<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Taka &#187; Düşünce İklimi</title>
	<atom:link href="http://www.yoremizden.com/category/islam/dusunce-iklimi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yoremizden.com</link>
	<description>Karadeniz ve Trabzon kültürünü yaşatma ve sevdirme sitesi...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 10:21:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>Hayat nedir! Ya da hayat neyi ifade eder?</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/hayat-nedir-ya-da-hayat-neyi-ifade-eder/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/hayat-nedir-ya-da-hayat-neyi-ifade-eder/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Sep 2011 12:59:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ryhn</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce İklimi]]></category>
		<category><![CDATA[hayat nedir]]></category>
		<category><![CDATA[hayat neyi ifade eder]]></category>
		<category><![CDATA[reyhan sevinç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=7017</guid>
		<description><![CDATA[Hayat Nedir Hayat nedir! Ya da hayat neyi ifade eder!&#8230; Hayat insan için bir uçurum ya da bir yokuştur… Düz yolu yoktur… Ya da vadisi… Çünkü öyle bir çizgidir ki hayat ne altına, nede üstüne yazı yazabilirsiniz… Hayatta birçok olumlu ya da olumsuz anlar ve olaylar yaşarız. Bazen isyan eder, bazen de şükreder ve deriz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="mceTemp" style="text-align: left">
<dl>
<dt><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/09/hayat.jpg"><img class="size-medium wp-image-7018" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/09/hayat-300x214.jpg" alt="hayat 300x214 Hayat nedir! Ya da hayat neyi ifade eder?" width="300" height="214" title="Hayat nedir! Ya da hayat neyi ifade eder?" /></a></dt>
<dd>Hayat Nedir</dd>
</dl>
<p><strong>Hayat nedir! Ya da hayat neyi ifade eder!&#8230;</strong></p>
<p>Hayat insan için bir uçurum ya da bir yokuştur… Düz yolu yoktur… Ya da vadisi…</p>
<p>Çünkü öyle bir çizgidir ki hayat ne altına, nede üstüne yazı yazabilirsiniz… Hayatta birçok olumlu ya da olumsuz anlar ve olaylar yaşarız. Bazen isyan eder, bazen de şükreder ve deriz ki ‘Mevla beterinden korumuş….’</p>
<p>Oysa hayat bir bebeğin tebessümünden, bir yaşlının bastonuna bağlılığından, bir çiçeğin can suyundan ve evladının mezarı başındaki bir annenin gözyaşından anlaşılır… Bazen masumca, bazen mahsunca, bazen sıkıntılı, bazen de tebessümle yürüyen uzun ve ince bir yoldur… Hayat!</p>
<p>Kimileri için huzurlu geçen, kimileri için de zahmetli ve yorgun geçen bir ömürdür… Hayat!</p>
<p>Hayatla olan bağlılığımız, bedenin cana, canın nefese, eğrinin doğruya, kulun duaya ve sevginin yüreğe dokunuşu kadar değerli ve önemli bir hazine…<span id="more-7017"></span></p>
<p>Geceleri yıldızların ışıltısı gibi parlayan nedensiz bir hayat… Yakamozların parıltısı gibi anlık heveslerin esiri bir hayat… Gizemlerin dünya nimeti sayıldığı anlamsız bir hayat… Yasak bölgede tehlike sinyalleri ile ürperen yalnızlığa mahkûm bir hayat&#8230;</p>
<p>İşte böyle bir şey hayat!</p>
<p>Ve insan!</p>
<p>Kimi zaman arzuların, isteklerin ve heveslerin kölesi, kimi zaman şeytanın yoldaşı, kimi zaman da gerçek huzurun esiri olmuştur insan…</p>
<p>İnsan diyorum… Çünkü insandır hayatın vesilelerinden, varoluş nedenlerinden biri… Hayat düz ve güzel bir yol olarak ilk nefes ile insanlığa bir nimet hediyesidir. Bir nefes dünyanın en değerli hazinelerinden çok daha değerli bir ihsandır. Ama bizler insanız ya!” Her şeye hakkımız var! “Deyip harcıyoruz bu hayat yolunun bileti olan nefesimizi… Nasıl olsa bugün geçti, yarında Allah kerim deyip hayat yoluna vuruyoruz balyozu. Yokuşlarını düze, iniş çıkışlarını da kadere mal edip ak kaşık misali yaşıyoruz hayatı…</p>
<p>Her sarsıntının ardından yüreklerin tusinami yaşadığı, kader denen yolun anlamsız yolcusu olduğunu düşünen ve ellerini göğe açarak, yürek mekânından yola çıkıp ifade aracı dili ile söze ve gözünden akan birkaç damla gözyaşı ile harmanlayıp niyazda bulunan insan… Rahatı gördüğü an mayın tarlasını tercih eden bir insan. Duanın nasibi ile hayatın cazibesini bağdaştıramayan bir insan ve o insanın sitemkâr yoldaşı hayat…</p>
<p>Bizler zorlukların yaşanması ile rahatı, acıların yıkımları ile mutlulukları ve uçurumların varlığı ile vadilerin değerini en iyi şekilde anlamaya çalışıyoruz. Ve bu yolda mesai harcıyoruz… Hatalarımızdan ders çıkarıp, niyaz edip gül bahçesinde yaşamaya aday oluyoruz…</p>
<p>Dilerim Mevla yolda kalmışa yol gösterici, bunalıma girmişe huzur, yolunu kaybetmişe rehber vesilesi kılsın ve en değerlisi kendisine hakki ki bir kul eylesin inşallah…</p>
</div>
<div class="mceTemp" style="text-align: center"><strong>Reyhan SEVİNÇ</strong><br />
<strong>Trabzon / Çaykara</strong></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/hayat-nedir-ya-da-hayat-neyi-ifade-eder/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tasavvufta Aşk ve Muhabbet</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/tasavvufta-ask-ve-muhabbet/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/tasavvufta-ask-ve-muhabbet/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jun 2011 19:21:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İmamoğlu Muhammet TAŞKIN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce İklimi]]></category>
		<category><![CDATA[aşıklık nedir]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Yusuf]]></category>
		<category><![CDATA[Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[muhabbet meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[muhabbet meclisi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[muhabbet nedir]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvufta aşk]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvufta aşk ve muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvufta muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Züleyha aşkı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=6181</guid>
		<description><![CDATA[Aşk, şiddetli sevginin adıdır. Tasavvuf dilinde, Allah&#8217;a muhabbet anlamında kullanılır. İnsan, aşkı ya mecazi kullanır, ya da hakîkî. Mecazî aşk, fanilere gönül bağlamaktır. Hakiki aşk ise, Allah&#8217;ı sevmektir. Bazen mecazî aşk, hakîkî aşka vesile olur. Cenab-ı Hak bir kutsi hadiste, &#8220;Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi arzu ettim, âlemi yarattım&#8221; buyurmaktadır ki ilâhî aşkın kaynağı budur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/06/Günümüz-ve-Tasavvuf.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-6188" title="Günümüz-ve-Tasavvuf" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/06/Günümüz-ve-Tasavvuf-300x225.jpg" alt="Günümüz ve Tasavvuf 300x225 Tasavvufta Aşk ve Muhabbet" width="300" height="225" /></a>Aşk</strong>, şiddetli sevginin adıdır. <strong>Tasavvuf </strong>dilinde, Allah&#8217;a muhabbet anlamında kullanılır.</p>
<p>İnsan, aşkı ya mecazi kullanır, ya da hakîkî. Mecazî aşk, fanilere gönül bağlamaktır. Hakiki aşk ise, Allah&#8217;ı sevmektir. Bazen mecazî aşk, hakîkî aşka vesile olur.</p>
<p>Cenab-ı Hak bir kutsi hadiste, &#8220;Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi arzu ettim, âlemi yarattım&#8221; buyurmaktadır ki ilâhî aşkın kaynağı budur. Çünkü Allah&#8217;ı bilmek, tanımak ancak aşk ile olur. Allah&#8217;ı gerçekten seven kişi O&#8217;nun yarattıklarını da aynı şekilde sever. Yaratandan ötürü yaratılanı sever. Bu aşk güzele değil, güzelliğedir. Herkesi, her şeyi sevmektir. Varlıklarda tezahür eden Allah&#8217;ın sanatını, kudretini, rahmetini, lütfünü ibretle temaşa etmektir. Bu aşka bazen &#8220;mecazi aşk&#8221;la da ulaşılır. Bundan dolayı &#8220;mecazi aşk, gerçek aşkın köprüsüdür&#8221; denilmiştir. Gerçek aşka ulaşmak da ilimle olmaz. Nitekim Fuzuli bunu şu beytiyle çok güzel anlatmaktadır :</p>
