<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Taka &#187; Lokman Hekim</title>
	<atom:link href="http://www.yoremizden.com/category/lokman-hekim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yoremizden.com</link>
	<description>Karadeniz ve Trabzon kültürünü yaşatma ve sevdirme sitesi...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 10:21:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>Romatizma Nedir? Hava Şartlarının Romatizmaya Etkisi Var Mıdır?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/romatizma-nedir-hava-sartlarinin-romatizmaya-etkisi-var-midir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/romatizma-nedir-hava-sartlarinin-romatizmaya-etkisi-var-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Sep 2011 10:37:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Lokman Hekim]]></category>
		<category><![CDATA[doğal romatizma tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[hava koşullarının romatizmaya etkisi varmı]]></category>
		<category><![CDATA[iltahaplı romatizma]]></category>
		<category><![CDATA[romatizma]]></category>
		<category><![CDATA[romatizma çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[romatizma nedir]]></category>
		<category><![CDATA[romatizma tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Romatizma ve eklem ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[Romatizma ve eklem hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[romatizmanın belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[romatizmanın zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=6970</guid>
		<description><![CDATA[Hava koşullarının değişmesi sonucu romatizma hastalığı olan kişilerin şikayetleri artmaktadır. Değişen hava şartlarına bağlı olarak hastaların duyduğu ağrının psikolojik olmadığı kanısına varılmıştır. Hava şartlarının değişimiyle bazı kronik hastalıkların etkilenmesi milattan önce 400 yıllarında tıbbın kurucusu sayılan Hipokrat’ın dikkatini çekmiştir. Değişen hava koşulları ve romatizma arasındaki ilişkiyi açıklamada bazı çalışmalara başlamıştır. Romatizma kol ve bacak eklemlerinde]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_6976" class="wp-caption alignleft" style="width: 227px"><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/09/romatizma.jpg"><img class="size-full wp-image-6976" title="romatizma nedir" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/09/romatizma.jpg" alt="romatizma Romatizma Nedir? Hava Şartlarının Romatizmaya Etkisi Var Mıdır?" width="217" height="163" /></a><p class="wp-caption-text">romatizma nedir</p></div>
<p>Hava koşullarının değişmesi sonucu <strong>romatizma</strong> hastalığı olan kişilerin şikayetleri artmaktadır. Değişen hava şartlarına bağlı olarak hastaların duyduğu ağrının psikolojik olmadığı kanısına varılmıştır.</p>
<p>Hava şartlarının değişimiyle bazı kronik hastalıkların etkilenmesi milattan önce 400 yıllarında tıbbın kurucusu sayılan Hipokrat’ın dikkatini çekmiştir. Değişen hava koşulları ve romatizma arasındaki ilişkiyi açıklamada bazı çalışmalara başlamıştır.</p>
<p><strong>Romatizma</strong> kol ve bacak eklemlerinde görülen ağrılar ve sızılar için kullanılır. Genellikle kadınlarda daha sık görülmektedir. İnsanların yaşı arttıkça romatizma ve eklem ağrıları daha sıklaşır. 1940′lar dan sonraki çalışmalarla birlikte romatizmanın anatomik ve klinik biçimleri sınıflandırılmıştır. Bununla birlikte daha etkin tedavi yöntemleri oluşturulmuştur.<span id="more-6970"></span></p>
<p><strong>Romatizma ve eklem hastalığı</strong> olanlar farklı havalardan etkilenebilmektedir. Kimisi havadaki basınçtan kimi nemden kimi ise ani değişen sıcaklıkla birlikte ağrılarının arttığını söylemektedir. Ancak en çok şikayetçi olunan durum yağmur gelmeden önceki durumdur. Çünkü havadaki basınç düşer bununla birlikte nem oranındaki değişir.</p>
<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/09/artrit-ve-romatizma-romatoid-artrit.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-6975" title="artrit-ve-romatizma-romatoid-artrit" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/09/artrit-ve-romatizma-romatoid-artrit-300x244.jpg" alt="artrit ve romatizma romatoid artrit 300x244 Romatizma Nedir? Hava Şartlarının Romatizmaya Etkisi Var Mıdır?" width="300" height="244" /></a>Sonuç olarak yüzyıllar öncesinden itibaren incelenen bu durum karşısında kesin olarak bilimsel ilişki kurulamamıştır. Tıbbi uzmanlar bu konuda tavsiye verebilmektedirler. <strong>Romatizma ve eklem ağrıları</strong> olan kişilere nem oranının düşük yani havası kuru yerlerde ve güneşli bölgelerde yaşamalarını tavsiye etmektedirler.</p>
<p>Kaynak: <a title="Bilgiustam" href="http://www.bilgiustam.com/romatizma-nedir-hava-sartlarinin-romatizmaya-etkisi-nedir/" target="_blank">http://www.bilgiustam.com/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/romatizma-nedir-hava-sartlarinin-romatizmaya-etkisi-var-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sirke nedir, faydaları ve zararları nelerdir</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/sirke-nedir-faydalari-ve-zararlari-nelerdir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/sirke-nedir-faydalari-ve-zararlari-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jul 2011 08:40:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Lokman Hekim]]></category>
		<category><![CDATA[sirke hangi yemeklerde kullanılır]]></category>
		<category><![CDATA[Sirke Nasıl Yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[sirke nedir]]></category>
		<category><![CDATA[sirke nerelerde kullanılır]]></category>
		<category><![CDATA[sirkenin faydakarı]]></category>
		<category><![CDATA[sirkenin sağlığa faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[sirkenin yapılışı]]></category>
		<category><![CDATA[sirkenin zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=6320</guid>
		<description><![CDATA[SİRKE, yemek ve salatalarımıza çeşni veren, ayrıca turşu yapımında kullanılan ekşi (asitli) bir maddedir. Ekşimiş üzüm ve elma suyu demek olan sirkede bol miktarda C vitaminiyle bazı madeni tuzlar bulunur. Bu yüzden sirkenin besin değeri yüksektir ve vücudumuza çok faydası vardır. Sirkede yüzde 6-7 oranında asetikasit (sirke ruhu) mevcuttur. Bilhassa bu sirke asidi; iştah açar,]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/07/sirke.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-6321" title="sirke" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/07/sirke-300x199.jpg" alt="sirke 300x199 Sirke nedir, faydaları ve zararları nelerdir" width="300" height="199" /></a>SİRKE, yemek ve salatalarımıza çeşni veren, ayrıca turşu yapımında kullanılan ekşi (asitli) bir maddedir.<br />
Ekşimiş üzüm ve elma suyu demek olan sirkede bol miktarda C vitaminiyle bazı madeni tuzlar bulunur. Bu yüzden sirkenin besin değeri yüksektir ve vücudumuza çok faydası vardır.</p>
<p>Sirkede yüzde 6-7 oranında asetikasit (sirke ruhu) mevcuttur. Bilhassa bu sirke asidi; iştah açar, sindirim salgıların artırıp hazmı kolaylaştıran ve sirkeye ferahlatıcı hoş kokusunu veren maddedir.</p>
<h3>Sirke Yapılışı</h3>
<p>Tabii sirke, elma veya üzüm suyunun 15 gün kadar bir kapta üstüne tülbent örtülerek bekletilmesi ve süzülmesiyle elde edilir. Böylece meyve kalıntılarından arındırılır. Hava almasına imkân vermeyen şişelere tam dolacak şekilde aktarıldıktan sonra serin, loş ve güneş ışığı almayan bir mekânda saklanır.<span id="more-6320"></span></p>
<h3>Sirkenin Kullanıldığı yerler</h3>
<p>Sirkenin tam bir şifa kaynağı olduğu günümüzde anlaşılmıştır ve hayatımız için önem arz eden çok sayıda mineral ve vitaminleri ihtiva ettiği bilinmektedir.</p>
<p>Şifa amacıyla kullanmak için; bir bardak suya 2 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 1-2 tatlı kaşığı bal katarak, günde 3 defa, mümkünse yemeklerden önce (fazla kilo problemi için de etkili olan elma sirkesi bu amaçla kullanılacaktır mutlaka) alınmalıdır.</p>
<p>Yine her sabah aç karına bir defa alırsak sağlığımızı korumada faydalıdır.</p>
<p>Sirkeyi salatalarda, çorbalarda vs aroma vermek ve iştah açmak için de kullanabiliriz.</p>
<h3>Sirkenin Sağlığımıza faydaları</h3>
<p>• Sirke asidi normal dozlarda dahi mikrop öldürücü özelliğe sahiptir. Bu sebeple bazı salğın hastalıklara karşı tıbbi ve ciddi bir tedbir olarak hep tavsiye edilir.</p>
<p>• Yine bağışıklık sistemini güçlendirerek nezle, grip, boğaz ağrıları gibi enfeksiyonlara yakalanmayı engeller.</p>
<p>• Sirke sindirimi kolaylaştırır. Hazımsızlığa iyi gelir. İştahı açar. Bu sebeple birçok yemek ve salatalarda tat ve çeşni için kullanılır.</p>
<p>• Ayrıca barsak gazına ve kabızlığa iyi gelir.</p>
<p>• Sirke mide hararetini giderir. Safrayı keser. Safra rahatsızlıklarına iyi gelir ve safra akıntısını tanzim eder.</p>
<p>• Kalp ve sinirleri kuvvetlendirmede düzenli olarak elma sirkesi—bal karışımı alınması tavsiye edilir. Yine bu karışım muhtevasında olan A ve diğer vitaminlerle görmeyi keskinleştirir.</p>
