A’raf Sûresi’nin 143. ayeti, Hz. Musa’nın (aleyhisselam), farklı bir buudda buluşma yerine gelip Rabb’inin kelamına muhatap olduktan sonra, Cenab-ı Hakk’tan taleb-i rüyetini (Cenab-ı Hakk’ı görmek istemesini) anlatmaktadır. Devamını okuyun »
Ağaçlar konuşur mu? sorusuna ne cevap verirdiniz?
Sizi bilemeyiz ama Amerikan Tarım Bakanlığı yaptığı araştırmalara dayanarak ağaçların da konuştuğunu ileri sürüyor. Ve bu konuşma, her hayat sahibinin sonu gelmeyen ihtiyaçları karşısında sonsuz bir kudrete yönelmesi ve ona kendi lisanıyla yalvarmasından farksız görünüyor… Devamını okuyun »
İnsanı değerli kılan, Allah’ın ona değer vermesinden başka bir şey olamaz…
Bir cihaz olarak düşünülürse akıllara ziyan mükemmelliği değildir ‘değer’li oluşunun sebebi…
Temiz bir zemin üzerinde diz çöküp ellerini kaldırdığın zaman, arada hiçbir perde olmaksızın ‘huzur’a çıkmış olursun.
Hiçbir sınavdan geçmeden…
Hiçbir başarı şartı olmadan…
Aracısız.
Randevusuz.
*** Devamını okuyun »
Ruhun bedenden ayrılması son noktadır. Ruh bedenden ayrılınca organların bütünü yerindedir. Yani organlarda bir noksanlık ve değişim yok. Fakat göz görmez, ağız konuşmaz. Kulak işitmez. Niçin? Çünkü ruh bedenden ayrılmıştır.
Anlıyoruz ki, ruh aynı manada candır, hayattır. Ruh ayrıldı, nereye gitti? Canlı organizma yaratmak Allah’a ait olduğuna göre. Hayat Allah’ın sıfatıdır.
Hayatı veren O’dur.
İNSAN yaklaşık 100 trilyon hücreden yaratılan muazzam bir varlık. Her hücremizde dört farklı nükleotidin (dAMP, dGMP, dCMP ve dTMP) farklı şekilde sıralanmasından meydana gelen ucuca sıralandığında yaklaşık 2 metre uzunluk oluşturan ve gözle görünmeyen, hücreye özenle yerleştirilmiş DNA (Deoksiribo Nükleik Asit) denilen moleküller var. Buna göre bir insandaki toplam DNA moleküllerinin uzunluğu 200 trilyon metre veya 200 milyar kilometredir. Dünyanın çevresinin 40 bin kilometre olduğunu düşünürsek, dünyanın çevresini 5 milyon defa dönecek kadar DNA moleküllerinin bir insanda mevcut olduğunu görürüz. Devamını okuyun »
“Şimdi bak, Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir, O, her şeye hakkıyla kâdirdir. Rum Sûresi, 50.”
“Ey Rabbimiz! Sana inanıyoruz, bizi affet.
Ey Rabbimiz! Sana güveniyoruz, bizi bağışla.
Ey Rabbimiz! Sensin bizim sahibimiz, bizi esirge.
Ey Rabbimiz! Sen her şeyi görür, duyar ve bilirsin, bizim ayıplarımızı ört.
Ey Settar! Setredici, örtücü ismin hürmetine, bizim kusurlarımızı bağışla.
Ey Rabbimiz! Bizi ışıklı yolundan ayırma.
Daima Sana kulluk eden, Senden korkusu ve umudu kesilmeyen kullarından eyle.
Bizi bu zamanın şerlerinden koru.
Nefsimizi emrimize ver.
Şeydanın şerrinden bizi emin eyle.”
“Her şey helâk olup gidicidir, O’na bakan yüzü müstesna. Hüküm ve hükümranlık O’nundur; siz de O’na döndürüleceksiniz. Kasas Sûresi,88.”
“Ey Rabbimiz!
Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama.
Ey Rabbimiz!
Güç yetiştiremeyeceğmiz yükleri bize taşıtma.
Günahlarımızı affet, bizi bağışla ve rahmetini yağdır üstümüze.
Sen Ulu Mevlamızsın, gerçeği inkâr edenlere karşı bize yardım et.
Kuşkusuz ölümden sonra diriliş haktır, gerçektir.
Cennet gerçektir, cehennem ateşi gerçektir.
Sonsuz mutluluk gerçektir.
Kuşkusuz Sen çok merhametli ve çok hikmetlisin”
“Allah” her şeyin yaratıcısıdır. O, her şey üzerinden hakkıyla görüp gözeticidir. Göklerin ve yerin tedbir ve tasarrufu O’na aittir. “Zümer Sûresi, 62-63″
“Ey Rabbimiz!
Bize bu dünyada da iyilik ver, ahirette de.
Ve bizi ateşin azabından koru.
Ey Rabbimiz!
Ateşten bizi koru.
O ateş ki, yakıtını insanlar ve taşlar oluşturur.
Bizi inkâr ateşinden koru. Bizi gaflet ateşinden koru.
Bize sabrı öğret, sabretmeyi bağışla bize.
Ey Rabbimiz!
