Boğaziçi Köprüsünün Hatırlattıkları…

0
453 kez

Geçenlerde Boğaziçi Köprü-sü’nden geçtim…Sahildeki yollara, insanlara baktım. Bir sürü insan… Gençlik yıllarımı hatırladım. Hedef yok, gaye yok, para yok… Yorgundum, ne yapacağımı bilmiyordum. Sıkılıyordum…

Büyük bir manevi boşluk vardı içimde. “Ben başka bir insan olacağım!” diye karar verdiğim an bu manevi boşluk gitti. Kitap ve dergi almaya başladım. O zamana kadar hayatımda kitaplar yoktu. Nasıl ki filizin içindeki fabrika ve ustalar görülmez, aynen öyle de insanı başkalaştıran tecrübeler de elle tutulmaz, gözle görülmez amma insanın hayatına bir başka yön verir.

Büyük okyanusta günlerce yol almaktan bıkmış tayfalar, yolcular gibi eğlenmek istemişler. Geminin tek parolası EĞLENMEK olmuş. Eğlenmek için her şey meşru… Yeter ki eğlenin.

Tayfalar eğlenmeye başlayınca pusulaya bakan kalmamış. Pusulasız olmak, dümensiz gitmek dahi eğlence… Nihayet iki gemi çarpışıyor. Sulara dökülen insanlar, bağıranlar, boğulanlar…

Hepsinin müşterek tarafı, hedefsizliktir. Hedefin olmadığı yerde anarşizm vardır. Anarşizmle hedef, karanlıkla ışık gibidir. Biri giderse diğeri gelir.

Hedefsizlik, taş gibidir. Boldur. Fakat hedef, elmasa benzer. Bulmak da kâfi değil, bir de kuyumcu olmak gerekir ki; onu anlatabilelim.

Dünyada pek çok hedefler bulunabilir amma en güzel hedef, Allah rızasıdır. Allah rızası, O’nu bilmenin, O’nun emir ve yasaklarına uymanın gayretine verilen ücrettir. Bir yere giden, sadece gideceği yerle ve yolculuğu ile meşguldür. Bir iş görmek isteyen, başkalarıyla alakadar olmaz. Öyle ise Allah rızasını isteyen, O’nun rızasının dışındaki her istekten vazgeçecek, her isteğini Allah rızasına bağlayacak, sadece o istikamette gidecek, onun dışındakileri ayrılık sayacak… Şeytanla meleğin mücadelesi burada başlıyor! İşte bu noktada “ölmeden evvel ölünüz” emri gündeme gelir. Yani haramlarda ölün, helallerde dirilin. Nefsinize tabi olmayın, Allah’a tabi olun. Zamana uymayın, zamanı kendinize uydurun. Asr-ı Saadet’te, sahabeler her yerde, camideki gibiydi. Camide başka, sokakta başka değildi.

Rahmetli arkadaşım Hikmet Polat demişti ki; “Bu asrın en büyük hususiyetlerinden biri beyin tembelliğidir.” Yani kafayı çalıştırmamak… Dünyevi bir iş Allah rızası için olur mu? Helal olan her iş Allah rızası içindir.

Peygamber Efendimiz’in hayatını okuyalım. Okuyunca yaşadığımız hayatı beğenmeyeceğiz. O zaman diyeceğiz ki; “mademki hayatım deforme olmuş, öyleyse şahsî hayatımda reform yapacağım, hayatımın her noktasını yenileyeceğim.”

“Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
Bakamam, aynada, aynada vicdan.
Beni beklemeyin, o bir hevesti
Gelemem, aynalar yolumu kesti…”

Bizler, İslam gemisinin mürettebatıyız. Motor dairesindeyiz. Makineler harıl harıl çalışıyor. Her taraf yağ ve zift. Mazot kokusu kanımıza işliyor. İşte o anda düşünüyoruz; pencerelerden seyret, içlerine girme. Çünkü sen mürettebatsın…

Hekimoğlu İsmail

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here