<p>• Sirke kandaki kolesterolu düşürerek kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu rol oynar. İçerdiği doğal asitler ve enzimlerle kanın daha sağlıklı ve ince akmasını sağlar.</p>
<p>• Elma sirkesi yüksek miktarda kalsiyum, yani kemik ve dişler başta olmak üzere insan vücudunun en temel minerallerinden birini ihtiva etmektedir. Böylece kemikleri mineral bakımından zenginleştirerek osteoporozu (kemik erimesi) önler.</p>
<p>• Kadınlarda adet ağrılarına ve anormal akıntılara karşı tesirlidir.</p>
<p>• Sirkeyle soğuk su friksiyonları en zararsız ateş düşürücü, keza vücuda sükûnet ve ferahlık veren bir tatbikat olur.</p>
<p>• Egzama ve yaralara sürülürse büyük ölçüde şifa etkisi vardır.</p>
<p>• Başta damarlar, karaciğer, böbrekler olmak üzere vücudu toksinlerden (zehirli atık maddeler) arındırır, yağlı – mukus kalıntılarını parçalar.</p>
<p>• İdrar yolları enfeksiyonlarında, sindirim bozukluklarında, kramplarda, yaban arısı sokmalarında, saçta kepekte, uyku bozukluklarında, kulak çınlamasında da kullanılır.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>&#8220;Ne güzel katık!&#8221;</p>
<p>PEYGAMBER EFENDİMİZ (asm), Mekke’nin fethinde, amcası Ebu Talib’in kızı Ümmehani’nin evini şereflendirmişti.</p>
<p>Ona:</p>
<p>“Yanınızda yiyecek bir şey var mı?” diye sordu.</p>
<p>Ümmühani, mahcup bir ses ile cevap verdi:</p>
<p>“Hayır, kurumuş ekmek kırıntıları, tuz ve biraz da sirke var. Ben de, bunları sana ikram etmekten utanırım&#8230;”</p>
<p>Mübarek ömrü boyunca, önüne konulan hiçbir yemeği küçümsemeyen ve beğenmemezlik etmeyen Allah’ın Resulü:</p>
<p>“Getir onları!” emretti. Sonra o kuru ekmekler suyun içine ufalandı. Bir miktar tuz ilave edildikten sonra da, üzerlerine sirke döküldü!</p>
<p>Bu mütevazi yemeği, afiyetle yiyen Peygamber Aleyhisselam, Rabbine hamd duaları ettikten sonra, şöyle buyurdu:</p>
<p>“Ey Ümmühani! Sirke ne güzel katıktır! Sirkesi bulunan bir ev, katıktan mahrum sayılmaz!”<br />
Sihirli İksir: Sirke<br />
Sefa Saygılı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/sirke-nedir-faydalari-ve-zararlari-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemoterapi nedir? Faydaları ve Zararları nelerdir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/kemoterapi-nedir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/kemoterapi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Apr 2011 19:51:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Lokman Hekim]]></category>
		<category><![CDATA[Çernobil]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanser hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[Kemoterapi ilaçlarının faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kemoterapi ilaçlarının zararları]]></category>
		<category><![CDATA[Kemoterapi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Kemoterapi tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapinin faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kemoterapinin Yan etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapinin zararları]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/kemoterapi-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Kemoterapi Nedir? Kemoterapi nedir? Faydaları ve Zararları nelerdir? Malesef günümüzde artan kanser hastalıkları nedeni ile “Kemoterapi” ismini her yerde fazlasıyla duyar olduk. Fakat hakkında düşündüğümüz şeyler pek doğru değil. Kemoterapi sanıldığının aksine bir ilaç ismi değil. Kelime anlamı tam olarak “Kimyasal ilaç yoluyla tedavi” olan kemoterapi, kanser hastalıkları sonucu vücutta kontrolsüz bir şekilde büyüyüp yayılan ve]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>
<div>
<dl id="attachment_5438">
<dt>
<div id="attachment_5438" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/04/kemoterapi-nedir.jpg"><img class="size-full wp-image-5438" title="Kemoterapi Nedir?" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/04/kemoterapi-nedir.jpg" alt="kemoterapi nedir Kemoterapi nedir? Faydaları ve Zararları nelerdir?" width="300" height="198" /></a><p class="wp-caption-text">Kemoterapi Nedir?</p></div>
<p>Kemoterapi Nedir?</p>
</dt>
</dl>
</div>
<p>Kemoterapi nedir? Faydaları ve Zararları nelerdir?</h4>
<p>Malesef günümüzde artan <strong>kanser hastalıkları</strong> nedeni ile “<strong>Kemoterapi</strong>” ismini her yerde fazlasıyla duyar olduk. Fakat hakkında düşündüğümüz şeyler pek doğru değil. Kemoterapi sanıldığının aksine bir ilaç ismi değil. Kelime anlamı tam olarak “Kimyasal ilaç yoluyla tedavi” olan kemoterapi, kanser hastalıkları sonucu vücutta kontrolsüz bir şekilde büyüyüp yayılan ve dolayısıyla sağlığımızı olumsuz etkileyen zararlı hücreleri tedavi etmek için kullanılan ilaçlara verilen genel bir isim.</p>
<h5>Kemoterapi ilaçlarının türleri ve amaçları nelerdir?<img title="Daha fazla..." src="http://www.yoremizden.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="trans Kemoterapi nedir? Faydaları ve Zararları nelerdir?"  /></h5>
<p>Bu tür ilaçlar kanserin türüne, vücuttaki yerine, boyutuna, kişiyi ne yönlerden etkilediğine ve ne kadar ilerlediğine bağlı olarak farklılık gösterirler. Hastalığın kontrolünden sonra doktor, bu kriterlerin değerlendirilmesi sonucu en uygun ilacı hasta için belirler. Kemoterapi ilaçları başlıca 3 farklı amaç için kullanılırlar:</p>
<p>- Hastalıklı hücreleri yok edip hastalığı sonlandırmak.</p>
<p>- Hastalıklı hücrelerin daha fazla yayılmasını önlemek.</p>
<p>- Kanserin kişi üzerinden oluşturduğu etkileri azaltmak.<span id="more-142"></span></p>
<p>Fakat kemoterapi <strong>kanser </strong>için tek başına kesin çözüm değildir. Bazı durumlarda tek başına uygulanması uygun görülürken bazen radyoterapi ve cerrahi müdahalelere ek olarak kullanılır. <strong>Kemoterapi tedavisi </strong>gören hastalarda psikolojik durum da çok önemlidir. Moralli, psikolojik açıdan olumlu hastalar daha verimli tedavi görebilirken, moralsiz ve psikolojik deformasyona uğramış hastalar için tedavi süreci daha etkisiz olabilmektedir. Kemoterapi ilaçları, tesiri artırmak için genelde birlikte kullanılır.</p>
<h5>Kemoterapi&#8217;nin Etki etme şekli nedir?&nbsp;</p>
<div>
<dl id="attachment_5437">
<dt><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/04/kemoterapi-ilaclari.jpg"><img class="alignleft" title="Kemoterapi Etkileri" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/04/kemoterapi-ilaclari.jpg" alt="kemoterapi ilaclari Kemoterapi nedir? Faydaları ve Zararları nelerdir?" width="235" height="215" /></a></dt>
<dd>Kemoterapi Etkileri</dd>
</dl>
</div>
</h5>
<p>Vücudumuzdaki sağlıklı hücreler, belirli bir düzene bağlı işlev yaparlar ve çoğalırlar. Kanser hastalığı başladığında ise bu sağlıklı hücreler normal düzenlerinden çıkar, hızlı ve kontrolsüz bir biçimde büyümeye, çoğalmaya başlarlar ve işlevlerini yerine getiremez hâle gelirler. Dolayısıyla sistemimiz bundan olumsuz etkilenir. Kemoterapi ilaçları vücuda alındığında antikanser etkisini gösterir, çabuk çoğalan ve kontrolsüz büyüyen hastalıklı hücreleri ilacın türüne göre yok eder ya da çoğalmalarını engeller.</p>
<h5>Kemoterapi&#8217;nin Yan etkileri nelerdir?</h5>
<p>Ve bu aşamada malesef ilacın olumsuz etkileri de görülebilir. Örneğin kemoterapötik ilaçlar vücutta normalde hızlı çoğalması gereken hücrelere de zarar verebilir. Tedavi gören hastaların büyük bir bölümünde görülen saç dökülmesinin sebebi, normalde de hızla çoğalan keratin hücrelerine ilacın etki etmesidir. İlaçlar bağışıklık sistemini de olumsuz etkileyebildiği için enfeksiyona kapılma riskleri de artar. Başlıca yan etkiler şunlardır:</p>
<p>- Saç dökülmesi ve tırnaklarda deformasyon</p>
<p>- Bağışıklık sisteminin zarar görmesi</p>
<p>- Trombosit sayısında azalma</p>
<p>- Hâlsizlik</p>
<p>- Kansızlık</p>
<p>- Mide bulantısı, kusma</p>
<p>- Boğaz problemleri</p>
<p>- İshal, kabızlık</p>
<p>- Boşaltım sistemi bozuklukları (böbrek sorunları, ishal, kabızlık vs.)</p>
<p>- Ciltte aşırı hassasiyet</p>
<p>- Hormonal bozukluklar</p>
<p>- Psikolojik olumsuz etkiler</p>
<p>Yan etkilerin büyük çoğunluğu kalıcı olmamakla beraber genellikle tedavi sonrasında hızla iyileşme gösterirler.</p>
<h5>Kemoterapi Ne şekilde, nerelerde ve ne sıklıkla uygulanır?</h5>
<p>Kemoterapötik ilaçlar genellikle şu üç yolla hastaya verilir;</p>
<p>- Ağızdan (kapsül veya tabletlerle)</p>
<p>- Enjeksiyon (cilt altı veya kas içine)</p>
<p>- Intravenöz (toplar damarlar yoluyla)</p>
<p>İlaç, hastalığın türüne ve doktorun isteklerine bağlı olarak evde ya da hastanede alınabilmektedir. İlaçlar kanser türüne göre farklı sıklıklarda verilebilir. İlacın kişi üzerinde etkileri de bu sıklığı değiştirebilir. Örneğin, ilacın fazla yorduğu kişiler tedaviye vücudun kendini toparlaması ve yeniden güçlenmesi için belirli sürelerle ara verirler.<br />
<em><br />
