Grup Feluka’yla Bir Gençlik Söyleşisi

0
2.115 kez

feluka“Çalınsın kemençeler
Girelim bu horona”

Doğu Karadeniz Bölgesi müziklerine yeni bir soluk getirme fikriyle genç müzikolog Abdullah Akat öncülüğünde kurulan Feluka, farklı düzenleme, beste ve derlemeleri ile çalışmalarını tüm Türkiye’ye tanıtmaktadır.
Feluka, Karadeniz müziğinin popülerleşme sürecinde gelmiş olduğu noktadan duyduğu rahatsızlığa karşı, Doğu Karadeniz Bölgesi müziklerinden beslenerek kendi üslubunu ortaya koymaktadır.
Federasyon Gençlik kollarını ziyaret eden grubun kurucusu Abdullah Akat ile keyifli söyleşiye başlayalım..
Neden Feluka ismi? Sizin fikriniz miydi bu isim?
Sesimizi daha büyük kitlelere duyurarak okyanuslara açılmak istediğimiz için, adımızı da yörede “kayık”, “balıkçı teknesi” anlamına gelen “filika”, “felika”, “feluka” dan aldık. Trabzon’dan İstanbul’a gelirken bunu hep bir basamak olarak görmüştüm, Trabzon’dan İstanbul’a geldim. İstanbul da eğitimimi tamamladım artık bunun ilerleyen noktasının yurt dışı olduğunu düşünüyorum. Trabzon limanından yola çıkmış bir gemi olarak kendimi gördüm ve bu düşüncemi okyanuslara taşımayı hedefledim. Grubun kurucusu olarak ben bu şekilde bir fikir sundum, arkadaşlarda destekledi. Logomuzdan da anlaşıldığı gibi, Trabzon limanından büyük okyanuslara ilerliyoruz.

Feluka müzik yaparken ticari bir kaygı düşünüyor mu, mesela yıllarca kendini Karadeniz müziğine adamış çok değerli sanatçılarımız var (Erkan Ocaklı-Katip Şadi) ama isimleri dışında maddi bir şeylere sahip olamadılar, bu işi sadece sanat için yaptılar. Feluka’nın yaklaşımı nedir bu konuda? Feluka gerçekten sanat yapmak için mi, yoksa popüler müziklere ayak uydurmak için mi kurulmuştur?
Ana temayı öz müziğin üzerinde kurmaya özen gösteriyoruz, her şeyden önce gerçek anlamda müzik yapmak için yola çıktık; popüler müzik piyasasına meta olmak için kurulan bir grup değiliz. Müziğe duygularını verenler var, bir de insanların duygularını müzikle kullananlar var. Biz bu işe her şeyden önce gönül verdik, dinleyicilerimize de bunu hissettirdik. Feluka asla kendi çizgisine uymadığını düşündüğü işlerde yer almamıştır. Çoğu zaman grup üyeleri yol paralarını bile ceplerinden vermiş, maddi sıkıntı çekmiş fakat kendi çizgisinden şaşmayarak elinden gelen fedakarlığı göstermiştir ve göstermeye de devam edecektir.

Feluka kaç kişiden oluşuyor, grup üyelerini biraz tanıyabilir miyiz, mesela gruptaki herkes Karadenizli mi?
Feluka 7 kişiden oluşuyor, önce Karadenizlilerden başlayayım; kemençeci Emre Araklılı, Mahmut Turan Çamlıhemşinli. Gökhan var basçımız, o Pazarlı. Özgür var Trabzon’da yaşamış ama aslen Elbistanlı. Trabzon’da beraber büyüdüğüm bir arkadaşımdır aynı zamanda. Yıllar sonra İstanbul’da karşılaştık. Onun dışında klavyecimiz var o da askerden arkadaşım Muşlu’dur kendisi. Mesela davulcumuz da Almanya doğumludur. Perküsyonuyla ve neşeli kişiliğiyle gruba tecrübelerini aktaran İlhan abimiz var, o da Trabzonlu. Bazı durumlarda ister istemez grupta değişiklikler oluyor biz hiç bir zaman illaki Karadenizli olsun diye bir arayışa girmedik. Ama Karadenizli olmasının tabii ki çok avantajı var yöreyi bilmesi ve yansıtması açısından çok önemli.

