<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>HaYDe BiZuM TaKa'Ya</title>
	<atom:link href="http://www.yoremizden.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yoremizden.com</link>
	<description>Karadeniz ve Trabzon kültürünü yaşama, yaşatma ve sevdirme sitesi</description>
	<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 10:47:40 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Sigara içmek hafızayı köreltiyor</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/sigara-icmek-hafizayi-koreltiyor/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/sigara-icmek-hafizayi-koreltiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 10:47:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Lokman Hekim]]></category>

		<category><![CDATA[Sigara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=815</guid>
		<description><![CDATA[Fransa Ulusal Sağlık Enstitüsü´nden Severine Sabia ve ekibi yaptıkları araştırma sonucunda, sigaranın etkilerinin orta yaşla birlikte insanda başlayan zihinsel gerilemeyle birleştiğini ve hafıza kayıplara neden olduğunu belirtti.
Araştırmacılar, beş bin İngiliz devlet memuruyla ilgili toplanmış verileri inceleyerek; sigara içenlerin hafıza, muhakeme, kelime bilgisi ve akıcı konuşma testlerinde, sigara içmeyenlere oranla daha düşük dereceler aldıklarını saptadı.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/sigara.jpg" ><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-816" title="sigara" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/sigara-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Fransa Ulusal Sağlık Enstitüsü´nden Severine Sabia ve ekibi yaptıkları araştırma sonucunda, sigaranın etkilerinin orta yaşla birlikte insanda başlayan zihinsel gerilemeyle birleştiğini ve hafıza kayıplara neden olduğunu belirtti.<br />
Araştırmacılar, beş bin İngiliz devlet memuruyla ilgili toplanmış verileri inceleyerek; sigara içenlerin hafıza, muhakeme, kelime bilgisi ve akıcı konuşma testlerinde, sigara içmeyenlere oranla daha düşük dereceler aldıklarını saptadı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/sigara-icmek-hafizayi-koreltiyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Başarının sırrını açıklayan ayet!</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/basarinin-sirrini-aciklayan-ayet/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/basarinin-sirrini-aciklayan-ayet/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 10:43:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<category><![CDATA[Ayet]]></category>

		<category><![CDATA[Başarı]]></category>

		<category><![CDATA[Kuran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=812</guid>
		<description><![CDATA[Toz gibi yumurtadan çıkan minik bir yavrunun hayatına dikkatinizi çekeceğim. Altıgen bir kutunun içerisinde dünyanın en özel sütüyle sürekli beslenir. On binlerce kardeşiyle birlikte kendisine dadılık yapan işçiler yetişinceye kadar on bin kez doyurulur. Bu hızla altı günde ilk ağırlığının 1500 katına ulaşır.
Kutusundan çıkar çıkmaz, kimseden ders almadan ve boş beklemeden yuvasındaki atık maddeleri dışarıya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/06/kuran2.jpg" ><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-167" title="kuran2" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/06/kuran2-148x150.jpg" alt="" width="148" height="150" /></a>Toz gibi yumurtadan çıkan minik bir yavrunun hayatına dikkatinizi çekeceğim. Altıgen bir kutunun içerisinde dünyanın en özel sütüyle sürekli beslenir. On binlerce kardeşiyle birlikte kendisine dadılık yapan işçiler yetişinceye kadar on bin kez doyurulur. Bu hızla altı günde ilk ağırlığının 1500 katına ulaşır.<br />
Kutusundan çıkar çıkmaz, kimseden ders almadan ve boş beklemeden yuvasındaki atık maddeleri dışarıya taşır ve yuvayı yeni kardeşleri için temizler. Önce vücudunun salgıladığı mikrop öldürücü sıvıyı yuvaya sürer. Ardından da yeni doğan binlerce kardeşleriyle uyum içinde kanatlarını vantilatör gibi çırparak içerdeki kirli havayı dışarıdaki temiz havayla değiştirir.<span id="more-812"></span><br />
Hayatı yeni başlamıştır ve son nefese değin durmayacak, yavaşlamayacaktır. Kovan içinde veya dışında, ilahi plan kendisine hangi görevi vermişse onu gerçekleştirmek üzere sürekli çalışır. İnsanlara bir kilo bal bırakabilmek için 40 bin kardeşiyle birlikte 6 milyon çiçeği dolaşır. Bir kilo bal uğrunda yüz bin km kanat çırpmayı, ya da dünyanın etrafında 7 defa dönmeyi göze alır.<br />
Bal arısı çalışkanlığı sayesinde adını tarihe yazdırmış, insanların hayatında yer ve rol edinmiştir. İnsan da benzer biçimde İnşirah suresinin sonundaki ilahi emre tam uysa adı tarihe altın harflerle yazılır. Dertlerden kurtulur, huzur bulur. Başarının efendisi olur.<br />
Başarımızı arttırmak ve hayatımızdaki değerleri yükseltmek istiyoruz. Bu yolda bize yol ve yordam sunacak eserler arıyoruz. Ancak son zamanlarda televizyonun ve internetin getirdiği eylemsiz, girişimsiz hayalcilikten sıyrılamıyoruz. Hele de anne babalarımız bizi koruyup besledikçe de cam fanus içerisinde hayatın çilelerinden mahrum büyüyoruz. Derken ergenlik çağı geçiyor ve ansızın yaşadığımızı, omuzlarımızda büyük bir sorumluluk bulunduğunu fark ediyoruz.<br />
Önce kolay ve bedavadan yollar arıyoruz. Alın terinin değerini keşfedemeyenler piyangoyla, at yarışıyla hayata tutunabileceklerini sanıyorlar. Derken akıllı gibi görünerek başta türlü hayalciliklere kapılıyoruz. &#8220;Başarıyı hayal etmeyi başarının yeter şartı sayan&#8221; kitapların büyüsüyle bodruma çekilip hayal kurmakla hedeflerimize ulaşacağımızı sa nıyoruz. Sihir gibi, hokus pokus yoluyla&#8230; Sonra da insanı yaratıcı yerine koyan sırlı, çekimli, kuantumlu formüllere inanıyor, yıllar içinde bir arpa boyu yol alamıyoruz. Biz böyle hayallerle oyalanırken hayat ayaklarımızın altından akıp gidiyor.<br />
Küresel aktörlerin istediği budur. Kendi elitleri dışındaki toplulukları sürü yerine koyuyorlar. Sürüler düşünmemeli, sadece onlara hizmet için çalışmalı, dönen dolapları anlamamalı, boş hayallerle oyalanmalı. Sürüler sadece taklit etmeli, çılgınca tüketmeli, borç içerisinde kavranmalı, özgün bir sanata, ciddi bir beceriye sahip olanlarsa mutlaka kendi küresel değerlerine boyun eğenler arasından çıkmalı.<br />
Küresel güçlerin pazarladığı her şey o güçlerin saflarını güçlendirmeye hizmet ediyor. Biz de başardığımızı kazandığımızı sanarak oyalanıyoruz ve yıllar sonra perdeler çekilince soyulduğumuzu anlıyoruz.<br />
Bir sır arayana benim verebileceğim sır iki kanattır: Hikmetine uygun şekilde üretmek için çalış ve gerektiği gibi dua et. İste ve hakkıyla çırpın. Dua ve çalışma başarı güvercininin iki kanadıdır.<br />
Hayatta yeterince başarılı olabilecek misiniz? İnsanların dünyasına muhteşem katkılar sunabilecek misiniz? İyi şeyler üretmek istemiyorsanız, yeşeren çekirdek olmak istemiyorsunuz demektir. Öyleyse ya ekildiğiniz toprakta, ya da sizi yiyen bir kuşun midesinde çürüyüp yok olursunuz. Değerinizi beslemek istiyorsanız yapacağınız bellidir:<br />
-Hayatınızdaki tüm gereksiz meşguliyetleri çıkarıp atın.<br />
-Başarının sadece alın terinden geçtiğini onaylayın. Alın terinizi katmadığınız başarının onurunu üstlenemeyeceğini kabul edin.<br />
-Erken kalkın ki dünya erken kalkanların malıdır.<br />
-Asla boş oturmayın. Ne televizyonun, ne bilgisayarın karşısında ne parkta, ne otobüste, ne kuyrukta&#8230; Hiçbir yerde bir dakika bile boş durmayın. Boş durmak, faydasız bir iş yapmaktır.<br />
-Boş dakikalarınızda yapabileceğiniz faydalı işler, hobiler listesi oluşturun.<br />
-Yapacak hiçbir iş bulamıyorsanız yürümek, gülümsemek, derin solumak, hatta salonu dağıtıp düzeltmek de bir iştir. Yapacak iş bulamamak imkânsızdır. Çevrede milyonlarca iş varken boş duran kimseyi suçlamasın.<br />
-İlle de işi başkası vermek zorunda değil. Kendinize iş yapın. Siz de bir gün kendi işinize ücret ödeyebilir hale gelirsiniz.<br />
-İşleriniz arasında saat başı 5-10 dakika kaslarınızı gevşetmek ve zihninizi boşaltmak için durun. Ancak en iyi dinlenmenin yolunun da farklı biçimde çalışmak olduğunu unutmamalısınız.<br />
İnsanı çok çalışmak bir yorarsa, boş oturmak on yorar.<br />
Çalışarak ilerleyeceksiniz ve attığınız her adım sizi yeni bir kapının önüne getirecek. Siz ilerledikçe yeni yollar açılacak. Çalışmaya alışmanızın sonunda,<br />
-Akşamınıza gönül huzuru içerisinde uyumaya hazır ulaşacaksınız.<br />
-O günkü iş ve üretim hâsılanız kalbinizi coşturacak.<br />
-Yaşamanın, kendini gerçekleştirmenin evrende varlık, etki ve iz oluşturmanın değerini kavrayacaksınız.<br />
-Sevilen meşguliyetlerle en ciddi hastalıkların bile iyileşebildiğini fark edeceksiniz.<br />
-Vücudunuzdan toksinleri, zihninizden düşünce virüslerini atmış olacaksınız.<br />
-Basit kafalarla ve dedikodularla kıvranan doyumsuz ve tatminsiz insanlarla aranızda uçurumlar oluşacak.<br />
-Üretiminiz ve birikiminiz hızla artacak, başarınız geometrik katlanacak.<br />
-Varlığınız insanlığa rahmet olacak ve vesilenizle çok sayıda insanın ıstırabı dinecek.<br />
Edison&#8217;a başarısının sırrını sormuşlar da yüzde birini zekâyla, yüzde doksan dokuzunu çalışmayla ilişkilendirmiş. Çalışmaya köle olan başarıya sultan olur. İşte başarının sırrını açıklayan o ayet: &#8220;Bir işten boş kaldın mı hemen diğer işe giriş.&#8221; (Kur&#8217;an: İnşirah, 7-8)<br />
Çalışmanın coşkusunu keşfetmek muhteşem bir ilahi lütuftur. Şükürsüz gönüller çalışmaktaki lezzetleri tadamıyorlar. Herkesin çalışmanın coşkusunu keşfetmesini dilerim.</p>
<p>Dr. Muhammed Bozdağ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/basarinin-sirrini-aciklayan-ayet/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yattara Show</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/yattara-show/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/yattara-show/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 09:18:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Trabzonspor]]></category>

		<category><![CDATA[Yattara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=805</guid>
		<description><![CDATA[


&#160;

			    
			