<p>Aşk imiş her ne var âlemde İlim bir kil u kal imiş ancak.</p>
<p>Bazı yazarlar aşkı şiddetine göre şu şekilde sıralarlar:</p>
<p>1. İrade 2. Muhabbet 3. Hevâ 4. Sakabe 5. Tebettül 6. Alaka 7. Vüluğ 8. Kelef 9. Şağaf 10. Aşk 11. Ülfet 12. Garava 13. Hullet 14. Teyemmüm 15. Valeh 16. Tedellüh 17. Velâ<span id="more-6181"></span></p>
<p>MUHABBET: Arapça, sevgi, aşk demektir. Tasavvufta muhabbetin hakikati, her şeyini sevdiğine bağışlaman, kendine de sende olan hiçbir şeyi bırakmamandır. Muhabbet ehli üç haldedir: Ammenin muhabbeti: Bu fiilî bir sevgidir ve Allah&#8217;ın kendilerine ihsan etmesinden kaynaklanır. Hz. Peygamber (s) bu konuda şöyle der: &#8220;Kalplerin, kendilerine ihsan edeni sevme özelliği vardır&#8221;, ikincisi; sıfatî aşkın hâlidir. Kalbin Allah&#8217;ın gınasına, celaline, azametine, kudretine ve ilmine bakmasından kaynaklanır. Bu havassın, sadıkların veya tahkik ehlinin muhabbetidir. Bu konuda Hüseyn en-Nurî şöyle der: &#8220;Muhabbet, perdelerin yırtılması, sırların ortaya çıkmasıdır.&#8221; Üçüncüsü; zatî muhabbetin hâlidir. Bu, illetsiz olarak, Allah&#8217;ı sevmenin kadîm olduğunu bilmekten ve anlamaktan doğar, işte bu şekilde Allah&#8217;ı bir sebebe bağlı olmaksızın, seviniz. Bu şekildeki sevgi sıddîkler ve âriflerinkidir.&#8221;</p>
<p>Muhabbetin, başlangıçları ve gayeleri itibariyle on kısma ayrıldığı söylenir. Bunlardan beşi, sâlik ve muhiblerin makamlarıdır. Bunlar sırayla; ülfet, hevâ, hülle, şağf ve vecddir. Aşıkların makamlarına gelince, onlar da şunlardır: Garaim, iftitân, veleh, dehş ve fenadır.</p>
<p>Muhabbetten Muhammed (s) oldu hâsıl</p>
<p>Muhabbetsiz Muhammed&#8217;den (s) ne hâsıl.</p>
<p>Mahabbet şirket (ortak) kabul etmez: Allah&#8217;tan başka hiçbir şeyi sevmemeyi ifade eder. Casiye/23&#8242;te diğer istekler yerilerek &#8220;nefsinin hevasını kendisine ilah edineni görmedin mi?&#8221; denir. Bu ayet Furkan/43&#8242;te de aynen geçmektedir.</p>
<p>Kuru muhabbet: Sevmenin karşılıksız olduğunu ifade etmek için kullanılan bir sözdür. Son devir ünlü Halvetî şeyhlerinden Fatih türbedârı Hacı Ahmed Amiş Efendi (ö. 1920) &#8220;bu yolun sermayesi kuru mahabbet&#8221; sözünü söyledikten sonra, bunu şöyle açıklarmış: &#8220;Mahabbetin yaşı olur mu? Olur ya! Görmüyor musun, babam ölse de, yerine geçsem, diyen şeyh oğullarını.&#8221;</p>
<p><strong>Muhabbet meclisi</strong> : Sohbet meclisine bu isim verilir. Bu meclis, irfan ve edeb meclisi olduğu için, katılanların bilgisi artar.</p>
<p>Muhabbetten kaçan insan sayılmaz: Sevginin insan için kaçınılmaz ruhî bir öğe olduğunu anlatmak için kullanılır.</p>
<p>Mecnun, Leyla&#8217;ya sevgisinden deli-divane olur. Çöllere düşer. Gözleri Leyla&#8217;ya benziyor diye, çölde ceylanlarla arkadaş olur. Bir gün bulunduğu yere bir köpek gelir. Kimse ilgilenmezken, Mecnun köpeğe büyük ilgi gösterir. Niye böyle yaptığını sorarlar, &#8220;Siz bilmiyorsunuz, bu köpek Leyla&#8217;nın diyarından gelmiştir&#8221; der. Neticede, Leyla&#8217;yla bir araya geldiğinde, hayır, der, Leyla sen değilsin. &#8220;Sen yürü Leyla ki ben Mevla&#8217;yı buldum.&#8221; Der. Böylece kendisindeki mecazî aşk, gerçek aşka inkılap eder.</p>
<p>Yunus Emre&#8217;ye &#8220;Bana Seni gerek Seni&#8221; dedirten de, aynı İlâhi aşktır. Yunus Emre ve Mevlâna gibi Hak aşığı olan zatlar, aşktan bahsettiklerinde &#8220;İlahî aşkı&#8221; kastederler. Bundan sonraki &#8220;aşk&#8221; ifadelerine bu noktadan bakmak gerektir.</p>
<p>Her şeyden evvel &#8220;aşk&#8221; fikrî bir mesele değildir; hâlî ve vicdanîdir. Yani, matematiğin, kimyanın meseleleri gibi, net ifadelerle anlatılması ve anlaşılması mümkün olmayıp, ancak halen ve vicdanen bilinir. Bu noktada aşk, sübjektif bir karakter arz eder. Mevlâna, bunu şöyle dile getirir: Biri &#8220;Aşıklık nedir?&#8221; diye sordu. &#8220;Benim gibi olursan anlarsın&#8221; dedim. Kalem ki, çarçabuk yazıp gidiyordu. Aşkın tefsîri bahsine gelince, tahammül edemeyerek yarıldı. Akıl, aşkın şerhinde çamura batmış merkep gibi aciz kaldı.</p>
<p>Mevlâna&#8217;nın verdiği şu misalden hareketle, aşık olmayı manevî bir sarhoşluk olarak anlayabiliriz. &#8220;Bir sarhoş meyhaneden çıkıp da yolunu şaşırınca, çocukların maskarası ve eğlencesi olur. O sarhoş, böylece sekr halinde bulunur. Çocuklar ise, onun şarap zevkinden ve sersemlik neşesinden habersiz olarak arkasına takılır. Allah&#8217;ın aşkından sarhoş olanlardan başka, bütün halk çocuk mesabesindedir. Heva ve hevesten kurtulmuş olanlardan başkası, büluğa ermiş değildir.&#8221;</p>
<p>Şu sözler ise, İlahî aşktan nasibini almayan ve dünyanın fani işleri içinde boğulup gidenlerin halini anlatır: &#8220;O çocuklar bir kamışa binerler ve &#8216;bu bizim burağımız veya mübarek gidişli düldülümüzdür&#8217; derler. Yüklenmiş oldukları kamışı taşıdıkları halde, cehillerinden böbürlenirler ve kendilerini ata binmiş vehmederler.&#8221;</p>
<p>Üstteki ifadelerde olduğu gibi, tasavvuf ehli divanlarında &#8220;şarap-meyhane&#8221; gibi mazmunlara sıkça yer vermişlerdir. Mânâdan nasibini almayanlar bu ifadeleri zahirine göre değerlendirmişler, o büyük zatları yanlış tanımış ve anlatmışlardır.</p>
<p>Nitekim yüce Allah, &#8220;Onların Rabbi, onlara tertemiz bir şarab takdim eder&#8221; (Dehr Sûresi,21) buyurmaktadır. Ayette geçen &#8220;şarab&#8221; kelimesi, şu anda Türkçemizde kullandığımız &#8220;içki&#8221; anlamında olmayıp, &#8220;temiz içecek&#8221; mânâsındadır.</p>
<p>Şu muhavere aşıklar arasındaki mertebe farklılığına işarettir: İlahî aşk mensublarından Yahya b. Muaz, Bayezid-i Bistami&#8217;ye şöyle der: &#8220;Muhabbet kadehinden o kadar içtim ki, sonunda mestoldum.&#8221; Bayezid, şu anlamlı cevabı verir: &#8220;Muhabbet şarabını kase kase içtim. Lakin ne şarap bitti, ne de benim hararetim geçti.&#8221;</p>
<p>Evet, Hak aşığı olan zat, her şeyi &#8220;Mevla&#8217;nın diyarından&#8221; gelmiş olarak görür. Daha önce ifade ettiğimiz gibi, Mecnun her vesileyle Leyla&#8217;yı hatırladığı gibi; âşık da &#8220;Her şey bana Seni hatırlatıyor&#8221; der, varlıklardan Allah&#8217;ı bulur, Allah&#8217;ta fani olur. Hatta, Hallac-ı Mansur gibiler, kendilerini tamamen yok farz edip &#8220;Ene&#8217;l-Hak&#8221; bile derler. Şüphesiz, böyle aşıkların bu gibi sözleri, şerîatın zahirine aykırıdır. Manen sarhoş iken böyle söylemişlerdir. Mevlâna, böylelerin halini, kıpkızıl hale gelen demirin &#8220;ben ateşim&#8221; demesine benzetir. Ancak, şu mühim hatırlatmayı da yapmadan edemez: &#8220;Sen, sarhoş olanlardan kılavuzluk arama!&#8221; Yani, böyle zatlar, hidayet üzere olmakla beraber, peşinde gidilecek kimseler değildir.</p>
<p>Tekrar aşığın dünyasına dönecek olursak&#8230; Evet, aşık bu dünyada kendini gurbette görür. &#8220;Vatan sevgisi imandandır&#8221; hadisini tasavvufî mânâsıyla değerlendirir. Gerçek vatanı &#8220;Bezm-i Elest&#8221; olarak kabul eder. Şu dünya zindanındaki günlerini tamamlayıp, İlahî huzura vuslatı en büyük gaye bilir.</p>
<p>&#8220;Aşık, gamdan da, sürurdan da hâlîdir. Baharsız, hazansız daima yeşil ve tazedir.&#8221; Onun hali, şu manaları terennüm eder:</p>
<p>&#8220;Hoştur bana Senden gelen</p>
<p>&#8220;Ya gonca gül, ya da diken</p>
<p>&#8220;Ya hil&#8217;atu ya da kefen</p>
<p>&#8220;Narın da hoş, nurun da hoş.&#8221;</p>
<p>Aşık, Allah&#8217;tan gelen lütfu ve kahrı lütuf olarak görür. Mevlâna, buna şöyle dikkat çeker: &#8220;Gerek âlim olsun, gerek cahil olsun, isterse aşağılık biri bulunsun, herkes lütuf ile kahrı fark eder. Lakin, kahırda gizlenmiş lütfu, yahut lütuf içindeki kahrı az kimse bilir.&#8221;</p>
<p>Aşık olan kişiler deli olagan olur,</p>
<p>Aşk nedir bilmeyenler âna gülegan olur,</p>
<p>Sakın gülme sen âne , deli değildir sane,</p>
<p>Kişi neye gülerse başa gelegân olur,</p>
<p>Aşık Yunus sen dahi, incitme aşıkları,</p>
<p>Aşıkların duası kabul olagan olur.</p>
<p>Cenab-ı Hakk&#8217;ın muhabbet(aşk) zinciri kimin ayağına takılmışsa onun için korku yoktur, gam çekmekte yoktur. Bu zincir, dünya zincirini kıranlara takılır. Evet zinciri aşk, takınmayan kimse henüz manevi hayata kavuşmamış demektir.</p>