Bize, güçlüklere karşı dayanma gücü bağışla, adımlarımızı sağlam kıl ve gerçeği inkâr edenlere karşı bize yardım et.”
‘Hiçbir şey yoktur ki hazineleri Biz’im yanımızda olmasın. Her şeyi Biz belirli bir miktarla indiririz. Rüzgarları da Biz aşılayıcı olarak gönderdik, sonra gökten bir su indirip onunla sizi suladık. Yoksa o suyu hazinesinde saklayan siz değilsiniz.’ Hicr Sûresi, 21-22.
“Ey doğuların ve batıların Rabbi!
Ey yönlerin ve yönsüzlüğün Rabbi!
Ey, zamanların ve mekânların Rabbi!
Ey zamansızlığın ve mekânsızlığın Rabbi!
Ey bağışlayıcılığı sonsuz Rabbim!
Ey keremi sınırsız Allah’ım!
Ey gücüne son olmayan Allah’ım!
Bizi, Sana teslim olanlardan kıl.
Bizi Yolunda yürüyenlerden eyle.
Ve bağışlanma dileğimizi kabul et.
Kuşkusuz Sensin tövbeleri kabul eden
Sensin alemlere rahmeti dağıtan”
“Bütün Kutsal Kitap Fatiha’da, Fatiha Besmele’de, Besmele Be harfinde, Be harfi ise ayırt edici bir noktada bulunur. İşte ben, o ayırt edici noktayım” Hazret-i Ali
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Her Türlü övgü, yalnızca Allah’a özgüdür.
Bütün alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim
Hesap gününün hakimi
Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz
Bizi, dosdoğru yola, nimet bağışladıklarının yoluna ilet,
gazabına uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.”
“Allah buyurdu ki:
‘Ben, Beni düşünen kulumun yanı başındayım.
Ve Beni zikrettiğinde onunla birlikteyim.
O Beni kendi nefsinde anarsa
Ben de onu o topluluktan daha hayırlı bir topluluk içinde anarım.’”
Her şeyi parlatmanın ve pası gidermenin bir çaresi vardır.
Kalbin parlatılmasının çaresi ise Allah’ı zikirdir.
Zikir kadar Allah’ın azabından uzaklaştıran bir amel yoktur.
“Haberiniz olsun ki, kalpler ancak Allah’ı anarak huzur bulurlar.”
O’nu anmak duadır.
Dua zikirdir.
Dua yoldur.
İzdir, işarettir, yolu aydınlatan nurdur.
Âlem öyle nurlu bir sarmal içinde ki, her an beş vaktin beşi de dünya içinde ayrı ayrı yerlerde yaşanabiliyor. O vakitlerin öyle güzel sırları var ki, bize kulluğumuzu ve ahireti hatırlatıyor.
Namaz, Rabb’imizin “Celal”ine karşı kavlen ve fiilen “Sübhânallah” deyip takdis etmek, “Kemal”ine karşı, lâfzan ve amelen “Allahü Ekber” deyip tâzim etmek. “Cemal”ine karşı da kalben, lisanen ve bedenen “Elhamdülillâh” deyip şükretmektir. Devamını okuyun »
Layıkıyla tutulan bir oruç, mü’minde tarifsiz güzelliklere vesile olur. Sadece beden değil nefse de rahmani hava hakim olur. Ancak, sıhhat ve afiyete vesile olsa da biz bu faydalar için değil orucu Rabbimiz emrettiği için tutarız.
Biz, herhangi bir menfaat düşüncesi ile değil yalnız Allah’ın emri olduğu için ve onun rızasını kazanmak maksadıyla oruç tutarız. Hz. Ali (Allah ondan razı olsun) diyor ki: Devamını okuyun »
Orucun Arap dilindeki karşılığı “savm” kelimesi olup, bu kelime “bir şeyden uzak durmak, kişinin kendini tutması ve engellemesi” manalarına gelmektedir. Terim olarak ise, “tan yerinin ağarmasından güneşin batma vaktine kadar, bir gaye uğruna bilinçli bir şekilde yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durup nefsi dizginlemek” demektir. Devamını okuyun »
Evlilik, insanı günahtan koruyan bir kalkandır. Evlilik, el ele verip doğruya koşmaktır. Evliliğe bu açıdan baktığınızda, izdivacın insanı Allah’a yaklaştırması gerektiği görülebilir.
Delikanlı okulunu bitirdi ve işini kurdu. Artık evlenip çoluk çocuğa karışmak istiyor. Bunun için de düşünüyor ve soruyor: “Acaba kiminle ve nasıl biriyle evlensem?” Devamını okuyun »
llah’ın iki elçisi her Ramazan’da Kur’anı karşılıklı okumak için bir araya gelirdi. Bu sünnet günümüze mukabele olarak gelmiştir. Mukabele, karşılıklı yapılan iş, karşılıklı yapılan okuma, karşılaştırma manalarına gelir. Mukabeleye arz ve arza kökünden gelen muaraza da denilmektedir ki bu da her yıl Ramazan ayında, o zamana kadar nazil olan ayet ve sureleri Cebrail (as)’in Hz. Peygamber’e O’nun da Cebrail’e okuması manasında bir terimdir. Devamını okuyun »









Son Yorumlar