“Ateşten kızaran bir gül arar da
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.
F. Nafiz ÇAMLIBEL
Ben,seni aramak ve bulmak için düştüm yollara…”Aramakla bulunmaz…”diyen söze aldanmadım. Bakmadım sözün bu yanına…. Susuzluğumu hissediyorsam bana değildi bu söz. Zîra devamında “Bulanlar; ancak arayanlardır…” ümidini fısıldayan içimdeki bu hasret ateşini sen yaktın. Devamını okuyun »
EVET, ZOR… Kabul ediyorum… Kim dedi ki, kolay diye… Bana “Sözler” kitabındaki bir örnek öyküyü hatırlattın… Sana kısaca anlatmalıyım…
Bir asker hayal et… Savaş meydanında… İki yanında iki derin yara var… Arkasında büyük bir aslan… Pençesini kaldırmış, her an vurabilir… Önünde bir idam sehpası, sevdiklerini asıp öldürüyorlar… Biliyor, sıra kendisine de gelecek… Bir yandan da yolculuk etmek zorunda, uzun bir yola gidiyor ister istemez… O çaresiz adam, korku içinde beklerken bir nurani adam geliyor… Diyor: Devamını okuyun »
Toz gibi yumurtadan çıkan minik bir yavrunun hayatına dikkatinizi çekeceğim. Altıgen bir kutunun içerisinde dünyanın en özel sütüyle sürekli beslenir. On binlerce kardeşiyle birlikte kendisine dadılık yapan işçiler yetişinceye kadar on bin kez doyurulur. Bu hızla altı günde ilk ağırlığının 1500 katına ulaşır.
Kutusundan çıkar çıkmaz, kimseden ders almadan ve boş beklemeden yuvasındaki atık maddeleri dışarıya taşır ve yuvayı yeni kardeşleri için temizler. Önce vücudunun salgıladığı mikrop öldürücü sıvıyı yuvaya sürer. Ardından da yeni doğan binlerce kardeşleriyle uyum içinde kanatlarını vantilatör gibi çırparak içerdeki kirli havayı dışarıdaki temiz havayla değiştirir. Devamını okuyun »
Küçüktüm… Hayal meyal hatırlıyorum. Anneme sormuştum, “Anne, Allah nerede?” Annem bütün kalbi samimiyeti ile cevap vermişti, “Allah nerede anarsak orada oğlum.” Bu cevap kafamda yeni soruları da beraberinde getirmişti. Allah’ı nerede anarsak oraya geliyor. Tespih çekenlerin neden hızlı hızlı “Allah” diyerek tespih çektiğini şimdi anlamıştım. Hep Allah’ı yanlarında hissetmek istiyorlardı demek ki! “Peki ya Allah’ı anmazsak?” diye düşündüğümü hatırlıyorum gece vakti yatağımda uyumaya çalışırken. Devamını okuyun »
Kelamın inkıtaya düştüğü, doğrunun sustuğu, yüreklinin pustuğu yerde dil hanesinin çarnaçar dile geldiği demlerde, sen gelirsin aklıma… Senin şefkatten , merhametten,sevgiden örülmüş mabedine salarım yüreğimi. Söz söyleyenin çok, hal gözüyle görenin az olduğu eşkıya yürekli bu zamanda gelişlerim sanadır… Sanadır tüm yollarım. Bir bengisu sonsuzluğunda sana kurulu saatlerim. Gelişlerim sana , gidişlerim sanadır.. Tenha iklimlerin sığınağından açtım ellerimi sana doğru. Devamını okuyun »
RAMAZANDAN önceki son kandil olan Berat Kandili’ni yarın gece karşılayacağız. Üç aylardan ikincisi olan şaban ayının ortasındaki bu gece; bağışlanma, affedilme anlamına gelen Berat ismini almıştır. Bu geceden on beş gün sonra zamanların en şereflisi olan ramazan ayına kavuşmuş olacağız.
Öncelikle, “Bu gece neler oldu, neden bu geceye bu kadar önem verildi” gibi soruların cevabını verelim. Denilir ki Kuran-ı Kerim’in tümü bu gece dünya semasına (göğüne) indi. Daha sonra da Peygamberimize (SAV) ramazan ayında inmeye başladı. Yine Duhan Suresi’nin 2, 3 ve 4. ayetlerinin işaret ettiği rızık, zenginlik, fakirlik, doğum ve ölüm gibi önemli olayların bilgilerinin meleklere bu gecede verildiği söylenmiştir. Devamını okuyun »
Esat Bey o kadar farklı kişilerden şikayet almıştı ki, “Şikayetlerin çokluğu altında, gök kubbe başıma çökecek gibi hissediyorum kendimi. İnsan içine çıkamaz, insan yüzüne bakamaz hale geldim Ağabey. Bakışlardan bile rahatsız olmaya başladım. Bazıları kızgınca, bazıları nefret ve öfke ile, bazıları da acıyıcı gözlerle bakıyorlar. Hiçbir şey demeseler bu bakışlar bile yetiyor” dedi bana. Devamını okuyun »
Şeytan, Allah’ın rahmetinden uzak düşmüş, işi azgınlık ve azdırma; varlığını fitne, fesat, nifak ve şikak ekseninde sürdüren lanetlik bir tali’sizdir. Şeytânettir onun her işi ve şer peşinde koşar sürekli; koşar ve insanlarda kötülük duygularını tetikleyerek, onları iyilikten, güzellikten ve faziletten uzaklaştırarak âdeta kendine benzetip aveneleri hâline getirir.