Abdullah AKAT’ı daha yakından tanıyalım?
Feluka fikrini ortaya süren ve grubun kurucusu olan Abdullah, 1982 yılında Trabzon’da doğdu. 1990 yılında Trabzon Müzik ve Halk Oyunları Derneği’nde müzik eğitimi almaya başladı. İlk ve orta öğrenimini tamamlayana dek Trabzon’da ve Ankara’da Türk Musikisi, Batı Müziği, Şan, Piyano, Ud ve Keman eğitimi aldı. Birçok Klasik Türk Musikisi, Türk Halk Müziği ve Çoksesli Müzik korolarında solist, korist ve saz sanatçısı olarak görev yaptı. 100’ün üstünde konser performansı sergiledi ve çeşitli ödüller aldı. 2000 yılında 3. lükle girmiş olduğu İ.T.Ü. Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’ndan 2004 yılında birincilikle mezun oldu. Aynı yıl İ.T.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Müziği Yüksek Lisans Programı’na başlama hakkını elde ettikten sonra, “Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki Çepniler ve Çepni Müziği” adlı yüksek lisans tezini tamamlayarak 2006 yılında mezun oldu. Bu tez çalışması sırasında Doğu Karadeniz Bölgesi müzikleri üzerine çeşitli araştırmalar yaptı. Kemençe çalmayı öğrendi, birçok derlemeler yaparak, derlediği ezgilerin bir kısmını notaya aldı. 2005 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Araştırma Görevlisi olarak çalışmaya başladı. Popüler Müzik, Yabancılaşma ve Doğu Karadeniz Bölgesi müzikleri üzerine çeşitli bildiriler sundu, yazılar yazdı. 2006 yılından itibaren İstanbul Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Araştırma Görevlisi olarak görev yapmakta olan Abdullah, İ.T.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Müzikoloji ve Müzik Teorisi Anabilim Dalı’nda Doktorasını yaparken, İ.T.Ü. Müzik Bilimi Kulübü’nde de başkanlık görevini sürdürmektedir.

Abdullah AKAT
E.Çağrı TURAN, Melek BAKIRTAŞ, Abdullah AKAT, Gökhan ORHAN, Evrim TIĞLI, Emre KÜÇÜK

Feluka tarzını oluştururken ne paya alındı peki ?
Kimseye benzememek ya da herkesten farklı olmak bizim için en önemli kaygıydı. Biz yola çıktığımız ilk günden bugüne kadar hep buna özen gösterdik; Feluka’nın şarkılarına baktığınız zaman da bunu hissedersiniz. Karadeniz müziğinde en önemli şeyi zaten türküler ve bu türkülerin içindeki sözler oluşturuyor. Doğal olarak aynı şeyler sürekli ortaya koyulduğu zaman aynı sözleri aynı ezgilerle veya farklı sözleri aynı ezgilerle yüzüncü kişiden dinlemiş oluyorsunuz. Dolayısıyla ne kadar farklı bir tarz oluşturup, farklı enstrümanlar ile de çalsanız bu durumun çok fazla dışında birşey üretmiş olmuyorsunuz. Ama siz gidip gerçekten bunu birinci kaynaktan yöreden alıyorsanız ve birinci ağızdan aldıklarınızla o farklılığı koyabiliyorsanız, bunun dışında kendiniz bir yöreden beslenerek yeni bir üretim yapabiliyorsanız onu sadece kemençe ile de çalsanız ortaya çıkan bence güzeldir. Bizim aslında ilk amacımız buydu kimsenin yaptığını yapmadan kendimizden olanı yapmak veya yöre müziğini en doğal haliyle sunmak.

Albüm çalışması var mı ? Ne zaman sevenleriniz dinleyebilecek?
Mayıs ayı gibi piyasada olmasını istediğimiz bir albüm çalışmamız var. Albümde ağırlıklı olarak bana ait besteler yer alacak, müziğe bir şeyler katmak istiyorsanız üretmeden olmaz. Müziğe birşeyler katmak demek, üretmek demek. Aynı sözleri değiştirip değiştirip okumak bir şey katmaz. Bunun haricinde bugüne kadar kimse tarafından okunmamış 2 anonim parça kullanacağız ve 1 tane de kendi derlemem yer alacak.

Abdullah AKAT neden solist olarak değil de Feluka projesi içerisinde sahnelerde yer alıyor?
Ben bireysel olarak bir şeyler yapmak istemedim çünkü müzik yaparken solistin tek başına bir şeyler ifade etmediğini düşünüyorum. Grup üyelerinin ruhlarını projeye katmalarıyla daha etkili ve daha içten eserler üretilebileceğini düşünüyorum, hele ki böyle harika grup üyelerine sahipseniz.

