Yearly Archives: 2010
Erkeklerin kadın üzerindeki hakları nelerdir?
Erkegin hanimi üzerinde hakki çoktur. Kadin kocasi ile iyi geçinmelidir! Hadîs-i serîfte buyuruldu ki: (Kadinin cihâdi, kocasi ile iyi geçinmektir.) [Taberânî]
Bir kadin, kocasini güzel karsilar, güzel sözler söyleyerek hosnutlugunu kazanmaya çalisirdi. Peyamber aleyhisselâm, kadinin bu hareketinden dolayi kocasina buyurdu ki:
(Hanimina selâm söyle, yari sehid sevâbina kavustugunu haber ver!) [Sir'a]
[Asagida siyah harferle yazilanlarin hepsi hadîs-i serîftir]
Kadinlarin Cennete girmeleri erkeklere göre daha kolaydir.
(Kadin, bes vakit namazi kilar, orucunu tutar, kendini yabancilardan korur ve kocasina muti olursa, Cennete girer.) [Ibni Hibbân]
Erkegini râzi eden kadin için korku yoktur: (Kocasi râzi oldugu halde ölen kadin Cennete girer.) [Tirmizî]
Kadina zînet esyâsi mubâhtir. Zînet almak için kocasini müskül duruma düsürmemeli, yabancilara zînetlerini göstermemelidir! Böyle olunca zînetleri Cennete girmelerine ma’nî olmaz. (Cennette kadinlarin az oldugunu gördüm. Sebebini sordum. “Onlari altin ve zînet esyâsi mesgûl etti.” dediler.) [I. Ahmed]
Kocasina, elinden geldigi kadar güler yüzlü davranip, sevgi göstermeli, dili ile de onu incitmemelidir. (Kiyâmette Allahü teâlâ, kocasina dili ile eziyet eden kadinin dilini 70 arsin uzun yapip, boynuna dolar. Kocasina kötü gözle bakan kadini da basi kesik ve bedeni parçalanmis hâle çevirir.) [Sir'a]
(Senden ne gördüm) diyerek küfrân-i ni’mette bulunmamalidir! (Eger kocalarina karsi küfrân-i ni’mette bulunmasalar, namaz kilanlar hemen cennete girerdi.) [Sir'a]
(Cehennem halkinin ekseriyetini kadinlarin teskil ettigini gördüm. Sebebi de, çok la’net ederler ve kocalarina karis küfrân-i ni’mette bulunurlar.) [Buhârî]
Kocasina bir iyilik yapmissa, basina kakmamalidir. Yeme ve giyme gibi husûslarda kocasini üzmemeli, yapamiyacagi seyi ondan istememelidir! Kocasinin serefini korumali, her iste onun rizâsini kazanip gönlünü hos etmeye çalismalidir!
(Kocanin hanimi üzerindeki hakki, benim sizin üzerinizdeki hakkim gibidir. O hâlde kocasinin hakkini gözetmiyen, Allah’in hakkini gözetmemis olur.) [Sir'a]
Kadin, kocasini üzmemelidir. Birgün Hz. Fâtima, agliyarak babasinin huzûruna geldi. Resûlullah buyurdu ki:
- Yâ Fâtima, niçin agliyorsun?
- Kasitsiz söyledigim bir sözden Ali bana kizdi. Özür diledim. Fakat onu üzdügüm için agliyorum.