<span style="font-size: 16px; font-family: 'Times New Roman'; font-style: normal;">Kanser hücrelerini öldürücü ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlar ağızdan veya damardan verildikten sonra tüm vücuda yayılır. Genellikle, aynı anda birkaç ilaç birlikte verildiğinde daha etkili olduklarından, değişik kombinasyonlar halinde verilirler. Kemoterapi, belirli bir süre verilir ve sonra ara verilir. Bu aralarda hastanın kendisini toparlaması sağlanır. Daha sonra tekrar bir süre ilaç verildikten sonra ara verilir.</span></em></p>
<p><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"> Bazı olgularda lokal olarak yapılan cerrahi tedaviye ek olarak, ilaç tedavisi de eklemek gerekebilir. Hastalarda cerrahi tedavi sonrası yapılan tetkiklerde, herhangi bir bölgede kanser kalmamış olsa bile, koruyucu önlem olarak bir süre ilaç tedavisi yapılabilir. Bu tedaviye adjuan <strong>kemoterapi denir.</strong></span></p>
<p><em>Yazar: Gökberk Konuralp</em></p>
<p>Kaynak: http://www.bilgiustam.com/</p>
<p><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/kemoterapi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karadenizin nefes alan evleri Bağdadi Osmanlı Evleri</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/karadenizin-nefes-alan-evleri-bagdadi-osmanli-evleri/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/karadenizin-nefes-alan-evleri-bagdadi-osmanli-evleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Mar 2011 21:06:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayratli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aktüel]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Lokman Hekim]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kültürü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=5142</guid>
		<description><![CDATA[Karadenizde başta kanser hastalığın sebebi sakın beton binalar olmasın çernobil diye yırtınıyoruz lakin %90 üzerinde beton evler ve evi dolduran küflerin nelere sebep olduğunu araştıran varmı? YOK! Birinci   Bölüm 1960 yılına kadar Ünye’de betonarme ev yapımına başlanılmamıştı.Kagir dediğimiz taştan yapılmış Rum ve Ermeni evlerinin dışındaki Türk evlerinin tamamı temel ve zemin katı taş, üst katları]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/03/ev.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-5145" title="ev" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/03/ev-300x217.jpg" alt="ev 300x217 Karadenizin nefes alan evleri Bağdadi Osmanlı Evleri" width="300" height="217" /></a>Karadenizde başta kanser hastalığın sebebi sakın beton binalar olmasın çernobil diye yırtınıyoruz lakin %90 üzerinde beton evler ve evi dolduran küflerin nelere sebep olduğunu araştıran varmı? YOK!</strong></div>
<div id="text_detail">
<p>Birinci   Bölüm</p>
<p>1960 yılına kadar Ünye’de betonarme ev yapımına başlanılmamıştı.Kagir dediğimiz taştan yapılmış Rum ve Ermeni evlerinin dışındaki Türk evlerinin tamamı temel ve zemin katı taş, üst katları ahşaptan yapılmış evlerdi</p>
<p>Ünye’deki Türk evlerinin tümü bahçeliydiler.</p>
<p>Evlerin genel planı şöyleydi.<br />
<img src="http://www.ofhayrat.com/images/other/791.jpg" alt="791 Karadenizin nefes alan evleri Bağdadi Osmanlı Evleri"  title="Karadenizin nefes alan evleri Bağdadi Osmanlı Evleri" /></p>
<p>       Taş temel üzerine yapılandırılan gene taş duvarlı zemin katta, cephenin tam ortasında açılmış bir kapı boşluğu bulunur, kapının lentosu gene taştan olurdu. Kapının sağında ya da Sol yanında, kapıdan bir metre kadar öteye çok amaçlı kullanımı olan bir taş tekne konur; Teknenin hemen önündeki zemine sarnıç çukuru açılır; Ünye taşından yapılmış büyük sahan taşlarıyla oluşturulan sarnıç, Horasan harçla birleştirilerek su sızdırmazlığı sağlanır; sarnıcın üstü ve zemin katın yarısı gene sahan taşı bloklarla kaplanır; Sarnıcın taş dibeği yerleştirilerek bağdadi evin taşlık bölümü tamamlanırdı.</p>
<p>     Bundan sonra sıra, zemin katın taşlık arkasındaki ahır dediğimiz, gene çok amaçlı kullanılan bölümün dizaynına gelirdi.</p>
<p>Ahırın tabanı kaplanmaz, toprak olarak bırakılırdı. Arka duvara davlumbazlı bir ocak yapılır. Bu ocak, büyük kazanlarla yapılan çalışmalar için kullanılırdı. Örneğin:</p>
<p>      Pekmez yapımı, Yufka açımı, HAŞA denilen kül suyunda çamaşır  kaynatma gibi çalışmalarda…</p>
<p>Ayrıca kışlık yakacak burada depolanır. Gereğinde hayvan barınağı olarak da kullanılırdı.<br />
<img src="http://www.ofhayrat.com/images/other/792.jpg" alt="792 Karadenizin nefes alan evleri Bağdadi Osmanlı Evleri"  title="Karadenizin nefes alan evleri Bağdadi Osmanlı Evleri" /></p>
<p>Evin yaşanılan ikinci katına taşlıktan yukarı  ahşap bir merdivenle çıkılır, ikinci kat, taş duvarlı zemin katın üstüne kurulan ahşap karkasla tamamlanırdı. </p>
<p> Yapı malzemesi olarak kullanılan ahşap, Kestane ağacından sağlanırdı genellikle. Ardıç ormanlarının yoğun olduğu bölgelerde karkas yapı bu ağaçtan yapılırdı. Alüvyon ovalarındaki evlerse dişbudak ve karaağaç kerestesinden…</p>
<p>Kestane kerestesinin çok dayanıklı ve Karadeniz kıyı ormanlarında yetişen ağaç olduğunu öğrenen Orhan Gazi, Bursa’yı fethettikten sonra, Uludağ eteklerine kestane ağacı dikilmesini emretmiş, Bu çok değerli yapı malzemesinin  yapay olarak ta çoğalmasını sağlamış;<br />
<img src="http://www.ofhayrat.com/images/other/793.jpg" alt="793 Karadenizin nefes alan evleri Bağdadi Osmanlı Evleri"  title="Karadenizin nefes alan evleri Bağdadi Osmanlı Evleri" /></p>
<p>Bursa’ bu emirden sonra kestane ili olmuş diye söylenir.</p>
<p>Üst kat ahşap karkas çatıldıktan sonra evin mutfak ocağı, ahırdan yukarı çıkan taş ya da tuğla yapılı ocağın tam üstüne gene ayni malzemeyle kurulur, çatının üstünde iki borulu ve kocaman bir bacayla tamamlanırdı</p>
<p>Baca, alt ve üst ocaklardaki dumanın evin içini basmaması için, özenle ve çatıdan epeyce yukarda olmasına dikkat edilerek yapılırdı.</p>
<p>Çatıların, iki eğimli, üç eğimli, dört eğimli olmak üzere üç türü vardır. Eğimli çatı yüzeyi ara kesitlerinin adı omuzdur.</p>
<p>Bu çatılar, Semerdam çatı, üç omuzlu, dört omuzlu çatı olarak adlandırılırlar.</p>
<p>Çatıların saçak genişlikleri  80-180 cm. arasında değişir.</p>
<p>Çatılara kiremit altlığı olarak aralıklı ve aralıksız,  cablama adı verilen geniş çıtalar  ya da tahtalar çakılır.</p>
<p>Saçaklı çatısı kiremitle kapatılan evin çinko saçak olukları çakılıp çatının suyunu sarnıca indirecek olan boru yerine takıldıktan sonra sıra karkas dış duvarlarının bağdadi yapısına gelirdi.</p>
<p>Karkas dikmelerin yan çalmaları üzerinde bırakılan pencere boşluklarından sonra karkasın dış duvarları ve pencere boşluklarının araları, kısa kalas parçalarıyla bölünerek, dikdörtgenler, üçgenler şeklinde kafeslendirilir. Sonra da oluşturulan bu kafes çatkı, bir cm. aralıklarla çakılan ince çam çıtalarıyla, hem içten hem de dıştan kaplanırdı.</p>
<p>Çıtaların üstünden iç ve dış yüzeyleri kireç harçla sıvanan ev, kafes aralarında kalan boşluklar dolayısıyla en yetkin izolasyona kavuşmuş olurdu. Bazen iç duvarlara bağdadi çıta yerine tahta çakılarak karkas kapatılır iç duvar sıvanmazdı.</p>
<p>Çıtalar ve çıtaların kendi aralıkları, sıva harcının duvarlarda tutunması için yapılmış olmalarına karşın, harcın da katkılı olması gerekliydi. Bunun için harca kıtık katılırdı.</p>
<p>Kıtık: İp ve halat yapılan kendir liflerinin atıkları ile ip yapmağa elverişli olmayan kısa elyaflı olanlarından hazırlanırdı.</p>
<p>Bu atıklar, satırlarla kesilerek daha da kısaltılır, sıva için hazırlanan harca katılarak karıştırılır, böylece sıva harcının kendi arasındaki akışkanlığı giderilir, ahşap çıtalı yüzeyde sağlamca tutunması sağlanırdı..</p>
<p>Evin oda bölme duvarları, içten ve dıştan tahta çakılarak kapatıldığı gibi, bağdadi olarak da kapatılıp sıvanırdı. Böylece ısı izolasyonu her oda için ayrı-ayrı sağlanmış olurdu.</p>
<p>Bu uygulamayla nefes alan evler olarak adlandırılan bağdadi Türk evleri, yaz sıcaklarında serin, kış soğuklarında sıcak kalırlardı.<br />
<img src="http://www.ofhayrat.com/images/other/794.jpg" alt="794 Karadenizin nefes alan evleri Bağdadi Osmanlı Evleri"  title="Karadenizin nefes alan evleri Bağdadi Osmanlı Evleri" /></p>
<p>      Taş duvar üstünde kurulan ahşap karkasın kafesleri her zaman bağdadi çıtalarla döşenmez tuğla yahut taşla doldurularak kapatılırdı. Bu tarz yapılan evlere dolma ahşap ev denirdi. Dolma duvarlı evler içten ve dıştan sıvanarak kapatılır, bağdadi evden ayırt edilmezdi.</p>
<p>Ancak batı Karadeniz bölgesinde yapılan dolma karkas evlerin dışı sıvanmaz, Karkasın kafesleri, içine güzel bir işçilikle döşenmiş tuğla dolgu ve kafes çatkılarının</p>
<p>geometrisi dışarıdan görülür, mimarisiyle eve estetik katardı.</p>
<p>Kafes dolguları, muskalı dolma, Göz dolma, Blok ahşap dolma gibi adlar alırlar, kendi tarzlarıyla binayı güzelleştirirlerdi.</p>
<p>Bağdadi evlerin sarnıçları taşlığın altında olduğu gibi dışarıda, eve bitişik olarak da yapılırdı. Çatının dört yönünü saran oluklarla yağmur suyu toplanır, bir çinko boruyla sarnıca yönlendirirdi.</p>
<p>İkinci   Bölüm</p>
<p>Taşlıktaki dibekli sarnıçtan su, bakraçla çekilerek, Dışarıda eve bitişik olan sarnıçtansa saçağın altında bir çeşme gibi yapılmış yalaklı musluktan alınırdı.</p>