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">
<div id="Content">
<div id="Body_Wrapper">
<div id="News_Title">&nbsp;</div>
<div style="width:400; height:350px;" align="center">
			    <embed src="http://www.vidomodo.com/swf/mediaplayer.swf" width="400" height="350" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" flashvars="height=350&#038;width=400&#038;file=http://www.vidomodo.com/swf/list.php?id=1633&#038;backcolor=0x003333&#038;frontcolor=0xCCFFFF&#038;lightcolor=0x003333&#038;shuffle=false&#038;autoscroll=true&#038;repeat=list" />
			</div>
</p></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/yattara-show/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Temel, Trabzon maçına spiker olursa</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/temel-trabzon-macina-spiker-olursa/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/temel-trabzon-macina-spiker-olursa/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 09:05:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Mizah]]></category>

		<category><![CDATA[Temel]]></category>

		<category><![CDATA[Trabzon]]></category>

		<category><![CDATA[Trabzonspor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=801</guid>
		<description><![CDATA[Turkcell Süper Lig&#8217;de 20&#8242;nin üzerinde yaptığı transferlerle sezona iddialı bir şekilde girecek olan Trabzonspor, &#8221;Temel&#8221;in de ilgisini çekti.
Trabzon&#8217;da yayın yapan yerel Kuzey Ekspres Gazetesi&#8217;nde günlük olarak karikatür sayfası hazırlayan Tamer Küçük, Temel&#8217;in gözüyle Trabzonspor&#8217;u analiz ederken, okuyucularını da güldürüyor.
Tamer Küçük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Trabzonspor&#8217;un bu sezon şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri olduğunu savunarak, &#8221;Temel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/temel.jpg" ><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-802" title="temel" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/temel-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Turkcell Süper Lig&#8217;de 20&#8242;nin üzerinde yaptığı transferlerle sezona iddialı bir şekilde girecek olan Trabzonspor, &#8221;Temel&#8221;in de ilgisini çekti.</p>
<p>Trabzon&#8217;da yayın yapan yerel Kuzey Ekspres Gazetesi&#8217;nde günlük olarak karikatür sayfası hazırlayan Tamer Küçük, Temel&#8217;in gözüyle Trabzonspor&#8217;u analiz ederken, okuyucularını da güldürüyor.<span id="more-801"></span></p>
<p>Tamer Küçük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Trabzonspor&#8217;un bu sezon şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri olduğunu savunarak, &#8221;Temel de bunu duymuş. Hemen işe koyulmuş. Spor muhabiri olarak Trabzonspor hakkında yorumlar yapmaya başladı&#8221; dedi.</p>
<p>Temel karakterinin özellikle Karadeniz ve Trabzon için çok önemli bir simge olduğunu kaydeden Küçük, Temel&#8217;in ince esprileriyle bu sezon Trabzonspor&#8217;un tüm maçlarını analiz edeceğini söyledi.</p>
<p>Küçük, Temel&#8217;in yorum yapmaya başladığı bir haftada okuyuculardan çok olumlu tepkiler aldığını belirterek, Temel&#8217;in Trabzonspor&#8217;un tüm maçlarında gözden kaçan ayrıntıları ve detayları aktaracağını kaydetti.</p>
<p>Temel&#8217;in önümüzdeki haftalarda gazetedeki köşesinde spor programı da yapmaya başlayacağını ifade eden Küçük, &#8221;Temel&#8217;in spor programında konukları Cemal ve İdris olacak. Bu üçlü her hafta sonu programlarında maçları analiz edecek&#8221; diye konuştu.<br />
-&#8221;YANLIŞLUKLA AFGANİSTAN&#8217;A GİTMİŞUM&#8221;-<br />
Trabzonspor&#8217;un Almanya&#8217;daki kampına gitmek üzere Trabzon&#8217;dan ayrılmasıyla birlikte Temel&#8217;in spor muhabirliği başlarken, Temel&#8217;in geçen hafta tamamlanan Almanya kampına ilişkin haberi şöyle:</p>
<p>&#8221;Uşaklar bildiğunuz gibi değil. Almanya yerine yanlışlukla Afganistan&#8217;a gitmişum. Afganistan&#8217;dan ayrıldım ama neriye geldiğumi, ne yaptuğumi ben bile bilmiyirum. O yüzden ben size bir kaç gün bişe bildirmiyeceğum. Ben bişe edup Türkiye&#8217;ye döneceğum ve maçların başlamasiyle birlukte sizlere Trabzonsporumizi yorumlaycim.&#8221;<br />
-&#8221;BRUGGE MAÇINI HATAY SINIRLARI İÇİNDE PÜR DİKKAT İZLEDİM&#8221;-<br />
Daha sonra Afganistan&#8217;dan Türkiye&#8217;ye gelen Temel, İstanbul&#8217;da oynanan Brugge hazırlık maçını da &#8221;Hatay&#8221;dan şöyle aktardı:</p>
<p>&#8221;Her ne kadar Almanya&#8217;ya hazirluk kampina gidiyken, Afganistan&#8217;a, oradan da bilmeduğum bir sürü yere gidup sonunda Türkiye&#8217;ye giriş yaptıysam da Trabzonspor&#8217;u takip etmeye devam ediyrim. Hatay sinirlari içinde maçi sizun için pür dikkat izledum. İzleduğum ve gördüğum kadariyla Olimpiyat Sitadi bu güne kadar görmeduğu kalabaluğu gördi. Hazurluk maçi olmasuna rağmen Trabzonspor&#8217;un büyükluğunun bir göstergesiydi bu. Ula Milan-Liverpul maçında bile böyle galabaluk yokudi.&#8221;<br />
-DAKİKA DAKİKA TRABZONSPOR-BRUGGE MAÇI-</p>
<p>Trabzonspor&#8217;un Gineli oyuncusu Yattara&#8217;nın futbolunu, &#8221;Yattara, adamın sağından atıp solindan Mecidiyeköy, Karaköy yapıp tekrar Olimpiyat Sitadina girip topi aldi&#8221; şeklinde aktaran Temel, bu kısa yorumundan sonra maçı dakika dakika şöyle yorumladı:</p>
<p>4. dakika, Yattara bi firikik kullandi, topi üst ağlardan geçirip gol yapmak istedi ama beceremedi.</p>
<p>18. dakika, Yattara topi aldi milleti gatliya gatliya gitti bi vurdi galeci atlayip dışari çikardi. (Ben de masadaki bütün pardakleri kırdım az daha dayak yiydim)</p>
<p>49. dakika, adamlar soldan bir orta yapti, bizum kaleci Tolga top yerine havaya bi yumruk savurdi, top kornere çıkti. Kornerden gelen topa gene çıkti, havaya attuğu yumruğu beğenmediki gene havaya yumruk savurdi, adam bir kafayi çakti gol. Hakem goli saymadi, niye saymadi vallahi anlamadum.</p>
<p>66. dakika, Yattara topi aldi gıvırtamalarina başladi. Ula bi keyif aliyrim bi keyif aliyrum ki. Ula o da ne bi ortaladi az önce kaleciyi sakatliyan Umut bi kafa çakti, kaleci uzanmasina rağmen top filelere girdi. Gol ula gool. 1-0 öne geçtuk.</p>
<p>73. dadika, gene sahnede Umut var. Yattara&#8217;dan alduğu topla kaleyle arasındaki masafe azecuk bişe, top yerine çimenlere tekme atti, çimenler az daha gol oliykan top korner bayrağının ordan auta gitti. Neyse, maçı 1-0 yenduk.</p>
<p>(aa)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/temel-trabzon-macina-spiker-olursa/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hami&#8217;ye büyük görev</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/hamiye-buyuk-gorev/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/hamiye-buyuk-gorev/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 08:57:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Trabzonspor]]></category>

		<category><![CDATA[Abdullah Ercan]]></category>

		<category><![CDATA[Hami Mandıralı]]></category>

		<category><![CDATA[Milli Takım]]></category>

		<category><![CDATA[Ümit Milli Takım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=798</guid>
		<description><![CDATA[Ümit Milli Takımın Teknik Direktörü Hami Mandıralı, Antrenörü ise Abdullah Ercan oldu.
Ümit Milli Takım&#8217;ın başına Trabzonspor&#8217;un eski futbolcuları Hami Mandıralı ve Abdullah Ercan getirildi.
Yeni görevlendirme ile Ümit Milli Takımın Teknik Direktörü Hami Mandıralı. antrenörü ise Abdullah Ercan oldu.Mandıralı &#8220;Fatih hoca sorumluluğun bizde olduğunu söyledi.Bizde en iyisini yapacağız&#8221; dedi.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/4059.jpg" ><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-799" title="4059" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/4059-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Ümit Milli Takımın Teknik Direktörü Hami Mandıralı, Antrenörü ise Abdullah Ercan oldu.<br />
Ümit Milli Takım&#8217;ın başına Trabzonspor&#8217;un eski futbolcuları Hami Mandıralı ve Abdullah Ercan getirildi.<br />
Yeni görevlendirme ile Ümit Milli Takımın Teknik Direktörü Hami Mandıralı. antrenörü ise Abdullah Ercan oldu.Mandıralı &#8220;Fatih hoca sorumluluğun bizde olduğunu söyledi.Bizde en iyisini yapacağız&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/hamiye-buyuk-gorev/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Trabzon&#8217;da tereyağı festivali</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/trabzonda-tereyagi-festivali/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/trabzonda-tereyagi-festivali/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 08:54:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aktuel]]></category>

		<category><![CDATA[Festival]]></category>

		<category><![CDATA[Tereyağı]]></category>

		<category><![CDATA[Tonya Tereyağı]]></category>

		<category><![CDATA[Trabzon]]></category>

		<category><![CDATA[Trabzon Tereyağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=794</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı Salnamesi&#8217;nde övgüyle bahsedilen Tonya tereyağı adına düzenlenen Tonya Tereyağı Kültür ve Sanat Festivali&#8217;nin sekizincisi, 23-24 Ağustos tarihlerinde Trabzon&#8217;un Tonya ilçesinde gerçekleştirilecek.rabzon Gazeteciler Cemiyeti&#8217;nde, festival tertip komitesi üyeleriyle birlikte bir basın toplantısı düzenleyen Tonya Belediye Başkanı Ahmet Kurt, Karadeniz Bölgesinde ürün olarak çay, fındık ve tütünün ön plana çıktığını, bunların dışında üne kavuşmuş bir çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/1140.jpg" ><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-796" title="1140" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/1140-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Osmanlı Salnamesi&#8217;nde övgüyle bahsedilen Tonya tereyağı adına düzenlenen Tonya Tereyağı Kültür ve Sanat Festivali&#8217;nin sekizincisi, 23-24 Ağustos tarihlerinde Trabzon&#8217;un Tonya ilçesinde gerçekleştirilecek.rabzon Gazeteciler Cemiyeti&#8217;nde, festival tertip komitesi üyeleriyle birlikte bir basın toplantısı düzenleyen Tonya Belediye Başkanı Ahmet Kurt, Karadeniz Bölgesinde ürün olarak çay, fındık ve tütünün ön plana çıktığını, bunların dışında üne kavuşmuş bir çok ürün bulunduğunu belirterek, &#8221;Biz de 1887 tarihli Osmanlı Salnamesi&#8217;nde özgüyle söz edilen Tonya tereyağını tanıtmak ve yöredeki hayvancılığı geliştirmek için bu festivali düzenliyoruz&#8221; dedi.<span id="more-794"></span></p>
<p>Kurt, festivalde, popüler kültürün etkisinde kalmadan, halkın yöresel sanatçılar eşliğinde güzel vakit geçirmesinin yanı sıra kültürel değerlerin yaşatılması adına da önemli etkinlikler içerdiğini ifade ederek, herkesi bu güzellikleri görmeye davet etti.<br />
23 Ağustos tarihinde başlayacak festivalin ilk gününde Salih Malkoçoğlu Parkı&#8217;nda kurulacak serbest kürsüde vatandaşlar diledikleri konuda konuşacak.</p>
<p>Daha sonra festival çelenkinin sunulmasının ardından, festival yürüyüşü yapılacak. Ey Gidi Günler Fotoğraf sergisinin açılışının ardından akşam saatlerinde yöresel sanatçılar konser verecek.<br />
Festivalin ikinci gününde ise, &#8221;En iyi tereyağı&#8221;, &#8221;En iyi jersey düve&#8221;, &#8221;En iyi püskül&#8221;, &#8221;Yayık yayma&#8221;, Yöresel çendey ve çamadan&#8221; gibi ilginç yarışmalar ile yöresel sanatçıların yer alacağı müzik dinletileri gerçekleştirilecek.</p>
<p>-TONYA TEREYAĞI-</p>
<p>Tonya tereyağının, Osmanlı Salnamesi&#8217;ndeki 1887 tarihli Trabzon Vilayeti Salnamesi&#8217;nde, &#8221;Nahiye-i mezkurede her çeşit meyve ve mahsulat yetişmekte olup buranın sade yağı nefasetçe ve makbul bulunduğu cihatle Trabzon&#8217;a gönderilmekte olduğu gibi Dersaadet&#8217;e (İstanbul) vesair mahallere dair nakl ve irsal olunmaktadır&#8221; şeklinde övüldüğü, bu nedenle Trabzon&#8217;un Tonya ilçesinin tereyağının memleketi sayıldığı belirtildi.<br />
Kaynak: <a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/5.jpg" ><img class="size-thumbnail wp-image-795 alignnone" title="aa" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/5.jpg" alt="" width="67" height="16" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/trabzonda-tereyagi-festivali/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Karadenizde üç dere kanserli</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/karadenizde-uc-dere-kanserli/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/karadenizde-uc-dere-kanserli/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 08:48:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aktuel]]></category>

