü ve kendisinin üzerine söz döşediği türkülerden ve oyun havalarından, ağıtlardan oluşmuştur. plağa okuduğu türkülerde yöresinin sosyal olaylarına ilgi duymuş, bu sosyal olaylar üzerine yakılan veya kendi döşediği türkülere yer vermeyi ihmal etmemiştir. ayrıca, medeni cesaret sahibidir. çekincesi yoktur. trabzon iskele kâhyası karaosmanoğlu yahya’nın ve giresun/piraziz’den eşref bey’in vurulması üzerine çıkan ağıtları tek parti döneminde plağa okumaktan çekinmemiştir.

    ittihatçıların önemli isimlerinden yahya kâhya, beraberinde misafiri sivas sanayi mektebi mızıka muallimi izzet bey, şoförü ve uşağı olduğu halde akşamüzeri soğuksu’ya giderken pusu kuran üç kişi tarafından 3 temmuz 1922′de suikasta uğramıştı. yahya kâhya’nın ölümü halk üzerinde derin bir üzüntü yaratmış ve günümüze kadar gelen bir ağıt ortaya çıkmıştır. picoğlu osman bu ağıtı 1942′de “trabzon iskele kâhya şarkısı” adıyla taş plağa okumuştur. ağıtta geçen “makine” sözü otomobili ifade etmektedir. “asker vurdu beni yaram sızılar” dizesi ise halkın suikastı tümen kumandanı sami sabit bey’den ve kazım karabekir paşa’dan bilmeleriydi. hâlbuki yahya kâhya siyasî çekişmeler nedeniyle ismail hakkı [tekçe] bey tarafından vurulmuştu.

    picoğlu osman’ın plağa okuduğu ve halkın üzüntüsüne sebep olan bir olay da giresun’da gedikalizâde eşref bey’in 1933′te muhasebecisi hakkı tarafından vurulmasıdır. bu olay üzerine “giresun üstünde vapur bağırıyor…” dizesiyle başlayan ağıtı “giresun eşref bey şarkısı” adıyla plağa okumuştur. ağıtı bütün giresun’a mal etmek için de piraziz’de “gedikalizadeler/tiralizadeler”i ifade eden “abdal beyleri” yerine “giresun beyleri/gençleri” demeyi tercih etmiştir.
    romiko/giresun milli şarkısı’nda ismet inönü’ye de söz atar:

    oy duman kara duman
    yol ver güneşi yansın
    emir ver ismet paşa
    seven seveni alsın

    kaynak kişi olan picoğlu osman’dan bazı türküler derlenmiştir. 1 ağustos 1943′te yapılan bu derleme sırasında kendisinden “kâhya, tulum havası, naciyem, kol oyunu, metelik-kolbastı, gelin ağlatma, ören havası: dizgine deresi, durnalar” adlı parçalar alınmıştır. doğu karadeniz coğrafyasında yer alan trabzon, akçaabat, hemşin, batum, tonya gibi yerlerden kaynak kişilerden aldığı türküleri/oyun havalarını çalmış/söylemiştir.

    şebinkarahisar’dan uzun hava örneklerinden tamzara’yı bugüne kadar içtenlikle okuyan başka bir sanatçı olmamıştır. bu uzun havadaki bir dörtlük, belki de picoğlu osman’la özleşmiştir:

    ölürsem başucumda,
    söyleyin tamzara’yı
    yâr gelince gösterin
    sinemdeki yarayı

    picoğlu osman, “usta-çırak ilişkileri” işinde sanatını geliştirmiş, içinde doğup büyüdüğü toplumun neşesi, sözcüsü olmuştur. sanatında ustalığı nedeniyle o hiçbir zaman “çalgıcı” olarak görülmemiştir. o, “osman efendi”dir. bunu, âşıklık geleneğinde olduğu gibi irticali/doğaçlama söylediği “atma türkü”lerle her zaman göstermiştir. eski kemençecilerde atma türkü ustalığının bir işaretidir. bugünkü genç kuşak kemençeciler bu yetenekten yoksundurlar. usta kemençeci, bulunduğu ortamda bütün isteklerini atma türkü atarak dile getirir. bu özellik picoğlu osman’a ayrı bir saygınlık kazandırmıştır. bu ustalığına örnek vermek gerekirse;

    tirebolu’nun ede köyünde düğünü dağıtmaya gelen jandarmaya

    “yüksek dağın başında,
    dil veriyor serçeler
    ne has horon tepiyor,
    yaşasın edeliler

    yüksek dağın başında,
    eğil fidanım eğil
    uşak horonu bozman,
    candarma bi-şi değil”

    diye türkü atması, bunu jandarmanın anlayışla karşılaması; espiye’nin bir köyünde düğünde çıkan kavgada “şapka”sını kaybetmesi, bunu soranlara;

    espiye’nin üstünde
    bulutlar dönüyordu
    siz şapka soruyonuz
    el beni vuruyordu

    diyerek cevap vermesi hâlâ unutulmamıştır.

    picoğlu osman, taş plaklara “tamzara havası, giresun eşref bey şarkısı, trabzon kâhya şarkısı, fadime, romiko, sıksara horon havası, trabzon ören havası, giresun karşılaması, hemşin/tulum zurna, korsobon rum havası, tonya lâz havası, büyük liman havası, kilise kapısı/lâz havası, akçaabat lâz havası, maçka lâz havası, tepeler/batum lâz havası” adlı parçaları okudu.

    picoğlu osman, ilk evliliğini havva hanım’la, ikinci evliliğini gülsüm hanım’la yapmıştır. ilk evliliğinden üç kız, iki oğlu olmuştur.

    son yıllarda siroz hastalığına yakalanır. son kez tedavi için istanbul’a gitmeye karar verir. fırtınalı bir hava olmasına rağmen geminin görele’ye uğraması sağlanır. alınan tek yolcu picoğlu osman’dır. çünkü, karadeniz seferi yapan bütün gemi süvarileri kendisini tanırlar ve saygı duyarlardı. gemi süvarisi deli bahtiyar, iskeleyi indirerek picoğlu osman’ı alarak birinci mevkie çıkarır. gemi, zonguldak üzerinde iken bu usta sanatçı son nefesini verir. tarih, 31 mayıs 1946′dır. süvari deli bahtiyar, cenazeyi istanbul’a getirir ve göreleli hemşerilerine teslim eder. kasımpaşa-kulaksız mezarlığı’nda 4 haziran 1946′da büyük bir katılımla toprağa verilir.

    mezarına imla yanlışları ile dolu bir de mezar taşı yaptırılır. yıllar sonra, 2005′te bayrampaşa giresunlular derneği, bu usta sanatçılarını unutmazlar ve bir vefa örneği göstererek mezarını yeniden yaptırırlar. kemençe motifinin yer aldığı mezar taşına da ölmeden önce söylediği nakledilen şu dörtlük yazdırılır:

    kestim parmacığımı
    kanım akıyor kanım
    zonguldak’ın üstünde
    canım çıkıyor canım //

    kaynak: odeon müzik

Yorum yapın