<p>Bağdadi evlerin hemen-hemen hepsinde evin içinde ya da bitişiğinde bir sarnıcı olurdu. Sarnıç suları, kireçsiz olduğu için çok yumuşak olur. Özellikle çay ve yemek pişirmede kullanılırdı.</p>
<p>Kara yağmurlarının ilklerinde, saçak borusu sarnıçtan dışarı alınır, kiremitlerde biriken toz ve kuru yapraklar dışarı atılır, kiremitleri yıkayan ilklerden sonraki yağmurların suyu alınırdı sarnıçlara.</p>
<p>Ünye’nin bağdadi evleri tek-tek bahçeler içinde olduklarından ve evlerde maden kömürü, linyit gibi tozlu, isli dumanlar çıkaran katı fosil yakıtlar yakılmadığından; Ayrıca martı, karga gibi büyük kuşların şehirlere üşüşüp, ev çatılarına dadanmadığı o yıllarda çatıları örten kiremitler pek kirlenmez, sarnıçlara alınan yağmur suları temiz olur, iç huzuru ile içilebilirdi. </p>
<p>Sarnıçlar, her yaz sonu içindeki su boşaltılarak yıkanır temizlenirdi.</p>
<p>Evlerin içme suyu genellikle gene pek çok evin bahçesinde açılmış kuyulardan temin edilirdi.</p>
<p>Ünye’ye merkezi su dağıtım şebekesi kurulup basınçlı su her eve girince, hem sarnıç hem de kuyular işlevlerini yitirdi. Gereksiz oldu. Zaman içinde de bir-bir yok oldular.<br />
<img src="http://www.ofhayrat.com/images/other/795.jpg" alt="795 Karadenizin nefes alan evleri Bağdadi Osmanlı Evleri"  title="Karadenizin nefes alan evleri Bağdadi Osmanlı Evleri" /></p>
<p>Benim doğduğum ev, taş temel üzerine, bulunduğu yerdeki seyrek kestane koruluğundan kesilerek kurutulmuş kestane kerestesinden, iki yüz yıl önce, dedemin dedesi tarafından yapılmış bir bağdadi evdi. Zemin katta, taşlığı ve ocağı davlumbazlı  olan bir ahır vardı.</p>
<p>Bu ocak atalarımın mesleği olan mumculuk işinde kullanılmıştı birinci Balkan Savaşına kadar. Savaş ailemin erkeklerini bir-bir yok edince meslek sürdürülememiş, ocak işlevini yitirmişti.</p>
<p>Evimizin, yapıldıktan sonraki yıllarda gördüğü değişiklikler ve onarımlarla ikinci katı önce iki, sonra üç, daha sonra da dört cephesi taş duvar üstüne bindirilmişti.</p>
<p>Taşlığın altında dibekli bir sarnıcı vardı. Dibeğin önünde de ışık alması için açılmış penceresi olan bir taş yalak</p>
<p>Üst katın ahşap bağdadi yapısı iç ve dıştan sıvalıydı. Mutfağımız daima güneş alan güney yönündeydi. Ahırdaki bacanın üstüne kurulmuştu mutfağımızın davlumbazlı ocağı. Davlumbaz, görülesi bir güzellikte, tek parça olarak Ünye taşından oyulmuştu.</p>
<p>Davlumbazın, pencere tarafında göz dediğimiz yukardan aşağıya doğru dizilmiş dört adet çekmece, çekmecelerle pencereler arasında da banya görevi için yapılmış kapaklı bir gusulhane vardı. Diğer taraf, bulaşık yıkamak için yapılmış taş tekneli bir nurşite ayrılmıştı. (Eviyeli lavabo görevi için)<br />
<img src="http://www.ofhayrat.com/images/other/796.jpg" alt="796 Karadenizin nefes alan evleri Bağdadi Osmanlı Evleri"  title="Karadenizin nefes alan evleri Bağdadi Osmanlı Evleri" /></p>
<p>Mutfak çok amaçlı kullanılıyordu. Yemek odası. Yatak odası. Banyo odası…Ve ocağın karşısındaki duvarda, boydan-boya yapılmış yüklük adını taşıyan çift kapaklı  bir dolap vardı. Bu dolap, her akşam serilip sabah kaldırılan  yatak- yorganın bulundurulduğu yüklüktü.</p>
<p>Nurşitin bitişiğindeki  bir bölmede kilerimiz vardı. Tuvaletimiz evin denize bakan, adına Köşk dediğimiz bembeyaz patiska örtülerle döşeli sediriyle göz alıcı temizlikteki misafir odamızla mutfağımızın arasındaydı.</p>
<p>Köşke bitişik sedirli, kocaman bir salonumuz, iki de yatak odamız vardı. Oda bölmeleri devasa ende biçilmiş kestane tahtalarıyla kapatılmıştı. Her yatak odasında yüklükler, çekmeceler. Başka dolaplar, dolaplar…Odalarda gusulhaneler…</p>
<p>Kış aylarında yalnız mutfağa soba kurulurdu. Öteki odalar sobadan alınan közlerin koyulduğu mangallarla ısıtılırdı gerektiğinde. Kömür zehirlenmesi söz konusu olamazdı. Evler, nefes alan evlerdi çünkü.</p>
<p>Bu evde kardeşlerimle oynadığımız saklambaç oyunlarında ne çok saklanacak yer vardı. Koşuşturmalarımızla evi sallardık düpedüz.</p>
<p>Bu durumlarda babam, çok şımardınız. Sopa istiyorsunuz der azarlardı bizi ama, dinleyen kimdi.</p>
<p>Mutluluk dolu yıllar bitti. Biz büyüdük, dağıldık. Bir ben kaldım güzel evimizde…</p>
<p>Önce taşlıktan yukarı çıkan merdiveni onarmam gerekti iş başa düşünce. O merdiven doğruca salona çıkıyordu. Salonu bölüp merdivenden ayırmak istedim. Salon döşemesini de, hatta bağdadi dış duvarı da onarmak gerekti. Bu kez bağdadi karkas  yerine, tuğla dolma şekline döndürmek icap etti duvarı.</p>
<p>Çünkü artık bağdadi duvar sıvasının katkısı olan kıtığı bulmak olanaksızlaşmıştı. Yer-yer dökülmüş sıvaları kıtık katkısız onarmağa kalkışmak, başarısız oluyordu.</p>
<p>Sıvası yer-yer dökülmüş duvarları o şekilde bırakmakta evin eski soylu görünüşünü aşağılamak gibi geliyordu bana.</p>
<p>Onarımda, bunun için seçmiştim tuğla dolguyu.</p>
<p>Böyle – böyle yaşlı bir adam oluncaya kadar, mimarisini değiştirerek onardım dede yadigarı güzel evimizi.</p>
<p>Sonra o güzel ev, onarım kabul edemez derecede eskidi. Damı derin bir kar yığıntısında başımıza çökme belirtisi göstermeğe başladı.</p>
<p>O zaman gelince de, taş duvarları seviyesine kadar, ağlayarak yıktırdım onu. </p>
<p>Şimdi ona bitişik bahçemizdeki yeni evden, hüzünle bakıyorum kendiliğinden yıkılmak üzere olan çatlak taş duvarlarına.                                       </p>
<p><strong><span style="font-size: x-large;">Ahşap sistemin betonarme sisteme üstünlüğü</span></strong></p>
<p>  Üçüncü   Bölüm</p>
<p>100 metre kare betonarme karkas sistemin 75 ton, 100 metre kare ahşap sistemin ise 2,5-4 ton olduğu bilindiğine göre temele inen yüklerin, birinin ötekine göre 20-30 kat fazla olduğu görülür.</p>
<p>Bir cm. kare ahşap izolasyon 16 cm. kare betonarmenin izolasyonuna eşittir.</p>
<p>Çelik çatı aşırı genleşme yüzünden  deforme olurken, ahşap çatının genleşmesi sıfırdır.<br />
Genleşme yüzünden çelik çatı 600 derecede on beş dakika içinde çökerken, <br />
Ahşap çatının ayni ısı derecesinde yanmağa başlayıp çökünceye kadar bir saat dayandığı hesaba katılırsa birincide can kaybı yüzde yüze yakın, diğerinde ise sıfırdır.</p>
<p>1225 tarihinde, Ren nehri üzerinde inşa edilen Basel köprüsünün 774 yıl     hizmette kaldığı ;<br />
Ülkemizde, 13-14. yy.da inşa edilen, ahşap kolon ve çatıları olan, Beyşehir Eşrefoğlu, Kastamonu Mahmut bey, Afyon Ulu cami lerinin özel bir bakım ve tamir görmeden 600 ile 700 yıldır ayakta olduğu;</p>
<p>Ayrıca, Aya Sofya kemerleri arasındaki gergi çubuklarının en eskilerinin ahşap olduğu düşünülürse İki yapı malzemesi arasındaki fark hemen görülür.<br />
<img src="http://www.ofhayrat.com/images/other/797.jpg" alt="797 Karadenizin nefes alan evleri Bağdadi Osmanlı Evleri"  title="Karadenizin nefes alan evleri Bağdadi Osmanlı Evleri" /></p>
<p>Yirminci yüz yıl başında, ömrü sonsuzdur diye anlatılan betonarmenin fiziki ömrünün , karbonlaşma ve korozyon yüzünden ortalama 60 yıl olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır</p>
<p>Ahşap evlerde yaşayanların fizyolojik ve psikolojik yönden kendilerini çok sağlıklı hissettikleri, betonarme evlerde yaşayanlarınsa kendilerini sürekli rahatsız hissettikleri bilinir. Romatizma, astım, böbrek hastalıkları ve dolaşım bozukluklarının bizim gibi nefes alan ahşap evlerde oturan insanlarda pek görülmediği; Oysa betonun radon gazı yaydığı için, bedenler üzerinde toksit etkisi yaparak bu hastalıkları tetiklediği bilinir.</p>
<p>Ayrıca radon, radyoaktif bir gazdır. Bu yüzden akciğer kanserinden ölenlerin yüzde on dördü, bina içi radon gazının etkilediği kişilerdir.</p>
<p>Ülkemiz alanının yüzde doksan ikisinin deprem riski taşıdığı, nüfusumuzun da yüzde doksan sekizinin bu tehlike ile her an karşılaşabileceği bilindiğine göre ahşap mimarinin önemi ortaya çıkar.</p>
<p>Deprem sigortası, beton evlerde ahşaba göre beş misli fazladır.</p>
<p>Ahşap yapı sistemi, çürük zeminlerde önemle hatırlanmalıdır.</p>
<p>Ahşap yapı sistemlerinin, betonarme ve çelik yapı sistemlerine göre bakım masrafları çok daha azdır.</p>
<p>Ahşap, farklı iklim koşullarına dayanıklıdır.</p>
<p>İşlem görmüş ahşap, temellerde bile kullanılabilir.</p>
<p>Sökülen bir evdeki ahşap, pek az zayiat verir. Yeni bir inşaatta ikinci-üçüncü kez kullanılmasında hiç bir sakınca yoktur.</p>
<p>Ahşap bina, insan gücü ile kolayca yapılabilir. Öteki yapı sistemleri yüksek enerji sarfı gerektirir.</p>
<p>Ahşabın, kimyasal sıvılarla işleme sokulması sonucunda çürüme ve böcek tahribatı tamamen önlenebilir.</p>
<p>Aşırı sıcak, yağmur, kar ve soğuk, ahşap yapı uygulamasını engelleyemezken Betonarme ve çelik yapı uygulamasını uzun süre engeller.</p>
<p>Çelik ve betonarme yapıların taşıdığı kaynak hatası, eksik demir kullanımı, kalıbın erken sökülmesi gibi hayati sonuçları olan yüzlerce imalat hatasının hiç biri, ahşap yapı sistemlerinde yoktur.</p>
