Devekuşu’nun özellikleri !

Devekuşu
Devekuşu

İm-Pa Devekuşu
www.devekusu.gen.tr

Devekuşu; ilk çağlardan beri varlığı bilinen, en büyük kuş türlerinden olup, uçucu olmayan kuşlar ailesindendir. Kudreti Sonsuz Rabbimiz, belki de hayvanlar âleminin her grubu içinde, o gruba ait yaratılış plânı dışında, çok farklı hususiyetlere sahip canlıları kolayca yaratabileceğini göstermek için, bu tip enteresan canlıları yaratmıştır. Kuşların uçmasına ait her türlü teknolojik ihtiyaçları, anatomik olarak onlara veren Rabbimiz, uçmasını istemediği devekuşuna daha farklı kabiliyetler ihsan etmiştir. Etinden, kemiğine; tüyünden, derisine kadar her türlü dokusu insan için kullanılabilen devekuşuna canlı bir hazine denilebilir. Yarı çöl ikliminde yaşayan bu hayvanlara insanoğlunun ilgisi çok eskilere dayanmaktadır.
Eski Mısırlılar, devekuşu yumurtalarını tedavi amacıyla kullanmışlardır. Yunan mitolojisinde ve Roma tarihinde de devekuşlarına rastlanır. Romalı askerlerin kasklarına, ödül olarak devekuşu tüyü takılır; hususî bir besleyiciliğe sahip olduğuna inanılan devekuşu yağı, oldukça pahalı satılırmış. Bazı Arap kabilelerinin de, devekuşlarını, eti ve derisinden faydalanmak için avladıkları bilinmektedir.

Gelir seviyesinin artmasıyla birlikte, fazla hareket etmediği için kalp hastalıklarına daha çok yakalanan insanların, her geçen gün daha sağlıklı ürünler tüketme isteği, günümüzde yağ ve kolesterol seviyesi düşük gıdaların önemini artırmıştır. Bu durum, insanoğlunu, Allah’ın sunduğu hazineleri daha fazla merak etmeye ve çeşitli hayvan türlerinin et kalitesini araştırmaya götürüyor. Son yıllarda gelişme gösteren hayvancılık dallarından biri de devekuşu yetiştiriciliğidir. Devekuşu kanatlı hayvanlardan olduğu halde, sığır etine benzeyen fakat yağ ve kolesterol seviyesi daha düşük, eti oldukça sağlıklı olan bir hayvandır. Çok hızlı gelişir. Yavru, et verimi ve yemden istifade etme kabiliyeti de yüksektir. Bu özellikleriyle âdeta 21. asır insanı için hususî hazırlanmış bir diyet sofrasıdır. Sağlıklı ve yüksek et verimi dışında; yumurtası, derisi, tüyü, gagası, tırnakları, bağırsağı, iç yağı, kemiği ve ayak derisi de değerlendirilmektedir.

Dünyada ticarî mânâda devekuşu yetiştiriciliğine 1860 yılında Güney Afrika’da başlanmıştır. Bugün; Amerika, Avustralya, Avrupa, Çin, İsrail ve Türkiye gibi çok ülkede çiftliklerde yetiştirilmektedir.

Deve mi, kuş mu?
Devekuşlarının develerle olan benzerlikleri sadece isimden ibaret değildir. Uzun bacakları, iri vücudu, deveye benzeyen boynu ile; “devekuşu” adını fazlasıyla hak etmiştir.

Genellikle develer gibi çöl ikliminde yaşayan devekuşları, onlara fizyolojik benzerlikler de gösterir. Develerde olduğu gibi, uzun süre susuzluğa dayanabilecek şekilde yaratılan bu kuşların, göz yuvarlaklarının üzerine yerleştirilen tuz kesecikleri, yüksek konstantrasyonlu tuz eriyiği üreterek, su kaybının asgarî seviyede kalmasını sağlar. Her ikisinin de göğüslerinin altında büyük bir kese vardır ve develer gibi ayak parmakları altında vücut ağırlığını dengeleyen yastığımsı bir doku bulunur. Beslenmeleri de develerle benzerlik gösterir. Zira yiyecek hususunda beğenmezlik etmez, her türlü bitkiyi yer ve ete dönüştürür. Öyle ki, çöl ortamında beslenecek çok ciddi bir şey olmamasına rağmen; insanlar için, sağlıklı ve lezzetli etleri, besleyici yumurtaları ve daha birçok özelliğiyle, Rabbimizin çölde yaşayanlara verdiği çok değerli bir hazine gibidir.

Yapısı ve özellikleri
Devekuşu, günümüzde yaşayan en büyük kuş türü olup, ergin bir devekuşu yaklaşık 2,5-3 m boya ve 100-160 kg ağırlığa sahiptir. Kısa kanatlarından ve tüylerinin şeklinden dolayı uçması mümkün değildir. Ancak bu durum, onun için bir eksiklik değildir. Zira kendisine bahşedilen kuvvetli bacakları sayesinde, saatte 70 km’ye varan ve bu tempoyu 10 dakikadan fazla koruyabilen hızı ile farklı bir avantaja sahiptir. Bu şekilde hem düşmanlarından korunabilir, hem de çöl ortasında gıdasını kolayca temin edebilir.

Devekuşlarının; Afrika, Güney Amerika ve Avustralya’da yaşayan üç ayrı türü, ayak parmakları sayısının ve büyüklüklerinin farklılığı ile birbirinden ayrılır. Her üç tür de, kuvvetli bacakları sayesinde, öne ve aşağıya doğru 400 kg kuvvete ulaşan çok tehlikeli tekmeler atabilir.

Devekuşu zamanının ortalama % 30’unu yem aramak ve yemekle geçirir. Genelde ayakta ve yürürken atıştırma biçiminde beslenir. Uzun boyunları ve keskin gözleri sayesinde buldukları küçük sürüngenleri de yiyen devekuşları, daima kaliteli yiyeceği tercih eder. Gagalarının altını dahi görebilen devekuşlarının bir gözü 60 gramdır. Yani insan gözünün dört katı ağırlıktadır. Çöldeki kum fırtınalarından korunması için, üst ve alt göz kapaklarının yanısıra, gözlerinin temizlenmesini sağlayan -tabiî seleksiyonla evrimleşerek gelişmesi mümkün olmayan- zar şeklinde farklı bir göz kapakları daha mevcuttur.

Beslenmek için otları gagaları ile yerden çeker, bu işleme boğazlarında yeterince ot birikinceye kadar devam eder. Yutma işlemi dışarıdan kolayca görülebilir. Gıdasını yutarken boynunu ve kafasını dik tutan devekuşları, bu arada çevreyi tararlar. Alınan gıda hızlıca metabolizmadan geçirilir, bazen de saklanır. Devekuşlarının içtiği günlük su miktarı, mevsimlere göre değişmekle birlikte ortalama 12 litredir.

Devekuşları, deve veya koyunlarla yaşayabilirler. Sık sık insanların arasına karıştıkları taktirde, kolayca evcilleştirilebilirler. Bu özellikleriyle Güney Afrika’daki turist çiftliklerinin gözde aktörlerinden olan devekuşları, turistleri sırtlarında gezdirmeyi bile kabul ederler.

Bir devekuşu, genel olarak otluk arazileri değil de açık düzlükleri sever. Kendilerine ihsan edilmiş mükemmel bir malzeme olan tüyleri sayesinde, gündüz şiddetli güneş ışınlarından, gece de soğuktan korunarak beden ısıları dengede tutulur. Hiçbir termodinamik dersi almadıkları halde, yüksek ısılarda tüyleri havalandırılarak ısıları düzenlenir. Kanatları, ısı dengelemenin yanı sıra, düşmanlarını korkutma ve eş seçimi sırasında işe yarar. Devekuşu vücut diliyle, o anki psikolojik durumunu anlatır. Saldırgan olan erkek, kafasını ve boynunu yüksek tutarak, vücudunun üst kısmını gerer ve kuyruk tüylerini kaldırır. Üreme safhasının başında, bağımsız üreme gruplarına ayrılırlar. Bir dişi 12-18 yumurta ile kuluçkaya yatar. Bizlere mutlu bir ailedeki işbirliğini hatırlatırcasına, erkek ve dişi kuşlar, yumurtaların üzerine sırayla otururlar. Yumurtaları gündüz bekleme vazifesi dişinindir, geriye kalan zamanlarda ise erkek bekler. Genellikle 15 ila 90 dakika sürekli yumurtaların üzerinde oturabilir. Kalkar kalkmaz da yine hemen yumurtaları çevirir. Yumurtalardan yavru çıkma süresi yaklaşık 42 gündür.

ostrich-egg-1.jpg

Biyolojik periskoplar
Birçok hayvan türünde olduğu gibi, devekuşları da, kendilerine verilmiş görevi yapabilmek ve yaradılış gâyelerini yerine getirebilmek için; korunma, beslenme veya üreme gâyesiyle, fıtrî olarak çok enteresan ve olağanüstü davranışlara sahiptirler. Keskin gözleri, periskopa benzeyen boyunları sayesinde 3,5 km mesafedeki hareketleri bile görebilirler. Bu özellikleri ile tabiatta ve bazı büyük çiftliklerde diğer hayvanların bekçiliğini yaparlar.

Son yıllarda artan zelzeleler ile daha çok gündeme gelen bu kuşların ikazı ile; zelzelenin kısa bir süre de olsa önceden bilinebilmesi, insanlar için çok önemli hayatta kalma vesilesi olabilir. İşitme kabiliyetleri oldukça güçlü olan devekuşlarının; zelzeleden korunmada kullanılabilmesi için çalışmalar yapılmaktadır.

Kafalarını kuma gömerler mi?
Yaygın kanaate göre, korkunca, kafalarını kuma gömdükleri söylenen devekuşları, bazen yerdeki deliklere kafalarını sokarlar; ama bunu sadece meraklarından ve gıda aramak için yaparlar. İnce bir zekâya sahip olan bu hayvanlar, düşmanlarından korunmak maksadıyla, uzaktan bakıldığında bir kaya parçası görünümü vermek için başlarını ayaklarının arasına alarak hareketsiz kalırlar. Düşmanlarına yakalandıkları taktirde ölmüş gibi yaparak, boylu boyunca yere uzanan devekuşları, geceleri de aynı pozisyonda uyurlar. Bu görüntüleri ile kafalarını kuma gömdükleri sanılan bu hayvanların; esas gâyesi gözardı edilmiş, saflıklarına hüküm verilerek, kafalarını kuma gömdükleri hikâyesi ortaya çıkarılmıştır.

Devekuşu Yumurtası1-2.jpg

Marifetli küreler, devekuşu yumurtaları
Devekuşları ortalama 18-24 aylık olunca yumurtlamaya başlar. İyi bir beslenme ile yılda 40-80 adet yumurta verebilirler. Devekuşu yumurtaları, 1-1,5 kg ağırlıkları ile en büyük yumurta türü olarak bilinmektedir. Bir devekuşu yumurtası 25-30 tavuk yumurtasına denktir. Öyle ki, zengin bir protein ve vitamin kaynağı olan 1 devekuşu yumurtasıyla, 20 kişiye sahanda yumurta ziyafeti çekilebilir.

Uzun yıllardan beri devekuşu yumurtaları, tarihî camilerde ve diğer binalarda örümceklerden korunmak için içi boşaltılarak tavanlara asılıp kullanılmaktadır. Bugün dahi devekuşu yumurtaları içi boşaltıldıktan sonra boyanarak ya da çeşitli şekillerde işlenerek dekoratif eşya, tablo ve biblo olarak değerlendirilmektedir.

mulberry-ostrich-bayswater-bag.jpg

Derisi kalın olduğu için çanta yapımında; tüyleri süs eşyası olarak; kemik, tırnak ve gagası ise; düğme, tarak vs gibi eşyaların yapımında kullanılan bu muhteşem hayvanın ülkemizde yetiştirilmeye başlanmasıyla, birçok insana iş sahası açılmasının yanısıra, ekonomik getirisi de olacaktır.

ostrich-feather-small.jpg

Rabbimizin bizlere bahşettiği nimetlerin kadrini iyi bilelim ve birer kudret mucizesi olan bu hayvanlara tefekkür nazarıyla bakalım.

Eylül 2002 Yıl :24 Sayı :284
SIZINTI DERGİSİ

Biyolojik Periskoplar: Devekuşları
Kemal BAYRAKTAR

Benzer yazılar
    Benzer yazı bulunamadı

3 Yorum

  1. konu gerçekten ilgi çekici enteresan :)

  2. ÇOK İLGİNÇ :)

  3. ayy çok iğrenç

Yorum yapın