- Kizim, bilmez misin, Allahü teâlânin rizâsi kocanin rizâsina baglidir. Ne mutlu o kadina ki dâima kocasinin rizâsini arar, kocasi ondan râzi olur. Kadinlar için en üstün ibâdet, kocasina itâ’attir. Erkek, hanimindan râzi olunca, o kadin istedigi kapidan Cennete girmeye hak kazanir. Kocasini üzen kadin, onu râzi edinceye kadar, Allahü teâlânin la’netinde olur.) [R. Nâsihîn]
Kadinlara Nasîhat
Imâm-i Rabbânî hazretleri, sâliha bir hanima yazdigi mektûpta buyuruyor ki:
Kalb, göze tâbidir. Gözler harâmdan sakinmazsa, kalbi korumak güç olur. Kalb, harâma dalarsa, günâhlardan sakinmak güç olur. O hâlde, îmâni olanlarin, harâm islememesi, harâma bakmamasi lâzimdir. Erkeklerin homoseksüel olmasi harâm oldugu gibi, kadinin da homoseksüel olmasi, ya’nî herhangi bir kadina sehvet ile dokunmasi ve bakmasi harâmdir. Kadinlarin, kadinlara sehvet ile bakmasi ve dokunmasi, kocasindan baskasina, erkek ve kadin, kim olursa olsun, yabanciya süslenmeleri câiz degildir. Erkekle kadin, baska cinsten olduklari için, bir araya gelmeleri nisbeten güçtür. Kadinin kadina yaklasmasi ise daha kolaydir. Bunun için kadinin kadina bakmasi ve dokunmasi, erkegin kadina ve kadinin erkege bakmasindan daha kötü olabilir. Lezbiyenlige fransizca safizm deniyor.
Erkegin erkek için ve kadinin kadin için avret yeri, diz ile göbek arasidir. Bir kadin, baska bir kadinin, göbek ile diz arasina bakamaz. Zarûretsiz bakarsa, harâm islemis olur. Kadinin yabanci erkek için avret yeri, el ve yüzünden baska, bütün bedenidir. Baskasinin avret yerine, lüzûm yokken, sehvetsiz de bakmak harâmdir. Hadîs-i serîfte (Erkek, erkegin ve kadin da kadinin avret yerine bakmasin) buyuruldu. (Esi’at-ül-leme’ât)
Hz. Ümm-i Seleme vâlidemiz anlatiyor:
Resûlullahin yaninda iken, iki gözü de görmiyen Ibn-i Ümm-i Mektûm hazretleri, izin isteyip içeri girdi. Resûlullah bize, (Içeri girin) buyurdu. (O a’mâ degil mi, bizi görmez) dedim. (O sizi görmüyorsa, siz onu görüyorsunuz) buyurdu. (Tirmizî, Ebû Dâvüd)
Kına Nedir? Kınanın Faydaları Nelerdir?
Kına özellikle Arabistan’da yetişen kına ağıcının yapraklarının kurutulup öğütülmesi ile elde edilen bir toz. Bu ağaç büyüklük itibariyle Arabistan kirazı (sedir ağacı)na, yaprakları da zeytin yaprağına benzer. Kına (hına) ile erkekler saç ve sakallarını, kadınlar ise saçlarını ve ellerini soyarlar. Sade olarak kullanıldığı gibi, çivitle karıştırılarak ta kullanılır. Turuncuya çalan kırmızımsı hoş bir rengi vardır. İnsanların tedavi maksadı ile kullandıkları görülmüştür.
Kına soğutucu ve vücudu rahatsız etmeden kurutucu özelliklere sahiptir. Kına, vücuda sürülür; sertlikleri yumuşatır. Su ile kaynatılarak ateş yanığı üzerine sürülürse gayet faydalıdır. Soğutucu, hafif rutubet verici ve yumuşatıcı özelliğe sahiptir.
Merhem halinde ağrıyan yerlere sürüldüğü zaman, sinirleri yumuşatır ve ağrıya teskin eder. Toplama özelliği de olduğundan organları kuvvetlendirir. Tereyağı ile macun yapılır ve müzmin uyuz yaraları üzerine sürülürse iyileştirir. Macun olarak ateşli yaralar üzerine sürülmesi de faydalıdır. Ağız yaraları ve bilhassa çocukların ağzında ve dilinde meydana gelen sivilceler (pamukçuk) için gayet faydalıdır.
Balmumu ve gülyağı ile karıştırılarak macun yapılıp sürülürse; yanlarda meydana gelen ağrılara ve Dermansızlığa karşı faydalıdır. Kına, taze yaralar için gayet faydalıdır. Bazı bileşiklerin içine katılarak merhem gibi kırık çıkıklar üzerine sürülürse iyileştirir. Sinir ağrılarına karşı da faydalıdır. Kına, saç bitirir, saçı kuvvetlendirip güzelleştirir.