<p>Ülkemizin orman alanlarının üçte biri, kızılçam türü ağaçlardan meydana gelmiştir. Kerestesi ahşap evlerin yapımına en uygun ağaç türlerinden biri de budur. Biz bu ormanların yüzde 60 ını yakacak olarak kullanarak ormanlarımıza yazık ediyoruz.  Ayrıca, ormanlarımızı ıslah etmediğimiz için Orman alanlarımızın gene yüzde 60 ı bozuk alandır. Oysa bilimsel bir ıslah projesiyle ormanlarınızın hızla genişleyeceği, düzeleceği, ağaçlarının da hızla büyüyeceği halkımıza anlatılmalıdır.</p>
<p>Ahşap yapı malzemesi olarak kullanılan Amerika’daki ormanlar küçülmediği gibi yılda yüzde 23 büyümektedir.</p>
<p>Ayrıca bu yaklaşım nedeniyle haşarata dayanıklı, büyüme hızı yüksek,  süper ağaç türleri yetiştirilmektedir.</p>
<p>Ülkemizde, akıllı bir ahşap inşaat ve orman politikası yürütülse, yılda yüzde 5 büyüme hızına ulaşılır. Bu da 10-15 yıl içinde orman alanlarımızı iki misline ulaştırır.</p>
<p>Japon uzmanların dünya ülkelerinde yaptığı bir araştırmada, depreme dayanıklı yapıların, Osmanlı Ahşap Karkas Yapı Sistemi  (BAĞDADİ  YAPI ) olduğu sonucuna varılmıştır.</p>
<p>Tüm bu veriler ışığında, ahşabın betonarmeye üstünlüğü tartışılamaz.</p>
<p>Atalarımız Bağdadi evlerde yaşadıklarından, bizden daha sağlıklı ömür sürdürmüşlerdir.</p>
<p>Ülkemiz genelinde Günümüz insanları, bağdadi yapı sisteminden tümüyle vazgeçmişlerdir. O kadar ki, bu gün ülkemizdeki binaların yüzde 90 ı betonarme ve çelik karkas sistemle yapılmaktadır. Dünyadaki uygulama  ise bunun yarısı kadar.<br />
O. İRFAN IŞIK</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/karadenizin-nefes-alan-evleri-bagdadi-osmanli-evleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Altın çilek Nedir &#8211; Faydaları nelerdir ?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/altin-cilek-nedir-faydalari-nelerdir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/altin-cilek-nedir-faydalari-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Jan 2011 19:19:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Lokman Hekim]]></category>
		<category><![CDATA[altın çileğin faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[altın çileğin faydaları nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[altın çileğin zararları]]></category>
		<category><![CDATA[altın çilek]]></category>
		<category><![CDATA[altın çilek fiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[altın çilek kurusu]]></category>
		<category><![CDATA[altın çilek meyvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Çilek Mucizesi]]></category>
		<category><![CDATA[altın çilek nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı zayıflama sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[Tropikal meyveler]]></category>
		<category><![CDATA[yağ yakıcılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=4986</guid>
		<description><![CDATA[Altın çilek Nedir ? Yağlanmayı geciktirici özelliği olan, bu sebeple &#8220;Kleopatra&#8217;nın hazinesi&#8221; olarak adlandırılan Altın çilek, sağlığa faydalarından ötürü, eskidünyanın yeni keyfi olarak bugünlerde tüm dikkatleri üzerinde topluyor. Altın çilek &#38; Papaya rakibinden 3,5 kat daha fazla lif ihtiva eden yapısı, onu dünya zayıflama sektörünün Sosyetenin en yakın gözdesi yapmıştır. Sağlıklı zayıflama sırrı olarak görülüyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong></p>
<div id="attachment_4987" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"></strong><strong><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/01/altin-cilek.jpg"><img class="size-medium wp-image-4987" title="altin cilek" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/01/altin-cilek-300x225.jpg" alt="altin cilek 300x225 Altın çilek Nedir   Faydaları nelerdir ?" width="300" height="225" /></a></strong><p class="wp-caption-text">Altın Çilek</p></div>
<p>Altın çilek Nedir ?</p>
<p>Yağlanmayı geciktirici özelliği olan, bu sebeple &#8220;Kleopatra&#8217;nın hazinesi&#8221; olarak adlandırılan Altın çilek, sağlığa faydalarından ötürü, eskidünyanın yeni keyfi olarak bugünlerde tüm dikkatleri üzerinde topluyor.</p>
<p>Altın çilek &amp; Papaya rakibinden 3,5 kat daha fazla lif ihtiva eden yapısı, onu dünya zayıflama sektörünün Sosyetenin en yakın gözdesi yapmıştır. Sağlıklı zayıflama sırrı olarak görülüyor.</p>
<p>Altın çilek, dünyanın lif oranı en yüksek meyvesidir.</p>
<p>Bu lifli hususiyeti sayesinde net bir tokluk hissi sağlamakla birlikte enerji kaybetmeden, kasları değil, yağları eriterek kısa zamanda sürekli kilo kaybı sağlamasıdır.</p>
<p>Tropikal bir meyvedir.<span id="more-4986"></span></p>
<p><strong>Altın çilek Faydaları</strong></p>
<ul>
<li>Kilo vermeye, zayıflamaya yardımcıdır.</li>
<li>Kuvvetli bir yağ yakıcı olduğundan ötürü özellikle göbek basen bölgesine yerleşmiş yağlarıeritmede etkilidir.</li>
<li>Diyabet &#8211; şeker hastalığına faydalıdır.</li>
<li>Sindirim sistemindeki parazitleri yok etmeye yardımcıdır.</li>
<li>Dünyanın en zengin lif oranına sahip meyvesidir. (Ne kadar lif, o kadar zayıflama)</li>
<li>C vitamini oranı yüksektir.</li>
<li>Antioksidan ihtiva eder.</li>
<li>Aynı zamanda bu meyve kanı arındırır.</li>
<li>Görme sinirlerini yapılandırır.</li>
<li>Prostat ve boğaz ağrıları tedavilerinde olumlu etkileri görülmüştür</li>
</ul>

<a href='http://www.yoremizden.com/altin-cilek-nedir-faydalari-nelerdir/altin-cilek/' title='altin cilek'><img width="150" height="150" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/01/altin-cilek-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="altin cilek 150x150 Altın çilek Nedir   Faydaları nelerdir ?" title="altin cilek" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/altin-cilek-nedir-faydalari-nelerdir/altin-cilek-2/' title='altın çilek'><img width="150" height="150" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/01/altın-çilek-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="altın çilek 150x150 Altın çilek Nedir   Faydaları nelerdir ?" title="altın çilek" /></a>
<a href='http://www.yoremizden.com/altin-cilek-nedir-faydalari-nelerdir/altin-cilek-3/' title='altın-çilek'><img width="150" height="150" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/01/altın-çilek1-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="altın çilek1 150x150 Altın çilek Nedir   Faydaları nelerdir ?" title="altın-çilek" /></a>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/altin-cilek-nedir-faydalari-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kına Nedir? Kınanın Faydaları Nelerdir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/kina-nedir-kinanin-faydalari-nelerdir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/kina-nedir-kinanin-faydalari-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Dec 2010 20:25:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Lokman Hekim]]></category>
		<category><![CDATA[kına]]></category>
		<category><![CDATA[kına çiçeği]]></category>
		<category><![CDATA[kına gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[kına nasıl yakılır]]></category>
		<category><![CDATA[kına nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kına yağı]]></category>
		<category><![CDATA[Kınaçiçeği yağı]]></category>
		<category><![CDATA[kınanın faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[kınanın şifası]]></category>
		<category><![CDATA[kınanın yararları]]></category>
		<category><![CDATA[kınayla tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=4896</guid>
		<description><![CDATA[Kına özellikle Arabistan’da yetişen kına ağıcının yapraklarının kurutulup öğütülmesi ile elde edilen bir toz. Bu ağaç büyüklük itibariyle Arabistan kirazı (sedir ağacı)na, yaprakları da zeytin yaprağına benzer. Kına (hına) ile erkekler saç ve sakallarını, kadınlar ise saçlarını ve ellerini soyarlar. Sade olarak kullanıldığı gibi, çivitle karıştırılarak ta kullanılır. Turuncuya çalan kırmızımsı hoş bir rengi vardır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<div id="attachment_4899" class="wp-caption alignleft" style="width: 209px"><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2010/12/kina_gecesi.jpg"><img class="size-medium wp-image-4899" title="Kına Gecesi" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2010/12/kina_gecesi-199x300.jpg" alt="kina gecesi 199x300 Kına Nedir? Kınanın Faydaları Nelerdir?" width="199" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Kına Gecesi</p></div>
<p>Kına özellikle Arabistan’da yetişen <strong>kına ağıcı</strong>nın yapraklarının kurutulup  öğütülmesi ile elde edilen bir toz. Bu ağaç büyüklük itibariyle  Arabistan kirazı (sedir ağacı)na, yaprakları da zeytin yaprağına benzer.  <strong>Kına</strong> (hına) ile erkekler saç ve sakallarını, kadınlar ise saçlarını ve  ellerini soyarlar. Sade olarak kullanıldığı gibi, çivitle karıştırılarak  ta kullanılır. Turuncuya çalan kırmızımsı hoş bir rengi vardır. İnsanların tedavi maksadı ile kullandıkları görülmüştür.</p>
<p>Kına soğutucu ve vücudu rahatsız etmeden kurutucu özelliklere  sahiptir. Kına, vücuda sürülür; sertlikleri yumuşatır. Su ile  kaynatılarak ateş yanığı üzerine sürülürse gayet faydalıdır. Soğutucu,  hafif rutubet verici ve yumuşatıcı özelliğe sahiptir.</p>