<p><strong>Züleyha, Hz Yusuf&#8217;a AS </strong>olan aşkı uğruna güzelliğinive servetini bu yolda vermiş, yetmiş deve yükü mücevher ve gerdanlığı bu yolda harcamış. &#8220;Bu gün Yusuf&#8217;u (AS) gördüm&#8221; diyen herkese eline geçeni zengin edecek bir mücevher vere vere elinde bir şey kalmamış. Aşkından dolayı karşılaştığı herşeyi Yusuf diye çağırır olmuş. O kadar ki başını göğe kaldırdığı zaman Hz Yusuf AS adını yıldızların üzerinde yazılı görürmüş.Daha sonra Züleyha iman edip Hz Yusuf AS onunla evlendikten sonra eski aşığı ve yeni kocasından ayrı yaşamaya yönelerek kendini ibadete vermiş varlığını tamamen ALLAH&#8217;a C.C. adamış, Hz Yusuf AS kendisi gündüz yatağa çağırsa &#8220;akşama&#8221; diye savar, akşam çağırınca &#8220;yarına&#8221; diye ertelermiş. Nihayet bunun sebebini Yusuf&#8217;a AS şöyle söyler &#8220;Ben sana ALLAH&#8217;ı C.C. tanımadan önce aşık olmuştum&#8221;. Bunun üzerine Yusuf AS &#8220;Seninle birleşmemi emreden yüce ALLAH&#8217;dır. Senden iki çocuğum olacağını ve bunları peygamber olarak görevlendireceğini bana bildirdi.&#8221;</p>
<p>Hz İsa AS birgün bahçe sulayan bir delikanlı ile karşılaştı, delikanlı Hz İsa&#8217;ya AS &#8220;Rabbinin sevgisinin zerre ağırlığındaki bir kısmını bana bağışlamasını dile&#8221; der. Hz İsa AS &#8220;sen zerre kadarına dayanamazsın&#8221; diye karşılık verir. Delikanlı &#8220;O halde zerre kadarının yarısını versin&#8221; der. Bunun üzerine İsa AS &#8220;Ya Rabbi bu gence sevginin zerre kadarının yarısını bağışla&#8221; diye dua eder ve yoluna devam eder. Bir müddet sonra Hz İsa&#8217;nın AS yolu yine oraya düşer, delikanlıyı sorar. &#8220;Delirdi dağlara çıktı&#8221; derler. Hz İsa AS delikanlıyı kendisine göstermesi için ALLAH&#8217;a dua eder. O sırada delikanlıyı dağlar arasında görür, onu gözlerini gökyüzüne dikmiş ve bir kaya üzerinde dimdik ayakta dururken bulur.Hz İsa AS delikanlıya selam verir, selamını almaz &#8220;Ben İsa&#8217;yım AS&#8221; diye kendisini tanıtarak delikanlının ilgisini çekmeye çalışırken Yüce ALLAH&#8217;tan C.C. kendisine şu vahy gelir &#8220;Kalbinde Benim sevgimin yarım zerresini taşıyan kimse insanoğlunun sözünü duyar mı? İzzet ve Celâlim Hakkı için sen onu testere ile ikiye biçsen, onun acısını bile duymaz.&#8221;</p>
<p>Adamın biri Efendimiz&#8217;e SAV &#8220;Ben seni seviyorum&#8221; dedi. Efendimiz SAV &#8220;Yoksulluğa hazır ol&#8221; buyurdu. &#8220;ALLAH&#8217;ı da çok seviyorum&#8221; deyince &#8220;O halde belaya&#8217;da hazır ol&#8221; buyurdu. Tirmizi (Başka bir rivayette: &#8220;Beni sevene fakirlik, hedefine koşan selden daha süratli gelir&#8221; buyurmuştur.)</p>
<p>ALLAH&#8217;u Teâlâ Musa AS&#8217;a şöyle vahyetti &#8220;Bir kulumu sevdiğim vakit ona, sadakatini görmek için dağların bile dayanamayacağı belalar veririm. Şayet sabrederse onu Kendime veli ve dost edinirim. Şayet acziyet gösterir, feryad ederse onu perişan ederim&#8221; buyurmuştur.</p>
<p>Zatın birisi der ki: &#8220;Sevdiğim herşeyi ALLAH C.C. sevdiği için sevdim, hatta ateşi sevseydi, oraya da girmeyi severdim.&#8221;</p>
<p>Cüneyd sordu: &#8220;Seven kimse belanın acısını duyar mı? Seriyyüs Sakati dedi ki &#8220;Hayır&#8221;. Cüneyd &#8220;Kılıç darbesi yesede mi?&#8221; Sakati &#8220;Evet yetmiş kılıç yarası alsa da acısını duymaz&#8221; dedi.</p>
<p>Bişr RA diyor ki:&#8221;Gençliğimde Abadan&#8217;a gitmiştim. Cüzzamlı deli ve kör bir adam ile karşılardım.Sara&#8217;sı tutmuş, karıncalar vücuduna üşüşmüş etini yiyorlardı. Başımı kaldırıp kucağıma aldım, ayıldığı vakit &#8220;Benimle Rabbim arasına giren bu adam kimdir? Rabbim beni parça parça yapsa, benim O&#8217;na ancak sevgim artar.&#8221; Dedi.&#8221;</p>
<p>ALLAH&#8217;u Teâlâ, Peygamberlerden birine: &#8220;Ben dostluğum için Beni zikirden yorulmayan, Benden başka gayesi olmayan ve Benim üzerime başka hiçbirşeyi tercih etmeyen, ateşte yansa bile ondan acı duymayan, neşterlerle parça parça edilse de acısını hissetmeyen kimseleri seçerim.&#8221; Buyurdu.</p>
<p>Muhabbet şarabını bardak bardak içtim, ne şarab tükendi ve nede ben kandım. Şibli RA</p>
<p>ALLAH&#8217;u Teâlâ C.C., İsa AS&#8217;a: &#8220;Ben kulumun sırrında dünya ve Ahiret sevgisinden bir şey bulmadığım vakit, onu Benim sevgimle doldurur ve Kendi himayem altına alırım.&#8221; Buyurdu.</p>
<p>ALLAH&#8217;u Teâlâ C.C., Musa AS&#8217;a &#8220;Bern&#8221; isimli siyah bir köle için: &#8220;Bern, Benim için çok sevimli bir kuldur, ancak bir kusuru vardır&#8221; buyurdu. Musa AS &#8220;Kusuru nedir, Ya Rabbi?&#8221; diye sorunca, ALLAH&#8217;u Teâlâ C.C. &#8220;Seher rüzgarı onun hoşuna gider ve ondan zevk alarak onunla huzur bulur. Halbuki Beni seven, başka hiçbirşey ile huzur ve sükûn bulamaz.&#8221; buyurmuştur.</p>
<p>Mevla C.C. uzun ve edebiyat yüklü dualara değil kalbi yanık, aşka uğramış, iki kellimeyi bir araya getiremeyen aşıkların semayı inleten &#8220;Ya Rabbi duasına&#8221; daha fazla itibar eder.</p>
<p>Her büyük sevginin ve sevgilinin bile üç paraya satıldığı bu günde, siz parayla asla satın alınamayan ve daim olan sevgiyi arayın. O sevgi ki onu bulanlar ebediyen kaybolmayan sevgiye ve aşk&#8217;a kavuştular. Onu uzakta aramayın, gönlünüze/kalbinize bakın göreceksiniz ki o sevgi : &#8220;ALLAH C.C. ve Râsulü&#8217;nün SAV sevgisidir&#8221;</p>
<p>Üstad&#8217;dan Aşk (N. Fazıl&#8217;dan)</p>
<p>Tam otuz yıl saatim işlemiş be durmuşum, gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.</p>
<p>Diyorlar Bana, kalsın şiirde sözde yerde , Sen araştır, göklere çıkan merdiven nerde.</p>
<p>Anladım işi; San&#8217;at ALLAH&#8217;ı aramakmış, Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış.</p>
<p>Zehirle pişmiş aşı yemeye kimler gelir? Dilsizce, yalnız ALLAH (C.C.) demeye kimler gelir?</p>
<p>Seni aramam için beni uzağa attın, Alemi benim, beni Kendin için yarattın.</p>
<p>Tel tel iplik iplikte dikseler ağzımı, Tek ses duysalar; ALLAH (C.C.) yoklayanlar nabzımı.</p>
<p>Tutuşturanlar, lûgat kitabını elime, Bilsin; ALLAH&#8217;tan (C.C.) başka bilmiyorum kelime.</p>
<p>Ellerime uzanan dudakları tepeyim, ALLAH (C.C.) diyen gel seni ayağından öpeyim.</p>
<p>Ne var ki pazarlığa girişecek ecelle, sermayem tek kelime ALLAH (C.C.) Azze ve Celle.</p>
<p>Güzel ALLAH&#8217;ım (C.C.), Senden ne gelecekse gelsin, Sen ki Rahmetinle de Kahrınla da güzelsin.</p>
<p>Neye yaklaşsam, sonu uzaklık ve kırgınlık, Anlaki yok ALLAH&#8217;tan (C.C.) başkasıyla yakınlık.</p>
<p>Kudret O&#8217;nun, gayrında ne mecal var ne tüvan, Alim ilmine yansın, pazusuna pehlivan.</p>
<p>Rabbim, Rabbim, bu işin bildim neymiş türkçesi, Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi.</p>
<p>Neye baksam aynı şey neyi görsem aynı şey, Olan Sensin, hey gidi hakikat Sultanı hey.</p>
<p>Bu yük Senden ALLAH&#8217;ım (C.C.), çekeceğim naçarım, Senden Sana sığınır, Senden Sana kaçarım.</p>
<p>&#8220;ALLAH C.C. bir&#8221; demektense ecel teri dökerken, Ölüversem, beklenmez bir anda &#8220;ALLAH C.C. bir&#8221; derken.</p>
<p>Sana şah damarından daha da yakın ALLAH (C.C.), Günah mı dedin, Ondan uzağa düşmek günah.</p>
<p>Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten, Affet Senden habersiz aldığım her nefesten.</p>
<p>ALLAH (C.C.) dostunu gördüm bundan altı yıl evvel, Bir akşamdı ki, zaman donacak kadar güzel,</p>
<p>Bana yakan gözlerle bir kerecik baktınız, Ruhuma, büyük temel çivisi çaktınız.</p>
<p>Düşünüyorum O&#8217;ndan evvel zaman varmıydı? Hakikatler boşluğa bakan aynalarmıydı?</p>
<p>O ALLAH&#8217;ın (C.C.) emriyle kâinat Efendisi (SAV), Varlığın tacı, varlık nurunun ta kendisi.</p>
<p>Müjdecim, kurtarıcım, Efendim, Peygamberim, Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim.</p>
<p>Gözüm, aklım, fikrim var deme, hepsini öldür, Sana göl gibi gelen, O göl diyorsa göldür.</p>
<p>Eklense de başıma dünyada kaç baş varsa, Başım onlarım hepsi içinsecdeye varsa.</p>