		<category><![CDATA[Çernobil]]></category>

		<category><![CDATA[Kanser]]></category>

		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=791</guid>
		<description><![CDATA[Karadeniz&#8217;de kanser taraması yapıldı. Ve ortaya ürkütücü bir sonuç çıktı. 3 derenin suyu kanserli..
Yeditepe Üniversitesi (YÜ) Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Karadeniz yöresinde geçen yıl gerçekleştirdikleri &#8216;kanserojen&#8217; madde analizi çalışmalarında, üç yerde ölçümlerin pozitif çıktığını söyledi.
ÜÇ DEREDE KANSER VAR
Yılmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, Rize Valiliğinin talebi üzerine, yaklaşık iki yıldır Karadeniz&#8217;de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/6367.jpg" ><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-790" title="değirmendere" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/6367-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Karadeniz&#8217;de kanser taraması yapıldı. Ve ortaya ürkütücü bir sonuç çıktı. 3 derenin suyu kanserli..</p>
<p>Yeditepe Üniversitesi (YÜ) Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Karadeniz yöresinde geçen yıl gerçekleştirdikleri &#8216;kanserojen&#8217; madde analizi çalışmalarında, üç yerde ölçümlerin pozitif çıktığını söyledi.</p>
<p>ÜÇ DEREDE KANSER VAR<span id="more-791"></span></p>
<p>Yılmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, Rize Valiliğinin talebi üzerine, yaklaşık iki yıldır Karadeniz&#8217;de çalışma yürüttüklerini belirterek, &#8221;Samsun Alaçam&#8217;dan, Rize Fındıklı&#8217;ya kadar deniz, dere ve nehir sularının ölçümlerini yapıyoruz. Geçen yıl ağustos ayında yaptığımız ölçümlerde Karadeniz&#8217;de üç yerde kanserojen madde ölçümleri pozitif çıktı. Buralar, Trabzon-Değirmendere, Ordu-Melet ve Rize-Madenli dereleridir. Bu yıl yine aynı bölgelerden su numuneleri aldık. Alınan numunelerin sonuçlarını 15 eylülde geçen yılki değerlerle karşılaştırarak, net bir kanıya varacağız&#8221; dedi.</p>
<p>HAYATİ AÇIDAN RİSK TAŞIYOR</p>
<p>Suda bulunan kanserojen madde oranının, uluslararası kabul edilebilir bir değerde olmadığını ifade eden Yılmaz, &#8221;Suda bulunan organik klor ile suya attığımız kloru birbirine karıştırmamalıyız. Suda bulunan organik klor fazla olduğu zaman zararlıdır. Normal klor ise vücudun ihtiyaç duyduğu bir şeydir. Yalnız bu bölgelerde bulunan organik klor bileşik göstergesi hayati açıdan çok büyük bir risk teşkil etmemektedir. Bu yıl alacağımız sonuçlar bize kesin sonucu verecektir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>RİZE VALİLİĞİNİN AÇIKLAMASI</p>
<p>Öte yandan Rize Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, Prof. Dr. Yılmaz&#8217;ın Valiliğin talebi üzerine Ağustos 2007&#8242;de Rize&#8217;deki sularda kanserojen madde analizi çalışması başlattığı bildirildi. Açıklamada, çalışmanın dün tamamlandığı ve Prof. Dr. Yılmaz tarafından Rize Valisi Kasım Esen&#8217;e sonuçlar hakkında bilgi sunduğu ifade edilerek, şunlar kaydedildi:</p>
<p>&#8221;Çalışma kapsamında daha önce belirlenen yerlerden içme, deniz ve nehir suyu örnekleri toplandı.</p>
<p>Örnekler su yüzeyinin 10-15 santimetre altından elde edildi. Her bir nokta için 500 mililitre su numunesi alındı ve analiz edilinceye kadar artı 4 derecede saklandı.</p>
<p>Tüm analizler Orta Doğu Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği laboratuvarlarında gerçekleştirildi. Rize&#8217;nin Çayeli ilçesinden, İyidere ilçesi Hazar Mahallesi arasındaki tüm derelerden ve denizden örnekler alındı ve incelendi. Rize&#8217;nin suları organik klorlu bileşik bakımından çok büyük oranda temiz bulundu.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/karadenizde-uc-dere-kanserli/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Uzungöl</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/uzungol/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/uzungol/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 08:35:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yöremizden]]></category>