<p>Merhem halinde ağrıyan yerlere sürüldüğü zaman, sinirleri yumuşatır ve ağrıya  teskin eder. Toplama özelliği de olduğundan organları kuvvetlendirir.  Tereyağı ile macun yapılır ve müzmin uyuz yaraları üzerine sürülürse  iyileştirir. Macun olarak ateşli yaralar üzerine sürülmesi de  faydalıdır. Ağız yaraları ve bilhassa çocukların ağzında ve dilinde meydana gelen sivilceler (pamukçuk) için gayet faydalıdır.</p>
<p>Balmumu ve gülyağı ile karıştırılarak macun yapılıp sürülürse; yanlarda meydana gelen ağrılara  ve Dermansızlığa karşı faydalıdır. Kına, taze yaralar için gayet  faydalıdır. Bazı bileşiklerin içine katılarak merhem gibi kırık çıkıklar  üzerine sürülürse iyileştirir. Sinir ağrılarına karşı da faydalıdır. Kına, saç bitirir, saçı kuvvetlendirip güzelleştirir.<span id="more-4896"></span></p>
<p>Kınanın rengi güzel, hoş bir kırmızıdır. Bu renk sevgi ve muhabbet duygularını tahrik eder. Kendisine has ıtri güzel bir kokusu da vardır.<br />
Çocuk, çiçek çıkartmaya başladığı zaman, ayakları altına yakılacak  olursa, gözlerinde çiçek çıkmaz. Kına macun haline getirildikten sonra  tırnaklara yakılırsa, tırnakları güzelleştirir  ve faydalı olur. Kına tereyağı ile karıştırılıp macun yapılır ve  iltihaplı şişlikler üzerine sürülürse gayet faydalıdır. Kına; ayaklarda,  bacaklarda ve bütün vücutta meydana gelen sivilce ve kabarcıklara karşı gayet faydalıdır.</p>
<div id="attachment_4898" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2010/12/kina.gif"><img class="size-full wp-image-4898" title="kina" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2010/12/kina.gif" alt="kina Kına Nedir? Kınanın Faydaları Nelerdir?" width="300" height="225" /></a><p class="wp-caption-text">Kına</p></div>
<p>Saça kına yakıldığı zaman kırmızılaştırır ve güzelleştirir,  tırnakların kırılmasını da önler. Kına, ateş renginde olup sevimli bir  renktir. Sevgiyi tahrik eder ve kokusu hoştur. Nitekim peygamber  efendimiz bir hadisi şeriflerinde “saç ve sakalın beyazlığını gidermek  için kullandığınız şeylerin en güzeli kına ve çivittir.” “kına ile boyanınız! Zira kına gençliğinizi, güzelliğinizi, istek ve arzularınızı artırır” buyurmuşlardır.</p>
<p>Kına tedavi amaçla da kullanılmıştır.  Kına yara üzerine veya diken batan yere kına sürülürse yara üzerindeki  rutubeti kurutur, bu rutubet gidince yerine et biter, işte kına bu  görevi yapmaktadır.</p>
<div id="attachment_4897" class="wp-caption alignleft" style="width: 235px"><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2010/12/kina-agaci.gif"><img class="size-full wp-image-4897" title="kina agaci" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2010/12/kina-agaci.gif" alt="kina agaci Kına Nedir? Kınanın Faydaları Nelerdir?" width="225" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Kına Ağacı</p></div>
<p>Kına ağacının güzel kokulu beyaz renginde çiçekleri vardır, kına çiçeği yaş iken veya kurutulduktan sonra tıpta kullanıldığı gibi güzel  ve mis kokusundan dolayı esans yapımında da kullanılmıştır. Kınaçiçeği  normal hararet verici, yumuşatıcı olgunlaştırıp çözümleyici ve tıkalı  gözenekleri açıcı özelliklere sahiptir. Kına çiçeği felç hastalıklarına, sinir ağrılarına karşı, toz haline getirildikten sonra ağza serpilirse ağızdaki sivilcelere ve yaralara gayet iyi gelir. Eğer sirke ile macun yapılarak alına sürülürse, baş ağrısını teskin eder.</p>
<p>Kınaçiçeği bal ile macun yapılarak kullanılırsa, nezleyi ve baş ağrısını  keser, rutubetleri de kurutur. Kınaçiçeği katkısıyla yapılan ilaç ve  macunlar vücudu ısıtıcı ve asabi organları yumuşatıcıdır. Kına çiçeği  müzmin şişliklere karşı gayet iyi gelir. Yün ve yün kumaşın içine konursa, güvelenmesini önler.<br />
Kınaçiçeğinin yağı da tıpkı gülyağı; menekşe yağı ve susam yağlarının çıkarıldığı gibi yapılır. Kınaçiçeği yağı sara hastalığına  ve baş dönmesine karşı faydalı olup sinirleri de kuvvetlendirir. Dıştan  merhem gibi sürüldüğü zaman hasta organdaki rutubeti giderir ve taze et  bitirir. Kınaçiçeği yağı kabızlık yapıcı, yara ve çıbanları  olgunlaştırıp çözümleyici ve yorgunluğa karşı ayaklara ve bacaklara  sürülmesi gayet iyi gelir. Saçlara sürüldüğünde siyahlaştırır ve  kuvvetlendirir, sıklaştırıp saçları terbiye eder, saça kırmızılık ve güzellik kazandırır. Kınaçiçeği yağı dıştan merhem gibi sürülüp ovuşturulduğu zaman siyatik hastalığına ve diğer asabi ağrılara, kadınlarda rahim ağrılarına,  kırık ve çıkıklara karşı faydalıdır. Kınaçiçeği bazen da ısıtıcı  merhemlerin ve çözücü macunların içine katılarak kullanılmıştır.</p>
<p>Başka bir konuda görüşmek üzere herkese selamlar.</p>
<p>Kaynak:  <a href="http://www.bilgiustam.com/kina-nedir-faydalari-nelerdir/#ixzz19X9NAtoj">http://www.bilgiustam.com/kina-nedir-faydalari-nelerdir/</a></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/kina-nedir-kinanin-faydalari-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MSG nedir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/msg-nedir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/msg-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 May 2010 10:33:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Lokman Hekim]]></category>
		<category><![CDATA[msg katkı maddesi]]></category>
		<category><![CDATA[MSG nedir]]></category>
		<category><![CDATA[msgnin yararları]]></category>
		<category><![CDATA[msgnin zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=4108</guid>
		<description><![CDATA[MSG (MONO SODYUM GLUTAMAT ) ADINDA BİR YİYECEK KATKI MADDESİ VAR. Yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel   olarak algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor. Hangi yiyeceğe katılırsa lezzetliymiş gibi geliyor. O yüzden gıda  üreticilerinin bir çoğu MSG&#8217;yi karlı olduğu için kullanıyorlar. MSG ZARARLI MI ? Bu madde Nörotoksin. Sinir hücrelerine zarar veriyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2010/05/msg.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-4109" title="msg" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2010/05/msg-300x248.jpg" alt="msg 300x248 MSG nedir?" width="300" height="248" /></a>MSG (MONO SODYUM GLUTAMAT ) </strong>ADINDA BİR YİYECEK KATKI MADDESİ VAR.</p>
<p>Yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel   olarak algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor.</p>
<p>Hangi yiyeceğe katılırsa lezzetliymiş gibi geliyor. O yüzden gıda  üreticilerinin bir çoğu MSG&#8217;yi karlı olduğu için kullanıyorlar.</p>
<p><strong>MSG ZARARLI MI ?</strong></p>
<p>Bu madde Nörotoksin. Sinir hücrelerine zarar veriyor. Merkezi sinir sistemi tahribatı ve buna bağlı olarak ALZHEİMER, PARKİNSON, HUNTİNGTON hastalıkları, SARA (Epilepsi), Retinal dejenerasyon (Göz retina tabakası hasarı) Yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite. Büyüme hormonu baskılanması. Pankreas hasarı insülinde artış, ve buna bağlı diyabet.Böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar. Bu madde hamilelerde plasenta bariyerini geçebiliyor, anne karnındaki bebek de aynı tahribatlara maruz kalıyor.</p>
<p>Özellikle çocuklarımızın hatta büyüklerin de çok severek yediği CİPS&#8217;lerde çok kullanılmakta.Hazır köfte harçları, Et suyu</p>
<p>tabletleri, Hazır çorbalar, Dondurmalar, renkli yoğurtlar ve benzeri bir çok üründe var.</p>
<p>Şimdi diyeceksiniz ki, Madem bunca zararı var, neden kullanıyorlar?. <span id="more-4108"></span></p>
<p>Küreselleşen dünyada, ticaret de küreselleşti. Küresel ticaret devleri insaf, merhamet gibi duygularla asla çalışmaz. Onların amacı çok kar etmek, çok daha büyümektir.</p>
<p>Bu mamuller, al benisi olan renklerde ve janjanlı ambalajlarda sunulur.</p>
<p>Televizyon, gazete ve duvar reklamlarında onlara sıkça rastlarsınız.</p>
<p>Sadece maddesel tadıyla değil, görsel yollar ile de beyinlerimize kazınır adeta.</p>
<p>Basit bir hesap yaparsak ucuz zannedilen bu ürünleri çok pahalıya tükettiğimizi görürüz.</p>
<p>Mesela Cips. Semt pazarlarında 3 kg . patatesi 1 TL ye alabilirsiniz.</p>
<p>Oysa ki 50 gram CİPS 1 liradır.</p>
<p>Yani 1 kg . Cipsi, 20 ytl.den tükettiğimizin farkında bile değiliz.</p>
<p>Olumsuz etkileri de cabası. bu mamulleri üretenler !&#8230;. Kendi ürettiklerini asla yemezler, içmezler. Onların gıdaları organik ve doğaldır.</p>
<p>Son zamanlarda organik tarım yapan çok güçlü özel şirketler türedi, burada itina ile yetiştirilen ürünleri semt pazarlarında göreniniz var mı?</p>
<p>Ben henüz rastlamadım.</p>
<p>Gelelim genel sağlık boyutuna;</p>
<p>Son 25 yıla dikkatle göz atacak olursak, çocuk yaşta diyaliz cihazına bağlı yaşamaya mahkum edilenler, çok küçük yaşta şeker hastalığı ile tanışan çocuklar, obez çocuklar, asabi çocuklar, 9-10 yaşında buluğ çağına girenler, çeşitli nedenlerle engelli doğanlar ve bu sayının ülke nüfusunun % 12&#8242;sine çıkması v benzerleri.</p>
<p>Ve sizlerinde aklınıza gelebilen yeni hastalıklar. Hastalıkları üretenler, ilaçlarını da ihmal etmediler.</p>