Mahmut Turan gruba nasıl katıldı nasıl ikna ettiniz?
Mahmut abiyle ilk kez 2007 yılının sonunda Van konserinde tesadüfen çalıştık. Tulumcumuzun rahatsızlanmasıyla ne yapalım ne edelim derken ve Van’daki arkadaşların özelliklerin tulumcu istemeleri ile bir şekilde Mahmut abiye ulaştık. Mahmut abi tabi ki herkese çalan bir isim değil, profesyonel insanlara çalmıştı tabi grup hakkında referans aldıktan sonra çalışmayı kabul etti. Sahnedeki atmosferden ve performansımızdan çok etkilendiğini uzun zamandır da böyle güzel bir topluluğun içinde yer almadığını söyledi ve bundan sonra her şey biraz da kendiliğinden gelişti. O günden beri aramızda.

Grup üyelerinin oluşumu nerdeyse hep farklı bölgelerden, farklı yörelerden de şarkı türkü okuyalım dedikleri oluyor mu?
Ben zaten Karadeniz müziği dışında da farklı yöre türkülerini okumayı çok seviyorum. Aslında Türk Sanat Müziği kökenliyim ve türkülerimizin yanı sıra klasikleşmiş şarkılar da söylüyorum. Bazen arkadaşlar diyor Karadeniz okuyalım artık abi…ama güzel şeyler bunlar. Albümde de böyle bir türkü var farklı bir coğrafyadan. Sürpriz olsun.

Dinlediğiniz etkilendiğiz tarzını beğendiğiniz sanatçı ve gruplar var mı peki?
Açıkçası ben lise bitene kadar yani Trabzon’dan çıkana kadar hep Türk sanat müziği dinledim. Ne zaman ki gurbete çıktım o zaman Karadeniz müzikleri de dinlemeye başladım. İlk dinlediğim sanatçı İbrahim Can olmuştur, zaten ilk olarak kendisinin de kurucularından olduğu Trabzon Müzik ve Halk Oyunları Derneği’nde müziğe başladım, bende çok özel bir yeri vardır. Daha sonra Volkan Konak’ın müziğini dinledim ve hala beğenerek dinlemeye devam ediyorum. Adnan Yılmaz’ın Maçka türküleri okuduğu bir albüm vardı bir dönem her gün dinler olmuştum. Akademik anlamda benim Karadeniz müziğiyle ilk ilgilenmem ise 2004’ten sonra yüksek lisans tezime başlarken oldu. Lisans tezi olarak sanatta estetik çalışmıştım. Sonra bir gün kendi kendime sanatta estetik alanında çalışan bin beş yüzüncü kişiyimdir heralde dedim, farklı ve özel bir çalışma yapmalıydım ve bir çok anlamda ilk olmalıydı. O dönemde Karadeniz müziği üzerine akademik çalışmalar yapan çok az kişi vardı ki hala öyle ne yazık ki. O zaman kararımı verdim. Karadeniz müziğindeki ilk deneyimlerimi ise lise dönemimde Hıdırnebi yayla kentte kazandım. Açılışından itibaren bir dönem orada müzik yaptım ilk sanatçısı benimdir yani. Herkes kemençe beklerken ben kemanla şarkılar söylerdim, ilk defa yaylada keman çalan akıllı da benimdir heralde Herkes ilk bakışta bir şaşkınlıkla karşıladı kemençe yerine keman dinleyince fakat özellikle Karadeniz türkülerini solo keman eşliğinde dinlemek insanların inanılmaz hoşuna gidiyor ve çok beğeniliyordu. Rize tarafında da çeşitli yaylalarda çaldım ve hep olumlu tepkilerle karşılaştım. Trabzon’da sadece kemençenin öne çıkması, horonun tanınması dışında tarihten gelen şehir kültürünün de günümüzde yaşatılmasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Eskiden opera binası dahi olan bir kültür sanat şehrinden bahsediyoruz. Benim çocukluğum da bunun izleri vardı mesela çocukluğum klasik korolarda şarkı söylemekle, ud, keman çalmakla geçti. Bu yüzden Karadeniz müziğinin bu şehirli unsurları da bünyesinde taşımasının önemli olduğunu düşünüyorum ve albümdeki parçalarımla bu alanda iyi bir başlangıç yaptığımı sanıyorum.

Keman çalıyorsunuz peki bunun dışında çaldığınız bir enstrüman var mı?
Keman, piyano çalıyorum, ud çalıyorum, bunun yanı sıra kendimi tatmin edecek kadar çaldıklarım var ama sadece bana yetecek kadar. Mesela arada elime kemençe alıyorum, gitarı kendi kendine çal deseniz çalmam (burada kopuyoruz arkadaşlar hep birlikte gülüyoruz:D) hele sizin kulaklarınıza hiç kıyamam.