		<category><![CDATA[Şerah]]></category>

		<category><![CDATA[Trabzon]]></category>

		<category><![CDATA[Uzungöl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=753</guid>
		<description><![CDATA[Trabzon&#8217;a 99 km ve Çaykara ilçesine 19 km uzaklıkta, deniz seviyesinden 1090 m yükseklikte bulunan Uzungöl, dik yamaçları ve muhteşem orman örtüsü ile Alplerin güzelliğini geride bırakmaktadır.
Vadinin ortasında bulunan ve yamaçlardan düşen kayaların Haldizen deresinin önünü kapatmasıyla oluşmuş göl, &#8220;Uzungöl&#8221; olarak bilinir ve çevreye aynı ad verilmiştir. Özellikle yakınındaki &#8220;Şerah&#8221; köyünün yöreye uygun tarzda yapılmış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-9.jpg" ><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-763" title="uzungol-9" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-9-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Trabzon&#8217;a 99 km ve Çaykara ilçesine 19 km uzaklıkta, deniz seviyesinden 1090 m yükseklikte bulunan Uzungöl, dik yamaçları ve muhteşem orman örtüsü ile Alplerin güzelliğini geride bırakmaktadır.<br />
Vadinin ortasında bulunan ve yamaçlardan düşen kayaların Haldizen deresinin önünü kapatmasıyla oluşmuş göl, &#8220;Uzungöl&#8221; olarak bilinir ve çevreye aynı ad verilmiştir. Özellikle yakınındaki &#8220;Şerah&#8221; köyünün yöreye uygun tarzda yapılmış eski ahşap evler, doğanın güzelliğini tamamlar özelliktedir.<span id="more-753"></span></p>
<p>Yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çeken Uzungöl, sahip olduğu turistik potansiyeli bakımından çok zengindir.<br />
Çevrede trekking, kuş gözlem, botanik amaçlı turların yanı sıra daha yükseklerdeki dağların arasındaki göllere veya yakınlardaki Şekersu, Demirkapı, Yaylaönü gibi diğer yaylalara geziler düzenleme olanağı vardır.</p>
<p>Yaban hayatı bakımından Uzungöl çevresindeki dağlarda ayı, kurt, yaban keçisi, tilki, kafkas dağ horozu gibi çeşitli hayvan türleri barınmaktadır.<br />
Haldizen deresi vadisinde, heyelan sonucu dere yatağının tabii baraj şeklinde kapanması sonucu oluşan göl, çevresindeki ladin ormanları ile çekici bir peyzaj sergiler, Göl kıyısında yer alan Uzungöl yerleşmesi belediye teşkilatına sahip olup, alt yapı çalışmaları devam etmektedir. Trabzon&#8217;dan ulaşım, Çaykara&#8217;ya kadar 76 km, asfalt ve sonra da 19 km&#8217;lik stabilize yol ile sağlanmaktadır. Çaykara·Uzungöl yol bağlantısının ıslah edilmesi gerekmektedir.<br />
Gölün su sathı, mevsiminde gelen su miktarı ile bağımlı olarak cüzi farklılıklar gösterir ise de, genelde boyu 1000 metre, eni 500 metre, derinliği ise 15 metre civarındadır. Gölde alabalık yaşamaktadır. Belediye tarafından hazırlanmış 1/ 2000 uygulama imar planı bulunduğu ifade edilen yerleşmede; geleneksel ahşap yayla yapılarının kuzeybatı yönündeki çayırlık yamaçlardaki konumundan, beton yapılarının kuzeybatı yönündeki çayırlık yamaçlardaki konumundan beton yapılar şeklinde göl kıyısına inmekte olduğu müşahede edilmiştir.Turizm Merkezi olarak belirlenen alanın ilgi odağı olan göl çevresinde topografya, yerleşme alanını sınırlamaktadır.<br />
Bu nedenle kuzeybatıda belirlenen turizm yerleşme alanları ise kot farkı nedeniyle daha düşük rakımlarda kalmaktadır. Bu alanlarda yer alması düşünülen Konaklama tesislerinin göl ve civarını günübirlik, aktiviteler için yoğun şekilde kullanmak isteyecekleri muhakkaktır. Bu durumda, Turizm Merkezi gelişmesinin sağlıklı ve başarılı olabilmesi için göl çevresindeki yapılaşmanın kesinlikle kontrol altında tutulması gerekmektedir. Gölün Çaykara yönünden girişi bugünden büyük yapılarla (cami ve okul) kapatılmış durumdadır. Güneydoğuda yer alanda ise yapılaşma hızla artmaktadır.<br />
Halen gölün güneyinde, Haldizen deresi yanında yer alan özel sektör tarafından yapılmış bulunan 52 yatak kapasiteli ahşap bungalovlardan oluşan tesis başarılı bir uygulama olarak dikkat çekmektedir.<br />
Güneye doğru uzayıp giden Haldizen deresi vadisi büyük doğa zenginliklerine sahiptir. Uzungöl&#8217;e yaklaşık 10 ile 20 km mesafede dağların yüksekliklerinde yer alan 10&#8242; kadar ufak göl yöredeki aktivite zenginliğini arttırmaktadır. Uzungöl&#8217;e bugün bile yabancı gruplar gelerek mevcut tesiste konaklamakta ve güneydeki göllere doğa içinde yürüyüşler yapılmaktadır.</p>
<p>UZUNGÖL&#8217;E NASIL ULAŞILIR<br />
Karayolu (By Bus) : Trabzon&#8217; dan Türkiye&#8217;nin hemen hemen bütün illerine karşılıklı otobüs seferleri vardır.</p>
<p>Deniz Yolu (Maritime Lines) :Trabzon yaz aylarında düzenlenen feribot seferleri ile İstanbul ve İzmir&#8217;e bağlandığı gibi, yıl boyunca B.D.T. Ülkelerine çeşitli seyahat acentalarınca gemi ve otobüs seferleri düzenlemektedir.</p>
<p>Hava Yolu (Air Lines) :Uluslararası trafiğe açık Trabzon Hava Limanından yurdumuzun bir çok iline hava ulaşımı sağlandığı gibi, Almanya, Hollanda, ve B.D.T. Ülkeleri ile de karşılıklı seferler yapılmaktadır.</p>
<p>ARAKLI-SÜRMENE-OF-ÇAYKARA-UZUNGÖL<br />
Güne iyi bir kahvaltıyla başlamak günü iyi yaşamak için bir koşul, Kahvaltımızı alıp, sahile ulaşıyoruz, Doğu yönüne hareket ediyoruz. Karadeniz daima solumuzda. Samsun-Sarp duble otoyolunun inşası yoğun bir şekilde devam ediyor. Her taraf iş makinesi ve denizin doldurulması amacıyla kaya taşıyan kamyonlarla dolu, Her zamankinden dikkatli ve yavaş bir sürüş gerekiyor.<br />
Sahili takip ettiğimizde hemen hemen birbirine bitişik ilçe ve belde merkezlerini görüyoruz, Üzülerek itiraf etmek gerekiyor ki, belki de ülkemizin en çirkin şehirleşmesi Binalar birbirine bitişik, genel olarak sıva ve boya yapılmamış bir şekilde Karadeniz&#8217;in sahilinin güzelliğini silip götürüyor, 6-7 katlı bir binanın örnek olarak 3. katının pencere ve camlarının olduğunu, diğer katlarının ise tuğlasının dahi örülmediğini çok sık görebiliriz. Bunun sebebi her ne kadar bu çirkinliği örtmeye yaramıyorsa da, insancıl bir yönü var. Bir aile reisi kendinden sonra neslini de düşünerek, koca bir apartmanın inşasına başlıyor. Kaba inşaat nispeten ucuz olduğu için 5 kat 6 kat beton atılıyor. Öncelikle kendisi bir katına yerleşiyor, Sonra eline para geçtiğinde yavaş yavaş diğer katları da tamamlama yoluna gidiyor, Çocuklarından evlendikçe bir kat daha tamamlanıyor.Çatı yapma meselesine gelince, malum çatı bir daire değildir ve çatının amacı binayı yağmurdan korumaktır, Onun içinde çatı yapmak yerine bir kat daha beton atmak daha akılcı geliyor Karadeniz insanına.<br />
Biz böylece konuşurken Sürmene&#8217;ye geldik, Sürmene bıçakları, çakıları ile meşhur, Çarşıya şöyle bir girip sürmene bıçaklarına bakabilir İsviçre bıçakları ile karşılaştırabiliriz. Birde çalmasını bilmesek de Karadeniz&#8217;e gelip de bakmamak olmaz, Belediye binasının karşısında Sancak Kemençe imalat evi Hasan Sancağa uğramanız yerinde olur, Hediyelik satın alabileceğimiz gibi şöyle çalmayı da deneyebiliriz. Sürmene çarşı içine girdiğimize göre, Amerika&#8217;daki UFO tarikatı mensuplarının uzaylı olduğuna inandıkları Meyveş Ninenin köyüne de çıkabiliriz. Biraz karışık olduğu için çarşı içinde yolu sorup çıkmakta fayda var, Yaklaşık 30 dakika içinde beton düzgün bir yoldan Meyveş ninenin evine ulaşabiliriz.<br />
Meyveş Nine Kırım savaşı sırasında çocukken bir gemiyle Sürmene&#8217;ye kaçan bir ailenin çocuğu. Öldüğünde 130 yaşında çok dinç ve sağlıklı bir insanmış, Yörede anlatılan Meyveş ninenin insanların hastalıklarını iyileştirebildiği, öldüğü güne kadar, bahçesinde çalışan, sesi tıpkı bir genç kız sesi olan, iyilik timsali bir insanmış. Meyveş ninenin hikayesi torunu olan ve NASA&#8217;da akademisyen olarak çalışan Prof, Dr, Alaatin Yıldız beyin uzun yaşamla ilgili bir arkadaş sohbeti sırasında ninesinin 130 yaşında öldüğünü, zinde ve genç kalabildiğini anlatmasıyla dünyanın ilgi odağı haline gelmiş. Amerika&#8217;daki UFO tarikatı mensupları bir fon kurup Sürmene&#8217;de Meyveş nine adına bir anıt mezar inşa etmek için girişimlerde bulunmuş, anıt mezarın projesini ise İsrail&#8217;deki soykırım anıtının mimarı Derek Cooper&#8217;a yaptırmışlar bile. İnternet sayfası dahi bulunan Meyveş ninenin anıt mezarı çeşitli sebeplerle yapılamamış ama, bir mezan var, Meyveş ninenin evini, köyünü ziyaret için çıkarken tipik bir Karadeniz köyünüde görmüş olacaksınız. Çay bahçeleri içinde serpiştirilmiş genelde eski evler ilginizi çekecektir diye düşünüyoruz.<br />
Sürmene&#8217;den yine doğuya hareket halindeyiz. Kastel deresine gelmeden sağda hemen yolun üstünde Memiş ağa konağı hüzünlü bir ihtişamla sizi karşılıyor, 18. yüzyıla tarihlenen bu konak müze olarak yakında hizmet vermeye başlayacak.<br />
Trabzon&#8217;un en doğudaki ilçesi Of&#8217;a geliyoruz.İnsanların azimli ve çalışkan, neşeli oluşu Of ilçemizi tüm Türkiye&#8217;ye tanıtmış ve sevdirmiştir. Nasıl ki Türkiye&#8217;de Karadeniz fıkraları bir mizah konusu ise Karadeniz&#8217;de Oflu fıkraları bir ekoldür. Oflunun kurnazlığı şeytanla yarışması vs. gibi konuların geçtiği fıkralar Of&#8217;u ve Of insanını sevdirmektedir.<br />
Of ilçesine girerken tabelayı takip edip sağa dönüyoruz, Çaykara yoluyla Uzungöl&#8217;e ulaşacağız. Yaklaşık 35 dakika sonra Dernekpazarı ilçesini geçip Çaykara ilçesine geliyoruz, Çaykara&#8217;dan 17 km, mesafedeki Uzungöl&#8217;e ulaşma süremiz ortalama 30 dakika. Bu süre hızlı bir şekilde tamamlanmakta olan asfalt çalışmaları ile daha da kısalacaktır, Asfaltlama çalışmalarında son rötuşlar tamamlanmaktadır. Uzungöl&#8217;e ulaştığımızda karşımıza küçük bir çarşı, fotoğraflardan tanıdığımız cami çıkıyor. Artık Uzungöl&#8217;deyiz.</p>

<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol/' title='uzungol'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-1/' title='uzungol-1'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-1-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-2/' title='uzungol-2'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-2-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-3/' title='uzungol-3'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-3-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-4/' title='uzungol-4'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-4-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-5/' title='uzungol-5'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-5-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-6/' title='uzungol-6'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-6-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-7/' title='uzungol-7'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-7-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-8/' title='uzungol-8'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-8-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-9/' title='uzungol-9'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-9-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-10/' title='uzungol-10'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-10-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-11/' title='uzungol-11'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-11-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-12/' title='uzungol-12'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-12-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-13/' title='uzungol-13'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-13-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-14/' title='uzungol-14'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-14-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-15/' title='uzungol-15'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-15-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-16/' title='uzungol-16'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-16-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-17/' title='uzungol-17'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-17-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-18/' title='uzungol-18'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-18-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-19/' title='uzungol-19'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-19-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-20/' title='uzungol-20'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-20-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-21/' title='uzungol-21'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-21-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-22/' title='uzungol-22'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-22-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-23/' title='uzungol-23'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-23-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-24/' title='uzungol-24'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-24-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-25/' title='uzungol-25'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-25-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-26/' title='uzungol-26'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-26-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-27/' title='uzungol-27'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-27-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-28/' title='uzungol-28'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-28-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-29/' title='uzungol-29'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-29-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-30/' title='uzungol-30'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-30-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-31/' title='uzungol-31'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-31-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-32/' title='uzungol-32'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-32-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/uzungol/uzungol-33/' title='uzungol-33'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/uzungol-33-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/uzungol/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Suç işleyen çocuğunuza mükafat verin&#8230;</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/suc-isleyen-cocugunuza-mukafat-verin/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/suc-isleyen-cocugunuza-mukafat-verin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 08:02:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>

