Logo Background RSS

» Kıssadan Hisse

  • Bir Hüzün Bayramına daha kavuştuk!
    By hayratli on Eylül 19th, 2009 | No Comments Comments

    AllahBir Hüzün Bayramına daha kavuştuk!

    Bayram ve Bayramlar, Güncel Türkçemizde Sevinme ve mutlu olma hallerimizin Milli hatta evrensel boyutta yaygın yaşandığı anlara verdiğimiz bir tanım olsa da, Ben “Ramazan Bayramı” tabirini bu anlamda anmak istemiyorum.
    Yukarıdaki tanımdan anlaşılacağı gibi Bayram özlemlerin giderildiği, kavuşmaların gerçekleştiği zamanlar bayram diyorsak ki Öyledir. Bu durumda Ramazan Bayramı, Bayram olarak kutlanacaksa bu Ramazan-ı şerifin ilk günü olmalıydı. Çünkü Ramazan öyle bir ayki, işi insanlara ve cinlere vesvese vermek olan İblis bu ay boyunca bütün kabiliyeti elinden alınıyor, şeytan bağlanıyor, insanlar bu ay nefislerinin fısıltıları ile ancak günaha girebilir, şeytanı suçlayamazlar. (daha fazla…)

  • Müslümanın Dünya ile Alışverişi
    By Emrehan on Nisan 22nd, 2009 | No Comments Comments

    kanyon-1Dünyada halen geçerli olan ekonomik sistemin içine düştüğü krizin bir “ahlâk krizi” olduğunu artık batılılar da söylüyor.

    Geçerli ekonomik sistem;

    • Koca dünyayı bitiren bu tüketim oburluğuna dayalı oldukça
    • Devasa kaynakları küçük bir azınlığın tekelinde tuttukça
    • İsraf ve kanaat kavramlarına uzak kaldıkça..

    Yani temel anlayışı değişmedikçe bu krizler hep olacak.
    Oysa insanlığın muhtaç olduğu ekonomi anlayışı hiç uzakta değil.
    Gelin onu bir de bizim kavramlarımızla yeniden hatırlayalım. (daha fazla…)

  • Müşteri Memnuniyeti
    By nurahasret on Nisan 8th, 2009 | No Comments Comments

    icon-lokanta‘Şikayetinizi bizimle,memnuniyetinizi dostlarınızla paylaşın.’
    Lokantadan hesabı ödeyip çıkmak üzereyken duvardaki yazı dikkatini çekti. Özenle kaleme alınıp çerçevelenmiş bir sözdü bu. “Şikayetinizi bizimle, memnuniyetinizi dostlarınızla paylaşın.”

    Kasada parayı öderken etrafa şöyle bir göz gezdirdi. Salon gayet güzel dekore edilmişti. Masalar hazır ve muntazamdı.Temizlik, düzen, hizmet yerinde diye düşündü. Karnını bir güzel doyuran müşteriler bu hizmetin bedelini ödemek durumundaydılar haliyle. Ancak bu maddi bedelin yanısıra dikkate alınması gereken önemli bir husus daha vardı: “Müşteri memnuniyeti.”

    (daha fazla…)

  • Bence Tam Ağlama Mevsimi
    By Emrehan on Şubat 21st, 2009 | No Comments Comments

    aglamak

    Gönüldeki hüzün-keder, neş’e-sevinç, merhamet-şefkat… gibi duyguların coşup bulutlaşması ve gözler yoluyla dışa vurmasıdır gözyaşları. Tasa-elem, aşk-iştiyak, emel-ümit, firak-visal; belki bütün bunlardan daha çok da “mehâfetullah” ve “mehâbetullah” ağlatır, hisleri hüşyar ve kalb ufkunda O’na yâr olanları. Diğer ağlamalar, insanın cismanî ve ruhanî tabiatının halitasından fışkırır gelir; cibillîdir, yaygındır, için sesi değildir, dolayısıyla da sıradan sayılırlar.

    Temeli iman ve mârifete dayanan, muhabbet ve aşk u şevkin tetiklediği ağlamalara gelince, bunlar, tamamen Hakk’ı bilmeye, her şeyde O’nu duymaya, miadı meçhul vuslat hülyalarıyla oturup kalkmaya ve O’na karşı mehâfet ve mehâbetle tir tir titreyip sürekli O’nun huzurunda saygıyla köpürüp durmaya bağlıdır. Sınırlıdır; çok az bahtiyara nasip olmuştur.. ve devamı da, nazarların her şeyde O’nu okumasına, O’nu duymasına, O’nu talep etmesine, O’nu bilmesine ve O’nu söylemesine vâbestedir. Bilen alâka duyar, ruhta alâka derinleştikçe sevgiye dönüşür ve zamanla bu sevgi, önü alınmaz bir aşk u iştiyaka inkılâp eder. Artık böyle biri bîkarardır, gezer çölden çöle ve “Leylâ” der ağlar. (daha fazla…)

  • Şeytanın hilesi varsa, Mü’minin de Tövbesi ...
    By nurahasret on Ocak 16th, 2009 | No Comments Comments

    tovbeHayat bir yol. İnsan bir yolcu. Kimi yeri dardır, kimi yeri geniş hayat yolunun… Yokuş da ağır, düzde temkin gerek. Her işin başı sağlık… İman ve sağlık olmadan, ne varlık olur, ne dirlik, ne de birlik…

    Yürüme bilmeyen yolu bozar, söyleme bilmeyen sözü. İçimizde bir dost, bir düşman vardır. Nefstir adı. Ateş gibidir. Sobanın içine koyarsan ısıtır. Lâmbaya koyarsan ışıtır. Dilini bilen çözer, üstüne biner nefsinin. Binmesine izin vermez nefsinin kendisine. Nefse ibadet dedin mi, ayak sürer, akıl hocası şeytandır; ondan ders alır. (daha fazla…)

  • Yusuf’un Duası: Rabbim Bana İstememeyi İsteyebil...
    By Emrehan on Ocak 13th, 2009 | No Comments Comments

    yusufilezuleyhaZüleyha, gecesinin güzelliğini sererken Yusuf’un gözlerinin önüne, Yusuf da insandı. istek, insanın zaafıydı. Ama: Rabbim, bana istememeyi isteyebilmeyi nasib et.

    Her şeyin kalpte başlayıp kalpte bittiği mevsimde, her şeyin kalpteki rengine göre isim aldığı yerde Yusuf bu duasındaydı. Ve Yusuf biraz da bu dua ile, bu duayı edebilmiş olma yürekliliğiyle peygamberdi: Rabbim, bana istememeyi isteyebilmeyi nasib et. (daha fazla…)

  • O’nunla Gülmek O Günde
    By Emrehan on Ocak 10th, 2009 | No Comments Comments
    gul1Allah Rasulü s.a.v. arkadaşlarıyladır. Onlarla güler, onlarla ağlar. Onlarla çalışır. Taş taşır. Taşlaşmasın diye gönüllerimiz. O taşlarla hayat kurar. Bizimledir. Arkadaşlarımızla yoldaysak bizimledir. Bir ve berabersek bizimledir. Bizimle yapar gönülleri, her meclisimizde tuğla O’ndandır.
    Bir sefer sırasında Peygamberimiz s.a.v. ve arkadaşları acıkmışlardı. Yemek hazırlığı için aralarında iş bölümü yaptılar. Peygamber s.a.v. Efendimize de yakacak toplama işi düşmüştü.

    Arkadaşları Efendimizin yerine bu işi görmek istediler. Hz. Peygamber s.a.v. şöyle buyurdu: (daha fazla…)

  • Altın Oran
    By nurahasret on Ocak 5th, 2009 | No Comments Comments

    altinoranHiçbir şey, gelişi güzel, plânsız, programsız, rastgele, ölçüsüz ve tartısız değildir. Her şeyin bir oranı, daha doğrusu, ‘Altın Oran’ı vardır

    Allah’ın Tayin Ettiği Ölçü: ALTIN ORAN

    M.Ö. 500′lü yıllarda yaşamış olan Pisagor, “Bir insanın bütün vücudu ile göbeğine kadar olan yüksekliğin oranı ile, bir dikdörtgenin uzun ve kısa kenarlarının oranı birbirine eşittir. Çünkü, bütünün büyük parçaya oranı, büyük parçanın küçük parçaya oranına eşittir” demiş. (daha fazla…)

  • Onkolog Dr. Haluk Nurbaki’den bir hatıra…...
    By nurahasret on Kasım 15th, 2008 | No Comments Comments

    Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak, maddeyi aşan,sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek, özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum. (daha fazla…)

  • Hakiki Ticaret
    By Emrehan on Ekim 28th, 2008 | No Comments Comments

    Çağımızda, dürüstlük ve hak bilirlik acı bir lokma. Bu acılık sadece nefse.
    Nefse acı gelen neyse, kalbe temel gıdadır öyleyse.

    Ama çağımız nefsi semirtip azmanlaştırma, kalbi üvey evlât burukluklarıyla kıvrandırma çağı.

    Kolay yoldan haksız kazanç, başkalarının mahrumiyetine aldırmadan yalnızca kendi menfaatini düşünmek çağımızın en büyük açmazı. (daha fazla…)

  • Baba, Oğul ve Bir Torba Çivi
    By nurahasret on Ağustos 31st, 2008 | 1 Comment1 Yorum Comments

    Bir zamanlar, bir baba ve oğuldan oluşan bir aile yaşarmış. Baba ve oğul inşaat işleri yaparak geçimlerini sağlarlarmış. Baba inşaat ustası, oğul ise onun kalfasıymış.

    Görünüşte mutlu bir aile tablosu çizseler de babası oğlundan çok şikayetçiymiş. Oğul durmadan birileriyle kavga ediyor, etrafındakilere zarar veriyor, babası da buna çok üzülüyormuş.
    (daha fazla…)

  • Hz. Hatice (r.a)
    By nurahasret on Ağustos 27th, 2008 | 1 Comment1 Yorum Comments

    KADININ SEVDİRİLMESİ

    İslamiyet’in dışında kadın olmaz, dişi olmaz, maddesi de olmaz, manası da olmaz. Çünkü sevgi olmaz. Sevilmek şerefine yalnız İslam kadını nail olmuştur. Bu Fahr-i Kainat Efendimizin “BANA DÜNYADA KADIN SEVDİRİLDİ” sözleri içerisinde gizli çok özel bir hikmettir. Ve ancak tesettürüyle, gönlündeki rikkatiyle Hz. Hatice annemizin, Hz. Amine annemizin, Hz. Fâtıma annemizin himayesinde bu nadide çiçek yetişmektedir. Eşşek tarlalarında kadın yetişmez. Ancak ibadetle nazenin İslam ortamında kadın yetişir. (daha fazla…)

  • Kalbi ılık mı kılıbık mı?
    By nurahasret on Ağustos 26th, 2008 | No Comments Comments

    İki arkadaş cami avlusunda oturmuş konuşuyorlardı…
    Arkadaşlardan birisi ‘Bu akşam arkadaşlarla maç izlemeye gideceğiz, sen de gelir misin?’ diye sordu. Soruyu soranın durumuna bakılırsa arkadaşının sevinç içerisinde ‘evet’ diyerek onaylamasını bekliyordu. Ama beklenen olmadı. Arkadaşının yüzüne ciddi bir yüz ifadesiyle bakan genç, ‘Hayır maça gelemem. Biliyorsun ben evlendim, artık gözü yolda olan ve sürekli evde bekleyen bir eşim var. Bundan böyle hayatıma daha dikkat etmeliyim.’ dedi. (daha fazla…)

  • Derdi Olan Neylesin?
    By nurahasret on Ağustos 26th, 2008 | No Comments Comments

    Celâdet ve adaletin timsâli Yavuz Sultan Selim (rahmetullahi aleyh), Mısır Seferi’nden sonra fethettiği beldede adâlet ve otoriteyi tesis için, bir süre kalmak ister. Bunun için hazırlıklar yapılır ve padişahın otağ-ı hümâyunu kurulur. Sultanın çadırını temizlemekle vazifeli kadınlardan biri, akşamları çadıra dönen Yavuz’u o gün ilk defa yakından görür ve o andan sonra onun sevgisiyle yanmaya başlar. Zamanla bu sevgi, bir sevdâ olur Mısırlı kadının yüreğinde. O, düştüğü derdin çaresizliğini bilir; fakat bununla birlikte çâre aramaktan geri durmaz. (daha fazla…)

  • Yolcuyum Bana Da Gülümse
    By nurahasret on Ağustos 26th, 2008 | No Comments Comments

    “Ateşten kızaran bir gül arar da
    Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.

    F. Nafiz ÇAMLIBEL

    Ben,seni aramak ve bulmak için düştüm yollara…”Aramakla bulunmaz…”diyen söze aldanmadım. Bakmadım sözün bu yanına…. Susuzluğumu hissediyorsam bana değildi bu söz. Zîra devamında “Bulanlar; ancak arayanlardır…” ümidini fısıldayan içimdeki bu hasret ateşini sen yaktın. (daha fazla…)

  • Kabirden Mektup
    By Emrehan on Ağustos 26th, 2008 | No Comments Comments

    (daha fazla…)

  • Sivri Dil
    By Emrehan on Ağustos 14th, 2008 | No Comments Comments

    Esat Bey o kadar farklı kişilerden şikayet almıştı ki, “Şikayetlerin çokluğu altında, gök kubbe başıma çökecek gibi hissediyorum kendimi. İnsan içine çıkamaz, insan yüzüne bakamaz hale geldim Ağabey. Bakışlardan bile rahatsız olmaya başladım. Bazıları kızgınca, bazıları nefret ve öfke ile, bazıları da acıyıcı gözlerle bakıyorlar. Hiçbir şey demeseler bu bakışlar bile yetiyor” dedi bana. (daha fazla…)

Advertisement