<p>O yüz, her hattı tevhid kaleminden bir satır, O yüz ki göz değince ALLAH&#8217;ı (C.C.) hatırlatır.</p>
<p>Sual: Ey veli, insan nasıl olmalı söyle, Cevap: son anda nasıl olacaksa, hep öyle.</p>
<p>Biri aşk, biri nefret, bizim kanadımız çift, Ateş saçmalı ki Nûr, erisin kapkara zift.</p>
<p>Büyük Randevu, bilsem nerede saat kaçta, Tabutumun tahtası bilsem hangi ağaçta.</p>
<p>Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir, mezarda geçer akça, neyse onu biriktir.</p>
<p>Dostlarım ev, eşyamdı, birbir gitti diyorum, Artık boş odalarda ölümü bekliyorum.</p>
<p>Bu dünyada renk, nakış, lezzet, ne varsa küsüm, Gözümde son marifet, Azrail&#8217;e (A.S.) tebessüm.</p>
<p>Ölüm ölene bayram, bayrama sevinmek var, Oh ne güzel bayramda tahta ata binmek var.</p>
<p>O demde ki perdeler kalkar, perdeler iner, Azrail&#8217;e (A.S.) &#8220;hoş geldin&#8221; diyebilmekte hüner.</p>
<p>Öleceğiz, müjdeler olsun, müjdeler olsun, Ölümüde öldüren Rabb&#8217;e secdeler olsun.</p>
<p>Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber, Hiç güzel olmasaydı, ölürmüydü Peygamber (SAV) ?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tasavvuf&#8217;da, Aşıklardan inciler;</p>
<p>İlletli olarak Seni istemiyorum. Yani hem Senin muhabbetin, hemde gayrinin muhabbeti yok.</p>
<p>Zahir, aşıkın halinden haberdar değildir. Onun için hoşda konuşsa, nahoşda konuşsa mazur görülür. ALLAH C.C. aşkının yolunun azığı belalardır unutma.</p>
<p>Ey Yüce ALLAH&#8217;ım C.C. hiç kul dergahına gelirde kovulur mu? Hem Padişahın kapısına eli dolu mu gidilir? O ne büyük cür&#8217;ettir. Kerem kapısı ile yarışa kalkılır mı?</p>
<p>Kasa, masa, rütbe, şöhret geçicidir. Aşk-u muhabbetin belasını tadanda, bu kayıtların kederi bulunmaz</p>
<p>Kâinatı bir halden diğer hale çevirenin, Yâkinen (şüphesiz) ALLAH C.C. olduğunu görürsen. Kâinat birbirine karışsa, kalbin semavatı ve arz&#8217;ı nurlandıran ALLAH C.C. iledir.</p>
<p>RASULULLAH&#8217;a SAV olan aşkımız, Sana olan itaatın kilididir. Bu vücud kafesinde ki gönül kuşu hep O&#8217;nun aşkıyla tutuşur.</p>
<p>Biz de iman budur, başkasının imanına uymaz. Bundan dolayı ALLAH&#8217;tan C.C. gayrıya ihtiyacımız yoktur. Gönlümüz ALLAH&#8217;ı C.C. Rezzak tanıyıp, halimizle kimsenin kapısını çalmayız.</p>
<p>Nur&#8217;u Muhammediye SAV kavuşan göz eşyayı istediği gibi kullanır. Onun kalbi Arş-ı Rahman&#8217;dır. Siyah kalp bile onunla karşılaşsa, derhal nur gibi parlar. Kâinat baştan başa zulüm ile kararsa, onun kalbinde toz bulunmaz, O Hakk&#8217;a vasıl olduktan sonra saltanatını kurmuştur.</p>
<p>Dünya malıyla zengin oldum zanneden gaafil; mağrur olur, Ahireti unutursa, Hakk&#8217;ın dostunu incitir, oda onun helâkı için yegâne sebeptir. Malına mağrur Karun, Musa&#8217;nın AS kalbini kırdı da, hala yerin dibinde, hala aşağı gidiyor.</p>
<p>Gördüğüm nurdan haber veremeyeceğim çünkü kendimde değilim. Aşık olduğumdan kalbimdeki nuru hiçbir rüzgar söndüremez zira iman, aşk fenerinde durduğu müddetçe hiçbir rüzgar onu söndüremez.</p>
<p>Hadisat senin kalbini kırmışsa üzülme, HÜDA onu mahsus kırdırtmıştır. Kendi bulunsun için ! &#8220;Ben kırık kalplerdeyim&#8221; Buyurmadı mı? Sakın bu yolda ümitsizliğe düşme, zira Hakk kapısının seher vakti gözyaşına açılacağına ilan vardır. Sonra ALLAH C.C. kapısından kovarsa, kuluna naz ediyor demektir. Ümitsiğe düşme, yine dön dolaş gir, o kapıda bekçi yasakçı yoktur. Yine içeriye gir. Aşk gölünde büyü de Maşukun nazını anla.</p>
<p>Dost ile konuşmak için siyah çadırın çekildiği vakti fırsat bil, yani gecenin ganimet olduğunu anla ! Çünkü ağyar uyurken, yâr ile konuşmanın tadı başka olur.</p>
<p>ALLAH C.C. kulu gibi değildir. Pişmanlığı ibadet kayd eder. Yalnız senin tam boynunun büküldüğünü görsün.</p>
<p>Kendinle meşgul ol bizim kusurlarımızla uğraşma, çünkü bizim hissemize aşk ayırdılar.</p>
<p>Ayağıma bağlanan aşk zincirini yokladım, meğer Senin kapına bağlıymış. Bana yine merhamet etmişsin, ayağımı o kapının zincirine bağlamışsın. Ya Rabb, merhamet et çözme.</p>
<p>Gaflet şarabı içen kuru vaiz&#8217;in sözüne aldanma ! O seni aşk şarabından mahrum eder.</p>
<p>Ya Rabb, beni aşk makamından konuşdurtta, sözüm ölü olmasın. Aşka uğramayan söz ölü vücuda benzer.</p>
<p>Kendinle yalnız kalmanın çaresine bak, sözü yanlış anlama, çokluktan ayrılda tenhada yaşa demek istemiyorum, çokluk içinde CANAN&#8217;ınla başbaşa kal. CANAN&#8217;ını istiyorsan da, canından geç.</p>
<p>Aşk yolu ehli heva&#8217;ya kapalıdır. Bu yol ancak ciğeri yanık sadıklara açıktır. O caddeden giden susamaz, aşık susarsa, arif konuşursa helâk olur.</p>
<p>Kalb günahlardan temizlenmedikçe, Beyt-i İlahi olamaz, bunu da aşk şarabından başka bir şey temizleyemez.</p>
<p>Mevlanın C.C. dayağından lezzet almayan, muhabbet davasında sadık olmadığını bilsin. Rabia-ı Adeviyye</p>
<p>Bu dünya meyhanesinde iki türlü şarab vardır. Bir gaflet şarabı, bir muhabbet şarabı.Vücudunu aşk şarabıyla yıka, bu hırkayı onun ile yıkamadıkça zahiri ibadetinde riya&#8217;dan kurtulamayacağını anla.</p>
<p>Aşk meyhanesinin eşiğinden ! Yalvar peymaneni doldursunlar. İç de aklın nur&#8217;a inkilab etsin, eşyanın içyüzünü gör. El temas etmeyen o kadehe, gönülden gönüle geçerken hizmette kusur etme.</p>
<p>Her ilim okuyanın manadan haberi olduğunu sanma, kokusuna bak misk-i Muhammedi SAV geliyorsa kokla</p>
<p>Ey nur arayan, gönlümün kırıklarına şaşma ! Aşk&#8217;ın harab yerleri aradığını, mamureleri viran edindiğini bil !</p>
<p>Maşuk (MEVLA C.C.) sert söylesede, aşık söylemez, hakikatte Maşukun kahrı da lütuftur.</p>
<p>Aşk yolunda gözünü sakın Maşuktan ayırma, bir parça kaydımı kovulmana sebep olur. &#8220;Bizimle oturma, bir gönülde iki sevgi olmaz, kalb-i selim isteriz&#8221; nida edilir.</p>
<p>Kalb yaşla sulandığı zaman duayı ganimet bil, bu yaşa kıyamayanlara aşk yoluna sefer haram kılınmıştır. Yalnız ağlamakla kalma gözyaşını, aşk şarabı yapabilecek bir aşık bul ! Aşk derdine sabır ilaç, feryâd yasaktır. İçi yananın, dışını ateş yakmazmış !</p>
<p>Hakiki derviş, çorba için tekke beklemez. Onun için ekmeğe kul olanlara aşk şarabı verilmez. Cennete, can feda edilmedikçe girilmez. Sakın zannetme ki bu fedâda ziyan vardır, bilakis faniyi verip baki ile kalmaktır.</p>
<p>Aşık yamalı vücud hırkasını, bir kırık kalbe satar. Aşk caddesinde ulu orta pek kendi kendine gidilmez, imdadcı lazımdır.</p>
<p>İnsanın vücuduna çöreklenmiş olan &#8220;nefs&#8221; putunu ne kazma kırabilir, nede balta parçalayabilir. İşte onu ancak aşk ateşi eritebilir.</p>
<p>Aşıkda kalb zenginliği vardır, padişahda o bulunmaz. Onun için kırk derviş bir kilimde huzur ile oturur, yatar, kalkarlar da iki sultan bir dünyaya sığamaz.</p>
<p>Olmasa kibr ile riya, Sensin ol Beyt-i Kibriya. Gönül tahtına sultan ol da cihan padişahları sana boyun kessin.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/tasavvufta-ask-ve-muhabbet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gel Tevbe Kapısına Nurlara Gark Olacaksın</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/gel-tevbe-kapisina-nurlara-gark-olacaksin/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/gel-tevbe-kapisina-nurlara-gark-olacaksin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jun 2011 17:12:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İmamoğlu Muhammet TAŞKIN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce İklimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kapı]]></category>
		<category><![CDATA[kimler tevbe edebilir. tevbe ayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tevbe]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe etek]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe kapısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=6033</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Ey iman edenler işlediğiniz günahlara ölünceye kadar bir daha işlememek üzere nasihat eden taibler(tövbe edenler)gibi ALLAH&#8217;a tevbe edin.Taiblerin makamı bütün makamların en faziletlisi ve üstünüdür.Hakiki taib ALLAH katında bütün halkın en azizi,en kıymetlisi ve en sevgilisidir.&#8221;Tahrim Süresi;8.ayet &#8220;Ey mü&#8217;minler!Hepiniz ALLAH&#8217;a tövbe ediniz,tövbe etmekle kurtulabilirsiniz&#8221;Nur Süresi;31.ayet &#8220;ALLAH (günahlarınıza)tövbe edenleri ve pisliklerden temizlenenleri sever.&#8221;Bakara Süresi;222.ayet]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/06/imagesCAA4FN04.jpg"><img class="alignleft" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/06/imagesCAA4FN04-150x150.jpg" alt="imagesCAA4FN04 150x150 Gel Tevbe Kapısına Nurlara Gark Olacaksın" width="150" height="150" title="Gel Tevbe Kapısına Nurlara Gark Olacaksın" /></a></p>
<p>&#8220;Ey  iman edenler işlediğiniz günahlara ölünceye kadar bir daha işlememek  üzere nasihat eden taibler(tövbe edenler)gibi ALLAH&#8217;a tevbe  edin.Taiblerin makamı bütün makamların en faziletlisi ve  üstünüdür.Hakiki taib ALLAH katında bütün halkın en azizi,en kıymetlisi  ve en sevgilisidir.&#8221;Tahrim Süresi;8.ayet<br />
&#8220;Ey mü&#8217;minler!Hepiniz ALLAH&#8217;a tövbe ediniz,tövbe etmekle kurtulabilirsiniz&#8221;Nur Süresi;31.ayet<br />
&#8220;ALLAH (günahlarınıza)tövbe edenleri ve pisliklerden temizlenenleri sever.&#8221;Bakara Süresi;222.ayet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/gel-tevbe-kapisina-nurlara-gark-olacaksin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimler ALLAHu TEALA Yolundadır</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/kimler-allahu-teala-yolundadir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/kimler-allahu-teala-yolundadir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jun 2011 17:02:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İmamoğlu Muhammet TAŞKIN</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce İklimi]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah yolunda olanlar]]></category>
		<category><![CDATA[olanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yolunda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=6028</guid>
		<description><![CDATA[Ka&#8217;b İbn-i Ucre ra. anlatıyor; &#8220;Bir adam,Nebiyy-i Muhterem&#8217;e (sav.) uğramıştı.Resulullah&#8217;ın ashabı,bu adamın kuvvet ve kabiliyetini görünce, &#8220;Ya Resülullah! Bu adfam ALLAHu Teala yolunda cihad etseydi ne güzel olurdu&#8221; dediler, Resülullah(sav.)şöyle buyurdu; &#8216; Bu adam,küçük çocuklarının geçimini temin etmek için çıktıyusa ALLAHu Teala yolunda dır. Yaşlı anne ve babasına hizmet için evinden çıkmış ise ALLAHu Teala]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/06/yollar-gider.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-6081" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/06/yollar-gider-300x240.jpg" alt="yollar gider 300x240 Kimler ALLAHu TEALA Yolundadır" width="300" height="240" title="Kimler ALLAHu TEALA Yolundadır" /></a>Ka&#8217;b İbn-i Ucre ra. anlatıyor;<br />
&#8220;Bir adam,Nebiyy-i Muhterem&#8217;e (sav.) uğramıştı.Resulullah&#8217;ın ashabı,bu adamın kuvvet ve kabiliyetini görünce,<br />
&#8220;Ya Resülullah! Bu adfam ALLAHu Teala yolunda cihad etseydi ne güzel olurdu&#8221; dediler,<br />
Resülullah(sav.)şöyle buyurdu;<br />
&#8216; Bu adam,küçük çocuklarının geçimini temin etmek için çıktıyusa ALLAHu Teala yolunda dır.<br />
Yaşlı anne ve babasına hizmet için evinden çıkmış ise ALLAHu Teala yolundadır.<br />
Çalışıp nefsini dilencilikten korumak için çıkmışsa ALLAHu Teala yolundadır.<br />
Ailesinin  geçimini temin etmek için çıkmışsa ALLAHu Teala yolundsadır.<br />
Çalışp kazandığının çokluğu ile övünmek,zenginliğiyle gururlanmak için çıkmışsa,tağutun yolundadır&#8221;&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/kimler-allahu-teala-yolundadir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ana Babaya İtaat</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/ana-babaya-itaat/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/ana-babaya-itaat/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 May 2011 20:36:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce İklimi]]></category>
		<category><![CDATA[Ana Babaya İtaat]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Babaya İtaat]]></category>
		<category><![CDATA[imamoğlu muhammet taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed taşkın]]></category>
		<category><![CDATA[muhammet taşkın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=5787</guid>
		<description><![CDATA[ANAYA BABAYA İTAAT; Kur&#8217;an&#8217;ın çoğu yerinde üç şey,üç şey ile beraber zikredilmiştir.Bundan anlaşılırki;biriolmadan diğeri tam manası ile olmaz. -&#8221; ALLAH&#8217;a ve Resulü&#8217;ne itaat edin.&#8221; Demek,Resulullah&#8217;a itaat etmeden,ALLAH u Teala&#8217;ya itaat olmaz. - &#8220;Namaz kılın ve zekat verin.&#8221; Demek,zekat vermeyenin namazı makbul değildir. - &#8221; Bana ve ana,babana şükret.&#8221; Demekki ana baba hakkını çiğneyen,ALLAH u Teala&#8217;ya]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong></p>
<div id="attachment_5788" class="wp-caption alignleft" style="width: 196px"><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/05/ana-babaya-itaat.jpg"><img class="size-full wp-image-5788" title="Ana Babaya İtaat" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2011/05/ana-babaya-itaat.jpg" alt="ana babaya itaat Ana Babaya İtaat" width="186" height="140" /></a><p class="wp-caption-text">Ana Babaya İtaat</p></div>
<p>ANAYA BABAYA İTAAT;</strong><br />
Kur&#8217;an&#8217;ın çoğu yerinde üç şey,üç şey ile beraber zikredilmiştir.Bundan anlaşılırki;biriolmadan diğeri tam manası ile olmaz.<br />
-&#8221; ALLAH&#8217;a ve Resulü&#8217;ne itaat edin.&#8221; Demek,Resulullah&#8217;a itaat etmeden,ALLAH u Teala&#8217;ya itaat olmaz.<br />
- &#8220;Namaz kılın ve zekat verin.&#8221; Demek,zekat vermeyenin namazı makbul değildir.<br />
- &#8221; Bana ve ana,babana şükret.&#8221; Demekki ana baba hakkını çiğneyen,ALLAH u Teala&#8217;ya hakkıyla şükreden bir kul olamaz&#8230;</p>
<p><strong>Ekleyen: İmamoğlu Muhammed TAŞKIN</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/ana-babaya-itaat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bediüzzaman’a göre Miraç’a iman ve mutluluk</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/bediuzzaman%e2%80%99a-gore-mirac%e2%80%99a-iman-ve-mutluluk/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/bediuzzaman%e2%80%99a-gore-mirac%e2%80%99a-iman-ve-mutluluk/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 14:33:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce İklimi]]></category>
		<category><![CDATA[Arif Akpınar]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman Said Nursi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=4402</guid>
		<description><![CDATA[Kâinatın Nuru Efendimiz Aleyhisselam miraca çıkarak insanoğluna değerli bir hazine ve ezeli ve ebedi bir aydınlık getirmiştir. O Nebiler Serveri Efendimiz Aleyhisselam; getirdiği bu aydınlık ile insana şu Kâinat’ın güzelliklerini göstermiş, böylece Kâinat’ı ve bütün şuur sahibi varlıkları sevinçlere sevk etmiş ve mutlu etmiştir. İnsan aciz, fakir, sınırsız ihtiyaç sahibi bir varlık olduğu halde, Her]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_4403" class="wp-caption alignleft" style="width: 212px"><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2010/07/said-nursi.jpg"><img class="size-medium wp-image-4403" title="Bediüzzaman Said Nursi" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2010/07/said-nursi-202x300.jpg" alt="said nursi 202x300 Bediüzzaman’a göre Miraç’a iman ve mutluluk" width="202" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Bediüzzaman Said Nursi</p></div>
<p>Kâinatın Nuru Efendimiz Aleyhisselam miraca çıkarak insanoğluna değerli  bir hazine ve ezeli ve ebedi bir aydınlık getirmiştir.<br />