Radyasyon Nedir? Zararları Nelerdir?
Radyasyon Nedir? ;
Hepimizin bildiği gibi maddenin yapı taşı atomdur. Atom ise proton ve nötronlardan oluşan bir çekirdek ve çekirdeğin etrafında dönen elektronlardan oluşmaktadır. Eğer herhangi bir maddenin atom çekirdeğindeki nötronların sayısı proton sayısından fazla ise çekirdekte kararsızlık oluşur ve fazla nötronlar parçalanır. Bu parçalanma sırasında ortaya alfa, beta, gama adı verilen ve çıplak gözle görülmeyen ışınlar çıkar. Bu ışınlara “radyasyon” denir.
Malesef günümüzde doğal olarak ya da teknolojik gelişmeler sonucu üretilen bir çok cihaz radyasyon yaymaktadır. Radyasyon yayan bu maddelere ise radyoaktif madde denir. Biz hiç farkında olmadan organlarımız, dokularımız sürekli olarak radyasyonla etkileşime girmektedir. Bu etkileşim bazen gözle görülür durumlarda olurken bazen de hiç haberemiz olmadan vücudumuzu etkilemektedir.
Radyasyon, dalga, parçacık veya foton olarak adlandırılan enerji paketleri ile yayılan enerjidir ve daima doğada var olan, birlikte yaşadığımız bir olgudur. Radyo ve televizyon iletişimini olanaklı kılan radyodalgaları, endüstride kullanılan x-ışınları ve güneş ışınları günlük hayatımızda alışkın olduğumuz radyasyon çeşitleridir.
Radyasyon ilk çağlardan beri vardır ancak insanlığın radyasyonu keşfetmesi 1896′da Fransız fizikçi Henri Becquerel’ın uranyum tuzunun ışınlar yaydığını farketmesiyle gerçekleşmiştir. Teknolojinin ve sanayinin gelişmesiyle de uranyum elementi kullanılmaya başlanmış ve radyasyonun etkileri giderek artmıştır.
Fıkra Gibi İddia
TRABZON’da arkadaşlarıyla 5 bin lira karşılığında “5 tepsi baklavayı yerim” diyerek iddiaya giren 60 yaşındaki İsmail Yaylı, az daha canından oluyordu.
Ali ZENGİN / AHT
3 tepsi baklavayı bitiren Yaylı, fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Şeker komasına girdiği belirtilen Yaylı’nın midesi yıkandı. Bir inat uğruna iddiaya girdiğini ifade eden Yaylı, “Olaydan 2 saat önce 3 porsiyon ızgara hamsi yemiştim. İddia ediyorum, o hamsileri yememiş olsaydım 5 tepsi baklavayı yerdim” dedi.
MARMARA ÜNİ TS ALS DERNEĞİ ZİYARETİ
Marmara Üni TS ALS Derneği Ziyareti
Marmara Üniversitesi Trabzonsporlular Kulübü yöneticileri sorumluluk bilinci içerisinde Ataköy’deki ALS-MNH Derneğini ziyaret etti. Marmara Üni TS sosyal sorumluluk projeleri çerçevesinde ALS hastalığını Türkiye’ye tanıtmak amacıyla dernek başkanı Trabzonspor eski futbolcusu İsmail Gökçek ve diğer dernek yöneticileriyle görüşerek hastalık hakkında bilgi sahibi oldu. Marmara Üni TS yöneticileri rekabetin sadece tribünlerde değil, bu alanlarda da olması gerektiğini vurguladı. Kulüp yöneticileri bilgi sahibi olduktan sonra hep birlikte derneğe üyeliklerini gerçekleştirdiler. Dernek başkanımız İsmail Gökçek bu ziyaretten çok memnun olduğunu ve Trabzonspora şampiyonluk yolunda başarılar diledi.
