Category Archives: Kıssadan Hisse

Asım Yıldırım – Necip Fazıl Kısakürek


Asım Yıldırım Necip Fazıl Kısakürek

Düşmeye Gör Bak Neler Olur?

bar Düşmeye Gör Bak Neler Olur?Ariflerden biri,çamurlu kaygan bir yoldan giderken eteklerini toplayarak,kayıp düşmemesi için dikkatli adımlarla yürüyordu.
Fakat bütün gayretlerine rağmen kurtaramadı,çamurun ortasına düştü.
Tabii her tarafı çamur olduğu için artık aldırış etmeden çamur içinde istediği gibi serbest yürümeye başladı ve bir yandan d a ağlayarak;”İşte günaha düşmeden önce,günahlardan sakınan adamın hali budur.
Bir defa,iki defa….
Günaha düştükten sonra,artık aldırış etmeden onun ortasında yürümeye başlar”.dedi…
Demek ki işlenen bir günah,ikinci günahı çekiyor.
Yarabbim ayaklarımızı dini İslam’ın üzerinde sabit kıl,ayağımız kayar da düşersek düştüğü yerde batmaktan bizleri muhafaza edip Rahmetinle bizleri tekrar ayağa kaldır…….

Ekleyen : İmamoğlu Muhammet TAŞKIN

Herkes Aslına Çeker – Küllü şeyin yerciu ila aslihi

padisah Herkes Aslına Çeker   Küllü şeyin yerciu ila aslihi

“Zamanın ve yerinde birinde bir padişah Hızır’ı görmek istiyordu Bir gün bunun için tellallar çağırttı “Kim bana Hızır’ı gösterirse onu armağanlara boğacağım” dedi. Birçok oğlu uşağı olan fakir bir adam bu işe talip oldu. Karısına dedi ki: “Hanım ben padişaha Hızır’ı bulacağımı söyleyip ondan kırk gün müsade alacağım. Bu kırk gün için padişahtan size ömrünüz boyunca yetecek yiyecek, içecek ve para alırım. Kırk günün sonunda Hızır’ı bulamayacağım için benim kelle gider, ama siz rahat olursunuz.”

Adamın karısı kanaatkar biriydi “Efendi biz nasıl olsa alıştık böyle kıt kanaat geçinmeye. Bundan sonra da idare ederiz. Vazgeç bu tehlikeli işten” dedi. Ama adam kafaya koymuştu. Padişaha gidip Hızır’ı bulacağını söyledi. Bunun için kırk gün izin istedi. Hızır’ı bulmak için koşuşturacağı kırk gün zarfında ailesinin geçimi için sarayın ambarından tonlarca yiyecek, içecek ve nakit para aldı. Bunları evine teslim edip kırk gün ortalıktan kayboldu. Kırk günün bitiminde padişahın huzuruna çıkıp herşeyi itiraf etti: ‘Benim aslında Hızır’ı falan bulacağım yoktu. Ailece sıkıntı çekiyorduk. Hızır’ı bulacağım diye sizden dünyalık almak istedim” dedi. Padişah buna çok kızdı: “Padişahı kandırmanın cezasını hayatınla ödeyeceğini hiç düşünmedin mi?” diye bağırdı. Adam da her şeyi göze aldığını söyledi. Bunun üzerine padişah yanında bulunan üç veziriyle görüş alış verişinde bulundu. Birinci vezire sordu:

- Padişahı kandıran bu adama ne ceza verelim?

- Efendimiz, bu adamın boğazını keselim, etini parçalayıp çengellere asalım.

Bu sırada peyda olan, nurani, ak sakallı bir ihtiyar  vezirin sözleri üzerine söyle dedi: Küllü şeyin yerciu ila asıhı”

Padişah ikinci vezirine sordu:

- Bu adama ne ceza verelim?

- Hükümdarım bu adamın derisini yüzüp içine saman dolduralım.