		<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>

		<category><![CDATA[çocuk terbiyesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=746</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğunuz, sizin istemediğiniz bir davranışı sergiliyorsa reaksiyonunuz nasıl olur? &#8220;Önce konuşurum, sonra ikaz ederim, hala aynı davranışta ısrar ediyorsa ceza veririm&#8221; mi diyorsunuz?
Sanırım suç işleyen bir çocuğa mükafat vermek çoğumuzun başvurduğu bir yöntem değildir&#8230; Öyle ya, &#8220;mükafat, güzel davranışın karşılığında verilir&#8221; diye biliyoruz. Aslında bildiğimiz şey pedagojinin bugün ulaştığı nokta açısından doğru. Ancak pedagoji biliminin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/guzel-gozlu-seker-cocuk.jpg" ><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-747" title="guzel-gozlu-seker-cocuk" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/guzel-gozlu-seker-cocuk-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Çocuğunuz, sizin istemediğiniz bir davranışı sergiliyorsa reaksiyonunuz nasıl olur? &#8220;Önce konuşurum, sonra ikaz ederim, hala aynı davranışta ısrar ediyorsa ceza veririm&#8221; mi diyorsunuz?</p>
<p>Sanırım suç işleyen bir çocuğa mükafat vermek çoğumuzun başvurduğu bir yöntem değildir&#8230; Öyle ya, &#8220;mükafat, güzel davranışın karşılığında verilir&#8221; diye biliyoruz. Aslında bildiğimiz şey pedagojinin bugün ulaştığı nokta açısından doğru. Ancak pedagoji biliminin yarın ulaşacağı noktaya göre baktığımızda görüyoruz ki suç işleyen çocuğa ceza vermek çok da doğru değildir.<span id="more-746"></span></p>
<p>Çünkü &#8220;ceza&#8221; dışa dönük bir terbiye metodudur ve baskıcıdır. Ceza ile çocuk, iç dünyasında kabullenmediği bir davranışı, dış baskı ile kabul etmeye zorlanmaktadır. Vicdanda kabul görmeyen davranışlar samimi olmaktan uzaktır. Bir davranışın çocuk tarafından kabul edilebilmesi için, çocuğun iç dünyasında ve vicdanında o davranışın kabul görmesi gerekir. Vicdanın kabul etmediği ve iç dünyanın benimsemediği davranış çocuğun içte farklı, dışta farklı kişilik sergilemesine sebep olabilir.</p>
<p>Çocuk ceza korkusu ile, belki istediğiniz davranışı sergiliyor olsa bile üzerindeki ceza baskısı kalktığında, yeniden ve belki de daha da ağırlaşmış bir yanlış davranışa yönlenebilir. O yüzden suç işleyen çocuklara ceza verirken çok iyi düşünmek gerekir. Çocuklarda yanlış davranış karşısında mükafat verilmesi, ceza verilmesinden daha olumlu sonuçlar doğurur.</p>
<p>Örnek :</p>
<p>8-10 yaşlarında bir çocuğunuz var. Evde misafirleriniz olduğunda sizi misafirlere karşı hep mahcup ediyor. Siz ne zaman konuşmaya başlasanız, kullandığınız cümleleri alaya alarak ve eğip bükerek size karşılık veriyor. Ne kadar ikaz etseniz de bu davranışından vazgeçiremiyorsunuz. Sanırım sizinle böyle dalga geçen bir çocuğa mükafat vermek, aklınızın ucundan bile geçmez değil mi? Örneğimizi biraz daha zorlaştıralım. Siz dindar bir insansınız ve maneviyata çok önem veriyorsunuz. Abdest alıp namaz kılıyorsunuz. Namaz kılmak için ezan okuduğunuzda, çocuğunuz karşınıza geçiyor ve ezan ile dalga geçiyor, dil çıkartıp &#8220;bö bö böö&#8221;  diyerek sizi tahrik ediyor. Ne yapardınız? Ezan ile dalga geçen çocuğunuza, mükafat verir miydiniz? Vermezdiniz, değil mi? Günümüz pedagoji bilimi de böyle bir çocuğun mükafatı hak ettiğini söyler.</p>
<p>Ama tarihin sayfalarını geriye doğru çevirdiğimizde, bu günün pedagoji bilimini çokça geride bırakan farklı bir yöntemle karşılaşıyoruz.</p>
<p>Yukarıdaki örneğin bir benzerini, Peygamber Efendimiz&#8217;de (sallallahü aleyhi ve sellem) görüyoruz. Bir gün kendisi mescide doğru ilerlerken, okunan ezan ile dalga geçen çocukları görür. Çocuklar yol kenarındadır ve Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) onlara selam vererek yaklaşır. Sonra ezan ile dalga geçen çocuğa &#8220;Ne kadar da güzel sesin var&#8221; der. Çocuk bir peygamberi karşısında görünce şaşırır. Şaşkınlığını henüz üzerinden atamadan, Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) çocuğun saçlarını okşar ve &#8220;Mescitte de bu güzel sesinle ezan okur musun?&#8221; diye sorarak onun elinden tutup mescide götürür. O çocuk o günden sonra mescitte müezzinlik yapmaya başlar. Bu sahabe efendimiz, mescitte uzun bir süre müezzinlik yapar ve saçlarını ömür boyu kesmez. Çokça uzayan saçlarını kesmesi konusunda tavsiyede bulunanlara da öfkelenerek &#8220;O saçları kim okşadı bilmiyor musunuz?&#8221; diyerek, Peygamber Efendimiz&#8217;e (sallallahü aleyhi ve sellem) olan muhabbetini dile getirir.</p>
<p>Yukarıdaki olayı analiz edelim: Suç işleyen bir çocuk var ve ezanı hafife alıyor. Tıpkı kendi evimizde bizim okuduğumuz ezan ile dalga geçen çocuk gibi. Bu suç karşılığında Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) nasıl davranıyor? Çocuğu yanına çağırmıyor aksine, çocuğun yanına kadar gidiyor. Bu çocuğa değer vermektir ki &#8220;duygusal bir mükafat&#8221;tır. Arkadaşlarının yanında, çocuğun sesinin ne kadar güzel olduğunu söylüyor. Bu ise ikinci mükafattır ki buna da &#8220;sosyal mükafat&#8221; diyoruz. Daha sonra çocuğun saçını okşayarak, üçüncü kez mükafat vermektedir. Son olarak da elinden tutarak onu mescide müezzin olarak tayin etmektedir ki bu da dördüncü mükafattır.</p>
<p>Halbuki, Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) suç işlemiş bir çocuğun davranışını değiştirmek için cezaya baş vurmadı. Aksine artarda dört defa mükafat verildi.</p>
<p>Bir başka örnek;</p>
<p>Bir şahsın kapısının önünde bir grup çocuk teneke çalarak gürültü yapıyorlardı. Mahalleli ne kadar müdahale ettiyse de çocukları bu davranışlarından vazgeçiremediler. Bir gün, önünde gürültü yapılan evin sahibi, dışarı çıkarak çocukların yanlarına gitti. Onlarla konuşup bir anlaşma yaptı. Bu anlaşmaya göre, çocuklar günün belirsiz vakitlerinde gelip gürültü yapmayacak, aksine anlaştıkları bir saatte gelecekler ve o saatte gürültü yapacaklardı. Anlaşmaya göre yapacakları gürültü karşılığında ise bu şahıstan para alacaklardı. Çocuklar bu anlaşmadan memnun oldular ve ertesi gün anlaştıkları saatte kapının önüne geldiler. Tenekelere, ellerindeki sopalarla vurarak gürültü yaptılar. Bir süre sonra, anlaşma yaptıkları şahıs kapıda göründü. Çocukların yanına gelerek, anlaştıkları şekilde bu gürültünün karşılığında belli bir ücret verdi. Çocukları evlerine gönderdi. Çocuklar ertesi gün anlaştıkları saatte yeniden kapının önüne geldiler ve yeniden gürültü yaptılar. Şahıs yeniden çıktı ve çocuklara anlaştıkları parayı verdi. Ancak adamın, her seferinde evden geç çıkmasına kızan çocuklar, adamı ikaz ettiler ve geç gelmemesini söylediler. Ertesi gün mutat saatte çocuklar yine geldi ve gürültü yapmaya yeniden başladılar. Çocuklar uzun süre gürültü yaptıkları halde, şahıs yine gecikerek evden çıkıp çocukların yanına geldi. Çocuklara, artık anlaştıkları parayı vermekte zorlandığını söyledi. Çocuklar ile yeni bir anlaşma yapmak istediğini belirtti ve sordu: &#8220;Acaba şu anda anlaşmış olduğumuz ücretin yarısını versem, yine gelir misiniz?&#8221; Çocuklar, zaten paralarını geç teslim eden şahsın bu teklifine kızdılar ve kabul etmediler. Zaten bu iş için boşa zaman harcadıklarından bahsettiler. Diğer çocuklar oyun oynayıp güzel vakit geçirirken, kendilerinin bu iş için kenarda oturup saatlerce beklediklerini, yeni teklifi kabul etmediklerini ve bir daha da buraya gelmeyeceklerini söylediler.</p>
<p>Bu örneği de incelediğimizde ceza karşısında davranışlarını değiştirmeyen çocukların, mükafat aracılığı ile kötü davranışlarının kontrol altına alındığına ve daha sonra da tamamen ortadan kaldırıldığına şahit oluyoruz. Yukarıdaki örnek dikkatle incelenecek olursa, artarda dört adet mükafat verildiğini görebiliriz.</p>
<p>Çocukların işledikleri suç karşılığında mümkün oldukça ceza verilmemelidir. Peki neden?</p>
<p>1- Ceza, çocuğun iç dünyasında ezilmişlik duygusu oluşturabilir. Bu ezilmişlik duygusu ile çocuk, yanlış davranışı devam ettirerek, kendisini cezalandıran şahsı cezalandırmak isteyebilir.<br />
2- Ceza, hırs doğurup bir başka kötü davranışın tetikleyicisi olabilir.<br />
3- İstediği bir davranışı ceza korkusu ile sergileyemeyen çocuk, iç dünyasındaki istek ile dış dünyadaki ceza arasında sıkışıp kalabilir. Bu ise çocuğun samimi olamamasına sebep verir.<br />
4- Ceza, küçük yaşta &#8220;öfke ve nefret&#8221; duygularına sebep olabilir.</p>
<p>Peki, cezasız eğitim olabilir mi? Ceza vermek zorunda kalınırsa, ne yapılmalıdır? Ceza ve mükafat verirken nelere dikkat edilmelidir? Bu soruları da bir sonraki sayımızda ele almayı düşünüyoruz&#8230;</p>
<p>Adem Güneş - agunes@eurozaman.de</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/suc-isleyen-cocugunuza-mukafat-verin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Allah nerede?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/allah-nerede/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/allah-nerede/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 07:54:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<category><![CDATA[Allah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=742</guid>
		<description><![CDATA[Küçüktüm&#8230; Hayal meyal hatırlıyorum. Anneme sormuştum, &#8220;Anne, Allah nerede?&#8221; Annem bütün kalbi samimiyeti ile cevap vermişti, &#8220;Allah nerede anarsak orada oğlum.&#8221; Bu cevap kafamda yeni soruları da beraberinde getirmişti. Allah&#8217;ı nerede anarsak oraya geliyor. Tespih çekenlerin neden hızlı hızlı &#8220;Allah&#8221; diyerek tespih çektiğini şimdi anlamıştım. Hep Allah&#8217;ı yanlarında hissetmek istiyorlardı demek ki! &#8220;Peki ya Allah&#8217;ı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/dua-allah.jpg" ><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-743" title="dua-allah" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/dua-allah-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Küçüktüm&#8230; Hayal meyal hatırlıyorum. Anneme sormuştum, &#8220;Anne, Allah nerede?&#8221; Annem bütün kalbi samimiyeti ile cevap vermişti, &#8220;Allah nerede anarsak orada oğlum.&#8221; Bu cevap kafamda yeni soruları da beraberinde getirmişti. Allah&#8217;ı nerede anarsak oraya geliyor. Tespih çekenlerin neden hızlı hızlı &#8220;Allah&#8221; diyerek tespih çektiğini şimdi anlamıştım. Hep Allah&#8217;ı yanlarında hissetmek istiyorlardı demek ki! &#8220;Peki ya Allah&#8217;ı anmazsak?&#8221; diye düşündüğümü hatırlıyorum gece vakti yatağımda uyumaya çalışırken.<span id="more-742"></span></p>
<p>Bir süre sonra, mahallemizdeki caminin hocası aynı soruya farklı bir cevap vermişti. Yaramaz arkadaşımız Ramazan, &#8220;Allah nerede hocam&#8221; diye sorunca, sağ elini kalbine götürerek, &#8220;Allah kalbimizde oğlum&#8221; cevabını vermişti.</p>
<p>Bu cevap annemin verdiği cevaptan daha çok düşündürmeye başlamıştı beni. &#8220;Allah kaç tane ki? Herkesin kalbinde Allah varsa o zaman neden, ‘Allah bir&#8217; diyoruz? Allah insanların kalbine niye giriyor ki?&#8221; gibi birçok soru aklımdan geldi gitti durdu. Tüm bu sorularımı çocukluk yıllarımda ne kimseye sorabildim, ne de bu soruların sorulduğu bir ortamda verilen cevapları duyabildim.</p>
<p>Zaman hızla ilerledi&#8230; Demek ki, bu sorular bilinç altıma yerleşmiş bir &#8220;öcü&#8221; gibi bir gün hortlayacağı anı bekliyormuş. Ta ki, Türkiye&#8217;den yayın yapan televizyon kanallarının birinde, çocuk terbiyesi konusunda bir programı izleyene kadar. Programda izleyicilerden gelen sorulara cevap vermeye çalışan bir psikologa, bir anne, çocuğu ile ilgili, bir soru sordu. Programa telefon ile katılan anne, &#8220;5 yaşında bir oğlum var. Israrla bana ‘anne, Allah nerede?&#8217; diye soruyor, ben de ‘oğlum Allah kalbimizde&#8217; diye cevap veriyorum. Böyle cevap vermekle doğru mu yapıyorum diye içimde hep şüphe duyuyorum, sizce nasıl cevap vermeliyim&#8221; diyor. Televizyonda soruları cevaplandıran uzman &#8220;5 yaşındaki bir çocuk, soyut düşünmektedir. Çocuğun kalbinde Allah var, diye cevap vermeniz, çocuğun aklına yeni birçok soru işaretlerini doğurabilir. O nedenle, oğlunuzun bu sorusuna ‘Allah çoooook uzaklarda onu biz göremeyiz&#8217; diye cevap vermenizi tavsiye ederim&#8221; deyiverdi.</p>
<p>Televizyon ekranlarındaki bu diyaloga, hem o dönemi küçükken bizzat yaşamış biri, hem de pedagoji branşından biri olarak çok üzüldüm.</p>
<p>&#8220;Allah nerede?&#8221; sorusuna verilen bu cevaplar, çocuğun bilinçaltına yerleştirilmiş saatli bir bomba gibi &#8220;tik tak&#8221; ederek patlayacağı anı bekler. Eğer uygun bir zamanda uzman birileri tarafından saatli bombanın kabloları çekilmez ise,  çocukluk yıllarını atlatan gencin içinde dev gibi bir patlama olmaması içten bile değildir. Neden?</p>
<p>Sondan başlar ve başa doğru dönersek. Televizyonda soru soran annenin çocuğu 5 yaşında ve 5 yaş grubu çocuklar, dünyayı henüz soyut kavramlar ile tanımaktadırlar. Yani, çocuk gerçek ile hayali birbirinden ayırt edememektedir. Onun için her şey mümkündür. &#8220;Uçaklar uçmaktadır, arabalar da -belki- uçabilir. Gemiler yüzmektedir, evler de -belki- yüzebilir. &#8220;Pokemon&#8221; uçmaktadır, ben neden uçmayayım?&#8230; Çocuklar (aşağı yukarı) 7 yaşına kadar, dünyayı işte bu şekilde, hayal dünyası gibi, yani soyut olarak tanırlar ve onlar için her şey mümkündür. Anne çocuğuna &#8220;Allah kalbimizde&#8221; diye cevap vermişse. Çocuk için bu doğrudur ve Allah&#8217;ın yeri kalptir. Yani benim &#8220;Allahım, bedenimin içindedir.&#8221; Çocuklar, yedi yaş grubuna geçinceye kadar, anne-babalarından ne duydular ise onu &#8220;bilimsel bir gerçek&#8221; gibi kabul ederler.</p>
<p>Ancak sorun, yedi yaşından sonra başlamaktadır. Çünkü yedi yaşından sonra çocuklar dünyayı artık soyut olarak değil, &#8220;somut&#8221; olarak tanımaya başlarlar. Yani, &#8220;evet uçak uçabilir, ama araba uçamaz. Çünkü arabaların kanatları yoktur. Gemi yüzebilir, ama ev yüzemez. &#8220;Pokemon&#8221; uçabilir ama ben uçamam&#8230;&#8221; gerçeğini kavramaya başlarlar. Bu sırada, daha önceki yıllarda, soyut bilgileri kayıt ettikleri bilinç bilgilerini kullanmaya, düzeltmeye ve sorgulamaya başlarlar&#8230; Yedi yaş öncesinde,  &#8220;Allah kalbimizde&#8221; cevabını almış bir çocuk bu cevabı bir kez daha gözden geçirerek, bunun nasıl olabileceğini sorgulamaya başlayabilir. &#8220;Her kalpte bir Allah varsa, o halde kaç tane Allah var?&#8221; çıkmazına girebilir. (Tıpkı bir zamanlar benim kendi kendime sorduğum gibi). Yaş ilerledikçe çocuk kendi kendine bu sorunun cevabının aslında bir &#8220;kandırmaca&#8221; olduğunu, Allah&#8217;ın kalp ve damarlarda olamayacağını düşünmeye başlayabilir. Biyoloji dersinde kalbin nasıl işlediğini gören çocuk, bilim ile dininin birbiri ile çeliştiğini sorgulayabilir. Anne belki, çok iyi niyetle, tasavvufi anlamda ve manevi kalbi kast ederek, &#8220;Allah kalbimizde&#8221; cevabını vermiş olsa da, &#8220;soyut&#8221; kavramlar ile dünyayı tanımaya çalışan çocuk, annenin verdiği cevabı, annenin kastettiği anlamda anlamayacaktır. Daha da tehlikelisi, çocuk ergenlik döneminin çalkantıları ile, akılda bu kısa devre olmuş soru ve cevaplar ile, dinin bir &#8220;ütopya&#8221; olduğunu düşünmeye başlayabilir.</p>