<p>Bu da madalyonun diğer karlı yüzüdür. Karbondioksitli meşrubatlardan, sakıncalı hazır gıdalara varana kadar bir çok yerde çeşitli uyarılar yazıldı, çizildi. Durumun ciddiyetini anlayabilenimiz var mı?</p>
<p>Bu sorunun cevabı, tüketim miktarıdır.</p>
<p>Şimdiki eğitim sistemimiz endüstri, tarım, genel kültür alanında yetersiz kaldığından, yeni nesiller tehlikenin farkında değildirler.</p>
<p>Emperyalist devletler, egemen olmak istedikleri toplumun eğitimli olmasını istemezler.</p>
<p>Onlar için önemli olan kendi halkları ve elde edeceği yeni sömürü kaynaklarıdır.</p>
<p>Her yıl eskiyen, yaşam kaynakları azalan, küresel ısınma ile kuraklık tehlikesi yaklaşan bir dünyada, küresel güç olan emperyalist devletlerin acımasızlığının arttığı bir dünyada,</p>
<p>Dengelerin ve haritaların değiştirilmek istendiğ bir dünyada yaşadığımızı asla unutmamalıyız.</p>
<p>Dünyanın en güzel coğrafyasında yaşadığımızı da asla unutmamalıyız.</p>
<p>Gelin bu güzelim yurdumuza hep beraber sahip çıkalım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/msg-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Als (Ales) Hastalığı Nedir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/als-ales-hastaligi-nedir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/als-ales-hastaligi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 14:18:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Lokman Hekim]]></category>
		<category><![CDATA[ales nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Als (Ales) Hastalığı Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[als hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[ALS İSMAİL GÖÇEK]]></category>
		<category><![CDATA[als nedir]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Gökçek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=3982</guid>
		<description><![CDATA[TRABZONSPOR&#8217;un eski futbolcusu İsmail Göçek, Sedat Balkanlı, Stephen Hawking, Suna Kıraç gibi pek çok tanınmış insanın mücadele ettiği ALS nedir? Bu hastalığa nasıl yakalanır? tedavisi varmıdır? ALS’yi yakından tanıyalım ; ALS hastalığının nedeni? Açılımı Amiyotrofik Lateral Skleroz (ALS )olan sinir hastalığının nedeni tam olarak bilinmiyor.Bilim adamları sinirlerin bağlantı yerlerinde glutamat denen bir nörotransmitterin aşırı miktarda bulunduğunu,]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2010/02/als-ales-hastaligi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-4271" title="als ales hastaligi" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2010/02/als-ales-hastaligi-300x267.jpg" alt="als ales hastaligi 300x267 Als (Ales) Hastalığı Nedir?" width="300" height="267" /></a>TRABZONSPOR&#8217;un eski futbolcusu İsmail Göçek, Sedat Balkanlı, Stephen Hawking, Suna Kıraç gibi pek çok tanınmış insanın mücadele ettiği ALS nedir? Bu hastalığa nasıl yakalanır? tedavisi varmıdır? ALS’yi yakından tanıyalım ;</p>
<p><strong>ALS hastalığının nedeni?</strong></p>
<p>Açılımı Amiyotrofik Lateral Skleroz (ALS )olan sinir hastalığının nedeni tam olarak bilinmiyor.Bilim adamları sinirlerin bağlantı yerlerinde glutamat denen bir nörotransmitterin aşırı miktarda bulunduğunu, bunun normal iletiyi engellediğini buldu.Bu fazlalığın neden olduğu henüz bilinmiyor.Çvresel faktörler ve bazı tarım ilaçlarının hastalığı tetiklediği düşünülsede henüz bu konuda kesin bir bilgi yok.<span id="more-3982"></span><br />
<strong> ALS hastalığının teşhisi nasıl konulur?</strong></p>
<p>ALS hastalığı pek çok kas ve sinir hastalı ile karıştırılabileceği için teşhisi uzun zaman alabiliyor.Teşhis edilirken manyetik rezonans görüntüleme ve elektromiyogram denen yöntemlerden, kastan parça alınarak değerlendirilmesinden ve kanın incelenmesinden yararlanılabilir.<br />
Hastalık her kesim insanda görülebileceği gibi,ALS erkeklerde ve yaşlılarda daha fazla görülmekte.Ortalama 55 yaş grubunda görüldüğü gibi son zamanlarda genç kişilerde de gözlemlenmekte.<br />
ALS bulaşıcı bir hastalık değildir. Ama bazı kişilerde kalıtsal yani ırsi özellik gösterebilir.</p>
<p><strong>ALS hastalığını belirtileri neledir?<br />
</strong></p>
<p>Hastalığın başlangıç belirtileri çok hafif olduğundan çoğu kez farkedilmeyebilir.<br />
ALS hastalığının tedavisi varmı?<br />
Henüz kesin bir tedavisi olmadığı için,belirtilere yönelik tedavi uygulanıyor.Hastanın normal hayatını sürdürebilmesi rahat ettirilebilmesi ve istenmeyen etkilerin önlenmesi amaçlanıyor.Hastalığın ilerlemesini etkileyen ilk ilaç olan riluzol 1995 yılında Amerika’da ruhsat aldı. Bu etken maddenin motor sinir harabiyetine neden olduğu düşünülen uyarıcı bir nörotransmiter olan glutamatı engellediği sanılıyor. İlacın hastalığın ilerlemesini yavaşlattığı, hastanın ömrünü uzattığı, hastanın daha uzun süre iş görmesini sağladığı düşünülüyor.</p>
<p>Türkiye&#8217;de 6000 e yakın ALS hastaları var İstanbul Ataköy&#8217;de ALS Hastalarına adına kurulan ALS-MNH derneği başkanlığını da TRABZONSPOR&#8217;un eski futbolcusu İsmail Göçek yapmaktadır.</p>
<p>İşte başkanın mesajı;</p>
<p>Merhabalar,</p>
<p>Bizler, tüm hayallerimizi, yapacaklarımızı, yaptıklarımızı bir süre ertelemiş olan ALS (Amiyotrofik Lateral Skleroz) Motor Nöronhastalarıyız. Bir süre için diyorum. Çünkü bu hastalığı mutlaka yeneceğimize dair umutlarımızı kaybetmeden mücadele etmeye devam ediyoruz.</p>
<p>Bu siteyi kurmaktaki en önemli amacımız ulaşamadığımız kader ortaklarımızı bir araya getirerek umut ve güç birliği yapmak, maddi ve manevi dayanışma ortamını sağlamaktır.</p>
<p>Hastalığı yeneceğimize dair umudumuzu bizler ve yakınlarımız kaybetmeden büyütüyoruz. En büyük desteğimiz,  bu inancımızı kaybetmemek. Tabii ki sizlerle birlikte elele, gönül gönüle.<br />
ALS-MNH Derneği Başkanı<br />
İsmail Gökçek</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/als-ales-hastaligi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fesleğen nedir?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/feslegen-nedir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/feslegen-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 16:20:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Lokman Hekim]]></category>
		<category><![CDATA[baş dönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[bronşit]]></category>
		<category><![CDATA[fesleğen]]></category>
		<category><![CDATA[fesleğenin faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Fesliyen]]></category>
		<category><![CDATA[ırıhan]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Ocimum basilicum]]></category>
		<category><![CDATA[peslan]]></category>
		<category><![CDATA[rahan]]></category>
		<category><![CDATA[reyhanotu]]></category>
		<category><![CDATA[ruhi bunalım]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim sistmei bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[sinir yorgunluğu]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=3364</guid>
		<description><![CDATA[Fesleğen nedir, faydaları nelerdir? Diğer İsimleri :Fesliyen, peslan, reyhanotu, ırıhan, rahan, Ocimum basilicum Botanik Bilgi : Fesleğen Ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasından Ocimum cinsini oluşturan tek yıllık ve genellikle ılıman bölgelerde yetişen bir bitkidir. Yetişkin fesleğenlerin boyları genellikle 20 ile 60 cm arasında değişir.Anayurdu Güney Asya’dır. Ancak, Akdeniz havzası ülkeleri ile Türkiye’de Ege ve Akdeniz kıyı şeridinde]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2009/10/feslegen.jpg"></p>
<div id="attachment_4202" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"></a><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2009/10/fesleğen.jpg"><img class="size-medium wp-image-4202 " title="Fesleğen" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2009/10/fesleğen-300x260.jpg" alt="fesleğen 300x260 Fesleğen nedir?" width="300" height="260" /></a><p class="wp-caption-text">Fesleğen</p></div>
<p><strong>Fesleğen nedir, faydaları nelerdir?</strong></p>
<p><strong>Diğer İsimleri :</strong>Fesliyen, peslan, reyhanotu, ırıhan, rahan, Ocimum basilicum</p>
<p><strong>Botanik Bilgi :</strong> <strong>Fesleğen</strong> Ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasından Ocimum cinsini oluşturan tek yıllık ve genellikle ılıman bölgelerde yetişen bir bitkidir. Yetişkin fesleğenlerin boyları genellikle 20 ile 60 cm arasında değişir.Anayurdu Güney Asya’dır. Ancak, Akdeniz havzası ülkeleri ile Türkiye’de Ege ve Akdeniz kıyı şeridinde sıkça yetiştirilmektedir.Kare kesitli, boydan boya kabarık çizgili ve yeşil renkli gövdesi, bitki tabanına inildikçe kırmızılaşır. Oval biçimli yaprakları kenarları dişli, sivri uçlu ve koyu yeşil renkli olur. Yaz sonunda açan çiçekleri beyaz; pembe ya da sarımsı beyaz renklidir. Küçük tohumlan koyu kahverengi ve gözyaşı biçimlidir.Hem taze, hem de kurutularak kullanılan fesleğen, pişirilerek ya da çiğ yenilen yemeklerde yaygın olarak kullanılır.<span id="more-3364"></span></p>
<p><strong>Fesleğenin Faydaları;</strong></p>
<p>Yaprağının Faydaları</p>