‘Gün gelecek Allah’a bana yaşattığı bu sıkıntılar için şükredeceğimi biliyorum’ demişti bir arkadaşım. Belki de hayatının en zor günlerini yaşıyordu. Zorlukların insana ne kadar büyük dersler verdiğini uzun uzun konuşmuştuk. Bir acının öğrettiğini bin kahkahanın öğretemeyeceği üzerine birçok örnekler vermiştik o konuşmamızda. Devamını okuyun »
Dünya nüfusunun üçte biri müslüman; yani biz, yaklaşık iki milyar insan…
Tek olan Allah’a iman ediyoruz. Bütün peygamberlere imanla birlikte Hz. Muhammed Mustafa s.a.v.’i son peygamber olarak kabul ediyoruz. Ne getirdiyse hepsine iman ediyoruz. Rasul-i Ekrem s.a.v.’in “İman etmedikçe cennete giremezsiniz.” dediğini hepimiz biliyoruz. Elhamdülillah iman ettik, cenneti ümit ediyoruz. Peki, Efendimiz s.a.v.’in bu mübarek sözlerinin hemen peşinden ifade buyurmuş olduğu hakikate aynı hassasiyeti gösteriyor muyuz? İşte bunu iyi düşünmek lazım. Efendimiz s.a.v. “İman etmedikçe cennete giremezsiniz.” diye başlayıp, sözlerine şöyle devam etmişti:
“Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız!” Devamını okuyun »
* Islam hosgörü dinidir
* Savas Hukuku ve Baris Hukuku Hükümlerinin Kasten Birbirine Karistirilmasi Asla Kabul Edilemez; Wilders bunu yapmaktadir.
* Savas Zamaninda Siddete Karsi Çikan Islam, Baris Zamaninda siddete müsaade eder mi?
* Fitne ne demektir?
* Bütün Dinler Ahiretin Oldugunu ve Ahirette Allahin Ebedi bir Azabi Bulundugunu Kabul etmektedirler Devamını okuyun »
1- Şeriat Kapısı
2- Tarikat Kapısı
3- Marifet Kapısı
4- Hakikat Kapısı
Öğreti olarak bu kapılar birer birer geçilerek Hakikate ulaşılır.
Öğrencilerinden biri Mevlana’ya sormuş;
“Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum.
Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?” Devamını okuyun »
“İhlâs ile kulluk edenler, nimetlerle dolu Cennet içindedir.
Günaha dalan kâfirler ise Cehennem ateşindedir. İnfitar Sûresi, 13-14.”
Ey Rabbimiz !
Bize hep birlikte Senin ipine sımsıkı tutunmayı,
Ve birbirimizden kopmamayı bağışla
Verdiğin nimetleri hatırlamayı nasip et.
Birbirimize düşmanken kalplerimizi uzlaştırdın.
Senin bağışınla kardeş olduk.
Ve ateşli bir uçurumun kenarındayken bizi ondan korudun.
Sen yarattıklarının haksızlığa uğramasını dilemezsin.
Bizi doğruluktan ayırma.
Ey Rabbimiz!
Bizi doğruluktan ayırma.
Bizi doğruluktan ayırma.
Bizi doğruluktan ayırma.
Peygamberimiz miraçtan beş müjde ile döndü. Rabbinden bize beş hediye getirdi. Bu hediye sadece Müslümanlara, mü’minlere gelmedi; bütün insanlara geldi.Çünkü Peygamberimiz insanlık adına Alemlerin Rabbi’yle buluştu.
O Allah’ın huzurunda iken bizim elçimizdi, miraçtan döndüğünde de içimizde Allah’ın elçisiydi. Bizi Allah’ın huzurunda temsil etti, bizim yanımızda ise Allah’ın elçiliği görevini yaptı. Miracın beş hediyesinden birincisi: İnsanın sonsuz ihtiyaçları, sayısız düşmanları vardır. Devamını okuyun »
Son Yorumlar