O Nebiler Serveri Efendimiz Aleyhisselam; getirdiği bu aydınlık ile  insana şu <strong>Kâinat’ın güzelliklerini göstermiş,</strong> böylece  Kâinat’ı ve bütün şuur sahibi varlıkları sevinçlere sevk etmiş ve mutlu  etmiştir.</p>
<p>İnsan aciz, fakir, sınırsız ihtiyaç sahibi bir varlık olduğu halde,  Her Şeyin Sahibi Ezeli ve Ebedi bir Sultan tarafından muhatap alınmış ve  cennetine namzet bir varlık yapılmıştır. Bu da Bediüzzaman’ın  ifadesiyle; ‘’İnsan olan bütün insanlara, nihayetsiz bir sürur, hadsiz  bir şevk vermiştir.’’ <strong>(Sözler,31.söz,4.esas.1. Meyve)</strong></p>
<p>Miraç hadisesiyle kendisini ebedi bir yokluğa mahkûm  zanneden insanlığa, cennet gibi ebedi bir mutluluk kapısı açılarak  müjdelerin en güzeli verilmiştir. Bediüzzaman bu müjdenin derecesini  şöyle ifade eder:</p>
<p>‘’Bir adama, idam edileceği anda, onun afvıyla kurb-u şahanede bir  saray verilse, ne kadar sürura sebebdir. Bütün cin ve ins adedince böyle  sürurları topla, sonra bu müjdeye kıymet ver.’’ <strong>(Sözler,31.söz,4.esas.3.  Meyve) </strong></p>
<p>‘’İnsan kâinatın kıymetdar bir meyvesi ve Sâni&#8217;-i Kâinat&#8217;ın (Kainatın  sanatkarı) nazdar sevgilisi olduğu, Mi&#8217;rac ile anlaşılmış.’’ <strong>(Sözler,31.söz,4.esas.5.  Meyve)</strong></p>
<p>Efendimiz Aleyhisselam, <strong>Miraç’tan insanlar için işte böyle  bir müjdeyle dönmüştür</strong>. Kâinat’ın Müjdecisi Efendimizin  insanlığa getirdiği bu müjdeyle insan, yaratılmışların en üst seviyesine  çıkmıştır. Bu ise insan için sonsuz bir onur ve mutluluktur.<span id="more-4402"></span></p>
<p>Bediüzzaman’a göre; insanın bu mutluluğa ve onura lâyık olabilmesi  için Kainat’ı mümin bir kulakla dinleyip, müslim bir gözle görmelidir.  Yani baktığı her nesnede Sani-i Hakim’i (Kainatın Sanatkarı) görmeli ve  her bir nesneyi de O’nu tesbih ediyor halde duymalıdır. Eğer insan  Evren’e bu nazarla bakmazsa her şeyi birbirine ve kendisine düşman  varlıklar olarak görecektir. Çünkü güneşin ışığı nesnelerin üzerinden  kaybolursa her bir nesne karanlığın keşmekeşinde kaybolur. Ama insan,  her bir nesneye güneşin ışıklarındaki nurla bakarsa onları görür ve  kendisine dost olduklarını anlar, rahata erer.</p>
<p>Bediüzzaman bu mutluluğu daha da somutlaştırmak için kısa bir temsil  verir:</p>
<p>‘’Senin ile biz, sahra-yı kebir gibi bir mevkideyiz. Kum denizi  fırtınasında, gece o kadar karanlık olduğundan, elimizi bile  göremiyoruz. Kimsesiz, hâmisiz, aç ve susuz, me&#8217;yus ve ümitsiz bir  vaziyette olduğumuz dakikada, birden bir zât, o karanlık perdesinden  geçip; sonra gelip, bir otomobil hediye getirse ve bizi bindirse, birden  cennet-misal bir yerde istikbalimiz temin edilmiş, gayet merhametkâr  bir hâmimiz (himaye eden) bulunmuş, yiyecek ve içecek ihzar edilmiş bir  yerde bizi koysa; ne kadar memnun oluruz, bilirsin.</p>
<p>İşte o sahra-yı kebir, bu dünya yüzüdür. O kum denizi, bu hâdisat  içinde harekât-ı zerrat (zerrelerin hareketi) ve seyl-i zaman tahrikiyle  <strong>(zamanın şiddetle akması)</strong> çalkanan mevcudat  (varlıklar) ve bîçare insandır. Her insan, endişesiyle kalbi dağdar  (üzüntülü) olan istikbali; müdhiş zulümat (karanlıklar) içinde, nazar-ı  dalaletle <strong>(gafil bakış)</strong> görüyor. Feryadını işittirecek  kimseyi bilmiyor. Nihayetsiz aç, nihayetsiz susuzdur. İşte semere-i  Mi&#8217;rac olan marziyat-ı İlahiye (Allah’ın rızası) ile şu dünya, gayet  kerim bir zâtın misafirhanesi, insanlar dahi onun misafirleri,  memurları, istikbal dahi cennet gibi güzel, rahmet gibi şirin ve  saadet-i ebediye (Ebedi mutluluk) gibi parlak göründüğü vakit; ne kadar  hoş, güzel, şirin bir meyve olduğunu anlarsın.’’ <strong>(Sözler,31.söz,4.esas.3.  Meyve)</strong></p>
<p>İnsan beyninin algılamakta ve inanmakta en fazla zorlandığı Miraç  olayına inanmakla, insanların ne derece bir mutluluğu yakalayabileceği  ortadadır. İnanmak, mutlu olmaktır. BU gece o imanı artırmak elimizde.  Kandiliniz mübarek ola</p>
<p>Arif Akpınar  (arifhanakpinar@hotmail.com)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/bediuzzaman%e2%80%99a-gore-mirac%e2%80%99a-iman-ve-mutluluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dua Ufku</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/dua-ufku/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/dua-ufku/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 09:46:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrehan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce İklimi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.com/?p=3968</guid>
		<description><![CDATA[Sen beşerin vasıflarından fani oldun mu, o vakit Allah&#8217;ın sırlar denizi seni baş üstünde tutar. Allahu Teala aşkının isteksizlere verilmesi çok süpriz bir lütuftur. Fakat aşkla isteyenlerin muhabbetten mahrum oldukları görülmemiştir. Kendini silemeyenler Allahu Tealayı bulamaz, kendine takılıp kalanlar Aşk-ı Muhabbete ulaşamaz. Verirler &#8220;Ben Acizim, Kudret Senin&#8221; dedikçe, verenin şanı yücelir. Ey kardeşim sen iste]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2010/02/Dua.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-4279" title="Dua" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2010/02/Dua-300x225.jpg" alt="Dua 300x225 Dua Ufku" width="300" height="225" /></a>Sen beşerin vasıflarından fani oldun mu, o vakit Allah&#8217;ın sırlar denizi seni baş üstünde tutar.<br />
Allahu Teala aşkının isteksizlere verilmesi çok süpriz bir lütuftur.<br />
Fakat aşkla isteyenlerin muhabbetten mahrum oldukları görülmemiştir.<br />
Kendini silemeyenler Allahu Tealayı bulamaz, kendine takılıp kalanlar Aşk-ı Muhabbete ulaşamaz.<br />
Verirler &#8220;Ben Acizim, Kudret Senin&#8221; dedikçe, verenin şanı yücelir.<br />
Ey kardeşim sen iste istedikçe&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/dua-ufku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oruç ile tevhid eyle Ya Hû!</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/oruc-ile-tevhid-eyle-ya-hu/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/oruc-ile-tevhid-eyle-ya-hu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 08:04:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nurahasret</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce İklimi]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç ile tevhid eyle Ya Hû!]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.net/?p=268</guid>
		<description><![CDATA[Ey oruca yol arkadaşı olan cân, Âşıkların hayatı, beden mutfağı yüzünden kararmıştı. İşte oruç, o mutfağı aydınlatmak için çıktı geldi… Aşık olur, kalmaz benim kararım, Aşkı bulur beni benden ararım, Aşık görsem kalmaz benim hiç varım . . . Bambaşka bir sevda ile özleyip hasretle beklediğimiz Ramazan-ı şerif’e yetiştik. Bizi kötü işlere, günahlara teşvik eden]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-269" title="aruç" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2009/08/aruç.png" alt="aruç Oruç ile tevhid eyle Ya Hû!" width="484" height="240" /></p>
<p><span style="color: #3d4b5d;"><strong><span style="font-size: 13pt;">Ey oruca yol arkadaşı olan cân,<br />
</span></strong><span style="color: gray;"><em>Âşıkların hayatı, beden mutfağı yüzünden kararmıştı.<br />
İşte oruç, o mutfağı aydınlatmak için çıktı geldi…<br />
</em></span></span></p>
<p><span style="color: #3d4b5d;">Aşık olur, kalmaz benim kararım,<br />
Aşkı bulur beni benden ararım,<br />
Aşık görsem kalmaz benim hiç varım . . .</span></p>