Son olarak kulüp yöneticileri Mustafa Alp Girayhan Demirci, Sercan Akan, Derya Paşaalioğlu, Fatih Karaal, Metin Şişman, Merve Mert, Barış Doğan, Kevser Eyüboğlu, Ali Sina Tellioğlu ve Miraç Nalbant, İsmail Gökçek’e Marmara Üni TS atkısı ve tişörtü hediye etti.
Ayrıca bir çok basın mensubu bu anlamlı ziyarette bulundular.
Milli Boksör Sinan Şamil Sam’ın durumu ciddi
Karaciğer yetmezliği nedeniyle tedavi gören eski milli boksör Sinan Şamil Sam’ın durumu ciddiyetini koruyor. Türkiye Diyanet Vakfı Özel 29 Mayıs Hastanesi‘nde tedavisi devam eden ve yoğun bakımda bulunan Sam’ın doktoru Doç. Dr. Dilek Oğuz, bugün gazetecilere yaptığı açıklamada, milli boksörün durumunun çok ciddi olduğunu söyledi. Sam’ın 16 Aralık Perşembe günü karaciğer yetmezliği teşhisiyle hastanelerine geldiğini kaydeden Oğuz, ”Şu an karaciğer yetmezliğiyle savaşıyoruz. Bize gelmeden birkaç gün önce başka bir hastanede mide kanaması tedavisi görmüş. Ardından kendisinin buraya sevk edilmesini istemiş. Karaciğer yetmezliği son derece ciddi bir hastalık ve bazı komplikasyonları var. Biz de şu an bunlarla mücadele ediyoruz. Sam uyaranlara cevap veriyor, ancak tam anlamıyla bilinci açık diyemeyiz” diye konuştu. Oğuz, Sinan Şamil Sam‘ın hastalığıyla ilgili basında yer alan ”aşırı alkol kullanımı” ifadelerinin doğruluğu sorulduğunda ise şunları söyledi: ”Karaciğer yetmezliğinin bir çok sebebi olabilir, ancak etik açıdan biz bunu sizinle paylaşamayız. Kaldı ki şu an önemli olan bu hastalığın sebebi değil. Gelinen noktada önemli olan tedavidir. Bizim hastanemizden hiç kimse bu konuyla ilgili ufacık bir açıklama dahi yapmamıştır. Neden ne olursa olsun şu an bunun önemi yok.” Dilek Oğuz, Sinan Şamil Sam‘ın tekrar spora dönüp dönemeyeceği ile ilgili soruya, ”Karaciğer sirozu hiç bir zaman geriye dönmez, ancak karaciğer nakli olursa toparlayacaktır. Sinan Şamil Sam’ın yakın bir zamanda spora dönmesi gibi bir olasılık yok. Şu an durumu ciddi ama değişebilir. Bir öngörümüz yok. Tüm destek tedavileri uyguluyoruz. Komplikasyonların geçmesinin ardından bunun tek çıkar yolu karaciğer naklidir” şeklinde cevap verdi. Basın toplantısında söz alan Sinan Şamil Sam’ın amcası Eşref Sam da ailece çok üzgün olduklarını belirterek, ”Biz Sinan’ı manşetlere hep başarılarıyla çıkardık, gururlandık ancak gazetelerde alkol kullanımıyla ilgili çıkan haberler bizi çok üzdü. Zaten stres ve üzüntü altındayız. Bir de bunları görünce yıkıldık, böyle olmamalıydı. Sinan alkolik, sokak adamı gibi gösterilmemeliydi. Değeri bilinmeliydi” ifadelerini kullandı.