Biraz önce ansızın ortaya çıkan ihtiyar yine “Küllü şeyin yerciu ila aslını” dedi

Padişah üçüncü vezire sordu:

- Ey vezirim sen ne dersin, beni kandıran bu adama ne ceza verelim?

- Padişahım bana göre, bu adamı affedin. Size yakışan, sizden beklenen budur. Bu adam önemli bir suç isledi ama sanıldığı kadar da kötü biri değil Çünkü çoluk çocuğunun rahatı için kendini feda edebilecek kadar da iyi yürekli.

Nurani ihtiyar yine söze karıştı: “Küllü şeyin yerciu ila aslihi

Bu defa padişah o yaşlı zata yöneldi:

- Sen kimsin? İkide bir tekrarladığın o laf ne demektir?

ihtiyar cevap verdi: Herkes aslına çeker

- Senin birinci vezirinin babası kasaptı. Onun için kesmekten, etini çengellere asmaktan bah setti.Yani aslını gösterdi. İkinci vezirin babası yorgancı idi  Yorgan yastık, yatak yüzlerine yün, pamuk vb doldururdu. O da babasına çekti.

Üçüncü vezirin ise babası da vezirdi O da soyuna çekti, büyüklüğünü gösterdi. Benim söylediğim söz “Herkes aslına çeker” demektir. Vezir istersen (üçüncü veziri göstererek) işte vezir, Hızır istersen (kendini göstererek) işte Hızır, bu adamı mahcup etmemek için sana göründüm, dedi ve kayboldu. “

Evet derler ya asalet soydan gelir.

Abdülkadir-i Geylani’den Öğütler

deve 300x198 Abdülkadir i Geylaniden ÖğütlerSakın yaptığın işlerde ve bulduğun manevi halde kendi gücünü görmeyesin.
Bu hal kişiyi azdırır ve YARATAN‘ın rahmet nazarından uzak kılar.
Sakın sözünü dinletme ve kabul ettirme hevesine de kapılmayasın.
Önce temeli at sonra üzerine binayı çık.

Kalbini derin kaz ki oradan hikmet pınarları fışkırsın, sonra ihlas ve iyi işlerle o binayı yükselt.
Bu işlerden sonra halkı o köşke davet et.
Başkasında bulunan bir hatayı defetmek istersen nefsinle yapma, imanınla yap.
Kötülükleri ancak İMAN yıkar.
Bu durumda RABB?in sana işlerinde yardımcı olur.
O kötülüğü yok etmek için arkadaş olur, O kötülüğü ezer ortadan kaldırır.
Eğer bir kötülüğü nefsin için, halkın seni tanıması için ortadan kaldırmaya niyet edersen rezil olursun.
Her işte HAKK‘ ın rızası aranmalıdır.

İSLAM gömleğin yırtık, İMAN elbisen pis, kalbin cahil, için kederle dolu.
Gönlün İSLAMİYET? e açık değil.

Vermezse Ma’bud, neylesin Mahmud?

sultan mahmut 300x234 Vermezse Mabud, neylesin Mahmud?Bir işteki kısmetsizliği ya da talihsizliği belirtmek için bu deyimi kulllanırız.Hatta buna tıpatıp benzeyen bir başka deyim,”Kısmetse gelir Şam’dan,Yemen’den,kısmet değilse ne gelir elden?”şeklinde söylenir…

Bir gün Sultan ıı.Mahmud,gizli olarak halkın arasında gezdiği sırada Üsküdar’da bir ayakkabıcının,boş örse çekiç vurarak”Tıkandı da tıkandı”diye feryat ettiğini görmüş.İçeri girip bunun sebebini sormuş.Adam anlatmaya başlamış:”Rüyamda çeşmeler gördüm.Bazılarında şarıl şarıl sular akıyor,bazıları sızıyor,bir tanesi de zorla damlıyordu.Bu sırada bir derviş belirdi.Şarıl şarıl akan çeşmelerin padişahımın,sızanların kimi zenginlerin,damlayanın ise benim olduğunu söyledi.Bunun üzerine ben de yerden bir çöp aldım,çeşmenin ağzını açmaya çalıştım.Şans bu ya kırıldı,damlayan çeşme de hiç akmaz oldu.O günden sonra müşterim kesildi,kazancım bitti.İflas ettim;o yüzden böyle tıkandı da tıkandı diyerek boş örsü dövüyorum…”

Padişah saraya döner,adamın söyledikleriniin doğru olup olmadıklarını öğrenmek için muhafızlarından birini görevlendirir.Gerçekten de herkes tarafından ”Tıkandı baba”tanınmaktadır.Her işinde mutlaka bir aksilik meydana gelirmiş.