<p style="text-align: justify;">Bambaşka bir sevda ile özleyip hasretle beklediğimiz Ramazan-ı şerif’e yetiştik. Bizi kötü işlere, günahlara teşvik eden kirli nefsimiz, arınmaya, temizlenmeye öylesine muhtaçtı ki! Nasıl ki yağmur pis şeyleri de arıtmak için gökten yağar ya, işte bizi de her hali kusur ve hatadan ibaret halimize bir rahmet yağmuru olan Ramazan-ı Şerif’e erdirdin ya şükür ya rabbi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Canın oruca iştiyakı Hakk’ın kulunu kendisine çekişindedir</strong>. Bu neşe ile şükrünü ifa mümkün mü bu nimetin.. Nazlı nazlı yalvarmalarla, Mevlaya nazımızın geçtiği iftar ve sahur vakitlerinde dua marifetiyle manasına da erenlerden oluruz inşallah.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #7f7f7f; font-size: 10pt;">Oruç, özlem çekenlerin gönüllerini, canlarını öyle tazeleştirir ki, zavallı balığı bile su o kadar tazeleştirmez. Sen vahdet denizinden ayrı düşmüş bir damla gibisin. Sen aslına nasıl ulaşacaksın? İşte oruç, sel gibi, yağmur gibi seni alır, denize ulaştırır. </span><span style="font-size: 10pt;"><strong>[Hz. Pir Mevlana]</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Oruç maddeden kesilmek değildir aslında maddeden kesilme talimi ile mâsivadan kesilmektir. Malum ya oruç sabır ile temam olur. Sabır, hoş bir buluttur; ondan, hikmet, manevî lütuflar yağar! Bu sebeptendir ki, Kur’ân-ı Kerim de bu sabır ayında nâzil olmuştur. Bu sabır ayının ilk <a href="http://www.mestmp3.com/">mestmp3</a>‘ünü Nihavend makamında bir Ramazan ilahisini ikram eyleyip girelim gönül kapılarınızdan içeri, yüksek müsaadelerinizle…</p>
<p><span style="color: #7f7f7f; font-size: 10pt;"><em>Aşk ile Allah diyelim tenden geçelim<br />
Ol Mevlaya varalım aşk ile hû diyelim<br />
Semalara yücelen zikr u tesbih çekelim<br />
Mübarek olsun mü’minlerin Ramazanı<br />
</em></span></p>
<p style="text-align: justify;">Ey gönül! Oruçlu iken Allah’a misafirsin; sana gökyüzü sofrası yakışır! Sen, bu mübarek ayda cehennemin kapısını kapadın! Böylece sen, cennetten binlerce kapı açarsın! Topraktan, ateşten, sudan, rüzgârdan dikilmiş olan beden hırkasını çıkar, at! Can, aşkın kapısına geldi de; “Beni affet; sen, özürlerin canısın!” diye yalvardı! “Ey aşk!” diye sızlandı. “Bu ayda özrümüzü kabul et; hata ettik!” Aşk da, gülerek cana dedi ki: “Senin elini tuttum! Biliyorum ki sen, elsizsin, ayaksızsın! Hekimim; ben, sana perhize girmeni emrettim! Çünkü sen, bu korkunun ve ümidin hastasısın! Perhize gir de, sana bir şerbet yapıp sunayım; onu içince sen, hiç kendine gelmeyesin!” Sustum; artık bunu aşk anlatsın! Çünkü onun gözü, canlara can katar!</p>
<p style="text-align: justify;">Madem Resul-u Kibriya Efendimiz her ayın ilk gecesinde uzun uzun dua edermiş biz de Ramazan-ı mağfiret-nişân’ın ilk gecesinde dua etmeye çalışalım:</p>
<p style="text-align: justify;">Teşrifi ile müşerref olduğumuz Ramazan-ı mağfiret nişânın cümlemiz hakkında teyemmünü mübarek, mahza hayr, vesile-i necât kıl ya Rabbi!</p>
<p><span style="color: #888888;">Elveda diyen mah-ı nebi olan Şaban-ı Muazzam’ın şikayetinden emin, şefaatine nâil eyle ya Rabbi!</span></p>
<p style="text-align: justify;">En uzun süreli ve en çok cemaatin iştirak ettiği ibadet olan ORUÇ taki feyzi lezzeti bizlere tattır ya Rabbi! O tevhide bizleri erdiriver ya Rabbi!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #888888;">ORUÇ ibadeti ile yakaladığımız o tevhidi, hayatımızın bütün safhalarında yaşamaya evvela kendi kendimizle barışık ve tevhid halinde, sonra din kardeşlerimizle tevhid halinde, bütün insanlar ile tevhid halinde, bütün mahlukat ile tevhid halinde ve bu mertebelerden sonra zat-ı uluhiyetinle tevhid halinde olmaya cümlemizi eriştir ya Rabbi!</span></p>
<p style="text-align: justify;">Her zaman ve mekanda senin kulluğunu unutmadan, seni göz ardı gönül ardı etmeden, bizi görüp bildiğini,muhafaza ettiğini unutturma ya Rabbi! bizi seninle yaşat, seninleyken emanetini teslim al ya Rabbi!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #888888;">Şu Ramazan-ı şerif’te, Ümmet-i Muhammed’e Tevhid halinden koklat ya Rabbi! Çünkü Tevhide erince bütün problemler hal safhasına girer ya bizi bu ayrılıklardan muhafaza eyle ya Rabbi! Siyasi sınırlardan, takım tutmaya varıncaya dek birbirimizi sevemiyoruz, cami cemaati bile birbirini sevmiyor, bize birbirimizi sevecek gönül ihsan eyle, Allah’ı zülcelal’ın kulluğunda bizleri bir eyle, Dilde dilberi bir eyle, birliğinin hatırı için ya Rabbi! Tevhidinin hatırı için, bizi bu ayrılıklardan muhafaza eyleyiver ya Rabbi!</span></p>
<p><span style="color: #948a54;">Vakt-i şerif, Cuma, Ramazan-ı Şerif, ömür ve şahsiyetlerimiz,<br />
ahir ve akibet, zahir ve batınlarımız hayrola,</span><span style="color: black;"><br />
</span><span style="color: #948a54;">Aşkullah, Muhabbettullah, Marifetullah,<br />
Şevkullah ve Zikrullah gönüllere nakşola<br />
Şefaat û nebi cümlemize nasib ola efendim</span><span style="color: black;"><br />
</span></p>
<p><span style="color: maroon;"><strong>Mevlam ateş-i aşkınızı ziyâde eylesin,</strong></span><span style="color: #666666;"><br />
Gam ve telaş sizlerden uzak olsun da huzur bulasınız efendim<br />
</span></p>
<p>Fakîr Ed-dâi Nâyi <span style="color: olive;">AKDEMİR</span><span style="color: black; font-size: 10pt;"><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/oruc-ile-tevhid-eyle-ya-hu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Feragat, sevgidendir!</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/feragat-sevgidendir/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/feragat-sevgidendir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 09:00:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nurahasret</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce İklimi]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[feragat]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Hasan]]></category>
		<category><![CDATA[karakalem dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[metin karabasoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[risale-i nur]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[ulusalcılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.net/?p=234</guid>
		<description><![CDATA[Düz mantığın bildik çıkarımlarına inat, hayat paradokslarla yüklüdür. O yüzdendir ki, ‘hayat kitabı’ Kur’ân, hak üzere yaratılmış kâinatta hak üzere bir hayat yaşayabilmemiz için birer ‘paradoks’ gibi gözüken gerçeklerle tanıştırır bizleri. Buyurur ki, “Kısasta hayat vardır.” Kısası bilakis hayatın yitimi olarak görüp de Kur’ân’a karşı ukalalığa girişen seküler aklın hüküm sürdüğü toplumlarda yaşanan bunca cinayet,]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2009/08/feragat.jpg"><img class="size-medium wp-image-4312 alignleft" src="http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2009/08/feragat-300x260.jpg" alt="feragat 300x260 Feragat, sevgidendir!" width="300" height="260" title="Feragat, sevgidendir!" /></a></p>
<p>Düz mantığın bildik çıkarımlarına inat, hayat paradokslarla yüklüdür. O yüzdendir ki, ‘hayat kitabı’ Kur’ân, hak üzere yaratılmış kâinatta hak üzere bir hayat yaşayabilmemiz için birer ‘paradoks’ gibi gözüken gerçeklerle tanıştırır bizleri. Buyurur ki, “Kısasta hayat vardır.” Kısası bilakis hayatın yitimi olarak görüp de Kur’ân’a karşı ukalalığa girişen seküler aklın hüküm sürdüğü toplumlarda yaşanan bunca cinayet, caydırma ve önleme yolundaki o kadar çabaya rağmen giderek artan adam öldürmeler, bir delilidir bu hakikatin. Kısas, hayata hürmet sonucunu doğurur; kısas olmasın diyenler ise, nice masumun haksız yere öldürüldüğü bir zeminin şahidi olur.</p>
<p>Aynı şekilde, Allah yolunda öldürülenler için ‘ölüler demeyiniz’ buyurur Kur’ân. Asıl olan ahiret yurdu ve aslolan âlemler Rabbinin rızası ise; asıl ‘ölü’ler, Allah yolunda öldürülenler değildir, bilakis onlar ‘fena’dan ‘beka’ devşirmişlerdir. Asıl ‘ölü’ler, bu dünyayı ahiret hesabına yaşamayıp âlemler Rabbinin rızasını gözetmeyerek insaniyetlerini heba edenlerdir; iki ayakları üstünde duruyor, yiyip içiyor oldukları halde dahi…</p>
<p>Yine, Allah sadakaları kat kat arttırır (ribalandırır), ribayı, yani faizi ise mahveder” buyurur Kur’ân. Ahiret âleminde daha bir aşikâr görülecek bu gerçeğin sağlaması, bu dünyada dahi yapılmaktadır. Faize bir şekilde bulaşıp da huzur devşiren yoktur.</p>