Hamsi Çin’e kadar uzandı
Bartın’da 65 çeşit konserve üreten fabrikanın hamsi konservesi, ABD’nin talep ettiği ürünlerin ilk sırasında yer alıyor. Kentte 1952′de kurulan Türkili Konserve, yılda ürettiği 30 milyon kutu konserveyi iç piyasanın yanısıra AB ülkeleri, ABD, Avusturya, Çin, Orta Asya ve Afrika ülkelerine ihraç ediyor. Türkili Konserve Fabrikası Sahibi Serhat Çörek, ‘ABD’nin ithal gıda ürünlerinde şart koştuğu gıda ve ilaç idaresi yönetmeliklerine uygun üretim yapıyoruz’ dedi ve ekledi: ‘Yılda 30 milyon kutu konserveyi iç piyasanın yanısıra ABD, Çin ve Afrika ülkelerine satıyoruz. Uzun yıllardır AB ülkeleri ile ABD’ye çeşitli konserveler ihraç ediyoruz. Bütün mamullerimizden gönderdiğimiz ABD’ye önceki yıl ilk kez 500 koli hamsi konservesi ihraç ettik. Konserveler çok beğenilmiş. Bunun üzerine ABD’deki bir firma bizimle irtibata geçti ve gönderebileceğimiz kadar hamsi konserve istedi. Tabii bizim de uzun yıllardır iç piyasada oluşan müşteri kitlemiz var. Yılbaşından sonra tarafımıza bildirecekleri talep doğrultusunda ihtiyaçlarını karşılamaya çalışacağız.’
Olimpiyat’a BORDO MAVİ Akın
Bu yıl Trabzonsporun ligde gösterdiği başarılı performans taraftarların tribünlere olan ilgisini artırdı. Alınan güzel sonuçlar taraftarların içindeki şampiyonluk hayalini alevlendirdi. şimdiden şampiyonluk konuşulmaya başlandı. Bu güzel tablo taraftarlarında birbirine kenetlenmesine aracı oldu. Bunun en güzel örneğini 16. haftada olimpiyat statında göstermek için taraftarlar ve bütün Trabzonspor sevdalıları çalışmalara başladı. Herkesin dilinde aynı sözler dolanıyor ” HEDEF 70 BİN KİŞİ” “OLİMPİYAT BİZE DAR GELİR” ”OLİMPİYATA BORDO MAVİ AKINI” Taraftar grupları merkezi bölgelerde toplanmak için şimdiden organizasyonlara başladılar. Toplanma alanlarında ve stata gidene kadar yol boyunca eğlenceler eksik olmayacak şüphesiz. Araçların radyolarından kemençe eşliğinde bordo mavi sesleri yükselecek. Yollarda horon halkaları görürsek şaşırmayalım.
TDF (Trabzon Dernekleri Federasyonu) ve ŞALFED (Şalpazarı Denekleri Federasyonu) olimpiyat statına yapılacak BORDO MAVİ taraftar akını için taraftarların karşılaşma ihtimali olan zorlukları gidermek ve olimpiyat statını şölen alanına çevirmek için çalışmalara başladı. Öncelikle taraftar akınının trafik çilesine dönüşmemesi için taraftarların toplu taşıma araçlarını kullanılmayı tercih etmeleri gerektiğini söyleyen Federasyon yetkilileri bunun için İETT ile görüşmelerde bulunarak taraftarların rahat ve toplu halde stata ulaşmasını sağlayacak ek seferler koydurmak çabasında olacaklarını bildirdiler. Ayrıca maç gününe kadar taraftarların maça gelmelerini teşvik etmek, statın tamamen dolup taşmasını sağlamak için çalışmalarda da bulunacaklarını bildiren Federasyon yetkilileri olimpiyat statında başka hiçbir takımın hiçbir taraftar topluluğunun yapamayacağını Trabzonspor taraftarının başaracağına inançlarının sonsuz olduğunu dile getirdiler.