Bir Hüzün Bayramına daha kavuştuk!

ramazan bayramı Bir Hüzün Bayramına daha kavuştuk!

Ramazan Bayramı

Bir Hüzün Bayramına daha kavuştuk!

Bayram ve Bayramlar, Güncel Türkçemizde Sevinme ve mutlu olma hallerimizin Milli hatta evrensel boyutta yaygın yaşandığı anlara verdiğimiz bir tanım olsa da, Ben “Ramazan Bayramı” tabirini bu anlamda anmak istemiyorum.
Yukarıdaki tanımdan anlaşılacağı gibi Bayram özlemlerin giderildiği, kavuşmaların gerçekleştiği zamanlar bayram diyorsak ki Öyledir. Bu durumda Ramazan Bayramı, Bayram olarak kutlanacaksa bu Ramazan-ı şerifin ilk günü olmalıydı. Çünkü Ramazan öyle bir ayki, işi insanlara ve cinlere vesvese vermek olan İblis bu ay boyunca bütün kabiliyeti elinden alınıyor, şeytan bağlanıyor, insanlar bu ay nefislerinin fısıltıları ile ancak günaha girebilir, şeytanı suçlayamazlar.

Müslümanın Dünya ile Alışverişi

kanyon 1 300x225 Müslümanın Dünya ile AlışverişiDünyada halen geçerli olan ekonomik sistemin içine düştüğü krizin bir “ahlâk krizi” olduğunu artık batılılar da söylüyor.

Geçerli ekonomik sistem;

• Koca dünyayı bitiren bu tüketim oburluğuna dayalı oldukça
• Devasa kaynakları küçük bir azınlığın tekelinde tuttukça
• İsraf ve kanaat kavramlarına uzak kaldıkça..

Yani temel anlayışı değişmedikçe bu krizler hep olacak.
Oysa insanlığın muhtaç olduğu ekonomi anlayışı hiç uzakta değil.
Gelin onu bir de bizim kavramlarımızla yeniden hatırlayalım.

Müşteri Memnuniyeti

icon lokanta 150x150 Müşteri Memnuniyeti‘Şikayetinizi bizimle,memnuniyetinizi dostlarınızla paylaşın.’
Lokantadan hesabı ödeyip çıkmak üzereyken duvardaki yazı dikkatini çekti. Özenle kaleme alınıp çerçevelenmiş bir sözdü bu. “Şikayetinizi bizimle, memnuniyetinizi dostlarınızla paylaşın.”

Kasada parayı öderken etrafa şöyle bir göz gezdirdi. Salon gayet güzel dekore edilmişti. Masalar hazır ve muntazamdı.Temizlik, düzen, hizmet yerinde diye düşündü. Karnını bir güzel doyuran müşteriler bu hizmetin bedelini ödemek durumundaydılar haliyle. Ancak bu maddi bedelin yanısıra dikkate alınması gereken önemli bir husus daha vardı: “Müşteri memnuniyeti.”

Bence Tam Ağlama Mevsimi

aglamak Bence Tam Ağlama Mevsimi

Gönüldeki hüzün-keder, neş’e-sevinç, merhamet-şefkat… gibi duyguların coşup bulutlaşması ve gözler yoluyla dışa vurmasıdır gözyaşları. Tasa-elem, aşk-iştiyak, emel-ümit, firak-visal; belki bütün bunlardan daha çok da “mehâfetullah” ve “mehâbetullah” ağlatır, hisleri hüşyar ve kalb ufkunda O’na yâr olanları. Diğer ağlamalar, insanın cismanî ve ruhanî tabiatının halitasından fışkırır gelir; cibillîdir, yaygındır, için sesi değildir, dolayısıyla da sıradan sayılırlar.

