İslâm Dininin ilme verdiği önem

25
2490
Yaşar AYAZOĞLU
Yaşar AYAZOĞLU

Yüce dinimiz İslam, sevgili peygamberimize vahyin gelişinden beri ilme büyük önem vermiştir. İlk ayet peygamberimize insanı yaratan ve bilmediklerini kalemle yazmayı öğreten Rabbinin adıyla okumaya davet ederek indi. Hem Kuran’ı Kerim de Hz. Muhammed (s.a.v.) Müslümanları doğrudan doğruya düşünmeye ve ilim öğrenmeye teşvik ediyor. “Oku!”, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?1”, “Bilhem mediğiniz bir konuda bir bilene sorun2” mealindeki ayetler ilim ve düşünceye teşvik eden yüzlerce ayetten sadece bir kaçıdır.

Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) bilindiği gibi savaş esirlerini Müslüman çocuklarına öğretmenlik yapmaları karşılığında hürriyetlerine kavuşturduğu gibi birçok hadisinde de Müslümanları ilme ve düşünmeye teşvik etmiştir. “ilim öğrenmek kadın ve erkek her Müslüman’a farzdır.” “İlim Çin’de de olsa alınız.” “İlmin anahtarı sorudur.” Şeklindeki sözleri burada hatırlanması gerekenlerin sadece bir kaçıdır. Önemle hatırlanması gereken bir bilgide şudur ki: Hz. Peygamberimiz ilk Müslümanların sağlık problemlerini bilimsel olarak çözmek için henüz Müslüman olmamış yakınlarından teyzesinin kocası Haris’e adlı kişiyi İran’daki Cündişapur medresesine tıp ilmi öğrenmesi için göndermiştir.3 Böylece ilim Çin’de de olsa alınız sözlerinin ilk uygulayıcısı kendileri olmuştur.

Bizim bazı sözde aydınlarımızın iddia ettiği gibi İslam dini terakkiye(ilerlemeye), ilme asla mani değildir. Astronomi çalışmalarıyla tanınan 1473 Polonya doğumlu ünlü astronomi bilgini Kopernik gezegenlerin güneş etrafında döndüğünü açıklamak için yıllarca bekledi. Çünkü kilisenin baskısından çekinmekteydi. Yine 1564 İtalya doğumlu ünlü astronomi bilgini Galile astronomi üzerine verdiği eserler dolayısıyla papazların hücumuna uğramıştır. 1616 da kurulan bir komisyon Galile’den dünyanın döndüğü iddiasından vazgeçmesini istemiştir. Galile mahkemeye sevk edildi ve kitapları yasaklandı. Engizisyon onu 70 yaşındayken müebbet hapse mahkûm etti. İslam tarihi boyunca bilim adamlarına karşı asla böyle bir olay olmamıştır. Bu iki batılı âlimin görüşlerinden çok daha seneler önce 1200lü yıllarda Hz. Mevlana meşhur eseri mesnevisinde dünyanın döndüğünü şu beyitlerle ifade ediyor:

Dolap gibi dönüp duran gökten kıyas tut

Onun dönmesi acep nedendir?

Ey gök! Ne vakte dek yerin etrafında dönüp duracaksın?

Bu gökyüzü de elinde olmaksızın dönüp durmakta.

Evet, bugüne kadar, bilim ve teknolojinin bu kadar gelişmişliğine rağmen Kuran’daki hiçbir ayetin anlamanın akla ve bilime ters düştüğü görülmemiştir. Aksine bilim ve medeniyet geliştikçe Kuran’da anlatılan hakikatlerin doğrulukları aklen ve ilmen daha apaçık bir şekilde ortaya çıkmaktadır ve çıkmaya da devam edecektir.

Sözlerimi yine bir ayet meali ile bitirmek istiyorum. Yüce Allah Kuran’ı Kerimde “her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır.4” Buyurarak bilginin sonsuzluğu fikrini bizlere telkin etmektedir. Bize düşen ise İslamiyeti doğru anlamak, geçmişimizi iyi öğrenmek bunun içinde okumak, okumak, okumak.

Yaşar AYAZOĞLU

25 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here