HAYAL OLİMPİYATTA GERÇEK OLACAK
AKIN AKIN GELİYORUZ & ŞAMPİYONUZ BİLİYORUZ
Öğretmenim
ÖĞRETMENİM
Hecelerle yazışmayı
Kelimeyle konuşmayı
Cümlelerle buluşmayı
Siz öğrettiniz, öğretmenim
Yanlış doğru ayırmayı
Haklı haksız kayırmayı
Kötülükten sıyrılmayı
Siz öğrettiniz, öğretmenim
Anne baba aileyi
Sevmeyi ve sevilmeyi
Kardeş kardeş geçinmeyi
Siz öğrettiniz, öğretmenim
Vatan millet Sakarya’yı
Başkent olan Ankara’yı
Bölge bölge haritayı
Siz öğrettiniz, öğretmenim
24/11/2009
“Ulusları kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir.” M.K. ATATÜRK
Bizleri geleceğe taşıyan kutsal emekçilerimiz, sevgili öğretmenlerimiz
“ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN”
Erkan OCAKLI Rahmetle Anıldı
Trabzon Dernekleri Federasyonu Gençlik Kolları Büyük üstad Erkan OCAKLI’ yı ölümünün 2. yılında rahmetle andı. TDF Gençlik Kolları üyesi Abdullah AYAZ tarafından önce üsküdar Katibim restaurantta büyük üstad Erkan OCAKLIYI anmak üzere buluşan sevenlerine,sanatcı dostlarına, basın mensuplarına, TDF Yönetimi ve Gençlik Kollarına kahvaltı yemeği verildi. kahvaltıda duygularını ifade etmek üzere ilk olarak büyük üstadın eşine söz verildi. ardından üstadın sanatcı dostları Kamil SÖNMEZ, Adnan YILMAZ, Yılmaz KASAPOĞLU, Zihni CİNAN, Necati SELVİTOP duygularını ifade ettiler. Son olarak kahvaltıya evsahipliği yapan Abdullah AYAZ, TDF Gençlik Kolları Başkanı Arif KURUMAHMUT, ve TDF Genel Başkanı Nurettin TURAN duygularını ifade ederk katılımlarından dolayı teşekkürlerini bildirdiler. Sanatcı dostları üzerine basa basa üstadın türkülerini kullanıpta burada bulunmayanlar üstada vefasızlık etmektedir, Ocaklı üzerinden reklamlarını yapmaktadırlar diye söylediler.
Üsküdar Karacaahmet 5. adadaki kabristanı başında Yasin, Tebareke, Amme ve Fatihalar okuyarak üstadı rahmet ve dualarla andılar. Büyük Üstadın kabristanı başında değerli sanatcımız Yusuf Cemal KESKİN’in söylediği “ERKAN OCAKLININ TÜRKÜLERİ İLE KARNINI DOYURANLAR NEDEN BURDA YOKLAR ” sözü kulaklara küpe olacak türden üstada yapılan vefasızlığın dışa yansıması olarak değerlendirilebilir. Üstadı anma merasimine anadolu ajansı ve yerel basın mensuplarıda katıldılar. merasimin bitiminde Üstadın eşi Erkan OCAKLI’ yı unutturmama mücadelesinden dolayı TDF gençlik Kollarına teşekkür etti. TDF Genel Başkanı Nurettin TURAN bundan sonraki yıllarda yapılacak olan anma merasimlerinin Erkan OCAKLI’nın büyüklüğüne yakışır şekilde gerçekleştimenin mücadelisi içinde olacaklarını bildirdi.
Trabzon Dernekleri Federasyonu Hız Kesmiyor

31 EKİM’DE KARADENİZ’İN KALBİ TRABZON’DA ATACAK
Trabzon Dernekleri Federasyonu Trabzon’da
31 Ekim Pazar günü KTÜ’de TDF ve KASTOB’un ortaklaşa düzenleyecek olduğu Trabzon Kurultayı için 27 Ekim Çarşamba günü gençlik kolları Trabzon’a ayak basarak ön çalışmalarını tamamladı.
Gençlik Kolları çalışmalarından 2 gün sonra, Trabzon Dernekleri Federasyonu yönetim kurulu KTÜ’yü ziyaret ederek yapılacak olan program için son fizibilite çalışmalarını yaptılar.
Trabzon Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Ayaz “Programa 2 gün kala tüm hazırlıklarımızı tamamladık.Tüm hemşehrilerimizi bu programda aramızda görmekten mutluluk duyarız.”dedi









![ogretmenler-gunu[1] ogretmenler gunu1 255x300 Öğretmenim](http://www.yoremizden.com/wp-content/uploads/2010/11/ogretmenler-gunu1-255x300.jpg)