Temeli iman ve mârifete dayanan, muhabbet ve aşk u şevkin tetiklediği ağlamalara gelince, bunlar, tamamen Hakk’ı bilmeye, her şeyde O’nu duymaya, miadı meçhul vuslat hülyalarıyla oturup kalkmaya ve O’na karşı mehâfet ve mehâbetle tir tir titreyip sürekli O’nun huzurunda saygıyla köpürüp durmaya bağlıdır. Sınırlıdır; çok az bahtiyara nasip olmuştur.. ve devamı da, nazarların her şeyde O’nu okumasına, O’nu duymasına, O’nu talep etmesine, O’nu bilmesine ve O’nu söylemesine vâbestedir. Bilen alâka duyar, ruhta alâka derinleştikçe sevgiye dönüşür ve zamanla bu sevgi, önü alınmaz bir aşk u iştiyaka inkılâp eder. Artık böyle biri bîkarardır, gezer çölden çöle ve “Leylâ” der ağlar.

Şeytanın hilesi varsa, Mü’minin de Tövbesi var

tovbe 300x252 Şeytanın hilesi varsa, Müminin de Tövbesi varHayat bir yol. İnsan bir yolcu. Kimi yeri dardır, kimi yeri geniş hayat yolunun… Yokuş da ağır, düzde temkin gerek. Her işin başı sağlık… İman ve sağlık olmadan, ne varlık olur, ne dirlik, ne de birlik…

Yürüme bilmeyen yolu bozar, söyleme bilmeyen sözü. İçimizde bir dost, bir düşman vardır. Nefstir adı. Ateş gibidir. Sobanın içine koyarsan ısıtır. Lâmbaya koyarsan ışıtır. Dilini bilen çözer, üstüne biner nefsinin. Binmesine izin vermez nefsinin kendisine. Nefse ibadet dedin mi, ayak sürer, akıl hocası şeytandır; ondan ders alır.

Yusuf’un Duası: Rabbim Bana İstememeyi İsteyebilmeyi Nasib Et !

yusufilezuleyha 135x100 Yusuf’un Duası: Rabbim Bana İstememeyi İsteyebilmeyi Nasib Et !Züleyha, gecesinin güzelliğini sererken Yusuf’un gözlerinin önüne, Yusuf da insandı. istek, insanın zaafıydı. Ama: Rabbim, bana istememeyi isteyebilmeyi nasib et.

Her şeyin kalpte başlayıp kalpte bittiği mevsimde, her şeyin kalpteki rengine göre isim aldığı yerde Yusuf bu duasındaydı. Ve Yusuf biraz da bu dua ile, bu duayı edebilmiş olma yürekliliğiyle peygamberdi: Rabbim, bana istememeyi isteyebilmeyi nasib et.

O’nunla Gülmek O Günde

gul1 200x300 O’nunla Gülmek O GündeAllah Rasulü s.a.v. arkadaşlarıyladır. Onlarla güler, onlarla ağlar. Onlarla çalışır. Taş taşır. Taşlaşmasın diye gönüllerimiz. O taşlarla hayat kurar. Bizimledir. Arkadaşlarımızla yoldaysak bizimledir. Bir ve berabersek bizimledir. Bizimle yapar gönülleri, her meclisimizde tuğla O’ndandır.
Bir sefer sırasında Peygamberimiz s.a.v. ve arkadaşları acıkmışlardı. Yemek hazırlığı için aralarında iş bölümü yaptılar. Peygamber s.a.v. Efendimize de yakacak toplama işi düşmüştü.

Arkadaşları Efendimizin yerine bu işi görmek istediler. Hz. Peygamber s.a.v. şöyle buyurdu: