Category Archives: Kişisel Gelişim
Aşkımız kime?
Aşk, ona kapıldığın zaman tüm hissiyatının mantığına galip gelip seni o yolda sürükleyen şeydir. Çılgınca akan bir nehirde nereye gideceğini bilmeden yüzmeye çalışmak gibidir. Akıl ve mantığın durduğu andır. (mecaz-i aşk dediğimiz şey)
Aşk bir değer vermedir. Yalnız o değer karşıdakini kusursuz gibi görüp sevmek, tüm hayatını ona göre planlamak, her şeyde onu görmek, her an onu düşünmek, her sabah uyandığında aklına gelen ilk şeyin o olması ve onunla beraber olmayı dünyadaki her şeyden daha kıymetli görmek vs…
Müslüman, ruhsal sorun yaşar mı?
Ben üniversite ikinci sınıf öğrencisiyim. Dindar bir insanım. Ama sebebini izah edemediğim birtakım ruhî sıkıntılarım oluyor zaman zaman. Ve böyle bir durum yaşadığımda, inancımdan şüpheye düşüyorum. Yani “İnançlı biri isem, neden bu şekilde ruhî bunalıma düşüyorum?” diye sormaya başlıyorum kendi kendime. Kafamda dindar bir insan, ruhsal rahatsızlık yaşamaz diye bir düşünce var. Bu doğru mu? Bu konuda bana yardımcı olursanız, çok sevinirim. Şimdiden teşekkür ederim.
Cevap:
“Yaşar, ama hafif atlatır!”
Psikanalize Yasak!
FREUD, babasının üçünü evliliğinden olmuştu. Doğduğunda babası Jacob 40, annesi Amalia 21 yaşındaydı. Üvey kardeşlerinin yaşı annesine yakındı ve kendi yaşında yeğenleri vardı. Bekar olan ağabeyinin annesine eş olarak babasından daha çok uyduğunu düşünür, buna bir anlam veremezdi.
Yahudi olan Freud, Yahudi düşmanlığının hüküm sürdüğü Viyana’da büyüdü. Babasının ölümünden sonra sık depresyona giriyor; çarpıntı, mide ağrısı ve migrenden sıkıntı çekiyor, bazen bayılıyordu. Çalışmaları kötüye gittiğinde huysuzlaşıyor, depresyonu ve yorgunluk şikâyetleri artıyordu. Hastalarının hiçbirinin analizini tamamlayamamış, obje olarak kendine ve ailesine yönelmişti.
İnsanlar Niçin Farklıdır?
AKIL, kalp, vicdan, korku, sevgi, iman gibi binlerce manevî hazine ile donatılmış insanoğlu, dünyayı paylaştığı diğer canlılar içerisinde maddî olarak dahi en mükemmel şekilde yaratılmıştır.
İnsanın apayrı bir nev olması, bazı temel özelliklerin, her ferdinde aynı olmasıyla mümkündür. Normalde, her insanda iki el, iki ayak, iki kulak, iki göz, tek burun, bir ağız vardır. Yapı itibariyle de bütün insanların organları aynıdır. Herkesin akciğeri, böbreği, kalbi, insan vücudunun hiç değişmeyen bir bölgesindedir. Bu birlik ve beraberlik ve birbirine benzemeklik, insanın yaratıcısının tek bir Allah olduğunun nihayetsiz delillerinden biridir. Tıp ilmi insanın bu özelliğinden dolayı ortaya çıkmış ve gelişmiştir. Eğer insan vücudunun yapısında bu birlik mührü olmasaydı, her insan için ayrı bir tıp ilmi gerekecekti. Meselâ cerrahların insan organlarını elleriyle koymuş gibi bulmaları, mümkün olmayacaktı.
Kadınlar ne ister, Erkekler ne anlar?
TİMSAHLA filin dillere destan evliliğini duymuşsunuzdur belki. İki sevgili evlendikten sonra, birbirlerine kendileri için “en değerli” olanı verme yarışına girerler. Timsah gölden en güzel balıkları çıkarıp sevgilisi file ikram eder. Fil de pek sevdiği yeşil yapraklarının en tazelerinden çırpıp sevgilisinin önüne atar. Fakat sonuç hüsrandır. Otçul olan fil için balıklar, etçil timsah için de tazecik yapraklar hiç de değerli değildir. Çift, sonunda anlar ki, herkesin kendisi için “en değerli” olanı vermesi iyi niyetli ancak teknik olarak yanlış bir davranıştır; hem iyi niyetli hem de teknik olarak doğru davranış eşi için “en değerli” olanı vermektir. Sonuç olarak, fil timsaha hortumuyla tuttuğu ve zaten yemeyeceği balıkları, timsah da gölün dibinden kopardığı ve zaten sevmediği tazecik yosunları vermeye başlar. Mutlu olurlar; çünkü birbirlerini anlamaya vakit ayırmışlardır. İkisi de “Ben elimden geleni yapıyorum ya!” savunmasına girmemiştir.
Evliliği Yürütmek İçin

TÜRKİYE’DE ‘evlilik okulu’ adı altında hizmet veren özel veya resmî bir eğitim kurumu biliyor musunuz? Ben bilmiyorum, en azından duymadım. Bazı üniversite hocalarının özel çabalarıyla ‘ana baba okulu’ adı altında halka açık kurslar düzenlendiğini biliyorum, ancak gençleri evliliğe hazırlayan bir ‘evlilik okulu’ bilmiyorum.
Yanlışa Müdahale ve Çoğulculuk
İçinde yaşadığımız zaman dilimi, birarada yaşama, hoşgörü, çoğulculuk gibi kavramların hüküm sürdüğü farklıbir dünya fotoğrafı çıkarıyor karşımıza. Bu kavramların aslında neanlama geldiği, neyi hedeflediği ve muazzez dinimiz tarafından neölçüde tasdik edildiği konusunda ciddi bir zihniyet krizi yaşadığımızortada.
Kur’an ve Sünnet bizden, yaşadığımız ortama veşartlara bukalemun gibi ayak uydurmamızı değil, içinde bulunduğumuzortam ve şartları mümkün olduğunca Allah Tealâ’nın rızasına uygun halegetirerek yaşamamızı istiyor. Nasıl ki din değişmek ve dönüşmek içindeğil, değiştirmek ve dönüştürmek için gönderilmişse; aynı şekildemüslüman da bu anlayış içinde hareket etmek durumundadır.
İçinde yaşadığımız zaman dilimi, bilhassa Batı’dan esen rüzgârların etkisiylebir arada yaşama, hoşgörü, çoğulculuk… gibi kavramların hüküm sürdüğüfarklı bir dünya fotoğrafı çıkarıyor karşımıza. Toplum olarak hiçbirmuhakemeye tabi tutmadan kabul edip kullandığımız bu kavramlarınaslında ne anlama geldiği, neyi hedeflediği ve muazzez dinimiztarafından ne ölçüde tasdik edildiği konusunda ciddi bir zihniyet kriziyaşadığımız ortada.
Fazla Kilolardan Nasıl Kurtulmak İçin
HER NE KADAR kilo probleminiz olup olmadığını dış görünüşünüzden anlayabilirseniz de, uzmanlar bu iş için özel bir formül geliştirmişlerdir. Söz konusu formüle göre, şişmanlığı tanımlamak için önce, ağırlığın vücut kitle indeksinin (VKİ) neresinde olduğunun tesbiti gerekmektedir. VKİ, ağırlığın boy’un karesine bölümüne eşittir.
Ağırlık(kg) / boy2(m)
Normal sayılan değerler 18,5 ile 24,9 arasında değişir. Eğer VKİ 25 ile 29,9 arasında ise kilolu 30’dan fazla ise şişman tanımına girer.
Çocuk Yapmak
“Çocuk yapmayı düşünüyor musunuz?”
Sanki, düşünmediği halde bile, zaman zaman anne ve baba olmuyor mu insanlar?
Çok zaman düşünmemeyi sürdürerek, çocuklarını ziyan etmiyor mu aileler, toplumlar?
Sonra, düşünüyor ama çocuk sahibi olamıyorlar.
Sahi, onlar ne yapacak?
Çocuk…
Yapmak…
Düşünmek…
Sevmeyi Seviyorum

Gelemiyorum sıkıntıya, sınırlar daraltıyor rûhumu… İnsan olmak zor iş… Sabretmek, sıkılmamak, “sıkıldım” dememek, hep insanlığın bir gereğiyse eğer?! Lâkin insanlık başlığı altında olmak istemeyenlere ‑dünya şartlarında sefâleti saadet zannedenlere- kolay her şey!.. Hani o mâlum belgesellerdeki “iki ayaklı hayvan” tâbirini haklı çıkarırcasına yaşamak… En basit, en alt, en dipsiz seviye…
Evlenmeyi Düşünenlere, Evlenirken nelere dikkat edilir.
“İçinizden bekâr olanları evlendirin” mealindeki âyeti bizim arkadaşlar “Evlenmeyi düşünenlere yol gösterecek bir yazı yayınlayın” diye de tefsir ettikleri için, hayli zamandır sıkıştırıyorlardı beni. Tarkan’dı, İkiz Kuleler’di derken, sonunda sıra geldi bu konuya. Ve, evlilik hazırlığı yapan gençlerin çeyizinde bulunsun diye tavsiyelerimi kaleme aldım. Yazdıklarım kişisel fikirlerim sayılmaz; çoğu terapistin de katılacağı tavsiyelerdir bunlar.
Şanslı olduğunuzu da bilin. Bizim zamanımızda bu konularda pek konuşulmaz, fikir verilmezdi. Evli-barklı, olgun-oturaklı abilerimiz hep çok daha mühim mevzuları anlatır, bu konuya gelince susarlardı. Dinî dergilerde de yer almazdı bu konular, gençlerin zihni dağılmasın(!) diye. Öyle olunca da biz fısır fısır konuşurduk aramızda: “Evlensek mi acaba? Nasıl biriyle evlensek?” “Hoşlandığım bir kız var ama namaz kılmıyor, problem olur mu dersin?” “Büyüklerimin bulacağı bir kızla evlensem mutlu olur muyum sence?”
Aşk ve Şevk Nasıl Korunur

“Hayat faaliyet ve harekettir, şevk ise matiyyesidir (bineğidir).”
Bediüzzaman
Yapılan işin mânâlı olması, sevilmesi, aşk, şevk ve heyecan vermesi kişiyi hayata bağlayan en mühim faktörlerdendir. Zîrâ hayatın işleyişi; aşk ve şevk üzerine örgülenmiştir. Hayatın dinamosu faaliyet ve harekettir, bunların da motoru şevk ve iştiyaktır. Şevk, bir işi, ‘gönüllü ve istekli yapmak’ mânâsına gelir. Çünkü insan; iştiyak, lezzet ve muhabbet duymadığı bir işi yapmak istemez. Yapsa da, iştiyak ve muhabbet duymadığından yapılan işte bir verim olmaz. Dolayısıyla, yapılan işlerin mükemmel olması, ona katılan aşk ve şevkle irtibatlıdır. Öğrenme de öyledir.













