Dilekçe

0
443 kez

Kelamın inkıtaya düştüğü, doğrunun sustuğu, yüreklinin pustuğu yerde dil hanesinin çarnaçar dile geldiği demlerde, sen gelirsin aklıma… Senin şefkatten , merhametten,sevgiden örülmüş mabedine salarım yüreğimi. Söz söyleyenin çok, hal gözüyle görenin az olduğu eşkıya yürekli bu zamanda gelişlerim sanadır… Sanadır tüm yollarım. Bir bengisu sonsuzluğunda sana kurulu saatlerim. Gelişlerim sana , gidişlerim sanadır.. Tenha iklimlerin sığınağından açtım ellerimi sana doğru. Zulümden abideler dikilirken başucumda, içimde bin güzellik yıkılıyor.

Ümidimin menzili olan en sevgili,
Sevgililer sevgilisi,
Merhametine sığındım…
Böylesine zor zamanda.

Zulümle tüllenen bu sefil çağda, asr-ı saadet medeniyeti kuşatıyor düşlerimi. Düştüğüm kördüğüm çıkmazlarda kabahatim,alkışlanıp; iyiliğim tırpalanıyor. Sözler söyleniyor, nutuklar atılıyor meta medeniyeti üstüne. Bu riyakar sözlerin her birinde bin desise, bin yalan, bin riya, yağıyor üstümüze üstümüze… Adalet küsmüş kadıya. Sultan Süleyman’ın celpnamesi her kalbe sunulmuşken, müstehzi bir ifade konmuş sahte yüzlere. Latif kelamdan yüz çevirip, dil-firîb lakırdılara kulaklarını dikenler, şehirlerin derin girdaplarına çekilmiş… Bir ağır uykuya dalmış, gönül kuşunu uçuranlar. Parlak kisvelerin içinde,yaşayan bir ölü misali uyuyorlar. Günden güne ağırlaşıyor uykumuz,uykularımız. Bir ışık ver ötelerden Ey Sevgili, hiç sönmeyen bir ışık. Aydınlat karanlıklarımızı.
Sönsün bu karanlık nemrut yangını.
Şefkatine sığındık, Ey Şefik,
Böylesine hor zamanda…

Bin türlü vesvesenin insanlığın kalbine yağdığı, sadakatin hicap ettiği, şetaretin hüzne dönüştüğü karanlık günlerin bedbinliği içindeyiz. Bahçeler daralmış, dallar baharları giyinmiyor. Sürgün çiçekleri düşüyor gönlümüze. Fesadın kolları, uzanıp girmiş hanelerin mahremine. Perdeler çekilmiyor huzurun üzerine. Sofralara İbrahim bereketi düşmüyor. Yalanlar saçılıyor pergulelerden. Irmaklar akmıyor, bedir nehrince. Sözü senet sayan deniz yürekli ulular vurmuyor kıyılarımıza. Bad-ı hazan sürüklüyor firkati üstümüze.Yakup yürekli ehl-i dil, çekilmiş huzurun dergahına. Susmuş erenlerin müşfik dili. Bir kapı açılmadan, bin kapı kapanıyor yüzümüze.
Ey Sevgililer sevgilisi,
Kudretine sığındık ,
Böylesine dar zamanda…

Yüreklerimiz gül mevsimine inat, bir çöl iklimine yenik düşmüşken, nemrut yangını sarmışken ruhları, kutlu yağmurlar yağmıyor üstümüze. Bir sürgün buzul ülkesinde pişiyoruz. Sararan düşlerimize kar yağıyor. Dinmiyor içimizdeki yangın. Hüzün yağıyor içimize. Senin şefkatinden nurundan gönüller ırak. Sahte medeniyetler, sürüklüyor aklarımızı…Riya, nişangah kılmış yaralarımızı.
DOKUN NE OLUR YÜREĞİMİZE. Sağalt yaralarımızı, akla karalarımızı. Bu firaktan yaralı, yerle gök arası gel-gitlerdeyiz.YILDIZI ALINMIŞ GECELER GİBİ, EŞİĞİNDEYİZ. Hiçlik uykusuna yatan gönüllerimiz aşikar, karanlığımız sana ayan. Aklımızın kıyısında bin çaresizlik bin bedbinlik var. Ümidimiz senden gelecek bir inayet-i rabbaniye yağmuruna ayarlı.
Ey gönüller tabibi,
Ey rahmeti bol Rabbim,
Şevketine muhtacız
Böylesine ar zamanda.
Böylesine dar zamanda….

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here