<p>Bu cevap televizyondaki annenin ve benim cami hocamın verdiği cevaptı. Ancak asıl üzücü olan ise, televizyondaki uzman kişinin verdiği cevap. &#8220;Allah çoooook uzaklarda onu biz göremeyiz&#8221; cevabı çocuğun, dünyayı somut tanımaya başladığı dönemde (yedi yaş sonrası) yeniden hortlayacak ve Allah ile kendi arasına bir mesafe koymaya neden olacaktır. &#8220;O benden çok uzaksa, ben de ondan o kadar uzağım&#8221; felsefesi ile olaya bakacak, belki de ergenlik döneminin çalkantılı dönemlerinde yeni yeni öğrenmeye başladığı, fizik ve astronomi bilgileri ile de &#8220;Allah çok uzakta, ama nerede? Orada ne yapıyor?&#8221; gibi kendi kendini yeyip bitiren, yeni sorular ile muhatap olmak zorunda kalacaktır.</p>
<p>Benim annemin &#8220;Allah nerede anarsan oradadır&#8221; cevabı, yine soyut düşünme dönemine geçen çocuğun, &#8220;ya anmazsak o zaman Allah orada yok mu olur? O halde bir fenalık yaparken, Allah&#8217;ı anmazsak Allah da bizi göremez&#8221; gibi, düşünmeye ve bir sonraki dönem olan ön ergenlik döneminde, -örneğin- ışık hızının ne kadar olduğunu öğrenen bir gencin, bu sefer de &#8220;Allah ışık hızından da mı hızlı hareket ediyor bir yere varabilmek için&#8221; gibi yeni sorularla boğuşmasına neden olacaktır.</p>
<p>Tüm bu fikri iç savaş sırasında, gencin elinden biri tutmaz/tutamaz ve aklındaki akrep ve yılanların yuva kurduğu örtüyü kaldırmaz ise, bir gün o akrep ve yılanlar çocuğu sokup zehirleyebilirler. Artık, çocuk &#8220;bana dinden bahsetmeyin&#8221; zihinsel yorgunluğuna girebilir.</p>
<p>Peki &#8220;Allah nerede?&#8221; sorusuna nasıl cevap verilmelidir?<br />
Öncelikle şunu bilmek gerek ki, anne ve babalar, çocukların her sorusuna &#8220;ben bu sorunun cevabını biliyorum&#8221; demek zorunda değildir. Öte yandan, cevabını bilmediği bir sorunun sanki cevabını biliyormuş gibi, dolambaçlı ifadelerle çocuğun zihnini bulandırılmamalıdır. Tüm bunların da ötesinde,  &#8220;Allah nerede?&#8221; sorusu, bir &#8220;mekan&#8221; tanımlaması gerektirdiği için ve Allah&#8217;a bir mekan tayin edilemeyeceğinden dolayı, kendi içinde çelişkili bir sorudur. Başka bir ifade ile bu soru, &#8220;mantıksız&#8221; bir sorudur. Ancak, çocuklar, anne babalarına soracakları soruları &#8220;mantık süzgecinden geçirerek değil, hayatı tanımak için&#8221; sorarlar. Anne, babanın hem cevabını bilmediği, hem de kendi içinde bir &#8220;paradoks&#8221; oluşturan böylesi bir soruya cevap vermek için çırpınmak yerine &#8220;bilmiyorum!&#8221; cevabını vermeleri daha uygundur. Çocuklara verilecek &#8220;bilmiyorum&#8221; cevabı, anne babayı, çocuğun gözünde küçültmez, bilgisiz kılmaz, aksine, anne babanın inanırlığını güçlendirecektir. İmam Ebu Yusuf, kendisine yöneltilen birçok soruya &#8220;bilmiyorum&#8221; diyerek cevap vermiş, ama hiçbir zaman insanların gözünde itibar kaybına uğramamıştır. Bilmiyorum cevabı, değer kaybettirmez, güven kazandırır.&#8221;,  &#8220;Allah nerede anne&#8221; diye soru soran bir çocuğa, annesinin vereceği,  &#8220;bilemiyorum oğlum&#8230;&#8221; cevabı, çocuğun annesine olan güvenini artıracaktır. Öte yandan, kendi içinde çelişkili bir soruya mantıksal bir cevap arayarak, &#8220;mantıksızlığın mantığını oluşturmaktansa&#8221; çocuğun güvenini kazanmak daha uygundur.</p>
<p>Anne-baba, çocuğunu, çocuğun anlayamayacağı tasavvufi derinlikte bir cevapta boğmaktansa, &#8220;bilemiyorum&#8221; cevabını vererek, gizemli bir hazinenin kapısını da çocuğun meraklı bakışlarına teslim etmiş olur.</p>
<p>Adem Güneş - agunes@eurozaman.de</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/allah-nerede/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Cezasız çocuk terbiyesi olur mu?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/cezasiz-cocuk-terbiyesi-olur-mu/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/cezasiz-cocuk-terbiyesi-olur-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 07:52:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<category><![CDATA[çocuk terbiyesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=740</guid>
		<description><![CDATA[Katıldığım bir konferansta bir anne yanımdaki kalabalığın dağılmasını bekledikten sonra, biraz da mahcup bir eda ile yanıma yaklaştı. Kırk yaşlarına yakın annenin gözleri doluydu. Titrek bir sesle, &#8220;Bana lütfen yardım edin. Çocuklarıma karşı çok sert davranıyorum, çocuklarım yanlış yaptığında çok çabuk öfkeleniyor ve hemen şiddete başvuruyorum. Ama artık kullandığım şiddet öyle bir hal aldı ki, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/417b985dc91fd9f80203e2d0503fe72c.jpg" ><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-749" title="Çocuk" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/417b985dc91fd9f80203e2d0503fe72c-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Katıldığım bir konferansta bir anne yanımdaki kalabalığın dağılmasını bekledikten sonra, biraz da mahcup bir eda ile yanıma yaklaştı. Kırk yaşlarına yakın annenin gözleri doluydu. Titrek bir sesle, &#8220;Bana lütfen yardım edin. Çocuklarıma karşı çok sert davranıyorum, çocuklarım yanlış yaptığında çok çabuk öfkeleniyor ve hemen şiddete başvuruyorum. Ama artık kullandığım şiddet öyle bir hal aldı ki, ne çocuklar &#8220;dayak&#8221;tan korkuyor, ne de ben kullandığım şiddetin önüne geçebiliyorum. Çok zaman sinirlerime hakim olamıyor, vurduğum tokatların tesiri ile, burunlarının, ağızlarının kanadığını görüyorum.<span id="more-740"></span> Çocukları yatırdıktan sonra ancak kendime gelebiliyorum, o zaman da vicdan azabından kıvranıyorum&#8230; onlar uyuduktan sonra o masum yüzlerine bakıyor, elbiselerini kokluyor, oyuncaklarını döşüme basıp ağlıyorum. Ama ertesi gün, içimdeki canavar tekrar uyanıyor, ne kadar şiddet uygulamayacağım diye dirensem de bir yerde kontrolümü yine kaçırıyorum&#8230; Lütfen bana yardım edin, &#8221; diyerek karşımda ağlamaktan konuşamaz hale gelmişti.</p>
<p>Bir başka anne, &#8220;Eşimle ne zaman kavga etsek, hırsımı çocuklardan çıkartıyorum. Halbuki bunun çok saçma olduğunu da biliyorum. Ama aklım, duygularıma hakim olamıyor. Yanlış olduğunu bildiğim halde, eşimle olan kavgalar beni şiddet uygulamaya itiyor&#8221; demiştir.</p>
<p>Yukarıdaki iki örnekte de görüldüğü gibi, şiddet bir defa başladığında durdurulması çok zordur. Anne bilinçli bir yol izlemedikçe, yada profesyonel bir yardım almadıkça, şiddet bataklığına çırpınmaya devam edip duracaktır.</p>
<p><strong>Şiddet - Morfin, Ceza - Esrar gibidir</strong><br />
Şiddet uyuşturucu madde bağımlılığında &#8220;morfin&#8221; gibidir. Hiçbir uyuşturucu bağımlısı birdenbire morfin kullanmaya başlamaz. Morfinden önceki aşamalar vardır. Tıpkı bunun gibi, &#8220;şiddet morfini&#8221; kullanmaya başlayan annenin bu tehlikeli yolculuktaki ilk durağı çocuklarına uyguladığı &#8220;ceza&#8221;lardır. Ceza ise, &#8220;esrar&#8221; gibidir. Daha az zararlı gibi görünen, ama, bir gün &#8220;keşke bulaşmasaydım bu işe&#8221; dedirttirecek kadar tehlikeli bir bağımlılıktır. Madde bağımlılığı gibi, şiddet ve ceza da insan bünyesinde psikolojik bir bağımlılık oluşturur. Hiçbir bağımlı kendi halinden memnun değildir. Anne, bir yandan bu bağımlılığın kendine ve çocuklarına verdiği cezayı görecek ve pişman olacak, diğer yandan da kendine hakim olamayıp aynı davranışları sergilemeye devam edecektir.</p>
<p>Ne yazık ki, günümüzde çocuk terbiyesinde en çok başvurulan &#8220;davranış değiştirme&#8221; metodu &#8220;ceza&#8221;dır. Ama etrafınıza bir bakın lütfen, &#8220;ceza&#8221; alarak &#8220;adam olmuş&#8221; bir çocuk görüyor musunuz? Göremezsiniz zira ceza almak ve ceza vermek onur kırıcıdır. Ceza, çok defa düzelebilecek bir davranışın, çocuğun içinde gizlenip bir gün yeniden hortlamasına sebep olabilecek bir &#8220;baskı&#8221; yöntemidir.</p>
<p>Ceza, çok defa düzelebilecek bir davranışın, çocuğun içinde gizlenip, bir gün yeniden hortlamasına sebep olabilecek bir &#8220;baskı&#8221; yöntemidir.</p>
<p>Ancak ve ne yazık ki, çocuk terbiyesinde çok rahatlıkla ve çok sıklıkla kullanılmaktadır. Çocuklarına karşı ceza kullanan anne, çocuğunu düşürdüğü durumu eğer bilmiş olsa idi, sanırım ki yılandan kaçar gibi, şiddet ve cezadan kaçacaktı.</p>
<p><strong>Ceza ne alanı, ne de vereni memnun eder</strong><br />
Ceza -yanlış olarak- öylesine yayın bir terbiye metodu olarak kullanıldığına şahit olmaktayız ki, bazen neden şiddet toplumu olduğunu araştırmaya bile gerek kalmadığını hissediyoruz.Ceza sosyal hayatta kabul görmektedir ki, cezasız bir terbiye artık neredeyse düşünülemez hale gelmiştir. Ceza ve cezanın oluşturduğu ruhtaki dalgalanmaları ilerleyen satırlarda ele alacağız, ancak burada şu hususa değinmeden edemeyeceğiz, ister fiziksel ceza, ister materyal ceza ve ister duygusal ceza asıl tesirini, çocuğun ruhunda oluşturur. Annesinden küçük bir tokat yiyen çocuk, yediği dayağın fiziksel acısı ile ağlamaz. Çocuk o dayak sırasında ruhunda aldığı yara ve duygularındaki ezilmenin tesiri ile ağlar. Tıpkı, eşinden dayak yiyen bir kadın gibi. Eşinden &#8220;sadece bir tokat&#8221; yiyen kadın, acaba tokadın acısı ile mi eşine karşı bir soğukluk hisseder? Eşinin kendisini dövmesinin acısı ile mi uzun bir süre eşi ile konuşmak dahi istemez? Hayır, dayak yiyen eş, kırılan onuru, yok sayılan kimliği ile kocasına karşı soğukluk hisseder. Her ne kadar dayakçı eş, &#8220;Ya ne var bunda altı üstü bir tokat attık, sanki çok mu acıdı, bu kadar abartmaya gerek yok?&#8221; derken, ne kadar &#8220;duygusuzca&#8221; bir yaklaşım sergiliyorsa, tıpkı bunun gibi, çocuğuna bir tokat atan anne, &#8220;Niye bas bas bağırıyorsun ki, usulca bir defa vurdum, abartmaya gerek yok&#8221; demesi de o derece duygusuzca bir yaklaşımdır.</p>
<p>Annesinden küçük bir tokat yiyen çocuk, yediği dayağın fiziksel acısı ile ağlamaz. Çocuk o dayak sırasında ruhunda aldığı yara ve duygularındaki ezilmenin tesiri ile ağlar.<br />
<strong>Ceza nedir, cezanın çocuk terbiyesinde yeri nedir?</strong><br />
Ceza, kelime anlamı olarak, yapılan bir davranış karşısında karşılık vermek, yada mukabelede bulunmak olsa da, bilinen anlamı ile ceza, işlenilen bir kabahat karşılığında, kabahati işleyen kişiye, fiziksel, ruhsal veya psikolojik güç kullanmaya verilen isimdir.</p>
<p>Ceza kısa vadeli çözümdür. Yanlış yapan çocuk, ceza baskısı ile geçici olarak durdurulabilir. Ama çocuğun bu durduruluşu, arzu ettiği davranıştan vazgeçmesi anlamına asla gelmez.</p>
<p>Yukarıdaki annelerin çocuklarına uyguladığı şiddet örneğini ele alacak olursak, bahsi geçen iki annenlerin çocukları ile aralarında bir sevgi problemi yok. İki anne de çocuğunu çok sevdiğini söylemişti. Yani anneler çocuklarını döverlerken, onları sevmedikleri için değil aksine onları &#8220;çok sevdikleri için&#8221; dövmektedirler. Bu iki anne şiddet uygulamaya ilk önce masum cezalar ile başladıklarını belirtmişlerdir. Sonra masum cezalar, ağır cezaları, ağır cezalar, daha ağır cezaları, daha ağır cezalar da şiddeti doğurmuştu.</p>
<p>O halde şu soruyu sormadan edemeyeceğiz, &#8220;Madem ki, ceza böylesine tehlikeli bir silahtır, o halde neden hemen hemen her annenin başvurduğu bir terbiye aracıdır?&#8221;</p>
<p>Anne, eğer ceza vererek terbiye etmeye çalıştığı çocuğunun, çocuğu içinde yaşadığı depremi görebilseydi, çocuğuna ceza vermekte bu kadar rahat davranmazdı. Ceza&#8217;nın tesiri hemen görülmediği için, anne, ileride karşısına çıkacağı tehlikeden habersiz ceza vermeye, cezadan yardım almaya devam edip duruyor. Ceza&#8217;nın bir çocuğun dünyasında hangi duygusal değişiklikleri yaptığını ilerleyen satırlarda göreceğiz.</p>
<p>Bununla birlikte, ceza günümüzde ne yazık ki &#8220;yasal&#8221; ve &#8220;kabul gören&#8221; bir terbiye metodudur. Çocuğuna ceza vererek terbiye etmeye çalışan bir anne, toplumun diğer fertleri tarafından &#8220;anormal&#8221; bir şey yapıyor olarak değerlendirmez. Hatta daha da ötesi, çocuğuna ceza veren anneye için, &#8220;Vardır elbet bir sebebi&#8221; diye sahip çıkılır. Anne ise, bu günkü &#8220;şiddet içerikli sosyal yaşantıda&#8221; çok rahatlıkla kabul gören bu ceza uygularını sorgulama ihtiyacı bile duymadan uygulamaya devam eder. Annenin çocuklarına karşı ceza verme yetkisi o kadar doğaldır ki, çocuklar bu konuda &#8220;yasal koruma&#8221; altına alınma ihtiyacı bile hissedilmemiştir. Avrupa&#8217;nın birçok ülkesinde, özellikle fiziksel cezalara karşı çocuklar yasalar ile koruma altına alınsa da, psikolojik ve duygusal cezaların hem tespit edilmesi hem de yasaklanması pratikte imkansızdır.</p>
<p>Bununla birlikte, ceza günümüzde ne yazık ki &#8220;yasal&#8221; ve &#8220;kabul gören&#8221; bir terbiye metodudur. Çocuğuna ceza vererek terbiye etmeye çalışan bir anne, toplumun diğer fertleri tarafından &#8220;anormal&#8221; bir şey yapıyor olarak değerlendirmez. Hatta daha da ötesi, çocuğuna ceza veren anneye için, &#8220;Vardır elbet bir sebebi&#8221; diye sahip çıkılmaktadır.<br />
Bir suçlunun suçuna ceza vermek için normal şartlarda bir mahkeme heyeti kurulup - bir değil birkaç kişinin kararı ile - ceza verilmesinin mecbur olduğu düşünülürken, çocuklara verilecek cezalarda, ne bir mahkeme, ne de bir heyet ihtiyacı duyulmamaktadır. Çok defa anne, hem savcı, hem yargıç, hem de hakim olarak, çocuğunu hem yargılamakta, hem de hak ettiğini düşündüğü cezayı tek başına sorunsuzca uygulayabilmektedir.</p>
<p>Adem Güneş - agunes@eurozaman.de</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/cezasiz-cocuk-terbiyesi-olur-mu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Trabzon&#8217;da sıradışı asansör !</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/trabzonda-siradisi-asansor/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/trabzonda-siradisi-asansor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2008 16:05:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aktuel]]></category>

