Gayret nedir?

0
309

Çalışıp çabalama, ırz, namus, şeref ve itibarın korunması konusunda hassas olmak demek olan gayret; İlahi yasaklara karşı duyarlı olmayı ve kötülüklerden kaçınmayı da ifade eder. Gayretli insan bayrağı yere bırakmayan insandır.

* Gayret, Allah’ın sevip-hoş gördüğü şeyleri, fevkalâde bir iştiyakla yerine getirip, hoşlanmadığı hususlara karşı da olabildiğince kararlı davranmak ve Zât-ı Vacibü’l-Vücûd’un, esmâ, sıfât ve zâtını gönülden sevmek, sevmekle de kalmayıp O’nun herkes tarafından sevilmesi gayreti içinde bulunmak ve Rabb’iyle olan münasebetlerini dünya ve ukbâda her şeye tercih etmek şeklinde özetleyebiliriz.

* Gayret, açık-kapalı yasaklara karşı bir tavır ve İlâhî gayretin bir uzantısı ise, ona “hulukullah” dediğimiz “Allah’ın ahlâkıyla ahlaklanmanın” yansıması nazarıyla da bakılabilir. Efendimiz (sas) “Allah’tan daha gayyûru yoktur; bu gayretindendir ki O, açık-kapalı fuhşiyâtı haram kılmıştır” (Buharî, Nikâh 107; Müslim, Tevbe 32-34) diyerek, lâhûtî kaynağına dikkati çekmiş, sonra da: “Allah gayret tecellisinde bulunur, mü’min de gayyûr davranır; Allah’ın gayreti kulun işleyeceği haramlara karşıdır” (Buharî, Nikâh 107; Müslim, Tevbe 36) fermanıyla, gayretteki mütekâbiliyeti ihtar etmiştir.

***

HAKİKAT ERBABINA GÖRE GAYRET

Hakikat ehli, gayreti iki şekilde anlamışlardır:

1. Sevgiliye asla rakip ve alternatif kabul etmeme.

2. Sevgiliye tahsis-i nazar, sadece O’na nazar edip O’nu sevmede herkesin önünde bulunmaya çalışmaktır.

Her iki şık itibarıyla da, cismâniyete karşı tavır alıp, kalb ve ruh ufkuna yönelmek, kötü huylara karşı savaş ilân edip ahlâk-ı haseneyi hayat haline getirmek ve kendi içimizde kıskançlık ölçüsünde O’na âidiyetimizi duymak, bizi hakikî insanlığa taşıyan esasların başında gelir. Allah’ın kuluna karşı gayreti, onu başkalarına bırakmaması, sadece kendine kullukla şereflendirmesi ve onu mevhum ilahların fasid vehimleri arasında perişan etmemesi şeklinde anlaşılacaksa, kulun gayreti de, Mevlânâ Câmi’nin: “Yalnız Bir’i iste, Bir’i çağır, Bir’i talep et, Bir’i gör, Bir’i bil, Bir’i söyle!” mülâhazasıyla, düşünce ve davranışlarında sadece ve sadece O’nu görüp O’nu bilmesi, O’nu arayıp O’na müteveccih olması şeklinde gerçekleşmelidir.

Ailem / Zaman
Sayı: 238
Bölüm: Kavramlar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here