“Giresun’un İçinde İki Sokak Arası” türküsünü çok farklı yorumluyorsunuz eleştiri aldınız mı hiç?
Evet bu şarkı bende çok özeldir, çok da eleştiri aldım hatta türkülerimizi niye böyle okuyorsun diyende oldu. Ama ben o parçayı hissettiğim gibi okumaktan keyif alıyorum. Ben Feride’nin vuruluş sahnesini hareketli okuyamıyorum, okuduğumda da o sahneyi yaşayamıyorum. Ben bu parçayı çocukluğumdan beri dinleyip yaşadığımda gözlerim hep dolmuştur. Bunu yaşayamazsam, hissedemezsem göz yaşlarıma ihanet etmiş olurum. Bu yüzden hissettiğim gibi okudum.

Sözlerinizi yazarken nelerden etkileniyorsunuz yayla mı aşk mı doğa mı, ya da özel bir yer var mı sizin için?
Valla hepsinden de etkileniyorum ama babam şiirlerini yazarken doğadan çok etkilenirdi. Şu aralar Ankara’da yaşadığı için Trabzon’da çok fazla bulunamıyor ve Trabzon’a gittiğimiz zaman hemen Ganita’ya atıyor kendini ruhunu tazelemek için. Bende de babadan kalma bir alışkanlık var, mesela “Trabzon’a Geldi Bahar”ı yazdığımda bir gece evde oturuyordum Beşiktaş’ta, canım da sıkkın biraz. Bir an Trabzon’da olsaydım ne yapardım diye düşünmeye başladım. O ara memleketimin doğal güzellikleri gözümün önüne geldi ve hemen “Trabzon’a geldi bahar, eriyor dağda karlar, dereler doldu taştı, gurbette gönlüm ağlar” sözleri çıktı. Bu tarz şarkılarım olmuştur hep. “Uşaklar” şarkısını yazarken de yağmurlu bir havada yaya geçidinde trafik ışığında beklerken ilham geldiğini ve aynı ışıkta en az 7-8 kez takılıp kaldıktan sonra sırılsıklam olarak sözleri tamamladığımı ve karaladığım kağıtta da kuru yer kalmadığını hatırlıyorum.

Son zamanlarda Karadenizli olmamasına rağmen çok fazla sanatçı kemençeyi ya da horonumuzu kliplerinde albümlerinde kullanıyor, bu konu da ne düşünüyorsunuz?
Şimdi eskiden insanlar kemençeyi gazete kağıdına sararlardı. Son yirmi yılda insanlar buna sahip çıktı, benimsedi. Doğal olarak bu başkalarına da rant kapısı oldu. Karadenizli olan bir insan bunu kullandığı zaman aynı rantı kullanmıyor mu? O da kullanıyor, ama şimdi sırf Karadenizlilerin dikkatini çekmek için ticari bir kaygıyla kullanırsan burası biraz karışık işte. Bizim insanımız da bu oyuna gelmez zaten. Bunun dışında müziğimize katkı sağlayacak her türlü çalışmaya da açığım. Bu katkıyı yapan Karadenizli olsun olmasın her sanatçıya saygı duymamız ve Karadenizliler olarak baş tacı etmemiz gerekir.

Karadeniz yemekleriyle aranız nasıl?
Çok severim. Hepsini de bolca tüketiyorum. Karalahana, hamsi kuşu, kuymak favorilerim. İsterse on bin çeşit başka yemek olsun yinede değişmem yemeklerimizi.

Son olarak bu röportajı okuyan geçlere nasıl seslenmek istersiniz?
Gençlere iki şey söylemek istiyorum. İlk olarak, Feluka’yı anlamaya çalışsınlar ve takip etsinler, gerçekten Feluka bir ses bir soluk, hepsi o gözle o ruhaniyetle dinlesin anlamaya çalışsınlar. Şu an bize yalnızca www.feluka.net aracılığıyla ulaşabiliyorlar, inşallah albüm çıktıktan sonra daha rahat ulaşacaklar. İkinci olarak da Abdullah AKAT olarak bir şeyler söylemek istiyorum. Karadeniz müziği yeni oluşmadı; kemençe, tulum sesini duydukları her müziği, Karadeniz müziği diye dinlemesinler biraz seçici olsunlar. Biraz dünyanın farkında olsunlar, iyiyle kötüyü ayırt etsinler ve hep mutlu olsunlar…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here