		<category><![CDATA[asansör]]></category>

		<category><![CDATA[restorant]]></category>

		<category><![CDATA[Trabzon]]></category>

		<category><![CDATA[Trabzonda]]></category>

		<category><![CDATA[Trabzonlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=731</guid>
		<description><![CDATA[TRABZON&#8217;da bir kişi yoldan 50 metre yükseklikteki bir tepenin üzerine restoran açtı, müşterilerinin yokuş çıkmaması için dağı oyarak asansör kurdu!
Akyazı Beldesi&#8217;nde geçen yıl hizmet vermeye başlayan Zigana Yörük Çadırı adlı restoran, 8 aylık bir çalışma sonucu bir tepenin yamacına kuruldu. Yerden 50 metre yükseklikteki restorana araçla yaklaşık 700 metrelik dik bir yokuşu tırmanarak çıkmak gerekmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/asansor_karadeniz_1.jpg" ><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-733" title="asansor_karadeniz_1" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/asansor_karadeniz_1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>TRABZON&#8217;da bir kişi yoldan 50 metre yükseklikteki bir tepenin üzerine restoran açtı, müşterilerinin yokuş çıkmaması için dağı oyarak asansör kurdu!<br />
Akyazı Beldesi&#8217;nde geçen yıl hizmet vermeye başlayan Zigana Yörük Çadırı adlı restoran, 8 aylık bir çalışma sonucu bir tepenin yamacına kuruldu. Yerden 50 metre yükseklikteki restorana araçla yaklaşık 700 metrelik dik bir yokuşu tırmanarak çıkmak gerekmesi ve otoparkın da yetersiz olması nedeniyle sorun yaşayan restoran işletmecileri bir formül düşündü. <span id="more-731"></span>Restoran Müdürü Süleyman İrdam, 2 katlı ve 750 kapasiteli restoran binasının yanındaki otoparkın yeterli olmadığını belirterek, &#8220;Buraya ancak 40 araç alabiliyorduk. Diğer müşterilerimiz ya yokuşu yaya tırmanmak zorunda kalıyordu, ya da o sırada uygun aracımız varsa aşağıdan aldırıyorduk&#8221; dedi. İrdam, sorunu çözmek ve müşterilerini rahat ettirmek için asansör projesini uygulamaya koyduklarını kaydederek şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Dağın içine yaklaşık 1.5 ayda asansörün sığacağı bir oyuk açtık. Daha sonra 10&#8242;ar kişilik iki kabinli asansörümüzü bu oyuğa yerleştirdik. Asansör için yaklaşık 300 bin YTL harcadık. Şimdi müşterilerimiz yol seviyesindeki 200 araçlık otoparkımıza araçlarını bırakıyor ve 40 saniyelik bir yolculuk sonrasında 50 metre yükseklikteki restoranımıza ulaşıyor. Asansörü geçen ay faaliyete soktuk ve müşteri kapasitemiz yaklaşık yüzde 30 arttı.&#8221;</p>
<p>Süleyman İrdam, asansörle yolculuk ederken camdan eşsiz Trabzon manzarasının izlenebildiğini de söyledi.</p>
<p>DHA</p>