<p>Yine Kur’ân’ın öğrettiği bir paradoks, ‘sevgi’ye ilişkindir ve bize bir ‘sevgi sınavı’ öğretmektedir.</p>
<p>Bugünün anlayışıyla, hele romanların, filmlerin, şarkıların aktarımıyla, bir katıksız bağlanma, bir tereddütsüz sahiplenme durumu olarak sunulur sevgi. Öyle ki, sevgiyi böyle birşey zannettiği için işi iyice abartan, bir ‘hastalıklı sevgi’yle sözümona sevdiğine ‘yâ bana yâr olacaksan, ya da hiç kimseye’ seçeneğini bırakan, bu yüzden sözümona sevdiğini ‘öldürmeye’ kıyabilen insanlar vardır. Gazetelerin üçüncü sayfalarının yarı kısmı, ‘sevmek bağlanmaktır,’ ‘sevmek sahiplenmektir’ sanan bu arızalı ruhların ortalığa buladıkları kanın ve dehşetin haberiyle dolu değil midir zaten?</p>
<p>Halbuki Kur’ân-ı Hakîm, Süleyman aleyhisselamın henüz bir ‘peygamber’ değil, bilakis gençliğe doğru adım atmak üzere olan bir genç iken Allah’ın dilemesiyle sahip olduğu hikmetin bir nişanesi olarak dile getirdiği bir ‘sevgi sınavı’nın haberini bize verir. ‘Bir çocuk ve iki kadın’ diye özetleyebileceğimiz bir sevgi sınavını…</p>
<p>Ortada tek bir çocuk vardır, ama iki kadın o çocuğun ‘annesi’ olduğu iddiasındadır. Aralarındaki mesele, aynı zamanda hükümdar olan Davud aleyhisselama kadar gelir ve Davud aleyhisselam çocuğun kadınlardan birine verilmesine hükmeder. Ama huzurunda bulunan oğlu Süleyman, hükmün yanlış olduğu kanaatindedir. Bunun üzerine, Davud aleyhisselam meseleyi çözmesini oğluna havale ettiğinde, Süleyman aleyhisselam herkesi dehşete düşüren bir ‘çözüm’e hükmeder. Çocuk ortadan ikiye bölünecek; yarısı bir kadına, yarısı ötekine verilecektir. Kadınlardan biri bu çözüme karşı sessiz kalır; diğeri ise, çocuğun ölümü anlamına geldiği aşikâr bu ‘çözüm’ gerçekleşmesin diye, kendi ‘annelik’ iddiasını geri çeker ve çocuğun öbür kadına verilmesini ister. Tam da burada, Süleyman aleyhisselama verilen hikmet mucizevî bir surette kendini gösterir. “Çocuk, feragat eden bu kadınındır. Çocuğun annesi odur ve ona verilmelidir” buyurur Süleyman aleyhisselam.</p>
<p>Kıssada görüldüğü üzere, Süleyman aleyhisselamın çocuğun kime ait olduğunu anlamak için seçtiği ‘sevgi kriteri’ manidardır. Bir çocuğu herkesten fazla annesi sevebilir; ve bir anne, çocuğunu o kadar çok, o kadar içten ve o kadar gerçek bir sevgiyle sever ki, çocuğunun hayatını başka herşeye feda edebilir. İşte o kadın, çocuğun kendi çocuğu olduğundan emin olduğu halde, ve daha doğrusu çocuğun kendi çocuğu olduğundan emin olduğu için, Süleyman aleyhisselamın gerçekte asıl çözümü arkasında gizleyen zahirî ‘çözüm’üyle çocuğunun hayatından olmasın diye, çocuğuyla ilgili bütün iddialarından vazgeçmiş; davasında haklı olduğu halde, terk ve feragat yolunu seçmiştir. Bu yolu seçmesiyle de, çocuğun asıl annesinin kendisi olduğunu isbat etmiştir. Çünkü ancak gerçek bir anne ‘haksızlıkla suçlanmak’ pahasına çocuğunun hayatını kurtarmayı, çocuğunun hayatı pahasına ‘haklı çıkmaya’ tercih edebilir!</p>
<p>Sevmeyi neredeyse ölümüne bağlanmak ve neredeyse boğarcasına sahiplenmek diye anlayan patolojik sevgi tariflerinin rağmına, Kur’ân hazinesinden Hz. Süleyman’ın eliyle bize sunulan bu sevgi ölçüsü, ‘ölümüne direnmek’ yerine içinde hayat olan bir tercihe yönelmeyi şiar edinmiş ruhumu ‘mertlik testine tâbi tutanlar’a karşı kalbimi serinletiyor. Terketmediği için sevdiğinin ölümüne sebebiyet vermeyi değil, sevdiğinin hayatiyeti için terk etmeyi göze alabilmenin erdemine aklımı da ikna ediyor üstelik.</p>
<p>Yine bu hikmet iledir ki, Hz. Hasan’ın zor zamanda gerçekleştirdiği ve nicelerinin akıl sır erdiremediği feragati de, eseri Risale-i Nur için ‘Hz. Hasan’ın bir manevî veledi’ de diyen Bediüzzaman’ın sözümona ‘başarısız’ gözükmeye razı olarak sergilediği geri çekilme, terk ve feragatlari de tereddütsüz bir şekilde anlayabiliyorum.</p>
<p>Hz. Süleyman’ın eliyle bize sunulan bu hikmet, öte taraftan, bu topraklarda “Ya sev, ya terk et!” söylemi üzerinden bir faşizm üretmeye çalışan milliyetçi, ulusalcı, cemaatçi her türden zavallıyı gördüğümde dudaklarımda acı bir gülümsemenin belirmesine sebebiyet veriyor. İçimden bir ses, “Seviyorsan, gerekirse terk edersin; terke zorlarken terk edemediğine göre, sevgi sınavından kalan sensin” diyor, terk etmeyi sevmenin zıddı bilen bu anlayışın sahiplerine…</p>
<p>Nitekim, sevmenin gereğinde terk ve feragati de içerdiğini bilemediği için, düz mantığına sevmek ne pahasına olursa olsun sahiplenmektir diye bildiği için, içine girdiği yüreği de, kurduğu aile hayatını da, kurulan dostlukları da, mensubu ve belki önderi olduğu camiayı da, hatta içinde bulunduğu toplumu da felâkete sürükleyen ‘sözde sevgili’lerden geçilmiyor ortalık.</p>
<p>‘Üçüncü sayfa haberleri’ni bir örnek olarak hatırlatmıştım hani.</p>
<p>Dilerseniz, ‘Ergenekon’ ve ‘ulusalcılar’ merkezli ‘birinci sayfa’ haberlerine de bu gözle bakabilirsiniz..</p>
<p>Metin Karabaşoğlu – karakalem.net</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/feragat-sevgidendir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paslı Anahtarlar</title>
		<link>http://www.yoremizden.com/pasli-anahtarlar/</link>
		<comments>http://www.yoremizden.com/pasli-anahtarlar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 08:45:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nurahasret</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce İklimi]]></category>
		<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[devşirmek]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[inançlar sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[islam dini]]></category>
		<category><![CDATA[karga]]></category>
		<category><![CDATA[külfet]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Selahattin Şimşek]]></category>
		<category><![CDATA[meslek]]></category>
		<category><![CDATA[Norm]]></category>
		<category><![CDATA[Paslı Anahtarlar]]></category>
		<category><![CDATA[şerefli]]></category>
		<category><![CDATA[şuursuz]]></category>
		<category><![CDATA[zaaf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoremizden.net/?p=152</guid>
		<description><![CDATA[Her meseleye Batı normlarıyla bakmak, kendi dünyasına yabancılaşmış insanların ortak tavrıdır.Batı &#8221;din&#8221; derken, toplumuna hakim inançlar sistemini, özellikle Hristiyanlığı kastederken, başka iklimlerdeki uydular, kendi gerçekleri üzerinde düşünmek &#8221;külfetini&#8221; göze almak yerine, aynı kişileri kullanma &#8221;kolayını&#8221; seçerler! Efendilerinden devşirdikleri paslı anahtarların her kapıyı açabileceklerini sanırlar! Çok yönlü şuursuzluklarının temelinde ekseriyetle bunu görebilirsiniz. Din diye anılageldikleri için,]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-167" title="anahtar" src="http://www.yoremizden.net/wp-content/uploads/2009/06/anahtar-150x150.jpg" alt="anahtar 150x150 Paslı Anahtarlar" width="150" height="150" />Her meseleye Batı normlarıyla bakmak, kendi dünyasına yabancılaşmış insanların ortak tavrıdır.Batı &#8221;din&#8221; derken, toplumuna hakim inançlar sistemini, özellikle Hristiyanlığı kastederken, başka iklimlerdeki uydular, kendi gerçekleri üzerinde düşünmek &#8221;külfetini&#8221; göze almak yerine, aynı kişileri kullanma &#8221;kolayını&#8221; seçerler! Efendilerinden devşirdikleri paslı anahtarların her kapıyı açabileceklerini sanırlar! Çok yönlü şuursuzluklarının temelinde ekseriyetle bunu görebilirsiniz.</p>
<p>Din diye anılageldikleri için, batıl dinlere yöneltilen bir kısım haklı tenkidleri; sanki İslam Dini onlarla aynı kefeye konulabilirmiş, onlardaki zaaflara malulmüş gibi, onun içinde geçerli zannederler!</p>
<p>Öyle ya: &#8221;Karga uçtuğuna göre, her uçan şey niye karga olmasın?&#8221;</p>
<p>Düşünmemenin, kuklalığın &#8221;rahat&#8221; bir meslek olup olmadığı tartışma götürürse de , &#8221;şerefli&#8221; olmadığı hususunda zerrece şüphemiz yoktur.</p>
<p>Mehmet Selahattin Şimşek</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoremizden.com/pasli-anahtarlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