<p>Şişkinlik, mide krampı, kolikler ve sindirim problemlerini giderir.<br />
Balgam, gaz ve idrar söktürücüdür.<br />
Uyarıcı ve spazm çözücüdür.<br />
Baş ağrısını giderir.Baş dönmesine etkilidir.</p>
<p><strong>Kullanım Şekli : </strong> 25-30 gram taze fesleğen yaprağı alınıp üzerine dört bardak kaynar su dökülerek ve 10-15 dakika süreyle demlendirilerek hazırlanan çay, günde iki-üç bardak içilir.</p>
<p><strong>Tohumunun Faydaları;</strong></p>
<p><strong>Fesleğen</strong> ayrıca öksürüğü keser.<br />
Sinirleri teskin edici etkisi sayesinde sinirlilik, depresyon, gerginlik ve uykusuzluk durumlarında yardımcı olur.</p>
<p><strong>Kullanım Şekli :</strong> Fesleğen tohumlarının kaynar su içinde 15-20 dakika süreyle demlendirilmesiyle hazırlanan çay günde iki kez alınabilir.</p>
<p><strong>Özsuyunun Faydaları</strong></p>
<p>Sinek ve böcek ısırıklarının tedavisinde doğrudan ısırılan bölgeye sürülerek kullanılır.</p>
<p><strong>Kullanım Şekli :</strong> Tamamen yıkanıp temizlenen bitkinin sıkılarak suyu çıkartılır.</p>
<p>(salatalara toz fesleğen katarak o müthiş lezzete ulaşabilirsiniz)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/feslegen-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyet yapmadan zayıflamak için..</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/diyet-yapmadan-zayiflamak-icin/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/diyet-yapmadan-zayiflamak-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2009 18:11:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Lokman Hekim]]></category>
		<category><![CDATA[çabuk kilo vermek]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı kilo vermek]]></category>
		<category><![CDATA[kilo vermek]]></category>
		<category><![CDATA[kolay kilo vermek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=2812</guid>
		<description><![CDATA[Yaşam tarzınızdaki ufak değişiklikler kolayca zayıflamanızı ve formunuzu korumanızı sağlar. Önerileri uyguladığınızda çabuk kilo vereceğinizden emin olun. Kısa sürede zayıflatan veya tek tip beslenmeye yönlendiren diyetlerden hemen vazgeçin. 453.6gr yağ 3500 kaloriye eşittir. Diyet ve egzersizle günde 500 kalori harcadığınızda haftada yaklaşık 453.6gr yağ eritirsiniz. Eğer şimdiki kilonuzu korumak istiyorsanız, günde 100 kalori harcamanız yeterlidir,]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span id="dv_0"></p>
<p align="justify"><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2009/04/diyet.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2813" title="diyet" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2009/04/diyet.jpg" alt="diyet Diyet yapmadan zayıflamak için.. " width="216" height="144" /></a>Yaşam tarzınızdaki ufak değişiklikler kolayca zayıflamanızı ve  formunuzu korumanızı sağlar. Önerileri uyguladığınızda çabuk kilo vereceğinizden  emin olun. Kısa sürede zayıflatan veya tek tip beslenmeye yönlendiren  diyetlerden hemen vazgeçin. 453.6gr yağ 3500 kaloriye eşittir. Diyet ve  egzersizle günde 500 kalori harcadığınızda haftada yaklaşık 453.6gr yağ  eritirsiniz. Eğer şimdiki kilonuzu korumak istiyorsanız, günde 100 kalori  harcamanız yeterlidir, bu da her yıl ekstradan yarım ve bir kilo almanızı  engeller. Diyete başvurmadan ağrısız ve acısız zayıflama stratejilerini kolayca  uygulayabilir ve alışkanlık haline getirebilirsiniz.<br />
<span id="more-2812"></span><br />
<strong>Her gün  kahvaltı yapın</strong><br />
Sabah kahvaltı etmeyerek zayıflamak birçok insanın  başvurduğu ortak yoldur. Çoğu insan kaloriyi azaltmak için kahvaltı yapmamanın  en iyi yol olduğunu düşünür ancak günün sonunda daha çok yerler. Bun un yerine  sağlıklı ve kilo aldırmayan yiyeceklerle kahvaltı etmeyi tercih edebilirsiniz.</p>
<p><strong>Geceleri mutfağınızı kapatın</strong><br />
Acıkmadığınız halde  saedece sıkıldığınız için gece yarısı atıştırmalarını ya da TV karşısında gece  geç saatlere kadar birşeyler yiyerek oturmayı bırakın. Bir fincan çay alın,  canınız şekerli birşeyler istediğinde zor eriyen sert şekerlerden bir tane, ufak  bir kaze veya külah light dondurma ya da dondurulmuş yoğurt yiyin. Şekerli  gıdalar tükettikten sonra dişlerinizi fırçalamayı ihmal etmeyin.</p>
<p><strong>Tatlandırılmış içeceklerden uzak durun<br />
</strong>Tatlandırılmış içecekler kalori doludur. Susadığınızda, serinlemek  istediğinizde sadece su, limonata, düşük yağlı veya yağsız süt, ufak  porsiyonlarda % 100 meyve suyu için..</p>
<p></span><span id="dv_1" style="display: none;"></p>
<p><strong>Doğal besinleri tüketin</strong><br />
Yemek  sırasında açık büfeden uzak durun. Yiyecekleri istediğiniz kadar tabağınıza  koyun. Yemeklerden önce salata yiyin ve bir kase çorba için. Bu sizin iştahınızı  azaltır. Mutfağınızda atıştırmak istediğinizde yiyebileceğiniz meyve ve sebzeler  bulundurun.</p>
<p><strong>Tahıl tüketin<br />
</strong>Kek, beyaz ekmek,  bisküvilerde kullanılan tahıllardan elde edilen un işlenmiş, kepekleri  alınmıştır. Tüketeceğiniz tahıllar ya da kepekli yiyecekler sizin daha tok  hissetmenizi sağlar. Bu nedenle kepekli ürünleri, yiyecekleri seçin.</p>
<p><strong>Evinizde kalorili yiyecekleri bulundurmayın</strong><br />
Mideniz  kazındığında şekerli ve yüksek kalorili yiyeceklere saldırırsınız. Bu nedenle  yüksek kalorili yiyecekleri mutfakta bulundurmayı, almayın. Bu tür  restoranlardan uzak durun. Canınız birşeyler yemnek istediğinde sağlıklı  atıştırmalıkları tercih edin. Çok yemek yememek için büyük bir bardak su  içtikten sonra en az 15 dakika bekleyin.</p>
<p><strong>Porsiyonlarınızı  küçültün</strong><br />
Eğer yemek tabaklarınızı küçültürseniz zayıflarsınız. Çoğu  restoranda ihtiyacınızdan daha fazla yemek servis edilir. Fazla yemeyi  tabaklarınızı, bardaklarınızı ve kaselerinizi küçülterek önleyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Her yemek ve ara öğün de protein içeren besinler yiyin</strong><br />
Protein içeren yiyecekler daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar. Düşük  yağlı yoğurt, ufak kase fındık, yumurtalar, kuru bakliyat ve yağsız et yiyin.  Uzmanlar her 3-4 saatte bir ufak miktarda ara öğün oluşturarak kan şekerinizi  yükseltmenizi öneriyor.</span><span id="dv_2" style="display: none;"></p>
<p><strong>Diğer hafif alternatifleri değerlendir</strong><br />
Düşük yağlı salata soslarını, mayonez, süt ürünleri gibi yiyecek  alternatiflerini tüketmeyi azaltın. Kayvenizde krema yerine yağsız süt, tatlı  patates yerine beyaz patates, salatalı sandvici tercih edin.</span></p>
<p align="justify"><span id="dv_1"><strong>Doğal besinleri tüketin</strong><br />
Yemek sırasında açık büfeden uzak  durun. Yiyecekleri istediğiniz kadar tabağınıza koyun. Yemeklerden önce salata  yiyin ve bir kase çorba için. Bu sizin iştahınızı azaltır. Mutfağınızda  atıştırmak istediğinizde yiyebileceğiniz meyve ve sebzeler bulundurun.</p>
<p><strong>Tahıl tüketin<br />
</strong>Kek, beyaz ekmek, bisküvilerde  kullanılan tahıllardan elde edilen un işlenmiş, kepekleri alınmıştır.  Tüketeceğiniz tahıllar ya da kepekli yiyecekler sizin daha tok hissetmenizi  sağlar. Bu nedenle kepekli ürünleri, yiyecekleri seçin.</p>
<p><strong>Evinizde  kalorili yiyecekleri bulundurmayın</strong><br />
Mideniz kazındığında şekerli ve  yüksek kalorili yiyeceklere saldırırsınız. Bu nedenle yüksek kalorili  yiyecekleri mutfakta bulundurmayı, almayın. Bu tür restoranlardan uzak durun.  Canınız birşeyler yemnek istediğinde sağlıklı atıştırmalıkları tercih edin. Çok  yemek yememek için büyük bir bardak su içtikten sonra en az 15 dakika bekleyin.</p>
<p><strong>Porsiyonlarınızı küçültün</strong><br />
Eğer yemek tabaklarınızı  küçültürseniz zayıflarsınız. Çoğu restoranda ihtiyacınızdan daha fazla yemek  servis edilir. Fazla yemeyi tabaklarınızı, bardaklarınızı ve kaselerinizi  küçülterek önleyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Her yemek ve ara öğün de protein  içeren besinler yiyin</strong><br />
Protein içeren yiyecekler daha uzun süre tok  hissetmenizi sağlar. Düşük yağlı yoğurt, ufak kase fındık, yumurtalar, kuru  bakliyat ve yağsız et yiyin. Uzmanlar her 3-4 saatte bir ufak miktarda ara öğün  oluşturarak kan şekerinizi yükseltmenizi öneriyor.</span><span id="dv_2" style="display: none;"></p>
<p><strong>Diğer hafif alternatifleri  değerlendir</strong><br />
Düşük yağlı salata soslarını, mayonez, süt ürünleri  gibi yiyecek alternatiflerini tüketmeyi azaltın. Kayvenizde krema yerine yağsız  süt, tatlı patates yerine beyaz patates, salatalı sandvici tercih  edin.</span></p>
</div>
<div><strong>Diğer hafif alternatifleri değerlendir</strong><br />
Düşük yağlı salata  soslarını, mayonez, süt ürünleri gibi yiyecek alternatiflerini tüketmeyi  azaltın. Kayvenizde krema yerine yağsız süt, tatlı patates yerine beyaz patates,  salatalı sandvici tercih edin.</div>
<div>Kaynak: http://www.ailemax.com</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/diyet-yapmadan-zayiflamak-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