<a href='http://www.yoremizden.com/trabzonda-siradisi-asansor/asansor_karadeniz_6/' title='asansor_karadeniz_6'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/asansor_karadeniz_6-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/trabzonda-siradisi-asansor/asansor_karadeniz_1/' title='asansor_karadeniz_1'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/asansor_karadeniz_1-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/trabzonda-siradisi-asansor/asansor_karadeniz_2/' title='asansor_karadeniz_2'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/asansor_karadeniz_2-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/trabzonda-siradisi-asansor/asansor_karadeniz_3/' title='asansor_karadeniz_3'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/asansor_karadeniz_3-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/trabzonda-siradisi-asansor/asansor_karadeniz_4/' title='asansor_karadeniz_4'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/asansor_karadeniz_4-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/trabzonda-siradisi-asansor/asansor_karadeniz_5/' title='asansor_karadeniz_5'><img src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/asansor_karadeniz_5-150x150.jpg" width="150" height="150" class="attachment-thumbnail" alt="" /></a>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/trabzonda-siradisi-asansor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>2008 Pekin Olimpiyatları Türkiye</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/2008-pekin-olimpiyatlari-turkiye/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/2008-pekin-olimpiyatlari-turkiye/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2008 13:25:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>maryeloglu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aktuel]]></category>

		<category><![CDATA[2008 Pekin Olimpiyatları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=724</guid>
		<description><![CDATA[Sporcularımızın başarısız olduğunu düşünenler,  yöneticileri yoğun biçimde istifaya davet ediyorlar.
kim demiş sporcularımızın başarısız olduğunu? bence son derece başarılıydılar. neden mi?
1. yüzme dalındaki hiçbir sporcumuz havuzda boğulmamıştır mesela. yarış sona erdiğinde aslanlar gibi havuzdan dışarı çıkmayı başardık.
2. boksta sporcumuzun ağzı burnu dağılmadan bir an evvel ringe “trabzonspor renkleriyle bezeli” havlumuzu atmayı başardık. antrenör ringe havlu atarken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/pekin-olimpiyatlari.jpg" ><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-728" title="pekin-olimpiyatlari" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/pekin-olimpiyatlari-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Sporcularımızın başarısız olduğunu düşünenler,  yöneticileri yoğun biçimde istifaya davet ediyorlar.</p>
<p>kim demiş sporcularımızın başarısız olduğunu? bence son derece başarılıydılar. neden mi?</p>
<p>1. yüzme dalındaki hiçbir sporcumuz havuzda boğulmamıştır mesela. yarış sona erdiğinde aslanlar gibi havuzdan dışarı çıkmayı başardık.<span id="more-724"></span></p>
<p>2. boksta sporcumuzun ağzı burnu dağılmadan bir an evvel ringe “trabzonspor renkleriyle bezeli” havlumuzu atmayı başardık. antrenör ringe havlu atarken tam isabet sağladı ve havlu sporcumuzun tam kafasına düştü.</p>
<p>3. halterde o gavur ölüsü gibi ağır demirleri kaldıramayacağımızı anlayınca hemen yere attık. diğer birçok sporcu gibi halterin altında kalıp gülünç durumlara düşmedik. hem bi yerimize de bi şi olmadı.</p>
<p>4. güreşte hakem rakip oyuncunun kazandığını ilan etmek için o oyuncunun kolunu havaya kaldırırken bizim güreşçimiz de minderden kalkıp hakemin yanıbaşında ayakta kalmayı başardı.</p>
<p>5. kanoda… kano mu? o ney ya? bilmediğimiz işlere burnumuzu sokmamayı da bildik.</p>
<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/okcu.jpg" ><img class="alignright size-medium wp-image-729" title="okcu" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/okcu.jpg" alt="" width="272" height="204" /></a>6. okçulukta da yayımızı germeyi ve okumuzu hedefe atmayı başardık.</p>
<p>7. daha birçok branşta ise, önemli olan yarışmaktı.</p>
<p>Tek Altın Madalyamız 20.08.08</p>
<p><span class="manset_detay">Serbest güreşte 66 kiloda Türkiye&#8217;yi temsil eden finale çıkan Ramazan Şahin, Türkiye&#8217;ye ilk altın madalyayı kazandırdı.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/2008-pekin-olimpiyatlari-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Birol Topaloğlu - Tara Saçını Tara</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/birol-topaloglu-tara-sacini-tara/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/birol-topaloglu-tara-sacini-tara/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2008 12:43:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>

		<category><![CDATA[Birol Topaloğlu]]></category>

		<category><![CDATA[Erkan Ocaklı]]></category>

		<category><![CDATA[Tara Saçını Tara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=722</guid>
		<description><![CDATA[ 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><embed id="VideoPlayback" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=5157350773704404023&#038;hl=tr&#038;fs=true" type="application/x-shockwave-flash"> </embed></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/birol-topaloglu-tara-sacini-tara/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bayram Tebriği</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/bayram-tebrigi/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/bayram-tebrigi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2008 12:14:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Mizah]]></category>

		<category><![CDATA[Komedi]]></category>

		<category><![CDATA[Komik Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=718</guid>
		<description><![CDATA[Haydar Bey anlatıyor;
Sene 1965, bir genel müdürlükte özel kalem
müdürü yardımcısıyım.
Bayrama 10 gün var.Benim müdür hastalandı. İşe
gireli iki hafta olmuş
olmamış. Genel müdür Bey çağırttılar:
-Tebrik kartları hazır mı?
-Hangi kartlar efendim?
-Aman evladım, Şükrü Bey sana söylemedi mi?
Bayram geldi tebrik
kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı tüh
tüh&#8230;. Çabuk hemen
hazırlayıverin.
-Emredersiniz efendim.
Genel Müdür Bey bütün kartları çini mürekkebiyle
ve en güzel yazımla
yazmamı istediler. 2000 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/avrupa-yakasi-burhan.jpg" ><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-719" title="avrupa-yakasi-burhan" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2008/08/avrupa-yakasi-burhan-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Haydar Bey anlatıyor;<br />
Sene 1965, bir genel müdürlükte özel kalem<br />
müdürü yardımcısıyım.<br />
Bayrama 10 gün var.Benim müdür hastalandı. İşe<br />
gireli iki hafta olmuş<br />
olmamış. Genel müdür Bey çağırttılar:<br />
-Tebrik kartları hazır mı?<br />
-Hangi kartlar efendim?<br />
-Aman evladım, Şükrü Bey sana söylemedi mi?<span id="more-718"></span><br />
Bayram geldi tebrik<br />
kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı tüh<br />
tüh&#8230;. Çabuk hemen<br />
hazırlayıverin.<br />
-Emredersiniz efendim.</p>
<p>Genel Müdür Bey bütün kartları çini mürekkebiyle<br />
ve en güzel yazımla<br />
yazmamı istediler. 2000 tanesini &#8221; alttakilere yazacaktım; &#8221;<br />
Bayramını kutlar gözlerinden öperim.&#8221;</p>
<p>1000 tanesi de &#8221; üst makamdakiler&#8221; e olacaktı;<br />
Sizin ve eşinizin<br />
bayramını saygıyla kutlarken sıhhatli ve başarılı<br />
günler niyaz ederim.&#8221;</p>
<p>Sabaha kadar 3000 kart yazacağım, düşünebiliyor<br />
musunuz? Kolları<br />
sıvadım:<br />
&#8221;Bayramını kutlar gözlerinden öperim.&#8221;<br />
1,5,10,18,28,58,108,188,558&#8230;..</p>
<p>Yazıyorum yazıyorum bitmiyor Nasıl sıkıntı<br />
bastı!! 738,918&#8230;&#8230;.</p>
<p>İkibuçuk paket Samsun&#8217;u bu arada bitirmişim.<br />
Öyle işkence çekiyorum<br />
ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım. Sıra<br />
2000. karta geldiğinde<br />
şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hala<br />
yığınla duruyor! 1000<br />
tane de &#8221; üst makamlar&#8221; a yazılması gereken var.4.<br />
paket sigarayla<br />
birlikte &#8221; sizin ve eşinizin bayramını saygıyla<br />
kutlarken sıhhatli ve<br />
başarılı günler niyaz ederim&#8221; diye yazmaya<br />
başladım.<br />
1,5,9,19,39,109&#8230;&#8230;.</p>
<p>&#8221; Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken<br />
sıhhatli ve başarılı<br />
günler niyaz ederim.&#8221;</p>
<p>Boyuna yazıyorum göz kapaklarım iyice ağırlaştı,<br />
takoz koysam gene de<br />
kapanacak.</p>
<p>209,529,689&#8230; yaz babam yaz&#8230;. Ama artık kalemi<br />
parmaklarımın arasında<br />
tutamaz oldum. Ben kaleme değil kalem bana hakim.</p>
<p>&#8221; Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken<br />
sıhhatli ve başarılı<br />
günler niyaz ederim.&#8221;</p>
<p>&#8221; Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin<br />
bayramını kutlarken.&#8221;</p>
<p>&#8221; Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla, sıhhatli<br />
günler diler Niyazi ile<br />
beraber ederim.&#8221;</p>
<p>&#8221; Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını<br />
kutlarken ayrıca<br />
sıhhatle ederim.&#8221;</p>
<p>&#8221; önce bayramınızı eder sonra eşinizle Niyazi&#8217; ye<br />
başarılı günler<br />
dilerim.&#8221;</p>
<p>&#8221; Sizin de eşinizin de Niyazi&#8217;nin de bayramını<br />
saygıyla eder, sıhhat<br />
dilerim.&#8221;</p>
<p>&#8221; Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken<br />
Niyazi&#8217;ye başarılar<br />
diler aynı zamanda ederim.&#8221;</p>
<p>&#8221; Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar<br />
Niyazi&#8217;nin gözlerinden<br />
öperim.&#8221;</p>
<p>&#8221; Sizin de eşinizin de Niyazi&#8217;nin de bayramını da<br />
tatilini de gelmişini<br />
de geçmişini de&#8230;. saygıyla ederim.</p>
<p>Sabah tam mesai saatinde , gözlerim kan çanağı<br />
kartları yetiştirdim. Genel<br />
Müdür bir ikisine şöyle bir baktı:</p>
<p>-&#8221;Aferin&#8221; dedi. &#8221; Güzel yazmışsın. Hemen<br />
postalayın.&#8221;</p>
<p>HEMEN POSTALADIK.</p>
<p>3 gün sonra bizim Genel Müdürü ondan sonra daaa&#8230;.</p>
<p>bendenizi postaladılar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/bayram-tebrigi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
